1-FÂTİha sûresi



Yüklə 5,15 Mb.
səhifə95/103
tarix20.11.2017
ölçüsü5,15 Mb.
#32303
1   ...   91   92   93   94   95   96   97   98   ...   103

86. TÂRIK SÛRESİ


Mekke döneminin başlarında, Beled sûresinden sonra indirilmiştir. Adını, birinci ayetinde geçen ve Kur’an’a işâret eden “Târık: parlak yıldız” kelimesinden almıştır. 17 ayettir.

Rahman ve Rahim olan Allah’ın Adıyla!

Beni yoktan var edip üstün yeteneklerle donatan ve kulluk göreviyle yeryüzüne göderen sonsuz şefkat ve merhamet sahibi yüce Rabb’imin adıyla, O’nun verdiği güç ve yetkiye dayanarak ve yalnızca O’nun adına okuyor, söylüyorum:



1. Düşün, ey insan: Şu uçsuz bucaksız gökyüzüne ve Târık’a andolsun!

2. Bilir misin, nedir bu Târık?

3. O Kur’an, inkâr ve cehâlet karanlıklarını delip geçen ve hakîkate susamış gönülleri iman ve nurlarıyla aydınlatan parlak bir yıldızdır.

4. Herkes üzerinde, mutlaka onu koruyan, denetleyen ve yaptıklarını bir bir kayda geçiren bir gözetleyici melek vardır.

Bunun için delil mi istersiniz?



5. O hâlde insan, hangi şeyden yaratıldığına bir baksın:

6. O, atılgan bir sudan yaratılmıştır.

7. Erkeğin omurga ile kadının kaburga kemikleri arasından süzülüp çıkan ve uygun bir ortamda birleşip döllenen bir damla sudan.

8. İşte, insanı yoktan var eden Allah, elbette onu öldükten sonra yeniden hayata döndürüp hesaba çekmeye de kâdirdir! Bu ne zaman mı gerçekleşecek?

9. Büyük Mahkemenin kurulacağı ve kalplerde gizlenen bütün inançların, düşüncelerin, niyetlerin, sevgilerin ve kinlerin ortaya döküleceği Gün!

10. İşte o zaman, insan ne kadar çaresiz olduğunu anlayacak ve ne kendisini kurtaracak bir gücü olacak, ne de elinden tutacak bir yardımcısı!

11. O hâlde, yemin olsun, şaşmaz bir ölçü ve düzen içinde, her biri kendi yörüngesinde dönmekte olan gök cisimlerine! Ve suyun denizlerden buharlaşıp yükselerek bulutlara dönüştüğü, sonra yoğunlaşıp tekrar denizlere döndüğü muhteşem bir dolaşım sistemine sahip olan geri dönüşümlü göklere!

12. Ve topraktan başını çıkaran yemyeşil filizlerle lime lime çatlayan yeryüzüne ki,

13. Gerçekten bu Kur’an, her konuda son sözü söyleyen, en mükemmel hükümleri veren ve iyi ile kötüyü, güzel ile çirkini birbirinden ayırt eden bir ilâhî sözdür!

14. Mesajı anlaşılmadan, üzerinde düşünülmeden, öylesine okunup geçilecek boş bir lâkırdı değildir!

15. Buna rağmen zâlimler, birtakım iftiralarla, sinsi propagandalarla zihinleri bulandırıp Kur’an’dan uzaklaştırmak amacıyla birtakım entrikalar düzenliyor, plânlar kuruyorlar.

16. Fakat siz hiç endişe etmeyin; Ben de bir plân kuruyorum! Hem de, kâfirlerin tuzaklarını başlarına geçirecek müthiş bir plân!

17. Öyleyse, ey Peygamber! Rabb’inin hükmü gelinceye kadar, inkârcılara biraz süre tanı; ilâhî gazâb başlarına çökmeden önce, azıcık daha mühlet ver onlara!

87. A’LÂ SÛRESİ


Mekke döneminin hemen başlarında, Tekvir sûresinden sonra indirilmiştir. Adını, birinci ayetinde geçen ve Allah’ın yüceliğini dile getiren “el-A’lâ: en yüce, en değerli, en büyük” kelimesinden almıştır. 19 ayettir.

Rahman ve Rahim olan Allah’ın Adıyla!

Beni yoktan var edip üstün yeteneklerle donatan ve kulluk göreviyle yeryüzüne göderen sonsuz şefkat ve merhamet sahibi yüce Rabb’imin adıyla, O’nun verdiği güç ve yetkiye dayanarak ve yalnızca O’nun adına okuyor, söylüyorum:



1. Ey insan! Sonsuz kudret ve yücelik sahibi Rabb’inin ismini tüm evrene ilan ederek; hem kalbinle, hem de söz ve davranışlarınla O’nu övgüyle anıp yücelterek ve O’nun buyruklarını, hükümlerini dâimâ yüreğinde ve gündeminde canlı tutarak, en içten duâ ve yakarışlarla tesbih et!

2. O Allah ki hayatı ve evreni yoktan var etti ve tüm varlıkları, yaratılış amacına uygun şekilde düzenledi.

3. O Allah ki, evrene yerleştirdiği yasalar çerçevesinde, her şeyi mükemmel bir ölçü ve dengeyle ayarladı ve her varlığı belli özellik ve fonksiyonlarla donatarak insana, varoluş gayesine giden yolu gösterdi.

4. O Allah ki, rengârenk çiçekleri, tatlı meyveleri ve huzur veren manzarasıyla seyrine doyum olmayan yemyeşil bitkileri yetiştirdi.

5. Ve sonunda onu, kuruyup kararmış çöp yığınına çevirdi. İşte bu göz kamaştıran dünya nîmetleri de bir gün böyle yok olup gidecektir. Öyleyse; dünyanın gelip geçici nîmetlerine takılıp kalmamalısın. Seni ebedî âhiret yurdunda gerçek kurtuluşa iletecek rehbere, bu ilâhî kelâma sımsıkı sarılmalısın. Bunun için:

6. Eğer sen samîmî bir kalple Kur’an’a yönelirsen, sana bu kitabı bizzat Biz okutacağız ve sen öğrendiklerini unutmayacaksın.

7. Allah’ın unutturmayı dilediği bilgiler hariç. Çünkü insanın bilgisi sınırlıdır; oysa O, yaratılmışların kavrayışına açık olanları da en mükemmel şekilde bilir, gizli kalanları da.

8. Böylece, bu mesajı doğru anlaman, uygulaman ve başkalarına tebliğ etmen için Biz sana yardımcı olacak, dosdoğru cennete götüren bu kolay yolda sapmadan, kaymadan yürümen için sana bütün zorlukları kolaylaştıracağız.

9. Öyleyse, öğüt faydalı olacaksa, öğüt ver!

Hakikati bütün delilleriyle ortaya koyduğun hâlde, seni dinlemeyen ortaya konan bunca delilleri düşünmeyen kibirli ve inatçı kimselere gelince, onlarla kısır tartışmalara girme; bunun yerine, bu çağrıya kulak verecek tertemiz gönüllere ulaşıncaya dek, bıkıp usanmadan tebliğine devam et! O zaman göreceksin ki:



10. Allah’a saygı duyan ve onun azâbından korkan kimse, okuduğun ayetlerden öğüt alıp Rabbinin çağrısına uyacaktır.

11. Mutsuzluğu tercih eden bedbaht ise, bu öğütten yüz çevirecektir.

12. İşte o, öte dünyada korkunç bir ateşe girecek!

13. Ve orada öyle amansız bir cezaya mahkûm edilecek ki, ne ölüp kurtulacak, ne de doğru dürüst yaşayacak!

İman edenlere gelince:



14. O Gün kesinlikle kurtuluşa erecektir; günah kirlerinden arınan,

15. Ve Rabb’inin ismini anıp namaz kılan!

16. Ne var ki, siz ey gâfiller, dünya hayatının basit ve gelip geçici zevklerini sonsuz âhiret nîmetlerine tercih ediyorsunuz.

17. Oysa âhiret nîmetleri, hem dünyadakilerden daha kıymetli, hem de süreklidir.

O hâlde, ey insanlar! Bütün Peygamberlerin insanlığa getirdikleri mükemmel islâm dinini yeniden ve tüm berraklığıyla ortaya koyan bu son ilâhî çağrıya kulak verin:



18. Hiç kuşkusuz bu Kitapta anlatılanlar, önceki kutsal sahifelerde bildirilmiş olan evrensel mesajların aynısıdır.

19. Yani bunlar, tevhid mücâdelesinin birer peygamberi olan İbrahim’e ve Mûsâ’ya gönderilen sahifelerde dile getirilen mesajlardır.

Yüklə 5,15 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   91   92   93   94   95   96   97   98   ...   103




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin