13. AĞIr ceza mahkemesi ( cmk 250 maddesi İle yetkiLİ ) duruşma tutanağI

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 0.75 Mb.
səhifə1/7
tarix01.08.2018
ölçüsü0.75 Mb.
  1   2   3   4   5   6   7



T.C.

İSTANBUL

13.AĞIR CEZA MAHKEMESİ

( CMK 250 MADDESİ İLE YETKİLİ ) DURUŞMA TUTANAĞI
ESAS NO :2008/209

CELSE NO :199

CELSE TARİHİ :03.11.2011
BAŞKAN :HASAN HÜSEYİN ÖZESE 28298

ÜYE :SEDAT SAMİ HAŞILOĞLU 37266

ÜYE :FATİH MEHMET USLU 40244

C. SAVCISI :MEHMET ALİ PEKGÜZEL 33954

C. SAVCISI :NİHAT TAŞKIN 36924

KATİP :ZAFER HAN 139152

Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese ile Üye Hakimler Sedat Sami Haşıloğlu ve Fatih Mehmet Uslu’dan oluşan mahkeme heyeti tarafından 03.11.2011 günü saat 09.58’de oturum açıldı.

Tutuklu sanıklardan Ergün Poyraz, Fikret Emek ile başka suçtan tutuklu sanıklar Sedat Peker ve Semih Tufan Gülaltay dışındaki tutuklu sanıkların cezaevinden getirildikleri görüldü.

Bağsız olarak huzurdaki yerlerine alındı.

Tutuksuz sanıklardan gelen yok. Müdahil vekili Danıştay Başkanlığı Vekili Av. Perihan Özcan ile bir kısım sanıklar müdafilerinden Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük, Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Mehmet Cengiz geldikleri görüldü.

Huzurdaki yerlerine alındı.

Sanık Boğaç Kaan Murathan daha önce tespit edilen kimliği tahtında huzura alındı.

Mahkeme Başkanı: "Avukatınız burada hazır değil.”

Sanık Boğaç Kaan Murathan: “Evet efendim.”

Mahkeme Başkanı: "Avukatınız olmadan da savunma yapmak istiyor musunuz?”

Sanık Boğaç Kaan Murathan: “Evet efendim.”

Sanık Boğaç Kaan Murathan’ın sorgu ve savunmasının tespitine devam edildi.

Mahkeme Başkanı: "4.12.2008 tarihinde emniyette vermiş olduğunuz ifadenizin okunmasına devam ediyorum.”

Sanığa klasör 5 dizi 60’daki 3. cevabı okundu, soruldu.

Sanık Boğaç Kaan Murathan: “Evet efendim. Bir iki kelime daha eklemek istiyorum.”

Mahkeme Başkanı: "Buyurun.”

Sanık Boğaç Kaan Murathan: “İddianamede benim İlhan Selçuk’a hakkında Bedirhan Şinal’a bilgi verdiğim söylenmemektedir. İddianamede Çaycı Cuma diye birinden bahsedilmektedir. Onun Bedirhan Şinal’a Mercedes bir aracı olduğunu, işte gelip gittiği saatleri söylediği söylenilmektedir. Bu soru yönlendirmeli bir soru olduğu görülüyor emniyet tarafından efendim. Çünkü Çaycı Cuma denilen insanı emniyet tarafından araştırılma yapılıyor. Şişli adliyesindeki Bedirhan Şinal’ın yönlendirilerek verdim dediği ifadelerde Şişli adliyesinde Çaycı Cuma diye birinden bahsediliyor. Şişli adliyesinde böyle birinin olmadığı, gerçek sahiplerinin isimleriyle beraber dosyaya geçiyor. Bunlar araştırılıyor ve iddianamede Çaycı Cuma’nın olmama sebebi bulunamayışı bu soruyu bana yöneltmelerine sebebiyet veriyor. Ama bu soru benim ifadede muhatabım olan bir soru olmadığını belirtmek istiyorum efendim.”

Sanığa klasör 5 dizi 60’daki 4. cevabı okundu, soruldu.

Sanık Boğaç Kaan Murathan: “Efendim polisin evimde yapmış olduğu aramada bu malzemeler bulunuyor silah kutusu olarak ruhsatlı silahların kutuları var ve temizleme harbi denilen şeyleri var. Onlar bulunuyor bana soruluyor. Bende ortağıma ait olduğunu. Bir gece önce ailesiyle beraber bende kaldıklarını söylüyorum ve yapılan araştırmada İlker Gökalp’in böyle bir silahı olduğu ruhsatlı olduğu ve o seri numarasına ait silah çantası olduğu belirleniyor. Onlar ona iade ediliyor efendim.”

Sanığa klasör 5 dizi 59’daki 1. cevabı okundu, soruldu.

Sanık Boğaç Kaan Murathan: “Doğrudur efendim.”

Sanığa klasör 5 dizi 59’daki 2. cevabı okundu, soruldu.

Sanık Boğaç Kaan Murathan: “Efendim öncelikle Egemen Güven diye bir savcıyı bana niye sorduklarını anlamış değilim. Orada da söyledim. Yani ben Egemen Güven adlı bir savcıyla ne konuşmuşluğum, ne görüşmüşlüğüm, ne tanışmışlığım olmadığı halde telefon dökümlerimde veya herhangi bir delil olmamasına rağmen Egemen Güven diye birisi bana soruluyor ve bu insanın savcı olup olmadığı bile araştırılmamış. Yani bu isimde bir savcı var mı yok mu o bile bilinmeden böyle bir savcının varlığından veya yokluğundan veya tanıyıp tanımadığım bana soruluyor. Bende tanımadığım için tanımadığımı söylüyorum. Onun haricinde yapmış olduğum açıklama organize şubede bundan 3 sene önceki açıklama doğru bir açıklamadır. Çünkü cep telefonu kayıtlarıma bakıldığı zaman ben hayatımda çizmiş olduğum yön işle alakalı olduğunu işle alakalı insanlarla görüştüğümü çok nadir olarak geçmişte tanıdığım insanlarla bazılarından görüştüğümü ama bunları söylediğim şu an bu belli olabiliyor. Çünkü 8 ay bu operasyon yapıldıktan 8 ay sonra teknik takip ve fiziki takibim yapılması gereken yerde cep telefonumun bana bu numarayı sizin hangi numarayı kullanıyorsunuz diye soruluyor. Yani organize şube gibi bizim gözbebeğimiz olan emniyet biriminin bana hangi numarayı kullanıyorsunuz demesi biraz şüphe uyandırdığını düşünüyorum. Çünkü benim bu olayı yaptırdığım düşünüyor ise ve ben bu olayda etkili bir isim olduğum düşünülüyor ise yaptırmadığım halde bunun araştırılmasında benim telefonumun ve her türlü teknik takibimin ve fiziki takibimin yapılmış olması gerekirdi. Ama Yüce mahkemeniz bu telefon görüşmelerini ben, benimle alakalı tüm istihbaratı bilgiyi sizin almış olduğunuz kararlardan sonra dosyanın içerisine eklendiğini sizde biliyorsunuz zaten. Ama anlamadığım şey şu, neden bu belgeler yapılmış olmasını yapılmış olduğunu düşünüyorum. Ama neden yapılmış olduğu halde dosyaya konulmamış dosyada eksik bırakılmış. Neticede sonucunda ortada bir tahkikat var. Bu tahkikat önemli bir tahkikat. Yani neticede benim bir suç içerisinde olup olmadığım veya birileri ile bağlantılı olup olmadığım çok net olarak araştırılması ve ortaya çıkarılması gerekecek yerde bu 8 aylık süre zarfında yapılmamış ve bunun yapılmadığından dolayı da kafamda bir ton soru işaretleri oluşuyor efendim. Söylemek istediğim bu kadar.”

Sanığa İstanbul 12. Ağır Ceza mahkemesinin birleşen dosya klasörlerinden 6. Klasörün dizi 31 ile 32 arasında yer alan savcılıkta vermiş olduğu ifadesi okundu, soruldu.

Sanık Boğaç Kaan Murathan: “Doğrudur efendim."

Sanığa İstanbul 12. Ağır Ceza mahkemesinin birleşen dosya klasörlerinden 5. Klasörün dizi 271’de yer alan sorgu hakimliğinde vermiş olduğu ifadesi okundu, soruldu.

Sanık Bayram Demir: “Doğrudur efendim.”

Sanığa İstanbul 12. Ağır Ceza mahkemesinin birleşen 2009/31 esas sayılı dosyasının 01.07.2009 tarihli duruşmada vermiş olduğu savunması okundu, soruldu

Sanık Boğaç Kaan Murathan: “Efendim ikametgâhımda silah bulunmadı, sadece silaha ait bir kutu ve kutunun içerisinde harbi seti ve birkaç tane o kutuya ait mermi bulundu. Bunlarda dediğim gibi organize şube tarafından araştırma yapıldıktan sonra İlker Gökalp’e teslim ve iade edildi efendim.”

Sanığa nüfus kaydı okundu soruldu.

Sanık Boğaç Kaan Murathan: “Evet efendim bana ait."

Mahkeme Başkanı: "Savcı Bey sorunuz varsa alalım.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Sayın Başkan izninizle Sanık Boğaç Kaan Murathan’a birkaç soru yöneltmek istiyorum.”

Mahkeme Başkanı: "Buyurun Savcı Bey.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kullanmış olduğunuz cep telefonu numaralarını size sormak istiyorum. Daha önce Kelebek operasyonu adı altında gözaltına alınmışsınız, bununla ilgili tutuklanmışsınız.”

Sanık Boğaç Kaan Murathan: “Evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “O dönemde de kullandığınız telefonlar kullandığınız dahil olmak üzere hangi numaraları ve kimin üzerine olduklarını söyleyebilir misiniz?”

Sanık Boğaç Kaan Murathan: “Kelebek operasyonunda benim kullanmış olduğumu söyledikleri telefonların hiçbirinde ses kaydı yoktur. Sadece emniyet teşkilatının bu numaraları kullanmıştır dediği bir ibare vardır. Şu an çok fazla sene geçtiğinden dolayı bu telefonların numaralarını bilmemekteyim ama kullanmış olduğum, konuşmuş olduğum biri varsa da bunu reddedecek değilim. Ama dediğim gibi benimle alakalı Kelebek operasyonunda hiçbir şekilde kullanmış olduğuma ve konuşmuş olduğuma dair bir delil yoktur efendim. Sadece beyanlarda şu şu şu numaraları kullanmıştır, şu şu numaralarda şu insanlarla görüşmüştür diye bir açıklama vardır. Ama yani ben bunu itiraz etmek için söylemiyorum sadece olmuş olduğum durumu bildirmek açısından bilgi veriyorum.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ben size oradaki numaraları hatırlatayım tekrar. 5355056666.”

Sanık Boğaç Kaan Murathan: “Bu numara benim kullandığım bir numara değil. Zannedersem o tarihlerde Yener Keskin isminde bir dostumun kullanmış olduğu numara zaten o telefonlar bana ait olmadığı için o telefonlarda görüşmüş yapmış görüşme yapmış olunan insanları benim tanıdığım gösterilerek o numaradan konuşmuş olabileceğim şeyini vermeye çalışmaktadır emniyet. Görüşmüş de olabilirim yani kiminle görüştüğümü soracaksanız buna da cevap verebilirim efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet ben size onları ayrı ayrı söyleyeyim. Bu numara Cüneyt Dingiroğlu üzerine kayıtlı. Bu şahsı tanıyor musunuz?”

Sanık Boğaç Kaan Murathan: “Tanımam tanımıyorum efendim zaten dosyadaki benimle alakalı tanımış olduğum sanıklarla hepsinin ismi vardır. Tanımış olsam zaten Kelebek operasyonunda çok ciddi bir araştırma yapılmıştır. O araştırmada benimle alakalandırılır efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yener Keskin sürekli yanınızda mıydı ortak mı kullanıyordunuz telefonları?”

Sanık Boğaç Kaan Murathan: “Efendim şöyle söyleyeyim Yener Keskin benim üniversiteden tanıdığım Marmara üniversitesinde makine bölümünde okuyan bir arkadaşımdır. Dediğim gibi spor hocalığı yapmış olduğum dönemde beraber spor yaptığım bir arkadaşımdır. Samimi de bir arkadaşımdır geçmişte. Yani ortak kullanmak değil de hani polis oraya o şekilde yazdığı için hani karşınızda ben konuşmadım, şöyle yapmadım bu şekilde yapmadım gibi bir şey söylemek de istemiyorum.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet. 5374090697.”

Sanık Boğaç Kaan Murathan: “Kullanmadım efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “5372476123.”

Sanık Boğaç Kaan Murathan: “Kullanmadım.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bunların bir kısmının tapeleri de var.”

Sanık Boğaç Kaan Murathan: “Ama bunlarda.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bu dosya 9 Ağır Ceza Mahkemesinde mahkememiz onların şeylerini istedi.”

Sanık Boğaç Kaan Murathan: “Bunlar.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bir kısmının tapeleri filanda var yani sizin yaptığınız görüşmelerde var içinde.”

Sanık Boğaç Kaan Murathan: “Şöyle söyleyeyim efendim. O tapelerde şunlar var. Birisi biriyle konuşurken benim orada konuştuğuma dair yandan gelen bir ses tapesi var. Yani benim konuştuğuma dair bir tape yok. Deniliyor ki Boğaç Kaan Murathan bu insanla konuşurken yanlarındadır konuşmaya 3. bir şahıs olarak efendim yani işte Ahmet ile Mehmet konuşuyor Boğaç da yandan işte bu konuları şu şekilde söylüyor diye görüşme var. Yani direk benim bir görüşmüşlüğüm ama ben diyorum ya efendim yani bu numaraları hatırlamıyorum ama hani suç teşkil edecek bir şey olmadığını biliyorum o yüzden dolayı da diyorum ki yani kullanmışsam bile hani sizin takdirinize bırakıyorum diyorum efendim.”

Mahkeme Başkanı: "Yani telefondaki sesler size ait değil mi telefonda konuşan sesler?”

Sanık Boğaç Kaan Murathan: “Yani benim, benim, benim telefonum değil efendim. Yani oraya dosyaya telefon konulmuş ama diyor ki mesela Yener Keskin diyor şu şahısla konuşurken diyor 3. bir ses olarak Boğaç Kaan Murathan’ın da o ortamda olduğu ve o konuşmaya dışarıdan Yener aracılığıyla katıldığını hani Yener konuşurken ben kimle konuşuyorsun demişim şununla konuşuyorum selam söyle veya şu hani kendi kanaatimi getirecek sözler söylemişim. Ama telefonlar bana ait değil o dönemdeki. Çok da sene geçti efendim 2003 yani takdir edersiniz ki bu numaralar ben Kelebek operasyonunda da yargılandım efendim. Yargılanıyorum da benim Kelebek operasyonunda olma durumum şudur. Örgüt üyeliği yani ne örgüt yöneticisiyim ne örgüt adına emir almışım, emir vermişim. Sadece Sedat Peker’i tanıdığımdan dolayı yakın olduğumuz dosyada yazıldığından dolayı örgüt üyesi olarak yargılandığım bir davadır. Yani bir suç teşkil edecek bir görüşme tabi buraya göre söylemiyorum Kelebek ope… burası sizin takdirinizdir. Yani orada öyle bir şey görünüp de bana açılmış olan ek bir dava yok efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet. 5372476123.”

Sanık Boğaç Kaan Murathan: “Dediğim gibi efendim sizin takdirinize bırakıyorum direk soruyu sorarsanız ben cevap…”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Hatırlamıyorsunuz. 5367306930.”

Sanık Boğaç Kaan Murathan: “Bir insanın bu kadar telefonu olabilmesi yani bir insanda 2 tane telefon olur da efendim 5, 6 tane telefonu ben nasıl taşıyayım yani? Hani neticede gayrimeşru yaptığım bir iş de yok yani polisten kaçacağım ne uyuşturucu işi yapıyorum ne başka bir iş yapıyorum yani bu şeyler genelde uyuşturucu satıcılarının 10, 15 tane hattı olur hani işleri şey yapabilmek için. Benim hiçbir zaman yapmış olduğum ve ters bakmış olduğum bir iş zaten benim hakkımda böyle de bir tahkikat yok. Zaten eğer bir insan bu kadar telefon taşıyorsa suç işleyecekse de telefondan konuşacağını düşünmüyorum. Demek ki bir çekincesi var ki bu kadar telefon taşıyor. Ama ben bu kadar telefonu hayatım boyunca hiç taşımadım efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet.”

Sanık Boğaç Kaan Murathan: “Yani her ismim geçen yerdeki telefonun Boğaç’ın olabileceği çünkü eksik tahkikat yapmışlar. Araştırmayı eksik tutmuşlar. Yani operasyonda ben Kelebek operasyonu ilk dalgasında alınmıyorum efendim. Yani Sedat Peker’e, Sayın Sedat Peker’e operasyon yapılıyor ben alınmış falan değilim. Ondan sonra hakkımda bir iddiadan dolayı al… takipsizlik almış olduğum dosya yeniden açılıyor ve ben ondan sonra aranmaya başlıyorum yani direk bana yapılmış bir operasyon hani Sedat Peker’i alıyoruz Boğaç’ı da alalım diye bir operasyon yapılmıyor. Hakkımda ondan sonra bir araştırma çıkıyor. O araştırmaya nazaran aranmam çıkıyor. Yani operasyon bile ben görmüyorum efendim. Yani evimdeyim o gün sabah yapılan operasyonda. Kimse beni gelip almıyor. Ondan sonra bu herhalde 1 ay sonra bir benim takipsizlik aldığım bir dosya hakkında deniliyor ki bu dosyada usulsüzlük olabilir deniliyor. Bu dosya tekrar açılıyor, tekrar yargılanılmaya başlıyor, tekrar beraat alıyorum. Dosya Yargıtay’a gidiyor, Yargıtay diyor ki dosya hem eksiktir usulden ve esastan diyor. Tekrar yargılayın hani konuyu çünkü içinde usulsüzlük olduğu beyan edilen polisin beyan ettiği bir dosya olduğu için efendim üstünde 3, 4 kere duruluyor. Tekrar başka bir hakim başka bir üyelere geliyor, onlarda inceliyorlar. Benim suçum olmadığını delil yetersizliğinden dolayı da dosyayı beraat veriyorlar efendim.”

Mahkeme Başkanı: "Tamam. Yani o telefon Savcı Beyin sorduğu telefonu kullanmadığınızı söylüyorsunuz.”

Sanık Boğaç Kaan Murathan: “Ben ne reddediyorum ne kabul ediyorum efendim ama benim bu kadar telefonları.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Hatırlamadığınızı söylüyorsunuz yani.”

Sanık Boğaç Kaan Murathan: “Evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bu kadar fazla numara kullandığınızı hatırlamıyorsunuz. Ali Bin Kalkan’ı tanıyor musunuz?”

Sanık Boğaç Kaan Murathan: “Ali Bin Kalkan’ı, Sedat Peker’in dostu olması vasıtasıyla tanıyorum. Tanıdığım Ali Bin Kalkan’ın Fikirtepe’de araba tamiri, esnaf, kaportacı olarak tanıyorum. Bu kadar efendim yani tanıyorum. Ama tanımak, tanışmak.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet. Kendisiyle samimiyetiniz var mı böyle birisine selam gönderebilecek kadar veya işte ne şekilde yani ilişkileriniz ne kadar samimiyetiniz ne kadar?”

Sanık Boğaç Kaan Murathan: “Soruyu biraz daha açar mısınız hangi tarihler arasında soruyorsunuz efendim ona göre cevap vereyim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Hani bir birlikteliğiniz oldu mu bir yerde bir yemek yediniz mi, oturdunuz mu, kalktınız mı, görüştünüz mü, telefon görüşmesi yaptınız mı?”

Sanık Boğaç Kaan Murathan: “Ali Bin Kalkan’dan, Ali Bin Kalkan’dan sanayiye arabamı yaptırmak için kaporta Fikirtepe sanayiye gittiğimde birkaç kere çok ama yani 2000 yıllarında 98, 97 yıllarında gidip orada sanayiye gittiğim zaman görmüş olduğum bir insandır. Yani tanışıklığım vardır. Dostluğum yoktur. Çünkü ben Sedat Peker’in her dostuyla tanışmak, arkadaş olmak zorunda değilim efendim yani benim kendime has bir hayatım var. Kendi dostlarım ve kendi arkadaşlarım var. Ama tanıdığımın tanıdığına da yani tanımıyorum veya onunla aramda bir ilişki yok diyemem yani neticede o bana sıcak bakar, ben ona sıcak bakarım.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet. Ali Şahin Gürman bunu tanıyor musunuz?”

Sanık Boğaç Kaan Murathan: “Ali Şahin Gürman da Kelebek operasyonunda yargılanmış bir insandır. Kelebek operasyonunda takdir edersiniz ki efendim bana yapılmış bir operasyon değildir. Sayın Sedat Peker’e ve tanıdıklarına yapılmış bir operasyondur. Bende Sedat Peker’in tanıdığı olduğumdan dolayı bu operasyonun içerisine katılmışımdır. Yani Sedat Peker’in arkadaşları, dostları veya tanıdıkları benim birebir samimi olduğum insanlar olmak zorunda değil. Ama tabi ki aralarında konuştuklarım vardır, konuşmadıklarım vardır, samimi olduklarım vardır, samimi olmadıklarım vardır. Ali Şahin Gürman da benim yaşlarımda bir insandır. Geçenlerde bildiğim kadarıyla rahmetli olmuştur. Televizyon ve gazetelerde yazmıştı. Ama Ali Şahin Gürman’ı ben 2003 yılından beri görmemekteyim efendim çünkü 2003 yılından sonra yurtdışındaydım, Bayrampaşa cezaevine geldim 2007’de, oradan kandıra cezaevine geçtim. 9 ay dışarıda kaldım bu dosyadan tutuklandım efendim cezaevindeyim. Yani 2003 yılından öncesinde görmüş olduğum aynı yaşıt olduğumuz yani Anadolu yakası bilirsiniz efendim yani böyle çok büyük bir yer değil yani bir caddeye gitseniz veya bir Kadıköy’e inseniz oralara giden, oralarda oturan, oraların insanı olan insanları görme şansına sahipsiniz. Bende bu şekilde gördüm. Ama ne bir suç işlemişliğimiz, ne bir alınmışlığımız beraber karakola gitmişliğimiz ne de beraber aynı davadan hani Kelebek operasyonu dışında yoktur efendim. Yalnız bir samimiyet dostum özel bir dostum değildir yani.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Hakan Karakaş bu şahsı tanıyor musunuz?”

Sanık Boğaç Kaan Murathan: “Efendim Hakan Karakaş’ı şimdi tanımak şöyle açıklayayım. Benim tanımak şeyim şu oturmuşluğum, samimiyetim veya beraber işte bir sinemaya gitmişliğimiz, top oynamışlığımız yani halı sahada futbol oynamışlığımız veya ortak bir şeyleri paylaştığımız insanlara ben tanıdık gözüyle bakıyorum. Hani bu insanı tanıyorum ben hani annesini tanıyorum, babasını tanıyorum, kardeşini tanıyorum Hakan Karakaş bildiğim kadarıyla Kelebek operasyonunun polis fezlekelerinde olan ama mahkeme tarafından yargılanması kabul edilmemiş yani dosya içerisine konulmamış bir insan. E şimdi Hakan Karakaş’ın tanıdıklarını tanıyorum. Mesela Mithat Ekşi var yine Kelebek operasyonunda onun onu tanıdığını biliyorum. Yani hani birebir tanımasam da tanıyanları tanıyorum diyebilirim. Yani onu tanıyanları tanıyorum. Yani açıklayıcı oldu mu bilmiyorum ama.”



Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Cezaevindeyken kendisiyle herhangi bir irtibata geçtiniz mi, kendiniz bizzat veya avukatınız aracılığıyla Hakan Karakaş ile irtibata geçtiniz mi?”

Sanık Boğaç Kaan Murathan: “Şimdi şöyle söyleyeyim efendim bu konuya daha ön tarafından bir açıklama yapayım. Şimdi Bedirhan Şinal benim avukatıma bir mektup yolluyor. Bunu da Hamdi Güzel vasıtasıyla bana ulaştırtıyor. O mektupta burada dosyada var. Aynen ne yazdığını söyleyeceğim çünkü burası çok önemli. Diyor ki, selamünaleyküm diyor merhaba Hamdi abi nasılsın, umarım iyi ve morallisindir. İbrahim Abi ve Birol arkadaşa selamlar. Bende hamd olsun iyiyim. Her şey yolunda. Aynı şekilde yatmaya devam ediyoruz abi. Dün göndermiş olduğun kart için teşekkürler. Ya abi sana bir şey söyleyeceğim. Bu Boğaç’ın avukatına sen haber yollayabilir misin benimle görüşmek isterse onun işine yarayabilecek bilgileri onunla paylaşmak isterim. Ama görüşmek istemezse benim için fark etmez bana çizilen yolda yürümeye aynı şekilde devam ederim. Her neyse abim kendine çok iyi bak Allah Celle Celalehu selameti sevgisini seninle ve tüm sevdiklerinle olsun sevgilerimle C96 abi senden bir cevap bekliyorum. Şimdi sizin getireceğiniz soruyu ben çok iyi anlıyorum. Hakan Karakaş böyle bir şey yapmış Bedirhan Şinal’ın ifadelerini 12 cezaevin… ceza 12 Ağır Ceza Mahkemesinde değiştirtmek için bir dilekçe yazmış diyeceksiniz. Tanıyıp tanımadığımı bu yüzden soruyorsunuz. Şimdi ben şunu anlatmak istiyorum. Bana böyle bir mektup yazılmış ve gönderilmiş. Hamdi Güzel dediğimiz insan Atilla Peker ile beraber yatan Edirne cezaevinde bir insan efendim. Bu adam Kelebek operasyonunda İbrahim Kocaman Kelebek operasyonunda yargılanmış, Sedat Peker’in yakını olduğu söylenilmiş bir insan ve Bedirhan Şinal benim hakkımda itirafçı olduğu halde yani itirafçı bana iftira attığı halde diyorum ben ona ama emniyet tarafından itirafçı olarak bakıldığından dolayı Hamdi Güzel’in yanına konulmuş. Şimdi efendim bu nasıl bir şey? Yani benim tanıdığım Kelebek operasyonunda benim yakınım olduğum yani yakınım olan bir insanın yakını olan bir insanın yanına itirafçı statüsündeki bir insan konulur mu? Şimdi bu çok mantıksız oluyor çünkü devlet itirafçı statüsüne girecek insanları korumak ve yüz değiştirmeye kadar gidebilecek bir olaylar silsilesi olan bir konu var. Şimdi Hamdi Güzel Bedirhan Şinal’ı öldürse idi İbrahim Kocaman veya Atilla Peker bu Bedirhan Şinal’a bir şey yapsaydı, şimdi burada bana soracağınız soru şu olacaktı. Bu adamı sen öldürttün. Çünkü bu adam seninle alakalı yani olsaydıdan bahsediyorum. Çünkü çok enteresan bir konudur bizim hakkımızda itirafçı olan bir insanı bizim tanıdığımız insanların yanına konuluyor. Şimdi diyorum ki bende efendim. Bu mektubu bana yazmış olan bir adama ben avukatımı yollamamışım. Hani diyor ki gelsin diyor Burak ben diyor bana çizildiği yolda yoksa devam edeceğim diyor yani benim yanıma gelsin. Demek istiyor ki ben gid… hani gidersem konuyu bağlayabilme, konuyu kendi lehime çevirebilme durumum var. Ama bu mektup geldiğinde ben huylandım yani şimdi şu düşünülebilir yani Boğaç sana iftira atılıyor sen bu işi niye düzeltmiyorsun veya düzeltmemek mantıklı mı? Evet, ben de isterim bana iftira atılmış bir insanın doğruları söylemesini, üstümden iftiranın kalkmasını bunu isterim yani bunu istememek çünkü işin içerisinden çıkamıyorum isterim. Ama benim tedirgin olduğum konu şu; hem onların yanında yatıyor hem de mahkemede gelip benim hakkımda ifade vermeye devam ediyor hem de bana mektup yazıyor. E şimdi burada bir şaibe oluştu kafamda. Hani ne normal bir durum gelişmedi. O yüzden dolayı da ben Burak ile yapmış olduğumuz görüşmede Burak dedim bu mektubu dedim 12 Ceza Mahkemesine sun. Bana böyle bir mektup geldi diye sun. Burak Bekiroğlu da efendim bu mektubu 12 Ağır Ceza Mahkemesine bu olaylar olmadan önce sundu. Yani bu olayların hiçbiri olmadan önce Bedirhan Şinal bana böyle bir mektup yazıyor çizildiği yol hangi yoldur bunun sorulmasını istiyoruz diye de talepte bulunarak şey yaptı. Şimdi Edirne cezaevinden alınıyor, Tekirdağ cezaevine gidiyor. Öncelikle bizler aynı davanın sanıklarıyız. Biz Silivri cezaevindeyken Bedirhan Şinal niye Edirne’de ve biz Silivri cezaevinden başka bir cezaevine gitmemişken Bedirhan Şinal niye Tekirdağ cezaevine konuluyor? Tekirdağ cezaevinde yine bize yakın olduğu bilinen yani bunu inkâr edecek değilim, neticede Hakan bizim Anadolu yakasının insanı. Tanısak da tanımasak da hakkımızda birbirimize iyi bakan insanlarız. Yani hasım durumumuz yok yani birbirimize şey yapacak hani kötü gözle bakacak bir durumumuz yok. Şimdi cezaevleri de öyle yerlerdir ki insanlar dayanışma içerisindesiniz efendim çünkü düşmüş insanın halinden düşmüş olan anlar. Nasrettin hocanın bir hikâyesi var; damdan düşüyor herkes bir şeyler anlatıyor diyor ki bana damdan düşeni getirin benim derdimi o anlar. Şimdi cezaevindeki insanda cezaevindeki insanın derdini en iyi anlayacak insandır. Alınıyor Tekirdağ cezaevine getiriliyor. Tekirdağ cezaevine getirildikten sonra Hakan Karakaş’ın yan koğuşuna konuluyor. Hakan Karakaş’ın yan koğuşuna konulmakla da bırakılmıyor Hakan Karakaş ile cezaevinde tabir ettiğimiz giriş kapısına kapı altı denir kapı altında aynı odaya konuluyor ve aynı odada görüşmeleri sağlanıyor efendim. E şimdi bu insan itirafçı efendim bu insan şey değil ki normal hani hiç davalık olmadığımız, karşı karşıya gelmediğimiz veya benim hakkımda bir şeyler söyleyen doğru veya yanlış bir şeyler söylüyor bu insan. Benden ve benim tanıdıklarımdan uzak tutulması gerekiyor. Yani matematik bu değil midir yargı sistemimizin cezaevlerinin şeyi bu değil midir ya Hakan Karakaş ona bir şey yapsa? Yine konu benim üzerime kalacak ve Hakan Karakaş ile görüşme yapıyorlar. Hakan Karakaş’a bildiğim kadarıyla dosyada şöyle söylüyor diyor ki ben diyor Boğaç’ın suç ortağıyım. Yani aynı davadan suç ortağıyım. Aralarında bu şekilde bir samimiyet ilerliyor. Bu samimiyetin neticesinde dikkat ederseniz Hakan Karakaş’ın yazdırmış olduğu dilekçede Fatih Derdiyok ve Murat Aplak da var. E şimdi ben kendimi kurtarmaya çalışan bir insansam Hakan Karakaş’ı farz edelim ki benim yönlendirdiğim niye Murat Aplak ile Fatih Derdiyok’u da o konunun içerisine sokayım efendim? Yani neticede Hakan ne tanır Murat Aplak’ı ne tanır Fatih Derdiyok’u. Anladığım kadarıyla aralarında bir dostluk gelişiyor. Bana yapılmış bu konuda kendisinin suçsuz olduğunu, birileri tarafından yapıldığını bu işin nasıl toparlarım hani sen aracı olur musun dediğini ve Hakan’ın konuya aracı olarak kendi kafasına göre girdiğini ve girdikten sonra da bu şekilde bir dilekçe yazdırdığını ve yollattığını. Keşke yazdırmasaydı. Çünkü benim bu dosyada hakkımda en ufak bir delil yok ki. Yani ben bu dosyada yargılanamadığımdan dolayı, derdimi anlatamadığımdan dolayı ve önyargılı bakıldığımdan ve bu tanzim tutanağı tanzim eden polislerin doğru söyleyebileceğini. Çünkü devletin polisi, hakim yani devletin polisine mi daha güvenli bakacak bana mı? Habi ki kendi kolluk kuvvetlerine bakacak ve onun yapmış olduğu tahkikatın da doğrudur, düzgündür neden bu adama garezi olsun yani neticede işini yapıyor diyerek bakacağı için bugüne kadar bu konuların çıkmaması normaldi. Ben bunu başka türlü bakmıyorum zaten. Ama Hakan Karakaş benim adamım değil ki benim örgütümde yargılanmamış ki. Biz Hakan ile beraber bir örgüt kurup da belli suçları işlememişiz ki efendim. Varsa cezası böyle bir şeyin cezası çeksin yani beni ilgilendiren bir husus değil. Ama ben kimseye şunu söylemedim benim adıma şöyle yap benim adıma böyle yap. Benim bu kadar delilim varken neden birinden yardım isteyeyim ki? Bedirhan Şinal’ın mektubu varken, neden Hakan Karakaş’ı yönlendireyim ki ben zaten burada oyunlar döndüğünü anlıyordum ama kimin bize oyun yaptığını anlayamıyordum. Neden yaptığını anlayamıyordum. Ya diyordum ki acaba başka şeyler mi var. Ben sokakta normal insanlar mı bana yaptırıyor diyordum bunu. Hani Bedirhan Şinal’ı tanıyıp da önünde hani bir eskiden bize bir garezi vardır, bir şeyi vardır böyle bir suç işlenmiştir hani o art niyetle mi yapılıyor diye bakıyordum ben. Hiç düşünmedim emniyetin içerisinde. Ben bunları Bedirhan Şinal’ın ifadelerine sığınarak söylüyorum efendim yani ben kimseyi suçlamak da istemiyorum. Yani benim burada iftira yattığım için kimseye iftira atmak da istemiyorum. Ben sadece vicdanınıza sığınıyorum. Bunun arkasında kim varsa çıkmasını istiyorum ve bunu talep ediyorum.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Siz herhangi bir şekilde Bedirhan Şinal veya yakın akrabaları, anneannesi, dayısı vesaire kişilerle görüşmeleri için gerek avukatlarınıza gerek eşinize yakınlarınıza herhangi bir şey söylediniz mi, bu kişilerle görüşme yapıldı mı açıklar mısınız?”



Dostları ilə paylaş:
  1   2   3   4   5   6   7
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə