13. AĞIr ceza mahkemesi ( tmk 10 maddesi İle yetkiLİ ) duruşma tutanağI



Yüklə 0.72 Mb.
səhifə6/7
tarix12.08.2018
ölçüsü0.72 Mb.
1   2   3   4   5   6   7

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır, hayır, hayır, hayır.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Sakine Cansız var 60, 64 yaşlarında bir kadın o Doğu Perinçek’e mesaj gönderiyor diyor ki nokta nokta diyor gökyüzünde öyle kadınlar gibi kaçacağına insin Türkiye’ye teslim olsun diyor. Bunun üzerine Doğu Perinçek’e Yalçın Küçük’le görüşmesini istiyor. Kim? Sakine Cansız. Yalçın Küçük kim diye soruyorlar? Yalçın Küçük Apo’nun teorisyenidir zaten profesördür. Tanır mısınız Yalçın Küçük’ü?”

Tanık Doğan Erbaş: “Medyadan tabi tanıyorum (bir kelime anlaşılamadı).”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bizzat görüşmeniz oldu mu?”

Tanık Doğan Erbaş: “Bir defa Gebze Cezaevinde kendisini ziyaret etmiştim. O da yine 99 zannediyorsam 99’du orada başka müvekkillerim de vardı. Onları ziyaret ettiğimde onun da orada olduğunu öğrenince bir böyle geçmiş olsun babında 5, 10 dakikalık bir nezaket ziyaretiydi. Yanında bir başka avukat arkadaşımda vardı ama şu an hatırlamıyorum 2 avukat olarak gitmiştik doğrusu.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “İrfan Dündar olabilir mi?”

Tanık Doğan Erbaş: “Emin değilim. Aysel Tuğluk olabilir.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bu noktada şu soruyu da size sormak isterim.”

Tanık Doğan Erbaş: “Aysel Tuğluk olabilir belki.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Size sormak isterim 20 Kasım 2008 tarihinde Yalçın Küçük İrfan Dündar’la bir telefon görüşmesi yapıyor saat 17:07’de Yalçın Küçük efendim diyor.”

Tanık Doğan Erbaş: “Bilmiyorum onu.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “İrfan Dündar alo efendim merhabalar buyurun Yalçın Hocamla görüşmek istiyorum da kim arıyor? Avukat İrfan Dündar. İstanbul’dan Asrın Hukuk bürosundan arıyorum. Buyurun. Hocam siz misiniz? Benim evet buyurun nasılsınız çok teşekkür ediyorum. Tanıyabildiniz mi bilmiyorum da Gebze’de size gelmiştim hocam daha önce. Yalçın Küçük, ya yani yüzünüzü görmem lazım. Yani adınız da yabancı değil ama yüzünüzü görmem lazım. İrfan Dündar, Öcalan’ın avukatlığını yapıyoruz da Barış Grubu var da Haydar Ergül falan o zaman. Hatırlıyor musunuz Haydar Ergül?”

Tanık Doğan Erbaş: “Doğru Haydar Ergül’ü hatırlıyorum cezaevinde görüşmüştüm onunla. (bir kelime anlaşılamadı).”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Falan o zaman hocam eğer Ankara'daysanız önümüzdeki hafta sizinle görüşmek istiyorduk da. Müvekkilimizin de bir orada sesi… kalıyor. Yalçın Küçük, valla be şu anda İstanbul'dayım. Öyle mi hocam vesaire İstanbul'dayım diyor. Televizyonda bir programdan bahsediyor. O programı izlediniz mi diyor? ART’de bir şey yayınlanmış Haber Türk’te yayınlanmış daha sonra telefon veriyorlar ve devamlı televizyonda da bunlar benimle böyle Abdullah Öcalan arasında bağ kurmaya çalışıyorlar. Yapıyorlar şu yapıyorlar bu yapıyorlar değil mi izliyor musunuz onları? İrfan Dündar, evet izliyoruz diyor. Yalçın Küçük ne olacak bu yani şimdi sizinle görüşeyim bir de tamam işte buluştular desinler değil mi? İrfan Dündar evet doğru hocam ona dikkat etmemiz gerekiyor. Evet, neyse bakarız yani bir vaktim olursa bakarız. Şey yaparız diyor telefon numarası konuşuluyor. Sonra devamında şöyle diyor. Oldu peki İrfan’dı değil mi? İrfan İrfan he he. Yalçın Küçük bana Doğan geliyordu bana Doğan geliyordu.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “He he diyor. Ondan sonra Aysel geliyordu. Siz de onlarla beraberdiniz değil mi? Evet efendim diyor. Tamam, peki ben o zaman en gençleriydim diyor. Aysel’de çok gençti diyor. En gençleri bendim hocam. Yalçın öyle mi ondan sonra şey de Doğan da hala kilolu mu? İrfan, evet hocam maalesef bak görüyorsunuz belleğim çok iyi vesaire devam ediyor. Yani geliyordu diyor bir defa geldi gitti vesaire demiyor yani.”

Tanık Doğan Erbaş: “Önce bir defa daha fazla görüşmedim bir defa görüştüm.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Sanki süreklilik arz ediyor gibi bir şey var.”

Tanık Doğan Erbaş: “Aysel Tuğluk’la birlikte gittiğimi söylemiştim zaten öyle olduğu anlaşılıyor evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Burada da işte Tuncay Güney Yalçın Küçük hakkında Apo’nun teorisyenidir zaten Profesördür kendisi ayrıca şimdiki MİT Müsteşarı Fikri Şenkal Atasagun’un hocasıdır. Ayrıca Hikmet Çiçek’in de hocasıdır. Kendisi Yalçın Küçük çok büyük bir adamdır. Kendisi yani Yalçın Küçük’le görüşmesini istiyor. Doğu Perinçek adamlarından birini Yalçın Küçük’e gönderiyor. Yalçın Küçük de diyor ki ben ona kendim Cumhuriyetin 74 ve 75. yılında dedim ki kendisi gelirken gel ben Birleşmiş Milletler uçağını ayarladım beraber gidelim Türkiye’ye teslim olalım. İndiğimizde de uçaktan karanfiller at silahı da iki kere at yere at teslim ol. O zaman şimdi artık o tren geçti. Bunu hiçbir kimse Apo’nun şimdiki bu statüsünde Sakine Cansız’ın teklifi bu aslında yani. Yalçın Küçük’te Paris’teyken hep görüşüyorlar. Bu konuda bilginiz var mı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yalçın Küçük’ün işte gel teslim ol.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Birleşmiş Milletler uçağıyla gidelim silahı bırakalım vesaire.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır hayır hiçbir bilgim yok. Hayır, hiçbir bilgim yok.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yalçın Küçük Suriye’den Apo’nun yanındayken falan ya diyor. Ki bunu yapın bari diyor. Sıkıştığını anlıyor kadın teslim olmak onun teslim olma ona bu şekilde o da diyor ki Doğu Perinçek’e ben böyle böyle yapalım demişim üstünden 1 yıl geçti bak ben geldim diyor o gelmedi diyor. Gelseydi böyle olmazdı sonu. Bu saatten sonra daha kötü olacak diyor. Ben hiçbir şeyde bulunamam diyor. Yalçın Küçük’ün teklifi bunun üzerine Doğu Perinçek bunu da bize intikal ettirdi. Biz yakalanma sürecini sadece basından her şeyi sadece takip ettik. Ta ki İmralı’ya gelinceye kadar buraya kadar okey. İmralı’ya geldiğinden yakalanmasında etkiniz yok mu diyor? Tuncay Güney, yok diyor. Sorgucu Özel Kuvvetlerin diyor bilmiyoruz gazetelerin yazdığı özel kuvvetlere gazetelerden okuduğum şeyler falan diyor. Teslim olma süreciyle ilgili yakalanma sürecini bu şekilde anlatıyor. Doğan Erbaş şimdi geldi dedi işte gelir gelmez tabi adam görüşemedi biliyorsunuz. 1 hafta 2 hafta sonra görüştüler. Abdullah Öcalan yakalandıktan sonra diğer ilk günlerde görüşemediğinizi 1, 2 hafta sonra görüşebildiğinizi söylüyor.”

Tanık Doğan Erbaş: “Ben zaten ilk görüşen grupta değildim daha sonra görüştüm ben. Yani geldikten.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ne kadar sora görüştünüz?”

Tanık Doğan Erbaş: “Geldikten 3 ay sonra falan görüştüm.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Görüşmede örgüt bu saatten sonra benim kontrolümden çıkar demiş. Derhal tekrar bizim için söylüyor tabi Veli Paşanın şeyleri ittifak yani müttefik kuvvetler diyor onlar onlarla ilişki kurulmasını söylüyor. Size böyle bir şey söyledi mi Abdullah Öcalan Veli Küçük’le müttefik.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır, hayır.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kuvvetlerle irtibat kurun vesaire.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır, hayır.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Örgüt benim şeyimden içimden çıkarsa büyük eylemlere kalkışır. Amerika veya Avrupa gibi ülkelerin üzerlerine giderler beni de tasfiye ederler diyor.”

Tanık Doğan Erbaş: “Pardon Sayın Savcım (bir kelime anlaşılamadı) şunu şunu ekleyebilirim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Böyle bir şey söyledi mi size?”

Tanık Doğan Erbaş: “Bizim görüşmelerimiz zaten kayıt altına alınmış.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet.”

Tanık Doğan Erbaş: “İmralı Cezaevine yazın bu görüşmede bu tarihli görüşmede neler konuşulmuş size gelsin.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Böyle bir şey görüşülmedi diyorsunuz.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır böle bir şey görüşülmedi.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Af çıkarılması konusu vesaire.”

Tanık Doğan Erbaş: “Yani af sözcüğüm mutlaka geçmiştir ama o biraz önce okuduğunuz geçip geçmemiş Mahkemeniz sorabilir.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Devam ediyor şöyle diyor.”

Tanık Doğan Erbaş: “Sorabilirsiniz.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Beni de tasfiye ederler diyor Abdullah Öcalan (bir kelime anlaşılamadı) barış çatısı altında gelmek.”

Mahkeme Başkanı: “Mikrofona yakın konuşun bazıları zapta geçmiyor. Pardon Savcı Bey Pardon buyurun.”

Tanık Doğan Erbaş: “Tamam hayır bir şey demedim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Barış çatısı altına gelmek isteyen arkadaşların gelmesi işte örgütü tamamen feshedelim diyorlar. Fakat bir kısmını İran’da feshedelim. Sadece Irak’ta istedikleri statüde bırakalım. Bir de af çıkarsınlar diyor. Bu siyasi suçlulara bunları falan Abdullah Öcalan o dönem ben her şeyi konuşmaya hazırım diyor. O zaman kadar bu da Zeki Okçuoğlu avukatı onun yanında bazı konuşmalarınızda temkinli hareket edin örgütü rencide etmeyin. Diğer arkadaşları rencide etmeyin diye söylediğinde Zeki Okçuoğlu’nun bunları MİT’e söylediğini General Veli Küçük bana Doğan Erbaş’a iletin Zeki Okçuoğlu’nu tasfiye etsinler dedi. Zeki Okçuoğlu zaten MİT ajanıdır diye biz Aydınlık Gazetesinde daha sonra Radikal’de Tuncay Özkan Cumhuriyet gibi gazetelerde bütün gazetelerde daha sonra patlattık. Adamı bilmiyoruz MİT’le ilişkisi var mı yok mu? Evet, tabi diskalifiye etmek için sırf Doğan Erbaş’a kaldı her şey birde bir bayandan bahsediyor avukattan bahsediyor. Böyle bir şey geçti mi yani işte bunu tasfiye edin.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “MİT’çi, MİT’çi diye bir şey yayınlandı mı bahsettiği Cumhuriyet Aydınlık Tuncay Özkan'ın çalıştığı Radikal.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hatırlamıyorum hayır. Hayır, hayır hatırlamıyorum.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ragıp Sarafoğlu diye bir isimden bahsediyor. Bu kişiyi tanıyor musunuz?”

Tanık Doğan Erbaş: “Ragıp Zarakoğlu’nu medyadan tabi tanıyorum.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet,”

Tanık Doğan Erbaş: “Yayıncıdır.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Özgürlük ve Politika gazetesinde.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet köşe yazarıdır yayıncıdır.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ne zaman değişti bu ne zaman.”

Tanık Doğan Erbaş: “Elbette tanıyorum.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Özgür Gündem veya Politikanın başına geçti mi yani gelen yayın yönetmeni vesaire oldu mu?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır hiçbir zaman başına geçmedi bildiğim kadarıyla köşe yazıları yazıyordu. En son tutukluydu zaten tahliye edildi.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bir görüşmede de Ermeni konusunun Ermeni dosyası meselesinin görüşüldüğünü iddia ediyor. Doğu Perinçek’le böyle bir konuş görüştünüz mü?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır, hayır.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Dava sanıklarından Hikmet Çiçek’te çıkan 1 nolu deliller içerisinde provokasyon mektubu diye bir yazı var. 3 Haziran 2000 Cumartesi günü kapıya bırakılıyor araştırılıyor diyor. Burada Genelkurmaydan bir subayla Abdullah Öcalan’ın avukatı arasında yapıldığı iddia edilen bir görüşmenin çözüm metni şeklinde bir yazı. Avukat diyor ki bana verilen bilgiye göre görüşme baş başa yapılacaktı. Arkadaşın da katılmasını yadırgadım. Tek başına gelecekti görüşülecekti diyor. Yanında subayın yanında başka birisini görünce yadırgadım diyor. Oğuz diye Genelkurmaydan olduğu iddia edilen subay şöyle diyor. Bu girişimde arkadaşların yediemin olarak bulunmasının yararlı olacağını düşünüyoruz. Özel hattan yediemin bulunmasına itirazınızı soracağım. Parantez açmış sorduktan sonra. Arkadaşların katılmasını istiyoruz diyor. Avukat öyle bilgi verildiği için itiraz ettim. Bizim için de bir sakıncası yok. Oğuz böyle bir girişimin neden 1 yıl sonra başlatıldığını sorabilirsiniz daha önce görüşmeler oldu protokoller de imzalandı. 95, 96’da Şam’da Öcalan’ın bilgisinde bir protokol imzandı ben bu girişimde kendim bulundum. Böyle bir protokolden bilginiz var mı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır bunların hiçbirini şu an yeni duyuyorum.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “95, 96 yıllarında.”

Tanık Doğan Erbaş: “Bütün okuduklarınızı yeni duyuyorum.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Daha sonra 97’de Brüksel’de görüşme oldu. Çevik Bir’e bağlı Osman Albayla görüştü. Ondan bilginiz var mı 97’de Brüksel’de Osman Albay’ın.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır, hayır. Hiçbir bilgim yok.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ancak bu girişimlerin başarılı olması mümkün değildi çünkü Öcalan Şam’dayken kendini kartal olarak görüyordu. Öcalan’ın Şam’da olduğu sırada masaya oturulduğu anda biz 5, 0 mağlup olarak başlıyorduk. Ancak şimdi durum değişti Öcalan yakalandı silahlı mücadeleye son vermeyi kabul etti. Biz 5’iz siz 0’sınız yani Genelkurmay 5 PKK 0. Bunu kabul ederek görüşmeye başlayabiliriz. Siz böyle bir görüşmeden haberiniz var mı katıldınız mı avukat olarak.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır, hayır böyle bir, hayır.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Arkadaşlarınız sizin dışınızdaki Abdullah Öcalan avukatlarının böyle bir görüşme yapıp yapmadığı konusunda bir bilgi var mı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır benim bilgim dahilinde böyle bir görüşme yapıldığını bilmiyorum. Ben yapmadığım gibi yapan bir arkadaş olduğunu da bilmiyorum.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Mahmut Şakar’ı tanıyor musunuz?”

Tanık Doğan Erbaş: “Ayrıca ayrıca zannetmiyorum.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Mahmut Şakar.”

Tanık Doğan Erbaş: “Mahmut Şakar’ı tabi ki tanıyorum. Beraber çalıştık avukat arkadaşımızdır. Bizim diğer soruşturma dosyasında da o soru var. 2004 yılına kadar birlikte çalıştık daha sonra kendisi Avrupa’ya gitti şimdi Avrupa’da Köln’de avukatlık yapıyor. Tabi tanıyorum.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Onun böyle bir görüşmeye katılıp katılmadığı konusunda bilginiz var mı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır bilgim yok.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Doğu Perinçek’in Abdullah Öcalan’a yazdığı bir mektuptan bilginiz var mı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır bundan da bilgim yok.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Sizin cep telefonu irtibatları olarak Erkut Ersoy’la görüşmeniz veya işte.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır Erkut Ersoy ismini burada duydum burada duydum.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bunun defterinde telefon rehberinde kaydınız rastlanmış.”

Tanık Doğan Erbaş: “Tanımıyorum ben biraz önce söyledim il başkanlığı yaptım uzun yıllar.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Özel büro diye internette bir site biliyor musunuz? Özel büro.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır (bir kelime anlaşılamadı) bir şey bilmiyorum telefon.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ahmet Tuncay Özkan'la irtibatınız nedir?”

Tanık Doğan Erbaş: “Efendim?”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ahmet Tuncay Özkan'la.”

Tanık Doğan Erbaş: “Onu girişte söyledim. Kendisi gazeteci sıfatıyla o bin operasyonu mu veya 1 operasyon mu sadece operasyon olabilir. Müvekkilimizin Türkiye’ye teslim edilmesi sürecini işleyen anlatan bir kitap yazmıştı. O çerçevede kendisiyle görüştük onu söyledim zaten.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet.”

Tanık Doğan Erbaş: “Kanal D yayın yönetmeni olabilirdi o dönem hatırlamıyorum ama.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Siz tabi duruşmalar sırasında Adnan Akfırat sizinle görüştüğünü beyan etti daha sonra da Ulusal Kanalda bir yayına çıkarttığını vesaire veya.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır Ulusal Kanalda hiçbir yayına çıkmadım ben hayır.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “İşte sizle yapılan veya sizle yapılan bir görüşmeyi orada yayınlatma.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır ulusal.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Böyle bir şey yayınlandı mı yani sizinle yapılan görüşmede sonra Aydınlık Ulusal Kanal vesaire gibi bir kanalda.”

Tanık Doğan Erbaş: “Ben hatırlamıyorum doğrusu ama yayınlanmış olabilir. Ama ben bir programa falan çıkmadım. Ulusal Kanal bilmiyorum var mıydı yok muydu hatırlamıyorum bir programa falan çıkmadım ama ziyaretimizi anlatan bir haber yapmışlar mı doğrusu hatırlamıyorum onu.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet.”

Tanık Doğan Erbaş: “Şeyi söyledim zaten çok çeşitli eğilimlerden kesimlerden gazetecilerle görüştüğümüzü onlardan bazıları ziyaretimizi yazıyordu kendi yorumlarınca bazıları hiç yazmıyordu. Belki onlar da böyle kısa bir haber olarak yazmış olabilirler ama hatırlamıyorum.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ya bu diyalog röportaj şeklinde bir diyalog muydu yani size sorular sordular o.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır, hayır sohbet hayır, hayır sohbet sadece röportaj değil.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “O birisi, birisi not alıyordu dediniz. Not alan.”

Tanık Doğan Erbaş: “Efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Not alan kişi neyi not alıyordu. Bir kişi oturmuş not alıyor (bir kelime anlaşılamadı).”

Tanık Doğan Erbaş: “Bu konuştuklarımız herhalde yani kendince not alıyordu ama bizim Doğu Bey’le bir röportajımız olmadı.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Gürbüz Çapan’la irtibatınız nedir?”

Tanık Doğan Erbaş: “Onu da biraz önce söyledim Esenyurt belediye başkanıydı uzun yıllar herhalde belediye başkanlığı yaptı. Ben bir partinin il başkanıydım o bölgede de yoğun çalışmalarımızın olduğu bir bölge Esenyurt. Muhtemelen kendi üyelerimizin seçmenlerimizin belediyeyle olan sorunları kapsamında kendisiyle görüşmüş olabilirim daha doğrusu görüştüğümü hatırlıyorum yani ilişkimiz bu, başka bir ilişkimiz yok.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Biz dava sanıklarından Adnan Akfırat’a duruşma sırasında 51. celsede soru olarak yöneltmişiz. PKK terör örgütü elebaşısı Abdullah Öcalan’ın avukatlarıyla görüşme yaptınız mı? Yaptıysanız ne zaman nerede hangi konularda görüşme yaptınız? Bu görüşmeden Doğu Perinçek’in haberi var mıydı şeklinde bir soru yöneltmişiz cevaben şöyle demiş. Şimdi Sayın Başkanım böyle bir sorgulama olabilir mi? Cevap veriyor yani. Şimdi Başkanım böyle bir sorgulama olabilir mi? Yani biz burada ne yapıyoruz. Ben gazeteciyim gazeteci olarak hangi tarihte ne zaman görüştünüz ne konuştunuz? Suç, suç isnadı varsa o söylenir ama bu şey değil burada belirtiyorum zaten. İddia edilen şu işte Tuncay Güney onun kulağına fısıldamış söylettirilmiş böyle bir ilişki var. Tuncay, Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye teslimi sırasında Türk Silahlı Kuvvetleriyle Öcalan arasında pazarlığa Doğu Perinçek aracılık etti diye bir yalan uyduruluyor. O kapsamda bu söyleniyor. Burada Doğan Erbaş’la bir görüşme evet ben Avukat Doğan Erbaş’la görüştüm. Görüşmemin nedeni şudur. Doğan Erbaş, Abdullah Öcalan Türkiye’ye geldikten sonra Mustafa Kemal’in 1920’lerde uyguladığı Kürt politikasının doğru politika olduğunu ve iki halkı birleştirdiğini dolayısıyla bu Kürt sorununun çözümünde de Mustafa Kemal’in politikalarının bugün yeniden izlenmesi gerektiği şeklinde açıklamalar yapıyor. Böyle bir açıklama yaptı mı Abdullah Öcalan sizin bilginiz var mı?”

Tanık Doğan Erbaş: “İmralı savunmalarına buna benzer açıklamalar yaptı. Bu bunlar medyaya da yansıdı zaten o zaman çok geniş şekilde.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Gazetelerde böyle şeyler yayınlanıyordu.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Biz bunu Sayın Doğan Erbaş’la bunu konuştum. Evet, böyle midir doğru mudur gerçekten Abdullah Öcalan böyle açıklamalar mı yapıyor. Bizde bu konuda eğer doğruysa bunlar gazetelerdeki yurtdışında çıkan PKK’ya çıkan dergilerde bunlar çıkıyordu. Bizde bunu haber yapmak isteriz diye Doğan Erbaş’la konuştum. Doğru mu bunu mu konuştunuz yani?”

Tanık Doğan Erbaş: “Doğrudur, doğrudur yani (bir kelime anlaşılamadı).”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bu konu muydu konuştuğunu?

Tanık Doğan Erbaş: “Efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bu konu muydu?”

Tanık Doğan Erbaş: “Doğrudur evet, evet, evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ve o görüşmenin sonunda da Doğan Erbaş çok emin değilim ama Ulusal Kanal’da bir programa da geldi katıldı.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır o bölümünü yanlış hatırlamış ben öyle bir programa katılmadım.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “O konudaki görüşlerini de söyledi.”

Tanık Doğan Erbaş: “Yani birçok televizyon programına çıktım ama Ulusal Kanal’da bir programa katıldığımı hatırlamıyorum.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet.”

Tanık Doğan Erbaş: “İstenirse herhalde bulunabilir yani gerçi.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Teşekkür ederim Sayın Başkanım sorularım bu kadar.”

Mahkeme Başkanı: “Mikrofon verelim Doğu Bey’e.”

Sanık Doğu Perinçek söz istedi verildi: “Abdullah Öcalan hangi tarihte İtalya’daydı hatırlıyor musunuz?”

Tanık Doğan Erbaş: “Türkiye’ye getirilmeden 3 ay önce yani 99 Şubat’ından geriye gidildiğinde.”

Sanık Doğu Perinçek: “Ocak Aralık, Aralık veya Kasım.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet yani evet, evet, evet.”

Sanık Doğu Perinçek: “Evet. Peki, Türkiye’ye hangi tarihte getirildi?”

Tanık Doğan Erbaş: “15 Şubat 99.”

Sanık Doğu Perinçek: “15 Şubat 99. Demek 15 Kasım 99 oluyor. Peki, siz bir kez daha soruyorum 15 Kasım 1999 günlerinde veya 15 Şubat 2000 pardon 15 Kasım 1998 günlerinde veyahut da 15 Şubat arifesinde 1999 yılının Abdullah Öcalan’ın teslim edilmesiyle ilgili herhangi bir görüşme yaptınız mı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır herhangi bir kimseyle bu konuda herhangi bir görüşme yapmadım.”

Sanık Doğu Perinçek: “Siz o sırada Abdullah Öcalan’ın vekil miydiniz?”

Tanık Doğan Erbaş: “Ben zaten yapamazdım… Hayır, ben zaten yapamazdım.”

Sanık Doğu Perinçek: “Hayır, hayır onu da saptayalım da yani avukatı mıydınız?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır, hayır, hayır.”

Sanık Doğu Perinçek: “Değildiniz. Peki, Emcet Olcaytu paşa diye bir paşanın bu tür görüşmeler yapılması konusunda müdahil olduğu noktasında bir bilginiz var mı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır ismini ilk defa burada bugün duyuyorum.”

Sanık Doğu Perinçek: “Duyuyorsunuz.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet.”

Sanık Doğu Perinçek: “Emcet Olcaytu diye bir paşa var mı duydunuz mu?”

Tanık Doğan Erbaş: “Bilmiyorum yani doğrusu.”

Sanık Doğu Perinçek: “Bilmi…”

Tanık Doğan Erbaş: “Burada duydum ama var herhalde diye yani mahkeme söylediğine göre herhalde vardır diye tahmin ediyorum.”

Sanık Doğu Perinçek: “Evet, evet vardır herhalde vardır.”

Tanık Doğan Erbaş: “Bilmiyorum.”

Sanık Doğu Perinçek: “Peki siz avukatsınız sizin meslektaşlarınız arasında Avukat Emcet Olcaytu ismini duydunuz mu?”

Tanık Doğan Erbaş: “Ya emin değilim doğrusu yani.”

Sanık Doğu Perinçek: “Emin değilsiniz.”

Tanık Doğan Erbaş: “Emin değilim.”

Sanık Doğu Perinçek: “Evet. Emcet Olcaytu diye bir paşa yok. Savcı okudu ama Emcet Olcaytu diye bir avukat var.”

Tanık Doğan Erbaş: “Çok aktif bir meslektaşımız olmasa gerek yoksa.”

Sanık Doğu Perinçek: “Evet, evet.”

Tanık Doğan Erbaş: “İsmen olsa tanırdım evet.”

Sanık Doğu Perinçek: “Peki Doğu Perinçek Eylül 1998’de Haymana Cezaevine girdiğine göre Aralık veya Kasım ayında yani Haymana Cezaevine girmesinden 2 veya 3 ay sonra veya Şubat 15 civarında yani 5 ay sonra cezaevine girmesinden Haymana Cezaevinden gizlice kaçıp gelerek sizlerle veya başka bir Abdullah Öcalan’ın avukatıyla görüştüğü konusunda bir duyumunuz bir bilginiz bir istihbaratınız var mı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır.”

Sanık Doğu Perinçek: “O tarihlerde.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır.”

Sanık Doğu Perinçek: “Peki Şubat 15’ten sonra Ağustos ayına kadar Haymana cezaevinden Doğu Perinçek’in kaçıp sizlerle görüştüğü konusunda veya Tuncay Güney’le vesaire bütün bunları Abdullah Öcalan’ın çünkü teslim edilmesi konuşuluyor. Abdullah Öcalan’ın teslim edilmesi süreci veya teslim olmasından sonraki veya yakalanmasından sonraki süreçle ilgili Genelkurmay’la görüşmeleri yürüttüğü konusunda bir bilginiz var mı?”



Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə