13. AĞIr ceza mahkemesi ( tmk 10 maddesi İle yetkiLİ ) duruşma tutanağI



Yüklə 0.72 Mb.
səhifə3/7
tarix12.08.2018
ölçüsü0.72 Mb.
1   2   3   4   5   6   7

Duruşmaya 13:30’a kadar ara verildi.

Duruşmaya kaldığı yerden devam olundu.

Yeniden tanık yoklaması yapıldı.

Tanık Doğan Erbaş’ın da duruşma salonu haricinde hazır olduğu görüldü.

Tanık Ümit Fırat eski yemini ve kimliği tahtında huzura alındı.

Doğrudan soru sorma işlemine devam olundu.

Mahkeme Başkanı: "Sanıklardan sorusu olan var mı? Buyurun Doğu Bey, mahkememize dönük beyanda bulunun Ümit Bey siz soru sorulacak zaten ekranda var soru soran kişi bize yönelik, bize dönük cevap verin.”

Sanık Doğu Perinçek söz istedi verildi: “Efendim tanıktan ilk sorum 1968 yılında sol içindeki ayrılıklardan bahsetti ve Doğu Perinçeklerin de milli demokratik devrimi savunduklarını belirtti bu milli demokratik devrimi savunan sosyalistlerin Kemalist devrimi konusundaki tavırları neydi?”

Tanık Ümit Fırat: “Biz o zaman Türkiye İşçi Partisi içerisinde Mehmet Ali Aybar’a yakın bir gruptuk ama Kürtler olarak bize doğulular ifadesi bizi tanımlamak için doğulular ifadesi kullanılıyordu. Mili Demokratik devrim tezini biz Kemalizm’e yakın bir tez olarak benimsiyorduk ve şey ifade ediyorduk ve o günün koşullarında askere sivil bürokrasiye dayalı bir devrim yapmanın bizim için o anlama yani o ekole yakın bir kavram bir devrim tanımlaması oldu söz konusuydu. Biz tabi o zaman sosyalist devrim diyorduk milli demokratik devrim demiyorduk ve milli demokratik devrimcilerin temel tezlerinden birisi de Mustafa Kemal’in tam bağımsızlık ilkesi ve o ilke doğrultusunda Türkiye’nin tam bağımsız ve gerçekten demokratik bir ülke olması teziydi. Ve orada Kemalistlerle işbirliği yapılması gerekiyor ve tamamlanmamış bir devrim olduğu ifade ediliyordu biz böyle görüyorduk onlarda kendileri böyle ifade ediyorlardı ve zaten kendisi de bilir ben proleter devrimci aydınlıkta da o şeyi gördüm Mustafa Kemal portreleri vardı orada ve onlara yani Atatürk’e bağlı bir devrimci ekol olduklarını söylüyorlardı.”

Sanık Doğu Perinçek: “Evet peki. 1970 ayrılıklarında Doğu Perinçek ve arkadaşları silahlı mücadele yanlısı mıydı yoksa silahlı mücadelenin o koşullarda yanlış olduğunu mu söylüyorlardı 1970’teki sol içi ayrılıklarda.”

Tanık Ümit Fırat: “1790 demeyelim de ben Doğu Perinçek’in 1969 güz aylarında diğer grupla koptuğunu düşünüyorum silahlı mücadeleyi savunmuyorlardı o zaman yani o, o tezleriyle de bizim diğer aydınlığın merkezinde kalan gruba nazaran bizim daha sempatik daha ılımlı baktığımız bir ekol görüştü.”

Sanık Doğu Perinçek: “Evet. Peki, Doğu Perinçek ve arkadaşları solun içinde o özellikle İşçi Partisi içindeki ayrılıklar, kavgalar vesaire onları tabi siz yaşadınız çok iyi hatırlayacaksınız o sol içi şiddet ve kavgalarda şiddet yanlısı bir tavır mı aldı yoksa şiddet yanlısı olanlara karşı mücadele eden bir tavır mı aldı?”

Tanık Ümit Fırat: “Hayır ben o dönemde şiddet yanlısı değildi Doğu Perinçek ve arkadaşları yani 1969’da 70’’de, hatta 71’de, 1970’te Türkiye İşçi Partisinin büyük kongresinde de Doğu Perinçek’in bir arkadaşı her nasılsa bir kavgaya bir saldırıya maruz kaldığı zamanda kendisi benimde arkadaşımdı biz onu kolladık ve o şiddeti o kendisine uygulanan o baskıyı önlemeye çalıştık.”

Sanık Doğu Perinçek: “Evet.”

Tanık Ümit Fırat: “Ama bu dediğim şiddet teorik olarak Marksizm’de bir şiddet kavramı vardır ama o gün biz kendi aramızda ya da proleter devrimci aydınlıkçı zihindeki insanlar o gün için böyle bir yola başvurmadı.”

Sanık Doğu Perinçek: “Evet Behice Boran’ı falanda saldırılarda hep bizim arkadaşlarımız korumuştur. Bu o çok önemliydi solla ilgili yayınlar yaptı Aydınlık dediniz. Ümraniye’de ülkücü oldukları gerekçesiyle 5 işçi kurşuna dizilince o 5 işçinin kurşuna dizilmesine karşı hangi kim karşı koydu ve onları teşhir etti siz.”

Tanık Ümit Fırat: “Onun münhasıran hatırlamıyorum ama yani benimde onayladığım tasvip ettiğim bir şey değildi ama takip etmiyorum kimler o işten yanaydı kimler değildi ama onu bilmiyorum.”

Sanık Doğu Perinçek: “Evet evet işte Aydınlık’ta onlar teşhir edildi. Denge Kava’nın lideri liderleri bütün o, o Feridun muydu Denge Kava’nın lideri o şey Elazığ'daki, Elazığ’daki Ali Rıza Koşay birde diğerleri Ali Rıza Koşay Elazığ’da öldürüldüğü zaman ve Ferit Uzun’lar PKK tarafından öldürüldüğü zaman buna karşı kim tavır aldı ve PKK’yı teşhir etti?”

Tanık Ümit Fırat: “Ferit Uzun’un benimde rahmetli değerli bir eski arkadaşımdı ama onun öldürülmesine o gün devrimciyim diyen herkes PKK dışındaki herkes karşı koymuştu eğer halkın sesi ya da Aydınlık’ta o günlerde karşı koymuşsa o genel bir tavırdı ve.”

Sanık Doğu Perinçek: “Genel koydu ama.”

Tanık Ümit Fırat: “O işi o işi savunan uygulamacılar dışında pek kimse yoktu.”

Sanık Doğu Perinçek: “Ama ortaya başını koyarak gazetesinde teşhir ederek ve kendisine saldırıları göze alarak karşı koyan bir tek Aydınlık vardı ve o yaptığı zamanda biraz önceki değerlendirmenizle karşılaşırdı.”

Mahkeme Başkanı: “Doğu Bey tanık cevap verdi.”

Sanık Doğu Perinçek: “Tamam.”

Mahkeme Başkanı: “Yani yorum yapmanıza gerek yok.”

Sanık Doğu Perinçek: “Apocular diye tabir edilen 80 öncesindeki örgüt işçi, Aydınlıkçılara ve Doğu Perinçeklere nasıl bir uygulamada bulunuyordu?”

Tanık Ümit Fırat: “Apocular kendi dışlarındaki herkese karşı serttiler münhasıran Kürtlere ama genel olarak da diğer bütün gruplara karşı sert ve uzlaşmaz bir tavır içerisindeydi.”

Sanık Doğu Perinçek: “Peki.”

Tanık Ümit Fırat: “Özel.”

Mahkeme Başkanı: “Bir dakika efendim cevabınızı tamamladınız mı?”

Tanık Ümit Fırat: “Yani özel olarak biraz öncede ifademde söylemiştim özelliklede kendi dışlarındaki diğer Kürt grupları üzerinde yok edici bir şiddet uyguladılar işte bahsettiği Ferit Uzun da onlardan biriydi öldürülenlerden biriydi.”

Sanık Doğu Perinçek: “Peki Doğu Perinçek’in başkanı olduğu partinin Güneydoğu’daki yöneticilerini hangi örgüt bir bir öldürdü onu hatırlıyor musunuz? Gaziantep, Maraş, Hozat, Tunceli.”

Tanık Ümit Fırat: “Evet.”

Sanık Doğu Perinçek: “Pazarcık çeşitli ve diğer.”

Tanık Ümit Fırat: “Ben ben PKK’nın uyguladığı şiddetin dediğim gibi özel olarak Doğu Perinçek’e değil kendi dışındaki herkese dönük uyguladığını söylüyorum ama ondan sonra Doğu Perinçek’in ya da Doğu Perinçek ve arkadaşlarının 1980’li yıllarda PKK’ya ve Abdullah Öcalan’a yakın durmalarını bu bakımdan enteresan bulmuştum.”

Sanık Doğu Perinçek: “Evet.”

Tanık Ümit Fırat: “Böyle izle… yani benim düşüncem öyle oldu öyle.”

Sanık Doğu Perinçek: “Peki bu teröre başvuran DHKP-C, MLKP efendim TİKKO gibi aynı zamanda uyuşturucu işi yapan birtakım görünüşte sol örgütlerin İşçi Partisine karşı tavrı nasıldı Doğu Perinçeklere karşı?”

Tanık Ümit Fırat: “Biraz önce söylediğim gibi Stalinist solun yani Marksizm içerisinde vücut bulmuş şekillenmiş Stalinist solun genel tavrıdır o. Eğer Stalin 1930’lu yıllarda temizlik adı altında Sovyetlerin yeni Sovyet toplumunun sağlığı ve iyileşmesi için sekiz buçuk milyon Sovyet yurttaşını kendisi gibi düşünmediği için yok etti öldürdüyse bunun ondan sonra gelen ekol hareketler üzerinde de bir gelenek bir etki yarattığını söyleyebiliriz onun için yani o gün sol olarak ortaya çıkan gruplar şiddetini Marksizm içerisindeki bu ekolden kaynaklı olarak düşünüy…”

Sanık Doğu Perinçek: “Hayır ben ideolojik kaynağını söylemedim.”

Tanık Ümit Fırat: “İdeolojik olarak bu kaynak vardır.”

Sanık Doğu Perinçek: “Hayır ben şunu söyledim.”

Tanık Ümit Fırat: “Evet.”

Sanık Doğu Perinçek: “Bu Stalincilikle falan ilgisi yok bu.”

Tanık Ümit Fırat: “İlgisi.”

Sanık Doğu Perinçek: “Uyuşturucu işi yapan ve birtakım karanlık işlere giren ama sol birtakım levhalar örgüt isimleri kullanan isimde veren DHKP-C, TİKKO, MLKP gibi örgütler diğer soldan farklı olarak Aydınlıkçılara nasıl bir tavır alıyorlardı?”

Tanık Ümit Fırat: “Aydınlıkçılarla aralarının pekte barışık olmadığını iyi olmadığını tabi ki söyleriz ama o sol şiddet uyguladı ama Aydınlık diğer solcularla da çok iyi münasebetler içerisinde değildi.”

Sanık Doğu Perinçek: “Evet.”

Tanık Ümit Fırat: “Yani onlar şiddeti herkese uyguluyorlardı kendi arkadaşlarında kendileri uygun gördükleri zaman öldürebiliyorlardı bu o gelenekte var.”

Sanık Doğu Perinçek: “Evet. Sovyetler Birliği kapitalizme gidiyor arkadaşlar bakın Sovyetler Birliği kapitalizme gidiyor bunun sosyalizmle falan ilgisi yok dediği için sol içinde Aydınlığa karşı bir olumsuz tavır var mıydı bu Sovyet taraftarı solcular içinde?”

Tanık Ümit Fırat: “Tabi ki Sovyetler Birliğinden yana olanlar böyle düşünüyorlardı.”

Sanık Doğu Perinçek: “Evet.”

Tanık Ümit Fırat: “Aydınlığa karşılardı çünkü Sovyetler Birliğinde sosyalizm olduğunu söylüyordu.”

Sanık Doğu Perinçek: “Söylüyorlar.”

Tanık Ümit Fırat: “Bende şahsen kendi hesabıma orada sosyalizm filan olmadığını düşünüyorum dolayısıyla orada kapitalizme gidiş diye bir kavramı da pek benimsemiyorum çünkü hiç sosyalizm olmamıştı.”

Sanık Doğu Perinçek: “Evet. Mehmet Ali Aybar Doğu Perinçeklerin sizinde katıldığınız toplantısında Doğu Perinçeklerin düzenlediği bir toplantıydı o sizde oraya katıldınız.”

Tanık Ümit Fırat: “Hayır benim davetiyem Mehmet Ali Aybar’ın imzasıyla bana verilmişti Doğu Perinçek’in değil yani, Doğu Perinçek’in katılacağı (bir kelime anlaşılmadı).”

Sanık Doğu Perinçek: “Bizim bin do… şey o büyük sinema salonunda yapılan toplantıyı mı söylüyorsun.”

Tanık Ümit Fırat: “Hayır ben sinemadan bahsetmedim Tepebaşı Etap Otelin alt katı dedim efendim.”

Sanık Doğu Perinçek: “Ha o başka. O zaman o toplantılarda Etap Oteli de dahil Mehmet Ali Aybar’ın Doğu Perinçek’e karşı ve ölene kadar tutumu hakkında bilginiz var mı?”

Tanık Ümit Fırat: “İzlemedim ama.”

Sanık Doğu Perinçek: “Oralarda yaptığı konuşmaları hatırlıyor musunuz?”

Tanık Ümit Fırat: “Oradan bir şey çıkmadığını gayet net biliyorum yani o toplantı daha sonra bir defa daha oldu ve sonradan da pek bir şey çıkmadı.”

Sanık Doğu Perinçek: “Evet o toplantılarda tek doğru belli birleşilecek akımın Doğu Perinçek ve arkadaşları olduğunu defalarca söylemiştir ve ölene kadarda hep beraber olmuşuzdur yani orada bir bilgi yanlışı var.”

Mahkeme Başkanı: “Doğu Bey tanığın cevabından sonra.”

Sanık Doğu Perinçek: “Tamam devam ediyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Tekrar bir açıklama gereği duyuyorsunuz bu tanığı yönlendirme amacına yönelik olabilir.”

Sanık Doğu Perinçek: “Hayır bu sizin için, hayır o size.”

Mahkeme Başkanı: “Bu tür yorumlardan kaçınalım.”

Sanık Doğu Perinçek: “Tanığa değil size (bir kelime anlaşılmadı).”

Mahkeme Başkanı: “Tanığın beyanlarına karşı daha sonra diyecekleriniz bildirirsiniz ama soru cevap şeklinde olsun.”

Sanık Doğu Perinçek: “Ama söyletmiyorsunuz ki, yani almadığınız için.”

Mahkeme Başkanı: “Evet evet.”

Sanık Doğu Perinçek: “Bizde (bir kelime anlaşılmadı) beyan almadığınız için mecburen bunlara başvuruyoruz anlayışla karşılayın. Doğu Perinçek’le Abdullah Öcalan görüşmesi 2000’e doğruda yayımlandı. Hatırlıyorsunuz değil mi, okudunuz mu efendim siz onu?”

Tanık Ümit Fırat: “E tabi ki o işte söyledim ya 4 ya da 5.”

Sanık Doğu Perinçek: “Evet peki bu burada Abdullah Öcalan’ın sizde bir Kürt milliyetçisi olarak veyahut da siz kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz onu bir yanlış yapmayım. Sizde nasıl bir izlenim bıraktı Doğu Perinçek’le konuşmasında Abdullah Öcalan Türkiye’nin birliğinden yana mı, bölünmeden yana mı, Atatürk’ten yana mı Atatürk düşmanlığından yana mı gibi o zamanın temel sorunlarında nasıl bir tavır alıyordu o görüşmede?”

Tanık Ümit Fırat: “Abdullah Öcalan’ın genel tavrını bildiğim için söyleyeyim evet. Abdullah Öcalan kendisiyle görüşen kendisiyle röportaj yapan hiç kimseye Türkiye’nin birliğinden yana olmadığını söylememiştir. Her zaman Türkiye’nin hatta 1 yıl öncesinde bu spot olarak zaten milliyet yayınlarında tefrika edilmeden önce vermişti. Biz et ve tırnak gibiyiz de demişti Galatasaraylı olduğunu da söylemişti o bakımdan Abdullah Öcalan’ın Türkiye’nin birliğinden yana olmasını söylemesi benim için çok enteresan bir görüş değildi yani bu her yerde söylediğim gibi ifadedir şimdide söylüyor.”

Sanık Doğu Perinçek: “Evet. Abdullah Öcalan ifadesinde yani yakalandıktan sonra verdiği ifade de Doğu Perinçek 91 yılında kampımıza geldi ve benimle görüşmeler yaptığı doğrudur ancak bizim örgütümüzde gizli lider konumuna getirildiği doğru değildir Doğu Perinçek bana siz bu şekilde muvaffak olamazsınız benim siyasi yapılanmam içinde yer almanız daha doğru olur şeklinde telkinlerde bulunuyordu.”

Tanık Ümit Fırat: “Savcılığa verdiği ifadeydi ama.”

Sanık Doğu Perinçek: “Evet.”

Tanık Ümit Fırat: “91 değil ben 89 biliyorum yanlışsam siz düzeltin.”

Mahkeme Başkanı: “Ümit Bey bir soruyu tamamlasın Doğu Bey ondan sonra cevabı alalım efendim.”

Sanık Doğu Perinçek: “Hani sizin bu ifadeden bilginiz haberiniz var mı?”

Tanık Ümit Fırat: “Evet Savcılık ifadesini okudum.”

Sanık Doğu Perinçek: “Bizim.”

Tanık Ümit Fırat: “Savcılık sorgu vesaire ek ifade hepsini okumuştum.”

Sanık Doğu Perinçek: “Bizim kendisini Kürt örgütü diye tanımlayan örgütlere karşı tavrımızda hangi kıstası esas aldığımızı düşünüyorsunuz? Çünkü siz bize hakaret ediyorlardı diyorsunuz onu da hatırlamıyorum yani üzüntüyle karşılayayım yani biz hakareti doğru bulmuyoruz kim olursa olsun sizlere de ondan sonra biz ayrım yaparken neyi esas alıyorduk sizin böyle bir ölçünüz tespitiniz var mı yoksa yok tabi.”

Tanık Ümit Fırat: “Ben bizim benim ve benim gibi düşünen insanların sizin dergilerinizde emperyalizme hizmet ettiğimizi Barzani’nin uşakları olduğumuzu biliyorum yani.”

Sanık Doğu Perinçek: “Uşak lafını kullanmıyorduk.”

Tanık Ümit Fırat: “Ben ben saklıyorum da bunu (bir kelime anlaşılmadı).”

Sanık Doğu Perinçek: “Evet doğrudur yani bunları dediğiniz doğru ama uşak sözcüğünü biz kullanmıyoruz yani sizin Barzani yanlısı olduğunuz, Amerikan.”

Mahkeme Başkanı: “Doğu Bey lütfen cevabı tartışıyorsunuz da o doğru değil.”

Sanık Doğu Perinçek: “Doğru.”

Mahkeme Başkanı: “Yani usule uygun değil zaten bir düşünce sorusu söyledin açıkladı başka soru sorun.”

Sanık Doğu Perinçek: “(birkaç kelime anlaşılmadı) haklısınız.”

Mahkeme Başkanı: “Buyurun.”

Sanık Doğu Perinçek: “Sayın Başkan haklısınız mesele aydınlanmıştır çok çok aydınlanmıştır mesele. 1980’li koşullarda Kürt yurttaşlarımıza baskılara karşı Diyarbakır Cezaevinde yapılan zulme karşı 2000’e doğru dergisi ve Doğu Perinçek ve arkadaşlarının mücadelesi dışında bir mücadele eden gördünüz mü siz yani açık tut…”

Tanık Ümit Fırat: “Yani bu konumuzla ne ölçüde ilgili ama 1987 yılında Diyarbakır Cezaevinde basına açık bir gezdirme bir işte oradaki mahkumlarla tutuklularla ilişki işte ne var ne yok biçiminde bir programı benim Yenigündem Dergisinden gönderdiğim arkadaş var, tembihlemiştim oradan gelen bir Diyarbakır Cezaevi tutuklularının olan bir tane ilişki raporlarını Yenigündem Dergisinin Eylül zannediyorum ya Ağustos’un en son günleri ya da Eylül başlarında 1987 yılında hatta dergi baskısına yetişmek için insert olarak broşür gibi vermiştiniz.”

Sanık Doğu Perinçek: “89’da değil mi?”

Tanık Ümit Fırat: “Benim dediğim 87.”

Sanık Doğu Perinçek: “87 mi?”

Tanık Ümit Fırat: “Henüz Diyarbakır Cezaevini çok fazla bilen tanıyan yoktu.”

Sanık Doğu Perinçek: “Anladım doğrudur tabi sizin yaptıklarınızda tabi takdire değer hiç şüphe yok ama o 2000’e doğrunun mücadelesi bütün Türkiye’de ve Kürt yurttaşlarımız arasında da hatırlayacaksınız. 1989’da Paris’te bir Kürt konferansı oldu biraz evvel değindiniz Ekim gibi hatırlıyorum.”

Tanık Ümit Fırat: “Ekim 15, 16.”

Sanık Doğu Perinçek: “Evet ve o Kürt konferansına bu Fransız devleti esas olarak yönetiyordu ve arkasında Amerika vardı Türk olarak bir tek Doğu Perinçek davet edildi orada Doğu Perinçek’in yaptığı konuşmayı hatırlıyor musunuz çünkü bu konuşma.”

Tanık Ümit Fırat: “Konuşma yayınlandı 2000’e doğru dergisinde zaten.”

Sanık Doğu Perinçek: “Evet. Orada Amerika ve Fransa’ya karşı hangi tavrı aldı ve Barzani ve Talabani’ye karşı hatırlıyor musunuz?”

Tanık Ümit Fırat: “İşte Doğu Perinçek orada bu işte bedel ödeyenler hak sahibidir ve gerisi ve bu toplantının kendisi de dahil emperyalizmleri ve işte bu bölgede bu işi bu hale sokan güçlere hizmet eden anlamında bir şeyler söylemişti.”

Sanık Doğu Perinçek: “Evet orada bir tek.”

Tanık Ümit Fırat: “Ama ben.”

Mahkeme Başkanı: “Doğu Bey bir dakika.”

Sanık Doğu Perinçek: “Evet.”

Tanık Ümit Fırat: “(bir kelime anlaşılmadı).”

Sanık Doğu Perinçek: “Evet evet.”

Mahkeme Başkanı: “Buyurun.”

Sanık Doğu Perinçek: “Bu.”

Mahkeme Başkanı: “Doğu Bey tamamlasın cevabını ondan sonra.”

Sanık Doğu Perinçek: “Tamam Yargıtay’ın genel kurul kararı vardır.”

Mahkeme Başkanı: “Cevabı kesmeyelim buyurun.”

Sanık Doğu Perinçek: “Orada bir tek Doğu Perinçek Amerika Fransa’ya karşı tavır almıştır ve o yüzden Doğu Perinçek’in konuşması 4 davetliden biri olduğu halde tutanaklarda yer almamıştır. Mehmet Ali Birand’ın röportajı mı daha önce yayınlandı, Doğu Perinçek’in röportajı mı orada bir yanlış hatırlama.”

Tanık Ümit Fırat: “Hayır doğru ben 1988 Ağustos’u biliyorum net olarak.”

Sanık Doğu Perinçek: “Efendim.”

Tanık Ümit Fırat: “Yayınlanmadı yayınlanamadı Mehmet Ali Birand’ın röportajı Milliyet’te durduruldu o baskı.”

Sanık Doğu Perinçek: “Önce bakın. Hayır.”

Tanık Ümit Fırat: “O röportaj yayınlanamadı.”

Sanık Doğu Perinçek: “Neyse bu burada bura bi...”

Tanık Ümit Fırat: “Ama spotlar olarak orada bir.”

Sanık Doğu Perinçek: “Yanlış bir hatırlama var önce Mehmet Ali Birand birkaç röportaj daha oldu ondan sonra benimki peki o kadar önemli değil.”

Mahkeme Başkanı: “Doğu Bey bakın tekrar hatırlatmak gereği hissediyorum.”

Sanık Doğu Perinçek: “Tamam peki.”

Mahkeme Başkanı: “Tanığın cevabından sonra ayrı bir cevap veriyorsunuz ayrı bir yorum.”

Sanık Doğu Perinçek: “Peki peki efendim tamam.”

Mahkeme Başkanı: “Getiriyorsunuz lütfen soru cevap şeklinde.”

Sanık Doğu Perinçek: “Milliyet Gazetesinde 7 Aralık.”

Tanık Ümit Fırat: “Bir şey daha belirtmek istiyorum bir önceki soruya oraya çağrılan tek Türk kökenli arkadaş kendisi olduğunu söyledi öyle değil.”

Sanık Doğu Perinçek: “Kim var benden başka?”

Tanık Ümit Fırat: “Mehmet Ali Aybars çağrılmış mazeret bildirmişti siz onun koltuğunda oturdunuz.”

Sanık Doğu Perinçek: “İşte 2 kişi çağrılmıştı o gelmedi ben geldim.”

Tanık Ümit Fırat: “Oraya (bir kelime anlaşılmadı) başkaları da vardı.”

Sanık Doğu Perinçek: “Yok başkası.”

Tanık Ümit Fırat: “Ve onu da Fransız devleti yapmadı Paris Kürt Elçisiyle Fransa Özgürlükler Vakfı Madam Miterand’ın başında bulunduğu vakıf düzenlendi.”

Sanık Doğu Perinçek: “O paravandı.”

Tanık Ümit Fırat: “O devlet değildi o bir sivil toplum kurumuydu ve.”

Sanık Doğu Perinçek: “O paravan bizzat Fransız Bakan.”

Mahkeme Başkanı: “Doğu Bey bir dakika, Doğu Bey bir dakika.”

Tanık Ümit Fırat: “(bir kelime anlaşılmadı).”

Sanık Doğu Perinçek: “Bildiriyi Fransız bakan.”

Mahkeme Başkanı: “Doğu Bey bir dakika lütfen.”

Sanık Doğu Perinçek: “Evet şimdi.”

Tanık Ümit Fırat: “Ve.”

Mahkeme Başkanı: “Doğu Bey bir dakika.”

Sanık Doğu Perinçek: “Neyse tartışma.”

Mahkeme Başkanı: “Doğu Bey.”

Sanık Doğu Perinçek: “Tamam efendim tartışmıyorum.”

Tanık Ümit Fırat: “O oturumun moderatörlüğünü de.”

Mahkeme Başkanı: “Cevabınız tamamlandı mı?”

Tanık Ümit Fırat: “Bernar Boşner yaptı ki daha sonra kendisi Fransa insan haklardan sorumlu bakan oldu.”

Sanık Doğu Perinçek: “O zamandı bakandı Puşner.”

Tanık Ümit Fırat: “Daha sonradanda Dışişleri Bakanı oldu.”

Sanık Doğu Perinçek: “Devlet bakanıydı o zaman. Şimdi efendim.”

Tanık Ümit Fırat: “İnsani Hakları.”

Sanık Doğu Perinçek: “Milliyet Gazetesinin 7 Aralık 91 tarihli Sabah Gazetesinin 7 Aralık 91 tarihli nüshalarında ve Gündem Gazetesinin 3 Mayıs 93 tarihli sayısında Abdullah Öcalan bu gazetelere Milliyet, Sabah ve kendi gazetesi Gündem’e şunu söylüyor diyor ki, ben diyor Doğu Perinçek’e 91 seçimlerinde 4 milletvekili önerdim o tenezzül etmedi. Yani önerdiği milletvekili de SHP, CHP listesinden yani PKK listesinden değil. O zamanki ayrılık Doğu Perinçek’in Apo’dan beklediği bazı şeyler vardı o olmadı mı yoksa Amerika Birleşik Devletlerinin 91’de gelip oraya yerleşmesi ve PKK’nın da yavaş yavaş Amerika’ya meyil edip Türk devletinin SHP içerisinde onlara 22 milletvekili vermesine yönelmesi yüzünden mi oldu?”

Tanık Ümit Fırat: “Şimdi ben müzakere masasında değildim ama ben şunu biliyorum o seçim öncesine kadar Doğu Perinçek ve arkadaşlarıyla Abdullah Öcalan’ın partisi arasında kendisi arasında daha dostane münasebetler vardı. O seçimler Abdullah Öcalan’ın HEP’in SHP ile işbirliği teklifini kabul etmesiyle birlikte bu ittifak çatırdadı ve giderekte tamamen ilişkilerin bağların kopmasına başladı.”

Sanık Doğu Perinçek: “O nedenle mi oldu?”

Tanık Ümit Fırat: “Ama Abdullah Öcalan’ın size ve 4 arkadaşınıza değil Abdullah Öcalan’ın Savcılıkta verdiği ifade de bile size milletvekilliği teklif ettiğini, aday olmanızı teklif ettiğini keza Melih Fırat’a da, Mihri Belli’ye de bu teklifleri yaptığını kendisi 99 yılında İmralı’da Savcıya söylüyor.”

Sanık Doğu Perinçek: “Onu da söylüyor ama gazetelere de 4 milletvekili teklif ettiğini söylüyor. Ayrıca telefonla da Doğu Perinçek’e SHP listesinden bu önemli SHP 22 milletvekilliği vermiş Abdullah Öcalan’a o da 22 milletvekilinden 4’ünü bizim partimize teklif ediliyor bu dediğim husus 7 Aralık 91’in Milliyet, Sabah’ta yayınlandı demek ki reddeden konumunda Doğu Perinçekler oluyor.”

Mahkeme Başkanı: “Doğu Bey böyle devam ederseniz mikrofonu kesmek zorunda kalacağım.”

Sanık Doğu Perinçek: “Peki peki efendim.”

Mahkeme Başkanı: “Lütfen.”

Sanık Doğu Perinçek: “Efendim bunu sizin için söylüyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Daha sonra daha sonra beyanda bulunursunuz.”

Sanık Doğu Perinçek: “Tanığa söylemiyorum size söylüyorum. 1991 yılında Amerika Birleşik Devletlerinin Irak’ı işgali PKK’nın politikalarını nasıl etkiledi ve bize karşı politikalarını yani PKK’nın genel politikasını ve Türkiye soluna olan politikalarını nasıl etkiledi Amerika işgal edince Irak’ı?”

Tanık Ümit Fırat: “1991 yılında Amerika Kuveyt münasebetiyle müdahale etti ki işgal dediğimiz hadise 2003 Mart, Nisan’ıdır. 1991 sonrası Irak’ta açılan boşluklarda o işte bir koridorda PKK’nın varlık bulma şansı çok daha artmıştı ama bunu Amerika ile mi ilgili yoksa bu işte Saddam’ın da bir yer tahsisinde kendilerine yardımcı olup olmadığı başka bir tartışmanın konusudur.”

Sanık Doğu Perinçek: “Peki teşekkür ederim. Son bir sorum var. 1996 yılında İstanbul’da yapılan 1. Avrasya Uluslararası Konferansında 38 parti toplantı bunlardan 7 tanesi dünyadaki bütün iktidar partileri sosyalist, komünist partiler gelmişti. 38 parti, 2000 yılında da 44 parti toplandı yine dünyanın bütün sol partileri gelmişti ve bunların sonunda şunla şurada şu konuda bilginiz var mı Çin Komünist Partisi Rusya Federasyonel Komünist Partisi, Kore İşçi Partisi, Filistin Kurtuluş Örgütü, Çekoslovakya Partisi, Tacekistan Partisi, İşçi Partisinin oluşturduğu yönetim komitesinin yani bütün Uluslararası Avrasya hareketinin yönetim komitesinin başkanlığına İşçi Partisi genel başkanı Doğu Perinçek seçildi. Bu basına yansımıştı bu konuda bilginiz var mı?”

Tanık Ümit Fırat: “Tabi yani dolaylı olarak bilgim var.”

Sanık Doğu Perinçek: “Evet var peki.”

Tanık Ümit Fırat: “Çok önemsediğim değil yani o partiler.”

Sanık Doğu Perinçek: “Teşekkür ediyorum.”

Tanık Ümit Fırat: “Bir araya gelmesi geçmişte (bir kelime anlaşılmadı).”

Sanık Doğu Perinçek: “Yani Uluslararası camiadaki etkimiz bakımından yani 7 iktidar partisinin bulunduğu bir yönetiminin başkanı oldum.”

Tanık Ümit Fırat: “Yani geçmişte 1930’lu yılların sonunda Şefik Hüsnü’de komüterinin yürütme kurulundaydı ama yani neticede komüterin dediğinizde Stalin cinayetlerine alkış tutan bir yapıydı.”

Sanık Doğu Perinçek: “Peki o zaman bir son soru Doğu Perinçek’in Türkiye’de Stalin’i Stalin’de Gorbaçov’a adlı kitabını okudunuz mu Sayın Ümit Fırat?”

Tanık Ümit Fırat: “Hayır.”

Sanık Doğu Perinçek: “Evet orada birçok kapsamlı bir Stalin eleştirisi var ben onu size armağan edip göndereceğim.”

Mahkeme Başkanı: “Evet.”

Tanık Ümit Fırat: “(bir kelime anlaşılmadı).”

Sanık Doğu Perinçek: “Şimdi efendim zabıtlara geçmesi için söylüyorum 7 bugünkü tarih.”

Mahkeme Başkanı: “Efendim sorunuz var mı?”

Sanık Doğu Perinçek: “Bitti sorularım bu konuda Abdullah Öcalan’la niçin görüştüm diye 15 sayfalık bir metni Sayın Mahkemenize bugünkü tanıklıkla da ilgili olduğu için arz ediyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Tamam. Buyurun Yalçın Bey. Yalçın Bey sakin ve dünkü gibi olmasın sakin bir şekilde kısa ve öz şekilde sorun.”

Sanık Yalçın Küçük söz istedi verildi: “Dünkü talihsiz görüşmeden özür dilerim her zaman olduğu gibi.”

Mahkeme Başkanı: “Evet Estağfurullah buyurun.”

Sanık Yalçın Küçük: “Değerli Başkan Değerli Heyet, Savcı Beyefendi Ümit hoş geldin izninizle bundan sonra Ümit Bey diyeceğim resmen konuşmak üzere çok kısa tutmaya çalışacağım. Dünkü bende bulduğunuz hataları da tekrarlamamaya dikkat edeceğim. Bu dergiyi biliyor musunuz?”

Tanık Ümit Fırat: “Evet 1970.”

Sanık Yalçın Küçük: “Biliyorsunuz 1970 sayısı güzel.”

Mahkeme Başkanı: “İçeriğinden bahseder misiniz?”

Sanık Yalçın Küçük: “Şimdi geleceğim efendim soru sorun dediniz. Peki, 1970 yılına kadar Türkiye’de Kürt sözcüğü yasak mıydı değil miydi?”

Tanık Ümit Fırat: “1991 yılına kadar yasaktı.”

Sanık Yalçın Küçük: “Tamam 1991 güzel. Türkiye’de Kürt halkının varlığının inkar edildiği bir dönem oldu mu olmadı mı?”

Tanık Ümit Fırat: “80 yıl boyunca inkar edildi (bir kelime anlaşılmadı).”

Sanık Yalçın Küçük: “Peki güzel. Türkiye’de 1970 yılında Türkiye İşçi Partisinin kongresinde Türkiye’de Kürtler vardır denilen bir karar tasarısı alındı mı alınmadı mı bilginiz var mı?”

Tanık Ümit Fırat: “Ben o kongrenin onur duyduğum bir delegesiydim.”

Sanık Yalçın Küçük: “Evet ben bu dergiyi çıkartanlar arasında ben var mıyım şurada ismim var görmek ister misiniz?”

Tanık Ümit Fırat: “Ben ifademde beyan ettim onu.”

Sanık Yalçın Küçük: “Tamam demek ki ben Türkiye’de Kürt vardır denilen karar tasarısının alındığı toplantıda bulunuyorum bunları da yaptım bunlara teşekkür ederim çok teşekkür ederim. Şimdi devam ediyorum bundan sonra Kürt gerçeği çıktı güzel şunu söyleyebilir misiniz heyete PKK’dan önce bir Kürt sorunu vardı Yalçın bunun içinde bir taraftı diyebiliyor musunuz?”

Tanık Ümit Fırat: “Bir taraftı diyemem çünkü yani bu konuda kafa yoran fikir üreten yazan çizen bir insan olarak ifade edilebilir ama taraf…”

Sanık Yalçın Küçük: “Yani Türkiye İşçi Partisinin içindeydi.”

Tanık Ümit Fırat: “Bir ferttiniz (bir kelime anlaşılmadı).”

Sanık Yalçın Küçük: “Peki çok güzel çok güzel tutuyorum peki bir bilgi söylemeyin derseniz ben o metinler okunduğu sırada Kürtçe kendim çalışıyordum Paris’te öğrendim Kırmançi ve sorani bilirdim unuttum. Peki, şimdi şuraya geliyorum bazı soruları da öyle Kemal Burkay Türkiye İşçi Partisinin içinde miydi, dışında mıydı o tarihte 70’te kongre tarihinde?”

Tanık Ümit Fırat: “Merkez yürütme kurulu üyesiydi.”

Sanık Yalçın Küçük: “Bravo çok teşekkür ederim güzel. 1973 yılında Kemal Burkay kendi Türkiye İşçi Partisinin içindeyken özgürlük yoluyla Diyarbakır Belediye başkanlığına aday çıkarttı mı çıkartmadı mı?”

Tanık Ümit Fırat: “1974 affından sonra Türkiye’ye döndü.”

Sanık Yalçın Küçük: “Hayır, hayır, hayır.”

Mahkeme Başkanı: “Bir dakika efendim.”

Sanık Yalçın Küçük: “Mehdi Zana’dan bahsediyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Yalçın Bey bir dakika.”

Sanık Yalçın Küçük: “Özür dilerim.”

Tanık Ümit Fırat: “1975 yılında Özgürlük Yolu Dergisini çıkarttı 77 yılında Mehdi Zana aday oldu 73 dediniz onu (birkaç kelime anlaşılmadı).”

Sanık Yalçın Küçük: “Evet tamam çok güzel Mehdi Zana’da Türkiye İşçi Partisindeydi güzel.”

Tanık Ümit Fırat: “Hayır Türkiye İşçi Partisinde değildi.”

Sanık Yalçın Küçük: “Hayır üye daha önce.”

Tanık Ümit Fırat: “1971 öncesi.”

Sanık Yalçın Küçük: “Tamam bende onu söylüyorum özür dilerim Leyla Zana’nın kocası gayet güzel. Şimdi devam ediyorum hızlı hızlı soruyorum. Bu PKK’nın adının Türkçe karşılığını da biliyorsunuz değil mi?”

Tanık Ümit Fırat: “Evet.”

Sanık Yalçın Küçük: “İşçi Partisinin adıyla bir bağlantısı var mı?”

Tanık Ümit Fırat: “E Türkçesi Kürdistan İşçi Partisi zaten.”

Sanık Yalçın Küçük: “Öbürüde Türkiye İşçi Partisi güzel.”

Tanık Ümit Fırat: “Ha onunla bağlantılı değil ama İşçi Partisi (birkaç kelime anlaşılmadı).”

Sanık Yalçın Küçük: “Efendim bu ben sordum öyle sordum yanlış şey yapıyor sizi zorlayacak değilim, Kemal Burkay’ı da şey yaptım. Kısa soracağım çünkü vermiş olduğunuz açıklamalar beni ziyadesiyle yapmış olduğunuz açıklamalar memnun etti, eğer heyet izin verirse Doğu Perinçek’le bir tartıştınız o meşhur toplantı o toplantının 3 konuşmacısı vardı 1986 Aybar, Doğu Perinçek, üçüncüsü Yalçın Küçük.”

Tanık Ümit Fırat: “Başkaları da konuştu yani üç konuşmacı değildi pek çoğunu da unuttum.”

Sanık Yalçın Küçük: “Üç kişi üçü peki efendim hatırlamıyorsanız önemli değil.”

Tanık Ümit Fırat: “Hayır ben hatırlıyorum (bir kelime anlaşılmadı).”

Sanık Yalçın Küçük: “Işık sinemasında.”

Tanık Ümit Fırat: “Hayır ben ışık sinemasından söz etmedim.”

Sanık Yalçın Küçük: “Peki peki efendim.”

Tanık Ümit Fırat: “Etaptan söz ediyorum Marmara Etaptan.”

Sanık Yalçın Küçük: “Peki efendim şimdi şimdi öbür konuya geçiyorum ondan sonra şimdi bir konuyu daha söyleyeyim Türkiye televizyonlarında bu parti ve Abdullah Öcalan’la ilgili olarak o zaman tek televizyon var TRT var. İlk programı biliyor musunuz, Abdullah Öcalan’ın Kürtler üzerinde TRT’deki ilk programı biliyor musunuz?”

Tanık Ümit Fırat: “Hatırlamıyorum belki biliyorumdur.”

Sanık Yalçın Küçük: “Güzel ben söyleyeyim izin verirseniz siz, Yalçın Küçük’ün Beka’dan geldikten sonra Öcalan’la yaptığı mülhakat Yalçın Küçük hücreye konuldu o ilk defa Türk televizyonunda gösterildi hatırlıyor musunuz, ilk telefonu hatırlıyor musunuz o programda?”

Tanık Ümit Fırat: “Hayır belki yani o gün için.”

Sanık Yalçın Küçük: “Abdullah Öcalan’ın Kürtler çok kötü dediği.”

Tanık Ümit Fırat: “Evet.”

Sanık Yalçın Küçük: “Tamam şimdi hatırladınız o benim bu gösterdiğiniz mülhakatların ilkidir ve ben ondan dolayı izin verirseniz fazla derseniz söylemem çok korkuyorum sizden izin verirseniz söyleyeyim ben ondan dolayı Şenal Saruhan avukatım olarak dava açtı TRT’den 10 bin Türk lirası aldım güzel. Şimdi bir başka konuyu daha kısaca söyleyelim bahsettiniz buraya bir tür bilirkişi olarak konuşuyorsunuz. Doğu mitinglerini biliyor musunuz?”

Tanık Ümit Fırat: “Elbette.”

Sanık Yalçın Küçük: “Kim yaptı?”

Tanık Ümit Fırat: “İşçi Partisiyle Doğu’daki birtakım yerel birimlerde yapılarda çalışan arkadaşlarımız (bir kelime anlaşılmadı).”

Sanık Yalçın Küçük: “Evet evet benim mensup olduğum parti yaptı güzel ve 1970 yılında da benim mensubu olduğu parti Türkiye’de Kürtler vardı dedi onun üzerine o parti ne oldu? Kapatıldı, ne güzel. Bundan şu sonuç çıkıyor mu PKK’dan önce bir Kürtlerle ilgili bir Yalçın Küçük var. Var mı?”

Tanık Ümit Fırat: “Pek çok insan vardı.”

Sanık Yalçın Küçük: “Var tabi evet ben kendimden bahsediyorum çünkü buradaki görülen şeyler benim güzel. Bu fikir kulübü 1960 çok bahsettiniz onun için ben söylüyorum 60 yılındaki genel başkanını biliyor musunuz?”

Tanık Ümit Fırat: “Ben o zaman lisedeydim.”

Sanık Yalçın Küçük: “Evet Yalçın Küçük bunu da öğrenmiş olursunuz. Sonra bu fikir kulübü fikir kulüpleri federasyonuna çevrildi değil mi efendim?”

Tanık Ümit Fırat: “Evet.”

Sanık Yalçın Küçük: “Ondan sonra ne oldu ondan sonra ne oldu sosyalist.”

Tanık Ümit Fırat: “Ondan sonra İşçi Partisi (bir kelime anlaşılmadı).”

Sanık Yalçın Küçük: “Fikirlere. Hayır, sosyalist fikirlerin federasyonuna bize bağlı oldu sonra ne oldu efendim? Devrimci gençlik birliği adı orada demek ki, devrimci gençlik birliğinin atası Yalçın Küçük buradan o çıkıyor değil mi efendim her şeyde o var.”

Tanık Ümit Fırat: “Yani bu bir yorumdur efendim ben o yorumlarla.”

Sanık Yalçın Küçük: “(bir kelime anlaşılmadı) tamam efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Sayın Başkanım iddia makamı.”

Mahkeme Başkanı: “Bir dakika efendim.”

Sanık Yalçın Küçük: “Tamam efendim tamam.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Sanık sorularını sorup cevaplarını beklerse daha iyi olur kendisi cevap verip, tanığın yerine geçip de cevap vermesi uygun olmuyor.”

Mahkeme Başkanı: “Evet Yalçın Bey burada tanığın bilgisini.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Cevabını verdikten sonra.”

Sanık Yalçın Küçük: “Efendim çok özür dilerim her zaman bu hatayı yapıyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Yalçın Bey tanığın bilgisini tespite çalışıyoruz yani sizin bildiklerinizi zaten savunmanızda alırız.”

Sanık Yalçın Küçük: “Hayır efendim onu yapmıyorum ben bu kayıtlarındaki ufak tefek şeyleri düzeltiyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Tamam soru o zaman soru sorun tanıkta cevap versin buyurun.”

Sanık Yalçın Küçük: “Benim öyle bir lafım yok, hayır hayır efendim affınızı dilerim öyle bir tarafım yok, öbür taraftan da özür dilerim televizyonlarda da her tarafta çok hızlı konuşuyorum güzel. Şimdi efendim Tuncay Güney adını duydunuz mu?”

Tanık Ümit Fırat: “Evet.”

Sanık Yalçın Küçük: “Duydunuz. Tuncay Güney’in bizim iddianamede de olan 2 uçak tutacağım bütün Paris’teki Avrupa’daki Kürtler buraya gelecek silahınızı bırakacaksınız Abdullah Öcalan dahil toprağı (bir kelime anlaşılmadı) edeceğinize Tuncay Güney’e ait pek çok gazetede çıkan bir iddiadan haberdar mısınız?”

Tanık Ümit Fırat: “Ya ben tip saçmalıklara pek itibar etmem efendim.”

Sanık Yalçın Küçük: “Sizde saçma diyorsunuz çok güzel çok teşekkür ederim güzel. Bir nokta daha söyleyeyim mademki beni bu kadar takip ediyorsunuz mademki beni okuyorsunuz ediyorsunuz bir Kürt toplantısında Türk Bayrağı yere düşürüldüğü zaman buna yayınla yazıyla kim itiraz etti biliyor musunuz? Yalçın Küçük tamam bilmiyorsunuz güzel. Bir dakika.”

Mahkeme Başkanı: “Bu konuda bilginiz var mı hatırlıyorsanız, biliyorsanız.”

Tanık Ümit Fırat: “Hayır ben zaten bu bizim şeyimizle ilgili değil yani konumuzla.”

Mahkeme Başkanı: “Tamam.”

Sanık Yalçın Küçük: “Bu kitabı bu kitabı biliyorsunuz.”

Tanık Ümit Fırat: “Evet.”

Sanık Yalçın Küçük: “Yalçın Küçük. Yalçın Savcı Beyefendinin size filmlerden gösterdiği şu fotoğrafı daha o filmlerden önce Yalçın Küçük’ün kitabında bastığını biliyor musunuz?”

Tanık Ümit Fırat: “Ben bu fotoğrafı daha önce gördüğümü söylemiştim zaten.”

Sanık Yalçın Küçük: “Bravo çok dürüstsün çok teşekkür ederim güzel. Bitmek üzere efendim bitmek üzere çünkü tanığın söylediklerinden benim çok fazla bir iki ufak teknik noktalar hariç hayır geleceğim geleceğim yapacağım efendim.”

Salonda söz almadan konuşanlar oldu anlaşılmadı.

Sanık Yalçın Küçük: “Şu kitabı her şeyi okuyan insan olarak biliyor musunuz kitapçı olarak?”

Tanık Ümit Fırat: “Biliyorum bende de alıntılar var.”

Sanık Yalçın Küçük: “Sizden aldı çok güzel. Şurada Hasan Cemal.”

Tanık Ümit Fırat: “Evet.”

Sanık Yalçın Küçük: “Gittiği zaman törenle karşılandığını biliyor musunuz?”

Tanık Ümit Fırat: “Pek tören değil bu çünkü pek çok gazeteci.”

Sanık Yalçın Küçük: “Bakın burada resmi resmi var göstermek ister miyim?”

Tanık Ümit Fırat: “Pek çok gazeteciyle beraber gittiği bir seyahattir.”

Sanık Yalçın Küçük: “Gitti.”

Tanık Ümit Fırat: “Evet.”

Sanık Yalçın Küçük: “Bu bir Kürt nezaketi değil mi efendim.”

Tanık Ümit Fırat: “E öyle.”

Sanık Yalçın Küçük: “Tamam çok güzel.”

Salonda söz almadan konuşanlar oldu, anlaşılmadı.

Sanık Yalçın Küçük: “Efendim onlar önemli değil.”

Mahkeme Başkanı: “Efendim karşılıklı diyalog olmasın lütfen konuşmaları uzatmayalım.”

Sanık Yalçın Küçük: “Bitiyorum efendim bitiyorum. Bitiyorum efendim bir iki nokta kaldı. Bu kitabı biliyor musunuz?”

Mahkeme Başkanı: “İsmini söyler misiniz?”

Tanık Ümit Fırat: “Onun efendim onun redaksiyonunu ben yaptım doz yayınlarında.”

Sanık Yalçın Küçük: “Bravo bunda Türkler Kürtleri Kürt Bölgesini Kürtlere verirse daha müreffeh olur diye bir paragraf olduğunu biliyor musunuz?”

Tanık Ümit Fırat: “Evet.”

Sanık Yalçın Küçük: “Bunu Türkiye’de savunan yazarlar çıktı onları da biliyor musunuz?”

Tanık Ümit Fırat: “E olur tabi.”

Sanık Yalçın Küçük: “Biliyorsunuz değil mi Murat Belge, Ahmet Altan bütün bunlara Türkiye’de bir tek adam itiraz etti bu toprakları asla vermeyiz diyen bu adamında adının da Yalçın Küçük olduğunu hatırlıyor musunuz?”

Tanık Ümit Fırat: “Zaten bir toprak isteyen talep eden yok.”

Sanık Yalçın Küçük: “Hatırlamıyorsanız da öne… Hayır, ver kurtul ver kurtul.”

Tanık Ümit Fırat: “Herkes bulunduğu yerde özgürce demokratik bir sistemde yaşamak ister.”

Sanık Yalçın Küçük: “Tamam peki efendim itiraz etmiyorsunuz çok teşekkür ederim.”

Mahkeme Başkanı: “Kitabın ismini söyler misiniz Yalçın Bey.”

Tanık Ümit Fırat: “Kürtler efendim.”

Sanık Yalçın Küçük: “Kitabın adını söylüyorum ben İngilizcesini okudum bir el kitabı Kürtler mihrat that izadi.”

Tanık Ümit Fırat: “Merat, o kitabın İngilizcesinden kapsamlıdır o Türkçe için yeni bölümler (bir kelime anlaşılmadı) onu da bilginiz olsun.”

Sanık Yalçın Küçük: “Çok teşekkür ederim İngilizcesini ben okudum kendisiyle de tanışırım.”

Tanık Ümit Fırat: “İlk haliyle.”

Sanık Yalçın Küçük: “Evet. Bitiriyorum efendim dün gösterdim burada Kürtlerin bana sizin zahmet etmeyeceğim ben Paris’ten döndükten sonra bir Kemalist ajan olduğumu Kürtler arasında söylediler Ziya (bir kelime anlaşılmadı) onları da mahkemenin fazla zamanını almak istemiyorum son noktaya geliyorum. Avukatlarımla görüştükten sonra şu kitabın yazarının da avukatlarım uygun görürse tanık olarak dinlenmesini isteyeceğim Haluk Yurtsever herhalde ismen biliyorsunuz.”

Tanık Ümit Fırat: “Akrabamdır.”

Sanık Yalçın Küçük: “Güzel. Çünkü şu resimlerde olan Abdullah Öcalan’la Beka Vadisinde görüştüğümde o da vardı. Benim ilk cümlem çok teşekkür ederim metindeki yanlışlığı kısmen düzelttiniz. Benim gibi bir adamın başka birisinin liderliğinde doğu birliğini kurmama imkan olmadığını da mahkemeye söylersiniz değil mi, iddialı bir adamım değil mi? Güzel.”

Mahkeme Başkanı: “Efendim yönlendirme değil de soru cevap şeklinde olsun.”

Sanık Yalçın Küçük: “Efendim söylüyorum zaten.”

Mahkeme Başkanı: “Yani sorunuzu sorun soru sorun tamam.”

Sanık Yalçın Küçük: “Devamlı teşekkür ediyorum lehime konuştun diyorum. Şimdi efendim benim oradaki ilk sözüm Öcalan doğu birliğini biliyor musunuz, benim doğu birliği projemi bütün devletleri doğu devletleri birleştirme projemi biliyor musunuz? Hayır dedi.”

Mahkeme Başkanı: “Efendim cevabını alalım Doğu birliği diye bir birlik duydunuz mu?”

Tanık Ümit Fırat: “Ben hayır ben bu kavramı böyle bir kavram olarak duy… yani bu tip bu tip temayüller var yani işte Şenkayda böyle bir kavramdır politikaları.”

Sanık Yalçın Küçük: “Peki.”

Tanık Ümit Fırat: “Birlikte ama yani ben doğu birliği değil ama ben ifademde söyledim yani böyle Ortadoğu sosyalist federasyonu hadisesinin tartışıldığını biliyorum.”

Sanık Yalçın Küçük: “Evet o zaman şunu söyleyelim Ortadoğu devletleri birliği gibi PKK’nın programına girdi mi böyle bir düşünce?”

Tanık Ümit Fırat: “Programına girip girmediğin bilemiyorum ama o camiada tartışıldığını.”

Sanık Yalçın Küçük: “Tamam güzel.”

Tanık Ümit Fırat: “Ona bağlı insanların böyle bir ideal.”

Sanık Yalçın Küçük: “Tamam güzel güzel.”

Tanık Ümit Fırat: “Böyle ifade de bulunduğunu biliyorum.”

Sanık Yalçın Küçük: “Güzel bitiyorum efendim göreceksiniz bugün son derece dünkü kusurumu affettireceğim sizleri üzdüm gereksiz yere bu bugünkü Aydınlık Gazetesi birisi yazıyor Musul’u almak Musul’u almak altında Yalçın Küçük’ün fikri diyor bugün ne güzel bir gün. Yalçın Küçük’ün Musul’u almazsak Diyarbakır’ı veririz sözünü duydun mu?”

Tanık Ümit Fırat: “Benzer şeyler duydum evet.”

Sanık Yalçın Küçük: “Söylüyorum söylüyor bu Yalçın Küçük Türkiye’de Musul’u almak istediğini söyleyen insan budur çok güzel, Türkiye Musul’u almasak gidiyor efendim bitirmek üzereyim bitirmek üzereyim ben her şeyi uydururum Mustafa Kemal Paşa hazretlerinin İsmet Paşa hazretlerinin Musul’u alın vasiyeti olduğunu ben çıkarttım biliyorsunuz her şeyi okuyan adamsınız. Bülent Ecevit.”

Tanık Ümit Fırat: “1925’te Musul’u Cemiyet-i Akvam’ın tavsiyesi doğrultusunda İngiliz hükümetinin Irak’ta uydurduğu krallığa bağlı olarak bir statü kazandığını biliyorum İnönü o heyetin delegasyonun başkanıydı.”

Sanık Yalçın Küçük: “Evet, evet Yalçın Küçük’ün bir sözü var duydunuz mu Musul’u kolay verdik, Hatay’ı kolay aldık duydunuz mu?”

Tanık Ümit Fırat: “Hayır.”

Sanık Yalçın Küçük: “Evet duymadı. Bu da bunun tasdikidir. Ben efendim Abdullah Öcalan’la gittiğimde doğu birliğini gelirse de burada söyleyecek efendim bana izin verdiğiniz için çok teşekkür ederim Ümit çok teşekkür ederim sağ olun.”

Mahkeme Başkanı: “Evet tamam Yalçın Bey’in sorularına ilave edeceğiniz bir beyanınız var mı?”

Tanık Ümit Fırat: “Fazla yok yani ben kendisini biraz önce ifademde de söyledim Abdullah Öcalan’la son derece yakın olduğunu ve PKK camiası içerisinde de bu yakınlıktan ötürü oldukça etkili olduğunu saygı gördüğünü, itibar gördüğünü söylemiştim.”

Mahkeme Başkanı: “Evet. Avukat arkadaşlardan sorusu olan var mı? Buyurun.”

Sanıklar Yalçın Küçük, Taylan Özgür Kırmızı, Muhammed Sarıkaya müdafii Av. Kazım Yiğit Akalın söz istedi verildi: “Ümit Bey Yalçın müvekkilim Yalçın Küçük ile ilgili 2 tane sorum olacak sadece. Müvekkilim Yalçın Küçük’ün Savcı Bey’in size göstermiş olduğu kayıtlardaki tarihlerde birden fazla olan kayıtlardaki tarihlerde arasında iddia edilen huzurdaki davada iddia edilen Ergenekon terör örgütünün bir yöneticisinden aldığı talimat veya diğer yöneticilerle birlikte oluşturduğu fikir neticesinde PKK terör örgütünü yönettiğine dair somut bir bilgi ve belgeye sahip misiniz Ümit Bey?”

Tanık Ümit Fırat: “Yani ben o görüntülerden o ilişkilerden Ergenekon diye bir yapıdan zaten o zaman herhangi birimizin bir haberi yoktu. Yani böyle bir yapı dediğimiz 4 yıllık bir süreçte ifade edildi hakkında soruşturma açıldı. O gün için Yalçın Küçük’ün hangi akla hizmetle bu yapıyla bu kadar içli dışlı bu kadar samimi ilişkiler kurduğunu doğrusu tartışırdık konuşurduk ama böyle bir Ergenekon örgütü filan zaten telaffuz edilmiyordu o zaman.”

Sanıklar Yalçın Küçük, Taylan Özgür Kırmızı, Muhammed Sarıkaya müdafii Av. Kazım Yiğit Akalın: “Tartışılır konuşulur dediğinizde efendim bir bilgi olarak hani doğrudan başka bir terör örgütünün yöneticisi sıfatıyla yani Yalçın Küçük Ergenekon terör örgütü yöneticisi sıfatıyla kendi üzerinden birinden aldığı bir talimatla gidip Beka’ya Şam’a PKK terör örgütünü yönetme adına girişimlerde bulunduğuna dair doğrudan bu ilişki içerisinde bir bilgiye sahip misiniz?”

Tanık Ümit Fırat: “Onun ben bilgiye sahip değilim ben sadece siyasi ilişkiler bakımından birtakım sonuçlar analizler çıkarırım yoksa bu iş benim işim değil polislerin işidir ya da onların vereceği bilgiye göre Savcı soruşturması kapsamındadır ben buna muttali olamam ben içinde değilim işin zaten.”

Sanıklar Yalçın Küçük, Taylan Özgür Kırmızı, Muhammed Sarıkaya müdafii Av. Kazım Yiğit Akalın: “Teşekkür ederim anladım. Birde efendim müvekkilim Yalçın Küçük’ün gene biraz önce bahsettiniz 4 yıllık bir süreç dediniz soruşturma 2000’li yıllardan sonra bugüne kadar gene aynı şekilde iddia edilen terör örgütü yöneticisi vasfıyla PKK terör örgütünü yönetmeye çalıştığına dair bir bilgiye sahip misiniz bu yıllar itibariyle?”

Tanık Ümit Fırat: “Hayır zaten bu yıllar içerisinde Yalçın Küçük’ün PKK ile sıcak bir teması olduğunu sanmıyorum. Her ne kadar Abdullah Öcalan zaman zaman isminden söz ediyorsa da avukatlarıyla konuştuğunda ha bu arada Yalçın Küçük’ün başka faaliyetleri başka yazıları başka tezleri olduğunu takip ediyordum biliyordum ama PKK ile pek fazla bağı kalmamıştı.”

Sanıklar Yalçın Küçük, Taylan Özgür Kırmızı, Muhammed Sarıkaya müdafii Av. Kazım Yiğit Akalın: “Teşekkür ederim efendim sağ olun.”

Mahkeme Başkanı: “Başka avukat arkadaşlardan sorusu olan yok. Bazı sanıkların yazılı soru dilekçeleri var onları okumak istiyorum. Sanık Hüseyin Yanç sorularında şöyle diyor; Bingöl’de 33 askerimizi şehit eden Şemdin Sakık’tır ve kendi ifadelerinde anlatıyor sizin beyanlarınızla çelişiyor Apo ile görüşen yetkililer terörü bitirmek için mi ne amaçla yapılıyor. Bu konuda bilginiz var mı yani bu Bingöl’de 33 erin şehit edilmesi olayında Şemdin Sakık şehit eden benim yani kendisinin yaptığını söylemiş?”

Tanık Ümit Fırat: “Evet Şemdin Sakık ben yaptım demedi hiçbir zaman. Abdullah Öcalan Şemdin Sakık yaptı diyor Şemdin Sakık’ta başka bir isim söylüyor onun komutasındaki bir tim bir görevli PKK görevli timi yaptı diyor ama şu var ki; Abdullah Öcalan bu olayın ilk günlerdeki şaşkınlığından sonra arka planda başka odaklar olduğunu gördü bir 15 gün sonra filan gördü ama iş işten geçmişti çünkü artık o günlere bir daha geri dönme şansımız yoktu ama şu var ki Abdullah Öcalan benim gazetedeki röportajımı hemen takip eden avukat görüşmesi gününde benim söylediğim şeyin doğru olduğunu söylemiştir o da avukatları aracılığıyla medyaya yansımıştır doğrudur biz kullanıldık demiştir o olayda.”



Mahkeme Başkanı: “Evet diğer bir soru Apo’yla görüşen yetkililer terörü bitirmek için mi ne amaçla yapılıyor bu konuda bilginiz var mı?”

Tanık Ümit Fırat: “Apo’yla görüşen yetkililer dediğimiz tırnak içerisinde ifade edelim yetkilileri. Çünkü sık sık birtakım subaylardan Genelkurmaydan şuradan buradan gelen bir insanlardan söz eder Abdullah Öcalan. Ama şunu da söyleyeyim bu ülkedeki yargı ve güvenlik birimleri kim bunlar, ne adına gidiyor, ne pazarlığı yapıyorlar diye harekete geçmediler bugüne kadar. Ama orada Abdullah Öcalan’a birtakım vaatlerde bulunuluyor kendisine gerektiğinde telefonda veriliyor çünkü telefon numaraları istediğine göre ve başkanlık konseyi üyelerinin hangi saatlerde telefonlarının açık olduğunun dahi avukatlarından öğrenmelerini tembihlediğine göre demek ki o telefonu kullanacaktı telefon numaralarını. Şimdi bu imkanları hazırlayan bir orgeneralin oraya gittiğini söyleyen ve İmralı trafiğini gerçekten incelediğimiz zaman pek çok gerçeğin aydınlığa çıkacağını bildiğim için söylüyorum burada endişe verici birtakım gelişmeler sonuçlar çıkabilir. Yani oraya giden insanlar eğer gerçekten Türkiye’de barış ve demokrasi istiyorsa Türkiye’nin önünü açmak istiyorlarsa Abdullah Öcalan’a en azından şunu militanlarının tamamını yurtdışına gönderme çünkü burada başkaları o yeri doldurur demek yerine o kararını desteklemek durumundadırlar. Ama o gitmeyen militanlar 1999’da gitmeyen militanlar sözün başında da söylemiştim 2004’te yeni bir savaşın çıkmasının ön malzemesini alt yapısını oluşturdular ve o gün bugündür de acı amansız bir çatışma ortamını sürdürüyorlar. Yani demek ki orada giden Genelkurmay yetkilisini herhangi bir Savcı ya da ilgili güvenlik birimi kimdir bu adam ne sıfatla gidip nasıl Abdullah Öcalan’dan böyle bir şey isteyebiliyor diye sormadı. Bizler bunu bulunduğumuz yerden sorgulamaya çalışıyoruz ama bu sesimizle yüksek ne kadar bağırsakta çok fazla yükseltemiyoruz. Orada çok ciddi bir kriz vardır. İmralı trafiği daha önceki Şam trafiği adam açık açık 1996’da Genelkurmayla birtakım temaslar kurduğunu Avukat Selim Okçuoğlu aracılığıyla bunu sürdürdüğünü söylüyor dosyasında da bu ifade dosyasında bu var onu alan Savcı ne oluyormuş diye merak etmiyor nasıl oluyor bu iş merak etmiyor. Bu insan Türkiye’nin gelmiş geçmiş en büyük siyasi davalarından birinin sanığıdır ve arkasında 30, 40 bin cinayet insan ölümü iddiasıyla yargılanıyor doğrudur yalandır onu ben istatistikini tutmuyorum ama bu insan tek başına yargılandı, bir ikinci sanığı yanına bırakmadılar. O dosyalarında pek çok insan ismi geçiyor, pek çok işbirliği yaptığı temas kurduğu insan geçiyor ama bunu tek başına yargıladılar tek başına bir hapishanede bıraktılar yıllarca orada birtakım temaslar kurdular bunu çok satır aralarında arka planını okumaya çalışarak bizler yorumlamaya çalışıyoruz. Bu, bu devletin önünde cereyan eden birtakım gelişmelerdir. Yani bir insan bir örgütün bir silahlı örgütün lideri olarak tartışılmaz bir önderi olarak bir savaşı durdurabiliyor ve yeniden başlatabiliyor ve bunu cezaevindeki talimatlarıyla gerçekleştiriyorsa buradaki birtakım temasları oluyordur. Nasıl oluyor bu temaslar? Birtakım güvenlik güçlerinin bilgisi dahilinde değil, bence bilgisi dahilinde ama adli bir mesele haline getirilmedi soruşturma meselesi yapılmadı.”

Mahkeme Başkanı: “Sanık Hüseyin Yanç’ın diğer bir sorusu terör örgütü örgüt içerisinde konuşulurken duydum ve Bahtiyar’ı öldüren terör örgütü sorumluları da Ekrem Kavdur, kendi ağzından duydum anlatırdı faili bellidir emniyet kayıtlarında mevcuttur diye beyanda bulunuyor, bu konuda bilginiz var mı Bahtiyar?”

Tanık Ümit Fırat: “Efendim Bahtiyar Aydın’la ilgili son zamanlarda birtakım soruşturmalar incelemeler başladı. Başka faili meçhullerle ilgili keza Tunceli’deki Azım soy ismini şimdi çıkaramıyorum. Bunların cinayetlerinin gene Mardin’de sahurda bir albayın cinayeti. Bunların faili meçhul kabilinden cinayetlerdir bunlar aydınlanması gerekir. Ve bunu bir PKK’lıda çekmiş olabilir bir tetiği nasıl ki Sabancı’nın cinayetinde bir Dev Sol militanı tetiği çekti ama bunun arka planında başka güçler olduğunu hissediyorsak ki, bunun bir ucu Susurluk’ta çıktı. Orada da tetiği kimin çektiği değil ben ifademde de söylemiştim arka planda kimlerin olduğu daha önemlidir. Yoksa bir cinayeti uygun gördüğünüz bir figüre işlettirirsiniz ama çünkü ondan iyi bir sonuç almak için solcu liberal tanınan birine bir Müslüman ya da bir milliyetçiye cinayet işlettirirsiniz, tersinden bir işverene bir işadamına da solcu olarak bilinen birine cinayet işlettirirsiniz çünkü uygundur eylem inanç tarzlarına ama yani arka planındaki güçler sorulursa aynı güçlerdir.”

Mahkeme Başkanı: “Evet. Diğer bir soru bugün terörün artmasını neye bağlıyor, terörü geliştiren kimlerdir diye bir soru sormuş bilginiz var mı bu konuda?”

Tanık Ümit Fırat: “Ben tabi bu bir siyasi yorum ben bunu günlük televizyonlarda filanda belki biraz sonra gene buradan çıktıktan söylerim yani burada birtakım bölgesel aktörler var tabi Türkiye’nin içinde de eski rejimin sürmesinden yana olan biraz öncede söyledim o statükonun devamından yana yeniden güvenlikçi politikaların ön plana çıkmasından yana olan birtakım odaklar hala var. Ve biz bunu zaman zaman yani benim o ifademden sonraki bir dönem mesela Reşadiye Tokat, Tokat Reşadiye’de cinayet iş…”

Mahkeme Başkan: “Evet.”

Tanık Ümit Fırat: “8 tane asker öldü bunun arka planında PKK’nın merkezindeki insanlar değil onun başka odaklarla ilişkisi olduğunu düşünüyorum İran’ın da Suriye’nin de bu işle bazı ilişkileri olduğunu düşünüyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Evet sanık Mehmet Zekeriya Öztürk’ün soruları var onlardan sormak istiyorum PKK terör örgütü ile iddia olunan suçlamalar içeriğinde yargılaması devam eden bu davanın somut ilişkileri nelerdir bu konuda bilginiz var mı?”

Tanık Ümit Fırat: “Ben bu davayla ilişkili olarak şu var; Abdullah Öcalan bu dava inceleme aşamasındayken henüz iddianame hazırlanırken de İmralı’dan avukatlarına sık sık o davada bende konuşmak istiyorum diyordu ve benimde ifademe başvurulsun diyordu Savcı istiyordu. Ve davadan sonrada yani dava açıldıktan sonrada Kürt meselesinden ve bize yakın olarak düşünenlerden pek çoğunun bu dava kapsamında tutuklu olduğunu söylüyor. Bu herhalde bir ipucu veriyor olmalıdır. Yani kendisinin tanıdığı kendisiyle ilişkili olduğunu ifade ettiği bazı insanların bu dava kapsamında tutuklu olduğunu söylüyor.”

Mahkeme Başkanı: “Meclis araştırma komisyonuna bilgi aktardınız mı?”

Tanık Ümit Fırat: “Evet. Pardon İnsan Hakları Komisyonuna.”

Mahkeme Başkanı: “Evet.”

Tanık Ümit Fırat: “Bilgi aktardım.”

Mahkeme Başkanı: “Aktardığınız bilgiler nelerdir?”

Tanık Ümit Fırat: “Efendim orada daha çok bu şiddet ortamından mağdur olanlar üzerine bir sohbet toplantısıydı tek başıma beni çağırmışlardı. Geçtiğimiz Kasım ayında ilk beni çağırmışlardı o o programın ilk davetlisiydim. Ve orada bu çatışmalardan 3. kişilerin mağduriyeti üzerine pek çok şey konuştuk ve bu arada faili meçhulleri de konuştuk aydınlanmamış pek çok cinayetin yanı sıra öldüğünü öldürüldüğünü bildiğimiz halde yaşamda yaşam hayatta olmadıklarını bildiğimiz halde belki de hala nüfus kütüklerinde hayatta oldukları ve arandıklarını düşündüğüm bazı insanlarda olduğunu bunlarında o kategoride faili meçhul ama bence faili belli bir biçimde araştırılması incelenmesi gerekir dedim. Biraz önce söylediğim Resul Altınok’u, Dilaver Yıldırım’ı ve bu kategoride saymıştım Mehmet Şener’i keza.”

Mahkeme Başkanı: “Evet sanık Mehmet Zekeriya Öztürk’ün şimdiki sorusu biraz önce söylediğiniz şeyle bağlantılı tanık bu komisyona faili meçhuller PKK’nın infazları ile PKK’nın katlettiği vatandaş ile somut olarak hangi bilgileri aktarmıştır?”

Tanık Ümit Fırat: “E söyledim çünkü bu çeşitli itirafçı ifadelerinde de var sonra kendi aralarında daha sonra PKK’dan ayrılan pek çoğu bugün Avrupa’da ve Irak otonom Kürt yönetimi sınırları içerisinde yaşayan insanların nasıl bu insanların hayatlarına son verildiği öldürüldüğüne dair pek çok bilgiler var. Yani soran arkadaşımız bir gün fırsat bulup internette okuma şansı elde ederse o cinayetleri o listeleri nasıl o listelerdeki insanların nasıl öldürüldüklerini kısmi bazı detaylarla bazıları çok kapsamlı detaylarla öğrenilebilir. Stockholm’ün orta yerindeki bir kafeteryada PKK’nın kurucu kadrosunun çok çok saygın isimlerinden birinin Çetin Güngör’ün öldürüldüğünü gören yaşayan arkadaşlarım var ben kulağımla duydum ben o zaman orada değildim ama birebir anlatan insanlar var.”

Mahkeme Başkanı: “Evet. Tanık bilgi notu nitelikte yani 31.12.2008 tarihli beyanında PKK terör eylemi yaptı ama aynı zamanda devlet askerde doğu ve güneydoğu da terör ve terörle mücadele bahanesi altında kaos ortamı ve kargaşa yarattı demektedir bu konuda net bilgiler nelerdir diye soruyor?”

Tanık Ümit Fırat: “Benim ifademde öyle bir şey olduğunu hatırlamıyorum yani önünüzde ifadem. Öyle bir şey demedim. Yani PKK terör yaptı, askerde terör yaptı demedim bunu zaman zaman başka vesilelerle kimin hangi eylemde hangi eylemde terör uyguladığını köy yakmaları faili meçhulleri JİTEM’i filan biz ifade ediyoruz ama benim ifademde öyle bir şey yoktu.”

Mahkeme Başkanı: “Evet. Mehmet Zekeriya Öztürk diğer bir sorusunda şöyle soruyor; tanık özellikle 1990 ile 2000 yılları arasında PKK terör örgütü eylemlerinin yanı sıra tespit ettiği bu örgüt görüntüsü altında devlet asker iddia Ergenekon eylemleri nelerdir diye biraz önce cevabını verdiniz.”

Tanık Ümit Fırat: “Ben 1996 yılında kendisiyle temas kuran Şam’da temas kuran yapının keza İmralı’ya geldikten sonra 1999 yılındaki avukat görüşmeleri bir avukatını Kandil’e gönderip oradaki ateşkes sürecini pekiştirmek başkanlarının sağ ve sağlıklı olduğunu bildirmelerini hep birtakım askerler aracılığıyla yaptığını düşünüyorum. Hatta bunu (bir kelime anlaşılmadı) olarak denemeye gerek kalmadan inanıyorum bu bir analizdi tabi benim bir görgü tanığı olmadığımı zaten ifade etmiştim bir analiz olarak birtakım geçmişte kullandığımız derin güçlerle şimdi işte Ergenekon kullanılıyor birtakım temasları olduğunu bazı eylemlerinin ya da bazı eylemsizliklerinin danışıklığı olarak bu insanlarla görüştüğünü düşünüyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Evet Diyarbakır Savcılığına vermiş olduğunuz bir ifadeniz var mı öyle bir sorusu var?”

Tanık Ümit Fırat: “Bu konuda.”

Mahkeme Başkanı: “Evet.”

Tanık Ümit Fırat: “Hayır Diyarbakır Savcılığına en son münasebetim 1988’de olmuştu henüz böyle bir şeyler yoktu.”

Mahkeme Başkanı: “2000 yılı sonrasında bugüne kadar 4 sorum yani biraz önceki 4. sorum kapsamında tespit ettiği eylemler nelerdir diye soruyor.”

Tanık Ümit Fırat: “Pardon bir daha okuyabilir misiniz?”

Mahkeme Başkanı: “4. soruda şöyle bir sorusu olmuş bunu okumuştum tanığın özellikle 1990 ile 2000 yılları arasında PKK terör örgütü eylemlerin yanı sıra tespit ettiği bu örgüt görüntüsü altında devlet asker iddia edilen Ergenekon eylemleri nelerdir diye sormuş. Ve 5. soru da 2000 yılı sonrasında bugüne kadar bu yani biraz önceki soru kapsamında tespit ettiği eylemler nelerdir?”

Tanık Ümit Fırat: “Ben çeşitli karakol baskınlarında, çeşitli sivil hedeflere dönük saldırılarda, biraz önce söylediğim Tokat Reşadiye hadisesinde, geçen yıl Kastamonu’da, bir Karadeniz’de çeşitli vesilelerle ortaya çıkan keza Dört yolda, İnegöl’de benzeri hadiselerle birtakım karanlık güçlerin içinde PKK’lıların da yer alabileceği eylemleri hazırladıklarını düşünüyorum bunu çeşitli vesilelerle söylüyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Sanık Hüseyin Yanç’ın ayrı bir dilekçesinde bir sorusu daha var Apo ile görüşen yetkililerin adları nedir, tanıdıkları kimlerdir?”

Tanık Ümit Fırat: “E ben de onu merak ediyorum çünkü kamuoyunu aydınlatması gereken kurum.”

Mahkeme Başkanı: “İsimlerini biliyor musunuz bu yetkililerin?”

Tanık Ümit Fırat: “Yetkililerden orada kendisiyle görüşen ki.”

Mahkeme Başkanı: “Nereden biliyorsunuz?”

Tanık Ümit Fırat: “Sonradan benim ifademden 4 yıl, 3 yıl sonra kitap da yazdı Apo’yu sorgulayan şahıs bilmiyorum belki buradadır Hasan Atilla Uğur Abdullah Öcalan’ın sorgusunu yapan kişilerden onun ifadesinde de geçer zaten. Yani başka bir isim bilmiyorum kendisi Çevik Bir diyor ama çokta emin olmadığını söylüyor İmralı’ya giden başka bir isim söylemiyor yani.”

Mahkeme Başkanı: “Evet. Hakim Bey sorunuz var mı?

Sanık Fatma Cengiz söz almadan konuştu anlaşılmadı.

Mahkeme Başkanı: “Fatma Hanım oturduğunuz yerden konuşmayın yoksa arkaya almak zorunda kalacağım buyurun geçin.”

Tanık Ümit Fırat: “1999’dan söz ediyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Buyurun efendim müdahale etmeyin.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Birkaç sorum var size yazılarınızda somut olarak bir tespitiniz var bunun dayanağını size soracağım Bingöl’deki 33 erin şehit olması olayıyla ilgili PKK’lı bir time birileri istihbarat verdi dezenformasyon yaptı gittiler o askerleri öldürdüler. O günden sonra bir daha öyle bir af projesi gündeme gelmedi derin devlet bunu PKK’ya sahte enformasyon vererek yaptırdı. Türkiye bir daha o noktaya gelemedi. Bu konuyla ilgili olarak biraz öncede Abdullah Öcalan ile görüştüğümüzde kendisine kullanıldığını ifade ettim, o da bunu avukat görüşmesinde kabul etti dediniz. Bu bağlamda sahte enformasyon verilmesi, dezenformasyon hadisesi nedir bu konuda somut bir bilgiye sahip misiniz?”

Tanık Ümit Fırat: “E bu tabi dünyanın çeşitli ülkelerinde benzer şeyler olur burada da oluyor. Efendim şimdi orada PKK’nın ilk açıklaması 33 askerin öldürülmesi hadisesindeki ilk açıklaması çok özel eğitimli nitelikli bir timin otobüslerle bölgeye sevk edildiğine dair bir istihbarat aldıklarını onun için onlara böyle bir infaz uyguladıklarını söylediler. Ama görüldü ki, öyle çok özel eğitimli değil zavallı 20 yaşında, 21 yaşında hatta acemi sayılabilecek sivil kıyafetli korumasız ve üstelikte bir ateşkesin neredeyse sonuç alacağı tamda sonuç alacağı bir günde o seyahatte bulunurken öldürüldüler. Burada PKK’ya böyle bir istihbaratı PKK’nın kendi kendisine bir istihbaratı olmayacağına göre birileri verdi ve işin o sayfanın kapanmasına yol açan bir gelişmeye imza attılar orada ve sonradan ben orada yaralı olup hala psikolojik tedavi gören 2 askerle de karşılaştım. Hiç kimse onların ifadesini almadı bu insanlar bir sabah Malatya’dan yola çıkıyor ertesi günü sabaha doğru yaralı olan bir asker yakında bulunan ben 2 ay öncede o karakolun önünden geçtim Bingöl Elazığ kara yolundan. Oraya sürüne sürüne yarı topallayarak gidiyor ve bizi böyle bir işleme tabi tuttular arkadaşlarımız ölü kimisi hala can çekişmekte diye haber veriyor ve ondan sonra olay açığa çıkıyor. Ve o gün Bingöl’deki garnizon yetkilileri, askeri yetkililer hiçbir şeyden haberleri yok bu askerler Malatya’dan bindirildi niçin hala gelmedi diyen yok. Keza aynı zamanda aynı o infaz olduğu zaman Bingöl valisinin odasında Yeşil Kod adlı Mahmut Yıldırım, MHP’li bir milletvekiliyle kendisine eskortluk yapacağını söyleyip o yoldan değil de farklı bir yoldan normal olarak Bingöl Elazığ karayolu en kestirme dümdüz iple çekilmiş gibidir farklı bir yoldan götürdüğünü de o MHP’li, o günkü MHP’li milletvekili televizyonda söyledi benimde katıldığım bir programda söyledi. Nasıl oluyor bunlar? Burada bir iç bilgilenme yoksa bu olayda bazı kendilerince tedbirli davranma sonuçları çıkmıyorsa tedbirli davranma sonuçları çıkıyorsa bazı kurumların bazı insanları. Nasıl oluyor bu iş? PKK’lı bir tim gidiyor zavallı 54 insanı indiriyor otobüsten şoförlere hadi gidin diyor ve in yok cin yok orada insanları kurşuna diziyor. Ve bunların ifadeleri bile alınmıyor Elazığ’da tümen mahkemesi miydi, kolordu mahkemesi miydi bir sonuç alınamadan önce bir cezalar veriyorlar birkaç kişiye sonradan Askeri Yargıtay onu da bozuyor ve dava sona eriyor ve örtbas ediliyor. Bu dava örtbas edilecek bir dava değil çok önemliydi ve buradan PKK’nın kendi başına çünkü yaralı askerlerden birinin anlattığına göre ki, ben onu biraz ironik bir şekilde elinde yani mal tesliminde irsaliyeli bir işlem olur ya işte şunlar şunlar mal olarak teslim edilir elinde adamın kağıt var ve öteki otobüs nerede diyor, birkaç dakika sonra öteki otobüste geliyor bakıyor elindeki listeye uygundur ve alıyor o çocukları götürüyor kurşuna çiziyorlar.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Yani.”

Tanık Ümit Fırat: “Burada burada kesinlikle bir iç istihbarat var.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Evet yani sizin burada bu beyanınızı dayandırdığınız iki şey oldu benim anladığım kadarıyla birincisi bizzat PKK’ya yakın haber ajanslarının bu eylemin donanımlı bir askeri birliğin geçeceğini haber aldık o yüzden bu eylemi düzenledik.”

Tanık Ümit Fırat: “Evet.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Demeleri ve.”

Tanık Ümit Fırat: “Evet evet ve ayrıca da bakın ben o olaydan 3 gün sonra Almanya’nın Bonn şehrinde bir büyük miting düzenlendi. Tesadüfen ben de oradaydım o mitinge katıldım ve orada da PKK’ya yakınlığıyla bilinen herkes bütün Kürt grupları oradaydı PKK’ya yakınlığıyla bilinen birileri bu olayı böyle açıkladılar, orada da açıkladılar o birkaç gün içerisinde böyle bir kirli bilgi dolaştı ortada.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “İkinci olarak bu eylemin önceden bilindiğini MHP’li bir milletvekilinin Yeşil tarafından başka bir yoldan geçirilerek ortaya konduğunu ifade ettiniz.”

Tanık Ümit Fırat: “Çünkü MHP’li milletvekili diyor ki, biz yola çıkacaktık Yeşil bu yolu kullanmayalım dedi.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “İşte bu MHP milletvekili kimdir?”

Tanık Ümit Fırat: “Valla şimdi hatırlamıyorum ama Elazığ milletvekili galiba 24 ya da 25 Mayıs tarihinde Genç İlçesinde bir MHP’li yöneticinin öldürülmesi hadisesinde nedeniyle orada cenazeye katılmış o cenazeden dönmüş Bingöl Valiliği kendisine koruma eskort vermek istemiş. Yeşil’de onu Yeşil olarak söylemiyor kendisini başka bir isimle tanıdığını söylüyor ben sizi götürürüm eskort benim ben eskortluk yaparım demiş ve Yeşil’le beraber Elazığ’a dönmüşler ama o tabi o yoldan değil. Çünkü o gün eğer o gün o eylem olmasaydı bunu yorumluyorum da Milli Güvenlik Kararının Milli Güvenlik Kurulunun Kararı da vardı ve galiba Türkiye’de bu sayfa kapanacaktı. Ciddi bir PKK’ya dönük şiddete dönük çatışmaya dönük çatışmaya dönük çok ciddi bir karar metni bakanlar kurulunun gündemindeydi.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Olay öncesi 24 Mayıs 1993 tarihinde bir MGK bildirisi var. Ardından PKK terör örgütü mensuplarının muhtelif yerlerde yaptığı açıklamalar var bunun çok af sayılamayacağı vesaire yönünde Cumhuriyet Gazetesinde 25 Mayıs 1993 tarihli bir açıklamaya yer verilmiş. Yine Kurt H 25 Mayıs’ta.”

Tanık Ümit Fırat: “Kürt H evet.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Bir açıklama yapılmış askerlerin şehit edilmesiyle ilgili Abdullah Öcalan’ın özgür gündemde olay sonrası açıklamaları var eyleminin misilleme amacıyla kendilerince yapıldığını barış istiyorlarsa bunun için hala vakit olduğunu, tüm olumsuz gelişmelere rağmen de son eylemin uyarıcı niteliğini de göz önünde alarak ateşkesi biraz daha uzatıyoruz. Ateşkesin sürmesi ve son olay gibi olayları engellemek için Genelkurmaydan yetkili gelsin görüşelim gibi beyanları var. Sizin de isim vermeden anlattığınız bir olay oldu bir avukatın Kandil’e giderek Abdullah Öcalan’ın savaş başlatılsın anlamına gelecek sözler sarf ettiğini beyan ettiniz öncelikle bu kişi kimdir, bu avukatın ismi nedir?”

Tanık Ümit Fırat: “Şimdi efendim bu bin dokuz yüz şey pardon 2004 yılında oradan tasfiye edilen grubun önde gelen ve PKK tarafından daha sonra Süleymaniye yakınlarında öldürülen Kani Yılmaz ki, yıllarca onla Avrupa temsilciliğini yapmıştı kod adı Kani Yılmaz, Faysal Durnayıcı’dır gerçek ismi zaten onun ikisinin de kullanırlar. Onun PYD sitesinde ayrıldıkları grubun ismidir PYD o sitede yazdığı bir yazı var İmralı’dan gelen bir avukat kameraları kapattırıp bu savaş kararı buradan çıkacak demiştir PKK konferansında oluyor bu.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Bu avukat kimdir ismi?”

Tanık Ümit Fırat: “Ben Mahmut Şakar olarak biliyorum.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Evet.”

Tanık Ümit Fırat: “Bu avukatı şu anda zaten firardadır bu avukat.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Doğan Erbaş tanır mısınız, Doğan Erbaş Abdullah Öcalan’ın avukatlarından?”

Tanık Ümit Fırat: “Doğan Erbaş’ı tanırım evet evet.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Bu kişiyi tanır mısınız?”

Tanık Ümit Fırat: “Tanıyorum.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Bu kişinin böyle.”

Tanık Ümit Fırat: “Yani çok fazla bir arkadaşlığım yok ama tanıyorum tanışıyorum.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Tanıyorsunuz. Yani bu kişinin bu olayla ilgisi var mıdır?”

Tanık Ümit Fırat: “Sanmıyorum.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Dosyamız sanıklarında Hikmet Çiçek’te çıkan ve profmet Oğuz isimli bir belge var. Provokasyon mektubu başlıklı 3 Haziran 2000 Cumartesi günü kapıya bırakılıyor araştırılıyor girişi yapılan bir bilgi notunda avukatlar ve avukat isimli unvanlı birisiyle Oğuz isimli Özel Kuvvetler Komutanlığında görevli bir komutan olduğu konuşma içerisinden anlaşılan bir kişinin konuşmaları var. Avukat şöyle diyor bu görüşmenin bir yerinde ben bu görüşmelerin tek kişi tarafından yapılmasına iyi bakılmaz kabul edilmez iki kişi olalım ben şimdi bir şey söylemeyeyim gelecek olan arkadaş Öcalan’ın avukatlardan Mahmut Şakar’dır HADEP’in genel sekreteridir aynı zamanda. Yani burada bir görüşme isteniyor Oğuz tarafından. Avukat da diyor ki, tek kişi tarafından yapılmasına iyi bakılmaz kabul edilemez iki kişi olalım ben şimdi yani Genelkurmay yetkilileriyle avukatların görüşme meselesi avukat diyor tek kişiye sıcak iyi bakılmaz bir başkası da olsun yanımda ve önerdiği kişi de gelecek olan arkadaş Öcalan’ın avukatlarından Mahmut Şakar’dır HADEP’in de genel sekreteridir aynı zamanda. Evet, bu sizin bahsettiğiniz Mahmut Şakar ile bu kişi aynı kişi değil mi HADEP’le ilişkisi olan birisi?”

Tanık Ümit Fırat: “Evet HADEP’teydi bir ara (bir kelime anlaşılmadı).”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Oğuz şöyle diyor; biz bu ismi araştıralım başka bir yerle bağlantısı olup olmadığını araştıralım uygun bulunursa gelsin deriz büyük ihtimalle kabul edilir çünkü siz referans oluyorsunuz. Haberleşmeyi arkadaşlar üzerinden yapacağız biz uygun olup olmadığını bildiririz onlar da size iletirler diyor. Şimdi sizin özellikle bu Kandil’e haber götürmesiyle ilgili olarak 2004 yılında Nizamettin Taş’ın beyanlarını PKK’nın işte eski kara kutusu olarak bilinen Nizamettin Taş’ın beyanlarını sizin bir şekilde doğruladığınız açık kaynaklarda geçiyor sizde beyanınızda zaten sorulardan önce bunu ifade ettiniz. Evet, şöyle demişsiniz; Mahmut Şakar’ın avukat olmasına karşın kurye olarak PKK kongresine katılması etik değil Şakar savaş kararını örgütü tebliğ etmeye gönderildi. Öcalan’ın avukatlarına beni temsil ediyorsunuz dedi, Şakar orada Öcalan’dı 2004’te savaş kararını alınmasını gerektirecek durum yoktu eğer PKK içinde bir bölünme varsa bu avukat olarak onun ilgi alanına girmiyor. Bir görevle gönderilmiş Kandil’e DEHAP 2004’te PKK’ya rağmen adaylar gösterdi Öcalan bunu hazmedemedi. Bu ifadeler size aittir değil mi?”

Tanık Ümit Fırat: “Evet evet.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Şimdi bunun sürecine dair size bilginizi soracağım nasıl gerçekleşti Mahmut Şakar Kandil’e ne şekilde gitti, bu konuda sizin bilginiz nedir, öncesiyle sonrasıyla mahkemeye ayrıntılı ifade eder misiniz?”

Tanık Ümit Fırat: “Şimdi 2004 Ocak ayında 13 Ocak diyeyim dünkü avukat görüşmesinde avukatları PKK’da ya da örgütte yukarda Kandil’de, karargahta bir ayrışma olduğunu bir bölünme olduğunu bildiriyorlar Öcalan’ın ilk tepkisi bana karşı olan var mı biçiminde oluyor ve onların uzlaştırılabileceğini söylüyor ve çeşitli vesilelerle haberler gönderiyor işte avukatlarına söylüyor ve o karargahı terk eden kardeşi de dahil Osman Öcalan orada Kod adı Ferhat, Kod adi Ali tekrar yumuşatılıp karargaha dönüyorlar o süreçte yani o birkaç içerisinde yani o birkaç içerisinde yalnız o süreçte belediye başkan adayları belirlendi ve bu Öcalan’ın bir süre birkaç hafta avukat görüşmesi olmadı ve Öcalan’ın yüzde yüz onayı alınmadan adaylar belirlendi hatta Diyarbakır Belediye Başkanı adayı hali hazırdaki Osman Baydemir gösterilmişti ona da çok sinirlendi yani avukatlarına söylediği bu çünkü onu değil başka bir ismi kendisi uygun görüyormuş. Orada DEHAP bana göre geçmiş ilişkilere nazaran biraz daha kendisine dönük bir kurumsal kimlik sahibi oldu ve bunu aday tespitinde de gösterdi. İşte Öcalan’ı sinirlendiren, öfkelendiren onun yerine yeni bir parti kurma girişimi ve keza 2004 kritik bir dönemdi Türkiye için. Ve birtakım işte basına kamuoyuna yansıyan günlükler vesaire gibi faaliyetlerinde çok yoğun olarak sürdüğü bir dönemdi ve Türkiye’de bir kargaşa gerekiyordu. Onun için hem PKK içerisindeki bu savaş istemeyen kanadın tasfiyesi çünkü bir savaş kararı verilecekti o kanat tasfiye edilerek savaşa yeniden başlamak engeli de ortadan kalkmış oldu. Ve 1 Haziran’da bu karar uygulandı ve o insanlar tasfiye edildiler en önde gelen Türkiye’de mensuplarından en önde gelen Hikmet Fidan’dı onu bir siyasi pusu suikastla pusu kurup Diyarbakır’da öldürdüler, Kamil Yılmaz’ı Süleymaniye’de öldürdüler ve becerebilselerdi diğerlerini de öldürmeye çalışırlardı ya da çalışıyorlardı beceremediler. O süreç böyle bir süreç yani DEHAP’ın bir kurumlaşma eğilimine çizgisine girmesi Öcalan’ın kontrol dışına çıkacakmış endişesine yol açtı ve yeni bir örgütlenmeye girme kararı verildi ve görülebilir 15 ya da 19 Mayıs günkü avukat görüşmesinde gene 2004’te Demokratik Toplum Partisi olsun ismini de vererek talimatını verdi ve 6, 7 ay sonra da o parti kuruldu.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Mahmut Şakar’ın Kandile nasıl ne şekil ulaştığına dair bir bilginiz var mı?”

Tanık Ümit Fırat: “Zannediyorum o zamanki yani ben bunu tabi görmedim içinde değilim ama tahmin ediyorum ve genel olarak benim pek çok arkadaşımın da kanaati Mahmut Şakar’ın oraya gidip gitmesinde gidip gelmesinde o dönem devlet içerisinde odaklanmış ve hala izleri galiba süren bir.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Bilgi var mı bu konuda veya duyumunuz bilginiz?”

Tanık Ümit Fırat: “Çünkü kendisine tolerans gösterilmese kolay kolay gidilmezdi. Yani pek çoğumuz zaman bir dönem pasaport alıp herhangi bir batı ülkesine gidemiyorken yani böyle insanların elini kolunu sallayıp yurtdışına gitmesi dışarı çıkması Kandil’e gitmesi oradan dönmesi keza o yıl döndüğü zaman da Doğu Beyazıt’tan döndü ve gidişini bilmiyoruz nasıl gitti ama dönerken Doğu Beyazıt Gümrüğünde yanındaki malzemelere el konulduğu video kayıt vesairelere ve orada o kayıtlar alındı adeta teslim alındı kendisi bırakıldı o da ondan sonra Türkiye’yi terk etti.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Evet, PKK’nın kuruluşu öncesi Ankara'da bir kitapevi işlettiğinizi Abdullah Öcalan ile o dönemden tanıştığınızı beyan ettiniz. Abdullah Öcalan’ın o dönemde çalıştığı yani geçim kaynağı olarak çalıştığı bir yer var mıydı?”

Tanık Ümit Fırat: “Hayır daha sonra basında yer aldığına göre siyasal bilgilerden öğrenci olarak burs alıyormuş yani devlet kredi (bir kelime anlaşılamadı) yurtlar kurumundan. Bir de kendi ifadesi ki bunu Mahir Sayın’la konuşurken de söylemişti daha sonra da ya kendi yazdığı bir kitapta broşürde de söylemişti. Birtakım masraflarını MİT’ten gelen Pilot Necati ismini ifade ediyor. Oradan gelen paralarla karşıladığını ev kirasını ve çeşitli giderlerini bu şekilde karşıladığını ama onları aldatıp 1979’da Ankara’yı terk edip oradan da Temmuz 1979’da Türkiye sınırlarına çıktığını kendisi ifade ediyor. Yani bir yan gelir olduğunu böylece biliyoruz. Kaldı ki ondan önce de zaten Tabu Kadastro memuruymuş bir bir dönem öğrenciliğinden önce öyle geçinmiş.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Bu PKK’nın kuruluşunda Bufis.”

Tanık Ümit Fırat: “Evet.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Köyü’ndeki kuruluşunda kimlerin olduğuna dair sizin herhangi bir bilginiz, bilginiz veya görgünüz bu konuda var mı?”

Tanık Ümit Fırat: “Benim bildiğim birkaç isim var. Tabi onu şimdi kimler pek çok insan var da benim birebir tanıdığım tanıştığım birkaç isim var.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Kimlerdir bunlar?”

Tanık Ümit Fırat: “Onun bir zamanlar yakalandıktan sonra da Moskova’da temsilcilik yapan Mahir kod adlı şahıstan sonra Numan’dan sonra Delil kod adlı bir insan ben onu Ankara'dan öğrenciliğimden tanırdım o, o kongrede o işte (bir kelime anlaşılamadı) köyünde vardı. Keza Resul benim hemşerim dediğim Resul Altınok o orada vardı. Bunlar benim birebir tanıdığım yüz yüze konuştuğum insanlardı ama onun dışında kimlerin olduğunu isim olarak PKK’nın kurucu kadrosu biliniyordu zaten işte Cemil Bayık’ta vardı herhalde Duran Kalkan’da vardı Kemal Pir’de vardı vesaire vesaire.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Evet. Şöyle yine bir beyanınız var. Siz diyorsunuz ki PKK ile Abdullah Öcalan ile derin devletin ilişkisi olduğu bilinen bir gerçek zaten bunu Abdullah Öcalan’da gizlemiyor. O yıllara yakinen tanık olan biri olarak ben de biliyorum. Silahlı eylemlere alenen izin veriliyor ya da örgütlenme faaliyetlerine tolerans gösteriliyorsa burada bit yeniği var deyip düşünmez misiniz? Bunun dışında bilginize dayanak olacak olan herhangi bir husus var mıdır?”

Tanık Ümit Fırat: “Biz şunu gözlüyorduk yani devletin o günkü politikaları Türkiye’de legal meşru zeminde siyaset yapmak siyaset üretmek isteyen insanların önü kapalıydı. Bizler tabi ki hapse girmeyi bir bedel ödemeyi göze alan insanlardık ama en azından belli bir özgürlük alanına da ihtiyacımız vardı, birbirimizle ilişki kurmak vesaire gibi. Ama bu her zaman bize kapalı oldu. Ben bunu zaman zaman söylemişimdir de. Birkaç yıl önce bir gazeteci bir köşe bir köşe yazarı hanım da bir yazısında işte 20 Eylül 2000 yılında Aslı Aydın Taşbaş Akşam Gazetesinde bir üst düzey bürokrat güvenlik yetkilisiyle konuştuğunda da bu sözü duyuyor. Kürtlerin meşru zeminde siyaset yapmalarına biz iyi bakmayız. Bizim konseptimizde böyle bir şey yoktur. Çünkü bu genel olarak Türkiye’nin meşru zeminde muhalefet etmeye dönük tutumudur da çünkü pek çok insan havadan sudan şeyler söylemek için bile illegal örgütler kurmuştur bu ülkede.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Yani siz Abdullah Öcalan’ın bu anlamda göz yumularak.”

Tanık Ümit Fırat: “Evet.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Öne çıkartıldığını düşün.”

Tanık Ümit Fırat: “Çünkü devletin bize göre haklı talepleri meşru zeminde ifade ettiğiniz zaman korkunç bir tedirginliği olduğunu görüyorduk.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Evet.”

Tanık Ümit Fırat: “Onun için sizi yer altına iten ve gayrimeşru bir zeminde tutmaya çalışır.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Şöyle bir ifadeniz de var. Öcalan derin devlet tarafından ev kirasının ödendiğini o günkü tüm masraflarının neyse hepsinin karşılandığını söylüyor. Ayrıca devletin Ankara'dan çıkmasına göz yumduğunu da belirtiyor ki o şartlarda o imkansız gibi bir şeydi. Bu derin devlet tarafından tüm masraflarının ev kirasının ödenme meselesini açar mısınız?”

Tanık Ümit Fırat: “Efendim şimdi istihbarat örgütlerinin zaman zaman medyada da kamuoyunda da tartışılıyor. Kimi adli sürece de yansıyor. Birtakım suç odaklarına suç örgütlerine belli sürelerde destek verdiği onları provoke ettiği hatta meydana saldığını biz biliyoruz. Yani uzun zamandan beri yani pek çok yerde bomba patlatmışlardır. Pek çok olayı tetiklemişlerdir buna 6, 7 Eylül’ü tetikleyen Selanik’teki Atatürk’ün evinin kundaklanmasını dahil edebiliriz. Çünkü sonradan çıktı bu insan ben MİT ajanıydım ve bu vasıf bu kimliğimle bunu yaptım dedi. Yani biz bunları biliyoruz. Devlette MİT istihbarat içerisinde böylesi gelişmelere göz yumulan yol verilen birtakım elemanlar ya da ilişkiler vardı. Keza Ankara'da Mustafa bir bir şeydi şimdi soyadını hatırlayamıyorum. Yani bir teneke bir gaz yağı alıp emniyeti uçurmaya teşebbüs etmişti. Fikir Kulüpleri Federasyonunda benim de içerisinde yakın bir arkadaşım onun da yer aldığı bir komployla o çocuğun ajan olduğu açığa çıkmıştı. Yani böyle bombalama uçurma faaliyetlerinde bulunacaktı ama bu polisin ajanıydı. Yani bu tip faaliyetler her zaman burada mümkün olabiliyor.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “İfadenizde de dile getirdiğiniz bu görüşmede Abdullah Öcalan çatışma gücü olarak tümüyle dışarıya çıkmamıza Genelkurmay yetkisiz kuşkuyla baktı. Neden tümüyle dışarıya çıkmayı anlamadılar diye şimdi düşünüyorum. Sizin bu görüşme dediğiniz o gazeteci olarak gittiğin görüşme midir yani şöyle bir buradan benim daha önce basına da yansıyan ve Bugün Gazetesinde de yer alan.”

Tanık Ümit Fırat: “Evet.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Ve Serbesti Dergisinde yazdığım Öcalan’ın 13 Eylül 2000 tarihinde avukatlarıyla yaptığı görüşme dikkat çekicidir.”

Tanık Ümit Fırat: “Evet.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Avukatlarıyla görüşme.”

Tanık Ümit Fırat: “Yani bunu avukatlarına 1 yıl sonra söylüyor. Yani o Genelkurmay yetkilisi her kimse onunla yaptığı görüşmeyi avukatlarına 1 yıl sonra söylüyor.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Sizin herhangi bir şekilde bu yetkiliyi öğrenme duyumu olarak dahi olsa öğrenme olanağınız oldu mu?”

Tanık Ümit Fırat: “Ben hep serzenişte bulundum niçin niçin adli sürece yansımıyor diye. Ya bu olay bu görüşmeler niçin yargının alanı dışında kalıyor. Niçin bunlar soruşturulmuyor diye hep ben endişelendim hep sitem ettim yani inşallah bundan sonra bu işlerin de bu bu boyutuyla incelenmesi mümkün olur.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Sizin tanıdığınız dönemde Abdullah Öcalan’ın Ankara'daki kitapevi işlettiğiniz dönemi söylüyorum. Herhangi bir şekilde Türk milliyetçiliği olarak tanımlanan kendilerini tanıtan çevrelerle bir ilişkisine şahit oldunuz mu?”

Tanık Ümit Fırat: “Hayır ben onun özel alanını kendi arkadaşlarını fazlaca tanımıyordum kendi dünyasını bilmiyordum. Ama o dönemde yokta daha önceki bir dönemde gazeteci Avni Özgürel’in bir notunda bir anısında ismi geçtiğini bunu bazı politikacı arkadaşlarımızla kullandılar yani istihbarat örgütüne bağlı bir ülkücü insanların milliyetçi insanların gidip geldiği bir lokalde görüldüğünü Avni Üzgürel zannediyorum söylemiş ama ben Abdullah Öcalan’ı o boyutuyla tanımıyorum.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Bu Kesire Öcalan var Kesire Yıldırım.”

Tanık Ümit Fırat: “Evet.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Sizin demin dediğiniz Dilaver Yıldırım’la bir ilişkisi var mıdır?”

Tanık Ümit Fırat: “Hayır.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Ayrı kişiler.”

Tanık Ümit Fırat: “O bölgede Yıldırım soyadı çoktur.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Evet bu Kesire Yıldırım ile Abdullah Öcalan’ın tanışıklıkları ne zaman başlamıştır evlilikleri ne zaman olmuştur?”

Tanık Ümit Fırat: “Zannediyorum 74, 75 dönemidir.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “O dönemden tanışıyorlar.”

Tanık Ümit Fırat: “Üniversite dönemidir evet.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Daha sonra evlilikleri.”

Tanık Ümit Fırat: “Öyle evleniyorlar sonradan da Abdullah Öcalan Beka’da birtakım endişelerle onu İsveç’e gönderiyor ve Kesire Öcalan sustu hiçbir şey konuşmuyor.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Şu anda Türkiye’de midir?”

Tanık Ümit Fırat: “İsveç’te koruma altında yaşadığını duyuyoruz.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “(bir kelime anlaşılamadı).”

Tanık Ümit Fırat: “Ama hiç kimseye herhangi bir açıklama yapmıyor.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Barış Grubu diye bir gruptan bahsediyorsunuz bu nedir bu Barış Grubu? Röportajlarda geçiyor barış grubu Abdullah Öcalan’ın herhalde yerinden okuyayım. Daha sonra aktarayım size. Merdan Yanardağ bu kişiyi tanır mısınız?”

Tanık Ümit Fırat: “Evet.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Kimdir Merdan Yanardağ?”

Tanık Ümit Fırat: “Ben gazeteci olarak tanırım yani birtakım ortak arkadaşlarımız ortak çevremiz aracılığıyla tanırım.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Hangi gazeteden tanıyorsunuz?”

Tanık Ümit Fırat: “Ben onu Özgür Gündem Gazetesinde çalışmaya başladığı dönemde tanımıştım. Kendisi sosyalist bir kimliğe sahip olduğunu eski sol gruplardan birine sempati duyduğunu kendisini o şeklide bilirdim. Çok da fazla daha sonra bir televizyon kanalında E TV diye bir kanal vardı 1994, 95 döneminde orada çalıştığını ondan sonra da hatta bir gün benimle bir televizyon programı da yaptı. Ondan sonra da pek fazla irtibatım olmadı.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Özgür Gündem’deki görevi nedir Merdan Yanardağ’ın?”

Tanık Ümit Fırat: “Özgür Gündem’de o zaman birtakım yönetim değişiklikleri oluyordu yani biri bırakıyor öbürü başlıyordu. Çünkü üzerinde Özgür Gündemin birtakım baskılar oluyordu gelen giden epey trafiği yoğun bir konumdaydı. Bir dönemde o Özgür Gündemin galiba çıktığı Özgür Gündemin yeni yayına başladığı dönemlerdeydi orada yayın yöneticiliği falan yaptığını zannediyorum.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Şöyle bir ifadeniz var Doğu Perinçek’in Öcalan’ı Atatürkçü yaptığı söylemleri Yalçın Küçük’ün işte Öcalan ile diyalogları sonucu Kızıl Ortadoğu hayallerini kurduğunun gülünç kaçtığına dair bir ifadeniz var bunu neye dayanarak söylüyorsunuz Öcalan?”

Tanık Ümit Fırat: “Kendisi de söyledi yani Doğu Perinçek yanlış hatırlamıyorsam beni düzeltebilir yani Öcalan’ı Kemalizm’e kazandırdığını böyle bir yani tam bu cümle olmayabilir ama bu anlamda bir ifade kullanmıştı ben onu hatırlıyorum keza Yalçın Küçük’te biraz önce zaten kendisi söyledi onu Türkiye’ye kazandırmak Türkiyelileştirmek gibi ifade edilebilir. Bu şekilde çabalar gösterdiğini söylediler.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Bu Tansu Çiller.”

Tanık Ümit Fırat: “(bir kelime anlaşılamadı) tabi yani arkasından bir devrim büyük hayaller de var tabi bunlar tabi kendi aralarında ne konuştular bilmiyorum.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Bu Tansu Çiller’in öldürülme meselesini gündeme getirdiniz. Tansu Çiller öldürülecek PKK üstlenecekti. Öcalan bunu kabul etmediğini söyledi.”

Tanık Ümit Fırat: “Evet.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Bunu da avukat görüşmelerinden (bir kelime anlaşılamadı)”

Tanık Ümit Fırat: “Defalarca söyledi.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “İktibasen mi şey yaptınız? Nereden iktibas ettiniz bunu?”

Tanık Ümit Fırat: “Bunu Abdullah Öcalan avukat görüşmelerinde defalarca söylüyor. Şunun için ben bunu söyledim yani birtakım odaklar var ve Abdullah Öcalan’la gerektiği zaman kendileri için gerektiği zaman bazı temaslar kuruyorlar bazı eylemlerin kimin tarafından üstlenileceği ya da üstlenilmeyeceğine dair bir diyalog ki bu Abdullah Öcalan’la kurulan yegane diyalog değildir kanaatindeyim. Bu birisidir ve Abdullah Öcalan bunla övünüyor ben bunu kabul etmedim. Ama belki övünmediği şeyler de vardır bu tek diyalog bu değildir diye düşünüyorum.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Evet.”

Mahkeme Başkanı: “Hasan Atilla Uğur’u tanıyor musunuz?”

Sanık Hasan Atilla Uğur söz almadan konuştu: “Efendim adım geçti (bir kelime anlaşılamadı).”

Mahkeme Başkanı: “Efendim herkesin adı geçers… herkes sorarsa bu iş olmaz yine. Yazılı yazılı yazılı olarak sorun efendim. Mutlaka sözlü savunmak zorunda değilsiniz oturun yazılı olarak verin. Hasan Atilla Uğur’u tanıyor musunuz?”

Tanık Ümit Fırat: “Efendim ben.”

Mahkeme Başkanı: “Ayağa kalkan Hasan Atilla Uğur’u tanıyor musunuz?”

Tanık Ümit Fırat: “Öcalan’ın sorguladığına dair bir kitap yazmıştı onu da okuduk ama Öcalan’ın avukat ilk sorgusunda onun ismi geçiyor.”

Mahkeme Başkanı: “Evet buyurun yazılı olarak sorabilirsiniz.”

Tanık Ümit Fırat: “Onu bahsettim zaten.”

Mahkeme Başkanı: “Tamam sanık Hüseyin Yanç’ın başka bir sorusu daha var ayrı bir dilekçe vermiş. 1993 yılında PKK’ya Apo’nun talimatıyla çevresinde sevilen ve sayılan insanları vurun devlet vurdurttu imajı yaparak herhalde kitle yürüyüşler yaptırın diye bir talimatı olmuş bu konudan bilginiz var mı?”

Tanık Ümit Fırat: “Hayır ben o talimatı bilmiyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Evet. JİTEM diye bir şey duydun mu kısaca açıklar mısın bilginiz var mı?”

Tanık Ümit Fırat: “JİTEM 1990’ların ya da 80’lerin sonundan başlayım 1990’ların çok ciddi şiddet uygulayan terör uygulayan pek çok faali meçhulde onun rolü olduğu söylenen bir yapı ve birtakım insanlar açığa çıktı ismen de biliniyor. Keza PKK’dan itirafçı olarak kopan birtakım insanları hem tetikçi olarak çalıştırmışlar hem rehber olarak çalıştırmışlar bunları biliyoruz itirafları var açıklamaları var. Ve bölgede de bunu bilmeyen yok hatta Diyarbakır’da onların merkezini de biliyorlar kullandıkları arabaları da biliyorlar. Belli başlı yöneticilerini de biliyorlar ama Susurluk sürecinden itibaren resmi düzeyde diyelim deşifre oldu fakat pek üzerine giden olmadı hala da tek sanıklı ya da 2 sanıklı bir dava olarak Diyarbakır’da süren bir dava var.”

Mahkeme Başkanı: “Evet. Bu PKK’nın yeniden silahla mücadele başlamasına sebep nedir zaman zaman ateşkes ilan ediyor. Zaman zaman tekrar mücadeleye başlıyor silahlı mücadeleye bunu sebebi nedir bilginiz var mı?”

Tanık Ümit Fırat: “Buna zaman zaman kendi tabanından kendi kitlesinden gelen baskılar var. Yani bu kadar fazla oldu diyenler oluyor. Birtakım aydınlar entelektüeller kamuoyu önderleri çıkıp çağrı yapıyorlar. Kimi zaman kendisi de buna ihtiyaç duyuyor. Türkiye’de bazen bazı şeyler iyiye giderken de çok fazla ortaya çıkmanın gereği yok diye düşünmüş olabilir. Yani birtakım faktörler onun zaman zaman ateşkes ilan etmesine vesile oluyor ama 1999 ateşkes değildi. 1999 5 Ağustos’unda pardon 5 Eylül’ünde Abdullah Öcalan’ın PKK başkanlık konseyine yazdığı mektuptan benim anladığım hemen ilk paragraflarında bu vardır. Artık bu silahlı mücadele sayfasının kapanması gerektiğini modern dünyanın çağımızın bu tip eylemlerle herhangi bir yere varılamayacağına dair bir gelişme gösterdiğini falan söyler ama 2004’te biz ateşkesi sona erdirdik dediler hatta ben o zaman bir yazı yazmıştım. Yaşanan süreç bir ateşkes miydi demiştim çünkü ateşkes değildi orada ben bütün bu 2004’ün ilk 5 ayında yapılan avukat görüşmelerini izlediğim zaman gıdım gıdım adım adım bir savaş ilanına yeniden bir çatışma ortamına doğru gidileceğini avukat görüşmelerinden izliyordum. Neticede de dediğim gibi Mayıs ayında bunun hangi düzeyde tutulması gerektiğini hangi boyutlarda bir çatışmaya girilmesi gerektiğini de avukatlarına söyledi ve bende bu kadar dedi.”

Mahkeme Başkanı: “Peki PKK’nın o zaman ki hükümete yönelik hükümetin otoritesini sarsmaya yönelik herhangi bir amacı var mı?”

Tanık Ümit Fırat: “Şüphesiz ki ben bu kanaatteyim yani Türkiye’de eski rejim taraftarları statükocular birtakım işte böyle JİTEM’i kuran derin devlet olarak vasıflandırdığımız yapıları örgütleyen organize eden grupların yapıların Türkiye’de kargaşaya her zaman ihtiyaçları vardır. Yani Türkiye düşmansız yapmamalıdır Türkiye her zaman bir tehdit algısına sahip olmalıdır ki kendileri bu ortamda gerekli birer elaman ya da kurum olabilsinler onun için Türkiye’nin en azından demokratik bir açılıma doğru yönelmesi kendilerinin açığa çıkması anlamına gelecektir. Denetlenebileceği anlamına gelecektir. Hesap sorulabilir bir ortama yol açacaktır. Bundan ürkerler ve bu ortamın doğmasını istemezlerdi onun için Türkiye’yi özellikle Amerikan işgali sonrası Irak’ta gelişen durumu da dikkate alarak 2004’teki yeni bir çatışma ortamına doğru kışkırttılar ve bunun için ellerindeki en iyi malzeme PKK’ydı bunu sahneye çıkardılar.”

Mahkeme Başkanı: “Şimdiye kadar söylemediğiniz ilave edeceğiniz bir başka beyanınız var mı?”

Tanık Ümit Fırat: “Aşağı yukarı bunlar.”

Mahkeme Başkanı: “Evet.”

Tanık Ümit Fırat’ın beyanını alınması bu şekilde tamamlandı.

Saatin 15:21 olduğu görüldü.





Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə