13. AĞIr ceza mahkemesi ( tmk 10 maddesi İle yetkiLİ ) duruşma tutanağI



Yüklə 0.72 Mb.
səhifə7/7
tarix12.08.2018
ölçüsü0.72 Mb.
1   2   3   4   5   6   7

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır hiçbir bilgim yok.”

Sanık Doğu Perinçek: “Hayır, peki siz Milliyet Gazetesinde o tarihlerde Genelkurmay’da Abdullah Öcalan’la görüşme meselelerinin çözülmesi konusunda 3 ayrı aynı Tuncay Güney’in ifadesinde geçtiği gibi 3 ayrı görüşme yapıldığı konusunda Milliyet gazetesinde manşetten bilgiler çıktı. Ben Mahkemeye o.”

Tanık Doğan Erbaş: “Milliyet Gazetesinde.”

Sanık Doğu Perinçek: “Evet Milliyet, siz o Genelkurmay’daki Milliyet’in bahsettiği 3 ayrı görüşmeye katıldınız mı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır böyle bir şey de duymadım, ilk defa duyuyorum.”

Sanık Doğu Perinçek: “Duymadınız, Milliyet yazdı. Peki, o Genelkurmay’daki görüşmelere Doğu Perinçek Haymana cezaevinden kaçarak katıldığı konusunda bir bilginiz var mı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır, hayır.”

Sanık Doğu Perinçek: “O konuda da bilginiz yok.”

Tanık Doğan Erbaş: “Milliyet’in haberini ilk defa sizden şu an duyuyorum yani.”

Sanık Doğu Perinçek: “Evet, evet, evet ben onu Mahkemeye arz ettim, size de yollarım, postayla gönderirim. Tabi Mahkemeden tekrar Haymana cezaevine iddia ediyor dendi. Haymana cezaevinde kaldığımız dönem iddiayla falan ilgisi yok, sabit şeyler, ben Eylül 98’den Ağustos 99’a kadar bütün bu olayları, Tuncay Güney’in anlattığı olaylardan 5 ay önce ve bilmem 6–7 ay sonraya kadar Haymana cezaevindeyim. Abdullah Öcalan’ın ben Haymana cezaevinden çıktıktan sonra, muhtemelen 2000 yılı başlarında, Abdullah Öcalan’ın 3 avukatının beni ziyaret ettiği konusunda bir bilginiz var mı?”

Mahkeme Başkanı: “Mustafa.”

Sanık Doğu Perinçek: “Bekleyeyim mi, bekleyelim mi?”

Mahkeme Başkanı: “Devam edin.”

Sanık Doğu Perinçek: “Devam, Abdullah Öcalan’ın 3 avukatının beni ziyaret ettiği konusunda bilginiz var mı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Net hatırlamıyorum, o zaman çok yoğun görüşmeler yapılıyordu, olabilir yani.”

Sanık Doğu Perinçek: “O görüşmelerin içeriği konusunda.”

Tanık Doğan Erbaş: “Ben biraz önce anlattım onu.”

Sanık Doğu Perinçek: “Sizin ifadenizde de var.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet, evet.”

Sanık Doğu Perinçek: “2 diye geçiyor.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet, evet, evet.”

Sanık Doğu Perinçek: “O 3’tür, 3 avukatı, avukatı.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet, evet.”

Sanık Doğu Perinçek: “Beni ziyaret etti, fakat o avukatlar arasında siz yoktunuz. O ziyaretten sonra.”

Tanık Doğan Erbaş: “Birçok avukat değişik gazetecilere gidiyorlardı evet.”

Sanık Doğu Perinçek: “Ziyaret etti, peki beni 2002 yılı Mart sonunda 31 Mart olabilir, İşçi Partisinin Ankara’da yapılan 6. genel kongresi sırasındaki 31 Mart 2003 oluyor, çünkü şey savaşı söz konusuydu, Körfez savaşı. Gene avukat, 3 tane Abdullah Öcalan avukatının Ankara’da kongrede gelip ziyaret ettiğini biliyor musunuz?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır hatırlamıyorum.”

Sanık Doğu Perinçek: “Onu da bilmiyorsunuz, o da doğrudur.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hatırlamıyorum.”

Sanık Doğu Perinçek: “Ziyaret etmiştir, o da doğru.”

Tanık Doğan Erbaş: “Yani başka avukat, isimleri var mı sizde?”

Sanık Doğu Perinçek: “Yani bunlar geçmiyor ama yani.”

Tanık Doğan Erbaş: “İsimler var mı sizde?”

Sanık Doğu Perinçek: “Var.”

Tanık Doğan Erbaş: “İsimler var mı sizde?”

Sanık Doğu Perinçek: “O zaman kaydetmiş olabiliriz, şu anda aklımda değil.”

Tanık Doğan Erbaş: “Bilmiyorum yani hatırlayamadım.”

Sanık Doğu Perinçek: “3 avukatı beni ziyaret, ama siz yoksunuz.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet, evet.”

Sanık Doğu Perinçek: “Sizinle görüşmemizin, yani sizin beni ziyaretinizin tarihini hatırlıyor musunuz, o Beyoğlu’ndaki parti merkezi?”

Tanık Doğan Erbaş: “Biraz önce Sayın Mahkeme Başkanına cevaben söyledim ama yani çok net hatırlayamıyorum doğrusu, yani.”

Sanık Doğu Perinçek: “Evet, ben Haymana’dan Ağustos’ta çıktım, oradan tatile çıktım falan filan, bu büyük bir ihtimalle ya Aralık olabilir, ya 2000 yılı başı olabilir. Çünkü o zaman.”

Tanık Doğan Erbaş: “2000 yılı başı olabilir evet 2000 yılı başı olabilir.”

Sanık Doğu Perinçek: “Evet o tarih, doğru, peki bu görüşmede.”

Tanık Doğan Erbaş: “Ben 2000 yılı Ağustos ayında il başkanı olmuştum, sizinle görüştüğümde il başkanı değildim öyle hatırlıyorum.”

Sanık Doğu Perinçek: “Bu görüşmede siz mi bana başvurdunuz, ben mi sizi davet ettim?”

Tanık Doğan Erbaş: “Şöyle hatırlıyorum.”

Sanık Doğu Perinçek: “Evet, evet.”

Tanık Doğan Erbaş: “Yanılıyor olabilirim, siz daha benden daha, benden önce sizinle görüşen arkadaşlarla bir sohbetiniz olmuş, benimle görüşmek istediğinizi söylemişsiniz, yani öyle hatırlıyorum.”

Sanık Doğu Perinçek: “Ben, ben sizin bana başvurdunuz diye hatırlıyorum.”

Tanık Doğan Erbaş: “Olabilir, o da olabilir, o da olabilir.”

Sanık Doğu Perinçek: “Önemli değil, bende sizi davet etmiş olabilirim hiçbir mahsuru yok.”

Tanık Doğan Erbaş: “Mümkündür, mümkündür o da olabilir.”

Sanık Doğu Perinçek: “Evet onu şey yapayım.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet.”

Sanık Doğu Perinçek: “Peki o görüşmede kimler bulunuyordu, net olarak hatırlıyor musunuz?”

Tanık Doğan Erbaş: “Yani 2 isim hatırlıyorum ama birebir tanıştırılmadım.”

Sanık Doğu Perinçek: “Evet, evet.”

Tanık Doğan Erbaş: “Yani sizinle konuştum, 2 kişiyle siz tanıştırmayınca bende sormadım.”

Sanık Doğu Perinçek: “Evet, evet.”

Tanık Doğan Erbaş: “Herhalde gazetede çalışanlar filan dedim.”

Sanık Doğu Perinçek: “Peki size Mahkeme heyeti resimlerini gösterse Tuncay Güney’in, çünkü tereddütlü ifadenizde tereddütlü”

Tanık Doğan Erbaş: “Ben Tuncay Güney’i televizyon ekranlarında çok gördüm.”

Sanık Doğu Perinçek: “Tunca…”

Mahkeme Başkanı: “Onları, onları göstereceğiz Doğu Bey, göstereceğiz.”

Sanık Doğu Perinçek: “Gösterelim, çünkü kesinlikle, kesinlikle diyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Tamam.”

Sanık Doğu Perinçek: “Kesinlikle diyorum, zaten Tuncay Güney orada yoktu, kesinlikle diyorum, zaten Tuncay Güney’in anlatımları.”

Mahkeme Başkanı: “Efendim Doğu Bey yani bakın bu, bu tür şeyler yönlendirme amaçlıdır.”

Sanık Doğu Perinçek: “Tamam, ama bakın.”

Mahkeme Başkanı: “Bakın, siz.”

Sanık Doğu Perinçek: “Ben Haymana cezaevindeyken neler dönüyor, hiç oralarda devamlı devamlı getiriliyor, bunlar Mahkemeye arz edildiği halde bütün belgeleri gösterildiği halde, Kenya diyor, son derece teferruatlı, Kenya, İtalya teslim olması, bütün bu tarihlerde Haymana cezaevindeyim. Bunları Savcı bildiği halde döndürüp, döndürüp getiriyor. Yani yazık zamanımız gidiyor.”

Mahkeme Başkanı: “Bu tür yorumlar yapmanız doğru değil.”

Sanık Doğu Perinçek: “Peki, peki efendim, peki.”

Mahkeme Başkanı: “Soru ve cevap şeklinde olsun Doğu Bey buyurun.”

Sanık Doğu Perinçek: “Peki soru ve cevap şeklinde devam ediyoruz. Sizinle görüşmemizi ben hangi sıfatla yaptım, o yani siz bana ne için?”

Tanık Doğan Erbaş: “Gazeteci, bir dergi.”

Sanık Doğu Perinçek: “Evet.”

Tanık Doğan Erbaş: “Bir derginin genel yayın yönetmeni miydiniz? Veya?”

Sanık Doğu Perinçek: “Hayır yok o zaman ben İşçi Partisi genel başkanıyım, önemli değil unutmuş olabilirsiniz, çünkü aradan ne oluyor 14 sene.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet yani bir.”

Sanık Doğu Perinçek: “15 sene geçmiş oluyor.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet.”

Sanık Doğu Perinçek: “Evet 14 sene.”

Tanık Doğan Erbaş: “Ama bir haber, bir dosya hazırlamak istediğinizi veya arkadaşlarınızın hazırlayacağını, yani Kürt sorununun güncel boyutları gibi kalmış aklımda.”

Sanık Doğu Perinçek: “Evet yani.”

Mahkeme Başkanı: “Bir dakika efendim, bir dakika.”

Sanık Doğu Perinçek: “Evet dinlesin.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet öyle kalmış aklımda, böyle bir haber.”

Sanık Doğu Perinçek: “Peki.”

Tanık Doğan Erbaş: “Bir dosya hazırlayacağınızı, o çerçevede görüşmek istediğinizi öyle hatırlıyorum.”

Sanık Doğu Perinçek: “Benim o konularla bir ilgim yoktu o zaman, olabilir öyle hatırlıyor olabilirsiniz, hiçbir zararı yok.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet, evet, evet.”

Sanık Doğu Perinçek: “Tuncay Güney’in geçenlerde gazetelerde çıktı, Ergenekon bir oyundur, herkes üzerine düşen rolü oynadı, bunu okudunuz mu?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır.”

Sanık Doğu Perinçek: “Peki bu.”

Tanık Doğan Erbaş: “En son Tuncay Güney’le ilgili 2 yıl, ya 3 yıl önce bir haber çıkmıştı, ama onu şu an bilmiyorum.”

Sanık Doğu Perinçek: “Sayın Hakimim bir şey bende duy…”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Beyan öyle değil, eksik aktarıyorsunuz.”

Sanık Doğu Perinçek: “Devamını söyleyeceğim şimdi, bu Ergenekon oyununun amacı Kürtlerin devlet kurmasıydı, eksik olan bu mu Sayın Hakim?”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Hayır eksik (bir kelime anlaşılamadı) yani, tam, tam metni okumanız lazım.”

Sanık Doğu Perinçek: “Benim aklımda kalan.”

Mahkeme Başkanı: “Siz sorun da Hakim gerekli soruları sorar.”

Sanık Doğu Perinçek: “Benim aklımda kalanı aktarıyorum, evet ben şu anda metin aklımda değil.”

Mahkeme Başkanı: “Efendim buyurun sorunuzu sorun.”

Sanık Doğu Perinçek: “Tuncay Güney Ergenekon bir oyundur, herkes üzerine düşen rolü oynadı, bu birinci cümlesiydi. İkinci cümlesi, bu Ergenekon oyununun amacı Kürtlerin devlet kurmasıydı şeklinde bir ikinci cümlesi vardı.”

Sanık Doğu Perinçek: “Efendim buyurun.”

Salonda söz almadan konuşanlar oldu: “Kürtler haklarını alacak.”

Sanık Doğu Perinçek: “Kürtler haklarını alacak, devlet kuracak şeklindeydi.”

Mahkeme Başkanı: “Efendim böyle lütfen.”

Sanık Doğu Perinçek: “Bu beyanı okudunuz mu?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır okumadım.”

Sanık Doğu Perinçek: “Peki.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hatırlamıyorum, ne zaman çıkmış bu beyanı?”

Sanık Doğu Perinçek: “Bunlar 15 gün önce.”

Mahkeme Başkanı: “Tamam haberiniz yok dediniz, bilmiyorsunuz.”

Tanık Doğan Erbaş: “Yani soruyorum evet ne zaman.”

Sanık Doğu Perinçek: “Burada var, buyurun, nerede tamam, şöyle efendim, Sayın Hakimde söylediği için berraklaştıralım. Tuncay Güney Ergenekon’daki rolünü açıkladı, ben görev adamıyım, üzerime düşeni yaptım. Tuncay Güney’den yanıt geldi, Güney Ergenekon davasıyla ilgili bu bir oyun, tekrar ediyorum bu bir oyun ve oyunda herkes üstüne düşeni yapar. Ben aslında tam güzel vermemişim, bu daha, daha iyi anlatıyor. Ben bir görev adamıyım ve halen işimi yapıyorum, dedi. ABD’ye uluslararası yetkiyle geldim diye de devam ediyor. Amerika’ya geldim, Amerika’ya gelirken de uluslararası yetki ve ilişkimi kullandım. Yani oyunda hangi aktörler var, evimde bulunan çuval dolusu belgeler 6 çuvaldı, isteseydik 20 çuval bulundururdum. Unutmayın ben Başbakanlık devlet arşivlerinde görevliydim, o kimliğim de basına verilmişti. Belgeler ise devletin Türk istihbarat birimlerine ait, ayrıca adamın biri dediğiniz benim görev dosyamı, yaptığım işleri yetkili makamlardan isteyiniz. İran, Irak, Suriye, Lübnan’da birçok üst düzey yetkiliyle görüştüm, hangi yetkiliyle derseniz, basın mı, Türkiye’de bulunduğum süre içerisinde istediğim basın kuruluşunda çalıştım. Sabah, Milliyet, Akşam gibi, solcudan, sağcıya, mafyadan, PKK’lıya, Manukyan Hanımdan bakanlara kadar birçok kimseyle teşriki mesaim olmuştur. Türkiye dışını anlatmadım, Ergenekon mu, bu bir oyun ve oyunda herkes üstüne düşeni yapar. Kemalizm iflas etmiştir, ekonomi ve siyasi hayatımızı yönlendiren global patronlar başkanlık sistemi istiyor. Rejim değişiyor, Kürtler haklarını alacak, Özal’a Amerika, Türkiye’yi ya büyült ya küçültelim dedi. Türkiye büyüyemedi, küçülecek, Özal’a Büyük Ortadoğu devleti olsun demişlerdi, olmadı. BOP dayandı kapımıza, unutmayın ki benim dosyam devlet sırrı kapsamında, oysa ben TRT’ye çıktığımda devlet sırrından çıkarım demiştim. Oysa ben bir görev adamıyım ve halen işimi yapıyorum, çok teşekkür ederiz, Sayın Hakimin müdahalesi, ben Ergenekon tertibini bu kadar güzel ve özlü anlatan bir metne rastlamadım.”

Mahkeme Başkanı: “Efendim soru mu soruyorsunuz, yorum mu yapıyorsunuz Doğu Bey bakın ikaz ediyorum, lütfen.”

Sanık Doğu Perinçek: “Sayın Hakim, Sayın Hakim.”

Mahkeme Başkanı: “Devam edemezsiniz bu şekilde.”

Sanık Doğu Perinçek: “Tamam.”

Mahkeme Başkanı: “Bu haberden, Tuncay Güney’in bu haberinden bilginiz var mı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır.”

Mahkeme Başkanı: “Tamam.”

Sanık Doğu Perinçek: “Evet, şimdi Haymana cezaevine tekrar size yazılı arz etmiştim, hala karar vermediniz. Haymana cezaevine yazı, çünkü iddia edildi falan diye böyle bir şey olmaz. Ta bunun 5 yıl evvel yapılması lazım.”

Mahkeme Başkanı: “Efendim o kayıtları araştırırız, resmi kayıtlardır.”

Sanık Doğu Perinçek: “Evet Haymana cezaevine bir yazı yazacaksınız.”

Mahkeme Başkanı: “Karar veririz efendim buyurun.”

Sanık Doğu Perinçek: “Ve o hangi tarihlerde olduğumu bildireceksiniz. İki, Doğan Erbaş’a resimler göstereceksiniz Tuncay Güney o gün odada var mı? Kesinlikle öyle bir adam yok.”

Mahkeme Başkanı: “Evet tamam, buyurun.”

Sanık Doğu Perinçek: “Zaten o olur da o tarihlerde ben Haymana.”

Mahkeme Başkanı: “Buyurun, Tuncay Özkan’ı tanıyor musunuz Doğan Bey?”

Tanık Doğan Erbaş: “Ben medyada gördüm, medyada gördüm fotoğraflarını.”

Mahkeme Başkanı: “Bir görüşmüşlüğünüz, konuşmuşluğunuz, kendisi hakkında bir bilginiz var mı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır, hayır, hayır, hayır.”

Mahkeme Başkanı: “Evet, Yalçın Bey’i tanıyor musunuz?”

Tanık Doğan Erbaş: “Tabi, tabi tanıyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Görüşmüşlüğünüz var mı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet Gebze cezaevinde ziyaret ettiğimi söyledim. Gebze cezaevindeyken ne kadar tutuklu kaldığını hatırlamıyorum ama bir avukat arkadaşımla birlikte kendisini ziyaret etmiştim.”

Tanık Doğan Erbaş: “99 falan olmalıdır.”

Mahkeme Başkanı: “Evet buyurun Yalçın Bey.”

Sanık Yalçın Küçük söz istedi verildi: “Çok kısa efendim zamanınızı almayacağım, Doğan Bey hoş geldiniz.”

Mahkeme Başkanı: “Mikrofon açık değil galiba.”

Sanık Yalçın Küçük: “Yalçın Küçük efendim, şimdi şu İrfan Dündar’ın benimle görüşmesinde size soracaklarım var.”

Tanık Doğan Erbaş: “Buyurun.”

Sanık Yalçın Küçük: “Ben İrfan Dündar diye bir insanla telefonda konuşmadım, benimle konuşmak istedi reddettim. Galiba sen MİT’çisin dedim, en kibar şekilde, bende kibar bir adamım. Konuşmadım, kayıtlar öyle, sizin aynı büroda çalışıyordunuz. İrfan Dündar’ın beni telefonla arayacağından herhangi bir haberiniz var mı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır.”

Sanık Yalçın Küçük: “Çok teşekkür ederim, peki çok kısa tutacağım, şu şemayı size Gebze’de avukat görüşmesi şeması olarak çizdim. Şimdi tutuklusunuz, avukatınızla görüşüyorsunuz, avukatınız geldiği zaman serbestçe konuşuyorsunuz. Ama bir kişi oluyorsunuz değil mi?”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet.”

Sanık Yalçın Küçük: “Evet, Gebze’de nasıldır, şöyle masanın etrafındaydık değil mi efendim?”

Tanık Doğan Erbaş: “Doğru 9–10 avukat, 10–15 müvekkil.”

Sanık Yalçın Küçük: “Evet, sanki sanki.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet.”

Sanık Yalçın Küçük: “Sanki festival gibidir değil mi efendim?”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet bir banko, hatırlıyorum bir banko.”

Sanık Yalçın Küçük: “Siz bir tek gün benim için gelmediniz değil mi efendim?”

Tanık Doğan Erbaş: “Doğru hayır.”

Sanık Yalçın Küçük: “Tamam, gelirken herkes orada oluyordu, bende hoş sohbet bir adamdım, benimle konuşuyordunuz değil mi efendim?”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet aynen öyle.”

Sanık Yalçın Küçük: “Yanınızda Aysel Tuğluk oluyordu o zaman ben onu hatırlıyorum, sizin yüzünüzü de hatırlıyorum hiç değişmemişsiniz.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet.”

Sanık Yalçın Küçük: “Bir olabilir, iki olabilir daha fazla olmaz, ben.”

Tanık Doğan Erbaş: “Ben 1 diye hatırlıyorum ama.”

Sanık Yalçın Küçük: “Olabilir efendim.”

Tanık Doğan Erbaş: “Bilemiyorum.”

Sanık Yalçın Küçük: “Orada beraber konuşuyoruz dedim, Türkçede konuşuyorduk, görüşüyorduk demek kibarlık unsurudur efendim.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet.”

Sanık Yalçın Küçük: “1 defa oluyordu, herkesle konu… Siz tekrar belleğinizi hatırlatıyorum, Aysel için geliyordunuz, barış grubundan.”

Tanık Doğan Erbaş: “Haydar Ergül ve Aysel Doğan.”

Sanık Yalçın Küçük: “Dilek için geliyordunuz.”

Tanık Doğan Erbaş: “Dilek evet.”

Sanık Yalçın Küçük: “Halil için geliyordunuz, şey Haydar için geliyordunuz.”

Tanık Doğan Erbaş: “Haydar Ergül söyledim onu zaten.”

Sanık Yalçın Küçük: “Evet.”

Mahkeme Başkanı: “Yalçın Küçük’le görüştünüz mü, konuşmanızın içeriği neydi biliyor musunuz?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır işte o müvekkillerimizle görüşüp, ben girişte söyledim bunu, o müvekkillerimizle görüşmeye gittiğimizde Yalçın Küçük’ün de orada olduğunu, tutuklu olduğunu öğrendik ve nezaket çerçevesinde bir geçmiş olsun dedik. Zaten bir bankonun bir tarafında avukatlar, bir tarafında tutuklular.”

Mahkeme Başkanı: “Anlaşıldı onun dışında başka bir konuşmanız olmadı.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır, hayır.”

Sanık Yalçın Küçük: “Benimle iç… birkaç se… bir olur iki olur.”

Tanık Doğan Erbaş: “Ben 1 hatırlıyorum ama.”

Sanık Yalçın Küçük: “Sizin söylediğinize katılıyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Buyurun Yalçın Bey.”

Sanık Yalçın Küçük: “Bitiriyorum efendim.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet.”

Sanık Yalçın Küçük: “Bitiriyorum, bütün konuşmalar için çok teşekkür ederim. Efendim ben İrfan Dündar’la hiç konuşmadım, çokta memnunum. MİT’in gönderdiğini tahmin ettim, siz de. Şu sizin iddianameniz, bu iddianamenin delilleri hakkında şunlar şunlar diyor, İrfan Dündar’ın beyanları diyor. Bütünü okudum onları, daha sizinkini de okuyacağım. İsabet etmişim, Mahkemenin zamanını almayacağım.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet.”

Sanık Yalçın Küçük: “Şu dosyada da İrfan Dündar hakkındaki bilgiler var, çok teşekkür ederim geldiğiniz için, çok yararlı oldu benim için de, sağ olun efendim.”

Sanık Doğu Perinçek söz almadan konuştu: “Efendim bir soru, önemli bir sorum var.”

Mahkeme Başkanı: “Sanıklardan Hüseyin Yanç’ın yazılı soru dilekçesi var.”

Sanık Doğu Perinçek: “Sayın Yargıcım 1 cümlelik.”

Mahkeme Başkanı: “Bir dakika, bir dakika efendim.”

Sanık Doğu Perinçek: “Abisinin.”

Mahkeme Başkanı: “Bir dakika.”

Sanık Doğu Perinçek: “Evet.”

Mahkeme Başkanı: “Soru şu şekilde, terör örgütü Ergenekon ve derin devletin PKK’yı kurduğu, yönlendirdiği iddiaları doğru mu diye bir sorusu var.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır, hayır.”

Mahkeme Başkanı: “Bu konuda bilginiz var mı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Ben girişte düşüncelerimi söyledim. Kimin sorusuydu ben anlayamadım özür dilerim.”

Mahkeme Başkanı: “Ergenekon biliyor musunuz, bu nedir, anlatır mısınız? Siz Ergenekon ismini ilk ne zaman duydunuz, duydunuz mu?”

Tanık Doğan Erbaş: “Efendim?”

Mahkeme Başkanı: “Ergenekon ismini ilk ne zaman duydunuz, yani iddia olunan Ergenekon terör örgütü ismini?”

Tanık Doğan Erbaş: “İlk bu dava, bu davalar, bu yargılama süreci başladığında medyadan duydum. Ondan önce de zannedersem Can Dündar’ın ama çok daha uzun yıllar önce yazdığı bir kitabı görmüştüm, onun dışında herhangi bir bilgim yok.”

Mahkeme Başkanı: “Size monitörde bazı fotoğraflar göstereceğiz, tanıdığınız var mı onların arasında bakar mısınız?”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet, görüyorum buradan.”

Mahkeme Başkanı: “Değiştirelim başka görüntüsü varsa.”

Tanık Doğan Erbaş: “Tanımıyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Evet şu anda ekranda gördüğünüz Sanık Hikmet Çiçek tanımıyorum diyorsunuz.”

Tanık Doğan Erbaş: “Tanıyamadım evet, tanımıyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Değişik görüntülerini gösterelim.

Tanık Doğan Erbaş: “Tanımıyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Evet şu anda ekranda gördüğünüz Sanık Adnan Akfırat, tanımıyorum diyorsunuz.”

Tanık Doğan Erbaş: “Tanımıyorum, tanımıyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Şu anda ekranda gördüğünüz Sanık Ferit İlsever, tanıyor musunuz?”

Tanık Doğan Erbaş: “Tanımıyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Tanımıyorum diyorsunuz.”

Tanık Doğan Erbaş: “Tanımıyorum hayır tanımıyorum. Medyadan, medyadan fotoğraflarını biliyorum.”

Mahkeme Başkanı: “İsmi nedir?”

Tanık Doğan Erbaş: “Veli Küçük, medyadan tabi evet.”

Mahkeme Başkanı: “Evet şu anda ekranda gördüğünüz Sanık Veli Küçük.”

Tanık Doğan Erbaş: “Medyadan biliyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Medyadan tanıyorum diyorsunuz.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet, tanımıyorum, tanımıyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Evet şu anda ekranda gördüğünüz Sanık Nusret Senem, tanımıyorum diyorsunuz.”

Tanık Doğan Erbaş: “Tanımıyorum, tanımıyorum. Evet, Gürbüz Çapan tanıyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Evet ekranda gördüğünüz Sanık Gürbüz Çapan.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet, evet.”

Mahkeme Başkanı: “Tanıdığınızı söylediniz.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet onu izah ettim zaten şeyini, tanımıyorum, tanımıyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Evet şu anda ekranda gördüğünüz Sanık Emcet Olcaytu, tanımıyorum diyorsunuz.”

Tanık Doğan Erbaş: “Doğu Bey, Doğu Perinçek.”

Mahkeme Başkanı: “Evet ekranda gördüğünüz Sanık Doğu Perinçek, tanıyorsunuz.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet.”

Mahkeme Başkanı: “Şu anda fotoğrafta iki kişi gözüküyor, tanıyor musunuz onlardan birini?”

Tanık Doğan Erbaş: “Birisi Sayın Talabani galiba.”

Mahkeme Başkanı: “Evet, diğeri.”

Tanık Doğan Erbaş: “Çok eski bir fotoğraf olmalı ama diğerini çıkaramadım.”

Mahkeme Başkanı: “Değiştirelim, başka fotoğraf gösterelim.”

Tanık Doğan Erbaş: “Türkeş Bey hatırlıyorum, ama diğeri tanıyamadım.”

Mahkeme Başkanı: “Ortadaki şahsı tanıyor musunuz?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır tanımıyorum. Sayın Barzani ama diğerlerini tanımıyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Evet ortadaki şahsı tanıyor musunuz?”

Tanık Doğan Erbaş: “Tanımıyorum hayır.”

Mahkeme Başkanı: “Evet son gösterilen fotoğraflar Tuncay Güney’e ait fotoğraflardı, tanıyor musunuz?”

Tanık Doğan Erbaş: “Yani tabi bu fotoğrafı görünce olabilir diye düşünüyorum ama çokta eminde değilim doğrusu, televizyonda daha farklı görünüyordu, burada fotoğraflar çok eski veya şey yapamadım.”

Mahkeme Başkanı: “Evet.”

Tanık Doğan Erbaş: “Emin değilim.”

Mahkeme Başkanı: “Bakın başka fotoğraflar da var.”

Tanık Doğan Erbaş: “Tanı… burada kimseyi tanıyamadım. Hayır, bunları da tanıyamadım. Hayır, bunu da tanıyamadım.”

Mahkeme Başkanı: “Evet yine son gösterilen fotoğraflar Tuncay Güney’e ait fotoğraflar onu tanımadığınızı söylediniz.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet.”

Mahkeme Başkanı: “Avukat arkadaşlardan sorusu olan, buyurun Avukat Hanım.”

Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük söz istedi verildi: “Şimdi Tuncay Güney’in beyanları size burada ayrıntılarıyla okundu. Bunlar poliste verilmiş bir mülakat biliyorsunuz 2001 yılında, burada mülakatı sırasında diyor ki, bir kitaptan bahsediyor. Bir muhatap arıyorum kitabından bahsediyor.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet.”

Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük: “Ve bin dokuz yüz, burada konuşanlara göre 2000’li yıllar, yani 2000 yılı gibi veya 1999 yılı gibi bu kitabın Abdullah Öcalan tarafından gönderildiğini ve sizin aracı kılındığınızı, Veli Küçük’e iletilmek üzere bir mektupla beraber gönderildiği şeklinde bir beyan var. Deminki beyanınızda bu kitabın 94 yılında yayınla…”

Tanık Doğan Erbaş: “90, 90’lı yılların ilk yarısı diyebilirim.”

Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük: “Hı hı.”

Tanık Doğan Erbaş: “Yani 92 olabilir, 3 olabilir, ama kesinlikle eminim 90’lı yılların ilk yarısında bu kitap basıldı.”

Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük: “Basıldı ve yayınlandı mı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Tabi, tabi, tabi.”

Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük: “Yani ve.”

Tanık Doğan Erbaş: “Tabi getirilebilir onun yani, yayın şeyi bulunabilir.”

Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük: “Hı, hı, yani bu durumda henüz basılmış ama yayınlanmamış bir kitabı gönderdiği şeklindeki Tuncay Güney’in beyanı.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır o adı geçen kitap 90’ların ilk yarısında basıldı, yayınlandı.”

Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük: “Yayınlandı.”

Tanık Doğan Erbaş: “Tabi, tabi.”

Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük: “O basılıp yayın, çünkü Tuncay Güney beyanında diyor ki henüz yayınlanmamıştı diyor, bunu diyor bir muhatap arıyorum şeklinde Veli Küçük’e gönderildi bu kitap diyor.”

Tanık Doğan Erbaş: “Ben biraz önce Savcı Bey’e söyledim bunu zaten.”

Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük: “Hı hı.”

Tanık Doğan Erbaş: “Bu konudaki görüşümü.”

Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük: “Ve Abdullah Öcalan’la yaptığınız görüşmeler sırasında Veli Küçük veya burada yargılanan diğer kişilerle ilgili.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır Veli Küçük’ün ismi hiçbir şekilde görüşmede geçmemiştir. Bu Sayın Mahkeme tarafından da istenebilir görüşme kayıtları.”

Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük: “İmralı’da yapılan bütün görüşmeler, avukatlar da dahil kayıt altına alınıyor mu?”

Tanık Doğan Erbaş: “Elbette, elbette.”

Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük: “Mahkeme tarafı yani sizinle avukat müvekkil görüşmeleri de ka…”

Tanık Doğan Erbaş: “Başından sonuna kadar kayıt altına alınıyor.”

Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük: “O zaman Veli Küçük’le irtibat kurun şeklindeki bir beyanı olsa bunlar mutlaka kayıt altındadır doğru mu?”

Tanık Doğan Erbaş: “Tabi ki, tabi ki.”

Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük: “Tuncay Güney’i tanımadığınızı, burada gösterilen Tuncay Güney’i resimlerinde tanımadınız.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet buradan tanıyamadım, ben daha farklı bir resim vardı aklımda ama demek ki daha sonraki bir resim o.”

Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük: “Hayır, hayır bu Tuncay Güney’in söylediğiniz tarihler sırasında çekilmiş resimleri bunlar, yani size gösterilen resimlerin bir kısmı tamda söylediğiniz tarihlerde çekilmiş resimler.”

Tanık Doğan Erbaş: “Ben 2007, pardon 2007 ya da 2008 yıllarında televizyonda bir dizi programda fotoğrafını gördüm, sorgu esnasında ama o yani benim zihnimdeki görüntüyle bu fotoğraflar birbirine doğrusu çok benzemiyordu.”

Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük: “Buradaki fotoğraflar tam sizinle görüşme yaptığı sıralara, bir iki yıl içerisinde çekilmiş fotoğraflar, bu şartlar altında o, yani siz televizyonda gördüğünüz 2007, 2008 yılındaki görüntülerinden yola çıkarak mı Tuncay Güney’i tanımış gibi olabilirim şeklinde bir beyanda bulundunuz? Buradaki resimlerle kanaatiniz değişti mi yani?”

Tanık Doğan Erbaş: “Yani evet doğrusu şu an çok emin değilim, şu an çok emin değilim.”

Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük: “Veli Küçük’ün size veya herhangi bir başka birine herhangi bir şekilde bir not iletmesi, herhangi bir şekilde size veya başka biriyle bir irtibat kurması şeklinde bir bilginiz, bir duyumunuz hiç oldu mu bugüne kadar?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır, hayır, hayır. Çok net ve emin olarak söylüyorum ki hayır.”

Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük: “Peki diyor ki Tuncay Güney beyanlarında bu bir Avukat Ahmet Zeki Okçu’dan bahsediyor. Ve onu devreden çıkartılması yolunda bir talimatı size ilettiği, Tuncay Güney vasıtasıyla şeklinde bir beyan var. O devreden çıktığında siz tek avukat mı kalacaktınız, yani böyle bir yapı mıydı sizinki?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, en az 150 avukattı.”

Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük: “O sırada da en az 150 avukat mıydı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet, evet, evet.”

Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük: “Yani.”

Tanık Doğan Erbaş: “İmralı adasından görüşmeye giden avukatların listesi istenebilir, yani o gayet kolay.”

Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük: “Evet yani.”

Tanık Doğan Erbaş: “Kaç avukat olduğu o şekilde resmen tespit edilebilir.”

Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük: “Tuncay Güney’in beyanlarına göre siz 2 kişisiniz, bir de bir bayan var, o Zeki Okçu’yu.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır doğru değil.”

Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük: “Devreden çıkardığınızda.”

Tanık Doğan Erbaş: “Doğru değil.”

Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük: “Siz kalacaksınız yalnız başınıza.”

Mahkeme Başkanı: “Önce bir soruyu anlayın.”

Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük: “He he.”

Tanık Doğan Erbaş: “Soruyu anladım.”

Mahkeme Başkanı: “Tamamlasın Avukat Hanım.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır soruyu anladım.”

Mahkeme Başkanı: “Daha sonra soruyu şimdi, Avukat Hanım’ın sormak istediği soru başka olabilir, sizin cevapladığınız konu başka olabilir.”

Tanık Doğan Erbaş: “Yok ben soruyu anladım öyle cevapladım.”

Mahkeme Başkanı: “Buyurun Avukat Hanım.”

Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük: “Yani Zeki Okçu devreden çıktığında Abdullah Öcalan’a avukatlık yapacak 150 kişi daha var mıydı? Bunlar, yani Zeki Okçu ne kadar etkindi ya da Abdullah Öcalan’ın avukatlığında, ne süreyle avukatlık yaptı, ne kadar etkin bir avukatlık yaptı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Şimdi 150 tahmini söyledim.”

Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük: “Evet.”

Tanık Doğan Erbaş: “130 olabilir, 155 olabilir.”

Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük: “Evet.”

Tanık Doğan Erbaş: “Yaklaşık bir rakam söyledim, ama yani 100’den kesinlikle çok fazla.”

Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük: “Evet.”

Tanık Doğan Erbaş: “Zeki Okçu ile ilgili de demin Savcı Bey’in sorusu üzerine yanıtlamıştım bir, bir buçuk ay, toplam 2 görüşme yaptı, hepsi o kadardı, neden müvekkilimizin avukatlığından ayrıldığını da yine açıkladım. Öyle bir telkinle vesaire filan olmuş da değildir.”

Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük: “Tamam teşekkür ederim, sorularım bu kadar.”

Mahkeme Başkanı: “Bir dakika efendim, buyurun avukat.”

Sanık Yalçın Küçük müdafii Av. Kazım Yiğit Akalın söz istedi verildi: “Doğan Bey bir tane sorum olacak, biraz önce Savcı Bey size müvekkilimle İrfan Dündar arasında olduğunu belirttiği bir görüşmeden bahsetti. 20.11.2008 tarihli, 20 Kasım 2008 tarihli, bu görüşmede müvekkilimizin de şöyle devam ediyor, size okudu biraz önce kısa keseceğim. Önümüzdeki hafta sizinle görüşmek istiyorduk da müvekkilimizin de bir diyor, nokta nokta devam ediyor. Müvekkilim Yalçın Küçük kesiyor, burada iddianamede yani bizim de anladığımız yani Abdullah Öcalan olabileceğine dair, o müvekkilimize bir isteğim veya başka bir şekilde. O tarihlerde siz birlikte mi çalışıyordunuz, Asrın hukuk bürosunda?”

Tanık Doğan Erbaş: “O tarihte değil, doğrusu o tarihte ben yasaklıydım. Ama zaman zaman büroya gidip geliyordum.”

Sanık Yalçın Küçük müdafii Av. Kazım Yiğit Akalın: “Siz gidip geliyordunuz.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet zaman zaman büroya gidip geliyordum.”

Sanık Yalçın Küçük müdafii Av. Kazım Yiğit Akalın: “İrfan Bey yasaklı mıydı hatırladığınız kadarıyla?”

Tanık Doğan Erbaş: “2008’de.”

Sanık Yalçın Küçük müdafii Av. Kazım Yiğit Akalın: “Kasım.”

Tanık Doğan Erbaş: “Zannedersem o da yasaklıydı.”

Sanık Yalçın Küçük müdafii Av. Kazım Yiğit Akalın: “Kasım 2008’de yasaklı diye hatırlıyorsunuz, yani İmralı’ya gitme konusunda.”

Tanık Doğan Erbaş: “Öyle hatırlıyorum, evet çünkü birçok avukat bir yıllığına, altı aylığına zaman zaman yasaklanırdı ama şu an tam hatırlamıyorum.”

Sanık Yalçın Küçük müdafii Av. Kazım Yiğit Akalın: “Doğrudur efendim, ben bir yani.”

Tanık Doğan Erbaş: “Kim ne zaman yasaklandı.”

Sanık Yalçın Küçük müdafii Av. Kazım Yiğit Akalın: “Gayri resmi bende bir.”

Tanık Doğan Erbaş: “Onlarca avukat, yüzlerce avukat hatta.”

Sanık Yalçın Küçük müdafii Av. Kazım Yiğit Akalın: “Doğrudur efendim gayri resmi bende bir araştırma yaptım internet üzerinde de o tarihlerde yasaklı olduğunu biliyordum. Onu teyit etmek için.”

Tanık Doğan Erbaş: “Olabilir evet olabilir.”

Sanık Yalçın Küçük müdafii Av. Kazım Yiğit Akalın: “O tarihlerde yasaklı diye hatırlıyorsunuz.”

Tanık Doğan Erbaş: “Çünkü görüşmeye gitmiyordu o tarihlerde.”

Sanık Yalçın Küçük müdafii Av. Kazım Yiğit Akalın: “Tamam efendim çok teşekkür ederim, çok sağ olun.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet.”

Mahkeme Başkanı: “Ayağa kalkan şahsı tanıyor musunuz, sanığı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır tanımıyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Evet şu anda ayağa kalkan Sanık Hikmet Çiçek, hakkında bilgisi, bilginiz var mı Hikmet Çiçek hakkında?”

Tanık Doğan Erbaş: “Burada öğrendim, burada biraz önce öğrendim.”

Mahkeme Başkanı: “Hayır daha önceden, bu.”

Tanık Doğan Erbaş: “Daha önce bir bilgim yoktu hayır.”

Mahkeme Başkanı: “Tamam, buyurun, yazılı olarak, Hikmet Bey yazılı olarak soru sorabilirsiniz buyurun oturun, söz vermiyorum.”

Sanık Hikmet Çiçek söz almadan konuştu: “Soru sormayacağım, soru sormayacağım.”

Mahkeme Başkanı: “Avukat, Avukat Bey buyurun.”

Sanık Doğu Perinçek ve bir kısım sanıklar müdafii Av. Hasan Basri Özbey söz istedi verildi: “Efendim 3. iddianamede, yani 2009/191 esas sayılı davanın ek klasörleri 1. klasör, şimdi bulmak üzereyim, orada bir belge var, o belgede Sayın Savcı da not alırlarsa iyi olur. O belgede Sayın Doğu Perinçek’in Eylül 2008 tarihinden Ağustos 2009 tarihleri arasında Haymana cezaevinde bulunduğunun belgesi var. Sayın Savcılığın 3. iddianame ekinde dosyaya sunduğu belgeler içinde bir, ikincisi, bizim tarafımızdan da Haymana cezaevinden alınmış belge dosyaya sunuldu.”

Mahkeme Başkanı: “Evet.”

Sanık Doğu Perinçek ve bir kısım sanıklar müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “İddia edilen değil, bu koşullarda Sayın Tanığa koruyorum, Sayın Doğu Perinçek’le bu belirtilen tarihler, yani Ağustos 2008 ile Eylül 2008 ile Ağustos 2009 tarihleri arasında görüşme yapmış olmanız mümkün müdür?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır.”

Sanık Doğu Perinçek ve bir kısım sanıklar müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Teşekkür ediyorum sağ olun.”

Mahkeme Başkanı: “İsminizi alalım Avukat Bey.”

Sanık Doğu Perinçek ve bir kısım sanıklar müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Hasan Basri Özbey Doğu Perinçek müdafii.”

Mahkeme Başkanı: “Tamam buyurun, buyurun.”

Sanık Doğu Perinçek söz istedi verildi: “Tuncay Güney’in gene ifadesinde olduğu için söylüyorum, yani Emcet Olcaytu Paşa, diğer Kenya vesaire sizin, Doğan Bey İşçi Partisinde merkez karar kurulu üyeliği yaptığı abinizin doğru mu? Merkez karar kurulu üyeliği yaptı mı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır yani böyle bir şey yok.”

Sanık Doğu Perinçek: “Tamam, yani doğru olan hiçbir şey yok.”

Mahkeme Başkanı: “Buyurun, buyurun Savcı Bey.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Sayın Başkan biraz önce Sanık müdafii 2008 olarak sordu ama 98 olacak zannedersem, 98 olacak. Ben şunu sormak istiyorum size Doğan Erbaş.”

Mahkeme Başkanı: “Yani herhalde sormak istediği Haymana cezaevindeyken görüşüp görüşmediği.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Anladım.”

Mahkeme Başkanı: “Onu kastediyor.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Müvekkiliniz Suriye’den ne zaman ayrıldı?”

Tanık Doğan Erbaş: “98 Ekim’i olabilir.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ekim ayında ayrıldı.”

Tanık Doğan Erbaş: “Do…”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “İlk Rusya’ya mı gitti?”

Tanık Doğan Erbaş: “Şimdi o kadar çok.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Tarihleri net söyleyebilir misiniz bize?”

Tanık Doğan Erbaş: “98 Ekim başı, 9 Ekim olabilir, Suriye’den önce Atina, önce Atina’ya.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Atina’ya gitti önce, birkaç gün kaldı orada.”

Tanık Doğan Erbaş: “Orada evet birkaç gün kaldıktan sonra zannedersem Moskova’ya.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Moskova, Rusya’ya gitti, evet.”

Tanık Doğan Erbaş: “Moskova’da uzun bir süre, yani böyle iki ay, iki buçuk ay filan olabilir.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “2 ay kaldı evet.”

Tanık Doğan Erbaş: “Ondan sonra Roma’ya.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Roma’ya geçti evet.”

Tanık Doğan Erbaş: “Roma’dan da.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Roma’da 15 gün filan mı kaldı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Yok daha fazla, yani öyle hatırlıyorum bir 45–50 gün olabilir.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “45–50 gün kaldı.”

Tanık Doğan Erbaş: “Roma’dan da Kenya’ya, Kenya’dan da evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yunanistan.”

Tanık Doğan Erbaş: “Tekrar bir Yunanistan var arada.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “İlk gidiş Yunanistan mı? Bir ara bir daha gidip gelme var.”

Tanık Doğan Erbaş: “Roma’dan Yunanistan’a, Yunanistan’dan.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kenya’ya.”

Tanık Doğan Erbaş: “Kenya’ya evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Tarih olarak tek tek söyleyebilir misiniz, şu tarihte, bu tarihte?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır şu an tarihleri hatırlayamam.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Hatırlamıyorsunuz, oldu teşekkür ediyorum (bir kelime anlaşılamadı).”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet.”

Mahkeme Başkanı: “Evet, Hakim Bey buyurun.”

Salonda söz almadan konuşanlar oldu anlaşılamadı.

Mahkeme Başkanı: “Bir dakika efendim Hakim Bey sorularını sorsun tamamlarız, buyurun.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Biraz önce ifadenizde Ahmet Zeki Okçuoğlu muydu?”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Bahsettiniz, avukat meslektaşınız ve birlikte Abdullah Öcalan’ın avukatlığını yaptınız değil mi?”

Tanık Doğan Erbaş: “2 defa görüşmeye gitmiştik.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Ahmet Zeki Okçuoğlu’nun avukatlıktan ayrılmasının nedeni ne olarak açıkladınız?”

Tanık Doğan Erbaş: “Biraz önce onu söyledim, bir görüşmede müvekkilimize yargılama sürecinden önceki bir görüşmede bende vardım. Diğer isimleri hatırlamıyorum ama kısaca işte Mahkemeye protesto etmelisiniz, açlık grevine, ölüm orucuna hatta girmelisiniz. Size yakışan budur, sizin için uygun olan budur yolunda, buna benzer önerilerde, telkinlerde bulununca müvekkilimiz bunun doğru olmadığını, ama kendi düşüncesine saygı duyduğunu, fakat böyle düşünüyorsa avukatlığını yapamayacağını, dolayısıyla bundan sonra süreçten ayrılabileceğini söyledi. Gelmeyebileceğini, çok böyle şey bir dille, ondan sonra da Ahmet Zeki Bey ayrıldı zaten.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Sizin de böyle bir telkininiz olmuş mudur müvekkilinize, Mahkemeyi protesto etmesi yönünde?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır, hayır.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Hasan Atilla Uğur dosyamız sanıklarından, şu anda 88. celsede şöyle bir beyanı var. Şu anda barış güvercini olarak gösterilen ve geçen sene yasaklanan Aysel Tuğluk o zaman Abdullah Öcalan’ın avukatı, şu anda BDP milletvekili Hasip Kaplan o zaman Abdullah Öcalan’ın avukatı. Mahmut Şakar, İrfan Dündar ve Doğan Erbaş burası çok önemli bakın, gelip gidip Abdullah Öcalan’a Sayın Başkanım kimlik bildiriminde bulunmayacaksın, mahkeme geldiği zaman Turgut Okyay sana soru kimlik bildiriminde bulunmayacaksın. Kimlik bildiriminde bulunmadığın zaman ulusal ve uluslararası hukuk kurallarına göre yargılama başlamayacak ve kalkacaksın Turgut Okyay’a hitaben, mahkemeye hitaben o bulunduğun camlı fanus bölgeden ben bu mahkemeyi tanımıyorum, ben uluslararası bir komplo ile buraya getirildim diyeceksin, diye telkinde bulundular defalarca. Ve biraz önce söylediğim 31 Mayıs 1999 tarihinde ne oldu biliyor musunuz? Abdullah Öcalan kalktı, ben Abdullah Öcalan Ömer ve Uveşt’ten olma 1949 doğumluyum Halfeti ilçesi. Yani sizin, İrfan Dündar’ın ve Mahmut Şakar’ın Mahkemeyi protesto etmesi, kimliğini ifade etmemesi, Mahkemeyi tanımadığını beyan etmesi yönünde beyanlarınızın olduğunu söyledi, siz de.”

Tanık Doğan Erbaş: “Kesinlikle, kesinlikle reddediyorum. Böyle bir düşünce içinde olsak zaten avukatlığını yapmazdık. Aksine duruşmada Kürt sorununun çözümüne yönelik barış ve diyalog buna benzer uzatmayayım ama bu yönlü mesajlar vermesinin daha doğru olacağını söyledik. Bu kayıtlarda da vardır, kayıtlar istenebilir, tekrar ediyorum onu kayıtlar istenebilir.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Yani sizin değil Zeki Okçuoğlu’nun böyle bir şey yaptığını söylüyorsunuz.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet bir tek onun zaten.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Öyle mi?”

Tanık Doğan Erbaş: “O avukatlı, yani ismi geçen, geçmeyen bütün avukatlar grubu içerisinde benim hatırladığım bir tek onun bu yönlü bir telkini olmuştu. Müvekkilimiz de bunu reddetmişti.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Okçuoğlu mudur, Okçuoğlu mudur, Okçu mudur bu kişinin soy ismi?”

Tanık Doğan Erbaş: “Okçuoğlu.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Okçuoğlu.”

Tanık Doğan Erbaş: “Okçuoğlu, Ahmet Zeki Okçuoğlu evet.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Avukatlığa ne zaman başladınız?”

Tanık Doğan Erbaş: “Öcalan’ın avukatlığına mı?”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Normal.”

Tanık Doğan Erbaş: “92’de.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “92’de.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet 92’de başladım.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Nerede başladınız avukatlığa?”

Tanık Doğan Erbaş: “İstanbul’da.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “İstanbul’da herhangi bir büro.”

Tanık Doğan Erbaş: “Tabi Aksaray’da bir serbest avukatlık yaptığım bir büro vardır.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Asrın hukuk bürosuna.”

Tanık Doğan Erbaş: “Daha sonra yani.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Ne zaman?”

Tanık Doğan Erbaş: “99 Mayıs’ında, 99 Şubat, evet 99 Mayıs’ında geçtim.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Asrın’a 99 Mayıs’ta geçtiniz.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet kendi bürom vardı.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Ondan önce tek mi yapıyordunuz avukatlığı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet yalnızca, yalnız bir Aksaray’da.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Aksaray’da tek başınıza avukattınız.”

Tanık Doğan Erbaş: “Aksaray’da tek başıma avukatlık yapıyordum evet.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Kardeşlerinizden herhangi birisinin İşçi Partisiyle bir ilgisi olmuş mudur?”

Tanık Doğan Erbaş: “Bir.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Üyelik olsun.”

Tanık Doğan Erbaş: “Üyelik olabilir, ama onun dışında, yani çok sık görüşmediğimiz, yani bazı aileler öyledir, hani.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Hangi kardeşiniz?”

Tanık Doğan Erbaş: “Abuzer Erbaş.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Kim?”

Tanık Doğan Erbaş: “Abuzer Erbaş, bir ağabeyim.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Abuzer Erbaş.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet, benim.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Üye olabilir diyorsunuz, merkez karar yönetim kurulu üyesi old…”

Tanık Doğan Erbaş: “Zannetmiyorum, sanmıyorum.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Evet.”

Tanık Doğan Erbaş: “Sanmıyorum o kadar aktif uğraştığını, bir ara belki üye filan olmuş olabilir, duyuyordum ama kendisi de çok uzun zamandır da zaten görüşmedim.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Nedir üyelik konusunda duyduğunuz?”

Tanık Doğan Erbaş: “Çok sıkta görüşmeyiz zaten doğrusu söylemek gerekirse.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Üyelik konusunda duyduğunuz nedir Abuzer Erbaş’ın?”

Tanık Doğan Erbaş: “Aile çevresinden duyuyordum, yani partiye gidip geldiğini falan o şekilde duyuyordum. Ama hangi görevde olduğunu doğrusu bilmiyordum.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Biraz önce Doğu Perinçek size sorduğunda ben defalarca Tuncay Güney’i televizyonda gördüm, o yüzden tanıyorum dediniz.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Fakat Mahkeme size Tuncay Güney’i gösterdiğinde.”

Tanık Doğan Erbaş: “2007, 2008’de gördüm televizyonlarda.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Bu kişiyi tanıyama… bir dakika, bu kişiyi tanıyamadım dediniz, yani bu bir çelişki oluştu, nedir bu çelişki olması?”

Tanık Doğan Erbaş: “Bir çelişki oldu evet, bende de bir çelişki oldu. Yani bu kişi o kişi midir şu an doğrusu emin değilim, ama 2007 veya 2008’de şu an düşündüğümde İstanbul emniyetinin bir odasında, bir koltukta oturan. Çevresinde sorgu amirleri var, işte sorularla, bir hatta bir siyah koltuk hatırlıyorum öyle bir görüntü. Çünkü benim de adım geçiyordu televizyonlarda, sık sık veriliyordu. 2007 ya da 2008, o görüntüyü doğrusu çok yüzde yüz odur, ama yüzde yüz o değildir de diyemiyorum, aradan yıllar da geçti doğrusu yani şimdi.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “O görüntülerin tarih olarak 2001 yılı, size gösterilen görüntüler 90’lı yıllar.”

Tanık Doğan Erbaş: “Yani bilmiyorum, ben, benim dediğim 2007 ya da 2008’de bütün televizyon, yani haber kanallarının hemen hemen tümünde haber akışları içerisinde gösterilen bir görüntü vardı. İşte Tuncay Güney’in anlatımları diye internet sitelerinde de vardı. O fotoğrafla bu fotoğraf arasında farklar gördüm, yani ama.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Şöyle tamam.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Orada, o televizyonlarda gösterilen sorguda olduğu gösterilen şahıs mıydı sizin Doğu Perinçek yanında gördüğünüz şahıs?”

Tanık Doğan Erbaş: “Olabilirdi evet, olabilirdi.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Şimdi olabilir diyorsunuz, yani.”

Tanık Doğan Erbaş: “Ama o.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Bu resmi, bu gösterilenleri kastetmiyorum.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır bu, bu, bunlardan yoktu hayır.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Size ne diyorum?”

Tanık Doğan Erbaş: “O resimleri ben çıkaramadım.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Tamam o resimleri sormuyorum, size sizin Doğu Perinçek yanında gördüm dediğiniz kişi, o televizyonlarda sorguda gördüm dediğiniz kişiyle aynı kişi midir?”

Tanık Doğan Erbaş: “Olabilir evet, evet onu söyledim zaten.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Evet.”

Tanık Doğan Erbaş: “Onu söyledim.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Yalçın Küçük beyanında ben o tarihte Fransa’da bulunuyordum. Strazburg caddesinde Kürtlerin devam ettiği bir kahvehanede bu konuyu ortalık yerde konuştum. Amacım duyulmasıydı, konu bu şekilde gelişmiştir. Neden devlet görevlilerinin benimle bağlantı kurduklarını kendilerine sormak gerekir. Beni güvenli bulduklarından olabilir. Ben özel olarak bu haberi bir telefon veya yüz yüze görüşmeyle bildirmedim. Sadece kahvede ortalık yere konuştum, Kürtlerin olduğunu bildiğimden haberin yayılıp hedefine ulaşacağını düşündüm. Gebze’de yatmakta iken şu anda milletvekili olan Aysel Tuğluk ve avukatlık yapan Doğan Erbaş Kürtleri ziyaret etmek için gelirlerdi. Bu sırada bana da uğrarlardı. Bana sorulan telefon görüşmesinde avukat olduğu anlaşılan kendisini önce tanımadığım İrfan Dündar, kendisini anlattı. Kendisi de beni Gebze’de ziyaret edenler arasında olan avukatlardan olduğunu hatırladım. Telefonda bana müvekkilimizin sizden bir ricası var, ben bu kişilerin Abdullah Öcalan’ın avukatları olduğunu biliyorum. Telefonda bu kişinin beni arayıp açık şekilde konuşmasını maksatlı buldum. Yalçın Küçük kendi beyanında Abdullah Öcalan’a bir operasyon düzenleneceğini Mesut Yılmaz’dan duymadığını ifade etti. Sizin bu konuda bir bilginiz var mı? Yani ne şekilde duymuş.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır bu konuda, bu konuda özel olarak bir bilgim yok ama biraz önce okuduğunuz beyanı bende medyadan duymuştum, doğrusu.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Aysel Tuğluk’la mı ziyaretine gittiniz?”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Cenk Doğatepe’yi tanır mısınız? Cenk Doğatepe.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır tanımıyorum, Cenk Doğatepe tanıyamadım, tanımıyorum hayır.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Dışişleri bakanlığı.”

Tanık Doğan Erbaş: “Dışişleri bakanlığı yapmış.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Hayır, Dışişleri bakanlığında görevli birisi.”

Tanık Doğan Erbaş: “Tanımıyorum, hatırlayamadım yani.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Abdullah Öcalan’la sizin aranızda biraz önce benzer bir soru da sordum, herhangi bir gerginlik, herhangi bir size karşı tavır olmuş mudur, avukatlığınızla alakalı veya bir başka görevinizle alakalı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır normal.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Abdullah Öcalan’ın görüşme notlarının yazılı olduğu bir elektronik posta var. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi KCK davası olarak bilinen dava kapsamında, yeri gelince benim adımı kullanıyorlar. Beni, benim sırtımdan geçiniyorlar, bir yerlere geliyorlar, halkın sırtından siyaset yapıyorlar. Buna izin vermem, bölgede Kürtlerin bir tane spor takımı var mı, bir tane futbol takımı idare edebiliyor musunuz? Bölgenin folklorunu önemli bir yere taşıyabiliyor musunuz? Bir tane atletizm başarınız, çalışmanız var mı? Ben ilerde isterim, bir ulusal futbol takımı isterim, var mı? Bir tane futbol takımını idare edemiyorsunuz, kadınlardan oluşan bir folklor ekibi var mı? Tiyatro grubu var mı? Bunlar demokratik faaliyetlerdir. Kürtlerin sporu, folkloru, tiyatrosu hepsi olacak, bunu başarabiliyor musunuz? Siyaset ciddiyet demektir, ben ciddi bir adamım, ben bu görüşlerimi devlete aktarıyorum. Devlet beni ciddiye alıyor, siz neden almıyorsunuz, ciddiye almıyorsanız, yapamıyorsanız bırakırsınız. Doğan Erbaş’a burada, neredeyse saldıracaktım, şaklabanlık yapmasınlar dedim ona, siyaseti bilmiyorsanız yapmayın dedim. Sizler için de söylüyorum, ben kimseye zorla benim avukatlığımı yapın demiyorum. Böyle bir olay olmuş mudur?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır onu.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Avukat görüşmelerine istinaden yapılan bir değerlendirme.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hatırlayamadım, hatırlayamadım. Başka avukatlarla yapılan bir şeye benziyor, değil mi yani?”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Evet başka avukatlarda, sizin.”

Tanık Doğan Erbaş: “Anladım ama hatırlayamadım evet, bana aktarılan böyle bir şey olmadı en azından.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Sizin herhangi bir zaman diliminde PKK genel başkanı Abdullah Öcalan’ın çağrısı diyerekten bir açıklama yapmanız söz konusu olmuş mudur kamuoyuna?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, yani müvekkilimiz diye zaman zaman medyanın sorularına cevap verdiğimiz oldu ama böyle bir sıfatla, böyle bir çağrı.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “PKK’ya yönelik çağrısını böyle ifade ettiniz mi? Asrın hukuk bürosunda yaptığınız basın toplantısında.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hatırlayamıyorum yani çok, aradan ne zaman tarihini söylerseniz belki?”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Şöyle demişsiniz bir basın açıklamasında siz, Mahmut Şakar, İrfan Dündar, Ahmet Avşar, müvekkilimiz Türkiye’ye getirildiği günden bu yana Kürt sorununu barışçıl sorununa barışçıl çözüm aradığını, çağrısının bu düşüncesinin ürünü olduğunu söylediler. Avukatlar devam ediyor haber, Öcalan’ın çağrıyı PKK genel başkanı sıfatıyla yaptığını belirttiler.”

Tanık Doğan Erbaş: “Avukat ismi var mı şu avukat yaptı diye? Yoksa dördü nasıl tam hatırlayamadım doğrusu.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Doğan Erbaş’ın okuduğu metin şöyle, tüm Türkiye kamuoyuna, Türkiye’de çatışma ve şiddet ortamı, insan hakları ve demokratik gelişmenin önünde engel teşkil etmektedir. Ağırlıklı olarak Kürt sorunundan kaynaklanan şiddet bunda temel rol oynamaktadır. Çıkmazı aşmak ve sorunların çözüm yolu şiddete son vermeyi gerektirmektedir. Bu nedenle PKK’nın 1 Eylül 1998’den beri tek taraflı yürütmeye çalıştığı ateşkes sürecinden, 1 Eylül 99’dan itibaren silahlı mücadeleye son vermeye.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet hatırladım.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Ve güçlerini barış için sınırların dışına çekmeye çağırıyorum.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Böylelikle demokratik çözüm yolunda yeni bir diyalog ve aşamasının gelişeceğine inancımı belirtiyorum.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hatırladım, Sayın Hakim hatırladım evet.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Bununla birlikte tüm devlet ve toplumun ilgili kurum ve yetkililerinin bu barış ve kardeşlik sürecinin başarısı için duyarlı ve destek olmaya, ulusal ve uluslararası hükümet ve kuruluşları da olumlu temelde yardımlaşmaya çağırıyor. Tarihini hatırladınız mı? Metni hatırladınız.”

Tanık Doğan Erbaş: “99 yılı ama tarihini hatırlayamadım.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “99’da mı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Tabi 99 olmalı. 99 Eylül’ü veya Ekim’i filan olabilir. Ondan bir iki ay önce, bir iki ay sonra, yani aradan çok uzun zaman geçmiş takdir edeceğiniz gibi, ama 99 olduğunu hatırlıyorum.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Abdullah Öcalan bir.”

Tanık Doğan Erbaş: “Yani müvekkilimiz İmralı’dayken yapılan bir açıklama bu, eğer onu soracaksanız İmralı’dayken yapılan bir açıklama.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Neyin anlayamadım?”

Tanık Doğan Erbaş: “Müvekkilimizin İmralı’da olduğu bir süreçte yap…”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Evet, evet.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet, evet.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “İmralı’da olduğu bir süreçte.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet, evet. 99 Sonbahar’ı diye kalmış aklımda ama.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “13 Eylül 2000 tarihli bir avukat görüşmesinde de biraz önce dinlediğimiz Ümit Fırat’ta ifade etti. Sizin burada ifade ettiğiniz şekilde, bu basın açıklamasında ifade ettiğiniz şekilde güçlerini barış için sınırların dışına çekmeye çağırıyorum. Yani PKK için Abdullah Öcalan’ın bir çağrısı var, örgütün başı olarak kabul edilen bir kişi, dolayısıyla örgüte bir talimat mahiyetinde örgütün sınırların dışına çekilmesini talep ediyor, bu çağrıyı yapıyor. Fakat bundan.”

Tanık Doğan Erbaş: “Kamuoyuna yapılan bir çağrı.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Evet kamuoyuna yapılan bir çağrı.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Fakat bundan yaklaşık 1 yıl kadar sonra yine Abdullah Öcalan avukat görüşmesinde 13 Eylül 2000, Genelkurmay yetkilisinin kendisinin elemanlarının tümünün yurtdışına çıkarma düşüncesine karşı çıktığını beyan ediyor, hatırladınız mı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Onu hatırlayamadım, medyadan duydum onu, doğrusu birkaç köşe yazarı da yazdı, bugünlerde veya.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Evet.”

Tanık Doğan Erbaş: “Zaman zaman okudum ama hatırlayamadım onu.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Yani Abdullah Öcalan bunun için diyor ki, ben biraz kuşkulandım, yadırgadım, yani yaklaşık Genelkurmay yetkilisiyle yaptığı görüşmeden 1 yıl kadar sonra 13 Eylül 2000 tarihinde avukatlarla yaptığı görüşmede bunu ifade ediyor.”

Tanık Doğan Erbaş: “Onu hatırlayamadım doğrusu.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Siz yakın avukatısınız, böyle bir şeyi hatırladınız mı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır hatırlayamadım onu, onu hatırlayamadım ama medyadan dediğim gibi zaman zaman gördüm, ama hatırlayamadım.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Sizin basın açıklamasını yaptığınız hususla çelişen bir durum mudur bu? Yani bir kısmının kalması, bir kısmının çıkması.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet, evet yani bir çelişki var orada doğru.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Evet, evet.”

Tanık Doğan Erbaş: “Doğrusu.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Dosyamız sanıklarından Hikmet Çiçek’te çıktığı iddia olunan Promekt.oğuz isimli bir belge var, bu belgenin başlangıcı provokasyon mektubu diye geçiyor. 3 Haziran 2000 Cumartesi günü kapıya bırakılıyor, araştırılıyor.”

Tanık Doğan Erbaş: “Özür dilerim biraz önce Savcı Bey’in okuduğu şeyde galiba değil mi?”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Evet.”

Tanık Doğan Erbaş: “Ondan bahsetti galiba Savcı Bey, kusura bakmayın yani onu hani.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Herhangi bir zaman diliminde Oğuz isimli özel kuvvetler, Oğuz isim de olabilir, normal özel kuvvetlerde olması sebebiyle kod ismi de olabilir. Oğuz isminde biri ile görüşmeniz söz konusu olmuş mudur?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır, yani ne o isimle, ne o sıfatla biriyle herhangi bir görüşmem, herhangi bir yer ve tarihte olmamıştır.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Resmi mercilerle görüştünüz mü hiç?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır, hayır, hayır, hayır.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Mesela Hasan Atilla Uğur’la görüştünüz mü?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “İmralı’dayken, İmralı’ya gidip gelirken.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır İmralı’dayken biz duruşma salonundayken zaman zaman duruşma salonunun inzibatını yerinde görmek üzere gelen askerler oluyordu, bize de soruyorlardı var mı bir ihtiyacınız vesaire gibi böyle diyaloglar olmuştu. Onun dışında kimseyle herhangi bir görüşmemiz zaten mümkün değildi, bizimle kimse görüşmüyordu zaten.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “2004 Haziran ayında Mahmut Şakar’ın yurtdışına çıkışıyla ilgili olarak sizin herhangi bir bilginiz var mı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Yani ben onu tabi, medyadan çok duydum, bazı köşe yazarları zaman zaman işte helikopterle Kandil’e götürüldü falan, ben kendisine de sordum bunu, yani şuna inanıyorum. Buna benzer yani bırakalım helikopteri, bir aracılık bile olsaydı bana söylerdi diye düşünüyorum. Böyle bir şeyin kesinlikle mümkün olmadığını, ama bunun nereden çıktığını doğrusu kendisinin de merak ettiğini bana söyledi defalarca.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Evet.”

Tanık Doğan Erbaş: “Çünkü yıllardır yazılıp çiziliyor bu, yani zaman zaman.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Yurtdışına çıkıp çıkmadığı konusunda size bir beyanı var mı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, yani onu.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Yani 2004 Haziran’da Mahmut Şakar.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır daha sonra ben sordum.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Efendim?”

Tanık Doğan Erbaş: “Daha sonra sordum yani medyada.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Tamam daha sonra sorduğunuzda ya sen 2004 Haziran’ın da yurtdışına çıktın mı arkadaş dediğinizde, çıktım veya çıkmadım şeklinde ne dedi?”

Tanık Doğan Erbaş: “2004 değil de 2005 veya 2006’da çıkmış, 2005 olabilir, 2004 değil de 2005’te Irak’a bir, İrfan Dündar’la birlikte bir geziye katıldığını, hatta bir isimler veriyordu şu an aklımda değil ama bir taziyeye gittiğini, tanınan bir şahsiyetin taziyesine gittiğini.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “2004, yani bu sizin bahsini ettiğiniz, basına da yansıyor dediğiniz olay 2004 Haziran.”

Tanık Doğan Erbaş: “Ben 2005’ten sonra, ama.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “2004 Haziran, sizin de yani ya arkadaş senin hakkında böyle böyle haberler çıkıyor, dediğiniz konu bu, 2004 Haziran’da çıkıp çıkmadığı yönünde size bir beyanı oldu mu Mahmut Şakar’ın?”

Tanık Doğan Erbaş: “2005 diye hatırlıyorum ben, yani 2005 yazında çıktım, şu niyetle çıktım dediğini tabi hatırlıyorum ben çok sordum çünkü yani, bir ara o kadar çok sık yayınlandı ki.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Şöyle mi dedi yani, ben 2004’te çıkmadım da 2005’te mi çıktım diye?”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet, evet öyle olabilir. Bir taziye ziyaretinden bahsediyordu, ismi tabi şu an hatırlayamam yörede tanınan saygın bir aşiret liderinin taziyesine gittiğini İrfan Dündar’la birlikte, döndüklerinde de zannedersem kısa bir gözaltları olmuş, daha sonra bırakılmışlar. Bundan bahsetti, ama o iddiaları tabi ben sordum, nedir bu diye, kendisi de gerçekten çok şaşırdığını, bunun nereden çıktığını falan da bilmediğini söylüyordu defalarca.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Ahmet Zeki Okçuoğlu’nun Abdullah Öcalan’ın avukatlığından ayrılma tarihi ne zamandır?”

Tanık Doğan Erbaş: “99 Nisan’ı olabilir, 99 Mart, Nisan dönemi. Duruşmalar zannedersem Haziran’da başladı, 99 Haziran’ında, duruşmaların başlamasından 2 ay önce falandı, daha fazla da olabilir. Yani Mart, Nisan olabilir.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Evet.”

Tanık Doğan Erbaş: “Ama emin değilim.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Ahmet Zeki Okçuoğlu halen Asrın hukuk bürosuyla ilişkili midir?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır yani Öcalan’ın avukat.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Bürodan da ayrıldı.”

Tanık Doğan Erbaş: “Tabi Öcalan’ın avukatlığını bıraktıktan hemen sonra bürodan da ayrıldı.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Bu Aydınlık Dergisindeki görüşmeniz konusunda biraz önce tanımıyorum dediğiniz Adnan Akfırat, değil mi tanımıyorsunuz bu kişiyi?”

Tanık Doğan Erbaş: “Tanımıyorum hayır, ismen duymuştum ama şahsen tanımıyorum.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Yani fotoğrafında gördüğünüzde sizin bu kişiyle görüşmedim dediniz değil mi?”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet, evet, evet ama aradan tabi Hakim Bey yani yıllar geçmiş, yani 99 bazı yüzler unutulabilir, isimler unutulabilir. Onu da dikkate almak lazım.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Savcı Nihat Taşkın tarafından Adnan Akfırat’a şöyle bir soru yöneltiliyor, bu konuda birçok açıklama yaptınız, Haymana cezaevinden bahsettiniz, kendisi de bu konuyu savundu. Siz PKK Terör Örgütü elebaşısı Abdullah Öcalan’ın yakalanmasından sonra avukatı Doğan Erbaş ile görüştünüz, nedenini de Abdullah Öcalan’ın Kemalist devrim, Atatürkçülük konusundaki basına yansıyan beyanlarını doğrulatmak amacıyla olduğunu söylediniz. Böyle bir şey oldu mu yani, Kemalizm hakkındaki düşüncesini doğrulatmak?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hatırlamıyorum onu, yani Doğu Perinçek’le görüştüğümü söyledim. Belki o da o esnada oradaydı, onu şu an doğrusu net hatırlamıyorum.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Konuyu soruyorum, konu, konu.”

Tanık Doğan Erbaş: “Özel bir görüşmenin olduğunu hatırlamıyorum.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Konuyu hatırlamıyorsunuz.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır onu hatırlamıyorum.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Adnan Akfırat bir kere diyor ben ziyaret ettim onları Asrın hukuk bürosunda, Mahkeme Başkanı soruyor.”

Tanık Doğan Erbaş: “Za…”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Bir kere o geldi, bir kere de Ulusal Kanala programa çıkardık diyor. Ulusal Kanalda herhangi bir dönemde çıktığınız bir program var mıdır?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Eminsiniz bunda?”

Tanık Doğan Erbaş: “Bundan eminim yani.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Evet.”

Tanık Doğan Erbaş: “Tabi aradan dediğim gibi yıllar geçmiş, ben 32. Gün gibi veya şu an ismini, Avni Özgürel Bey’le bir programa çıkmıştım Samanyolu TV’de, böyle 5–6 programa çıkmıştım ama şeyi, çıksam herhalde hatırlardım, yani öyle bir programa çıkmadım.”

Mahkeme Başkanı: “Benim de birkaç sorum olacak. Biraz önce okuduğum ifadeniz var, bizim dava konusu ile ilgili ifadenizin bazı bölümlerini okumuştum. Soru şöyle, Abdullah Öcalan’a cezaevinde ses kaydı alınan görüşme yaptığı tespit edilmiştir, avukatı olarak Öcalan’ın vermiş olduğu hiçbir talimata itiraz etmedik, anlaşılmaktadır. Siz Öcalan’ın vermiş olduğu örgütsel talimatı hiçbir şekilde örgüte iletmiyorsunuz, bu talimatı Öcalan size neden vermektedir, gibi bir soru yöneltmiş. Bu soru ile ilgili olarak verdiğiniz cevapta, 1 Haziran 2005 tarihinden itibaren Abdullah Öcalan’ın avukatı ile yaptığı görüşmeler kayıt altına alınmakta ve görüşmelerde Adalet Bakanlığının bir görevlisi bulunmaktadır. Avukatların kalem ve kağıt bulundurmaları yasaktır, devlet görevlileri de 1999 yılından itibaren zaman zaman kendisiyle görüşmekteydi, diyorsunuz.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet.”

Mahkeme Başkanı: “Burada Abdullah Öcalan ile görüşen devlet görevlileri kimlerdir?”

Tanık Doğan Erbaş: “Kendisinin görüşmelerde işte biraz önce Sayın Hakimin de okuduğu şeyde Genelkurmay yetkilisi diye ifade etmişti o zaman, bazı devlet görevlileri diyordu. Soruşturma kurulu ilk yakalandığında diyordu ama isimlerinden filan bahsetmiyordu, biz de doğrusu sormuyorduk.”

Mahkeme Başkanı: “Peki hangi kurumdanmış bu görevliler?”

Tanık Doğan Erbaş: “Yani çok açık söylemiyordu ama anlatımlarından sanki böyle Genelkurmay’la ilgili olabileceğini biz düşünüyorduk ama ne o bu açıklıkla söyledi ne biz sorduk.”

Mahkeme Başkanı: “MİT’ten de görüşenler oluyor muymuş, MİT görevlileri de görüşüyor muymuş kendisiyle?”

Tanık Doğan Erbaş: “Bilgim yok doğrusu o konuda, o konuda bir bilgim yok.”

Mahkeme Başkanı: “Evet Genelkurmay yetkilileriyle görüşebildiğini, görüş…”

Tanık Doğan Erbaş: “Yani bir cümleyi hatırlıyorum, Genelkurmay’la bağlantısı olan bir cümle hatırlıyorum, kendisinin beyanıydı.”

Mahkeme Başkanı: “Peki o kişilerin Genelkurmay’da görevleri neymiş?”

Tanık Doğan Erbaş: “Yani herhangi bir beyanı yoktu o konuda, yani kendisinin çok açık bir beyanı olmadı.”

Mahkeme Başkanı: “Yani herhangi bir isim söyledi mi?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır isim falan da söylemedi.”

Mahkeme Başkanı: “Görüşmenin konusu neymiş?”

Tanık Doğan Erbaş: “Soruşturma sürecinde, yani kendisinin sorgulandığı zannedersem 4 güne yakın, 2 gün, 2 gün yani, o süreçte bir komisyonun olduğunu, o komisyonda Genelkurmay’dan da yetkililerin bulunduğunu bize söylemişti. Ama ne isimlerini söyledi ne neler konuştuklarını söyledi, yalnız böyle bir beyanını hatırlıyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Şimdi Abdullah Öcalan yargılandı, mahkum oldu. O dava nedeniyle yapılan soruşturmada alınan ifadeleri var.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet.”

Mahkeme Başkanı: “Bu ifadeleri önce mi, ifadeleri alınması sırasında mı, ifadeleri alındıktan sonra mı görüştüğü konusunda bilginiz var mı o Genelkurmay yetkilileriyle?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hatırladığım kadarıyla, kendisinin söylediğine göre öyle hatırladığım kadarıyla soruşturma esnasında ifade alma sırasında mı yapılan görüşmelerden bahsettiğini hatırlıyorum. Daha sonrasını doğrusu hatırlayamıyorum, yani benim hatırladığım o.”

Mahkeme Başkanı: “Yani o görüşmeler ifadesi alınmasına yönelik miymiş, yoksa?”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet, evet, evet yani si… şu.”

Mahkeme Başkanı: “Peki o ifade alındıktan sonra zapta geçilmiş mi, yazılmış mı, tutanak tanzim edilmiş mi?”

Tanık Doğan Erbaş: “Şöyle, şöyle dediğini hatırlıyorum zaman zaman biz burada çok önemli tartışmalar yürüttük, ileride dilerim iyi olur her şey falan, o anlama gelen cümleler hatırlıyorum yani.”

Mahkeme Başkanı: “Evet.”

Tanık Doğan Erbaş: “Böyle cümleler hatırlıyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Peki o görüşmeler sırasında soruşturma Savcısı hazır mıymış?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hatırlayamıyorum, yani doğrusu net hatırlayamadım yani ne biz onu sorduk veya o da onu söylemedi. Ama bir soruşturma komisyonu kavramı kullanmıştı doğrusu.”

Mahkeme Başkanı: “Biraz önce başka bir tanık dinledik, Ümit Fırat, şöyle bir iddiası oldu, beyanı oldu. Abdullah Öcalan İmralı’daki görüşmeleri sırasında Kandil’deki PKK Başkanlık konseyi üyelerinin telefon numaralarını istedi, diye bir iddiası var. Böyle bir şey oldu mu yani Abdullah Öcalan?”

Tanık Doğan Erbaş: “O iddiayı basından duyduk.”

Mahkeme Başkanı: “Size böyle bir talepte bulundu mu?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır ben.”

Mahkeme Başkanı: “Böyle bir şey duydunuz mu?”

Tanık Doğan Erbaş: “Ben böyle bir şey duymadım, ama Ümit Fırat veya başka isimleri şu an hatırlayamıyorum. Başka gazeteciler zaman zaman bunu yazıyorlardı, biz de tabi okuyorduk fakat ne böyle bir şey duydum, ne kendisinin böyle bir beyanı oldu bize avukat görüşmelerinde, bilmiyorum yani zannetmiyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Evet, peki Abdullah Öcalan’ın Kandil’deki PKK yöneticileriyle nasıl görüştüğü konusunda somut bilginiz var mı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır somut bir bilgim yok.”

Mahkeme Başkanı: “Görüşüp görüşmediğini biliyor musunuz? Görüşüyorsa somut bilginiz var mı? Nasıl görüşüyor?”

Tanık Doğan Erbaş: “Görüşüp görüşmediklerini bilmiyorum, görüşüyorlarsa nasıl görüştükleri de doğrusu somut bir bilgim yok. Bende doğrusu medyadan işte örgüt yöneticilerinin yaptığı açıklama oldu zaman zaman, bize devlet üzerinden mektup gönderdi dediklerini okuduk tabi medyadan ama devlet dediği kim, yani ne isim var, ne kurum var. Benim doğrudan bu yönde herhangi bir bilgim yok.”

Mahkeme Başkanı: “Evet Abdullah Öcalan’ın kendisinden duydunuz mu, yani ben PKK’nın Kandil’deki yöneticileriyle görüşüyorum gibi bir şey duydunuz mu?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır, hayır kendisinden de duymadım, duymadım hayır, duymadım.”

Mahkeme Başkanı: “O Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye getirilmesi sırasında işte birtakım şartlar ileri sürdüğü, ileri sürüldüğü iddia ediliyor. Bunlardan biri de Avrupa’dan barış heyetleri gelecek, bunların kabul edilmesi şeklinde, böyle bir şeye şahit oldunuz mu? Yani Avrupa’dan barış heyetleri geldi mi?”

Tanık Doğan Erbaş: “Avrupa’dan barış heyetleri, Abdullah Öcalan geldikten çok sonra geldi. Yani.”

Mahkeme Başkanı: “Ne zaman, hangi tarihte geldiler?”

Tanık Doğan Erbaş: “Geldiği zamanki şartlarda değil veya öyle bir pazarlık zaten yoktu da bildiğim. 99 Şubat’ında Türkiye’ye getirilmişti, 99 Ekim’i diye hatırlıyorum. Hatta 29 Ekim’e, 1 Eylül’e mi, 29 Ekim’e mi bir gün, önemli bir güne de denk getirilmiş olmalı diye hatırlıyorum. Avrupa’dan bir grup, bir de kırsaldan bir grup ayrı ayrı gelmişlerdi. Birisi 1 Eylül, birisi 29 Ekim ama şu an hangisi hangisiydi tam hatırlamıyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Onlar hakkında soruşturma, dava açıldı mı, yargı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Tabi davalar açıldı, kimisi şu an hala cezaevinde onlardan, Haydar Ergül isimli bir şahıs hala cezaevinde.”

Mahkeme Başkanı: “Diğer Avrupa’dan gelen heyetler arasında kimler vardı, isimlerini verebilir misiniz?”

Tanık Doğan Erbaş: “İsim, Haydar Ergül’ün dışında, Aysel Doğan diye bir isim hatırlıyorum, Hacı Çelik diye bir isim hatırlıyorum, diğer isimleri de hatırlayamadım.”

Mahkeme Başkanı: “Evet.”

Tanık Doğan Erbaş: “7–8 isim vardı.”

Mahkeme Başkanı: “Zannediyorum İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde onlar hakkında dava açıldı.”

Tanık Doğan Erbaş: “Olabilir, olabilir.”

Mahkeme Başkanı: “Ve yargılandılar.”

Tanık Doğan Erbaş: “Olabilir, kimisi örgüt üyeliğinden, kimisi yöneticilikten zannedersem ayrı ayrı ceza aldılar.”

Mahkeme Başkanı: “Şimdi Doğu Perinçek’le görüştüğünüzü söylediniz, bir 20 dakikalık bir görüşmeniz var, arkasından da 7 ay sonra bir görüşme olduğunu beyan ettiniz, doğru mudur?”

Tanık Doğan Erbaş: “Arkasından?”

Mahkeme Başkanı: “7 ay sonra.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır tek görüşmem var benim.”

Mahkeme Başkanı: “Tek görüşme mi var?”

Tanık Doğan Erbaş: “Tek görüşmem.”

Mahkeme Başkanı: “Evet.”

Tanık Doğan Erbaş: “Tek görüşme.”

Mahkeme Başkanı: “O görüşme nerede oldu?”

Tanık Doğan Erbaş: “Ulusal Kanal, Aydınlık veya işte onların bürosunda, İstiklal Caddesi üzerinde.”

Mahkeme Başkanı: “Nasıl tarif eder misiniz, yani Ulusal kanala gittiğiniz zaman ilk kiminle muhatap oldunuz?”

Tanık Doğan Erbaş: “Yani tabi şimdi dediğim gibi aradan çok zaman geçti, isimleri hatırlamıyorum ama doğrudan Doğu Bey’i sordum, onun odasına alındım.”

Mahkeme Başkanı: “Saat kaçtı? Hatırlıyor musunuz?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hatırlayamıyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Yani öğle saati mi, akşam saati mi, akşamdan sonra mı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Yani 5’ten sonraki bir saat olabilir, genellikle hani bürodaki çalışmalar biter, bürodan çıkıştan sonra gideriz diye kalmış aklımda, bütün görüşmeler genellikle öyle oluyordu. Yani 5’ten sonraki bir saat gibi kalmış aklımda.”

Mahkeme Başkanı: “Evet. Size bazı fotoğraflar göstereceğiz, bakar mısınız?”

Tanık Doğan Erbaş: “Tanımıyorum, tanımıyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Şu anda ekranda görülen, görüntüsünü gördüğünüz Sanık Levent Ersöz, tanımadığınızı söylüyorsunuz.”

Tanık Doğan Erbaş: “Tanımıyorum, tanımıyorum, tanıyamadım.”

Mahkeme Başkanı: “Mikrofona konuşur musunuz?”

Tanık Doğan Erbaş: “Tanımıyorum, pardon.”

Mahkeme Başkanı: “Evet şu anda ekranda gördüğünüz Sanık Hasan Atilla Uğur tanımadığınızı söylüyorsunuz.”

Tanık Doğan Erbaş: “Tanımıyorum hayır, evet. Hurşit Tolon Paşayı tabi medyadan.”

Mahkeme Başkanı: “Evet ekranda gördüğünüz Sanık Ahmet Hurşit Tolon.”

Tanık Doğan Erbaş: “İmralı yargılamalarının başladığında.”

Mahkeme Başkanı: “Nereden tanıyorsunuz?”

Tanık Doğan Erbaş: “İmralı yargılamaları başladığında biraz önce bahsettiğim, duruşma salonuna gelerek var mı bir ihtiyacınız, eksiğiniz dediğimde kastettiğim Hurşit Tolon’du.”

Mahkeme Başkanı: “O tarihteki görevi neydi Hurşit Tolon’un orada?”

Tanık Doğan Erbaş: “Zannedersem İmralı adasından o sorumluydu, yani öyle hatırlıyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Evet, buyurun.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Biraz önce size Doğu Perinçek tarafından sorulan Emcet Olcaytu isimli bir avukat vardı. Emcet Olcaytu, tanımıyorsunuz değil mi Emcet Olcaytu’yu?”

Tanık Doğan Erbaş: “Tanımıyorum burada duydum ismini, hatta General diye söylendi önce de meğer avukatmış, evet.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “1 Mayıs 1989 tarihinde herhangi bir nedenle gözaltına alındınız mı?”

Tanık Doğan Erbaş: “1 Mayıs.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “1989.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Bu 1 Mayıs olayları muhtemelen.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır, hayır.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Reşit Subaşı, Uğur Dikkol, Bülent Gürel, Koray Kılıç, Fatih Ulubay, Aytaç Atacan, Süha Bayındır, Mehmet Aktaş, Adem Genç, Oğuz Tünay gibi kişiler.”

Tanık Doğan Erbaş: “Bu isimler hiçbir şey çağrıştırmadı bende, 1 Mayıs 89’da ben hayır gözaltına alınmadım.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “89.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır alınmadım.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Yani bu Emcet Olcaytu’nun.”

Tanık Doğan Erbaş: “89 diyorsunuz değil mi Sayın Hakimim?”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Fujitsu marka hard diski, efendim?”

Tanık Doğan Erbaş: “89.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “89 evet.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Emcet Olcaytu’nun Datron laptop, Datron laptop marka Fujitsu hard diskindeki bir dönem gözaltına alınan kişilerle alakalı olarak.”

Tanık Doğan Erbaş: “89’da ben üniversite öğrencisiydim o tarihte, gözaltına alınmadım hayır, bir yanlışlık var. Yani eğer isim benzerliği var veya.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Hakkınızda dava açıldı mı?”

Mahkeme Başkanı: “Şimdi Hakim Bey sorusunu tamamlasın, daha sonra cevaplayın, soruyu iyice anlayın.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Türkiye Komünist partisi vesaire üyeliğiyle suçlandınız mı bir dönem?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Değil.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Merdan Yanardağ bu kişiyi tanıyor musunuz?”

Tanık Doğan Erbaş: “Medyadan biliyorum ismini, bir yazar, gazeteci-yazar, ama kendisiyle şahsen tanışmış değilim.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Müvekkilinizin şu anda davaya konu olan Ergenekon olduğu iddia edilen örgütle alakalı bir beyanı olmuş mudur size, basına?”

Tanık Doğan Erbaş: “Zaman zaman aslında Ergenekon Savcıları beni dinlemelidir gibi beyanları vardı. Onun dışında da bir değerlendirmesi hatırlamıyorum.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Toplumsal ilişkiler başkanlığı diye bir birim ile muhatap oldunuz mu hiç? Toplumsal ilişkiler başkanlığı.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “MGK bünyesinde.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, ilk defa burada duyuyorum.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Hüseyin Nazlıkul ablamın hastası, ablam kendisinin hastasıdır diyorsunuz değil mi?”

Tanık Doğan Erbaş: “Doğru, doğru tarihte verebilirim.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Yani ne vesileyle tanıştınız Hüseyin Nazlıkul’la?”

Tanık Doğan Erbaş: “Şöyle, benim müvekkillerimden onun hastası olan birileri vardı, şu an ismini tam hatırlamıyorum ama bana önerilmişti, böyle alternatif tıp, ozon tedavisi gibi konularda çalışan bir doktordur. Bende kendisinin telefonunu aldım, aradım, ablamı da götürdüm, 2004 diye kalmış aklımda ama 1 ay süreyle Şişli taraflarında diye hatırlıyorum, bir kliniği vardı, orada kendisi sahibiydi oranın, o şekilde. Daha sonra da hiç görüşmedim zaten.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Tavsiye üzerine tanıştınız.”

Tanık Doğan Erbaş: “Tabi tabi tavsiye üzerine, daha sonra da hiç görüşmedim. Daha sonradan da medyadan duydum gözaltına alındığını falan.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Tamam Başkanım.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Sayın Başkanım bir sorum olacak.”

Mahkeme Başkanı: “Buyurun.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Muzaffer Ayata’yı tanır mısınız?”

Tanık Doğan Erbaş: “Muzaffer Ayata’yı tanıyorum.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Avukatlığını yaptınız mı veya kendisini cezaevinde ziyaret ettiniz mi?”

Tanık Doğan Erbaş: “Avukatlığını yapmadım, kendisinin avukatlığını yapan arkadaşlarım vardı, o vesileyle tanıyorum.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kimdir avukatı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Aysel Tuğluk’tu mesela, Muzaffer Ayata’nın avukatıydı o, birlikte cezaevine gittiğimizde bende bir kez, bir ya da iki kez ziyaret ettiğimi hatırlıyorum. 98 veya 97 olabilir.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “97’de Bursa cezaevinde mi ziyaret ettiniz?”

Tanık Doğan Erbaş: “97 olabilir, evet Bursa cezaevi olabilir evet, 97.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Sabri Ok’ta mı oradaydı o tarihlerde?”

Tanık Doğan Erbaş: “Efendim?”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Sabri Ok.”

Tanık Doğan Erbaş: “Sabri Ok, olabilir, olabilir.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Onu da ziyaret ettiniz mi?”

Tanık Doğan Erbaş: “İkisini beraber ziyaret ettik, evet doğru.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Aysel Tuğluk vardı, başka kim vardı yanınızda?”

Tanık Doğan Erbaş: “İkimizdik diye hatırlıyorum, yani o gitmişti, bende onunla beraber gitmiştim bir defa, evet bir defa olmuş olabilir.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Cep telefonu kullanıyorlar mıydı o tarihte cezaevinde?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır cep telefonu.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “97’de.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır cep telefonu kullanmıyorlardı.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bu konuda bilginiz var mı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Yani kullanmıyorlar diye biliyorum.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.”

Mahkeme Başkanı: “Evet.”

Tanık Doğan Erbaş: “Yani cep telefonu hiçbir zaman cezaevlerinde kullanılmadı diye biliyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Evet Doğan Bey şimdiye kadar söylediklerinizin dışında ilave etmek istediğiniz başka bir beyanınız var mı?”

Tanık Doğan Erbaş: “Yani bir cümleyle Sayın Başkanım şunu söyleyebilirim, toplu yargılamalar bizde bir toplu yargılama mağduruyuz. Konjonktürel ve siyasi yargılamalardır genellikle, şunu belirtmek istiyorum özellikle, hem bir hukukçu olarak, hem bu ülkede yaşayan bir vatandaş olarak. Zaman zaman Ergenekon’la ve buna benzer yapılanmalarla mücadele edilerek 90’lı yılların eski Türkiye’siyle hesaplaşıldığına dair yorumlar, analizler yapılır. Buna katılmıyorum bireysel olarak, bu bir güç ve iktidar savaşıdır. Ben Sayın Heyetinizi tenzih ediyorum elbette, bir mekanizmadan söz ediyorum. Sonuçta yasama organının yasalarla hepimiz yargılama yapan süjeler olarak. 90’lı yıllarda toplu ölümler vardı, şimdilerde toplu tutuklamalar var. Tipik bir örnek 90’lı yıllarda Vedat Aydın İade Şube Başkanıydı Diyarbakır’da öldürüldü, onun çok yakın arkadaşı Hatip Dicle şimdi cezaevinde. Mehmet Sincar milletvekiliydi güpegündüz sokak ortasında öldürüldü 90’lı yıllarda, şimdi 90’lı yıllarla hesaplaşıldığı söylenen bu dönemde 5 milletvekili cezaevinde, avukatlar öldürülüyordu şimdi avukatlar tutuklanıyor. Zaten bu iktidarın bazı temsilcileri de mealen yani öldürülmediğinize şükredin anlamına gelecek açıklamalarda bulundular. Dolayısıyla hukuk siyasi etkilenmelerden mümkün olduğunca uzak durarak adil ve objektif yargılama yaparak karar vermelidir.”

Mahkeme Başkanı: “Evet.”

Tanık Doğan Erbaş: “Bu niyetimi belirtmek istiyorum, teşekkür ediyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Bizim gayemiz o zaten, bu siyasi bir dava değil, hukuki dava.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet.”

Mahkeme Başkanı: “Adalet için çalışıyoruz.”

Sanık Hasan Atilla Uğur söz almadan konuştu: “Söz hakkı vermediniz ama (birkaç kelime anlaşılamadı).”

Mahkeme Başkanı: “Efendim buyurun, Avukat Bey buyurun sizin beyanınız olacaktı.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Yazın, yani yazın…”

Mahkeme Başkanı: “Efendim yazılı, yazılı soru verebilirsiniz.”

Sanık Hasan Atilla Uğur söz almadan konuştu anlaşılamadı.

Mahkeme Başkanı: “Efendim sizi tanımıyor, lütfen Hasan Atilla Bey lütfen sizi tanımıyor, hakkınızda beyanı yok, lütfen oturun, bakın başka sanıklarda yazılı talepte bulunuyor, yazılı soru dilekçesi verebiliyorlar. Siz de yazabilirsiniz, Avukat Hasan Bey buyurun.”

Tanık Doğan Erbaş: “Sayın Başkanım.”

Mahkeme Başkanı: “Sizin bir beyanınızı alalım da.”

Tanık Doğan Erbaş: “Sayın Başkanım özür dilerim çok uzun bir yoldan geldim.”

Mahkeme Başkanı: “Buyurun oturabilirsiniz.”

Tanık Doğan Erbaş: “Uzun bir yoldan geldim, evet biraz (birkaç kelime anlaşılamadı).”

Mahkeme Başkanı: “Buyurun oturabilirsiniz tabi rahat edin buyurun.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet.”

Sanık Doğu Perinçek ve bir kısım sanıklar müdafii Av. Hasan Basri Özbey söz istedi verildi: “Sayın Başkan demin ifade etmiştim, zapta geçmesi bakımından Sayın Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel imzasıyla 11 Şubat 2009’da Adalet Bakanlığından Haymana Cumhuriyet Başsavcılığına sorulmuş, gelen cevabi yazıda Sayın Doğu Perinçek’in 28.09.1998 tarihinde cezaevine alındığı, 8 Ağustos 1999 tarihinde şartla tahliye edilerek serbest bırakıldığı yazılı.”

Mahkeme Başkanı: “Evet.”

Sanık Doğu Perinçek ve bir kısım sanıklar müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “2009/191 sayılı dosya, ek delil klasörleri 1. klasör, dizi 494, bir örneğini veriyorum, ihtiyaç duyarlarsa Sayın Savcım için de çektirdim.”

Mahkeme Başkanı: “Tamam anlaşıldı, tamam.”

Sanık Doğu Perinçek ve bir kısım sanıklar müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Kendi imzaları da yazılmış.”

Mahkeme Başkanı: “Tamam buyurun Avukat Bey.”

Sanık Doğu Perinçek ve bir kısım sanıklar müdafii Av. Hasan Basri Özbey: “Lütfen bunu da Savcı Bey’e bir örneğini de verirseniz.”

Tanığın beyanlarının alınması sırasında bir kısım sanıklar müdafilerinden Av. İlkay Sezer’in geldiği görüldü.”

Mahkeme Başkanı: “Buyurun Avukat Bey.”

Sanıklar Ahmet Hurşit Tolon, Mehmet İlker Başbuğ müdafii Av. İlkay Sezer söz istedi verildi: “Sayın Başkanım müvekkilimiz Ahmet Hurşit Tolon’un resmi gösterilmek suretiyle bir soru soruldu, müsaade ederseniz buna ilişkin olarak bir soru sormak istiyorum huzurdaki tanığa. Efendim siz İmralı’da yargılamalar esnasında müvekkilimiz Ahmet Hurşit Tolon’un orada gördüğünüz askeri personelden biri olduğunu söylediniz.”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet.”

Sanıklar Ahmet Hurşit Tolon, Mehmet İlker Başbuğ müdafii Av. İlkay Sezer: “Öncelikle şunu öğrenmek istiyorum, Ahmet Hurşit Tolon’u o dönem İzmit’te konuşlu bulunan 15. Kolordu komutanı olduğunu biliyor muydunuz?”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır bilmiyorum.”

Sanıklar Ahmet Hurşit Tolon, Mehmet İlker Başbuğ müdafii Av. İlkay Sezer: “15. Kolordu Komutanı olması nedeniyle İmralı adasından da sorumlu olduğunu biliyor muydunuz?”

Tanık Doğan Erbaş: “Evet yani oradaki konumundan, duruşma salonunda birçok korumayla filan gezdiğini görünce yetkili olduğunu anladık evet.”

Sanıklar Ahmet Hurşit Tolon, Mehmet İlker Başbuğ müdafii Av. İlkay Sezer: “Size.”

Tanık Doğan Erbaş: “Ondan önce bilmiyorduk ama.”

Sanıklar Ahmet Hurşit Tolon, Mehmet İlker Başbuğ müdafii Av. İlkay Sezer: “Evet, size sorduğu bir ihtiyacınız var mı sorusu sadece size sorulmuş, salondaki başka kişilere sorulmuş bir konu muydu, nezaketen sorulmasının haricinde başka bir düşünceniz o an için oldu mu, tespitiniz ol?”

Tanık Doğan Erbaş: “Yani tabi biz avukatlar olarak oturduğumuzda geldi, şeye baktı etrafımda dediğim gibi çok sayıda asker ve korumayla, bir ihtiyacınız, bir sorun var mı dediğinde nezaketen bunu sorduğunu algıladık. Aynı zamanda başka kişi, diğer müdahil vekillerinin yanına gittiğinde gördük orada yani. Evet, duruşmanın inzibatı açısından bir şey olduğunu hatırlıyorum.”

Mahkeme Başkanı: “Onun dışında başka bir konuşmanız, görüşmeniz olmadı.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır, hayır, hayır, hayır, hayır.”

Sanıklar Ahmet Hurşit Tolon, Mehmet İlker Başbuğ müdafii Av. İlkay Sezer: “Teşekkür ederim.”

Tanık Doğan Erbaş: “Hayır.”

Tanık Doğan Erbaş’ın ifadesinin alınması bu şekilde tamamlandı.

Saatin 18:08 olduğu görüldü.

Oturuma bugüne mahsus olmak üzere son verildi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Oturuma 9 Ağustos 2012 günü saat 09:30’da kaldığı yerden devam edilmek üzere ara verilmesine oybirliğiyle karar verildi. 07.08.2012




BAŞKAN 28298 ÜYE 37266 ÜYE 40244 KATİP 139152



Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə