13. AĞIr ceza mahkemesi ( tmk 10 maddesi İle yetkiLİ ) duruşma tutanağI



Yüklə 0.72 Mb.
səhifə5/7
tarix12.08.2018
ölçüsü0.72 Mb.
1   2   3   4   5   6   7

Mahkeme Başkanı: “Sizi 20. sayfasında başka bir soru şu şekilde, Ergenekon Terör Örgütü soruşturması kapsamında hakkında işlem yapılan Ahmet Tuncay Özkan, Erkut Ersoy ve Doğu Perinçek isimli şahıslardan elde edilen belgelerde isim ve adres, isim, adres ve telefon bilgilerinizin olduğu, Gürbüz Çapan, Hüseyin Nazlıkul isimli şahıslarla telefon irtibatınızın bulunduğu tespit edilmiştir. Soru şöyle, Tuncay Özkan, Doğu Perinçek, Gürbüz Çapan, Hüseyin Nazlıkul, Erkut Ersoy isimli şahısları tanıyor musunuz, şahıslarla olan ilişki ve irtibatınızı açıklayınız sorusuna cevabınız şöyle olmuş. Hüseyin Nazlıkul doktordur, ablam kendisinin hastasıdır, Gürbüz Çapan’ı medyadan tanırım, il başkanlığı yaptığım dönemde tanışmıştım. Belediye başkanı olduğu için telefonlaşmış olabilirim. Erkut Ersoy’u hatırlamıyorum, telefon defterlerinden telefon numaralarının bulunması normaldir. Avukatlık görevim dışında herhangi bir faaliyette bulunmuş değilim. Abdullah Öcalan ile yaptığım görüşmeleri hiçbir kişi ya da örgüte aktarmış değilim. Hakkımdaki iddiaların soyut iddialar olduğunu düşünüyorum, ayrıca avukatlardan oluşan önderlik komitesi adı altında bir komitenin de olduğunu düşünmüyorum. Bunun bir yorum olduğunu düşünüyorum, Asrın hukuk bürosu yukarıda bahsettiğim şekilde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesiyle irtibatın sağlandığı bir bürodur ve bu işler dışında serbest avukatlık faaliyetinin yapıldığı bir bürodur. Avukatlık bürosunun bu şekilde krımınalıze edilmesini de doğru bulmuyorum. Suç işlemek kastım yoktur, savunmam bundan ibarettir demişsiniz.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet evet doğru. Belki bir cümle ilave etmem gerekirse o son soruya İstanbul’da 4 yıla yakın parti il başkanlığı yaptım. O sıfatımla medyada birçok kişiyle görüştüm. İşte orada da söylemiştim ismi geçenleri nasıl tanıdığımı yine orada söyledim. Gürbüz Çapan Esenyurt belediye başkanı bizim orada çok sayıda üyemiz var. Belki üyelerimizle belediye arasında kimi sorunlar nedeniyle görüşmüş olabilirim diye cevap vermiştim bunu belki ek olarak söyleme gereği duydum.”

Mahkeme Başkanı: “Evet.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet.”

Mahkeme Başkanı: “Bu ifadenizin yani biraz önce okuduğum ifadenizin diğer hususlar yani 25 Kasım 2011 tarihinde Savcılığa vermiş olduğunuz ifadenizdeki diğer hususlar doğru mudur?”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet, evet doğrudur tekrar ediyorum aynısını.”

Mahkeme Başkanı: “Evet. Bu mahkemedeki davalar nedeniyle alınmış herhangi bir ifadeniz yok değil mi daha önceden alınmış ifadeniz yok?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır, hayır, hayır yok.”

Mahkeme Başkanı: “Yok. Savcı Bey sorunuz varsa alalım.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Biraz önce size sorular yöneltildi ancak Tuncay Güney’i tanımadığınızı söylediniz.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet, evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Tuncay Güney Güney’le yapılan 2001 yılında yapılan bir mülakat var bu polisler mülakatı yapmışlar kasete almışlar görüntüler mevcut. Orada birtakım anlatımları var. Bu anlatımları sırasında da sizinle 3 kez görüştüğünü beyan ediyor.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “3 kez görüştüğünüz bir kişiyi de kolay kolay unutmazsınız bir avukat olarak (bir kelime anlaşılamadı).”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır ben onu açıklık getirdiğimi zannediyorum. Doğu Perinçek’in odasında ama tanıştırılmadan yani Tuncay Güney olduğunu bilmiyordum. Sonra medyadan onun Tuncay Güney olduğunu öğrendim. Kendisiyle Tuncay Güney olarak tanıştırılmadım ve o sıfatla görüşmedim bir defa gördüm o onun beyanlarına.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Doğu Perinçek’in odasında bir görüşme yaptınız.”

Tanık Doğan Erbaş: “Efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Doğu Perinçek’in odasında Doğu Perinçek’le siz görüştünüz öyle mi?”

Tanık Doğan Erbaş: “Tabi tabi tabi görüştüm.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yıl olarak ne zamandı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yılını hatırlıyor musunuz?”

Tanık Doğan Erbaş: “99 olabilir.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “99 yılında.”

Tanık Doğan Erbaş: “99 sonbaharı olabilir ama tabi aradan çok zaman geçti 99 sonbaharı 2000 ilkbaharı yani daha daha geç değildir. 99 veya 2000 olabilir.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Çünkü o dönemlerde Doğu Perinçek Haymana Cezaevinde olduğunu iddia ediyor. İyi hatırlıyor musunuz?”

Tanık Doğan Erbaş: “Yani.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yani odasında mıydı yani?”

Tanık Doğan Erbaş: “Savcı Bey doğrusu çok net tarih hatırlamıyorum yani şu an.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Tarihi bilmiyorsunuz.”

Tanık Doğan Erbaş: “Çok hatırlamıyorum ama 99.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “(bir kelime anlaşılamadı).”

Tanık Doğan Erbaş: “Veya 2000 olabilir.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bizzat Doğu Perinçek’le görüştünüz.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet, evet, evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Mehmet Adnan Akfırat isminde dava sanıklarından yine Aydınlık’ta çalışan.”

Tanık Doğan Erbaş: “Medyadan biliyorum onu da.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Onunla görüştünüz mü hiç?”

Tanık Doğan Erbaş: “O da vardı evet görüşmede herhalde o da vardı yani demin söyledim ya birkaç 2, 3 kişi olabilir diye zannedersem biri de oydu.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Hikmet Çiçek’i tanır mısınız Hikmet Çiçek.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır hiç duymadım tanımıyorum hiç duymadım.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “(bir kelime anlaşılmadı) evet şimdi size mülakattan bazı kısa bölümler okunarak soru yöneltildi ancak çözüm tutanağından ben size ayrıntılı olarak okumak istiyorum. Tuncay Güney’le ilgili CD çözümü içeren bilirkişi raporunun 23. sayfasında şöyle diyor. Apo’nun da bu son bir kitabı vardı. Bir muhatap arıyorum. Hiç piyasaya sürülmeden Doğan Erbaş ile görüşmüştüm çok iyi hatırlıyorum bu Doğan Erbaş’ı da bir kenara yazarsanız. Doğan Erbaş ile Aydınlık’ta görüştüm. Abdullah Öcalan Doğu ve Küçük’e bir muhatap arıyorum nasıl hareket etmeliyim İmralı’ya geldikten sonra Doğan Erbaş ile görüştüm avukatıydı o zaman İstanbul il başkanı olmamıştı. Siz İstanbul il başkanlığı yaptınız mı herhangi bir partide?”

Tanık Doğan Erbaş: “Yaptım evet. HADEP döneminde ve.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Hangi yıllarındı. Hangi yıllardı?”

Tanık Doğan Erbaş: “2000’le 2002 arasında yaptım.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “2000’in hangi ayında yaptınız?”

Tanık Doğan Erbaş: “2000’in Ağustos’unda başladım göreve.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yani 2000 Ağustos’tan önce olduğunu iddia ediyor. Bunu siz daha il başkanı olmadan görüştüğünü söylüyor.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet, evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yine ifadenin 91. sayfasında da mülakatın düzeltiyorum şöyle diyor. Kenya’ya paralar verdiklerini başka ülkelere falan oysa onlar Abdullah Öcalan’la anlaşıp Abdullah Öcalan’ı Türkiye’ye getirmeyi razı etmişlerdi. Moskova’dan direkt Türkiye’ye gelecekti o ara ben Doğan Erbaş’la da görüştüm. Doğan Erbaş’la görüştüğümde Doğan Erbaş dedi ki Veli Paşayla biz yani şey olarak biz getirdik mesajı ben getirdim bilfiil dedi ki biz görüşmelere ve teslim olmaya her şeye açığız Sayın Başkan ne yapsın dediler ama başka yönde insanlar girdiği için karargahta Abdullah Öcalan Amerikalıların kucağına düştü. Veli Paşa Abdullah Öcalan’ın bu şekilde gelişine falan karşı PKK’lılara da diyor zaten diyor ki Doğan Erbaş için falan yani intihar etseydi yani etsin dedi. Gelmeseydi dedi böyle gelme mi olur dedi. Anlatabiliyor muyum şey olarak yani buna karşı çıktı. Doğan Erbaş’ın Apo’nun bu şekilde gelişine karşı çıktı. Doğan Erbaş kimdir diye soruyor sorgucu? Apo’nun avukatıydı. O dönemde avukatı mıydınız 99’da henüz teslim olmadan önce avukatlı vekalet ilişkiniz yoktu. Anladım.”


Tanık Doğan Erbaş: “Hayır hayır hayır biraz önce biraz önce Sayın Mahkeme Başkanın sorusuna cevap verdim o konuda.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Apo’nun avukatıydı şimdi HADEP il başkanı oldu 2 aydır ve orada Zeki Okçu diye bir şey vardı Ahmet Zeki Okçu serbesti diye. Serbesti diye bir dergi çıkartıyordu. Ahmet Zeki Okçu’yu biliyor musunuz?”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet beraber kısa bir süre çalışmışlığımız vardır ama şu an nerede olduğunu bilmiyorum doğrusu.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Serbesti diye bir dergi çıkar…”

Tanık Doğan Erbaş: “En az 10 yıldır görmemişim görmedim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “O yıllarda dergi çıkartıyor muydu Serbesti isminde?”

Tanık Doğan Erbaş: “Zannedersem çıkartıyordu evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet. Bunu avukatı olarak falan istemedi paşa. Zaten MİT’in adamı falan dedi. Ondan sonra Doğan Erbaş’a benim yanımda Doğu Perinçek kendi söyledi. Benim yanımda Doğu Perinçek kendi söyledi. Ahmet Zeki Okçu’yu yukarılar istemiyor çıkartalım falan. Ahmet Zeki Okçu’yu oradan ondan sonra çıkarttılar zaten. Yani Abdullah Öcalan’ın avukatlığını yaparken paşa istemedi diyor MİT’in adamı falan dedi diyor Zeki Okçu için. Doğan Erbaş’a diyor Doğu Perinçek benim yanımda onu yukarılar istemiyor çıkartalım dedi ondan sonra çıkarttılar diyor.”

Tanık Doğan Erbaş: “Tümü yalan beyanlar.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Öyle bir şey yaşandı mı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır yani tümü, tümü yalan beyan.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yani Ahmet Zeki Okçu niçin ayrıldı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Ahmet Zeki Okçuoğlu’nun müvekkilimizle ilişkisini kestiği görüşmede ben vardım aralarında bir tartışmadan dolayı müvekkilimiz kendisine sen istersen bundan sonra gelmeyebilirsin. O çok detaya girmek istemiyorum ama şu da bir polemikti şöyle bir tartışmaydı. Ahmet Zeki Okçuoğlu o dönem müvekkilimize seni idam edecekler yani ne yapsan boş. Bu mahkemeyi tanıma mahkemeye çıkma. Açlık grevine gir ölüm orucuna gir ve benzeri buna benzer önerilerde telkinlerde bulunuyordu. Müvekkilimiz de bunun doğru olmadığını böyle düşünüyorsa kendisinin avukatlığını bırakabileceğini söyledi ben de vardım o görüşmede tesadüfen. O yüzden o görüşmeden sonra da Ahmet Zeki Okçuoğlu zaten müvekkilimizin avukatlığını bıraktı.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ne kadar bir süre avukatlık yaptı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kaç aylık kaç aylık süre avukatlık yaptı?”

Tanık Doğan Erbaş: “2 ayı geçmemiştir. Bir buçuk ay falan.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “2 ay.”

Tanık Doğan Erbaş: “En fazla 2 görüşmeye gitmiştir zaten toplam 2 görüşme.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Şimdi evet şunu da öğrenmek istiyorum siz Apo’nun vekaletli avukatı olmaksızın da onun adına Türkiye’ye teslim olmadan önce İtalya’dayken Rusya’dayken veya Kenya’dayken teslim olması yönünde herhangi bir kişiyle kurumla vesaire görüşme yaptınız mı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır, hayır, hayır, hayır. Tümüyle yalan kimseyle de görüşmedim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Çok ayrıntılı veriyor onun için okumaya devam ediyorum.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır, hayır.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Şöyle diyor. Sorgucu soruyor. Peki, Veli Küçük ne şekilde gelmesini istiyordu ve ne menfaat görüyordu bunda. Tuncay Güney diyor ki menfaat olarak değil ama ben son dönemde fark ediyordum şey vardı yani PKK’yla daha önceden PKK Çevik Bir’le oturmuşlar Lübnan’da. Çevik Bir’le oturduklarında PKK’yla bunlar Çevik Bir’le anlaşamamışlar yani 5, 0 kaybetmişler. Böyle bir görüşmeden haberiniz var mı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır efendim yani tümüyle dediğim gibi hayal ürünü hayal mahsulü beyanlar.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet, anladım devam ediyor.”

Tanık Doğan Erbaş: “Zaten dikkat ederseniz anlam bozuklukları olan kendi içinde çelişkileri olan.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Tabi çözerken de birtakım şeyler de olabilir.”

Tanık Doğan Erbaş: “Yani.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “PKK’da otomatikman bir hükümet gibi oturmuş fakat Veli Paşa şey olarak Veli Paşaya bakın PKK ve MED TV’ye dikkat edin. Veli Paşaya saldırmadı. Öyle susurluk dahil hiçbir zaman saldırmadı. Yani hatırlıyor musunuz siz de bu PKK’nın yayın organları MED TV vesaire takip eden bir kişisiniz. Veli Küçük’le ilgili herhangi bir haber yer aldı mı aleyhte veya lehte?”

Tanık Doğan Erbaş: “Aleyhte birçok haberin yer aldığını hatırlıyorum yani gerek yazılı.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Veli Küçük’le ilgili.”

Tanık Doğan Erbaş: “Gerekse Görsel medyada evet yani.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Hangi (bir kelime anlaşılmadı). Hangi haber.”

Tanık Doğan Erbaş: “İşadamları, işadamları cinayetlerinden sorumludur diye vesaire bir sürü haber yorum yer alıyordu.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet.”

Tanık Doğan Erbaş: “Sapanca üçgeni vesaire adı altında. Şimdi tam hatırlayamadım ama bir.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet o da şöyle diyor devamında. Susurluk da dahil hiçbir zaman saldırmadı bazen ama Susurluk’un en yaygaralı zamanında Kontra Gerilla generali olarak gösterdi. Çok iyi hatırlıyorum ama ondan sonra hiçbir şey yapmadı. Apo konusunda şu bu suikastlar konusunda Apo’ya falan hiçbir zaman General Veli Küçük tarafından çıkmıştır falan demedi. Yeşil’i General Veli Küçük’e bu şekilde bağlamadı. Evrensel Gazetesi General Veli Küçük şey yapıyor dedi. O demedi bak Yeni Gündem Özgürlük Gazeteleri falan çünkü ben bu statüdeki bütün kupürleri kesiyorum tarih tarih. Böyle olunca Abdullah Öcalan’ın ama bu şekilde gelmesini yani bu getirdikleri Kenya üzerinde böyle bu operasyona karşıydı. Niye? Apo Moskova’dan direkt buraya geleceğini söyledi kendisi. Görüşme olmuş mu diyor sorgucu? Bilmiyorum ama Doğan Erbaş’la görüşme yapıyorduk biz. Periyodik olarak yani nerede olduğunu falan söylüyordu. Yani sizle çok yakın görüştüğünü söylüyor.”

Tanık Doğan Erbaş: “Tümüyle yalan, tümüyle yalan.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Devam ediyor sorgucu soruyor. Şey görüşüyor mu Veli Küçük Doğan Erbaş’la görüşüyor muydu diyor? Tuncay Güney yok canım Veli Paşayla Doğan Erbaş’ın görüşmesi demek apayrı bir şey. Doğan Erbaş için büyük bir olay demek olmaz. Sorgucu diyor ki sizin üzerinizden görüşüyordu. Tuncay Güney tabi sormak istediğiniz bir şey diyor. Sorgucu Yeşil’le alakalı diyor. Orada Yeşil’le ilgili bölüm var. Daha sonra da 119. sayfada mülakat çözümünün şöyle diyor. Şimdi artık dönüşe geçelim detayları sonra alacağız. Önce Abdullah Öcalan’ın yalnız avukatıyla görüşme hadisesi var. Evet, daha sonra göre diyor Abdullah Öcalan’ın avukatıyla biz 3 kere görüştük 3 kere. Onları bir şey edebilir misin diye soruyor sorgucu? Birinci görüşmemizde Apo’nun Türkiye’ye teslim olmasıyla ilgiliydi. Doğan Erbaş’la evet ben görüştüm. Doğan Erbaş’la evet ben görüştüm diyor. General Veli Küçük adına Doğan Erbaş’la bilfiil ben görüştüm diyor. İkiniz baş başa görüştüğünüzü iddia ediyor. Hatırlıyor musunuz böyle bir görüşme?”

Tanık Doğan Erbaş: “Yalan söylüyor efendim söyledim beyanlarımı yani düşündüklerimi söyledim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet. Neydi görüşmenizin ana konusu diyor sorgucu? Tuncay Güney onlardan geldi bu talep. Abdullah Öcalan’ın. Sorgucu ilk talep kime geliyor diyor? İlk talep Doğu Perinçek’e geliyor. Doğu Perinçek bize söyledi. Emcet Olcaytu fikir teatisinde bulunduğunu söyledi. Ben de General Veli Küçük’e söyledim. Tanıyor musunuz Emcet Olcaytu?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır tanımıyorum.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Sorgucu soruyor Doğu Perinçek’e kimden geldi diyor? Tuncay Güney Emcet Olcaytu Paşadan Doğan Duyar’la görüşmemin ikincisinde bana içerisinde. Bazı yerlerde Doğan Duyar diyor düzeltiyoruz Doğan Erbaş demeye geliyor.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet karıştırıyor bazen evet her zaman.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Sorgucu Doğan Duyar mı Doğan Erbaş mı diyor. Doğan Erbaş pardon avukatı Doğan Erbaş’la görüştüğümde. İkincisi ha kendisi dedi ki biz teslim olmak istiyor kendisi Abdullah Öcalan dedi. Sorgucu ne zaman diyor Abdullah Öcalan? Tuncay Güney gökyüzünde İtalya’ya şey yaptığı ayyuka çıkmıştı İtalya’daydı. Gökyüzünde İtalya’ya şey yaptı ayyuka çıkmıştı İtalya’da. İtalya’ya geldiği zaman görüşüldüğünü iddia ediyor. Sorgucu İtalya’dan çıkmış nereye gidiyordu diyor? Tuncay Güney, daha gitmemişti Rusya’dan İtalya’ya geçti dedi. Koduları vardı ya İtalya’da patladıydı hani aradıktı arıyoruz dedi. Koduları çıktığındaydı uydudan tespit olayları vardı. İşte o günlerde Doğu Perinçek’in odasında görüştük. Kim kim diyor sorgucu? Ben Doğan Duyar pardon ben Avukat Doğan Erbaş, Adnan Akfırat, Doğu Perinçek, Perinçek sadece bir selamlaştı bizden önce onlar görüşmüştü. Ben randevu saati 2’yse onlar bir buçuk 1’de buluşmuşlardı. Ben onların üstüne gittim zaten. Yani çok ayrıntı veriyor biraz işte 2 deydi bir buçukta gittim falan yani.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet yani biraz biraz önce de söylediğimi tekrar ediyorum tamamen hayal ürünü hayal mahsulü.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet anladım.”

Tanık Doğan Erbaş: “Bir şeye açıklık getireyim örnek olması açısından Sayın Savcım izin verirseniz.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet, evet.”

Tanık Doğan Erbaş: “Bir Muhatap Arıyorum kitabı 1994 yılında falan çıkmış bir kitaptır yayınevlerinden istenebilir.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yayınlanmış mıydı o yıllarda 94’te.”

Tanık Doğan Erbaş: “Tabi tabi 93 veya 94 olabilir. Yani örnek olması açısından söyledim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet. Devamında şöyle diyor.”

Tanık Doğan Erbaş: “Teslim olma şartlarını İtalya’dayken falan ben zaten tanımıyordum yani avukatı olmadan nasıl gidip şey yapabilirim böyle şey olabilir mi?”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Selamlaştı çıktı diyor. Daha sonra sorgucu soruyor. Doğu Perinçek’in sizin oturup kalktığınızda görüşmelere girmemesinin nedeni nedir diyor? Tuncay Güney’de Doğu Perinçek’in girmemesinin sebebi şu ben böyle şeylerde yediemin olmak istemiyorum dedi. Biz zaten konuşacağımız her şeyi konuştuk dedi. Sorgucu herkesin kendi temsilcisi var ya mesela Veli Paşanın temsilcisi bu şeyin temsilci tamam konuyu çok dağıttık toparlayalım diyor Tuncay Güney’de ben dedim ki kendisine ileteceğim dedim. Bizim yasal şeylerimiz var maddelerimiz var yani ilk önce görüşmeyi kabul ediyor musunuz masa düzeyinde dedi? Yarım saat kadar bir görüşme yaptık fikir teatisinde bulunduk çok önemli bir şey değildi. Avukatla görüşmeyi ben de kabul edip etmeyeceğimiz biz yine Doğu Perinçek aracılığıyla ileteceğiz dedik. Ondan da kabul etti Veli Paşa. Evet, Abdullah Öcalan’ın hangi şartlarda teslim olacağını görüştük diyor. Sorgucu soruyor yani masaya oturdu Öcalan’la masaya oturmayı kabul etti diyor. Tuncay Güney evet kabul etti. Ondan sonra bunu kabul edince de geldik ben geldim ben gelmeden önce Abdullah Öcalan’ın sorgusuna tabi sorgusuna tabi kimlerin gireceğini falan bilmiyoruz dedi. Birçok ilişkinin anlatılmaması gerektiğini şey yap dedi ilettik. Ben de dedim ki Abdullah Öcalan’ın sorgusuna kimlerin gireceği belli değil birçok ilişkiler konusunda temkinli davranılmasını söyledik. Mesela Doğu Perinçek’le ittifakını Abdullah Öcalan İmralı’da hiç açıklamadı. Gazetelerinde de gördüm kitaplarında da gördüm ben okudum yani takip ettim. Bunun üzerine bana bir muhatap arıyorum diye bir kitap verdi. Abdullah Öcalan’ın en arkasında General Veli Küçük’e hitaben yazılmış bir mektubu vermek niyetiyle zaten bir kitap ayarladık dedi. Kitabın en arkasındaki şey bu size mektuptur dedi. Veli Paşaya ben de onu kendisine getirdim. Apo’nun başka kitaplarını da vermişti zaten. Şartlarınız neler dedik biz? Sorgucu soruyor o zaman diyor bir muhatap arıyorum kitap yazılmış mıydı? Tuncay Güney tabi ama piyasaya çıkmamıştı diyor. Basmamışlardı şey basmışlardı. En arkasına da mektubu koymuşlardı. Sende var mı diyor? Evet, var diyor. Ve devamında şöyle diyor bir muhatap ve demagoji olsun diye çıktı kafam karışıyor orada onların söylediği şuydu. Avrupa’dan barış heyetleri gelecek barış heyetleri gelecek bunların kabul edilmesi Kuzey Irak’tan insanlar bir kısmı gerillanın bir kısmı itirafçı olarak gelecek yani girecek köylerine dönecekler falan. Biz görmemezlikten geleceğiz. Bir kısmı da üst düzeyde fişlenenler üstlenenler edenler onları Murat Karayılan gibi Cemil Bayık gibi insanlar yurtdışına gidecekler. Yurtdışında teröre silahlı propagandaya karışmamış öbür eğitim birlikleri Türkiye’ye barış gönüllüleri adı altında teslim olacaklar. Yani böyle bir anlaşma söz konusu oldu mu? İşte barış, barış.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır efendim böyle bir görüşme olmadı.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Gönüllerinin geleceği işte üst düzeylerin başka yere gideceği. Yani başka bir platformda da olabilir. Böyle bir görüşme yapıldı mı hiç?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır hayır hayır hiçbir platformda olmadı yalnız.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Barış gönülleri geldi mi geldi mi yani?”

Tanık Doğan Erbaş: “O o yıllarda o yıllarda medyayı dikkatli takip eden veya az çok takip eden biri.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet.”

Tanık Doğan Erbaş: “Müvekkilimizin İmralı duruşmalarında buna benzer şeyler söylediğini veya Kürt sorununa duyarlı bazı analistlerin buna dair yorumlar yaptıklarını zaten izler hatırlar yani bunu söylemenin çok öyle bir özellik gerektirmeyeceğini gerektirmeyeceği kanısındayım. Bazı barış grupları zaten çok açık geldiler. Yazıldı çizildi geldiler ceza aldılar vesaire yani.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kaç yılında geldiler? Kaç yılında geldiler?”

Tanık Doğan Erbaş: “99 veya 2000 pardon 2000 yılında yanlış hatırlamıyorsam 2000 yılında geldiler müvekkilimizin çağrısı oldu zaten basına.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yani bu görüşmelerde o yıla 99’a denk getiriyor.”

Tanık Doğan Erbaş: “Basında yer aldı mahkemede bunu söyledi.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet.”

Tanık Doğan Erbaş: “Yani bunlar hepsi bilinen hususlar zaten medyada medyayı takip eden Türk Solunu.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Medya da yazdı diyorsunuz.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet yani onları yan yana getirmek bir özellik gerektirmez.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet bunların uzun tabi ben hepsini okuyorum barış için bazı şartlar teslim olma şartları vesaire dedikten sonra bunların yazılı olduğunu söylüyor ve Veli Küçük’e kendisinin ilettiğini söylüyor. Abdullah Öcalan’la onlar görüşüyorlar yazı yazması yasak avukata söylüyor o şey yapıyor yazıyor ama biz diyor örgüt içindeki kriptoyu bildiğim için Veli Küçük’ün JİTEM örgütündeki kod adı Abbas’tır. Zaten Abbas diyor mesela kod adı Abbas’tır Veli Küçük’ün örgüt içinde şimdi yasak ama görüşlerde yasak değil. O zaman gazete okuması dahi yasaktı diyor. Yani söylemiş yazdırmış diyor size güya yazdırdığını iddia ediyor. Apo’yla görüşüyorlardı o zaman zaten daha sonra biz Apo İmralı'ya geldikten sonra da Doğan Erbaş’la görüştük 3. görüşmemiz bu 2. görüşmemiz bu normalde görüşüyorlardı kendisiyle ve burada da Avrupa’da da bunlar merkez yürütme kuruluyla toplantı yapıyorlardı. Belki mesaj onlara Apo’dan değil de MKK’nın aldığı bir karar olabilirdi. Veli Paşa bunları ben yukarı intikal ettireceğim dedi. Düşünelim ileriki görüşmemizde şey yapalım bilgi verelim biz bunu böyle kapattık ve 3. görüşme için şey yaptı. 3. görüşmemizde iyice şey daralmıştı Doğu Perinçek. Sık sık bizi arıyordu. Veli Paşa dedi ki Doğu Perinçek’e getirdiğimiz mesaj operasyon bizim çerçevemizden çıktı dedi. Burada görüşmeden önce Doğu Perinçek bizi sıkıştırıyordu Doğan Erbaş’la görüşün diye. Sorgucu, Apo gelmemiş miydi Türkiye’ye diyor. Tuncay Güney, 3. görüşmede Apo gelmişti diyor. Yani geldikten sonra da görüşüldüğünü iddia ediyor ve şöyle diyor. Yunanistan konsolosluğundayken Sakine Cansız bir mesaj gönderdi falan diyor bu mesajdan haberiniz var mı Sakine Cansız’ın mesajından.”



Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə