13. AĞIr ceza mahkemesi ( tmk 10 maddesi İle yetkiLİ ) duruşma tutanağI



Yüklə 0.72 Mb.
səhifə4/7
tarix12.08.2018
ölçüsü0.72 Mb.
1   2   3   4   5   6   7
Duruşmaya kısa bir ara verildi.

Duruşmaya kaldığı yerden devam olundu.

Bu sırada sanıklardan Veli Küçük müdafi Av. Zeynep Küçük’ün geldiği görüldü,

Huzurdaki yerlerine alındı.

Tanık Doğan Erbaş duruşma salonuna alındı.

Kimliğinin tespitine geçildi.

TANIK DOĞAN ERBAŞ:Yusuf oğlu.”01.03.1964 doğumlu, Malatya Doğanşehir nüfusuna kayıtlı olduğunu, Kandıra 2 Nolu F Tipi Cezaevinde tutuklu olduğunu, Mareşal Fevzi Çakmak Caddesi 1 Nolu Sokak No: 9/6 Bahçelievler İstanbul adresinde ikamet eder, Avukat olduğunu, telefon numarasının 2929551, 52 ve 53 diye devam eder şekilde olduğunu beyan eder.”

Mahkeme Başkanı: “Evet bu dosyada sanıklar Ahmet Hurşit Tolon, Arif Doğan, Mehmet Şener, Veli Küçük, Doğu Perinçek, Güler Kömürcü, Mehmet Zekeriya Öztürk ve dosyadaki diğer sanıklar yargılanıyorlar. Bunlarla bir akrabalığınız düşmanlığınız var mıdır?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır.”

Mahkeme Başkanı: “Bu dava konusu suçları iştirakten veya bu suçlar nedeniyle suçluları kayırmaktan veya delillerini yok etmekten gizle ve değiştirmekten dolayı hakkınızda açılmış bir soruşturma veya dava var mıdır?”

Tanık Doğan Erbaş: “Sayın Başkanım seste bir sorun mu var anlamıyorum bazen duyduğunuzu ama söylediğinizi.”

Mahkeme Başkanı: “Evet. Bu iddiadaki iddia edilen suçlara ilişkin olarak hakkınızda bu suçlarla ilgili olarak iştirakten ya bu suçlara iştirakten.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hangi suçlar dediniz?”

Mahkeme Başkanı: “Bu var olduğu iddia edilen Ergenekon terör örgütü üyesi olmak.”

Tanık Doğan Erbaş: “Şu an 16. Ağır Ceza Mahkemesinde devam eden bir soruşturma kapsamında tutuklu bulunmaktayım zaten.”

Mahkeme Başkanı: “O bu davada.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır bu davayla ilgili değil hayır başka bir davada.”

Mahkeme Başkanı: “Evet, evet. Size sorulacak sorulardan sizi veya yakınlarınızı ceza soruşturmasına veya kovuşturmasına uğratabilecek sorulara cevap vermekten çekinebilirsiniz. Maddi gerçeği bulabilmemiz açısından sizin doğruları söylemeniz gerekiyor. Söylediğiniz doğrular bize yardımcı olacaktır. Doğruyu söyleyeceğiniz hususunda birazdan yemin edeceksiniz.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet.”

Mahkeme Başkanı: “Söylediğim yemin metnini aynen tekrarlayın. Bildiğimi dosdoğru söyleyeceğime.”

Tanık Doğan Erbaş: “Bildiğimi dosdoğru söyleyeceğime.”

Mahkeme Başkanı: “Namusum ve vicdanım üzerine.”

Tanık Doğan Erbaş: “Namusum ve vicdanım üzerine.”

Mahkeme Başkanı: “Yemin ederim.”

Tanık Doğan Erbaş: “Yemin ederim.”

Mahkeme Başkanı: “Evet biraz önce ismini söylediğim sanıklar ve dosyadaki diğer sanıklar var olduğu iddia edilen Ergenekon Terör örgütü üyesi olmak veya yöneticisi olmak iddiasıyla ve iddianamedeki diğer iddianamelerdeki diğer suçlar nedeniyle yargılanıyorlar. Bildiğiniz dosyamız sanıklarından tanıdığınız. İddialar olarak bildiği iddialarla ilgili olarak bildiğiniz hususları anlatır mısınız?”

Tanık Doğan Erbaş: “Sayın Başkanım ben bu davayı medyadan biliyorum medyadan yoğun olarak verildiği için izliyorum biliyorum. Öncelikle şunu belirtmeme izin verin. Ben Sayın Öcalan’ın vekili olarak Avukat olarak buradayım. O sıfatla buradayım. Şimdi bir tespitte bulunmak istiyorum öncelikle daha sonra vereceğim cevapların tümüne de çerçeve tutabilecek ışık tutabilecek bir çerçeve kısa bir çerçeve çizmek istiyorum. Şunu söylememde yarar var Türkiye Cumhuriyeti Devleti kuruluşundan bugüne kadar bir Anti T olarak bir varlık olarak bir form olarak Kürt varlığına yabancı bir kavram ve kurgudur. Ortalama Kürt insanında Türk Türkiye Cumhuriyet Devleti dendiğinde akla karakol ve mahkeme gelir başka kurumlar biraz daha sonra gelir. Şunu söylemek istiyorum sanıkların çoğunu tanımıyorum bir kısmını medyadan tanıyorum ama bildiğim ve izlediğim kadarıyla daha çok güvenlik bürokrasisi içerisinde yer alan insanlar. Suçları var mı yok mu bilmiyorum. Suçları nedir bilmiyorum bir bilgim yok ama söylemek istediğim şu; tamamı tamamına yakını güvenlik bürokrasisi içerisinde yer alan yer aldığı iddia edilen ve bir oluşum organizasyon içerisinde oldukları düşünülen kişi ve çevrelerle Kürt halkının PKK’nın ve Sayın Öcalan’ın bir arada tutulmasının bir yanlış kurgu olduğuna inanıyorum. Bu yanlış bir kurgudur bu hiçbir gerçeği olmayan hiçbir maddi gerçeğe dayanmayan bazı şahısların zaman zaman böyle temcit pilavı gibi ısıtarak kamuoyunun önüne sürdükleri kamuoyunu etkilemeye yanıltmaya çalıştıkları bir konudur bunu belirtmemde genel bir çerçeve olarak yarar var. Ben 99 yılından itibaren İmralı’ya müvekkilimizin getirilmesiyle birlikte Türkiye’ye teslim edilip İmralı’ya getirilip yargılanmasıyla birlikte avukatlığını yapmaya başladım.”

Mahkeme Başkanı: “1999 yılında Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye getirilmesiyle ilgili süreci anlatır mısınız?”



Tanık Doğan Erbaş: “Evet evet daha önce daha öncesine dayalı herhangi bir tanışıklığım falan yoktu. Yüzlerce avukat gibi bende avukatlığını yapan kişilerden biriyim. Zaman zaman yasaklamalara uğradım avukatlık görevi Öcalan’ın avukatlığını yapmakla ilgili söylüyorum bunu 2, 3 yılı 3 toplamda 3 yıla yakın bir zamandı bu. Bunun dışında ilk günden en son ki 1 yıl öncesine kadar görüşmeler devam ediyordu ve bugün itibariyle de 13 aya yakın bir süredir de zaten avukatları ve ailesiyle görüştürülmüyor. Son dönemlere kadar da avukatlığını yaptım. Özellikle 99 sürecinde müvekkilimizin getirilmesiyle birlikte gerek doğrudan gerek endirekt dolaylı müvekkilimizin de odağında olduğu haber yazı analiz üreten yazan yazılı ve görsel medya temsilcileriyle zaman zaman onların daveti zaman zaman onların daveti ve talebi zaman zaman da doğrudan bizim yazdıklarıyla ilgili olarak görüşmelerimiz vardı. Bu isim vermem gerekirse tabi hepsinin ismini elbette sayamayacağım ama örnek olması açısından işte Hürriyet Grubundan o zaman ki Oktay Ekşi, Ertuğrul Özkök başta olmak üzere onlardan Ahmet Taşgetiren, Hüseyin Gülerce’ye kadar Nazlı Ilıcak, Avni Özgürel isimlerini daha da pek çok sayacağım farklı siyasi eğilimlerden farklı kanaatlere kanaatlere hitap eden kişilerle görüşmelerimiz oluyordu. Bu çerçevede bu dosyanın sanıkları arasında olduğunu zannettiğim çünkü birleştirilen çok dosya oldu doğrusu takip edemedim hangisi hangi dosyada yer alıyor. Ama Mustafa Balbay, Tuncay Özkan ve Doğu Perinçek onlarla da bu çerçevede yani yazdıklarıyla müvekkilimizi odak alarak müvekkilimizle ilgili özellikle 99 sürecinde idam cezasının yoğun tartışıldığı işte Öcalan idam edilmelidir vesaire o tartışmaların yürütüldüğü dönemlerde başka avukat arkadaşlarımla birlikte pek çok avukatla birlikte zaman zaman dediğim gibi görüşmeler yapıyorduk. Bu saydığım 3 isimle de birer defa görüşmüş olabilirim. Tuncay Özkan eğer yanlış hatırlamıyorsam Operasyon isimli bir kitabı yayınlanmıştı. Doğrudan müvekkilimizin Türkiye’ye getirilmesini işleyen hatta hatırlıyorum CIA’le MİT arasındaki bir protokole de atıfta bulunarak işte adil yargılayın idam etmeyin bu şekilde size veriyoruz Öcalan’ı böyle bir çalışmasıyla ilgili o mu aramıştı biz mi aramıştık emin değilim. Yine Mustafa Balbay o dönem zannedersem Cumhuriyet Gazetesinin Ankara temsilcisiydi birçok gazeteciyi ziyaret ettiğimiz gibi onu da ziyaret ettik. İmralı’da ne onuluyor ne bitiyor çünkü aradan çok uzun bir zaman geçmedi ama siz de takdir edersiniz ki yalıtılmış bir yelde izole edilmiş bir yerde oraya ilişkin o koşullara ilişkin vesaire yargılamaya ilişkin çok sayıda sansasyonel uydurma hatta maalesef birçok bilginin havada uçuştuğu dönemlerdi. Doğal olarak biz de avukatlık görevimiz çerçevesinde doğruları söylemeye onların yazdıklarına işte yanlıştır bu gibi kısa ziyaretler hepsi de kaldıkları adresler yani normal temsilcilik bürolarında gayet işte gündüz saatlerinde önceden telefonla görüşerek kayıt yaptırarak vesaire yaptığımız görüşmelerdi. Bunların dışında bu davayla ilgili başka bir doğrudan tanıdığım kimse yoktur. Şunu açmamda yarar var 16. Ağır Ceza Mahkemesinde bizim hakkımızda yürütülen soruşturmada da bana yöneltilen soru buydu zannedersem sizin de buraya davet etmenizin belki de asıl gerekçesi odur. Daha önce kamuoyuna da yansımıştı. Belirttiğim dönemde bu çerçevede Doğu Perinçek’le de bir görüşmemiz olmuştu. Başka birkaç gazeteci daha vardı ama onların isimlerini doğrusu şu an hatırlamıyorum ama Doğu Perinçek’i hatırlıyorum. Beyoğlu’nda İstiklal Caddesi üzerinde bulunan Ulusal Kanaldı yanılmıyorsam evet Ulusal Kanal’daki bürosunda. Dediğim gibi tam emin değilim.”

Mahkeme Başkanı: “Kaç kez kaç kere görüştünüz ne görüştünüz?”

Tanık Doğan Erbaş: “Efendim.”

Mahkeme Başkanı: “Doğu Perinçek’le kaç kez görüştünüz ne görüştünüz?”



Tanık Doğan Erbaş: “Evet anlatıyorum açıklık getireceğim ona. Muhtemelen kendi talebi üzerine gerçekleşmişti görüşme yanlış olabilir ama öyle hatırlıyorum. Kendisi basında yer alan müvekkilimizle ilgili konularda görüşmek istediğini söyledi aradı. Daha önce başka 2 avukat arkadaş görüşmüştü kendisiyle daha sonra ben beni aradı tesadüf oldu yani tamamen. Gittik kendisiyle görüştük bir avukat arkadaşımız daha vardı onunla birlikte gittik görüştük. Toplam 20 dakikayı 25 dakikayı bulan o çay kahve içme dahil her şey dahil nezaket cümleleri tanışma vesaire dahil bir kısa bir böyle bir sohbet. Genel bir bilgilendirme. Bizim yaptığımız orada ne oluyor ne bitiyor yani yargılama nereye gidiyor. İşte idam cezası tartışmaları var vesaire bu konuda ne düşünüyorsunuz vesaire buna benzer bir haber yapmak üzere olduklarını. Yanılmıyorsam televizyonda bir haber dosyası hazırladıklarını Kürt sorunu konusunda bu çerçevede bizimle bunları paylaşmak istediklerini söyledi. Biz de bunları konuştuk ve ayrıldık. Daha sonra aradan 7 yıl ya da 8 yıl sonra, aradan 7 ya da 8 yıl sonra ben basından Tuncay Güney isimli bir şahsın güya benimle bir dizi görüşme yaptığını işte bazı isimler telaffuz etmişti. Sonradan hafızam beni yanıltmıyorsa bunları geri aldı yine basın üzerinden ama fakat soruşturmada terörle mücadele şubesindeki soruşturmada ben basından izledim dediğim gibi 2007 ya da 2008 olmalı. O zaman kısa bir açıklama da yaptım. Bazı basın organları beni aramıştı o iddialarla ilgili. İşte güya ben müvekkilimiz henüz Moskova’dayken yani Türkiye’ye daha getirilmemişken ben avukatı falan değilken güya onun adına kendisiyle bir görüşme yapmışım. Teslim omla şartlarını konuşmuşum sorgusuna kim girecek güya o isimlere girmişiz işte ben müvekkilimiz adına işkence yapılmaması garantisi istemişim falan böyle bir sürü zırva kusura bakmayın. Aslı astarı olmayan tanımıyorum hiçbir zaman da görüşmedim. Tuncay Güney diye biriyle de tanışmadım Tuncay Güney olarak. Ama biraz önce söyledim Doğu Perinçek’in odasında birkaç kişi daha vardı muhtemel onlardan biriydi. Konuştuklarımızdan öyle zannediyorum kendince böyle bir senaryo üretti daha sonra onu düzeltti falan ama örneğin bir ara benim Veli Küçük’le görüştüğümü söylemiş. Ben hayatımda Veli Küçük’ün ne tanırım ne gördüm medyadan biliyorum. Sonra ben öyle demedim dedi öyle şey söylemedim dedi. Ben dedi Veli Küçük adına gitmiştim falan diye böyle bir düzeltme yaptı kendince. Bana yöneltilen bizimle ilgili soruşturmada da biraz önce vurguladığım gibi bana yöneltilen suçlama buydu yani bu şekilde güya ben müvekkilimiz adına işte Ergenekon terör örgütüyle bu şekilde bir temas içerisinde olmuşum gibi bir suçlama yöneltildi. Bu suçlamayı dediğim gibi kabul etmiyorum. Böyle bir örgüt var mı yok mu bilmiyorum. Şimdi tabi girişte de söylemeye çalıştım Kürt halkının hafızasında Kürt halkının hafızasında güvenlik bürokrasisinin, bürokrasisinin tamamının kişilerin rolü önemli değil burada. Bazıları kusursuzdur bazıları kusurludur. Bazıları kendilerini devlet içinde devlet olarak görmüş olabilirler. Özel örgütlenmelere gitmiş olabilirler bir şey diyemem bu konuda. Ama Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren ayaklanma isyan ayaklanma isyan özel savaş psikolojik savaş köy yakmalar koruculuk sistemi vesaire, vesaire bugüne kadar gelen bir süreçte Kürt halkının hafızasındaki dediğim gibi iyi izlenimler yok. Bu tip oluşumlarla bu tip organizasyonlarla o yüzden böyle bir suçlamayı temel olarak temelli olarak ret ediyorum benim bildiklerim söyleyeceklerim de bundan ibarettir.”

Mahkeme Başkanı: “Evet.”

Tanık Doğan Erbaş: “Eğer başka sorunuz varsa tabi ki cevaplandıracağım.”

Mahkeme Başkanı: “Şimdi Abdullah Öcalan Türkiye’ye getirilmeden önce onun geleceğinden haberiniz var mıydı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır yani haber haberimin olması mümkün değil nerede olduğunu da basından biliyordum. Türkiye’ye getirilip getirilmeyeceğini hiçbirimiz bilmiyorduk avukatlar olarak hiçbirimiz bilmiyorduk. Getirildikten sonra ailesi bizi aradı kardeşi Mehmet Öcalan İstanbul’a geldi bu tip davalara ceza davalarına sizler de bilirsiniz önemli bir yekun teşkil eden ceza davalarıdır Kürtlerle ilgili davalar maalesef hala da öyle. Bu tip davalara ilgili duyan kim var diye böyle bir kendince bir yoklama yapmış ve o zaman biz zannedersem ilk grubumuz 20, 25 kişiydi daha sonra 250, 300 kişiye kadar zaman içerisinde çıkan bir grup oldu o, o şekilde avukatlığını üstlenmiş oldum ben. Ondan öncesi birebir tanışıklığım olmadığı gibi ne zaman Türkiye’ye getirilir getirilmez mi ne olacak basın üzerinden edindiğimiz bilgilerdi o zaman hatırlıyorsanız basın gün gün bazen takip ediyordu işte falan gün Roma’da oradan yok bilmem nereye geçti falan bizde o şekilde takip ediyorduk.”

Mahkeme Başkanı: “Evet. Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye getirildiğini veya getirileceğini ilk ne zaman duydunuz?”

Tanık Doğan Erbaş: “Getirildiğinde ben Sayın Ecevit’in rahmetli Başbakanın medyadaki açıklamasından duydum.”

Mahkeme Başkanı: “Sizin yargılandığınız davanın soruşturmasıyla ilgili olarak alınan zannediyorum.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet.”

Mahkeme Başkanı: “25.11.2011 tarihinde CMK 250. Maddesi ile Yetkili İstanbul Savcılığına vermiş olduğunuz bir ifade var.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet evet.”

Mahkeme Başkanı: “Bu 21 sayfalık bir ifade.”

Tanık Doğan Erbaş: “Olduğu gibi kabul ediyorum, evet buyurun evet.”

Mahkeme Başkanı: “Bizim dosyamızla ilgili olarak geçen bölümleri size okumak istiyorum. Abdullah Öcalan ile.”

Tanık Doğan Erbaş: “Tekrar olacak ama biraz önce söylediğim hususlardı gerçi ama tabi buyurun.”

Mahkeme Başkanı: “Evet dinleyin.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet.”

Mahkeme Başkanı: “Abdullah Öcalan ile hangi amaçlar için görüşmektesiniz soru bu şekilde cevabınız şöyle; Abdullah Öcalan’ın 2000 yılından itibaren avukatlığını yaparım zaman zaman mahkeme kararıyla kesintiye uğramıştır 3 yıllık kesintiden sonra bugüne kadar kendisinin avukatlığını yaparım. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde devam eden davalarını takip etmem nedeniyle kendisiyle avukat müvekkil ilişkisi içerisinde görüşürüm.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet.”

Mahkeme Başkanı: “Soru sorulmuş size belirli tarihlerde İmralı Adasında Abdullah Öcalan ile görüşmek amacıyla giden avukatlardan birisiniz.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet.”

Mahkeme Başkanı: “Öcalan ile bahse konu tarihte aranızdaki mevcut hukuki durumun haricinde konuştuğunuz konular var mıdır, varsa bunlar nelerdir sorusuna, çeşitli tarihlerde avukat olarak müvekkilim Abdullah Öcalan ile görüşmek üzere İmralı Adasına gittiğim doğrudur Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde devam eden davaları ve sağlık sorunlarını takip etmek amacıyla kendisiyle görüştüm. Avrupa’yı işkenceyi önleme komitesinin müvekkilin bulunduğu koşulların elverişsizliği nedeniyle müracaatımız vardır.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet.”

Mahkeme Başkanı: “Bu müracaatımız nedeniyle kendisiyle bu konuda görüşmüşlüğüm vardır bunun haricinde başkaca bir konu konuşmuş değiliz.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet.”

Mahkeme Başkanı: “3. sayfadaki ifadeniz şu şekilde size şöyle bir soru soruluyor PKK Kongragel terör örgütü başkan yardımcısı ve yürütme konseyi üyesi olan Osman Öcalan Türkiye’nin doğusunun PKK yüzünden geri kaldığını PKK’nın bir kanadının Ergenekon’la temas halinde birlikte iş yaptığını PKK içerisinde yönetici pozisyonunda bulunan kişilerin devlet içerisinde üst düzey yöneticilerle görüştüğünü ve yapılacak olan operasyonlardan haberdar edildiklerini Cemil Bayık, Duran Kalkan, Mustafa Karasu ve Ali Haydar Kaytan’ın şiddetin devam etmesini istediklerini ve PKK kadroları içerisinde Ergenekon’un eli olduğu PKK’nın Ergenekon irtibatının Doğu Perinçek ve Yalçın Küçük aracılığıyla olduğunu beyan ve itiraf etmiştir. 1999 yılından beri yine İmralı Cezaevinde bulunan bölücü başının kırsal alanda faaliyet yürüten örgüt yöneticilerini ve örgütün diğer alanlarını yönlendirme ve yönetmesindeki pozisyonu dikkate alındığında bu durum hakkında bildikleriniz nelerdir sorusuna cevabınız şöyle; bu yorum veya bilgi benle ilgilisi olmayan tamamen sahibine aittir. Bilmediğim bir konuda bilgi veremem demişsiniz.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet evet.”

Mahkeme Başkanı: “İlave edeceğiniz herhangi bir beyanınız var mı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Yo yo hayır tekrar ediyorum onu.”

Mahkeme Başkanı: “Hemen akabindeki diğer bir soru şu şekilde; Abdullah Öcalan’ın Ergenekon yapılanmasının yöneticileri olan kişilerin yönlendirmesiyle hareket ettiğini söyleyen Tuncay Güney Apo’nun da bu son bir kitabı vardı bir muhatap arıyorum. Hiç piyasaya sürülmeden Doğan Erbaş ile görüşmüştüm çok iyi hatırlıyorum bu Doğan Erbaş’ı da bir kenara yazarsanız Doğan Erbaş ile Aydınlık’ta görüştüm Abdullah Öcalan Doğu ve Küçük’e bir muhatap arıyorum nasıl hareket etmeliyim. İmralı’ya geldikten sonra Doğan Erbaş ile görüştüm avukatıydı o zaman İstanbul il başkanı o Veli Küçük öbür adamı beğenmediğinden dolayı avukat onu da diskalifiye ettiler şeklindeki ifadesiyle avukat Doğan Erbaş aracılığıyla Doğu Perinçek ve Veli Küçük’ü haber gönderen bölücü başının nasıl hareket etmesi gerektiğinin bildirmesini istediği anlaşılmıştır. Abdullah Öcalan’ın avukatlığını yapan Doğan Erbaş’ın Aydınlık Dergisi Doğu Perinçek ve Veli Küçük’le irtibatlı olduğunu anlatan bu beyanlar doğrultusunda terör örgütünün karanlık ilişkileriyle ilgili bildiklerinizi anlatınız sorusuna cevabınız şöyle. Tuncay Güney’in okumuş olduğunuz iddialarını 2007 ve 2008 yılında basından işittim.”

Tanık Doğar Erbaş: “Evet.”

Mahkeme Başkanı: “2007 yazında bununla ilgi basın açıklaması yaptım. Bu açıklamanın bir örneği de evimde yapılan aramada el konulmuştur. 2000 yılında Abdullah Öcalan’ın avukatlığına başlayınca o zaman Aydınlık ve Ulusal Kanal’da çalışan Doğu Perinçek gazeteci olarak beni arayarak benimle görüşmek istedi. Görüşmemiz sırasında not alan bir gazeteci vardı. Tanışma gereği duymadığım sonradan Tuncay Güney olduğunu öğrendim. Sonradan Tuncay Güney bu görüşmeyle ilgili yalan bilgilerle dolu beyanlarda bulununca ben de gerçeği açıklamak için basın açıklaması yaptım. Dolayısıyla okuduğunuz beyanların tamamı yalandır. Kaldı ki sonradan açıklamasının beni olan kısmın tekzip etmiştir. Yine Doğu Perinçek Ergenekon duruşmalarında benim anlattığım şekilde beni teyit eden beyanlarda bulunmuştur demişsin.”

Tanık Doğar Erbaş: “Evet basından izlediğim kadarıyla söylemiştim eğer yoksa orada evet.”

Mahkeme Başkanı: “Evet. İlave edeceğiniz değiştireceğiniz bir husus var mı?”

Tanık Doğar Erbaş: “Biraz önce biraz önce (bir kelime anlaşılamadı) anlattım zaten.”

Mahkeme Başkanı: “İlave edeceğiniz değiştireceğiniz bir husus var mı?”

Tanık Doğar Erbaş: “Hayır hayır yok.”

Mahkeme Başkanı: “Peki, dosyamız sanığı Yalçın Küçük’le ilgili bir soru sorulmuş. Bununla ilgili olarak okuyorum. Kamuoyunda Oda TV soruşturması olarak bilinen soruşturma kapsamında Oda TV’de yapılan aramalarda elde edilen ve Yalçın Küçük tarafından verilen talimatlar olduğu anlaşılan Hoca’dan notlar isimli örgüt dokümanında. Örgütü zayıf gösterecek yayınlardan uzak durulması tek muhatabın Öcalan olduğunun vurgulanması. Örgütün Öcalan’ın kontrolünde olduğunun vurgulanması. Örgütün Kürt hareketin tek temsilcisi olduğunun vurgulanması. İmralı’dan gelenlerin çarpıcı bir şekilde vurgulanması. Öcalan’ın söylemlerinin sürekli gündemde kalması. Öcalan ile aynı safta görünmenin sürece zarar verdiği ve Öcalan’a Mim M. Öztüzün üzerinden ulaşılıp AKP’ye sıcak mesajlar vermesinin iletilmesi şeklinde talimatların yer aldığı tespit edilmiştir. Ergenekon terör örgütü sanıklarının terör örgütü elebaşısı Abdullah Öcalan’a talimat vermesini terör örgütü KCK, PKK’yı yönlendiren ve örgütü koruyan tarzda hareket etmeleri hususunda neler biliyorsunuz sorusuna bu konuda bir bilgim yoktur demişsiniz.”

Tanık Doğar Erbaş: “Evet, evet.”

Mahkeme Başkanı: “Diğer bir soru 4. sayfada ifadenizin 4. sayfasındaki soru. Sizinle birlikte aynı soruşturma kapsamında gözaltına alınan önderlik komitesi yürütmesi ve üyeleri arasında yer alan avukatlarından 11 avukatın Ergenekon terör örgütü sanıkları ile telefon irtibatlarının olduğu bu şahıslardan bazılarının Ergenekon terör örgütü sanıkları ile birlikte hareket ettiklerine dair ifade beyanlarının bulunduğu bazılarının ise örgütsel dokümanlarda isimlerinin yer aldığı tespit edilmiştir. KCK, PKK terör örgütünün üst düzey yöneticilerinin Ergenekon terör örgütü sanıkları ile bu kadar yoğun irtibatlarının olması ve Ergenekon terör örgütü sanıkları ile birlikte hareket etmeleri ile bildiklerinizi anlatınız sorusuna cevabınız şöyle? Bu konuda herhangi bir bilgim yoktur. Ergenekon ve KCK yöneticilerinin kim olduğunu bilmiyorum. Ayrıca Önderlik komitesinden haberimin şu an haberim olduğu yukarıda söylemiştim. Dolayısıyla bu komitenin olduğu avukatların da bu örgütlerle herhangi bir bağlantısı olup olmadığı konusunda bilgi sahibi değilim demişsiniz.”

Tanık Doğar Erbaş: “Evet, evet.”

Mahkeme Başkanı: “İfadenizin 18. sayfasında şöyle bir soru sorulmuş size. CMK 250. maddesiyle yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca iddia olunan Ergenekon silahlı terör örgütüne yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında elde edilen mevcut bilgi belge dokümanlar üzerinde yapılan sorgulamalarda. 3 Şubat 2001 tarihinde organize suçlarla mücadele şube müdürlüğünde mülakat yapılan Tuncay Güney isimli şahıs ile yapılan bu mülakatın yapılan çözümünde isminizin bir muhatap arıyorum hiç piyasaya sürülmeden Doğan Erbaş ile görüşmüştüm.”

Tanık Doğar Erbaş: “Sayın Başkan biraz önce okuduğunuz sorunun aynısı ama evet yani.”

Mahkeme Başkanı: “Bir dakika dinleyin tekrar sorduğu için yani eksik bir şey kalmasın.”



Tanık Doğar Erbaş: “(birkaç kelime anlaşılamadı).”

Mahkeme Başkanı: “Bir muhatap arıyorum. Tuncay Güney şöyle demiş mülakatında. Bir muhatap arıyorum hiç piyasaya sürülmeden Doğan Erbaş ile görüşmüştüm çok iyi hatırlıyorum. Bu Doğan Erbaş’ı da bir kenara yazarsanız Doğan Erbaş ile Aydınlık’ta görüştüm. Abdullah Öcalan Doğu ve Küçük’e bir muhatap arıyorum, nasıl hareket etmeliyim İmralı’ya geldikten sonra. Doğan Erbaş ile görüştüm, avukatıydı o zaman, İstanbul İl Başkanı o. Veli Küçük öbür adamı beğenmediğinden dolayı avukat onu da diskalifiye ettiler. Doğan Erbaş’la evet ben görüştüm, General Veli Küçük adına Doğan Erbaş’la bilfiil görüştüm demiş. Tuncay Güney, Doğan Erbaş sorgulama sırasında sorulan sorulara cevap veriyor Tuncay Güney. Tuncay Güney, Doğan Erbaş, pardon avukatı Doğan Erbaş’la görüştüğümde kendisi dedi ki biz teslim olmak istiyor. Teslim olmak istiyor kendisi Abdullah Öcalan dedi. Tuncay Güney, daha gitmemişti, Rusya’dan İtalya’ya geçti dedi, dedikoduları vardı ya, İtalya’da patladıydı, hani aradık, arıyoruz dedi. Arıyoruz dedikoduları çıktığındaydı, uydudan tespit olayları vardı işte o günlerde, Doğu Perinçek’in odasında görüştük. Sorgucu, kim kim, Tuncay Güney ben Doğan Duyar, pardon ben Doğan Erbaş, Adnan Akfırat, Doğu Perinçek sadece bir selamlaştı, bizden önce onlar görüşmüştü. Ben randevu saati 2 ise onlar bir buçuk bir de buluşmuşlardı. Ben onların üstüne gittim, General Veli Küçük bana Doğan Erbaş’a iletin, Zeki Okçuoğlu’nu tasfiye etsinler dedi. Zeki Okçuoğlu zaten MİT ajanıdır diye, Aydınlık gazetesinde daha sonra Radikal’de Tuncay Özkan Cumhuriyet gibi bütün gazetelerde patlattık adamı, bilmiyoruz MİT’le ilişkisi var mı? Sorgucu, onu diskalifiye etmek için. Tuncay Güney, evet diskalifiye etmek için sırf Doğan Erbaş’a kaldı, her şey bir de bir kadın vardı, o karıya kaldı. Sorgucu, Doğan Erbaş zaten sizin kontrolünüzdeydi. Tuncay Güney, her şey bizim kontrolümüzde, Doğan Erbaş’ın kardeşi de İşçi Partisi Doğu Perinçek’in merkez, MYK üyesi, zaten Merkez Yönetme Kurulu Üyesi Ahmet Kaya’nın karısı da İşçi Partisinin de Merkez Yürütme Kurulunda Faik Bulut’un eşi de aynı şekilde bu statüde. Bunları işte örgütün tasfiyesini, operasyonun fakat Avrupa’nın kucağına geçeceğini, Hollanda devleti bilfiil Avrupa’daki örgüte silahlı propaganda için ve silah vermek için teklif etmiş. Bundan sonra bizim kontrolümüze girsinler diye, tabi diyeceksiniz ki niye Hollanda. Jeopolitik olarak işe yaramaz Hollanda, jeopolitik olarak bir şey yapamaz ama biraz Avrupa stratejisine baktığımda Avrupa bütün operasyonlarını Hollanda üzerinden yapar. İsrail’de bütün operasyonlarını Norveç üzerinden yapar, böyledir tampon ülkelerdir bunlar, bunlar hepsinin teklif ettiğini söyledi. Fransa’nın kendisine ve adamlarına yurtdışına gidecek olan, yani Suriye’den, İran’dan, Irak’tan gidecek Cemil Bayık gibi gidecek üst düzey elemanlarına Fransa’dan siyasi mülteci statüsüne açacağını, Kürt meselesinin bundan sonra daha çok büyüyeceğini, Doğan Erbaş’ın bize intikal ettirdikleri Veli Paşa bunların hepsini şey yaptı. Abdullah Öcalan’ın kitap okuyamadığını şeklinde konuşmaları isminizin geçtiğini anlaşılmıştır. Soru şu şekilde Tuncay Güney isimli şahısla olan ilişki ve irtibatınız nedir? Veli Küçük, Doğu Perinçek, Tuncay Özkan, Zeki Okçuoğlu isimli şahıslarla ilişki ve irtibatınız nedir? Tuncay Güney isimli şahsın beyanlarında geçen hususlar ile ilgili ifadenizi veriniz sorunuza cevabınız şöyle, Tuncay Güney isimli şahsı bir kere gördüm. Ve de bunu yukarıda anlattım, bunun haricinde şahısla herhangi bir görüşmem olmamıştır. Herhangi bir bağım söz konusu değildir. Görüştüğümde de kendisinin Tuncay Güney olduğunu bilmiyordum. Veli Küçük ve Doğu Perinçek’i medyadan tanırım ve Doğu Perinçek ile bir kere görüştüm. Bunu yukarıda anlattım, Tuncay Özkan’da gazetecidir, gazeteci sıfatıyla 2000 yılında bir kez görüştüm. Zeki Okçuoğlu avukat arkadaşımdır, kendisiyle yıllardır görüşmem, yurtdışında olduğunu duymuştum. Tuncay Güney’in beyanları tamamen yalan beyanlardır ve kendisini daha sonra bu beyanları tekzip etmiştir demişsiniz.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet, evet tekrar ediyorum onları, ekleyecek bir şey yok oraya.”



Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə