13. AĞIr ceza mahkemesi ( tmk 10 maddesi İle yetkiLİ ) duruşma tutanağI



Yüklə 0.72 Mb.
səhifə1/7
tarix12.08.2018
ölçüsü0.72 Mb.
  1   2   3   4   5   6   7



T.C.

İSTANBUL

13.AĞIR CEZA MAHKEMESİ

( TMK 10 MADDESİ İLE YETKİLİ ) DURUŞMA TUTANAĞI
ESAS NO :2009/191

CELSE NO :216

CELSE TARİHİ :07.08.2012
BAŞKAN :HASAN HÜSEYİN ÖZESE 28298

ÜYE :SEDAT SAMİ HAŞILOĞLU 37266

ÜYE :FATİH MEHMET USLU 40244

C. SAVCISI :MEHMET ALİ PEKGÜZEL 33954

KATİP :ZAFER HAN 139152

Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese ile Üye Hakimler Sedat Sami Haşıloğlu ve Fatih Mehmet Uslu’dan oluşan mahkeme heyeti tarafından 7 Ağustos 2012 günü saat 10:14’te Silivri Cezaevi bitişiğindeki büyük duruşma salonunda oturum açıldı.

Tutuklu sanıklardan Oktay Yıldırım, Ergün Poyraz, Veli Küçük, Semih Tufan Gülaltay, Sedat Peker, Aykut Metin Şükre, Selçuk Özkan, Oğuz Bulut, Durmuş Ali Özoğlu, Mustafa Levent Göktaş, Serdar Öztürk, Levent Ersöz, Alparslan Arslan, Erhan Timuroğlu, Osman Yıldırım, Ahmet Hurşit Tolon, Mehmet Haberal, Cemal Gökçeoğlu, Hasan Iğsız, Fuat Selvi, Dursun Çiçek, Sedat Özüer, Mehmet İlker Başbuğ, Hulusi Gülbahar, Hıfzı Çubuklu, İsmail Hakkı Pekin, Mehmet Eröz, Mehmet Otuzbiroğlu ve Özkan Kurt dışındaki tutuklu sanıkların cezaevinden getirildikleri görüldü,

Bağsız olarak huzurdaki yerlerine alındı.

Tutuksuz sanıklardan Nusret Senem, Ertuğrul Orta ile bir kısım sanıklar müdafilerinden Sanıklar Doğu Perinçek, Mehmet Bedri Gültekin, Erkan Önsel, Turhan Özlü, Hikmet Çiçek, Mehmet Deniz Yıldırım, Mehmet Bora Perinçek müdafii Av. Hasan Basri Özbey, Sanıklar Doğu Perinçek, Mehmet Bedri Gültekin, Erkan Önsel, Turhan Özlü, Hikmet Çiçek, Mehmet Deniz Yıldırım, Mehmet Bora Perinçek müdafii Av. Hikmet Fırat Arslan, Sanıklar Ahmet Hurşit Tolon, Mehmet Haberal müdafii Av. Selen Karaçalı, Sanıklar Mehmet İlker Başbuğ ve Ahmet Hurşit Tolon müdafii Av. İlkay Sezer, Sanıklar Yalçın Küçük, Taylan Özgür Kırmızı, Muhammed Sarıkaya müdafii Av. Kazım Yiğit Akalın, Sanıklar Ahmet Tuncay Özkan, Mustafa Levent Göktaş ve bir kısım tutuksuz sanıklar müdafii Av. Hüseyin Ersöz, Sanıklar Sedat Peker, Oğuz Bulut müdafii Av. Mehmet Doğurğa, Sanıklar Ahmet Tuncay Özkan, Mustafa Levent Göktaş ve bir kısım tutuksuz sanıklar müdafii Av. Serkan Günel, Sanık Serdar Öztürk müdafii Av. Demet Reçber geldikleri görülmekle,

Huzurdaki yerlerine alındı.

Açık yargılamaya devam olundu.

Mahkememizce dinlenmesine karar verilen Tanıklar Mahmut Taşdemir, İrfan Dündar, Özcan Tozlu ve Ümit Fırat’a duruşmada hazır olmaları konusunda gerekli tebligatın yapıldığı tanıklardan Ahmet Zeki Okçuoğlu’nun 13.08.2002 tarihinde yurtdışına çıktığı Türkiye’ye döndüğüne dair herhangi bir bilgisinin olmadığının ilgili Emniyet Müdürlüklerince mahkememize bildirildiği anlaşıldı,

Tanık yoklaması yapıldı.

Sadece Tanık Ümit Fırat’ın hazır olduğu görüldü.

Huzura alındı.

Kimliğinin tespitine geçildi.



TANIK ÜMİT FIRAT:Mehmet Fikret oğlu, Müzeyyen’den olma, 5.10.1945 doğumlu, Gümüşsuyu, Ülker sokak, 15/3 Beyoğlu ilçe, İstanbul adresinde ikamet eder, Cep telefonu numarasının 532 2155727 olduğunu beyan eder.”

Mahkeme Başkanı: “Şimdi bu dosyada sanıklar Ahmet Hurşit Tolon, Arif Doğan, Mehmet Şener Eruygur, Tuncay Özkan, Osman Yıldırım, Alparslan Arslan, Veli Küçük, Doğu Perinçek, Yalçın Küçük, Mehmet Zekeriya Öztürk ve dosyadaki diğer sanıklar yargılanmaktalar bunlarla bir akrabalığınız düşmanlığınız var mıdır?”

Tanık Ümit Fırat: “Bazılarını geçmişte tanıdığım.”

Mahkeme Başkanı: “Akrabalığınız, yakınlığınız düşmanlığınız yok.”

Tanık Ümit Fırat: “Hayır efendim hayır.”

Mahkeme Başkanı: “Bu dava konusu suçlara iştirakten veya bu suçlar nedeniyle suçluluları kayırmaktan veya delilleri yok etmekten dolayı hakkınızda herhangi bir soruşturma ve dava açılmış mıdır sizin hakkınızda?”

Tanık Ümit Fırat: “Hayır.”

Mahkeme Başkanı: “Şimdi size sorulacak sorulardan sizi ve yakınlarınızı ceza soruşturmasına veya kovuşturmasına uğratabilecek sorulara cevap vermekten çekinebilirsiniz, maddi gerçeği bulabilmemiz açısından sizin doğruları söylemeniz gerekiyor bu doğru beyanlarınız bize yardımcı olacaktır birazdan doğru söyleyeceğiniz hususunda yemin edeceksiniz. Söylediğim yemin metnini aynen tekrar edin bildiğimi dosdoğru söyleyeceğime. Söyleyin bildiğimi dosdoğru söyleyeceğime.”

Tanık Ümit Fırat: “Bildiğimi dosdoğru söyleyeceğime.”

Mahkeme Başkanı: “Namusum ve vicdanım üzerine.”

Tanık Ümit Fırat: “Namusum ve vicdanım üzerine.”

Mahkeme Başkanı: “Yemin ederim.”

Tanık Ümit Fırat: “Yemin ederim.”

Mahkeme Başkanı: “Biraz önce ismini söylediğim sanıklar var olduğu iddia edilen Ergenekon terör örgütü üyesi olmak veya yöneticisi olmak suçlarından dolayı ve iddianamedeki diğer suçlardan dolayı yargılanıyorlar bu iddialarla ilgili dosyadaki sanıklarla ilgili ne biliyorsunuz anlatır mısınız?”

Tanık Ümit Fırat: “Efendim ben bu.”

Mahkeme Başkanı: “İsterseniz oturarak da ifade verebilirsiniz çünkü uzun sürüyor tanıklık nasıl rahat ediyorsanız, ayakta da ifade verebilirsiniz, oturarak da ifade verebilirsiniz.”

Tanık Ümit Fırat: “Böyle uygun efendim.”

Mahkeme Başkanı: “Peki buyurun.”

Tanık Ümit Fırat: “Ben tabi bu davayla doğrudan doğruya bir tanıklık pozisyonum yok ben 2008 yılı Ekim ayı sonlarında zannediyorum yayın tarihi 28 Ekim 2008’dir. Neşe Düzel’le Taraf Gazetesinde bir röportaj yapmıştım, röportajım yayınlanmıştı. Orada bir analiz yapmıştım ve bunun üzerine ifademe başvuruldu, analizde şuydu; PKK ile Ergenekon arasında birtakım bağlar var mı, ilişkiler var mı tarzında bir soru gelmişti. Bende tabi ki karşılıklı olarak el sıkışıp birtakım eylemlere karar vermiş olduklarını sanmıyorum ama öyle eylemler ortaya çıkar ki biri diğerini teşvik eder bu eyleme bir biçimde sonuç alınır amaç hasıl olur, 1993 24 Mayıs’ında Bingöl, Elazığ karayolundaki 33 askerlerin öldürülmesi olayını da buna örnek gösterilmiştir. Tabi bu örneği gösterirken beni bu kanaate yöneltecek birtakım başka argümanlarda olduğu için bu örneği tipik bir örnek olarak seçmiştim. Orada 54 tane asker bilindiği gibi Malatya’dan kıtalarına gitmek üzere Bingöl’e 2 otobüsle gönderiliyor ve baya ağır giden bir tempoyla ve eskortsuz korumasız üzerlerinde sivil elbiseyle gidiyorlar ve üzerlerinde sadece asker kimlikleri var Bingöl’e yaklaştıkları bir 10, 15 kilometre yakın oldukları bir yerde de otobüsle durduruluyorlar hatta öyle durduruluyorlar ki, durduran PKK’lı grubun başındaki insan ilk otobüsü durdurduğu zaman ikincisi hani diğeri nerede kaldı diyor yani bu kadar bilgi sahibi gelen otobüsten ve onlar durduruyor işte bir yerden bir yere taşıyorlar sonra 54 kişinin 33’ü öldürülüyor bir kısmı yaralı kalıyor ve burada eğer PKK durup durduğu yerde bu eylemi yapıyorsa bunun bir manası olmalı arka planda bir şeyler olmalı demiştim çünkü o gün tam da 24 Mayıs 93 günü Milli Güvenlik Kurulu toplantısında Abdullah Öcalan’ın Beka’da ilan ettiği ateşkesin sonuç alıcı bir biçimde ele alındığını ve genel af da dahil birtakım düzenlemelere gidilmesi yönünde bir tavsiye kararı alınıyor ama ertesi günü toplanacak bakanlar kurulunda da bu konu ele alınıp Meclise parlamentoya gerekli girişimlerde bulunmak üzere gündem belli ama o gün o 33 asker öldürülüyor öldürülmeyenler de yaralı olanlarda var tabi. Bunun çok önemli bir dönüm noktası olduğunu ve artık bu silahlı mücadele sayfasının kapatılacağına dair beklentilerin kapandığı bir nokta olduğunu ve hala da günümüzde devam eden bir çatışmanın o gün için çok önemli bir kırılmayla sürdürülmesinin amaçlandığını söyledim.”

Mahkeme Başkanı: “Evet siz daha önce vermiş olduğunuz ifadenizde üniversiteyi bitirdikten sonra Ankara Zafer Çarşısında Barış Kitapevi isimli.”

Tanık Ümit Fırat: “Evet.”

Mahkeme Başkanı: “Bir iş yeri çalıştırdığınızı söylüyorsunuz o dönemde Abdullah Öcalan’ı gördüğünüzü söylüyorsunuz o dönemleri anlatır mısınız?”

Tanık Ümit Fırat: “Efendim ben o dönemin.”

Mahkeme Başkanı: “Kimleri, kimleri tanıyordunuz?”

Tanık Ümit Fırat: “İşte sosyalist, devrimci bir insan olarak hayatımı sürdürmek için bir kitapevi açmıştım o kitapevime o günün devrimci solcu gruplarından örgütlerinden pek çok insan ve birçoğu da benim arkadaşımdı gelip giderdi alışveriş yaparlardı sohbette bulunurduk, yayın dünyasını takip ederlerdi. Abdullah Öcalan da o gelen insanlardan biriydi çok fazla bir yakınlığım yok sadece tanıyorum orada gelip giden insanlardan biriydi ve onun o dönemde başlangıçta tabi Ankara Üniversitesi öğrenci derneği AYOD diye bir dernekle ilişkili olduğunu orada yöneticisi olduğunu biliyordum.”

Mahkeme Başkanı: “Kimlerle irtibatı vardı o dönemde?”

Tanık Ümit Fırat: “O dönemde benim pek çok tanıdığım insan vardı yani ODTÜ’de okuyan, Siyasal’da okuyan bildiğim insanlar vardı o AYOD yönetimindelerdi ama ben Abdullah Öcalan’ı benimde mensup olduğum Kürt çevrelerden referansla bilirdim yani onun da Kürt olduğunu bilirdim ama o bizim geçmişte 1971 öncesi yer aldığımız gruplarda ben onu görmemiştim tanımıyorum ve zaten yaş olarak da galiba oraya ulaşamadan 12 Mart geldi ve daha sonraki dönemde öğrenciliği üniversite öğrenciliği başladığı için o dönemden tanımıyorum ama 74 sonrası dükkanıma gelip giden pek çok insandan biri ama bir yakınlığım bir özel bir bağım bir dostluğum ilişkim olmadı.”

Mahkeme Başkanı: “Abdullah Öcalan’ı o dönemde herhangi bir dernek üyesi miydi? Herhangi bir kurum kuruluşa üye miydi?”

Tanık Ümit Fırat: “E tabi Ankara yüksek AYOD diye bir kuruluş vardı işte 12 Mart sorası 74 affı sonrası öğrencilerin organize oldukları yapılanmalardan biridir bu. Orada ama daha sonra daha sonraki dönemde kendisine ait bir grup oluşturduğunu biliyorum ve o zaten o gruba ilk önce Apocular ya da Ukocular deniliyordu. Onun bazı arkadaşlarının olduğunu biliyordum. O arkadaşları içersisinde onun çok yakınında olan arkadaşları içerisinde ki sonradan onun öldürülmesine dair kendisinin kararı olduğunu biliyorum. Benim yakın bir hemşerim de vardı Resul Altınok. Onun daha sonra Beka’da bir biçimde ölümüne karar verip bir yerlerde hayatına son verdiklerini biliyorum. Yani onunla yakın ilişkili olan bir arkadaşımdı dostumdu.”

Mahkeme Başkanı: “Peki o dönemde Kemal Burkay’ın bir grubu olduğunu söylemiş… Kemal Burkay.”

Tanık Ümit Fırat: “Kemal Burkay’ın grubuna mensup.”

Mahkeme Başkanı: “Onun bir grubu olduğunu söyleşim… o gruptan bahseder misiniz?”

Tanık Ümit Fırat: “O da bir Kürt grubuydu sosyalist bir Kürt grubuydu ona, ona bağlı olan bir genci Doğu Beyazıt’ta öldürdüklerini hem basında hem de zaten yakın çevremizde öğrendik biliyorduk.”

Mahkeme Başkanı: “Kim öldürmüş o Kemal Burkay’ın grubundaki birini.”

Tanık Ümit Fırat: “Abdullah Öcalan’a bağlı yani o zaman tabi PKK henüz yeterince bilinmiyordu ama Apocular deniliyordu onlardan birileri o insanı öldürdüler.”

Mahkeme Başkanı: “Niçin öldürmüşler?”

Tanık Ümit Fırat: “Bu eski sol gelenekte Stalinist sol gelenekte genel olarak yaygındır yani temizlik tabir edilen rakiplerin temizlenmesi yok edilmesi bu bir siyasi rekabettir. Bu sol içi şiddet diye bir kavram vardır ve bu zaman zaman yaşanıyor hala da yaşanıyor.”

Mahkeme Başkanı: “Peki öldüren şahıs bulundu yakalandı mı hakkında bir dava açıldı mı?”

Tanık Ümit Fırat: “Onu takip etmedim ama zannediyorum o olayla ilgili Erzurum Mahkemelerinde soruşturma inceleme açılmış olabilir. O zaman Erzurum Sıkıyönetim Mahkemesi vardı Askeri. Ama tabi benzer hadiseler çoktu yani o o bir benim o gün emniyette ifademde hep kullandığım bir şey ama yani benzer hadiseler yaşandı çeşitli tehditler oldu efendim.”

Mahkeme Başkanı: “Doğu Perinçek’i tanır mısınız o dönemden?”

Tanık Ümit Fırat: “O dönemden tabi daha öncesinden de tanırım onun bir grubu vardı Aydınlık Dergisi içerisinde iken bir bölünme yaşandı oradan başka bir Aydınlık o zaman bizim günlük hayatta tabir ettiğimiz Beyaz Aydınlık sonra alt başlığı Proleter Devrimci Aydınlık olarak yayınlı o dönemden İşçi Köylü Gazetesi döneminden bilirdim. Ama bir ahbaplığım bir dostluğum olmadı ama 80 sonrası ben 86’da cezaevinden çıktım 4 yıl hükümlüydüm Bursa Cezaevinden çıktıktan sonra ilk kez Mehmet Ali Aybar’ın rahmetli Mehmet Aybar’ın düzenlediği bir toplantıda kendisiyle karşılaştım ve birkaç kez de karşılaştığım merhabalaştığım olmuştur.”

Mahkeme Başkanı: “Evet bir dönem fikir kulüpleri federasyonu varmış o konuda bilginiz var mı? Kimlerden oluşuyor.”

Tanık Ümit Fırat: “Efendim fikir kulüpleri federasyonu 1964, 65 sonrası sosyalist gençlerin üniversiteli gençlerin yoğun olarak örgütlendikleri organize oldukları bir platformdu bir örgüttü. Daha sonra 1969’da ben fikir kulüpleri federasyonu üyesi olmadım ama pek çok arkadaşım orada üyeydi ve son olarak da fikir kulüpleri federasyonunda benim çok yakın bir arkadaşım genel başkanlık yaptı Zülküf Şahin. Ondan sonra Zülküf Şahin’in oradan devrilmesinden sonra diyeyim alaşağı edilmesinden sonraki süreçte zaten o örgüt daha bir ideolojik net başka bize uymayan bir ideolojik milli demokratik devrim stratejisini benimseyen bir görüşe sahip Dev Genç olarak faaliyetini gösterdi. Doğu Perinçek de o dönemde orada aktif olarak zaten başkanlıkta yaptı. Ama ben kendisiyle o dönemde bir tanışıklığım bir ahbaplığım yok yalnız onların dergilerini fikir sosyal proleter devrimci aydınlığın düzenlediği birkaç konferansa seminere izleyici olarak katılmıştım ama onun çevresindeki bazı insanlarla arkadaşlığım da olmuştu ama kendisiyle bir tanışıklığım olmadı o dönemde.”

Mahkeme Başkanı: “Evet yine önceki ifadenizde 2000’e Doğru Dergisinden bahsetmişsiniz bu dergi ne zaman çıkartıldı kimler çıkarıyordu anlatır mısınız?”

Tanık Ümit Fırat: “E tabi Doğu Perinçek ve arkadaşları çıkarttılar 1987, 88 döneminde başladı zannediyorum 87 sonları veya 88 başlarıydı yanlış hatırlamıyorsam. Doğu Perinçek ve arkadaşları Aydınlık Dergisi daha önce 80 öncesinde bilinen bir gruptu. Onlar yeni dönemde 12 Eylül sonrasında haftalık bir dergiyi bir o dönemde ben de Yeni Gündem Dergisi çıkıyordu. Orada Ankara ofisinde iletişim yayınları bünyesinde çıktığı için orada ben çalışıyordum izliyordum ve Abdullah Öcalan’la bir yakınlık kurduklarını orada o süreçte 1989’da özellikle izledim biliyorum kendisi zaten gitti Abdullah Öcalan’la görüşmelerde bulundu ve döndükten sonra da bunu 2000’e Doğru Dergisinde tefrika etti. Tefrika etti ve şöyleydi yani o dönemde Abdullah Öcalan’a PKK’ya yakın olmayan Kürtlere de son derece sert ya da eleştirel bir yaklaşımla yazılar yayınlar yaptılar. Yani bize çeşitli sıfatlarla eleştirilerde hakaretlerde de bulunulmuştur ama 1991 seçimleri dönemiyle birlikte hep kurulduktan sonra yolları ayrıldı. 2000’e Doğru’yla ve Doğu Perinçek’le PKK arasındaki bağlar zayıfladı ve giderekte koptu.”

Mahkeme Başkanı: “Onun sebebi nedir bilginiz var mı?”

Tanık Ümit Fırat: “Yani ben Abdullah Öcalan’ın HEP’e doğrudan bir etkisi vardı o zaman Halkın Emek Partisine ben öyle yorumlamıştım onların SHP’yle ittifak kurup seçime girmeleri en azından Doğu Perinçek ve grubuyla da bağlarının zayıflamasına ve giderek de kopmasına yol açtı.”

Mahkeme Başkanı: “Dosyamız sanıklarından başka tanıdığınız var mı? (birkaç kelime anlaşılamadı).”

Tanık Ümit Fırat: “Yalçın Küçük’ü tanırım.”

Mahkeme Başkanı: “Evet ne biliyorsunuz.”



Tanık Ümit Fırat: “Onun da Eski Türkiye İşti Partisi 1971 öncesi Türkiye İşçi Partisi döneminden Emek Dergisi döneminden bilirim ama daha sonra çeşitli vesilelerle ahbaplığım konuşmuşluğum olmuştur tanışıklığım olmuştur. Ama 1988, 89 ve işte devamında ne zaman yayınına son verdi hatırlayamıyorum ama Toplumsal Kurtuluş Dergisi diye bir dergi çıkarıyordu ve orada da Abdullah Öcalan’la kendisinin bizzat yaptığı röportajlar Abdullah Öcalan’ın yazdığı çeşitli açıkladığı çeşitli görüşlere yer verildi. Hatta daha sonraki yıllarda Yalçın Küçük Abdullah Öcalan’la uzun birtakım görüşmeler yaptıktan sonra bir kitap da yayınladı. O kitap zaten piyasaya çıktı. Ayrıca bir kez Türkiye’ye dönerken sınır gümrükte havaalanında Abdullah Öcalan’la yaptığı görüşmelerin zannediyorum kayıtları videoları emniyetçe kendisinden alındı bir süre tutuklandı galiba ya da cezaevinde gözaltında kalmış olabilir öyle hatırlıyorum. Daha sonra Türkiye dışına çıktığında o zaman PKK’yla bağlılığıyla bilinen MED TV’de Pazar günleri ya da ya da bazen ekstradan bazı günlerde programlara katıldığını biliyorum. Abdullah Öcalan’la uzun uzun sohbetlerde bulunduğunu işte bir televizyon programlarında işte olabildiğince görüşlerini açıklamaya çalıştığı birtakım programları izliyordum biliyorum. Tanıyorum ama öyle daha sonraki yıllarda özelikle o Fransa dönüşünden sonra hiç kendisiyle karşılaşmadım görüşmedim zaman zaman bazı yazılarında da benden bahsettiğini biliyorum ama yani bir ah özel olarak bir bağım olmadı. Yalnız ben şunu söyleyeyim yani bu benim tabi bir tanıklığım değil. Ben nihayet birtakım analizler yaptığım için zannediyorum buraya tanık olarak çağırıldım. Şunu özellikle ifademde de daha önceki ifademde de vardı. Ben yani siz sormadınız ama izin verirseniz ben bir şeye değinmek istiyorum. Ben 13 Eylül 2000 yılında Abdullah Öcalan’ın yaptığı bir avukat görüşmesindeki açıklamaları vardı. Ben onu daha önceki bölümde belki atlamış olduğum için burada belirteyim. Orada Abdullah Öcalan geçen yıl diyor yani o militanlarının Türkiye dışına çıkarmak üzere karar verildiği zaman artık silahlı mücadele sayfasının kapandığına dair bir beklenti içerisinde olunduğu dönemde bütün militanlarının Türkiye’den çıkmasının sakıncalı olduğunu bir Genelkurmay yetkilisinin kendisine söylediğini avukatlarına bildiriyor ve bu Genelkurmay’dan gelen yetkilinin düşüncelerinin doğru ve şimdi çok daha iyi kavrıyorum ki doğru söylüyordu. Çünkü bizim boşlattığımız yerlere birileri girerdi diyor ve ben bunu bunu takip ederek şu kanaate varıyorum ki PKK’nın bazı militanlarının Türkiye’de o gün tümüyle çıkması gerekirken Türkiye’de kalması adeta bir yedek düşman olarak birileri tarafından korunmuş bekletilmiş Türkiye’de ki sonraki yıllarda 2000 sonrası 2002’den sonra birtakım operasyonlar başladı. Askeri operasyonlar, güvenlik operasyonları. Bizler ve pek çok insan hani bunlar dışarı gitmişlerdi, niçin operasyon oluyor, hala buradalar demek ki, düşüncelerindeydik. Oysaki o işte bekletilen insanlara dönük başlayan birtakım operasyonlar vardı ve bu operasyonlar giderek dozunu artırdı, artırdı ve 2003 sonlarından 2004 başlarından Abdullah Öcalan sürekli olarak bu işin yeniden bir savaşa dönüşeceğini, avukatlarını ben sık sık izliyordum. Hemen hemen bütün, yani bize yansıyacak bölümlerini izliyordum ve oradan bir çatışmanın, yeni bir savaş döneminin başlayacağını biliyordum. Ve 2004 yılı Mayıs ayındaki avukat görüşmelerinde de bunun çok net profilini Abdullah Öcalan avukatlarına bildirir ve aynı süreçte şunu da söyleyeyim aynı süreçte o 2004’ün ilk 6 aylık, ilk 5–6 aylık döneminde PKK içerisinde merkezi kadrolar arasında, Kandil’de savaşın yeniden başlamasını istemeyen bir ekip vardı. Onlar da yönetimde etkindiler, bu sürede onların da PKK yönetiminden tasfiyesi gerçekleştirildi. Nizamettin Taş ve arkadaşları, Halil Ataş, Nizamettin Taş, Kani Yılmaz ve arkadaşları PKK’dan İmralı ve Kandil arasında kurye olarak gidip gelen bir avukat ki şimdi Türkiye’de yaşamıyor kendisi, firarda olduğunu biliyorum. Israrla onların tasfiye edilmesi sağlanmıştır ve bunu Kani Yılmaz daha sonra ayrıştıktan sonra, PKK’dan tasfiye edildikten sonra kurdukları internet sitesinde yazmıştır. Orada savaş isteyen kanat ve bugün PKK’nın Kandil’deki askeri kanadı olarak bildiğimiz kanat işbaşına getirilmiştir ve diğerleri tasfiye edilmiştir. Ve tam da bu süreçte 2004 1 Mayıs, şey 1 Haziran tarihinde savaş yeniden başlatıldı.”

Mahkeme Başkanı: “Evet, nasıl tasfiye edildiler, tasfiye edilmiş diyorsunuz?”

Tanık Ümit Fırat: “Bunlar tabi Abdullah Öcalan’ın örgüt içerisindeki ağırlığı ve etkinliği sayesinde tasfiye edildiler. Yani onun dediklerinin orada karşılıklı yapılamazdı, hala daha her ne kadar birtakım farklı eylemler zaman zaman tartışılıyorsa da Abdullah Öcalan’a rağmen deniliyorsa da ama temel belirleyici karar organı, karar yetkisi Abdullah Öcalan’dadır. Onun için Abdullah Öcalan bizzat bunu gerçekleştirdi, ama kendisine şunu da ben açıklıkla inanarak söylüyorum. Eğer Türkiye’den bazı destekler olmasaydı o ilişki ona yaşatılmazdı, o ilişki kuramazdı. Belli ki birtakım desteklerle Abdullah Öcalan’ın İmralı üzerinden Kandil’de bir inisiyatifi yeniden kurması gerçekleşti ve savaşı istemeyen ekip şu anda Irak otonom Kürt yönetimi içerisinde yaşıyorlar, liderleri. 1700, 1800 kadar insan tasfiye edildi örgütten, bunlar savaşı yeniden başlatmak istemeyen ekipti ve şu andakiler işbaşına getirildi. Burada çok açık olarak söylüyorum, burada birtakım iç desteklerden, birtakım devlet içi odakların desteğinden uzak bir şekilde bunu gerçekleştiremezdi. Nitekim savaşın 1 Haziran 2004’te başlaması, yeniden başlaması sadece Türkiye’nin demokratikleşmekte olan hedefini ya da siyasi beklentilerinin hayal kırıklığıyla sonuçlanmasını ve eski rejime, eski düzene, eski güvenlik politikalarının yeniden etkin kılınmasına ve yeniden olağanüstü hale, yeniden birtakım acılı günlere dönülmesini hedefleyen bir gelişmeydi. Ve o savaş, o ilan edilen savaş işte son günlerde de görüyoruz ki bütün acılarıyla birlikte toplumumuz tarafından hissediliyor, yaşanıyor.”

Mahkeme Başkanı: “Evet üniversiteyi ne zaman bitirmiştiniz?”

Tanık Ümit Fırat: “1974 efendim, uzun sürdü ben 1964’te girdim ama çalışıyordum, öğrenciliğim benim çok fazla etkin olarak.”

Mahkeme Başkanı: “Bu polis kitapevini hangi tarihte açmıştınız?”

Tanık Ümit Fırat: “73’te açtım.”

Mahkeme Başkanı: “73’te.”

Tanık Ümit Fırat: “Evet.”

Mahkeme Başkanı: “Dosyamız sanıklarıyla aranızda herhangi bir husumet var mı diye sordum, bir dava var mı, açılmış bir dava var mı, tazminat davası olabilir, ceza davası olabilir.”

Tanık Ümit Fırat: “Hayır, hayır.”

Mahkeme Başkanı: “İlave edeceğiniz herhangi bir beyanınız var mı, daha önce vermiş olduğuz ifadeyi de okuyacağım.”

Tanık Ümit Fırat: “İlave edilerek şunu söyleyeyim.”

Mahkeme Başkanı: “Şu an aklınıza gelen.”

Tanık Ümit Fırat: “Mesela Abdullah Öcalan’ın gene avukat görüşmelerinden şunu bir açıklayayım, sık sık avukatlarına söylüyor bunu, bir değil, birden çok defa söyledi. 1995’te kendisine gelen birtakım görevliler Tansu Çiller’i öldüreceklerini, bunu PKK’nın üstlenmesini teklif etmişlerdir Abdullah Öcalan’ın. Bu Abdullah Öcalan’ın kabul etmediği bir karardır, ama kabul ettiklerini bilmiyorum. Bunu kabul etmediğini söylediğine göre böyle bir kanal, böyle bir irtibat var. Ben yani özellikle İmralı’ya giden gelen, Şam’a giden gelen, Abdullah Öcalan’la görüşen insanların ki Abdullah Öcalan bunu avukatlarıyla görüşürken çeşitli açıklamalarda ifade eder. Keza 1996’da Avukat Selim Okçuoğlu aracılığıyla bir Genelkurmay irtibatı sağlandığını Savcılığa verdiği ifadede de söylemiştir. İmralı’da Savcılığa verdiği 1999 yılında söylemiştir. Bu irtibatların bu ilişkinin herhalde Türkiye’de bir karşılığı olmalıdır ve onun devlet içi birtakım odakların Türkiye’nin ileriye gitmesini, aydınlanmasını istemeyen birtakım odakların işi olduğunu düşünüyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Mahkememizin 2009/85 esas sayılı dava klasörlerinden 248. klasörün dizi 199 ve 203. sayfalarında yer alan 31 Aralık 2008 tarihinde Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne vermiş olduğunuz ifadeniz var.”

Tanık Ümit Fırat: “Evet.”

Mahkeme Başkanı: “Bu ifadenizi okunmasına geçiyorum.”

Tanığa 2009/85 esas sayılı dava klasörlerinden 248. klasörün dizi 199–205. sayfalarında yer alan 31 Aralık 2008 tarihinde Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde vermiş olduğu ifadesinin dizi 205’teki ifadesinin 1, 2 ve 3. paragrafları okundu soruldu.

Tanık Ümit Fırat: “Yok doğrudur.”

Tanığa 2009/85 esas sayılı dava klasörlerinden 248. klasörün dizi 199–205. sayfalarında yer alan 31 Aralık 2008 tarihinde Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde vermiş olduğu ifadesinin dizi 205’teki ifadesinin 4 ve 5. paragrafları okundu soruldu.

Tanık Ümit Fırat: “O dönemde silahlı olarak açıkça faaliyet neredeyse herkesin önünde dolaşıp gezen bir yapıydı. Bunu kendileri de söylüyor ve Abdullah Öcalan çeşitli röportajlarında ve açıklamalarında o kuruluş döneminde MİT’inde istihbarat örgütünün Milli İstihbarat Örgütünde kendisiyle içli dışlı olduğunu ve kendisini kullanmak istediğini ama tersine onun MİT’i kullandığını kendisinin MİT’i kullandığını söylüyor yani birtakım himayeler görmüş o faaliyetlerde.”

Tanığa 2009/85 esas sayılı dava klasörlerinden 248. klasörün dizi 199–205. sayfalarında yer alan 31 Aralık 2008 tarihinde Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde vermiş olduğu ifadesinin dizi 204’teki ifadesinin 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 paragrafları okundu soruldu.

Tanık Ümit Fırat: “(bir kelime anlaşılmadı) efendim ben orada. Sabancı örneğini vermiştim ama herhalde onu atlamışlar yani Sakıp Sabancı örneğinde tipik bir örnek olarak burada sol gruptan çıkan bir cinayet olarak vermiştim burada ama ona ek olarak söylemek istedim yani o o örnekten kalkarak o ifadeye girmemiş.”

Tanığa 2009/85 esas sayılı dava klasörlerinden 248. klasörün dizi 199–205. sayfalarında yer alan 31 Aralık 2008 tarihinde Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde vermiş olduğu ifadesinin dizi 204’teki ifadesinin 7 ve 8 paragrafları ile dizi 203’teki ifadesinin 1 ve 2. paragrafları okundu soruldu.

Tanık Ümit Fırat: “Yok efendim.”

Tanığa 2009/85 esas sayılı dava klasörlerinden 248. klasörün dizi 199–205. sayfalarında yer alan 31 Aralık 2008 tarihinde Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde vermiş olduğu ifadesinin dizi 203’teki ifadesinin 3, 4, 5 ve 6. paragrafları ile dizi 202 ve 201’deki ifadesi okundu soruldu.

Tanık Ümit Fırat: “Burada özellikle Abdullah Öcalan’ın kendi ifadelerinden yani buraya bir Orgeneral geldi benimle konuştu dediğini bir avukat görüşmesinde söylemişti. Daha sonra da kendilerine generalin gelişi nasıl karşılandı avukatlarına soruyor. Bunlar aslında benim bakımımdan endişe verici müphem şeylerdir ve bunların açılması lazım ve geçtiğimiz yıllarda da Abdullah Öcalan ısrarla Ergenekon Savcısına ifade vermek istediğini söyledi. Demek ki bir İmralı trafiği ve ya da ondan önceki bazı bilgilerle ilgili kendisi de bazı söyleyeceği şeyler vardı ben onu da burada belirtmek istiyorum.”

Tanığa 2009/85 esas sayılı dava klasörlerinden 248. klasörün dizi 199–205. sayfalarında yer alan 31 Aralık 2008 tarihinde Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde vermiş olduğu ifadesinin 200 ve 199’daki ifadesi okundu soruldu.

Tanık Ümit Fırat: “Aşağı yukarı budur efendim yani.”

Mahkeme Başkanı: “Peki, Savcı Bey sorunuz var mı?”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Sayın Başkan izninizle Tanık Ümit Fırat’a birkaç soru yöneltmek istiyorum. Biraz önce ifadeniz okundu, Yalçın Küçük’le ilgili olarak şöyle bir beyanınız var. 88 yılı sonrası PKK ile haberler, yorumlar yayınlamaya başladı. Daha sonra Yalçın Küçük bizzat 90 yıllarında Şam’a ve Beka’ya giderek Abdullah Öcalan ile temas kurdu. 94, 95 sonrası Avrupa’ya giderek o zamanki MED TV’de programlara katıldı. Amacının Abdullah Öcalan’ın liderliğinden Ortadoğu’da bir Kürt statüsünün oluşacağını düşünüyor ve kendisi de bu yapı içerisinde yer almak istiyordu. Geçmişte komünizmin merkezi Moskova’ydı artık Beka oldu şeklinde ifadeler kullanıyordu. Ancak gerçek maksadı hakkında somut bilgi sahibi değilim diyorsunuz. Yalçın Küçük’le birlikte aynı ortamda bulundunuz mu? Bir faaliyette bulundunuz mu, kendisini ne kadar tanıyorsunuz, bu sonuçlara nasıl vardınız?”

Tanık Ümit Fırat: “Ben Yalçın Küçük’le aynı ortamda bulundum, aynı masada sohbet ettim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kaç yıllarında?”

Tanık Ümit Fırat: “1986 sonrası efendim, yani ben daha önce bir ahbaplığım, bir özel bir şeyim olmadı, bilirdim, izlerdim, yani hem eski Türkiye İşçi Partisi 71 öncesi, hem sonraki Türkiye İşçi Partisi Yürüyüş dergisi ve sonra gene İşçi Partisinden kopup çıkardığı dergisi vardı. Sosyalist birlik mi, yani şimdi çok net hatırlayamıyorum ismini, daha sonraki yıllarda da, 86’dan sonra da çeşitli vesilelerle Ankara’da yaşıyordum ben ve aynı ortamlarda çok sık olmamakla birlikte zaman zaman oturup konuşmuşluğum vardır.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ortadoğu’da bir Kürt statüsü oluşması nedir yani bağımsız bir devlet midir?”

Tanık Ümit Fırat: “O belki, ben öyle bir kavramı kullanmadım ama belki ifadeye öyle geçmiştir, benim de dikkatimde, yani bir Kürt statüsü oluşması ama esas olarak PKK ve Abdullah Öcalan, ona yakın olan insanlar, Ortadoğu’da bir devrimci federatif yapıdan söz ediyorlar, 25 yıl kadar önce. Ve bu Ortadoğu devrimi amaçlanmıştı, çünkü devrimin merkezi de işte Yalçın Bey’in dediği gibi artık başka bir yere kaymıştı. Böyle Ortadoğu Sosyalist Federasyonu filan gibi bir kavram da kullanıldı, o şekilde.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ortadoğu Sosyalist.”

Tanık Ümit Fırat: “Sosyalist Federasyonu.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Federasyon.”

Tanık Ümit Fırat: “Hı, hı, yani burada birtakım farklı geleneklerden, kültürlerden, etnik yapılardan devlet… Türkiye, Suriye, Irak vesaire herhalde kapsama alanında böyle bir devrimci federasyon, sosyalist bir federasyonda.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bu söylediğiniz hangi yıllar?”

Tanık Ümit Fırat: “1987, 88, 89 o yıllardır.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “O zaman Kemalist değil miydi Yalçın Küçük, ulusalcı değil miydi?”

Tanık Ümit Fırat: “Bence tartışılır, tabi yani kendisine sorarsanız öyle bir ifadeyi kabul etmez ama Kemalizm’e yakın olduğunu ben ifade edebilirim, ama kendisi bunu ne ölçüde kabul eder bilemem ama temel tezler itibariyle ben özellikle Aydın üzerine tezler kitabından bu izlenimi edinmiştim. Ben cezaevinde okumuştum onu ve çıktıktan sonra da kendisine oradan bazı sorular sormuştum. Ama aldığım cevaplar beni tatmin etmemişti yani, ben onun Marksa değil Kemalizm’e yakın, Marksizm’e değil, Kemalizm’e yakın olduğu kanaatindeydim ama bu benim kanaatim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Sayın Başkanım Yalçın Küçük’ün Roj TV ve MED TV’de yayınlanan diğer basın organlarında da yer alan görüntüleri Mahkemeye ulaştı bildiğim kadarıyla, onları acaba duruşmada gösterme şansımız olabilir mi?”

Mahkeme Başkanı: “Gösterelim, elimizde mi, tamam gösterelim, tamamlayalım, temin edelim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kısa bir aradan sonra, kısa bir ara verebiliriz o zaman şey… gös…”

Mahkeme Başkanı: “Peki.”

Saatin 11:12 olduğu görüldü.




Dostları ilə paylaş:
  1   2   3   4   5   6   7


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə