13. AĞIr ceza mahkemesi ( tmk 10 maddesi İle yetkiLİ ) duruşma tutanağI



Yüklə 0.72 Mb.
səhifə2/7
tarix12.08.2018
ölçüsü0.72 Mb.
1   2   3   4   5   6   7

Duruşmaya kısa bir ara verildi.

Duruşmaya kaldığı yerden devam olundu.

Tanık Ümit Fırat eski yemini ve kimliği tahtında huzura alındı.

Doğrudan soru sorma işlemine devam olundu.

Mahkeme Başkanı: "Savcı Bey buyurun.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Sayın Başkan görüntüler hazırsa hem sanığa hem tanıkta tanığa gösterebiliriz.”

Mahkeme Başkanı: “Tamam hazırsa izletebiliriz.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bahsettiğiniz 90’lı yıllarda Şam’a ve Beka’ya giderek Abdullah Öcalan’la temas kurdu diyorsunuz. Bu gidişlerden bir tanesi şu görüntülerde şimdi verilecek zannedersem.”

Mahkeme Başkanı: “Şuradaki monitörden de bakabilirsiniz görüntülere oturabilirsiniz buyurun.”

Salonda sesli ve görüntülü video kaydı izletilmeye başlandı.

Salonda sesli ve görüntülü video kaydı izletilmesine ara verildi.

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yani buranın buranın neresi olduğu konusunda bir malumatınız var mı, neresidir bu?”

Mahkeme Başkanı: “Savcı Bey size soruyor Ümit Bey.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bu yerin neresi olduğu konusunda bir bilginiz var mı?”

Tanık Ümit Fırat: “Muhtemelen.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Beka falan dediniz, Şam’a gitti dediniz neresi olduğu konusunda bir bilginiz var mı (bir kelime anlaşılmadı).”

Tanık Ümit Fırat: “Muhtemelen muhtemelen Beka’da kamp filan olmalı.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kamp ortamımı burası?”

Tanık Ümit Fırat: “Muhtemeldir yani tabi muhtemelen kamp ortamıdır bunlar bu görüntüler zaman zaman MED TV’de, Roj TV’de yayınlanıyordu ama herhalde kamp ortamıdır yani militanlarıyla bir arada olduğu.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Şuradaki şahıs ayakta olan şahıs Yalçın Küçük müdür biraz daha net gör…”

Tanık Ümit Fırat: “Çok net göremiyorum ama evet evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Önünüzdeki monitörden bakarsanız daha net görebilirsiniz.”

Tanık Ümit Fırat: “Evet evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yanında oturan şahıs kimdir?”

Tanık Ümit Fırat: “Abdullah Öcalan.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet devam edebilirsiniz.”

Salonda sesli ve görüntülü video izletilmesine devam olundu.

Salonda sesli ve görüntülü video izletilmesine ara verildi.

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Burada Kürt tarihiyle ilgili Yalçın Küçük orada bulunan kişilere ders anlatıyor deniyor.”

Tanık Ümit Fırat: “Evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Sizde bahsettiğinize göre Beka’ya, Şam’a gitti diyorsunuz o yıllarda görüşüyor muydunuz Yalçın Küçük’le kendisiyle birebir görüştünüz mü, Abdullah Öcalan’la ne görüştü, oradaki militanlarla ne görüştü size anlattı mı bu konuda bir bilginiz var mı?”

Tanık Ümit Fırat: “Ben hayır o yıllarda artık görüşmüyordum yani ben özellikle 91 (bir kelime anlaşılmadı) ben pek görüşmedim 91-92’den sonra ama o daha sonra olmalı.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “4. görüntüyü bir açalım.”

Salonda sesli ve görüntülü video izletilmesine devam olundu.

Salonda sesli ve görüntülü video izletilmesine ara verildi.

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet burada da sorum şu; Abdullah Öcalan’la Yalçın Küçük bir röportaj yapıyor.”

Tanık Ümit Fırat: “Evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Burada Abdullah Öcalan’da işte çözümleriniz işte biraz bize yol göstermiştir gibi bir tabir kullanıyor dikkatiniz çektiyse.”

Tanık Ümit Fırat: “Evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bu konuda bir bilginiz var mı ne tür çözümlemeler yapmıştır Yalçın Küçük PKK terör örgütünün hangi yönüne yardımcı olmuştur?”

Tanık Ümit Fırat: “Yalçın Küçük orada bir kelime yani Marksist terminoloji açısında onlara seminerler vermiş zenginleştirilip (bir kelime anlaşılmadı).”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Deminki verdiği Kürt tarihiyle ilgili Kürt’lerle ilgili.”

Tanık Ümit Fırat: “Evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bilgiler yani Marksizm’le ilgili bir şey değildi.”

Tanık Ümit Fırat: “(bir kelime anlaşılmadı) evet evet yani genel olarak pek çok konuda seminer vermiştir Türkiye tarihi üzerine, Kürtler üzerine Kürt tarihi üzerine vermiştir yani zaten bunları yazdı bunları söyledi muhtelif defalarda telefonla bağlantılarını da söylüyordu. Yani bu o zamanki MED TV’de oturup Beka’dan Abdullah’la ya da Şam’dan bağlandığı zamanda benzer şeyleri hep konuşurlardı yani Yalçın Küçük Kürt tarihine de merak sarmış ve Kürt tarihi konusunda da tabi oradaki militanlara seminer verecek bir konuma gelmişti ama ideolojik olarak siyasi olarak Abdullah Öcalan’ı çok fazla etkileyen insanlardan biridir hatta en önemlilerinden biridir çünkü o dönem PKK içerisinde baya hiyerarşik olarak oldukça güçlü bir konumdaydı yani Yalçın Küçük’e herhangi bir itaatsizlik itirazı söz konusu olmuyordu o en çok cesaretle Abdullah Öcalan’la konuşan ona soru soran bir konumdaydı gerek onların yayın organlarında olsun gerekse çeşitli toplantılarda vesaire olsun benim birebir tanıklık eden arkadaşlarımdan öğrendiğim bildiğim duyduğum kadarıyla orada oldukça güçlü bir prestijli otoritesi olan ağırlı olan bir yapıdaydı.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yani Öcalan üzerinde bir konumu mu vardı yoksa bir danışman gibi mi?”

Tanık Ümit Fırat: “Öcalan’ın üzerinde olamazdı Öcalan’ın orada kendisinden daha büyüğünü tanımaz.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Üzerinde değil.”

Tanık Ümit Fırat: “Mizaç olarak da öyledir konum olarak da ama Öcalan’la çok yakın ve Öcalan’la birebir konuşan çat kapı telefonuna vesaire yani konuşabilen bir insandı Öcalan’ın kadrosunda Öcalan’ın yakınında olan insanların Öcalan’la böyle oturup senli benli konuşma pozisyonu olmaz. Öcalan talimat verir yani oradaki çeşitli görüntülerle de yaşamış birlikte yaşamış insanlarla da böyledir. Yani benim çok yakından tanıdığım ve Öcalan’la bu işe beraber başlayan Ankara’dan Dilaver Yıldırım diye bir arkadaşım vardı Dilaver PKK’nın ilk eylemcisidir ve kendisi silahlı gasptan o zaman PKK kurulmadığı için 20 yıl ceza almış 16 sene 8 aya dönüştürülmüştü cezası. Biz birlikte yattık tahliye olduk beraber ben onu hemşerimdir de tanırdım da zaten kendisi Beka’ya gitmek isteyeceğini bana istediğini söyledi ben gitme başın belaya girer yok olursun demiştim çünkü sen Abdullah Öcalan’ın arkadaşısın ona şimdiki konumunda yaklaşamazsın demiştim ve gitti hayatı sona erdi. Yani onun için Abdullah Öcalan’la böyle yan yana oturup ayak ayaküstüne atmak herkesin harcı değildir Yalçın Küçük bunu gerçekleştirmiş başarmış orada oturabilme şansı bulmuştur yani öyle bir yakınlığı var.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yani bu Marksizm açısından ideoloji empoze etme yönünde Abdullah Öcalan’a yaklaşmıştır gibi anladım ben sizin şeylerinden anlatımlarınızdan.”

Tanık Ümit Fırat: “Yaklaşmış ve etkiliyor da teorik olarak.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kürt bölücü Kürt hareketi yönünde Kürtlere güç verme kuvvet verme onları destekleme yönünde çalışmaları olmuş mudur o konuda bir bilginiz var mı?”

Tanık Ümit Fırat: “Yani öyle askeri anlamda stratejik anlamda bir şeyler söyleyebileceğini akıl vereceğini sanmıyorum. Ama genel olarak bir coşku bir heyecan yaratmıştır onların üzerinde. Esas olarak yani o günkü ve hatta bugünde çoğu insanlarında algıladığı bir devrim heyecanı yaşıyorlardı ve bu fikir doğru mudur değil midir bu yaptığımız şeyler bizi bu heyecan duyduğumuz hedefe götürür mü getirir mi götürmez mi çok önemli değildi. O heyecanı birlikte yaşamışlardır ve Yalçın Küçük’te böyle bir özellikte vardır yani orada da görüyoruz baya böyle bir, bir coşku içerisinde sohbet ediyorlardı.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Şimdi size 5. görüntü 1992 yılında 21 Haziran 1992 yılında Halkın Emek Partisi yazan kürsüde Hollanda’da Yalçın Küçük’ün yaptığı konuşmayı dinletmek istiyorum açar mısınız 5. görüntüyü.”

Salonda sesli ve görüntülü video izletilmesine devam olundu.

Salonda sesli ve görüntülü video izletilmesine ara verildi.

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet burada 6. görüntü var birde 6. görüntüyü de verip birlikte sorayım.”

Mahkeme Başkanı: “Görüntü 21 Haziran 1992 tarihli değil mi Savcı Bey görüntüdeki tarih öyle gözüküyor.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet evet zaten görüntüde gördünüz 21 Haziran 1992’de.”

Mahkeme Başkanı: “Evet 21 Haziran 1992 tarihi.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bu da şimdi göstereceğimiz görüntüde.”

Salonda sesli ve görüntülü video izletilmesine devam olundu.

Salonda sesli ve görüntülü video izletilmesine ara verildi.

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kürtçe bilir mi Yalçın Küçük?”

Tanık Ümit Fırat: “Belki birkaç yani çok pratik bazı şeyler bu süreçte öğrenmiş olabilir yani.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bu görüntüde Kürtçede konuşuyor açalım.”

Tanık Ümit Fırat: “Evet yani böyle birkaç.”

Salonda sesli ve görüntülü video izletilmesine devam olundu.

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bir yerden okuyor zannedersem kağıttan okuyor zannedersem.”

Salonda sesli ve görüntülü video izletilmesine ara verildi.

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yani burada şey yapalım dünyada diyor en güzel baş Kürt başıdır diyor çünkü Kürt başını kaldırıyor diyor. Şimdi Kürt başı güzeldir çünkü Kürt başını kaldırıyor selam baş kaldıran Kürt’e, selam Kürdistan dağlarına, selam Kürdistan dağlarındaki kardeşlerime selam kardeşime selam selam her yerde bunu söylüyorum her yerde bunu söylüyorum şu anda sevgili dostlarım Mezopotamyalı olduğum için Mezopotamyalı olduğum için Anadolulu olduğum için Orta Asyalı olduğum için gurur duyuyorum şeklinde konuşma yapıyor. Yani siz biraz önceki beyanlarınızda yani daha çok Marksist ideolojiyle ilgili.”

Tanık Ümit Fırat: “Evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bilgilendirme yapmıştır diyorsunuz ama buradaki, konuşmalarıyla sizin açıklamalarınız arasında çok büyük bir paralellik olmuyor.”

Tanık Ümit Fırat: “E burada.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “O baş kaldıran Kürt demekle bölücülük yönünde daha çok onları hareketlendirdiği yönünde.”

Tanık Ümit Fırat: “E burada çok.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “İzlenim oluştu.”

Tanık Ümit Fırat: “Acıtazsif konuştu yani bir mitingde bir toplantıda konuşuyor azitatif konuşuyor oradaki coşkuya uygun bir konuşma yapıyor kendi mizacına da uygun. Böyle konuşmaları Türkiye’de televizyonlarda da yapıyor yani orada karşıda yüzlerce binlerce insan var orada daha büyük bir coşkulu yapıyor Yalçın Küçük’ün mizacına uygun bir gelişmedir ve zannediyorum o zaman Ankara Gazi Üniversitesinde hocaydı o 1992’de yani henüz emeklilik olmamış bir insandı.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Görevde olduğu dönemde yapıyor bu konuşmayı öyle mi?”

Tanık Ümit Fırat: “Yani öyle zannediyorum 92’de.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet.”

Tanık Ümit Fırat: “Emekli olmuş muydu çok net bilmiyorum ama yani sık sık gidip geliyordu. Yani bu konuda Yalçın Küçük’ün kendisini kısıtladığı herhangi bir durum söz konusu değil yani kendisini hiç kısıtlamaz böyle konuşur söyler yani dilediği gibi davranır o konuda rahattır. Ve yani burada bir ders bir eğitici bir şey yok gördüğüm kadarıyla tipik bir Yalçın Küçük davranışıdır yani coşku orada.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet.”

Tanık Ümit Fırat: “Dikkat edersiniz de birlikte bir devrimden yana söz eder işte emekçilerden işte bir ortada bu devleti bu düzeni yıkmaktan filanda söz ediyor. Yani bir amaç gene hedefte gene bir devrim var ama tabi bu devrimi de işte orada sıfatla kullandı başta liderlikler Kürt başı filan dedi bunu önem atfetti.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet 3 nolu görüntüyü açalım. Bu görüntüde MED TV’de yayınlanan bir programdan medyaalem.com isimli evet buyurun.”

Salonda sesli ve görüntülü video izletilmesine devam olundu.

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “İleri alalım biraz.”

Salonda sesli ve görüntülü video izletilmesine devam olundu.

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “İleri alalım biraz daha evet. Az daha ileri alalım az daha ileri, biraz daha ileri.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet.”

Salonda sesli ve görüntülü video izletilmesine devam olundu.

Salonda sesli ve görüntülü video izletilmesine son verildi.

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet durdurun. Burada bir yumuşamadan vesaire bahsediyor. Bu konularda yani silahın bırakılması yönünde Yalçın Küçük’ün bir çalışması olduğu yönünde bir gayreti olduğu yönünde bilginiz var mı?”

Tanık Ümit Fırat: “Hayır ben öyle bir gayret öyle bir çaba içerisinde olmadı yani o doğrudan doğruya Abdullah Öcalan’ın PKK içerisinde bu gibi çalışma herhangi bir kimsenin yapacağı bir çalışma olamaz yani eğer PKK silah bırakmak ya da barış yapmak ya da ateşkes yapmak gibi bir karar alacaksa bu önce Abdullah Öcalan tarafından telaffuz edilir ve tebliği edilirdi. Dolayısıyla Yalçın Küçük muhtemelen yani o kaydın tarihini bilmiyorum eğer 95’se orada bir ateşkes vardı belki onun üzerine yani bilmiyorum Roj TV MED TV’den ben bunları izliyordum. Şimdi ben.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet bu canlı bağlantıda da karşı tarafta Abdullah Öcalan var belki baş tarafta o görmediniz.”

Tanık Ümit Fırat: “Tabi ben biliyorum Abdullah Öcalan (bir kelime anlaşılamadı).”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ha ona ona soruyu yöneltiyor ve burada şunu diyor bu konuşmanın devamında çok kısa önce karargahınızda da sizi ziyaret etmiştim diyor görüşmüşler. Orada genç kızlara da söyledim ben insanı çok seviyorum yani çok yiğitçe eylemler yaptıkları eylemler. Ama ümit ediyorum ki hiçbir Türk kızı bir daha kendisini böyle inancı uğrunda patlatmaz diyor. Biraz devamında da sizin gibi sezgisi çok güçlü bir liderin olması çok büyük bir kazançtır biz Türkler için de şeklinde de bir beyanı var.”

Tanık Ümit Fırat: “Evet orada bir yakınlık ifadesi tabi el ele vermişler ve birlikte bir devrim yapmak üzere düşünüyorlar ifade ediyorlar. O coşkuyu artık ne ölçüde.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yani burada Yalçın Küçük tek başına mıdır arkasında başka bir güç bir var mıdır?”

Tanık Ümit Fırat: “Yalçın Küçük’ün arkasında bir siyasi destek.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Birlikte. Hareket etmesi.”

Tanık Ümit Fırat: “Yani onun birkaç arkadaşı dışında fazla.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yok bir partisi falan bir şey yok bildiğimiz kadarıyla.”

Tanık Ümit Fırat: “Yok hayır. Yani öyle bir siyasi grubu arkasından giden bir kitlesi yok. Yalçın Küçük ağırlıklı olarak PKK’ya yanaştı oradaki insanların itibarını kazandı ama onun dışında o çıkardığı derginin etrafında bir siyasi kitle oluşmamıştı. Türkiye İşçi Partisi’nden koptuğu zaman arkasında birkaç arkadaşı vardı. Sonra onlarla da bu yolları ayrıldı. Ama özellikle son yıllarda yani o PKK’yla da artık Türkiye’ye döndükten sonra yani oraya gitmişti galiba 97’de döndü döndükten sonra Türkiye’de kendi çok özel bazı ilişkiler kurduğu insanların ötesinde bir arkasında bir siyasi kitle bir taban olduğunu sanmıyorum görmedim yani olsa zaten ortalıkta orada burada görürdük hissederdik. Yani kendi başına davranan ama birtakım kontakları temasları olan bir insan o kontaklar her zaman vardı ki 1996 yılında Abdullah Öcalan’a Şam’da düzenlenecek olan suikastı Abdullah Öcalan’a iletiyor ve o suikasttan Abdullah Öcalan’ın kurtulmasını önlüyor yani birtakım kontakları var. Birtakım kurumlarla birtakım şahsiyetlerle e tabi onu biz bilmiyoruz. O sonradan bazı olaylarla bazı deneylerle ortaya çıkıyor. Yani 1996’da Abdullah Öcalan’ın kendisine dönük suikastın önlenmesinden Yalçın Küçük’ün onu bilgilendirmesi İmralı’da Savcıya verdiği ifade de biliyoruz ve o da muhtemelen Mesut Yılmaz’dan öğrenmiştir diyor. Ama gerçekten Mesut Yılmaz’dan mı öğrendi yoksa endirekt olarak başka bir yerden mi öğrendi ben bilemiyorum.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bu konuşmanın devamında şöyle diyor. Eğer bir yumuşama olmazsa Kürt mücadelesinin sıcak mücadelesinin yeni alanları ne olabilir Apo’ya soru olarak yöneltiyor. Yani Türkiye dağları mı olur? Ben bunları soru olarak söylüyorum. PKK’nın eylemliğinde PKK’nın diyor zannedersem eylemliğinde bu tabi Cezayir’de yapılan eylemleri yapmak çok kolay Tayyip de yaparız diyor hele bir Kürt hareketi için ama ben PKK’nın emekçi Türk halkına en ufak bir zarar vermemek için gösterdiği titizlikten de çok memnunum ve bunun devamını da hep temenni etmişimdir. Bu önemli bir titizliktir eninde sonunda Türk ve Kürtlerin birliğinin perçinlemeli. Eninde sonunda Türk ve Kürtlerin birliğinin perçinlemeli. Bu konuda bir çalışma Kürt Türk kardeşliği yönünde bir çalışma yaptığı konusunda bilginiz var mı?”

Tanık Ümit Fırat: “O yönde bir çalışma var Abdullah Öcalan Şam’dayken de döndükten sonra İmralı’dayken de çeşitli açıklamalarında genel olarak bir Türkiye partisi ve bir Türkiye devrimi önermiştir istemiştir. Bunu hep yapmaktadır ve şu anda da onun düşüncelerine uygun bir çalışma var yani bir işte bir partileşme Türkiye’de Kürtlerin ve Türklerin devrimcilerin yer alabileceği bir ortak çalışma. Bunu geçmişte de yapmak istediler hatta DEP’te HADEP’te böyle birtakım dönüşümler gerçekleştirmek istediler Abdullah Öcalan bunu çok istiyordu ama tutmuyordu. Şu anda da ne ölçüde tutar bilmiyorum. Ama yani bir Türkiye Partisine dönüşüp Türkiye’nin siyasal ufkunu kendilerince açmak belirlemek gibi bir fikirleri hep vardı. Hem Abdullah Öcalan’ın vardı ve dolayısıyla da Yalçın Küçük’te burada iyi bir partner olmak istiyordu.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet burada sorusunu soruyor şu şekilde sorusu Türkiye benim sorduğum ne tür bir Türkiye dağları mı olur şehirde başka türlü daha emekçi halka zarar vermeyecek ama büyük sonuçlar doğuracak eylemler mi olabilir diye soruyor. Apo da ona cevap olarak şöyle diyor; Anadolu Apo’ya mezar olacak diye bağırıyorlar şimdi bunların içinde bomba patlatmak hakkımızdır bize mezar diyene bizde mezar yapabiliriz. Şimdi acaba böyle bir politikaya yönelebilir miyiz düşünüyoruz şeklinde cevap veriyor. Burada yani Abdullah Öcalan’ın görüşlerini de bilen bir kişi pozisyonunda mıdır yani Yalçın Küçük sanki soruyu sorarken.”

Tanık Ümit Fırat: “Elbette ki.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Vereceği cevabı da bilen bir konumda soruyor.”

Tanık Ümit Fırat: “Elbette elbette elbette yani ters gelecek, ters gelecek.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “O kadar yakın tanıyor musunuz kendisini?”

Tanık Ümit Fırat: “Onu rahatsız edecek bir soru sormayacağından eminim. Öyledir ama bu tip bazı eylemler oldu Türkiye’de nitekim Abdullah Öcalan gerek ilk duruşmaya çıktığı günün sabahında gerekse Savcılıkta sorgusunda yapılmış bazı eylemlerden pişmanlık duyduğunu hata ettiğini belirtmiştir ifade etmiştir. İşte orman yakmak vesaire gibi hadiselerde buna dahildir o ifadelerinde bunu söylüyordu. Yani bu, bu sorunun karşılığı var yani benzer birtakım gelişmeler Türkiye’de izlenmeye ya da kısmen de olsa yaşanmaya başlanmıştı batıda.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yalçın Küçük’ün defterinde birtakım aldığı notlar var bunlardan 17 numarasıyla numaralandırılan sayfada şöyle demiş. Öcalan’ın İtalya’da siyasi statü alacağının ilan edilmesi önemli bir aşamadır. Kürtlerin Roma’yı Kuzey Kürdistan afişleriyle süslemesi bir işarettir. Kardeşlerimizin çizgimize yaklaşması önemli bir ihtimaldir diyor buradan sizin anladığınız bir.”

Tanık Ümit Fırat: “Valla o kardeşlerimizin siyasi çizgimizi.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kardeşlerimizin çizgimize yaklaşması.”

Tanık Ümit Fırat: “Onu anlayamadım yani neyi hangi siyasi çizgiyi kastediyor bilmiyorum. Yani Öcalan’ın İtalya’da siyasi statü kazanması önemliydi ama olmadı. Yani Yalçın Küçük belki bir temenni olarak böyle PKK’ya yakınlığıyla bilinen bazı kaynaklardan öyle bir beklentisi olduğunu verilmiş bir söz olduğunu dair bir yorumdan kaynaklıdır ama oradan bir statü alamadı verilmedi ve yani oraya bir yakınlaşmanın işareti nedir bilemiyorum.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yine bir defterinde aldığı bir notta şöyle diyor. 24 Temmuz tarihine atmış bunu darbe oluşuyor yepyeni bir Türkiye 30 bin özel tim ve Kürtlerden oluşacak çok iyi bir yerdeyiz. Şeklinde bir not almış böyle bir askeri yapılanma özel tim vesaire gibi Yalçın Küçük çabaları çalışmaları var mıydı bilginiz var mı?”

Tanık Ümit Fırat: “O yazdığı dönem hangi yıldır?”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yılını tam bilmiyoruz 24 Temmuz tarihli bir tarih atmış.”

Tanık Ümit Fırat: “Bilemiyorum ama bugün de benzeri düşünenler var Türkiye’de işte geleneksel statükocu devletin onun kurumların mevzi kaybettiğini ve eski düzeni eski rejimi sürdüremeyeceklerini görüyoruz ya da öyle ifadeleri var öyle serzenişleri var. Bunun için tabi ki mahkevalizm diye bir görüş de var. Çeşitli araçlar kullanılabilir. Bana göre bugün Türkiye’de siyasal sistemin eğer Türkiye demokratikleşmeye gidiyorsa ben o kanaatteyim önündeki engelleyici güç olarak en önemli faktör PKK’dır. Yani çıkardığı çatışmalarla savaşla şiddetle hem sivil siyasetin önünü kesecek yıpratacak sonuçlar yaratabilir hem de batı da Türkiye’de birtakım umutsuzluklara hayal kırıklığına hayal kırıklıklarına yol açarak yeni bir eski rejim kalıntısı cuntanın önünü açma beklentisi doğabilir. Onun için böyle bir beklentide bulunabilir insanlar. Bugün Türkiye’de epeyce bir insan zaman zaman medyada basında çeşitli siyasi tartışmalarda da görüyoruz. Türkiye’de şiddetten medet ummaktadırlar çünkü var olan Türkiye’yi çok tehlikeli bir yere götürüyordur anlayışındalar.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yine defterinde 13 numarayla numaralandırılan sayfada 23 Ocak 93 tarihinde aldığı bir not. Apo mülakatı gerçekten olay oldu çok memnunum. Kürdistan cephede askerliğini bitiren tezkere bekleyen bir genç gibiyim demiş. 24 Ocak tarihlide de, içimde bir hareketlenme var. Yaptığımız işin iyice anlaşılması için zaman gerek var ancak yeni Apo kesindir. Şeklinde bir yazı not almış.”

Tanık Ümit Fırat: “Şu vardır.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “(bir kelime anlaşılamadı).”

Tanık Ümit Fırat: “Yani bize göre benim gibi düşünen bazı düşünen Kürt arkadaşlarıma göre Abdullah Öcalan’ın nüvede vardı ama biraz daha fazla Kemalizm’e ve devletin bazı ideolojik kurumlarına yaklaştığına dair belirtiler söz konusuydu. Burada Yalçın Küçük başarılıysa Abdullah Öcalan’ı Kemalizm’e ve resmi ideolojiye yaklaştırdığından söz ediyordur bununla gururlanıyordur herhalde.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yine sizin ifadenizin 6. sayfasında Doğu Perinçek’le ilgili olarak şöyle diyorsunuz. 80 sonrası sol hareketler üzerindeki kaybettiği etkisini eski TİB genel başkanı Mehmet Ali Bayar’a yakın durmak ve tekrar itibar kazanmak istedi, ancak itibar görmedi.”

Tanık Ümit Fırat: “Evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bilahare 1986 sonrası PKK’ya ve Abdullah Öcalan’a yakınlaşarak bir meşruiyet yakalamaya çalıştı.”

Tanık Ümit Fırat: “Evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yani burada bildiğimiz PKK illegal bir örgüt.”

Tanık Ümit Fırat: “Şunu söyleyeyim, ben bin do…”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yani meşruiyet kazanma ne şekilde oluyor, yani siz burada açıklar mısınız?”

Tanık Ümit Fırat: “Şu var 1979 yılında Aydınlık Gazetesi günlük yayınlanıyordu o zaman, Haziran Temmuz aylarında Türkiye’de zaten ifademde de var, Türkiye’deki bütün sol, legal, illegal yapıları açığa çıkaran yayınlar yaptı. Bunları arka planda ne var ne yok bilgilendirdi insanları, hatta 12 Eylül döneminin birtakım iddianamelerinden de o bilgilerdin büyük ölçüde alıntılar yapılıp kullanıldı. Şimdi orada Doğu Perinçek Türkiye’de kendisi dışında bütün solla bağlarını, irtibatlarını kopardı ve kendi başına hareket ediyordu ve diğerleri arasında da, diğer sol gruplar arasında da herhangi bir selam sabah dahil bir ilişkisi kalmamıştı. 1980’e böyle girildi, ben onun merkez komitesinde olan bir eski arkadaşım şimdi birlikte değiller. Türkiye dışından Türkiye’ye gelmişti 12 Eylül darbesi sonrası ve devletime teslim olmaya geldim, çünkü adaletine güveniyorum diye gelmişti ama dört sene sonra, dört buçuk sene sonra ancak dışarıya çıkabildi Mamak’tan. Böyle bir anlayışla geldi 12 Eylül’e Doğu Perinçek ve arkadaşları ve o zaman tabi ki o güne kadar var olan sol gruplar arasında kendilerini deşifre etmek, iddianamelerde malzeme kullanılmasına varan bilgiler aktarmak o grup için pek itibarlı bir konum değildi. Onun için de 1986’da Aybar’ın, 86 Mayıs’ıydı, Aybar’ın yeni bir sosyalist parti girişimine davet edilmesi ve ondan sonra sol gruplar içerisinde artık eskisi gibi olmayacağını, hatta ben o toplantıda kulağımla duydum. Kendisini ben eski ceketimi çıkardım da geldim dediğini ben biliyorum. Ve bu doğrultuda hareket etmesi yeniden sol gruplar arasında bir ilişki, bir itibar sağlama politikasıydı ve bunu bir ölçüde de başardı. Yani Radikal gruplara yakın durarak en azından PKK’ya da yakın durarak kendisini sol kesimde var etmeyi, bir parti kurmayı, ardından işte yayınlarını, politikasını birtakım insanlarla, daha geniş insanlarla geliştirmeyi başardı. Çok mükemmel bir şey oldu mu, değil ama yani bir ölçüde kendi eski konumuna göre birtakım adımlar atmayı başardı.”

Mahkeme Başkanı: “O yapılan yayınlarda, Ümit Bey o yapılan yayınlarda o sol grupların şemaları, isimleri, örgüt mensuplarının isimleri hepsi var mıydı?”

Tanık Ümit Fırat: “Aynen evet, evet, evet isimler vardı, şemalar vardı, nerede ne gibi etkinlikler, ne gibi eylemlerde bulunuyorlar hepsi vardı. Hatta ben şunu özel olarak söyleyeyim, ben 1989, 90 o dönemde iletişim yayınlarında çalışıyordum, bir sosyalizm ansiklopedisi, sosyal, toplumsal mücadeleler ve sosyalizm ansiklopedisi diye bir ansiklopedide özellikle o sırada Abdullah Öcalan’a ve PKK’ya yakın durduğu için benim de inisiyatifimde orada o aydınlıktan PKK hakkında çıkan çok aşağılayıcı bir yazıyı da oraya koyduk, yani Aydınlık yayınlarından bir belge, PKK ve Abdullah Öcalan için neler söylemişler. Ama tabi pek umursayan olmadı, çünkü yeni bir dostluk kurulmuştu ve bu çok önemli değildi artık bu ortam.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yalçın Küçük’te olduğu gibi Doğu Perinçek’in de Apo üzerinde PKK Terör Örgütü üzerinde bir etkisi var mıdır, olmuş mudur, bu konuda bilginiz var mı?”

Tanık Ümit Fırat: “Doğu Perinçek’in orada bir, fazla bir etkisi olmadı, hem, hem yakınlık çok kısa sürdü, hem de yani çok, Doğu Perinçek’in kendi partisi grubu vardı ve esas olarak orada faaliyetlerini icra ediyordu. Yani onda bir kırgınlık, bir tepki oldu ama PKK camiası zaten Doğu Perinçek’in Abdullah Öcalan ile o röportaj vesaire yakın durduğu bir dönemde PKK’nın Türkiye’de kitlesel böyle sokağa çıkmış, sokağa taşmış legal anlamda birtakım kurumlara girmiş bir yapısı yoktu. Henüz PKK oldukça sınırlı ilişkilere sahipti ve çok fazla yer altındaydı. Onun için Doğu Perinçek’in onun kitlesine dönük çok fazla bir etkisi olamadı, çünkü legal kurumları yoktu PKK’nın.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Duruşmalar sırasında Doğu Perinçek’e bazı fotoğraflar gösterildi, basında da yer aldı.”

Tanık Ümit Fırat: “Onu zaten 2000’e doğru dergisinde çıkan fotoğraflardır onlar.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kampa gittiğinde orada, oradaki militanlar, PKK militanları sıraya giriyorlar. Bir devlet başkanını karşılar mahiyette törenle kendisini karşılıyorlar. Bu konu kendisine duruşmada sorulduğunda şöyle dedi, şimdi askeri törenle karşılandığım doğru, hatta oraya gidenlerden bir tek bana askeri tören yapıldığı da söyleniyor. Onu tam ben bilemiyorum, o da benim dünya çapında sosyalist hareket içerisinde belki bir ağırlığım, bir yerim olduğu için yapılmış olabilir. Şimdi burada bir törenle karşılanıyor.”

Tanık Ümit Fırat: “Evet, evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Normal bütün gazeteciler gitmişler oraya yani Cengiz Çandar gitmiş, başka gazeteciler gitmiş, hiçbirine böyle bir şey yapılmamış, yine Gizli Tanık Deniz ismindeki tanıkta diyor ki. Özellikle Abdullah Öcalan tarafından bizzat karşılandı diyor Doğu Perinçek.”

Tanık Ümit Fırat: “Evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Törenle karşılandı diyor ve orada özel bir oda tahsis edildi kendisine diyor, 10 gün kadar kaldı diyor. Hiçbiri misafiri ile bir defadan fazla Öcalan yemek yemediği halde onunla yemek yedi diyor. Bu tür anlatımları var, bu konuda yani gazeteci sıfatımla gittim diyor kendisi.”

Tanık Ümit Fırat: “Evet, (birkaç kelime anlaşılamadı).”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Röportaj yapmak için gittim diyor, sizin bu konuda bilginiz var mı yani orada görüşmelerle ilgili olarak?”

Tanık Ümit Fırat: “Benim bilgim şöyle, Ekim, Ekim 1989’dur, yani bunu net olarak biliyorum çünkü.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ekim 1989.”

Tanık Ümit Fırat: “Ekim 1989’dur, Doğu Perinçek oradan döndüğünde Paris’te yapılan 16, 15–16 Ekim’di yanlış hatırlamıyorsam, hatta Türkiye’de de bazı SHP’li arkadaşlarımızın partiden ihracına yol açan, katıldıkları için ihracına yol açan bir Kürt konferansı vardı. Orada, yani Beka dönüşü oraya gidip oradaki katılımcılara da aşağılayıcı, küçümseyici bir konuşma yaptığını biliyorum, çünkü artık umut dağlardadır, ne varsa dağlarda düzenleniyor, oradaki hareketin dışındakiler emperyalizmin oyunundan başka bir şey değildir. Vesaire gibi bu mealde bir konuşma yaptığını biliyorum. Doğrudur askeri törenle karşılanmış olabilir, ama bunu kendisinin o ölçüde dünya çapında bir sosyalist sol düşünür olmasından ziyade biz o zaman da bu yorumları yaptık. Abdullah Öcalan’ın Türkiye’de legal mevzilerde tanıtımı, sözlerinin, ifadelerinin yer almasına ihtiyacı vardı ve bu konuda Doğu Perinçek’in 2000’e doğru dergisi yegane alternatifti Abdullah Öcalan için, yoksa Abdullah Öcalan bilse ki Hürriyet’te yayınlanacaktı, o zaman genel yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök değil Çetin Emeç’ti ona da aynı şekilde yapabilirdi ama bu o gün için böyle bir fırsat yakalamışken Doğu Perinçek’e bu iltifat, bu ilgi gösterildi. Onun da ürününü almadı mı, aldı Abdullah Öcalan Türkiye’de legal zeminde Mehmet Ali Birand’ın ondan bir yıl önce gidip yayınlatamadığı röportajlarının en azından çok daha kapsamlısını Doğu Perinçek 2000’e doğru dergisinde yayınlandı, yayınladı. Yani bu dergiler bu nedenle toplatıldı, ceza aldı, almadı o başka bir yana ama Abdullah Öcalan 2000’e doğru dergisi aracılığıyla ilk defa 1989 Ekim’inden itibaren 4 hafta, 5 hafta sürdü o yayın, o röportajlarıyla yer almaya başladı.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ben bu noktada da bir soru yönelteceğim size, Gizli Tanık Deniz PKK Terör Örgütü içerisinde yönetici konumunda yer almış bir kişi olduğunu söylüyor. Bu ifadesinde de 15 Ağustos 1984 olaylarıyla örgüt adını Türkiye’de hissettirmişse de daha sonra yapılan operasyonlarda örgütün ağır darbeler aldığını, örgütün o dönemde siyasi olarak da sıkışmış bir durumda olduğunu ve yayınlanan bu görüşmenin adeta örgüt için bir can simidi haline geldiğini, Türkiye siyasetinde gündeme geldiği ve ülke içerisinde örgütün taban bulmasını bu röportajın sağladığını beyan ediyor. Bu konuda bir bilginiz var mı?”

Tanık Ümit Fırat: “Ben siyasi olarak o kanaatte değilim, yani örgütün taban bulması, geniş olarak daha legal alanlarda yayılması 1991 itibariyle ifade edilebilir.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yani bu röportajın bir etkisi olup olmadığı konusunda.”

Tanık Ümit Fırat: “Olmuştur, kısmi bir etkisi olmuştur, tabi ki yani neticede Türkiye’de Abdullah Öcalan diye bir ismin, bir insanın düşünceleri, çeşitli konularda verdiği demeçler, ifadeleri yer almaya başladı. Bu en azından işte söylediğim gibi 1 yıl önce 1988 Ağustos’unda Mehmet Ali Birand’ın gerçekleştiremediği, gazetesinin, yayın politikasının uygun görülmediği ya da başka bazı baskılar nedeniyle gerçekleştiremediği bir hadiseyi böylece gerçekleştirmiş oldu. Yani Abdullah Öcalan düşüncelerini rahatlıkla ifade edebileceği bir yayın organı buldu. Bunun tabi ki birtakım insanlara yansıması, gerçekten Abdullah Öcalan’ın keşfi anlamında mıdır pek sanmıyorum, yani böyle on binler, yüz binlerce satan bir 2000’e doğru dergisi yoktu ve bunu kitle de okumuyordu, yani muayyen insanlar, aydınlar, münevverler okuyordu 2000’e doğruyu.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Fakat o gazete, dergiden alıntı yapıp diğer basın organları vesaire de muhakkak kullanmış olabilirler.”

Tanık Ümit Fırat: “Çok fazla alıntılar yer almadı, esas olarak PKK’nın Türkiye’de legal siyasi zemine kavuşması hep kuruluşu sonrasındadır. Oradan itibaren ve yani ondan sonra gelişen birtakım hadiselerdir. 1991, 92 nevruz hadiseleridir, Vedat Aydın’ın öldürülmesi hadisesidir. Bunlar PKK’nın aktif olarak, legal olarak sokaklara çıkıp kendilerini ifade ettiği hadiselerdir. Yani 2000’e doğru bir katkı sunmuş olabilir, ama hepsi bu kadardır. Yani böyle kitle üzerinde büyük bir itibar ve etki kazanacağını sanmıyorum.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım sorularım bu kadar.”

Saatin 12:21 olduğu görüldü.



Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə