13. AĞIr ceza mahkemesi ( cmk 250 maddesi İle yetkiLİ ) duruşma tutanağI



Yüklə 0,61 Mb.
səhifə5/8
tarix07.04.2018
ölçüsü0,61 Mb.
#47281
1   2   3   4   5   6   7   8

Sanık Doğu Perinçek söz istedi verildi” Sayın başkanım sayın yargıçlarımız şimdi size arz edeceğim konu 16 Ekim 2000 tarihinde o zaman başbakan bulanan Sayın Bülent Ecevit’e başbakanlık makamına gönderdiğim 8 sayfalık ve 7 ekli dosyayla ilgilidir. Bu dosyada 80. yılında Cumhuriyet ilanının Ankara’da üniversitelerin düzenlediği miting ve yürüyüşte ordu göreve pankartını açan grupla ilgili başbakanlıktan ve MİT müsteşarlığından bir soruşturma, araştırma yapılamasını talep ediyoruz bu dosyanın bir özelliği de işçi partisinde gönderilen evrak içinde bulunduğu için yapılan aramada el konmuştur. Dava dosyasında da bir örneği bulunmaktadır. Sayın iddia makamının da dikkatle izlemesini diliyorum burda şu bakından bu hem bizim davamız açısından hem de 551/2009 numarada kayıtlı soruşturma numarası İkinci iddianame diye anılan davayı da yakından ilgilendirmektedir ve içinde yalnız o 2003 yılı Ekim ayındaki üniversite miting ve yürüyüşüyle ilgili değil ta 2000 yılından başlayarak bu Ergenekon tertibiyle ilgili çok önemli bilgiler bulunmaktadır. Ben sayın üyelerimizin dosyayı dikkatle izlediklerin, incelediklerini, sorularından da anlıyorum bu dosyaya da bir göz atılmasını özellikle arz ediyorum bu dosyanın örneğinin başbakanlığa bir yazı yazılarak getirtilmesini arz ediyorum. Şimdi sayın başkanım 16 Ekim 2000 tarihinde Sayın Bülent Ecevit başbakan Ankara diye başbakanlığa bir arz ve talepte bulunuyorum resmi işçi partisi genel başkanlığı olarak özü başbakanlığa bağla Milli İstihbarat Teşkilatının işçi partisi İstanbul öncü gençlik içinde örgütlemiş olduğu kışkırtıcı ajan hücresi ve samsun öncü gençlik içindeki ajan faaliyeti nedeniyle soruşturma açılması ve tertiplenmekte olduğunu öğrendiğimiz, tertiplenmekte olduğunu öğrendiğimiz, buda çok önemli tarih 16 Ekim 2000 provokasyonların önlenmesi talebi; bir başbakanlığa bağlı Milli İstihbarat Teşkilatının işçi partisi İstanbul öncü gençlik içinde örgütlemiş olduğu kışkırtıcı ajan hücresi, böyle bir ajan hücresi örgütlenmektedir diyoruz bu hücrenin başında Gökçe Fırat Çulhaolğu adlı kişi bulunmaktadır. Adını veriyoruz burda maddeler halinde 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 13 madde halinde bu Gökçe Fırat Çulhaoğlu yani ordu göreve pankartını 3 sene sonra açacak olan grupla ilgili parti içinde yürüttükleri yasadışı tertiplerle ilgili bütün bilgileri belgeleriyle birlikte anlatıyoruz diyoruz ki bunlar tatil ve eğitim kamplarında, yasal olarak jandarmaya bildirilerek yapılan tatil ve eğitim kampları var burada Gökçe Fırat Çulhaoğlu yani bu ordu göreve pankartını 3 sene sonra açtıracak grubun lideri kışkırtıcı açıklamalarda bulunmuş ve bu açıklamaları videoya kaydettirmiştir. Partiden gizli olarak bunları yapmıştır. çekilen kayıtlar video kayıtları soruşturmaya başladığımız ocak 2000 tarihine kadar parti yönetiminden gizlenmiş ve Milli İstihbarat Teşkilatına verilmiştir. Geçen duruşmada Ümit Oğuztan burda kalktı dedi ki bana dedi önce gençlik kampından bazı 2001 yılı Mart başında gözaltına alındığım zaman bazı görüntüler emniyette gösterildi, benimde haberim yoktu burada öğrenmiş oldum biz başka kaynaklardan bunu öğrenmiştik ve benim 1998 yılındaki tutuklamam sırasındaki manşetlerden, gazetelerde bunlar yalan haberler verilmişti. Şimdi Sayın Ümit Oğuztan beyanatıyla da bir kez daha doğrulanmış oluyor. Devam ediyoruz Haziran 98’de ABD ile yapılan gizli mutabakattaki ifadeyle bunu da belgesini biraz sonra arz edeceğim ABD’yi rahatsız eden geçler kapsamı içinde görülen işçi partisine karşı başarısızlıkla sonuçlanan bir operasyon yürütüldüğü, 24 Eylül 98 günü 15 bin polis ve jandarma seferber edilerek işçi partisinin 540 örgüt merkezinde aramalar yapıldı ve genel başkan ile genel sekreter gözaltına alınıp tutuklandı, sahte olduğu mahkemece tayin edilmiş bilirkişi ve emniyet ekspertiz raporları ve iki ayrı kesinleşmiş mahkeme kararıyla saptanan uydurma belgelerle sahnelenen bu tertibin amacı ABD ile mutabık kalındığı üzere işçi partisini kapatmaktı. Bu malzemelerin imal edilmesinde sahte mektupları hazırlattığı PKK itirafçısı Sami Demirkıran 2000 yılında başbakana diyorum ki işçi partisine karşı bir tertip yapıldı sahte mektuplar düzenlendi bu mektupları düzenleyen Sami Demirkıran şimdiki adı Özgür Savaş yanında önce gençlik içine sızdırdığı Gökçe Fırat Çulhaoğlu adındaki kışkırtıcı ajanı da kullanmıştır. Bu şu bakından çok önemli şuanda ben bana sahte mektuplarla komplo kuran, beni hapse attıran Sami Demirkıran’la aynı Ergenekon örgütünün lideri olarak yargılanıyor şemada da hem benim adım var hem Sami Demirkıran’ın yani ben 2000 yılında örgüt 1999 yılında kurulduğu iddia ediliyor ya 2000 yılında diyorum ki bu adam bana sahte mektuplarla bir tertip düzenledi ve beni hapse attırdı kim Sami Demirkıran işte ben Sami Demirkıran’ın hapse attırdığını başbakana bildirdiğim sırada iddiaya göre Sami Demirkıran’la aynı gizli terör örgütünde birlikte faaliyet yürüteceğim iki düşman birbirlerini hapse attıran, öbürü onu şikâyet ediyor aynı terör örgütü ve Gökçe Fırat’ta o tertibin, o düzenlemelerin içinde video kayıtları da arşive kaldırılmıştır diyoruz yani MİT arşivine yine Gökçe Fırat Çulhaoğlu’nun yönetimindeki yani bu ordu göreve pankartı açanlar kampta katılan gençlere kendileri hakkında psikolojik analiz ve öz eleştiriler yazdırıldı gençlere diyorlar ki kendin hakkında psikolojik analiz yaz özeleştiri yaz bizim kamplarımızda, uygulamalarımızda hiç rastlamadığımız zaten bunun üzerine birden bire uyanıyor Allah Allah ne biçim uygulamalar bunlar ve bu analizlerin Gökçe Fırat Çulhaoğlu tarafından toplandığı dün Sayın Çetinbaş’ı avukat Çetinbaş’ı dinlerken bir Yargıtay içtihadından bahsetti dedi ki eğer örgüt üyesi böyle öz eleştiri, öz geçmiş vesaire gibi belgeler verirse öz geçmiş belgeleri bu örgüt üyeliği olarak kabul edilmektedir Yargıtay içtihatlarına göre tabi ben bilmiyordum ben yargı uygulamasını çok yakından takip etmiyorum ceza hukukunda burada birden bire çok ilginç geldi yani özgeçmişler alıyor, 30 sayfalık, 20 sayfalık mesela bunların hepsi depolanıyor, götürülüyor onlarında emniyette veya belli yerlere verildiği o zaman anlaşılıyor çeşitli davalarda ilerde belge olarak kullanılmak üzere, 7 partimiz kışkırtıcı elemanı izleterek çeşitli yabancı şahıslarla buluşma ve görüşmelerini de saptamıştır. Milli İstihbarat Teşkilatı Gökçe Fırat Çulhaoğlu aracılığıyla İstanbul öncü gençlik içinde 3 veya 4 kişilik bir hücre kurmuştur. İşte o hücre mensuplarından biride ordu göreve pankartını açanların başında bulunan ve benimde sayın rektör Alemdaroğlu’na bu şahısların bu tür karanlıkla faaliyetleri vardır ve üniversiteye alınması ilerde sizin başınıza iş açacaktır diye adını bildirdiğim şahıs sonra Gökçe Fırat Çulhaoğlu tıpkı Mehmet Ali Ağca, Sami Demirkıran ve diğerleri gibi paranoit kişilik bozukluğu teşhisiyle tıbbı tedavi görmektedir. Biz o araştırma sırasında bunu da öğreniyoruz paranoit kişilik bozukluğundan tedavi görüyor. Hastanesini buluyoruz, hekimleriyle arkadaşlarımız görüşüyorlar bunları tespit ediyoruz maalesef, maalesef bizim devlet teşkilatımız böyle paranoit kişilik bozukluğu bu davada da çıktı bu ortaya sayın yargıçlar bakın bu dava paranoit kişilik bozukluğu, ahlaksız, ablasını efendim öldüren, yeğenini satan efendim bu tür adamlara dayanıyor veya ağır suçları olan vesaire ve yeniden bu tür adamlardan yararlanılmaya çalışılıyor sonra devam ediyoruz bunlar yetkili disiplin kuruluna sevk edilmiş ve partiden çıkartılmıştır. Kışkırtıcı ajan ile birlikte hareket etmekte ve tertiplere alet olmakta, direnenlerin de disiplin kurulu kararıyla partiyle ilişkilerine son verilmiştir. Bu ekibin bu kez başka örgütlere davamız açısından son derece önemli özellikle İstanbul üniversitesindeki Atatürkçü düşünce kulüplerini Yekta Güngör Özden çevresine ve CHP gençlik kollarına sokularak yeni tertiplerin hazırlanması için mevzilendirildiği saptanmaktadır. Sanki biz 3 sene evvelden bunların ordu göreve pankartıyla tekrar sahneye çıkacağını tespit ediyoruz. Atatürk’e ve Türk ordusuna karşı provokasyonlarda bulunduğu, gene Türk ordusuna karşı bir provokasyonda sahneye çıkacak ordu göreve 3 yıl evvel o tür provokasyonlar yapmış 3 yıl sonra gene o şekilde o kimliğiyle sahneye çıkacak video kayıtlarıyla saptanan biz video kayıtlarıyla saptadık yani kendileri videoya çekmişler sonra biz getir o videoyu demişiz nedir bu öğrenmişiz yok demiş bulamamış, çıkartamamışlar ondan sonra öğrenmişiz ki video belli yerlere götürülmüş verilmiş ve sonrada Ümit Oğuztan’a bile aynı video emniyette gösteriliyor. Bu nedenle işçi partisinden atılan elemanın emrinde çalışan iki unsur son ADD genel kongresinde pazıbentli kolluk hizmeti yapmış ve sivil polislere yardımcı olmuştur. MİT’in çeşitli örgütlere adam sızdırma, bu örgütleri ajanlar aracılıyla denetleme ve tertiplerde kullanma hastalığından vazgeçmediği görülüyor. Bu davada bu tür unsurların hangi rolleri oynadığına döne döne hep birlikte burda tanık olduk MİT müsteşarı 20 şubat 2000 tarihinde yayınladığı basın bildirisiyle o zaman müsteşar sayın Şenkal Atasagun kamuoyu önünde partimize ve aydınlık dergisine karşı mücadeleye devam edeceklerini ilan etmiştir. onun belgelerini de ekliyor. Tarih 20 Şubat 2000 şimdi son altı yoğun Disk, CD, onu bizlere verdiniz dün aldık avukatlarımız bakmışlar orda çok önemli tarih var belgelerin oluşturulma tarihi hepsi Mart 2000 aynı gün hatta 20 Şubat 2000’de diyor ki MİT müsteşarı biz işçi partisi ve aydınlıkla mücadele edeceğiz biraz sonra göstereceğiz bildiri yayınlıyor hiç siz MİT tarihinde MİT tarihinde bir örnek gösterebilir misiniz? Bir MİT müsteşarı çıkıyor bir parti ve bir gazete, dergi hakkında biz bunlarla mücadele edeceğiz diye bildiri yayınlıyor sitesine koyuyor ve basına veriyor. 20 Şubat belgelerin oluşturulma tarihi Mart 2000 yani hemen 10-15 gün sonra belgeler oluşturuluyor Tuncay Güney’in kullanıldığı kontur terör dairesine bağlı olarak oda çıktı duruşma safahatında, sürecinde neyi öğrendik MİT müsteşarlığı yolladığı yazıda dedi ki bu Tuncay Güney bizim şüpheli izlediğimiz bir şahısta daha sonra lav ettiğimiz yasadışı faaliyetleri dolayısıyla yasadışı faaliyetleri dolayısıyla lav ettiğimiz, kaldırdığımız kontur terör dairesine bağlı olarak çalıyordu neler yapıyor işte bizim o günden sezdiğimiz, gözlemlediğimiz, tespit ettiğimiz faaliyetler. Ve diyoruz herhangi yasal kaynağı bulunmayan bu mücadelenin yani MİT’in işçi partisi ve aydınlığına karşı ilan ettiğin mücadele bir cephesinin de kışkırtıcı ajan faaliyeti olduğu uygulamalardan anlaşılmaktadır. Yani sen neyle nasıl mücadele edeceksin bir patiye karşı yasal bir partiye karşı ne yapacaksın MİT olarak ne yapabilirsin hangi mücadeleyi, hangi kanunu mücadeleyi yapabilirsin MİT’in bir partiye karşı mücadele bir dergiyi karşı mücadele diye bir yasal görevi olabilir mi en fazla yapabileceğin şey elde ettiğin bilgileri Yargıtay başsavcılığına yollarsın kapatma davası açtırırsın veya savcılara gönderirsin ceza soruşturması açtırırsın bireysel sorumluluklarla ilgili olarak ama ben bir mücadele yürüteceğim diye ilan ediyor ve mücadelenin ne olduğu şimdi ortaya çıkıyor son günlerde izlediğimiz bazı olaylar ve bize ulaşan bilgiler süper NATO gladyo ve MİT’e bağlı ekiplerin genel başkanı ve partimize karşı bir takıp tertiplere girişeceği yönündedir. 20 Ekim’de bir takım tertiplerden bahsediyoruz Ekim 2000 Martta Tuncay Güney ondan 4-5 ay sonra gözaltına alınıyor zaten tezgâhlar kurulmuş, Tuncay Güney’e 10 yıllık vizeler alınmış vesaire tam tertibin merkezinde zaman olara yoğun içinde olduğumuz dönem gençlere suç işletme arkasından ajanlaştırma yöntemi uygulanmaktadır. O gençlerinde nasıl önce bazı suçlar işletilip ondan sonra ajan yapıldığını biliyoruz tabi burada ayrıntısın söylemeyi doğru bulmuyorum devam ediyoruz partimize ve önderlerine karşı Haziran 98’de başlayan operasyonun suikastları içeren vahim boyutları olduğu mahkemelerde yaptığımız savunma ve açıklamalarda kayda geçirilmiştir. Bu suikast girişimleri en son Alaattin Çakıcı’nın mesut Yılmaz hakkında Türkiye büyük millet meclisi soruşturma komisyonuna vardığı resmi ifadeleriyle bir kez daha doğrulanmıştır Alaattin Çakıcı bu ifadesinde Doğu Perinçek’i öldürmek üzere ABD ile antlaşma yapıldığını, suikastın Mehmet Eymür tarafından kendisine ihale edilmek istendiğini belirtmiştir. Türkiye büyük millet meclisi soruşturma komisyonu tutanağı ilgili sayfaları ve Cumhuriyet gazetesi ektedir diyoruz biraz sonra sunacağım 5 Mayıs ve 26 Mayıs 2000 bütün bu işleri bu karanlık işleri MİT içine yuvalanmış olan CIA ekibinin çevirdiği bilinmektedir. Buda doğrulandı nasıl doğrulandı MİT müsteşarlığının mahkeme dosyasına da giren yazısında ne diyor yasadışı faaliyette bulanan kontur terör dairesi Mehmet Eymür’ün başında bulunduğu lav edilmiştir. Kontur terör dairesinin yasadışı bazı faaliyetlerde bulunduğunu saptayan kim MİT müsteşarlığı ben değilim ama ben onu onlardan çok önce 2000 yılında görmüşüm bu karanlık işleri MİT içinde yuvalanmış olan CIA ekibinin çevirdiği bilinmektedir. MİT’de buna saptamış ve o daireyi yasadışı faaliyetlerde bulunduğu gerekçesiyle lav etmiş sonra ayrıntısına girmeyeceğim ikinci bir olay var buda çok ilginçtir yani davamızı ve bu tür davaların nasıl kuluduğu, nasıl tertiplendiği bakımından MİT samsun bölge başkanlığına bağlı resmi görevliler partimiz taraftarlarından Ö. Y’yi adını söylemiyoruz teşhir etmemek için korkutarak ve para vererek kendilerine bağlamaya ve ajanlaştırarak partimize karşı çeşitli tertiplerde kullanmaya çalışmışlardır. Ö. Y partimize müracaat etmiş, partimiz içinden bilgi toplanmasını ve partimize ait evrakı kendilerine getirmesini istediklerini bir takım görevlilerin isimlerini de vererek bize bildirmiştir. Ö. Y’ye dayatılan partideki tuvaletin ve çeşitli eşyaların yerlerini belirleme türünden işler başka bir amaçla açıklanamıyor. Daha kapsamlı tertipler yani sırf bilgi toplamak değil tuvaletin yeri, eşyaların yerleri vasaire bu tür bilgilerin partiye yönelecek terör eylemleri ve tertiplerde işe yaracağı açıktır. Ve bu olayı da uzun uzun anlattıktan sonra çok önemli bu uygulamaların geçmişte ne kadar ağır sonuçlar doğurduğu bilinmektedir yani bir takım yasadışı örgütler kurarak MİT’in bir takım operasyonlar yapması, ülkücü grupların Türkiye Hizbullah’ı denen örgütün ve uyuşturucu işine yönlenen sahte sol örgütlerin istihbarat servisleri tarafından çeşitli suçların işlenmesinde kullanıldığı itiraf edilmiştir. bu olgular Türkiye büyük millet meclisi susurluk araştırma komisyonuna tarafından yürütülen araştırmada belgelendiği gibi dikkatinize sunarım NATO‘ya bağlı ülkelerin devlet adamları tarafından da açıklanmıştır. Örneğin federal Almanya parlamentosunda yani bundestak oluşturulan gizli servis faaliyetlerini araştırma komisyonu başkanı Andreas fonblok Alman gizli servisi BND yani bundes Nakhin Dist ve MİT içinde federal Almanya, gizli servis faaliyetlerini araştırma komisyonu başkanı söylüyor bunu Fonblok diyor ki hem alman istihbaratın hem MİT içinde CIA’ya bağlı ekipler olduğunu bu ekiplerin çeşitli siyasal örgütlerde faaliyet yürüttüğünü açık açık anlatmıştır. Bunu da almanca belgeleriyle vesaire başbakanlığa gönderiyoruz o tarihlerde partimiz Hizbullah’ın Diyarbakır çevik kuvvet merkezinde eğitildiğini daha 1992 yılında açıkları ve bu örgüt hakkındaki gerçekleri 8 yıl ısrarla vurguladı diyoruz ki Hizbullah 1992 yılında çevik kuvvet merkezinde, polis içinde Diyarbakır’da, jandarma değil polis içinde onu jandarma diye iddianame değiştirmiş jandarma içinde olduğu zaman biz jandarma içinde diye açıklarız 8 yıl ısrarla vurguladık diyoruz Hizbullah’ın 94 yılından itibaren MİT içindeki CIA ekibinin yani kontur dairesi başında bulunan o zamanki kontur terör dairesi başkanı Mehmet Eymür tarafından yönetildiği de yine işçi partisi tarafından birkaç kez açıklandı ne var ki kamu kurumları Hizbullah örgütünün suçlarını ancak 2000 yılında keşfetti. 2000 yılına kadar kesti, biçti, öldürdü, gömdü, betona gömdü arkasındaki sorumluları ise hale gizliyor MİT içindeki CIA ekibinin karıştığı suçların üzerine gidilmeyişinin sonuçlarını ne yazık ki masum insanlar çekmiştir bu tür ağır suçların önlenmesi Türkiye için yaşamsal önem kazanmıştır tarih 2000 burda da sayın başkanım haklı çıktık. MİT müsteşarı sayın bugünkü müsteşar Emre Taner yıldız gazetesinde MİT Hizbullah’ı kullandı diye o dehşet verici açıklamayı yaptı onu da kupürünü size arz edeceğim kupürünü getireceğim bizzat MİT müsteşarı Emre Taner gazetelere MİT Hizbullah’ı kullandı dedi. Bizde dedik ki nerde kullandınız mevlit mi okuttunuz, hatim mi indirdiniz. Cinayet şebekesi bu devlet herhangi bir terör örgütüne karşı cinayet şebekeleri kurarak mücadele edebilir mi? böyle bir devlet olur mu? Böyle bir hukuk devleti olur mu buna devlet denir mi? orda da haklı çıktık. Partimize ve aydınlığa karşı biraz sonra niçin Hizbullah’tan bunda bahsettiğimi size belgesiyle anlatacağım partimize ve aydınlığa karşı MİT müsteşarlığı bildirisiyle ilan edilen mücadelenin neleri kapsadığı ve kapsayabileceği soruşturulmalıdır. Yani bize karşı bunlar neler yapacak araştırın, soruşturun, kanunsuz bir iş yapacak bunlar tarih 2000 ekim kanunsuz iş Ergenekon operasyonu ve talepler 1, 2, 3, 4, 5 diye esas olarak MİT’e bağlı hücre faaliyetlerini olası tertipler ve suçlar dikkate alınarak derhal durdurulması bizim içimize adam sokmayın, örgüt kurmayın bizim partimizin içinde tertipler yapmayın ve bunu derhal durdurun tarih 2000 Ekim MİT’in partimiz içindeki açığa çıkarılmamış ajanlarını derhal çekilerek bunları keşfettik herhalde keşfedemediklerimizde var bu tür yasadışı uygulamaların durdurulmasını sorumlular hakkında soruşturma yürütülmesi, 4 yasal bir pati ve yayın organına basın bildirisi yayınlayarak mücadele ilanında bulunan MİT yetkilileri hakkında idari soruşturma açılmasını ve gerekli işlem yapılması. 5 MİT’in gençler arasından ajan devşirmek için çeşitli tertiplere ve gözaltı operasyonlarına girişmesi yönündeki hazırlık ve uygulamalarına son verilmesini talep ederim saygılarımla. Sayın Ecevit’te bu dosya dolayısıyla aradı ilgi duyduğunu büyük bir ilgi gösterdi MİT müsteşarlığına dosyanın gönderildiğini efendim bu soruşturmanın dikkatle özenle yürütüleceğini vesaire birkaç kez beni arayarak rahmetli Ecevit bunu bildirdi şimdi sayın başkanım eklerinde şu var birinci ek biz bu Gökçe Fırat yani ordu göreve pankartı 3 sene sonra açacak olanların bu kışkırtıcı orduya yönelik provokasyonlarını parti içinde videolar çekerek, öz eleştiriler alarak herkese özgeçmiş yazdırarak böyle provokatif faaliyetlerini tespit ettikten sonra soruşturmuşuz ve disiplin kuruluna vermişiz fakat disiplin kuruluna verirken tabi disiplin soruşturması zaman alıyor ifadesi alınacak, şu olacak, bu olacak falan başkanlık kurulu olarak o zaman toplanmışız başkan kurulu karar defterinde fotokopisini ecevit’e gönderiyorum 13 ocak 2000 tarihinde fotokopisi tedbir olarak partiye bilgi verilmeden ve izin alınmadan baştan sona videoya kaydedilmiş bu provokasyon mahiyetindeki eğitimlere katılan gençlerden tek tek kişilikleriyle ilgili yazılı raporlar ve öz eleştiriler alınmasının partimizin devrimci geleneklerine ve çalışma tarzına aykırı olduğu başkanlık kurulu kararında ve sonuç itibariyle de bunları yapanların bir tedbir olarak diyoruz ki istifaya davet edilmesi yani seni disiplin kuruluna sevk ettik ama bulunduğun görevlerde parti görevlerinde kalamazsın gençlik içerisinde sen istifa et diye de her türlü ihtimale karşı başkanlık kurulu almışız kararı almışız karar defterine geçirmişiz ve buda çok önemlidir bakın burada başkan Doğu Perinçek genel başkan yardımcıları Hasan Yalçın rahmetli 27 mayıs devriminin önderi Suphi Karaman, Erol Bilbilig bunar aynı zamanda bu kararda imzası ve adı geçen bu dört kişi devletin yeniden yapılanmasını yazdılar diye Tuncay Güney’in ifadesine geçen ve suçlanan kişilerdir. Sonra ikinci ekte işçi partisi İstanbul il yönetim kurulu başkanlığına bir yazı yazmışsız bu kararla birlikte demişiz ki bunu bunlar böyle böyle faaliyetlerde bulunmuşlar bunları saptadık İstanbul il başkanlığı olarak derhal bunların disiplin kuruluna sevk edilmesini başkanlık kurulu olarak karar almış ve onlara yollamışız. Sonra yine Ecevit’e benim bir devlet operasyonu başlığı altında bir kitapta topladığım bu davanın da başı olan Sami Demirkıran, Tuncay Güney, Sami Demirkıran bana PKK güya mektup yazmış gibi patates mühürleriyle mektuplar düzenliyorlar Tuncay Güney beni hapse attırıyor. Siz beni Tuncay Güney ile aynı örgütten yargılıyorsunuz Tuncay Güney beni 2000 yılından önce Sami Demirkıran’la birlikte bu tertipler düzenleyip hapse attırıyor ve biz bunu saptıyoruz bütün işte bunların bulunduğu, bana partiye yönelik diğer tertipleri vesaire anlatan bir devlet operasyonu adlı kitabı Sayın Ecevit’e yollamışım yine vaktinizi almıyorum belgelemek için gönderdiğimiz soruşturma talebini önce gençlik dergisi, teori dergisi bunları da eklere koymuşuz fakat şimdi çok önemli MİT müsteşarlığının basında da çıkan 21 Şubat tarihinde basında çıkan demek ki 20 Şubat tarihinde bu bildiriyi yayınladı resmi bildirisi Cumhuriyette, Yenişafak’ta, sabahta çeşitli gazetelerde çıkmış hattı milliyette şu başlıkla çıkmış Atasagun aydınlık’a sinirlerdi başlığıyla çıkmış Atasagun kim 2002-2003 yılı temmuz ayında bir polis bize gönderdi diye bütün o 6 yoğun diski alıp ondan Ergenekon şemasını üreten ve bunu önce Genelkurmay başkanlığına Temmuz ayında arkasında başbakanlığa gönderen ve bugünde hepsi saçma sapandı güldüm ama Ergenekoncu derler diye yollamak zorundaydım yolladım diyen o zaman ki MİT müsteşarı şimdi o MİT müsteşarı bu davanın nasıl başladığının bende unutmuştum bunları size sunacağım için bir okuyunca tespit ettim nasıl bu dava başladı itiraf, itirafını size sunuyorum bir yayın organında aydınlık denen yayın organında uzun süredir yürütülmekte olan MİT ile ilgili menfi yayın kampanyası MİT ile ilgili menfi yayın kampanyası dediği ne Hizbullah’ı kullanıyorsunuz, kullanamazsınız suç işleyemezsiniz menfi mi bu fakat siz en sonunda Türkiye’nin başına yıkıldı bütün bunlar cevap veriyor MİT’te Hizbullah temizliği başlıklı tümüyle asılsız haber şeyi de saptamışız kontur terör dairesinin lav edildiğini, bunun sebebinin de Hizbullah olduğunu, yasadışı işler yaptıklarını ve lehlerine bir yayın yapmışız. MİT’te Hizbullah temizliği Hizbullah’ı örgütleyen kısım kontur terör dairesini MİT temizledi diyoruz o zaman MİT’te Hizbullah temizliği başlıklı tümüyle asılsız haber ve ayrıntıların tarafımıza cevap verilmeye değer hiçbir ciddi yönü bulunmaktadır. Ancak tüm görsel ve yazılı medyada yayınlanan ve terör örgütünden çıkan dokümanlarda ne olarak müşaade edilen bir gerçek Hizbullah tarafından katledilenlerin MİT ajanı olarak suçlanmalarıyla ilgili infaz edilmeleridir. Aydınlık yazı kadrosuna bu gerçek ile ortaya koymaya çalıştıkları senaryo arasındaki tenakuzu yani çelişmeyi birkaç kez daha düşünüp incelemelerini tavsiye ediyoruz yani burada ne diyor MİT’e Hizbullah’ı yönetenleri temizlediler diye yayın yaptılar hâlbuki bizde böyle bir şey yok biz MİT Hizbullah’ı yönetmedik ama daha sonra emre Taner çıkıyor diyor ki Hizbullah MİT tarafından kullanıldı diyor yani ama o zaman itiraf etmiyorlar fakat sonu çok önemli sayın başkanım ancak bundan böyle gereken mücadele yapılacaktır yani bir savaş ilanı yapıyor MİT müsteşarlığı tarih 20 Şubat 2000 yani belgelerin düzenlendiği tarih ol tane yoğun diski açalım Adnan Akfırat arkadaşım biraz bakmış o bana söyledi bundan 10-15 gün sonra Mart yani mücadeleyi hangi yöntemlerle yapacakların belirlemişler 10-15 gün içinde mücadelelerine başlamışlar aynı Hizbullah’ı yönetmedeki kanunsuzluklarını bu seferde Ergenekon tertiplerini 2000 Mart’ında o belgeleri hepsini aynı günde düzenleyerek gündeme sokmuşlar. Buda davamız açısından yani bu tertip nasıl kuruldu savaş ilan ederek, mücadele ilan ederek açıkça haklı konumda olan kim biziz Hizbullah’ı MİT kullanamaz dediğimiz için devam ediyorum sayın başkanım yine bir belge buda çok önemli aynı kapsamda bize karşı nasıl mücadele ediliyor. 3 Mayıs 2000 aynı tarihler peş peşe geliyor bunlar Alaattin Çakıcı Türkiye Büyük millet Meclisi susurluk komisyonu tarafından dinleniyor, TBMM tutanak müdürlüğü giriş 1200/1 tarih 3 Mayıs 2000 grup Emin sayfa 21’den Alaattin Çakıcı’nın ifadesinden bir bölümünü arz ediyorum. Mehmet Eymür bana bağlı olan kader arkadaşım olan birkaç tane ülkücüyü programlıyor ve benimle irtibata geçiyor çocuk yani ülkücü ağabey bu Doğu Perinçek senin içinde CIA ajanı dedi hiç öyle bir şey yok bunu koparalım mı diyor. O arada Amerika’da benim yanımda başka biri var oda sabahleyin kalkıyor evinden konuşuyordum diyor ki durup dururken ağabey bu Doğu Perinçek ölmek mi istiyor. Bunu öldürtelim mi? diyor onun üzerine biz bu işe engel oluyoruz yani Eymür orada iki tane ülkücüyü kullanarak Doğu Perinçek’i öldürtecek ihaleyi de bana yıkacak ve 2 yıldır benimle konuşmayan adam kardeşimi buluyor, servise çağırıyor Yeni mahalleye yani MİT müsteşarlığına binaya oradan ben arıyorum telefon konuşması bana Eymür vallahı billahi Alaattin ben senin için kötü düşünmedim senin hasımlarınla Yavuz Ataç görüşüyor MİT’çiler birbirlerin gammazlıyor sık sık görüşelim diyor. 2,5-3 yıldır bir kopmaz bağımız var birkaç gün sonrada beni arıyor işte tekrar bir şeyler düşünüyorsun biraz bekle diyor Mehmet Eymür bir şeyler düşünüyorsun biraz bekle benim bir şey düşündüğüm yok sen organize ediyorsun Doğu Perinçek’in işini dedim bunlarında acaba telefon kayıtları oluyor mu? MİT’ten yapılıyor konuşma ne zaman trafik kazası olunca Doğu Perinçek’in yayımladığı rapor gerçekleşiyor falan filan buda Türkiye Büyük Millet Meclisinin Mehmet Eymür’ü dinleyerek ve bu tabi raporlar basına da giriyor Amerika ile Doğu Perinçek’i öldürtmek için antlaşma yapılmıştı. Cumhuriyet gazetesinin 5 Mayıs 2000 yine Alaattin Çakıcı’nın ifadesinden aktarıyorum Amerika ile Doğu Perinçek’i öldürtmek için antlaşma yapılmıştı. Afganistan’da general Raşit Dostum, Usame Bin Ladin’i öldürtecekti karşılığında da ben Doğu Perinçek’i öldürecektim takas cinayet takası yapıyorlar Afganistan da general Raşit Dostum Usame Bin Ladin’i öldürecek, Türkiye’de de Alaattin Çakıcı buna karşılık Doğu Perinçek’i öldürecek karşılıkla Amerika ile antlaşma ver Doğu Perinçek’in kellesini al Usame Bin Ladin’in kellesini antlaşmasını yapıyorlar. Diğer gazeteleri uzun uzun bir birini tekrar ettiği için aktarmıyorum şimdi sayın başkanım bu dosya 2000 yılında başbakanlığa gönderilmiş ekim ayında ve açıkça bize yönelik bazı tertipler saptamışız bunu belgelemişiz bu tertipler partinin içine ajan sızdırmak, partinin içinde yasadışı işler yapı bunu videoya almak, orda aleyhtarı faaliyet yapmak tıpkı ordu göreve pankartı gibi hatta Doğu Perinçek’i öldürtmek ki bunu sayın Yargıtay başkanı Eraslan Özkaya’da o zaman gazetelerde birinci sayfa başlık oldu biliyorsunuz bir siyasi genel başkanını öldürteceklerdi o nedenle ben MİT’in bazı üst düzey yöneticilerini Yargıtay da kabul ettim başka nedenler söylendi Erarslan Özkaya efendim falancayla görüştü, filancayla görüştü MİT’ten işte Yavuz Ataç, Şenkal Atasagun esas o Orta Asya ya giden Kaşif Kozinoğlu ben bu Kaşif Kozinoğlu’yla görüştüm çünkü bana Alaattin Çakıcı ile ilgili olarak bir siyasi parti başkanı Doğu Perinçek’i öldürtecekleri vesaire nedeniyle Yargıtay’da onları kabul etmek zorunda kaldı ve görüştüm dedi açıkladı. Ve sonra bu kontur terör dairesi oda çok önemli yani bugün MİT’in yasadışı faaliyetlerini tespit ettiği ve Hizbullah’ı yönetende aynı ve o zaman bunlar suçu birbirlerinin üzerine attılar Şenkal Atasagun, Mehmet Eymür, Kaşif Kozinoğlu efendim Doğu Perinçek’i öldürtme suçunu Mehmet Eymür atin sitesinden Doğu Perinçek’i tabi bu kadar açık yazmadılar o istihbaratçıların benim anlayamadığım böyle karmaşık şifreli bir dilleri oluyor Doğu Perinçek’i siz öldürtecektiniz benim üzerime atmak için komplolar yaptınız diye yazılar yazdı. Sonra bu işçi partisine sokmaya çalıştıkları çocuk tarih sahnesine bir daha nerde çıkıyor ellerinde ordu göreve pankartıyla ve biz sayın rektörümüze de bunları bütün bildiğimiz için 2003 yılında o ordu göreve pankartını taşıyanlardan A. Ö baş harflerini söyleyim ismi gelecektir şeyde Ankara Asliye Ceza mahkemesine yazdığız yazıda A. Ö asistan olarak üniversiteye alınacağı zaman ha bu adamlar provokatör bunlar üniversiteye amaçlı, maksatlı olarak sokulmaktadır. Üniversitenin başına işler gelebilir diye tabi bizim mektubumuzla herhangi bir işlem yapmayacağını, bizim talebimizi kabul etmeyeceğini biliyorum ben rektörün ama ben kendi adıma vazifemi yaparım bunu belgelerim işte o belgelememizde bugün işe yaradı. O mektup iyi ki zaten bizim 1034 adet efendim yoğun diskti, kasetti, şuydu buydu, kâğıt evrakı saymıyorum bu hepsi bizim lehimize, şimdi arama yapalım gene bizim lehimize yazı yazdık 1998 yılında beraatla, aklanmayla sonuçlanmış 540 örgütümüzün 15 bin polis ve jandarmayla araması sonunda elde edilen bütün belgeler için tekrar yazı yazdınız biz memnunuz hepsinden ne gelecek hiçbir suça rastlanmamıştır. Ama şunu saptayalım bu Ergenekon olayı Tuncay Güney ile ordu göreve pankartı taşıyanlarıyla bakın ordu göreve pankartı önünde Sayın Alemdaroğlu ile Sayın Kemal Gürüz’ün resim fotoğrafları var kaşları çatılmış bu münasebetsizlik nerden çıktı havası içerisinde Türkiye’de bu gladyo Amerikan’ın Türk devletinin içerisine oturttuğu şuanda da faaliyetini sürdüren ve başında da Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan’ın ve Fethullahçı polis şeflerinin ve onlara bağlı ekibin bulunduğu ve devletin çeşitle kademelerinde mutlaka ordu içinde de vardır. Bu ahtapot ağı kökü kazınmadan Türkiye’den biz bu belalardan kurtulamayız ama bu bunun kökü bu yönetimle kazınmaz bunu bu yönetimle ne olur Türk vatanseverlerine karşı Ergenekon davaları açılır onunda sonu geliyor Türk vatanseverlerine karşı açılan bu Ergenekon dalgalarının da sonu geliyor çünkü Türk vatanseverliği dünyanın en güçlü vatanseverliklerindendir. O jön Türklerden gelen ittihattı terakkiden, kurtuluş savaşından, Mustafa Kemallerden o Türk vatanseverliğin kökü kazınamaz ve o Türk vatanseverliği bu tür tertiplerin hakkında gelecektir. Mahkemenize tertibi ordu göreve pankartını öbür davada da şimdi bunlar çıkacak karşımıza adam ordu göreve pankartıyla gene neden darbe tezgâhı kurulmuş, benim kanaatim burda hep konuşuldu Türkiye anayasa mahkemesi tarafından saptanan Cumhuriyeti yıkan bir iktidar tepesine oturtulmuşsa anayasa mahkemesi ne diyor Cumhuriyeti yıkmanın odağı öyle laiklik ilkesi falan filan diye bunu hafife almayalım Cumhuriyeti yıkmanın odağı AKP kim diyor bunu Anayasa Mahkemesi yani gayri meşrudur diyor bu hükümet yıkın bu hükümeti diyor yıkın bu hükümeti diyor ama acayip bir şey var siyasi partiler kanununda gene o parti değişiklikler yapmış efendim nitelikli bir çoğunluk vesaire falan yasal yoldan anayasa mahkemesinin kararıyla Cumhuriyeti yıkan iktidar partisi kapatılamıyor ne olur. Ha o zaman kahvede konuşulur, odada konuşulur, komutanlar toplanır konuşur. Bakın hep bulacağınız şey budur. Türk vatanseverlerin bir araya geldiği zaman Cumhuriyeti yıkan bir iktidar var bir tek işçi partisi bunları konuştuğunu söylüyor çünkü darbeden bilmem ne o askeri müdahaleden hiçbir umudu yok denemiş, halktan başka beklentisi yok işte bütün telefon kayıtları geliyor görüyorsunuz işçi partileri aralarında hep ne konuşuyorlar bu iş darbeyle, askeri müdahale falan olmaz sakın ha. Halkla olur. Halkın iradesiyle olur ama diğer Türk aydını, jön Türk bunu konuşur sayın yargıçlarım bugünde konuşuluyordur. Ne kadar dinlenirse bilmem nesiyle efendim Fenerbahçe ordu evinin karşısına gemiler getirmişler orda dinleme yapıyorlarmış, yok Genelkurmayı zaten dinlediklerini Bülent Orakoğlu itiraf etti geçen taraf gazetesi tam sayfa adamlar CIA’nın kulağı olarak kendi ordusunu dinliyor. O konuşan insanlar Türkiye nereye gidiyor bunları konuşacak, siz konuşmuyorsanız bu sizin az duyarlı olduğunuzu gösterir eğer siz yargıçlar olarak aranızda toplanıp bu Türkiye nereye gidiyor. Bu cumhuriyeti yıkmak istiyorlar tepemizde Cumhuriyet yıkıcısı anayasa mahkemesi kararıyla saptanmış bir iktidar var. Türkiye’nin sınırlarına İsrail’i getirtiyorlar, oturtuyorlar. İran’a karşı Amerika’yla pazarlıklar yapılıyor yok Afganistan’a, Pakistan’a Türk askeri gönderilecekmiş ordunun, Mehmetçiğin kanının satılması dönemine giriyor Türkiye borçlarını Mehmetçiğin kanıyla ödeyecek bunları duyan Türk yurtseverleri bu işin hakkından geleceğiz diye konuşmaz mı? Hakimlerde konuşuyordur, savcılarda konuşuyordur bu konuşmalardan biz konuşmadık o ayrı mesele ama bu konuşmalardan ne bir darbe suçu çıkar, ne bir müdahale suçu çıkar teşebbüs denen olayın fiilleri görmemiz lazım bunları siz çok iyi biliyorsunuz bizlerden çok iyi biliyorsunuz uygulamanın içindesiniz burda piştiniz bu davanın özü budur. Türk vatanseverlerinin kendi aralarında konuşmaları, görüşmeleri, şunlar bunlar ama başka bir taraftan baktığınız zamanda bu dava şudur. Bir tertip var, kurgular var ve bu kurguları MİT müsteşarları söylüyor. Şenkal Atasagun diyor ki o zamanda saçmaydı, bugünde saçma size başbakanlıktan yazı geliyor affedersiniz başbakanlık Ankara Cumhuriyet başsavcılığına yazı yolluyor size sunduk örneğini istediniz gelecek altında Tayyip Erdoğan imzası var ne diyor orda Tayyip Erdoğan Efkan Ala müsteşarı koca koca adamlar müsteşar, MİT müsteşarı, başbakanlık müsteşarı, hukuk müşaviri, Tayyip Erdoğan diyor ki bütün bunlar şu 6 CD ve diğer MİT’in raporların falan filan dayanak olan diğer belgeler, bilgiler vesaire bunların diyor propaganda ve bilgi karartma amaçlı olduğu bunu saptadık bu izlenimi aldık düzeltiyorum işte 2000’de biz bunu sunmuşuz aleyhimize tertipler kuruluyor ve mücadele ilanları yapılıyor o mücadele ilanlarında sonra tertipler kuruluyor şimdi o tertipler iflas ediliyor. Sizi bilgilendirmek, aydınlatmak karınca kaderince, amacıyla söz aldım bunları arz ediyorum saygılar sunuyorum başbakanlığa yazı yazıp getirtilmesini talep sayın başkanım o yazıya ben şimdi aklıma geldi ben bir ek yapabilirsek şu olabilir çünkü bana Sayın Bülent Ecevit ben bunu derhal MİT müsteşarlığına havale ettim dedi başbakanlıktan istenmesine aynı zamanda MİT müsteşarlığına da bir yazı yazılarak çünkü başbakanlık oraya göndermiş olabilir. Şimdi biz oraya gönderdik diye cevap gelir o cevap üzerine iki defa istememek için hem başbakanlığa, hem de MİT müsteşarlığına “

Yüklə 0,61 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin