… Kemalistlerden çektiği kadar

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 22.91 Kb.
tarix29.10.2017
ölçüsü22.91 Kb.

Kemalistlerden çektiği kadar

Baskın Oran

Evet, Atatürk hiçbir şeyden çekmedi “Kemalistler”den çektiği kadar. Resimleri esnaf dükkânlarında demirbaş eşya, hatta kaplumbağa kabuğu, gözboncuğu, sarımsak muamelesi göregeldi. Laik insanın Anıtkabri Kâbe, Nutuk’u Kuran oldu. Büstü trenlerde seyahat ettirilip geçit törenlerinde koşturuldu; putlaştırıldı. Bunlar, “Çocuk, doktrin haline getirmeyelim, dondururuz” demiş büyük adama büyük hakaretler idi. Değil doktrin, resmen din haline getirildi Kemalizm. Bir miktar “eğitim” icabı (Sakallı Celal!), bir miktar da menfaat.

Ama Atatürk bugüne kadar hiç gerizekâlı ilan edilmemişti. Bunu yapmak Sözcü gazetesine nasip oldu. 10 Kasım sayısının kapağında “Atam Yaşasaydı” diye bir fotoroman yayınladı. Küçük olan ilk dört karenin ikisinde Atatürk A.Gül’ü ve T.Erdoğan’ı fırçalıyor, onlar da başlarını eğiyordu. Diğer iki karenin birinde Atatürk K. Kılıçdaroğlu’na “Öyle türbanmış, afmış, bırakın bunları. Altı oku özümsetin”, Org. I. Koşaner’e de “Rejimi koruyun. Orduyu parçalamayın, suça karışmayın” diye öğüt veriyor, onlar da “Haklısınız Paşam”, “Emredersiniz komutanım” diye arz-ı ubudiyet eyliyorlardı.



Esas olay büyük karede

Buraya kadar esprili bile sayılabilir; ideolojik espri ne kadar espriyse. Gerizekalı yerine koyma felaketi bundan sonra, aşağıdaki büyük karede. Atatürk sokakta, halk arasında. İnsanlar acı acı ekonomik durumlarından yakınıyor. Bir şahıs “Ben emekliyim Paşam, sadaka gibi zam verdiler” diyor. Bir genç kadın “Ben öğretmenim paşam. Sokaklarda sürünüyoruz” diyor. Bir genç adam “Ben işçiyim Paşam. Açız, aç” diyor. Bir diğeri “Ben memurum Paşam. Kuş kadar zam yapıyorlar” diyor. Bir başkası “Ben işsizim Paşam. Kahve köşelerinde çürüyorum” diyor. Bir başkası “Ben esnafım Paşam. Siftahsız dükkan kapatıyoruz”.

Bunlara karşı Sözcü’nün Atatürk’e ne söyletmesini beklerdiniz? Herhalde “Bu iktidar sizi fakr-u zarurete mahkum etti!” türünden bişey. Ama herhalde şu değil: “Bölünmeyin. Ülkenize sahip çıkın. Laik ve demokratik çizgiden kopmayın”. Ama “Cumhuriyetin Gözcüsü” maalesef aynen bunu söyletiyor Atatürk’e. İnsan bu kadarına da inanamıyor. “Ekmek bulamıyorlar” şikâyetine Marie Antoinette’in “O halde pasta yesinler” cevabı bunun yanında basit kalıyor.

Atatürk’ün kimi yönleri, mesela Dersim kıyımı veya tamamen suçsuz rakiplerini karakuşi İstiklal Mahkemeleri marifetiyle hapis ve hatta idam ettirmesi tarihte kalmış sayılabilir. Bir devrimin başındaki mecburi aşırılıklardır diye geçiştirilebilir. Her şey mümkün. Zaman çok şeyleri kapatan bir örtüdür. Ama 1920’lerin fikirlerini 2010’da aynen sürdürmeye çalışarak ülkeyi böylesine geri bıraktırmak aklın alacağı iş değil. Üstelik, bunu yaparken bazıları kendilerini o kadar zorluyorlar ki, lafı önce tersinden anlamayı beceriyorlar, ondan sonra da o ters anladıklarından kalkarak “Kemalizm” yani Korku Tüneli inşa ediyorlar. Akıl alır gibi değil. Sayısız örneklerden birini aynen vereyim:



İdeoloji körlüğü” zor meslek

İnternetten “Çok Önemli!” kaydıyla gelen mesaj aynen şöyle başlıyor: “Hepimize düşen görev, bu maili şimdiden, adres bloğunuzdaki herkeze iletmek olmalı, zaten ciddi rejim değişikliği tartışmaları yaşanan bu günlerde, artık uyanmak lazım. Aksi halde çok şeyi yitirmiş olacağız. Bu kez seçimlerin, referandumdan da önemli olduğunu bilerek geleceğimize dair görevlerimizi hatırlamalıyız. Dostlarımıza ve duyarlı kişilere bu bilgiyi aktarmalıyız. Onlar nasıl çalışıyorlar, işte kanıtı.”

Kanıt da şöyle: “Sabah okuduğum haber beni hayrete düşürdü: ‘Erdoğan told that the government is considering moving the parliamentary election one month forward. Turkey was scheduled to hold the election on July 22. Habere göre, seçimleri 1 ay erteliyorlarmış. Tam yazın ortasına, Ramazanda ve Şeker bayramından bir hafta önce seçim olması planlanıyor.”

Bir saniye ara verelim: Bu İngilizce cümlede geçen “moving… one month forward” terimi, arkadaşımızın anladığının tersine “ertelemek” değil, “öne almak” demek. Şahsın İngilizcesinin yetersiz olmasına imkan yok çünkü Türkiye’deki seçim haberlerini İngilizce kaynaktan okuyor. Üstelik, aralarda yine İngilizce deyimler ve “aksiyon almak” gibi tercümeler kullanıyor. Muhtemelen ABD’de yaşayan bir ulusalcı. Anadili gibi İngilizce bilmesi gerektiği için tamamen “ideoloji körlüğü” vaziyetleri. Devam edelim, çünkü esas teori üretme olayı bundan sonra:



Yanlış çeviriden teori üretiyor

“Üşenmedim ve hayatımda ilk defa bir sene sonraki bayram tatili ne zamana geliyormuş diye takvime baktım. Seneye (2011) Şeker bayramı 28 Ağustos Pazar’a denk geliyor. Yani 27 Cumartesi-31 Çarşamba dahil tam 5 gün tatil var. Çoğu AKP karşıtı oy veren kesim zaten o tarihlerde yaz tatilinde olacak, Özellikle bu kesim şeker bayramı tatil ile yıllık iznini birleştirip “birtek ben vermesem de bişey olmaz” mantığı ile bu referandumda bizzat kanıtladığı gibi tatilini kesmeden ve hatta bilerek devam edecek…bunu gören hükümet de madem siz deniz/kum/güneş/rakı/balık/kavun/ vb tatili çok seviyorsunuz buyrun size aynı taktiği birkez daha uyguluyorum diyor...” 

Daha iyi anlaşılması için açıyor: “Taktik aynı – AKP karşıtı kesim tatilini kesip oy vermeye gelmez….1 hafta tatil için ülkenin geleceği AKP’ye emanet edilir…verilmeyen her oy AKP’ye misli (sandalye sayısı) olarak döner… sonrası.. happily ever after… bebek’teki gibi değil… Endonezya’daki/Malezyadaki gibi… zaten yakında bebektekini de taşlayıp içindekileri sopalarlar, akılları başına gelir. Hep konuşuyoruz ama sıra aksiyon almaya gelince hiçbirşey yapmıyoruz diyoruz. Alın size tam bir sene öncesinden sadece bir adet ve çok basit yapabileceğiniz ama çooook önemli bir sorumluluk.”

Kıssadan hisseye varıyor sonunda: “Tatilinizi lütfen bunu bilerek ayarlayın – çevrenizdekileri de oylarını muhakkak kullanmaları konusunda uyarın.” Ve final olarak bir özdeyiş: “Kendisini başkalarının kurtarmasını bekleyen kişiler yalnızca kölelerdir.”






Dostları ilə paylaş:
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə