13. AĞIr ceza mahkemesi ( cmk 250 maddesi İle yetkiLİ ) duruşma tutanağI


Bu arada seyirciler arasından bir kişinin ayağa kalkıp bağırmaya başladığı görüldü



Yüklə 448,89 Kb.
səhifə5/6
tarix26.07.2018
ölçüsü448,89 Kb.
#59393
1   2   3   4   5   6

Bu arada seyirciler arasından bir kişinin ayağa kalkıp bağırmaya başladığı görüldü.

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Karışma kardeşim otur yerine.”

Mahkeme Başkanı: “Lütfen efendim lütfen.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Sen ne karışıyorsun?”

Mahkeme Başkanı: “Lütfen.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Saçmalama ya, kimsin sen?”

Mahkeme Başkanı: “Lütfen çıkartalım, çıkartalım o seyirciyi çıkartalım buyurun.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Çelmeler (1 kelime anlaşılmadı)

Mahkeme Başkanı: “Siz burada sadece dinleyicisiniz. Buyurun, çıkartalım. Avukat Bey buyurun, devam edelim.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Sizden istirham ediyorum lütfen bölmeyin. Ben kimseyi zan altında…”

Mahkeme Başkanı: “Efendim savunma kapsamında olduktan sonra hiç, hiç kesmedik.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Ya ben karar veririm efendim, bırakın ben avukatım.”

Mahkeme Başkanı: “Bakın sabahtan beri konuşmacılara, konuşmacılara herhangi bir şey söylemedik lütfen buyurun.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Ben 29 yıllık avukatım. Lütfen ama bakın yine aynı şeyi yapıyorsunuz lütfen Sayın Yargıcım.”



Sanık Doğu Perinçek söz almadan konuştu anlaşılmadı.

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Tamam efendim tamam efendim raha… üzülmeyin efendim siz, üzülmeyin. Tuncay Güney bitti, Tuncay Güney’in Türkiye’de hiçbir babayiğit hukukçu Tuncay Güney’in ifadelerinden dolayı hüküm kuramaz. Tuncay Güney mülhakatı yok artık, dava çöktü. 2; müvekkillerim aslında doğrudan bağlantılı değil ama bombalar gecekondunun çatısında değil, Ümraniye Polis Merkezinde olduğu anlaşıldı, hep birlikte izledik. Soruşturma Ergenekon olduktan sonra af ederseniz sinkaf ederim hakimini, savcısını, ne oldu tutanağı burada yazarız çatıya çıkmadık, burada yazdık deriz. Bunu hep birlikte yaşadık ben Sayın Yargıçlarıma da anımsatmak istiyorum, basından izlemişlerdir veya ama burada yaşamak lazımdı o süreci. Şimdi, bir MİT şeması yine o Tuncay Güney’in yasadışı yollarla elde edilmiş, ama öğretilmiş. Amerika’da yaşam pembe yaşam vaatleriyle öğretilerek kurgulanmış, beyanından, mülhakatından hareketle düzenlenmiş MİT şeması. MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun bilgi kirliliği maksatlı propaganda saçma sapan şeyler dedi. Şema. İstediğiniz kadar üstünü açmayın, şemanın saçma sapan olduğu, bir tertip ürünü olduğu ve hiçbir şekilde suçlamaya dayanak kılınamayacağını ortaya koyduk, hep birlikte koyduk. Sadece bizim iddialarımızla söylediğiniz şeylerle değil, buraya gelen yazılarla, çizilerle ve nihayet MİT müsteşarının altında imzası bulunan önüme getirip koydular saçma sapandı, şimdide saçma sapan, o zamanda saçma sapandı dediği şema. Şimdi bunun dışında neler var? Ergenekon belgeleri var. O Ergenekon belgeleri denen belgelerin müvekkillerimde bulunmadığı kanıtlandı burada, tartışmasız biçimde ve o Ergenekon belgelerinin içeriğinin müvekkilim Sayın Doğu Perinçek’e ve İşçi Partisine düşmanlık belgeleri, hakaret içeren belgeler olduğu ortaya çıktı. Toplantılar; anlaşıldı ki, en çarpıcısını söylüyorum gizli örgüt toplantısının Çatalca’da bir çiftlikte çiftlikevinde bir kısım aydınların, sanatçıların düzenlediği mangal partisi olduğunu burada hep birlikte izledik, toplantısı olmayan bir örgüt olduğunu gördük. Bunun dışında CD’ler, İşçi Partisinde bulunan belgeler içinden çıkan 4 tane CD var. Bu 4’ünün dışında hepsi bizimdir bu belgelerden şeref duyarız dedik, gururumuzdur dedik. 4 tane CD var suçlamaya dayanak kılınmaya çalışılan, o 4 CD’nin İşçi Partisinde Sayın Doğu Perinçek’in, Sayın Hikmet Çiçek’in evinde, iş yerlerinde yapılan aramalarda çıkmadığına dair kesin kanıtladık. Nereden? Arama tutanaklarında bu 4 CD yoktu. O aramayı yapan, kanunsuz aramayı yapan polisler hakkında, polis şefleri hakkında davalar açıldı, iddianamelerini getirdik, bilirkişi raporlarını gördük. Orada polis şefi dedi ki, hayır efendim o 4 CD vardı. Ben ve Sayın Perinçek’in avukatları CD’lerin üstüne imza attık, hemen çok yerinde bir kararla CD’yi buraya getirdiniz, baktınız ki, o CD’lerin üstünde ne polis şefinin, ne Değerli avukat arkadaşlarımızın imzası yok bunu da tespit ettiniz. CD’lerde yok, yoklar davası. Bakın hiçbir şey 4 yıldır Türkiye’ye karşı zulme dönüşen, müvekkillerime karşı zulme dönüşen bu süreç ancak bu kadar yoklarla bir araya getirilebilirdi. Şimdi telefon konuşmalarımız, Sayın genel başkan, Sayın Doğu Perinçek dedi ki bunlar bizim vatanseverlik belgelerimiz darbeyle suçlanıyoruz. Telefon konuşmalarının her satırının da darbenin ne kadar yanlış olacağına dair açıkça burada hep birlikte gördük, okuduk, izledik. Şimdi uydurmalar faslı var bir de savcılık makamı evet bunlar uydurmadır deyip geri aldı. Neydi bunlar? Bilecik’te toplantı yapmıştı Sayın Doğu Perinçek ve arkadaşları Sayın Veli Küçük’ün talimatıyla. Böyle bir toplantı olmadığı resmi kayıtlarla kanıtlandı. Efendim Ergenekon yeniden yapılanma belgesinin, yani Sayın Perinçek’e ve İşçi Partisine hakaret ve düşmanlık içeren belgenin Sayın Perinçek tarafından Sayın Veli Küçük’ün talimatıyla yazıldığı uydurması da uydurma olduğu, yanlış olduğu ortaya çıktı, savcılık makamından geri alındı. Arz ederim ifadesini sayın gene… Sayın Perinçek biraz önce belirttiler Cumhurbaşkanına arz ederim diye yazdığınız yazıyı örgütsel ilişki içinde Sayın Küçük’e arz ederim dendiği uydurması. Sayın Perinçek’in PKK, Apo’nun Türkiye’ye gelişi sürecinde aracılıklar yaptığı uydurması vardı. Sayın Perinçek’in o tarihte başka bir suçlamayla Haymana Cezaevinde olduğu resmi kayıtlarla ortaya çıktı. Sayın Perinçek’e yollanan PKK’nın teşekkür mektupları, iddianamede suçlamalar içinde yer alıyordu. Ama anlaşıldı ki, o mektupların uydurma olduğu, sahte olduğu ve o mektupları yazanında iftirandan, suç atmaktan dolayı mahkum edildiği yine kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla sabit oldu. Efendim Ulusal Kanal’ı Ergenekon kurdu. Efendim, Sayın Perinçek geçmişte Ermeni soykırımının olduğunu savunurdu gibi uydurmalarında burada yanlış, uydurma, iftira olduğunu kanıtladık, sizlerin gözleri önünde Sayın savcılık makamı da bu uydurmalardan yazılı beyanda bulunmak suretiyle bu iddiaları geri çektiğini söyledi. Ne kaldı geriye? İşçi Partisi belgeleri, İşçi Partisi… ben İşçi Partisi Genel Başkan Vekiliyim, genel başkanımızı hapsettiniz, Mehmet Bedri Gültekin arkadaşımızı genel başkan vekili seçtik, onu hapsettiniz. Ben o partinin genel başkan vekiliyim. Ben partimin hiçbir zerresinin ilgisi olmayan, kanunsuz, hukuksuz bir şekilde ve yokluğunda yargılamaya konu yapılmasına izin vermem. Buna hakkım var, Anayasa güvencesi hakkında altında çalışan bir partiyim ben, o partinin sorumlusuyum.”

Mahkeme Başkanı: “Avukat Bey.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Şimdi lütfen bölmeyin.”

Mahkeme Başkanı: “Bu dava siyasi bir dava değil, siyaset bizi ilgilendirmez.”

Sanık Doğu Perinçek söz almadan konuştu: “(1, 2 kelime anlaşılmadı) konuşulmaz, mülahaza olmaz, cevap verilmez (1, 2 kelime anlaşılmadı)

Mahkeme Başkanı: “Efendim bu hukuki dava, avukatınız siyasi olarak konuşuyor.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Şimdi Sayın Başkan siz ne yapmak istiyorsunuz bana tarif eder misiniz? Yani sanıyorsunuz ki.

Sanık Doğu Perinçek söz almadan konuştu anlaşılmadı.

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Böyle araya girince ben sinirleneceğim, yeniden bana suç duyurusunda bulunma bahanesiyle….”

Mahkeme Başkanı: “Doğu Bey, Doğu Bey oturduğunuz yerden konuşmayın, çıkartmak zorunda kalacağım Doğu Bey lütfen.”

Sanık Doğu Perinçek söz almadan konuştu anlaşılmadı.

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Beni dinler misiniz Sayın Başkan? Bakın bu duyarlılığınızı.”

Mahkeme Başkanı: “Lütfen, lütfen.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Bakın bu duyarlılığınızı dün 2 saat boyunca Türk Ordusuna hakaret eden, Türk Ordusunu tekmeleyen, o uydurma çöplükten bulunmuş gizli tanığınıza karşı gösteriniz.”

Sanık Doğu Perinçek söz almadan konuştu: “Orda yok orda duyarlılık yok.”

Mahkeme Başkanı: “Tamam çıkartalım Doğu Beyi çıkartalım. Buyurun çıkıyorsunuz herhalde buyurun. Gerek yok, kendiliğinden çıkıyor herhalde, buyurun.”

Sanık Doğu Perinçek söz almadan konuştu anlaşılmadı.

Mahkeme Başkanı: “Doğu Bey buyurun. Yok efendim bugün ara kararı verilir o konuda buyurun çıkartalım.”

Sanık Doğu Perinçek söz almadan konuştu: “(1, 2 kelime anlaşılmadı) Psikolojik harekât yapılıyor 2 saat tek bir (1, 2 kelime anlaşılmadı)

Mahkeme Başkanı: “Efendim burada psikolojik harekât falan yapılmaz, burası mahkeme, burası maddi gerçeğin araştırıldığı bir yer.”

Sanık Doğu Perinçek söz almadan konuştu anlaşılmadı.

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Şimdi siz benim bakın ben sizin konuşmanızı şuan bölüyorum değil mi, hakkım var mı?”

Mahkeme Başkanı: “Buyurun. Efendim ilave konuşmanıza ilave ederiz lütfen.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Bakın bölüyorsunuz ve sanıyorsunuz ki, bakın sanıyorsunuz ki, buradan 1 buçuk metre yüksekte oturmakla beni kışkırtacaksınız, tah…”

Mahkeme Başkanı: “Buyurun.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Ben akıllı, vicdanlı ve namuslu bir avukatım.”

Mahkeme Başkanı: “Efendim.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Beyefendi, Beyefendi, Hüseyin Bey lütfen, lütfen..”

Mahkeme Başkanı: “Şimdi, şunu söylüyorum yani siyasi (1, 2 kelime anlaşılmadı)

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Bir şey söylemeyin ben konuşuyorum ya, lütfen ya lütfen ama.”

Mahkeme Başkanı: “Buyurun efendim ilave ederiz, buyurun efendim.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “E buyurun diyorsunuz hala konuşuyorsunuz.”

Mahkeme Başkanı: “Bakın, bakın konuşmanıza izin veriyorum.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “İlkokul münazarasına çevirdiniz konuşmayı.”

Mahkeme Başkanı: “Mahkeme Başkanıyla tartışılmaz.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Siz tartışıyorsunuz benimle.”

Mahkeme Başkanı: “Bu disipline aykırı bir davranış olur, buyurun konuşun, buyurun konuşun.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Siz yapıyorsunuz disiplinsizliği.”

Mahkeme Başkanı: “İzin veriyorum, buyurun.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Yani 3, 5 cümle söyleyeceğiz, bunu bu hale getiriyorsunuz kutluyorum sizi, kutluyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Efendim bu tür, bu tür sözler, bu tür sözler mahkememizi zan altında bırakacak şeyler.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Allah, Allah (1, 2 kelime anlaşılmadı) ya.”

Mahkeme Başkanı: “Biz.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “İzin verin konuşayım, izin verin konuşayım Sayın Hakim.”

Mahkeme Başkanı: “Buyurun konuşun.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Ama araya giriyorsunuz, çıldırtamayın insanı ya.”

Mahkeme Başkanı: “Efendim mahkememizi.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Ama bende insanım.”

Mahkeme Başkanı: “Mahkememizi hedef alıcı şekilde konuşmayın.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Ya kimseyi hedef almıyorum ben.”

Mahkeme Başkanı: “Buyurun, buyurun.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Kimseyi hedef almıyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Bağırmayın, sesinizi fazla çıkartmayın.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey:“Duymuyorsunuz beni.”

Mahkeme Başkanı: “Buyurun, buyurun.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Mikrofonsuzda duyururum ben sesimi.”

Mahkeme Başkanı: “Bakın, bakın Başkanla tartışılmaz buyurun konuşun.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Ya ben sizle tartışmıyorum, sen benimle tartışı…”

Mahkeme Başkanı: “E buyurun, buyurun.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Böyle şey ben…”

Mahkeme Başkanı: “Efendim hukuki.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Ya Allah’ım Yarabbim konuşacağım bir saniye.”

Mahkeme Başkanı: “Hukuki savunma yapıldığı sürece biz hiç kimsenin sözünü kesmeyiz.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Ya kesiyorsunuz bakın ağzımı açıyorum ya.”

Mahkeme Başkanı: “Kesilmesinin sebebi var, kesilmesinin sebebi var.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Sayın Üyeler ne olur müdahale edin, Sayın Üyeler.”

Mahkeme Başkanı: “Lütfen kimsenin bana, kimsenin bana müdahale etmeye hakkı yok, onların görev ve yetkileri ayrı.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “(1, 2 kelime anlaşılmadı), Bakın adalet mülkün temelidir. Türkiye Cumhuriyetinin bir mahkemesinde bir avukat konuşamıyor.”

Mahkeme Başkanı: “Savunma kapsamında konuşabilir, savunma kapsamında konuşabilir.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Allah Allah ben karar veririm ya.”

Mahkeme Başkanı: “Lütfen.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Siz benim beynimin içinde misiniz?”

Mahkeme Başkanı: “Lütfen efendim.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Çip mi taktınız bana?”

Mahkeme Başkanı: “Lütfen tamamlayın sözlerinizi.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Doğu Perinçek’i tahliye edin, Doğu Perinçek’i tahliye etmemek suçtur. Hikmet Çiçek’i tahliye edin, Hikmet Çiçek’i.”

Mahkeme Başkanı: “Bakın bu tür sözleriniz.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Ya Rabbim. Ya bir sus (1 kelime anlaşılmadı) ya.”

Mahkeme Başkanı: “Bu tür sözleriniz mahkememizi hedef alıcı şekilde sözlerdir.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Tahliye edin diyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Suç, burada mahkeme suç işlemez.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “(1, 2 kelime anlaşılmadı) Sayın Kerinçsiz siz tahliye eder misiniz, Sayın arkadaş siz tahliye edin.”

Sanık Sevgi Erenerol müdafii Av. Vural Ergül söz almadan konuştu: “Yok mübaşirden isteyelim mübaşirden.”

Mahkeme Başkanı: “Avukat Bey bu sözlerinizin savunmayla alakası yok. Mahkeme suç işlemez, mahkeme kanunları yerine getirir, kanunun gereği neyse onu yapar.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Öyle mi, öyle mi?”

Mahkeme Başkanı: “Buyurun. Bakın savunma kapsamında kalın.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Bakın bir dakika ya Allah’ım Yarabbim ağzımı açtırmıyorsunuz.”

Mahkeme Başkanı: “Hatırlatıyorum. Savunma kapsamında konuşun yoksa.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Ne yaparsınız?”

Mahkeme Başkanı: “Mikrofonunuzu kesmek durumunda kalırım önce.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Ya bir daha ağzımı açmadan siz….”

Mahkeme Başkanı: “Buyurun.”

Sanık Sevgi Erenerol müdafii Av. Vural Ergül söz almadan konuştu: “Bir 16 celse daha.”

Mahkeme Başkanı: “Lütfen efendim müdahale etmeyin buyurun.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Ne okuyorsunuz ya (1, 2 kelime anlaşılmadı) okuyorsunuz.”

Mahkeme Başkanı: “Buyurun.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Şunu tarih önünde şu zapta geçiyorum. 15 dakikaya indirdiniz savunma süresini, savunma yaptığı ve aleniyeti savunduğu olduğu için avukatları buradan atıyorsunuz, bu haksızlığa tahammül edemeyen sanığı keyfi olarak, kanuna aykırı olarak, bakın keyfi dedim, kanuna aykırı dedim şimdi savcılık hakaret diyecek göndereceksiniz. Yeni HSYK’mızda oturmuş oraya, yeni hakimleri göndermiş, gel bakayım Veli Küçük, gel Doğu Perinçek, Kemal Bey gel. Bununla mı uslandıracaksınız bizi? Bununla Türk milletini kimse terbiye edemez. Bize Nemrut Mustafa paşa Divanı ceza vermiş, Mustafa Kemal’ın boynuna idam fermanı asılmış. Bizi bununla mı ürküteceksiniz? Ben avukatım, ben devrimciyim, ben Atatürk devrimcisiyim. Onun için iyi avukatıyım, Türkiye’nin en iyi avukatıyım ben. Neden? Sapına kadar Atatürk devrimcisiyim.”

Mahkeme Başkanı: “Evet burası da Türkiye Cumhuriyetinin Mahkemesi ve Türk milleti adına yargılama yapıyoruz. Buyurun.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Onu göre davranalım. İnşallah, inşallah. Bu koşullarda Mahkeme Başkanı benim konuşmamın her sözcüğünün arasına girmek suretiyle müvekkilime tanınmış ayda 15 dakikalık savunma hakkımı kullanmamı kısıtlamıştır. Bu kısıtlamasından, bu kanunsuzluğundan, bu keyfiliğinden dolayı bu keyfi idaresine diğer üyelerimizin de sessiz kalmasını üzüntüyle izliyorum. Kendilerini Hakimler Savcılar Yüksek Kuruluna şikayet edeceğim.”

Bu sırada elinde bulunan el mikrofonunu masaya çarpması sonucu mikrofonun pilinin ve mikrofonun pil yuvasının kapağının masa üzerine dağıldığı görüldü.

Mahkeme Başkanı: “Avukat Bey lütfen, bu tavırlar içerisine girmeyin sakin olun. Lütfen burası bir duruşma salonudur ve buranın bir düzeni, disiplini vardır.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey söz almadan konuştu anlaşılmadı.

Mahkeme Başkanı: “Vural Bey buyurun.”

Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Duruşma salonunda avukatlar konuşur, konuşturulmayan (1, 2 kelime anlaşılmadı).”



Duruşmaya kısa bir ara verildi.

Duruşmaya kaldığı yerden devam olundu.

Mahkeme Başkanı: Avukat Bey buyurun.”



Sanık Sevgi Erenerol müdafii Av. Vural Ergül söz istedi verildi: “Mahkemenizin son uygulamasıyla tarafımıza tanınan 15 dakikalık süreyi talep beyanda mı bulunayım, yargılamaya yenilik katacak taleplerimi mi sıralayayım, müvekkilime tahliye mi talep edeyim yoksa 5 gün boyunca dinlenen 2 buçuk tanığın yalanlarına mı ayırayım? Bunun takdiri tabidir ki bir avukat olduğu kadar hakimler içinde zordur, ama siz zoru başardınız. Bize tanınan bu 15 dakikalık süre içerisinde öncelikle bir talebim var, onu ifade etmek istiyorum. Hatırlarsanız daha öncede size söyledim. Benim burada artık Ergenekon terör örgütünün varlığı, yokluğuyla ilgili herhangi bir çaba içerisine girmem anlamlı değil, ben sadece burada yargı şehidimizin kanına bulanmış tetikçinin arkasındaki karanlık gücün açığa çıkarılması için bir avukat olarak, bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak üstüme düşeni yapmaya gayret ediyorum. Size daha önce bunu izah ettim, sizde izahatlarım çerçevesinde emniyete bir müzakere yazdınız, yazdığınız müzakerede niçin MOBESE kamera görüntülerinin 5 gün sonra yanlış olarak istendiğini, robot resimlerin niçin 5 gün sonra istendiğini, görgü şahitlerinin bilgisine niçin 5 gün sonra başvurulduğunu, niçin olay mahallinden başkaca kamera kayıtlarının toplanmadığını sordunuz. Emniyet buna ilişkin müzakere cevabında beni suçlamak dışında müzekkereyi tekrar etti ve üstüne düşenlerinin yerine getirilmiş olduğu söyledi. Bu cevap ortalama zeka seviyesine sahip hiçbir insanı tatmin edecek mahiyette değil. Bunu size izah ettiğimde sizde kanaat getirdiniz, benim dilekçemin kenarına kabul diye not aldınız. Geçtiğimiz celse dedim ki, iyi niyetli olarak bunun bir sehven hata olduğunu düşünüyorum. Çünkü mahkemeniz hakikaten o soruların önemine gereken dikkati gösterdi ve müzekkereyi yazdırdı. Şimdi o sorularınıza o gün müzekkereyi yazdırırken gelecek cevapları bekliyor idiyseniz, gelmediğinde niçin benim gibi bu hassasiyeti, bu tepkiyi göstermediniz, niçin o müzekkerenin yeniden yazılması talebimi kabul etmediniz? Dilekçemin kenarına kabul notu almışsınız, ara karara bunu dönüştürürken hangi gerekçe ile reddettiğinizde kararınız gerekçeli olmadığı için anlaşılamıyor. Bu sebeple ben sizden yargılamaya yenilik katacağına dair inandığım gibi hakikaten yargı şehidimizin kanına bulanmış tetikçinin arkasındaki karanlık gücü açığa çıkartacağına inandığım o çok önemli sorularımın açık, net, anlaşılır, kesin bir dille cevaplanması için emniyete yeniden müzekkere yazılmasını talep ediyorum. Bu noktada yeni gelen yargıçlara bunu izah etmeyi de çok lüzumlu görmüyorum, her ne olursa olsun bir yargı şehidimizin kanına bulanmış tetikçinin arkasındaki gücü açığa çıkartmak benden evvel sizlerin bir namus borcudur, o sebeple buna lütfen bir hassasiyet gösterin. Bu talebimi lütfen kabul edin, eğer etmeyecekseniz de bir gerekçe bildirin. Geçtiğimiz celse bunu duruşmanın bitimin de karara bağlamanız için kürsüye yanaştığımda unutmuş olabiliriz dediniz. Şimdi yeniden hatırlatıyorum ve lütfen yazdığınız müzekkerenin takipçisi olun, emniyetin sorularıma vermediği o cevabın sorularını lütfen lütfen lütfen isteyin.”

Mahkeme Başkanı: “Tamam.”

Sanık Sevgi Erenerol müdafii Av. Vural Ergül: “Şimdi bu talebim dışında, yargılamaya yenilik katacağına inandığım çokça talebim var ama bu 15 dakikalık süre içerisinde bunları dile getirmemin hakikaten fiili olarak koşulları da bulunmuyor, o sebeple bunları bir yana bırakıyorum. Tahliye talebinde de bulunmuyorum. Tahliye talebinde bulunmamamın nedeni de şu ki bugün 214. duruşmamızı yapıyoruz. 214 duruşmanın bir çoğusu kimi zaman 16 saat, kimi zaman 19 buçuk saat, kimi zaman 12 saat sürdü. Bunların içinde 6 saat sürenleri de oldu, ama ortalama bunları 8 saat olarak hesap ettiğimde bir avukatın dosyaya görevli kılınan bir avukatın sadece celse zabıtlarını oturup incelemek için ihtiyaç duyduğu süre tam 210 gün, 214 gün, 30 güne bölündüğünde 7 ay yapar. Şimdi bakın, dosyaya yeni atanan 2 hakim Ağustos ayında yanılmıyorsam hakim oldular, dosyaya. Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık, Ocak, Şubat dosyayı layıkıyla incelemeyi bir yana bırakın, sadece celse zabıtlarını incelemek için bile hiçbir iş yapmayıp günlerinin tamamıyla 8 saatini, bütün mesaisini dosyaya ayırsalar, gene 1 aya ihtiyaçları var. Bakın, dosyamızın ek klasörlerinin sayısı 4000’i aştı. Birleştirilen soruşturma dosyaları 15’İi geçti. İnceleyip iade ettiğiniz dosya sayısı 100’ü geçti. Ben klasörleri ortalama 300 sayfa üzerinden 250 sayfa üzerinden hesapladığımda, dosyadaki evrak sayısının 1 milyon sayfayı aştığını hesapladım. Hatırlarsanız bunun içinde bir talepte bulunmuştum, kabul etmediniz. Şimdi 1 milyon A4 sayfası, 2 milyon kitap sayfası yapar. 2 milyon kitap sayfasını da siz ortalama şu hacimde bir kitap olarak düşünecek olursanız, tam 8 bin tane kitap yapar. Bir hakim, bir avukat dosya ile ilgili olarak herhangi bir suretle hukuki bir sorumluluk almış bir şahıs dosyaya layıkıyla vakıf olabilmek için incelemeye koyulsa, her gün 21 tane böyle kitap bitirdiğinde en erken 1 senede bitirebilir. Dolayısıyla, 2 hakim istediği kadar iyi niyetli olsunlar, istediği kadar gayretli, istediği kadar hızlı okuma yeteneğine sahip olsunlar, ama nihayetinde dosyanın kapsamı itibari ile bugün geldiğimiz nokta fiili olarak yargılamaya imkan bırakmayan bir durum arz etmiştir. Dolayısıyla fiili olarak yargılanma söz konusu değilken, benim burada zaten kanunsuz cezaya dönüşmüş bu tutuklamaların hukuksuzluğunu ortaya koymaya ve tahliye talebine dönük beyanları da bir anlam taşımayacak. Siz tahliye edeceğiniz gün geldiğinde müvekkillerimizi zaten tahliye edeceksiniz ve biz sizin 2 dudağınıza bakıyoruz (1 kelime anlaşılmadı) bakmıyoruz.”

Mahkeme Başkanı: “Avukat Bey bakın deminden beri mahkememizi zan altında bırakacak şeyler söylüyorsunuz. Yani, mahkememize bu şekilde hitap etmenize izin vermek mümkün değil, bunlar savunma amacını aşan sözler, savunma kapsamında olarak değerlendirilemez. Teknoloji ilerledi şuanda bilgisayarlar var, arama motorları var istediğiniz şekilde rahat bulunabiliyor, bilgiye rahat ulaşılabiliyor.”

Sanık Sevgi Erenerol müdafii Av. Vural Ergül: “Kişiye özel yargılamada arama motoru olur. Tamam çok güzel itiraf ettiniz, çok güzel itiraf ettiniz, çok güzel itiraf ettiniz.”

Mahkeme Başkanı: “Efendim kendimizi bu şekilde savunmak zorunda bırakmayın. Mahkeme hakimlerimiz gayet dosyayı iyi biliyorlar, hazırlanıyorlar, o şekilde çıkıyorlar.”

Sanık Sevgi Erenerol müdafii Av. Vural Ergül: “Samimi bir itiraf olarak bunun zapta geçtiğini de fark ediyorum, o yüzden de çok sevinçliyim.”

Mahkeme Başkanı: “Bilmeden karar vermek mümkün değil efendim.”

Sanık Sevgi Erenerol müdafii Av. Vural Ergül: “Arama motoruna göre kişisel, kişisel yargılama diyorsunuz.”

Mahkeme Başkanı: “Efendim lütfen bakın ben konuşurken dinleyin lütfen.”

Sanık Sevgi Erenerol müdafii Av. Vural Ergül: “Efendim söz benim hakkım, söz benim hakkım ben bitireyim sonra siz konuşun lütfen tartışmayalım:”

Mahkeme Başkanı: “Bende dinliyorum ama ben ikazımı yapmak durumundayım. Bu sözde amacı aşan sözdür. Buyurun.”

Sanık Sevgi Erenerol müdafii Av. Vural Ergül: “İkazınızı yaptınız (1 kelime anlaşılmadı). Son zamanlarda mahkemenizin edindiği yeni bir alışkanlıkta var. Her ağzını açan vekile, her ağzını açan sanığa anında müdahale etmekle yargılamaya ilişkin hukuki düzenlemeyi hatırlatmaya gayret koyulursunuz, gayrete koyuluyorsunuz. Bakın, bir avukatın ağzından çıkan sözün.”

Mahkeme Başkanı: “Avukat Bey bir dakika bakın hala devam ediyorsunuz. Bizim nasıl davrandığımız konusunda nasıl davranmamız konusunda bize ikaz ediyorsunuz, buna hakkınız yok.”

Sanık Sevgi Erenerol müdafii Av. Vural Ergül: “Ne dediğimi biliyor musunuz, ne diyeceğimi biliyor musunuz tartışmayalım. Sözümün bitimini bekleyin. Sözümün bitimini bekleyin.”

Mahkeme Başkanı: “Bakın hukuki olarak savunma yapıldığı zaman hiçbir zaman sözü kesilmedi, bazı sanıkların, avukatların sizde o şekilde değerlendirin. Buyurun.”

Sanık Sevgi Erenerol müdafii Av. Vural Ergül: “Kesiyorsunuz, ama tartışmayalım sözümün bitmesini bekleyin.”

Mahkeme Başkanı: “Yani ikaz ediyorum yani bu tür sözlere devam etmeyin, devam etmeyin. Yani bunlar savunma kapsamında olan şeyler değil.”

Sanık Sevgi Erenerol müdafii Av. Vural Ergül: “İkaza lüzum yok ben kanunu biliyorum, ben avukatım. İkazı biliyorum, hakkımda açılmış 9 tane dava var, eğer ki burada hukuka aykırı bir hal ve tavır içerisinde isem yapacağınız şey celse zabıtlarını takdir ve gereğinin ifası için Silivri’ye göndermek. Ben onu biliyorum, bakın baro gözlemcimde burada. Burada fiili olarak savunmaya imkan bırakmıyorsunuz. Bunu ben kime söyleyeceğim peki? Sen sol başta gözlüklü kalk ayağa, sen bundan sorumlu olabilir misin? Kime söyleyeceğim bunu? Burda yargılama yapan sizsiniz. Yargılamanın düzeninden mahkemenin başkanı bizzat sorumludur. O sorumluluğu çerçevesinde size yasal mükellefiyetinizi hatırlatıyorum. Avukatın ağzından çıkan bir söz kanunda suç oluşturdu mu, oluşturmadı mı, bunun takdiri mahkemenize ait değil, bunun takdiri ilgili yargılamayı yapacak olan mahkemeye ait. Sizde üstünüze düşeni yapıyorsunuz, avukatın hakkında gereğinin takdir ve ifası için evrakı Silivri’ye gönderiyorsunuz.”

Mahkeme Başkanı: “Ama, burası da suç işlenecek yer değil. Buyurun.”

Sanık Sevgi Erenerol müdafii Av. Vural Ergül: “Burada suç işlemiyorum muhakemeye muhtaç bir durum var ortada. Siz suç işlediğimi, ben ise savunma yaptığımı söylüyorum. Benim gözlemcim, o yüzden burada, meslek örgütüm, o yüzden burada ve benim yanımda. O yüzden bu mahkemede kanun siz değilsiniz “

Mahkeme Başkanı: “Biz kanunu uygulamakla mükellefiz.”

Sanık Sevgi Erenerol müdafii Av. Vural Ergül: “Bende o yükümlülüğünüzü hatırlatıyorum. Bende size o yükümlülüğünüzü hatırlatıyorum, Nasıl ki, ben burada kanuna uymakla yükümlü isem sizde yükümlüsünüz. Avukatın ağzından çıkan sözü siz anında müdahale etmek suretiyle kesemezsiniz. Hatırlar mısınız, size daha önce Çorlu Ağır Ceza Mahkemesinin kıdemli üyesinin avukatlarla ilgili olan suç duyurusu talebiniz üzerine düştüğü şehri. Hiçbir yargıç savunmaya kendine göre şekil vermek hatasına düşmemeli. Siz o hataya düşüyorsunuz.”

Mahkeme Başkanı: “Avukat Bey savunma kapsamında kalınca zaten mesele yok. Savunma kapsamından çıktığınız için ben uyarma gereği duyuyorum.”

Salonda söz almadan konuşanlar oldu, anlaşılmadı.

Sanık Sevgi Erenerol müdafii Av. Vural Ergül: “Bu kapsamı yasadan yola çıkarak hatırlatır mısınız?”

Mahkeme Başkanı: “Efendim bende görüyoruz, senelerdir senelerdir bir (1, 2 kelime anlaşılmadı).”

Sanık Sevgi Erenerol müdafii Av. Vural Ergül: “Bana lütfen, lütfen bana açıklayınız. CMK kapsamında savunma kapsamının ne olduğu, nasıl düzenlendiğine ilişkin hükmü de önünüze koyarak bana açıklar mısınız?”

Mahkeme Başkanı: “Lütfen böyle soru sorma hakkınız yok buyurun. Size hesap vermek zorunda değilim buyurun.”

Sanık Sevgi Erenerol müdafii Av. Vural Ergül: “ Siz millet adına karar vereceksiniz. Millet adına yargılama yapıyorsunuz, tabi de ki millete de hesap vereceksiniz. Bu sizin sorumsuzluğunuz anlamına gelmez, bir yargıç sorumsuz değildir, tabideki sorumludur. Ben o sorumluluğunuzu hatırlatıyorum size. Talep ve bayanımı kesiyorum. Ama size ihtaren bir daha bildiriyorum. Savunmaya saygılı olun.”

Mahkeme Başkanı: “Efendim ihtar etmeye, ihtar etmeye hakkınız yok.”

Sanık Sevgi Erenerol müdafii Av. Vural Ergül: “ Var.(şeklinde bağırdığı görüldü.)



Mahkeme Başkanı: “Bu şekilde bağırmaya da hakkınız yok. Savunma kapsamında kalın. Buyurun avukat bey.”

Sanık Aykut Metin Şükre müdafii Av. Mehmet Taşdelen söz istedi verildi: “Şimdi Sayın Başkanım tabi ben müvekkilimle ilgili tahliye talebinde bulunacağım, açıklamalarda bulanacağım ama daha önce yaşadığım bir anıyı anlatarak burada Sayın Sedat Peker’i izledikten sonra bir noktaya müsaade ederseniz değinmek istiyorum. Bu Kelebek operasyonu başladığında Sedat Peker’in avukatlığını yapan benim de çok yakın bir arkadaşım olan Av. Hakkı Kurtuluş gözaltına alındı. Bende organize şubeye onu ziyarete gittim. Ordan çıktıktan sonra işte kendisinin zorla alıkonulduğunu ve kendisine senet imzalattığını söyleyen Yusuf Altay müştekinin avukatı da benim yakın arkadaşımdı. Üsküdar’da Halil İbrahim Serbest onunla görüştüm. Dedim ki, bu nedir? Yani bir avukat niçin gözaltına alınıyor falan. O bana anlattı dedi ki, Halil İbrahim Serbest bakın bazen polislerimiz, bazen yargıçlarımız, bazen savcılarımız elbette iyi niyetli çalışıyor olabilirler. Ama bazen kötü niyette var, yani bazen yanlış işlerde yapılabiliyor. Her camia işte bir meslektaşımız, bizim bir meslektaşımız gitti Danıştay’da suikast yaptı. Yani, avukatların tamamı pülüpak olmadığı gibi her meslekte rahiplerin, imamların, papazların, mühendislerin, doktorların hepsi pirüpak olmadığı gibi, polislerin, savcıların, hakimlerin de hepsi pirüpak olmayabilir, yanlış yapabiliriz. Hatırlıyor musunuz İzmir’de bir hakim kendi dinlemesine kendi telefonunun dinlenmesine karar verdi ve rüşvetten sonra gözaltına alındı ve yargılandı. Şimdi Halil İbrahim ile konuşurken Halil İbrahim bana dedi ki, Sedat Peker’in kardeşi Atilla Peker sen bizim adımızı kullanarak tahsilat işleri yapıyorsun, insanları tehdit ediyorsun diye Yusuf Altay ile konuşmak istiyor, bir eve gidiyorlar, orda kavga çıkıyor, falan filan ve hırpalanıyor Yusuf Altay. Ordan çıktıktan sonra Halil İbrahim ile buluşuyor, organize şube ile irtibata geçiyorlar ve organize şubenin 2 tane polis arkadaş ordan diyorlar ki, Sedat Peker’e suç duyurusunda bulunursanız Sedat Peker’in beli rahatsız, biz ondan yani sonradan şikayetten vazgeçme karşılığında 1 milyon dolar para alırız. Sonra diyorlar ki, hayır 3 milyon alırız, 5 milyon alırız ve böyle bir şikayet oluyor. Halil İbrahim’in bana dediği, ben senet imzalatıldı diye yazmayın yazmayın dediğim halde Yusuf Altay yazdı, bana zorla senet imzalatıldı diye yazdı dedi ben muhalefet ettim ama ben tanıklık yapabilirim dedi. Bende Sedat Peker’in avukatlarına söyledim dedim ki ya bakın bu Halil İbrahim Serbest böyle anlatıyor, tanıklık yapabilirim diyor. Ya Sedat Peker den gelen cevaptı o tarihlerde ya avukatlarından. Biz onları Allaha havale ettik, biz onun şahitliğini falan istemiyoruz şeklindeydi Halil İbrahim’le ilgili. Sonra yargılama devam etti ve Sedat Peker o senetten yani olmayan senetten ceza aldı, şu anda cezasını yatıyor. Ben Sedat Peker ile burda tanıştım daha önce tanışmam, bu duruşma salonunda tanıştım ben Sedat Peker ile ama işte medyatik bir şahsiyetti, gözaltına alınırken saçları daha çok daha siyahtı, şimdi daha kilosu falan yerinde idi. Demin sohbet ederken dedi ki, 8 yıl geçti. Bakın tutuklamalar tutuklamalar sadece kişinin kendi ile alakalı kalmıyor. Annesini, babasını, çocuğunu, karısını bilhassa eşini de mağdur ediyor. Sayın Başkanım, 8 yıldan beri tutuklu. Büyük bölümü de senet cezası. Olamayan senet. Ben tarihe tanıklık ediyorum, not düşüyorum, olmayan bir senetten Sayın mahkememiz yanıldı ceza verdi, Yargıtay’ımız yanıldı, onayladı. Olmayan senet. Halil İbrahim’i de işte mahkemesi çağırsın, yargılaması bitti, muhtemelen dinlesinler Halil İbrahim aynı şeyi anlatacaktır. Olmayan bir senetten ceza aldı ve yatıyor. Yani elde ele geçirilemeyen senet dedi ya vicdanım el vermediği için anlatıyorum, vicdanım el vermediği için anlatıyorum. Bazen tutuklamalar gerçekten büyük mağduriyetlere sebep oluyor ve bunun kefareti çok kolay bir şey değil, Sayın Başkanım. Yani elbette yargılama yaparken, karar verirken bu önümüzde bulunan yasalara göre yapıyoruz, ama bir de bu Dünyanın öte tarafı var, biz hesap vereceğimize inanan insanlarız. Yani bunun kefaleti kolay bir şey olmaz, diye düşünüyorum. Şimdi benim geleceğim müvekkilim ile ilgili kısma. Efendim, Aykut kendisi de söyledi, her aşamada söyledik. Silahı nasıl, kimden aldığını ve nasıl Alparslan’a verdiğini anlattı, bu, 2 suçlama ile karşılaştı Ankara Cumhuriyet savcılığı bu soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcılığı 2 suçlama yaptı. Birisi silah ticareti dedi, Sayın Başkanım ve dosyaya ayırdı, 5 şahısla yanılmıyorsam ilgili Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi. Diğeri de örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandı. Üsküdar’daki savcılık Erkan Ayyıldız ile ilgili silah ticareti, diğer 3 sanıkla yani Kenan Özay, Selçuk Özkan ve Aykut Metin Şükre ile ilgili de 13. maddeden silah bulundurma, silah satın almayı düzenleyen maddeden dava açtı. Yargılama sonunda, işin önemine binaen dedi, işte silahın kullanıldığı yer dedi, Sayın yargıcımız ve işte 1 yıldan 3 yıla olan maddeyi 2 yıl olarak uyguladı, 2 yıl ceza aldılar. Dördü de aldı, Dördü de yani Erkan Ayyıldız da silah ticaretinden ceza almadı, o dosyada. İkişer yıl 13/1. maddeden 6136’nın 13/1 maddesinden ceza aldılar. Sonra o zaman ki uygulanan usule göre, duruşmada savcımız vardı Orhan Ok, duruşma savcısı dosyayı temiz etti, ama kimin açısından temiz etti? Bakın Üsküdar’dan Üsküdar 5. Asliye Ceza Mahkemesinden gelen dosyada Sayın Savcı Orhan Ok’un dilekçesi, bilgisayarda yani bilgisayar disketinde 118. sayfada dosyada yani çevirdiğiniz zaman dosyada da 422. sayfada Sayın Başkanım, lütfen gözden kaçabilir, hepimiz insanız yani ben sizin gayet iyi çalıştığınıza, günlerce çalıştığınıza inanan bir insanım. Çalışıyorsunuz dosyaya, ama Orhan Ok’un, Savcı Orhan Ok’un temyiz dilekçesi orda var, sadece Erkan Ayyıldız ile ilgili temyizde bulundu, Aykut ile ilgili de ben temyizde bulundum. Ben temyiz etmeseydim, 2 yıllık ceza kesinleşmişti ve Aykut burada olmayacaktı, bu suçlama ile ilgili. Nasıl Ayhan Parlak burada değil, Aykut’ta burada olmayacaktı. Şimdi tutuklama müzakeresi Sayın Başkanım önümde, aldığınız karar celse zabıtları sizin önünüzde. Aykut 6136 sayılı yasanın 12. maddesine muhalefet etmek suçundan tutuklanıyor. Şimdi diyelim ki, yargılama sonunda Aykut’a ceza vereceksiniz ve diyeceksiniz ki, bunlar silah ticareti yaptılar, biz bundan ceza veriyoruz. Yine Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun, Ceza Muhakemesi Kanununun 307. maddesi başlığı şu; davaya yeniden bakacak mahkemenin işlemleri, Sayın Başkanım. Siz şimdi Üsküdar 5. Asliye Ceza Mahkemesinin dosyasına yeniden bakan mahkemesiniz. 307/d hükmü. Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 262. maddede gösterilen kimselerce temyiz edilmişse yeniden verilen hüküm hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz. Yani hangi maddeden ceza verirseniz verin, Aykut’un alacağı ceza maksimum 2 yıldır. Yine tutuklamaya gerekçe olarak Sayın Başkanım CMK’nın 100. ve devamı maddeleri gerekçe gösterilerek tutuklandı. Şimdi, 100.maddede diyor ki, işin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde tutuklama kararı verilemez. Ben bir yanlışlık olduğu ve gözden kaçtığı kanaatindeyim Sayın Başkanım. Aykut’un tutuklanabilmesi, eğer şöyle deseydiniz; ya yeni deliller girdi, dosyaya. Biz Aykut’u bilerek ve isteyerek örgüte yardım etme suçundan yeniden tutukluyoruz deseydiniz ben bu izahları getiremezdim Sayın Başkanım, ama 6136 sayılı yasanın 12. maddesinden dolayı tutukluyoruz dediğinizde, Aykut’un bugün yattığı süre 23 aydır, 24 ay ceza alacak, 23 ay yatmış, öbür suçtan tutuksuz yargılanıyor. Değerli Başkanım ben tahliyesini talep ediyorum Sayın heyetinize saygılarımı sunuyorum, iyi çalışmalar diliyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Tamam, sağolun. Buyurun



Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Mehmet Cengiz söz istedi verildi:“Efendim esas itibari ile benim söyleyeceklerimi daha doğrusu söylemek istediklerimi Sayın Meslektaşım Hasan Basri Özbey özetlemeye çalıştı. Ne kadar becerebildiyse özetledi. Onun için tekrar o konulara girmeyeceğim. Bu davadaki iddialar örneklerini Sayın Özbey’in de verdiği gibi savunma yapmamıza dahi gerek kalmaksızın yaşanan somut olgularla hayat tarafından yalanlanmıştır. Bir örnekle devam etmek istiyorum, bunun en çarpıcı örneğini iddianame kapsamında yer alan ve müvekkil Doğu Perinçek hakkında ileri sürülen Talat paşa komitesinin faaliyetleridir. Güncel olduğu için bunun üzerinde duruyorum. İddianameyi hatırlayalım, 20’yi aşkın yerde tekrarlar pahasına Ermeni soykırımı yalanına karşı bir mücadele platformu olarak inşa edilen ve faaliyet gösteren Talat paşa komitesinin eylemleri iddianamede 20’yi aşkın yerde tekrar edilmekte ve müvekkil Doğu Perinçek başta olmak üzere bu davanın sanıklarından Doğu Perinçek, Kemal Alemdaroğlu, Ferit İlsever, Emin Gürses ve İbrahim Benli haklarındaki iddialar arasında bu sanıkların Talat paşa komitesi bünyesinde yürüttükleri faaliyetler suçlama konusu yapılmaktadır. Önemli suçlamalardan bir tanesi bu. Yalnızca bu dosyada değil, Sayın Başkan, bu dosyanın türevi olan diğer soruşturmalarda da, yine bu iddialar dile getirilmektedir. Örneğin, işçi Partisi genel başkan vekili Mehmet Bedri Gültekin, İşçi partisi genel başkan yardımcıları Erkan Önsel ve Turan Özlü ile araştırma görevlisi bilim adamı Sayın Perinçek’in oğlu Mehmet Bora Perinçek, aynı iddialarla suçlanmış ve tutuklanmıştır. Bu iddianamede yer alan Talat paşa komitesinin faaliyetleri bu ismini saydığım diğer soruşturmadaki sanıklar içinde aynen tekrar edilmektedir. Bir yanda, bu gelişmeler yaşanırken öte yanda yaşanan gerçekler galebe çalmıştır. Nedir bu? Ermeni soykırımı yalanlarının Fransa parlamentosunda gündeme getirilmesi üzerine, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Talat paşa komitesinin tespitlerini ve eylem çizgisini belirlemiş ve geçtiğimiz günlerde doğrudan Paris büyükelçiliğinin çağrısı ile on binlerce Türk yurttaşını meydanlara toplayarak Ermeni soykırımı bir yalandır, biz Talat paşa komitesinin dediği gibi, vatanımızı savunduk, 1915’te demişlerdir. Aynen Talat paşa komitesinin tespitlerini tekrar etmişler ve sloganlarını haykırmışlardır. Düzenleyen kim? Düzenleyen Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının talimatıyla, Paris büyükelçiliği. Öte yandan, Ermeni soykırımı emperyalist bir yalandır dediği için İsviçre’de cezalandırılan Sayın Doğu Perinçek’in Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde İsviçre aleyhine açtığı davaya Türkiye Cumhuriyeti devleti de Doğu Perinçek’in safında müdahil olmuş ve katılmıştır. Bununla ilgili belgeleri daha önce mahkemenize sunmuştum, tekrar etmiyorum. Ancak, şu kadarını söyleyeyim ki Türkiye Cumhuriyeti hükümeti adına Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan bu başvuruda Doğu Perinçek’in bu davanın iddianamesinde suçlandığı eylemler açık açık övülmektedir, açık açık övülmektedir. Yani, başta Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti müvekkile atılı suçu överek tırnak içinde söylüyorum suç işlemektedir. Eğer bu iddianame doğruysa, Dışişleri Bakanlığı ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti aynı suçu işlemektedir, meydanlara on binlerce Türkü toplayıp bu sloganları attırarak. Eğer değilse, en azından iddianamede yazılı suçu katılma dilekçesi ve içeriği itibari ile övdüğü için suç işlemektedir, böyle bir garabetle karşı karşıyayız. Geldiğimiz noktada, bu davanın iddianamesi uluslararası düzlemde Türkiye’nin savrulmasının önünde ciddi bir engel oluşturmaktadır Sayın Başkan. İddianame bizatihi iddianame, Türkiye’nin savrulması önünde ciddi bir engel durumundadır. Nitekim geçtiğimiz günlerde Fransız senatosunda bu Ermeni soykırımının inkarı suç sayan yasa tasarısı görüşülürken bu tasarının mimarı olan senatörler tek tek kürsüye gelerek konuşmalar yaptılar. Türk basınında da yer aldı. Bizde özel ilgimiz nedeni ile özel olarak takip ettik ve getirttik. Ne diyor orda, bu Ermeni soykırımı tasarısını öven ve savunan senatörler Fransız senatosunun kürsüsüne çıkarak? Diyorlar ki, Doğu Perinçek ki bu fa… Doğu Perinçek Türkiye’de bu yasa kapsamına giren faaliyetleri nedeni ile tutukludur ve yargılanmaktadır diyorlar ve referans olarak bu davanın iddianamesini gösteriyorlar. Bu son derece dikkat çekici ve çarpıcı bir gelişmedir. Sayın Perinçek’in açtığı ve Türkiye Hükümetinin de onun safında katıldığı dava karar aşamasına gelmiştir, Sayın Başkan. Avrupa İnsan Hakları mevzuatına göre, bu aşamada mahkeme gerek duyduğunda duruşma açabilmektedir ve bizde başvurumuzu yaptık zaten. Bu günlerde bir duruşma açılmasını bekliyoruz. Bu durumda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi adı unvanı nedir bilmiyorum, ama mübaşiri, davacı Doğu Perinçek diye bağırdığında, seslendiğinde bu faaliyetleri nedeni ile Türkiye’de tutuklu, yanıtı alınacaktır. Milli yararlara zarar veren bu duruma son verilemeli, müvekkil Doğu Perinçek, Ermeni soykırımı yalanlarına karşı mücadelesini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı ile taçlandırabilmesi için yurtdışına çıkış yasağı da konulmaksızın bihakkın tahliye edilmelidir. Talebimiz budur.”

Mahkeme Başkanı: “Buyurun.”

Sanık Bedirhan Şinal müdafii Av. Nursafa Pandar söz istedi verildi: “Sayın Başkanım İstanbul Barosu tarafından tayin edildim. Bütün ana hatları ile yarım sayfa niteliğindeki tahliyemize dair, dilekçemi çarçabuk okuyacağım. Müvekkilim Bedirhan Şinal gözaltı süresi dahil 3 yıl 10 ay tutukludur, yani 2 ay sonra 4 senede bitecek efendim. Kendisine yüklenen suç, yani ciddi bir suç öyle diyelim. Cumhuriyet gazetesine molotofkokteyli atmaktan ibarettir. Evet, duruşma salonuna girip çıkarken 2, 3 güvenlik görevlisi kendisini korumaktadır. Bu korumaya ihtiyaç duyuluyorsa, sorun yoktur. Ancak dışarıdan da korunmasına ihtiyaç yoksa tahliyesinde de bir sorun yoktur. Bu hal, kendisini kendisinin psikolojisini bozmuştur. Ayrıca özellikle, burda hepimizin önünde cereyan eden 2 gün önceki arbede de taraflar arasında kalmış, sinirleri bozulmuş, yüksek sesle bağırınca yargılanmanın düzenini bozduğu için 16 oturum duruşmaya girmemesine karar verilmiştir. Salonu terk eden müvekkilim, camı kırarak boğazını kesmiştir. Şu anda 18 dikişle 2 nolu cezaevinde yatmaktadır. Müvekkilimin hiç kimsesi kalmamıştır. Annesi de vefat etmiştir. Sonuç olarak, müvekkilimin iyice bunalıma girmemesi için ve takriben 4 yıldır tutuklu olduğundan tahliyesine karar verilmesini, tahliye edilmediği takdirde duruşmaya girmesine izin verilmesini saygıyla vekaleten arz ve talep ederim.”

Mahkeme Başkanı: “Buyurun.”



Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük söz istedi verildi: “Efendim, bu hafta yapılan gizli tanık ve sonradan açığa çıkan gizli tanık diyelim ve bir tanede açık tanığın beyanlarına ilişkin beyanda bulunmak istiyorum. Birtakım da talepler sunacağım. Şimdi biz bu iddianamenin kaleme alınışından itibaren bütün kurguyu, iddianamenin bütün kurgusunu demin Sayın meslektaşım da söyledi, Tuncay Güney’in beyanlarına dayandırdık, dayandırıldı. Tuncay Güney beyanlarından yola çıkılarak bu iddianame kurgulandı. Tuncay Güney’in öngördüğü örgüt yapılanması bu iddianamenin temelini oluşturdu. Tuncay Güney öyle söylüyor diye burda birtakım sanıklar örgüt yöneticisi olarak ilan edildi. Birtakım sanıklar, bu gizli yapılanmanın içinde hücrelere paylaştırıldı. Her birine ayrı bir paye biçildi ve Tuncay Güney’in bu beyanları ile burda koca bir örgüt kuruldu. Olay ordan çıkmak suretiyle oradan çıktı geldi, geldi, bugün geldiğimiz aşamada bu davalar silsilesi içinde bir Genelkurmay başkanı tutuklandı. Tuncay Güney’in beyanları ile başlayan bir davada ve şuanda müvekkilime aynen katılıyorum. Çöpe atılması gereken bir beyan, hukuki hiçbir dayanağı olmayan, işkence altında alınmış olduğu Sayın mahkeme tarafından yapılan suç duyurusuyla da teyit sizin kanaatinizi gösteren bir kararınızla teyit edilmiş bir beyanla bir ülkede bir genelkurmay başkanının tutuklanmasına kadar gidebilecek bir süreç yaşandı, ama Tunca Güney yok. Ne burda sanıklar arasında var, ne tanık, ne hakkında bir dava var. Getirip buraya sorgu yapamıyoruz. Ne sanık olarak sorgulayabiliyoruz, ne tanık olarak sorgulayabiliyoruz, hiç bir şey yapamıyoruz, Tuncay Güney’le ilgili. 4 yıldır biz bu davanın savcılık tarafından temel dayanağı olarak gösterilen kişi hakkında kalem kıpırdatamadık. Şimdi Sayın mahkeme, ben bu şartlar altında size şunu söylersem, haddimi aşmış olur muyum? Tuncay Güney’in buraya getirilip 4 senedir sorgulanmamasının müsebbibi olarak ben sizi görüyorum. Efendim, bu bir avukat olarak bu yargılama silsilesi içerisinde 4 yıllık tecrübem sonucunda ulaştığım noktadır. Geçiyorum. Peki, bunun haricinde bu davayı destekleyen başka ne vardı, Tuncay Güney’in beyanları haricinde, tanıklar. Ergenekon belgelerini hiç söylemiyorum. İnternet ortamında, herkesin ulaşabileceği bir ortamda dağılmış, hakkında bilirkişi raporlarıyla Ümit Oğuztan tarafından kaleme alınmış olduğu ve bir kitap çalışması olarak birilerine sunulduğu ve hatta bazılarına benim çalışmamdır diye refere edilerek gönderilen birtakım belgeler örgüt dokümanı olarak burada değerlendirilmeye alındı. Onlar hala örgüt dokümanı olarak işlem görüyor, bizde burda Gizli Tanık Poyraz, Kıskaç çünkü neden? Başka Ergenekon belgeleri, Tuncay Güney beyanları ve tanıklar, bu davanın kurgusu bu. Yani bu tanıklar iddianamenin dayandığı müvekkillerim ve diğer sanıkların suçlarına dayanak olan 3 ayaktan bir tanesi bu tanıklar. Biri Tuncay Güney beyanı, Ergenekon belgeleri ve tanık beyanları. İddianame bu üçayak üzerinde duruyor, durması gerekiyor ya da. Şimdi Talip Doğan Karlıbel’i dinledik, Sayın Başkan tanık olarak getirdiğimiz adamı önce bir yoklamalıyız, bu tanık neyi, ne kadar biliyor, neyi, ne kadar doğru söylüyor. Söylediği şeylerin ne kadarına tanık olmuş, ne kadarına tanıklık yapabilecek sıfatla bu konuda tanık olabilecek şekilde hukuki olarak, tanık olarak dinlenebilecek şekilde öğrenmiş biliyor. Bizim buradaki hem sizin bakın, siz yapabilirdiniz, biz yapabiliriz. Bizim buradaki görevimiz bu, sizinde her birimiz bu mahkemede aynı yargılamanın süjeleriyiz. Bunu yapmak zorundayız. Bu tanık, ne kadar doğru söylüyor, ben bunu test etmek zorundayım. Bunu yaparken şimdi çapraz sorgu. Ben çapraz sorgu konusunda yargılama başlamadan önce baktım ki, bu dosya bütün tanık beyanlarını oturdum, inanın, çapraz sorgulama tekniği ile ilgili o kadar çok çalıştım ki, nasıl yapılabilir diye. Çapraz sorgulama tekniği. Bir yararlandığım kaynağı da internetten buldum. Bir basitçe size üstünden geçmek istiyorum çapraz sorgu nasıl yapılır? Çapraz sorgu niye yapılır? Ya da hukuk bizim kanunlarımız çapraz sorguyu yargılama sistemimizin içinde niye sokmuş? Niye doğrudan sorgu değil de Ceza Muhakemesinde çapraz sorgu yapıyoruz niye? Doğrudan sorguda ne yaparsınız? Gördüğünüz, bildiğiniz olayları anlatın deriz, o başlar anlatmaya. Çapraz sorguda ne yaparız? Bakın çapraz sorguda şunları yapmamız gerekiyor? Çapraz sorguda 3 soru kategorimiz var. Ben hep buna uyarak sorgulama yapmaya çalışıyorum. Algılama yeteneği ile ilgili sorular, anımsama yeteneği ile ilgili sorular, yan tutmak için bir neden olup olmadığı ile ilgili sorular. 1. kategori. Çapraz sorguda yapacak yapılmasında yaparken bize önerilenler. Bunlar hukukçuların yazdığı kaynaklar ve çok saygın hukukçuların. Ucu açık sorulmaması ilkesi, yanıtı bilinmeyen soruların sorulmaması ilkesi gereğinden fazla bu avukatlara önerilen. Çapraz sorgunun amacı, ortaya çıkarmaya çalıştığı şey, beyanlarla daha önceki beyanlarla duruşmalarda verdiği beyanlar arasında bir çelişki varsa, bunu ortaya çıkaracağız çapraz sorguyla, tanığın önyargılarını değerlendireceğiz çapraz sorguyla, tanığın geçmişteki sabıkasını değerlendireceğiz çapraz sorguyla. Tanığın algılama yeteneğini değerlendireceğiz çapraz sorguyla, tanığın psikolojik sorunlarını değerlendireceğiz çapraz sorguyla. Çünkü huzurda dinlenen tanığın daha önceki beyanları ile huzurda verdiği beyanlar arasında bir çelişki varsa, tanığın ifadesi sakatlanır. Önyargılı olduğu anlaşılırsa, tanığın ifadesi sakattır. Tanığın geçmişte sabıkaları varsa, o tanık muteber değildir. Algılama yeteneğinde bir bozukluk varsa, bunu görebilirsem o tanık dinlenemez, esas alınamaz. Psikolojik sorunları olduğunu görürsem, ben yine o tanığın anlattıklarına bir değer atfedemem. Mahkeme olarak bunu yapamayız. Efendim Doğu Bey anlattı Tarık Doğan Karlıbel göz göre göre, Almanya’da yayınlanan bir gazetenin, gazetenin aslı Sayın mahkemenizde, artı burada bir belge daha var, gazetenin internet yayınından indirilmek suretiyle hadi aslını görmedi, internetten indirdim diye ben bire bir not aldım. Ben bu gazeteyi internetten indirdim diye zabıtlar çıktığında göreceksiniz, ben birden onun ağzından çıktığını bire bir not alıyorum burda bu yetiyi de kazandım. İnternetten indirdim diye beyanı var, internetten indirilmek suretiyle Başbakanlık tarafından yapılan tercümede, tanığın bu davaya esas dayanak olan Veli Küçük’ün darbe yapılması Türkiye’de darbe gerektiği konusundaki beyanı yok gazetede. Efendim, böyle bir beyan yok. Onu da geçtim, gazete ile görüşülmüş. Gazete diyor ki, gazetede böyle bir haber yok. Bu dosyaya giren bilgilerden bahsediyorum, şimdi bulamıyorum. Ha öte yandan özel bir şekilde bilgisine başvurulan National Zeitung yetkililerinin ilgili yazıları ekinde yer alan makalenin gazetelerinde yayınlanmadığını, menfi ifade ettikleri öğrenilmiştir. Efendim savcılığın dayandığı bu davanın üç ayağından biri olan ve çok önemli olan tanıklar kendi kendilerine belge düzenleyip bu düzenledikleri belgeler üzerinden kitaplar yazıp, bu kitaplar üzerinden televizyonlara çıkıp, bu beyanları ile pirim yapıp para kazanan, rant kapısı buradaki tanıklıklarını rant kapısı haline getirmiş adamlar. Gözümüzün içine baka baka, Sayın Doğu Perinçek’in de söylediği gibi, sahte evrak düzenliyorlar efendim 2005’te kullanılan logoyu 2003’te düzenlenmiş bir evrakın üzerine basabilecek kadar cüretkar, çünkü bu işten para kazanıyor. Bu işten kitap satıyor bu adam. Hangi olaya tanıklık etti? Bir şey daha söyleyeceğim. Şu bir MK’dan bahsediyor. Bahsetti ya. Çok yeni ulaştım buna. Bunu da Sayın mahkemenizde hani sonradan beyanda bulunursunuz dediğiniz için şimdi dile getiriyorum. Bu mülakat hani bir MK ile bir mülakat yapılmış ve Veli Küçük’ün Almanya’da bir top… derne… Ergenekon denen derneğe gittiği MK ile yapılan mülakatta MK söylemiş, MK’yı Odatv’ye bulup götüren kişi Karlıbel, Talip Doğan Karlıbel, Odatv’de bu mülakatı yaptırıyor, MK Odatv’deki mülakatta bunları söylüyor, Talip Doğan Karlıbel buraya geliyor, Odatv’deki MK’nın mülakatta söylediği şeyleri biliyormuş 2. verdiği ifade burada. Görmüş gibi, Veli Küçük Almanya’da dernek toplantısına gitti diyor. Veli Küçük Hollanda’da yapılan Azeri toplantısından sonra şehre geldi diyor. Efendim, Veli Küçük’ün şöyle diyor MK, MK’nın şimdi şeyini bulamadım, yalnız not aldım buraya. 2006 yılının Ocak ya da Şubat ayında Ergenekon kültür derneğine geldi. MK’nın Odatv’de yayınlanan mülakatı bu. Tarık Doğan Karlıbel’de bu mülakata dayanıyor. Efendim, benim Veli Küçük’ün sayın mahkemenizin kayıtlarında da bulunan yurtdışına giriş çıkış kayıtları. Çok net bir tarih veriliyor. 2006 yılının Ocak ya da Şubat ayı. Veli Küçük 2006 yılında Almanya’ya gitmemiş, Avrupa’ya bile gitmemiş.”

Salonda söz almadan konuşanlar oldu anlaşılmadı.

Mahkeme Başkanı: “Oturun efendim ara veririz birazdan. Buyurun Avukat Hanım.”

Salonda söz almadan konuşanlar oldu anlaşılmadı.

Mahkeme Başkanı: “Lütfen efendim oturun, sık sık ara veriyoruz zaten uygun aralarla. Tamam getirsinler ilacı, burada kullansın, içeriden ilacı getirsinler burada… Buyurun efendim su içiyorsun zaten, ilacı mı kullanamayacaksın? Buyurun. Avukata Hanım buyurun lütfen

Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük: “Efendim bu tavrınızla ayrıca sanıklara uygulanan bu muamelenin de son derece insan haklarına aykırı olduğunu belirtmekle zapta geçirtmek istiyorum. Burada yaşlı insanlar var, hastalıklı insanlar var, gaziler var. Burada sürekli ilaç kullanan insanlar var, burada ilkokul çocukları yok. Pek çoğu pek çok rahatsızlıkla muzdarip ve siz saate bağlayamazsınız bu insan haklarına aykırı.”

Mahkeme Başkanı: “Efendim mazereti olanlar değerlendirilir. En son, en son çıkan olay nedeniyle, duruşmada çıkan olay nedeniyle bu tedbir alındı.”

Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük: “Efendim peki, nerde olay çıkaranlar?”

Mahkeme Başkanı: “Buyurun efendim. Bundan sonra aynı ara karar uygulanacak. Buyurun.”

Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük: “Veli Küçük 2006’nın Ocak ya da Şubat ayında Ergenekon kültür derneği denen bir dernek uydurdu var mı yok mu bilmiyoruz. Uydurdu burda dinledik. Ocak ya da Şubat ayında gitmiş, orda ki suçlu bilmem kimlerle, suçlu oldukları iddia edilen kişilerle Ocak ya da Şubat ayında toplantı yapmış, dediğim gibi Veli Küçük’ün yurtdışı kayıtları belli. Veli Küçük 2006 yılında Almanya’ya hiç gitmemiş, Avrupa kıtasına hiç gitmemiş, 2006 yılında. 2006 yılında gittiği tek yer Azerbaycan. Sadece Azerbaycan’a gitmiş Mart’ın 14’ünde gitmiş, Azerbaycan’a gitmiş. Şimdi efendim, elinizde bu kayıtlar var. Bunlar sizin dosyanızda var. Tanığın söyledikleri belli. Elinizde evraklar belli. Ne yapıyoruz? Şimdi biz bu adamı 3 gün bu kadar aleni yalan söylerken, elinizde gazetenin orijinali varken ve o gazetenin orijinalinde Veli Küçük’ün darbe istediğine dair bir beyanat yokken, biz burada Tarık Doğan Karlıbel’e ne yapıyoruz, ne yaptık o adamla, 2 buçuk günümüzü nasıl yedirdik? Ben sizden naçizane ben avukat olarak yaparım. Benim mahkemeye saygımın temini için mahkemenin adil bir yargılama yaptığına olan inancım için, sorduğunuz soruların arasında kardeşim senin bu gazeteye söylüyorsun ama bak gazetenin aslı. Adam burada o kadar kendinden emin ki gazetenin aslı gelirse görülür diyor. Bakın not aldım. Gazetenin aslı gelirse görünür diyor, o kadar cüretkar. Gazetenin aslı dosyada, ama sizin önünüzde değil kalemde, ben gidip getirttirdim. Tanık sorgulanırken sizin önünüzde değildi kalemde idi

Mahkeme Başkanı: “Duruşmada elimizdeydi, Avukat Hanım.”

Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük: “Kalemdeydi gazete aslını ben getirttirdim

Mahkeme Başkanı: “Siz, siz talep edince kalemden getirttik.”

Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük: “Evet, evet.”

Mahkeme Başkanı: “Buyurun

Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük: “Ha şimdi Talip Doğan Karlıbel günlerce yazıldı, Talip Doğan Karlıbel. Günlerce aleyhimize konuştu, hala konuşmaya devam ediyor. Suç duyurusunda bulunun efendim bunları durdurun. Bu adamların bizim üzerimizden, bizi karalayarak para kazanmasını, rant kazanmasını, itibar kazanmasını, adam yerine koyulmasını durdurun, buna engel olun. Buna engel olmaya tek yetkili sizsiniz. Duruşmada sizin gözünüzün içine bakarak yapıyor bunu durdurun. Geçtim onu geçtim arkasından bir Poyraz, efendim bir tanık demin söylediğim size kriterlerini saydım, çapraz sorgu kriterlerini saydım. Hukukta ceza hukuku muhakemesinde yeni kullanılan ve özel bir amaçla koyulmuş kriterleri saydım. Bunları test etmek çok o tanık açısından çok önemli. Biz size soruyorum, kanaat olarak soruyorum efendim. Bu tanık, gizli tanık Kıskaç, iddia ettiği hususlardan kaç tanesini bir tanık olarak teyit edebilecek, doğrulayabilecek bizim bu söylediklerinin doğruluğunu araştırmamızı sağlayabilecek kaç tane veri verdi bize? Bakın, o teyit etmesin, bana veri versin, ben onun bu söylediklerinin doğru olup olamadığını araştırabileyim. Ben gizli tanığın doğru söyleyip söylemediğini test edebilecek veri istiyorum. Söylemiyor demiyorum. Ben test etmek zorundayım efendim, mahkeme bunu test etmek zorunda. Hangi yıl? Söylemem. Ne zamandı? Hatırlamıyorum. Neden biliyor musunuz? Bu adam sabıkalı . Bu adamın kendisi diyor ki getirtin mahkeme kayıtlarını, bu adamın bu söylediği olaylar sırasında cezaevinde olmadığını nerden biliyoruz?”

Mahkeme Başkanı: “Gizli tanık Poyraz’dan bahsediyorsunuz galiba?”

Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük: “Evet:”



Mahkeme Başkanı: “Tamam:”

Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük: “Bu adamın şahit olduğunu, birilerinden duyduğu sözde birilerinden duyduğu olaylar sırasında ben ifadesine baktım Kırklareli Cezaevine girmiş, Karasu’ya girmiş ordan çıkmış oraya cezaevinde olmadığını test edebilir miyiz biz? Ya da bu gizli tanığın şundan duydum, şu olay sırasında şundan duydum dediği şeyleri o duyduğu kişinin o sırada nerde olduğunu, belki askerde o duyduğu kişi. Kendi söylediği isim veriyor. Belki cezaevinde o kişide. Efendim bu adam tarih vermiyor, bu adam kasıtlı tarih vermiyor. Eğer bize onun söylediklerini test edebileceğimiz bir iki tarih verirse yalanlanacağını, yalanlarının ortaya çıkacağını biliyor. Onun için yapmıyor bunu. Bir insan bu kadar çok şeye tanık olup da bize bu söylediklerinden herhangi bir tanesini teyit edebileceğimiz bir tek şey söyleyemez mi? Efendim bu adam diyor ki, ben hükümlüydüm, kaçaktım. Ne diyoruz. Daha önceki beyanlarıyla duruşma arasındaki tutarsızlığı ortaya koyma. Efendim bir açın Gizli Tanık Kıskaç’ın vermiş olduğu pardon, pardon Poyraz’ın duruşmadan önce vermiş olduğu beyanlarla, bu duruşma sırasında söylediklerini bir karşılaştırın. Aynı anda 2 gün içinde aynı konuyu 3 değişik şekilde ve 3 ayrı pozisyonda anlattı. Ceset şeyin arkasındaydı, Gebze Cezaevinin arkasındaydı. Birden ben bunu sorgulamaya kalkınca birden ceset ordan başka yerde öldürüldü, orda öldü halbuki buradaki ifadesinde hikayeyi başka türlü anlatıyor. Efendim, gerçek tektir. Görgü de bir tanedir. Bir şeyi ya görmüşsünüzdür, ya biliyorsunuzdur ya da uyduruyorsunuzdur. Eğer uyduruyorsanız, tutarlı olamazsınız. Veli Küçük’ün bütün iddiayı Sedat Peker, Veli Küçük bağlantısına dayandıran Poyraz’ın bütün iddiası Sedat Peker ile Veli Küçük’ün İzmit İl Jandarma Alay Komutanlığında yaptıkları toplantılar hakkında. Bütün görüşmelerini defaatle benim yaptığım sorguyu defaatle okumanızı ve iyi değerlendirmenizi rica ediyorum. Ben, çünkü çapraz sorgu yaptım. Burda yapılmayan şeyi yaptım. Burda hiç denenmemiş olanı... Sayın heyetin hiç yapmadığı şeyi ben yaptım. Çapraz sorguydu o işte. Veli Küçük’ün Sedat Peker ile İzmit alayında görev yaptığı 3 yıl boyunca haftada buradaki beyanına göre, 3, 4 duruşmadaki beyanına göre 2, 3, o zaman öyle takdir etti öyle söyledi 3, 4 bir daha sorsanız 1, 2 der. Bir daha sorsanız haftada, 2 haftada bir gidiyorduk der der değiştiriyor, çünkü, duruma göre değiştiriyor. Gidip haftada 3, 4 kere gidip her seferinde defaatle sordum. Nerde bekliyordun? Kapısının önünde, postasıyla ve korumasıyla laga luga yapıyorduk. Biz orda çünkü posta ve koruma hakikaten alay komutanının kapısında bekler, her an çünkü odadan çıkabilir, alay komutanı posta ve koruma kapıdadır. Hepimiz bu işin içinden gidiyoruz. Sizde bu işleri bilirsiniz, kapıda bekler. Kapının girişinde kabul vardır orda posta ve koruma mutlaka daima hazır olur. Çünkü içerden çağrılır, postası çay servisi yapar, getirir götürür 4 yıl, 3 yıl boyunca tarihte vermiyor, bir dakika, orda da hangi yıllar olduğunu inatla söylemiyor inatla. Hangi suçlardan yargılandığını inatla söylemiyor. Neden? Hangi cezaevlerinde hangi dönemde yattığını inatla söylemiyor. Hangi suçlardan hüküm giydiğini, hangi suçlardan hüküm giymediğini inatla söylemiyor. Hangi suçlardan ne zaman hüküm giydiğini, cezalarının ne zaman kesinleştiğini, hangi suçlardan ne zaman hüküm giymediğini ve beraat ettiğini inatla söylemiyor. Efendim bu kadarını herkes bilir. Sıradan bir vatandaşta bilir, vatandaşta bilir. Postanın ve şeyin korumanın kapısının önünde beklediğini, ama şunu bilmez herkes. Orda özel bir uygulama, İzmit İl Jandarma Alay Komutanlığında Veli Küçük’ün bir bayan sekreteri vardı. Soyadını hatırlamıyorum, Ersel, ismi Ersel. Düşünün ki, bir adam haftada 3, 4 kere o alaya gidiyor, kapısına gidiyor, postasıyla ve korumasıyla kapıda beklenen yerde postanın ve korumanın beklediği yerde laga luga yapıyor, haftada 3, 4 kere bunu yapıyor, 3 sene boyunca ve Ersel’i hiç görmüyor. Ordalar, üçü beraber otururlar, hiç Ersel’i bir kadın sekreterin bir bayan o, asker değil sivil bayan. Hiç görmemiş yoktu öyle biri diyor. Defaatle sordum, sorguyu okuyun. E siz şimdi bu cevabı vermiş bir tanığa ne soruyorsunuz? Sedat Peker parada götürüyor muydu, hım çantayla mı götürüyordu, bagajdan mı çıkarıyordu, öyle mi götürüyordu, böyle mi… Bu adam Veli Küçük’ün bulunduğu alay binasına hiç girmemiş bir adam. Çantayı bagajdan mı çıkarıyordu? Spor çanta. Toplantıları nasıl yapıyordu? Ne duydun, nasıl duydun? Sedat Peker’in bütün silsilesini Kelebek operasyonunda adı geçen herkesi tek tek sorarak ama bakın ünvanlarını da vererek. Şunu yapsaydınız, ben size hak verecektim. İsim söylersiniz yanında diyor ki muhasebeyle ilgileniyor. Dersiniz ki isim söylersiniz dersiniz ki, şu adam ne iş yapar Sedat Peker’in yanında, necidir? Madem Sedat Peker’in ilişkilerini ve bu adamın bunları iyi bilip bilmediğini sorguluyoruz söylesin bakalım ne iş yaptığını. Ahmet Vardar muhasebecisiymiş tanıyor musunuz? Tanıyorum. Mehmet bilmem kim korumasıymış, tanıyor musunuz? Tanıyorum. Ha tanıdığı. Oldu, bitti, tanıdı hepsini tanıdı, bu adam bu işin içinde.”

Mahkeme Başkanı: “Avukat hanım toparlayın lütfen.

Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük: “Efendim İzmit İl Jandarma Alay Komutanlığına bir yazı yazılsın, Jandarma Gelen Komutanlığına bir yazı yazılsın Veli Küçük’ün, unvanını bilmiyorum sekreteri. Özel kalem mi, sekreter mi olduğunu bilmiyorum tam olarak unvanının. Olup olmadığını, hangi dönem Veli Küçük’ün orda dönem yaptığı görev yaptığı dönem içerisinde ne kadar bulunduğunu bir sorun. Bu adamın söylediği şeyleri teyit edebilmemiz ve tanık olduğu görebilmemiz açısından bir şey daha sorun. Bu adam kimliğini açıkladı. Bu adam hangi cezaevinde ne zaman yatmış? Ben o dosyada Şişli ifadesine bakalım efendim. Şişli Asliye Cezada o dosya var, getirirseniz görürsünüz, bu bir meydan okuma, getirtelim efendim getirtelim. O beyanında geçen bütün dosyaların getirtilmesini, ifadesinde geçen kişilerin burda dinlenmesini ve ancak ve ancak gizli tanığın söylediklerinin başka bir bilgi, bulgu, belge ve olaylara gerçekten içinde bulunan veya gözüyle tanık olmuş bir kişi tarafından tarafsız olarak tanıklık edilebilmesi halinde, bu gizli tanığın adam yerine konulmasını talep ediyorum.”

Saatin 17.45 olduğu görüldü.



Yüklə 448,89 Kb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin