13. AĞIr ceza mahkemesi

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 0.69 Mb.
səhifə7/10
tarix30.12.2018
ölçüsü0.69 Mb.
1   2   3   4   5   6   7   8   9   10

Cumhuriyet savcısı Nihat Taşkın :” Aslında Hikmet Çiçek’in dijital verilerinde daha önceki tarihlerde de NATO Türkiye’de konduğu kontra gerilla örgütüne Ergenekon ismini vermiş şeklinde şeyler var. Onları sormadık ama “

Sanık Ferit İlsever : “ Mütercimlerden alarak “

Cumhuriyet savcısı Nihat Taşkın :” Çatlı Ergenekon’dandı vs. şeklinde bunlar sizin partinize yönelik açıklamalardı. Çeşitli yerlerden ele geçirilen dokümanlar bunlar sorulmadı size sizden çıkmadığı için “



Sanık Ferit İlsever : “ anladım ben sizin şeyinizi yormayın kendinizi, niye biliyor musunuz şundan dolayı yormayın derken. Bundan sonraki ufkunuz bakımından da söylüyorum. Efendim Hikmet çiçek onu yazabilir Hikmet Çiçek Türkiye’nin sayılı gazetecilerinden bir tanesi, inanmış almış Mütercimlerin şeyini işte mütercimlere dayanarak yada dayanmayarak Ergenekon adını kullanır bunlar diyor. Bunun kıymeti harbiyesi yok. bakın efendim burada işin püf noktası şu, 2001 yılında Mehmet Eymürlerin tezgahıyla tertibiyle kurulduğu söylenen Ergenekon terör örgütünü bu yalanın Memduh Ünlütürk’lerin Faik Türün’lerin başında bulunduğu kontur gerillayla hiçbir alakası yok. hiçbir alakası yok efendim. anlatmaya çalıştığım olay budur. Bakın şimdi onu anlatacağım tekrar bir daha anlatacağım. Yani efendim şu belli ki, belli ki 2001 yılındaki tertipçiler büyük ihtimalle de Mehmet Eymür 1970’li yıllarda Ergenekon adı konmuş olan daha doğrusu Erol Mütercimlerin Ergenekon dediği ismi almış bir güzel yurt severlere devrimcilere işçi partisine Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı bundan sonra yürütülecek operasyon adına şeyine koymuş yafta olarak yapıştırmış başına yani fiili fili bağ diyorsunuz ya, fiili sürekli bilmem ne bağ diyorsunuz ya, yani 1972 ile 2002 arasında bir fiili bağ arıyorsunuz ya bu bunun devamımıdır diye alakası yok benim söylediğim şey bu hiçbir alakası yok 1970’deki 80’deki kontur gerilla gitmiş ve 2002’de bir yurt severleri şey yapmak üzere devrimcileri tutuklamak üzere hapsetmek üzere cezalandırmak üzere bir tane örgüt imal edilmiş ve onun adına da Ergenekon denmiş onun için zaten kamuoyunda isyanlar çıkıyor ya, buna niye Ergenekon diyorsunuz böyle bir sürü suçu bilmem neyi yığdığınız şeyin üzerine niye Ergenekon şeyini yapıştırıyorsunuz, alakası yok, şöyle bir alakası var sayın başkanım 1972’deki kontur gerilla bunu söylersem daha iyi anlaşılır ve ufukta zenginleşir o yönde araştırma yapmak gerekir 1972’deki kontur gerilla savunmamda da belirttiğim gibi 1990-92’de Fethullahçı gladyo olarak emniyetin merkezini üstlenmiş Memduh Ünlütürk’ler falan gitmiş o sayın savcımız suçluyorsunuz dediği generaller falan gitmiş onlar hepsi özellikle körfez savaşından 1991 körfez savaşından sonra Amerika Birleşik devlerine karşı mevzilenmişler çünkü Amerika Birleşik devleri ordusuyla gelmiş komşumuz olmuş Türkiye tehdit altında bölünme tehdidi altında orduda yüzünü cephesini Amerikan ordusundan kaynaklanan bu orduya dönmüş bunun adı söylenmiyor ama besbelli ki böyle geliyor adam kafanıza çuval geçiriyor işte sizin yüzünüzden burada özel kuvvetleriniz faaliyet gösteriyor diyor Türk ordusuna düşman gibi adam geliyor ondan sonra 2002 yılında milenyum çelenç 2002 tatbikatını yapıyor yeni yani yüzyılın bin yılın tehlikesi tatbikatı yapıyor Türkiye’ye karşı Türk askerine Türk ordusuna karşı hazırlıklar içinde ve Kuzey Irak’ta ordumuza operasyon yapamazsın diyor oturmuş Abdullah Gül’le anlaşma yapmış iki sayfa 9 madde Türk ordusu girmeyecek diyor Kuzey Irak’a ve kendi yayın organlarında Türk ordusu değişti Türk ordusu hizadan çıktı diye 90’lı yıllarda yayın yapıyorlar o zaman besbelli ki objektif olarak sübjektif olarak Türk ordusuyla Amerikan ordusu karşı karşıya gelmiş ve bizim Türk ordusunun beyninden merkezinden o sözünü ettiğim özel seferberlik tetkik kuruluyla başlayan süreç yani Türk ordusunun beynine kontur gerillayı yerleştirme operasyonu son bularak onun yerine gitmiş emniyetteki Fethullahçı Gladyo temelli Fethullahçı takımı esas alan bir tertip bir örgütlenme mekanizması haline gelmiş, yani 1970 deki 72 deki Memduh Ünlütürk ün başında bulunduğu teşkilat kontrgerilla teşkilatı 1990’larda 91’lerde işte Şenkal Atasagun’lar, daha sonra Mehmet Ağarlar, işte Çiller özel örgütü olarak sürmüş gelmiş, Özal’ın tabi burada çok büyük rolü var, Özal’ın başında bulunduğu ekip olarak Özal’ın özel örgütü olarak o özel örgüt diye geçiyor, arkasından Çiller özel örgütü olarak geçiyordu. Bu şekilde gelmiş sürmüş gitmiş. Yani burada muazzam bir saptırma var. Muazzam bir yanlış var, iddianame de de öyle koyuyor, özellikle yandaş medya ve Liberal basın Türkiye de hep böyle koyuyor, işte 1978 kontrgerilla, 1960’lardaki 50’ler deki kontrgerilla geldi bu gün işte bakın Ergenekon olarak devam ediyor yanlış doğru değil, baştan sona yalan ben bunu anlattım savunmamda lütfen bir daha okuyun. Tamamen Amerika birleşik devletlerinin kurduğu Gladyo kültürüne ideolojisine prensiplerine aykırı bir olay ile karşı karşıyayız, Ergenekon terör örgütü dediğiniz şey her şeyi ile karşı, her şeyi ile karşı zaten kediniz söylüyorsunuz, Ergenekon terör örgütü bakın iddianameden alıyorum. Gladyo nun kontrgerilla’nın 1970’ler deki ABD ile Nato stratejileri doğrultusundaki mücadele etme şeyinden vazgeçti değişi. Ve cephesini ABD ye döndü. Ben iddianameden alıyorum, o zaman bitti. Yani demek ki Gladyo nun şeyi bitti, bizim bu yargılama şeyinde bu operasyon temelinde yaptığınız bulduğunuzu söylediğiniz örgütlenmenin yakaladığınızı söylediğiniz insanların şahısların hepsinin niteliği şusu ile busu ile eylem ile bilmem nesi ile Nato’ya karşı bir örgütlenme. Gladyo oysa Nato’nun vurucu gücü ve bu gün hala Nato’nun vurucu gücü, hala bu gün Nato’nun vurucu gücü ve emniyet merkezli, dolayısıyla o generalleri falan bana hiç hatırlatmayın onları ben zamanında suçlamışım sayın savcım, sayın başkanım ben onları zamanında daha 1970 li yıllarda Faik Dürün İstanbul kontrgerilla sının başında. Memduh Ünlütürk bunun yardımcısı ne yazık ki burada şema olarak gösterdim başlarında Memduh Tağmaç bulunuyor. Sunay ile beraber sözüm ona Cumhurbaşkanı, Cevdet Sunay, genelkurmay başkanlığı koltuğuna oturmuş Memduh Tağmaç, mekanizmayı 1970 li 12 mart öncesi kurdular. Ha ondan öncesi de yine onlara dayanıyor ne yazık ki Türk ordusunu birçok böyle pisliğe bilmem neye bulaştırdılar. Ben size burada jandarma genel komutanlığının belgesini okuyorum. 1973 tarihli. Neler var içinde görüyorsunuz şimdi Türk ordusunda böyle bir belge var mı bulabilir misiniz? Yok bulamazsınız onların hepsi yırtıldı çöp sepetine atıldı. Türk ordusu öz eleştiri yaptı, yanlış yaptık dedi, özel harp Dairesini kapattı, özel kuvvetler Komutanlığını yeniden örgütledi ve Türkiye’nin şeyleri doğrultusunda ulusal çıkarları doğrultusunda. Olayın esası budur. Cumhuriyet Savcısı Nihat Taşkın :” İddianamede aynısı ile şu şekilde bir saptama yer alıyor, şüpheli doğu Perinçek, geçmiş yıllarda yazmış olduğu kitaplarında ve bazı söylemlerinde Türkiye de ermeni soykırımının olduğunu, ve Kürtlerin kendi federe devletini kurmalarını gerektiğini bu amaçla referandum a gidilmesi şeklindeki söylemleri ile şu anki söylemlerinin benzerlik arz etmediği şeklinde bir saptama var. Siz Talat Paşa komitesi hakkında uzun açıklamalar yaptınız ve bize kabul edilemez ithamlar yönelttiniz, bunu yapmaya hakkınız olmadığını düşünüyorum, bu konu ile ilgili birkaç sorum olacak. Ve nitekim sanık Doğu Perinçek mahkemeye verdiği bir dilekçe ile hiçbir kanıta dayanmadığını ileri sürdüğü bu saptamanın doğru olmadığını, iddianamenin bu kısmının düzeltilmesini istemişti. Mahkemenin talebi üzerine iddia makamı olarak bu konuda bir cevap yazısı ibraz ettik. İddianamedeki saptamada bir yanlışlık olmadığını açıklamıştık. Aslında geçmiş dönemdeki söylemler ile açık fark sizin de en başından itibaren içinde bulunduğunuzu belirttiğiniz hareketin bir fikir veya siyaset değişikliğinden çok Ergenekon bağlantısı yönünden irdelendiğinden önem arz ediyor, bu nedenle şimdi size yönelteceğim sorulara öncelikle bu yönden cevap vermenizi isteyeceğim. Emniyetteki ifadenizde 12 mart döneminde TİİKP Türkiye İhtilalli İşçi Köylü Partisi davasından yargılandım, cezaevinde yattım diyorsunuz, Doğu Perinçek tarafından kaleme alının sizin de yargılandığınız bu partinin savunma kitabının 154. sayfasında aynen şöyle yazıyor, İttihatçı kompradorlar milli azınlıklar üzerinde de baskı ve katliam politikası uyguladı. Doğu da yüz binlerce Ermeni’yi katletti. Binler onlar yüz binler değil yüz binlerce Ermeni’yi katletti. Herhalde bu soykırım anlamı taşıyor. Geri kalanlarını da yurtlarından sürdü demektedir. “

Sanık Ferit İlsever :” burada soykırım anlamı taşıyor, siz mi söylüyorsunuz yazı mı söylüyor. “

Cumhuriyet Savcısı Nihat Taşkın :” Yüz binlerce olunca herhalde “

Sanık Ferit İlsever :” siz söylüyorsunuz.”

Cumhuriyet Savcısı Nihat Taşkın:” Ben tabi benim yorumum bu. Yine aynı kitabın 146. sayfasında Abdülhamit satın aldığı Kürt beylerine kurdurduğu Hamidiye alaylarını Ermenilerin üzerine saldırtarak her iki milleti birbirine kırdırdı. Ve mücadelelerini yok etmeye çalıştı. Saltanatı doğu Anadolu da katledilen on binlerce emekçinin ve İstanbul sokaklarında öldürülen binlerce Ermeni’nin kanı ile boyanda demektedir. Ermeni meselesi hakkındaki söylemler ile huzurdaki bu söylemleriniz arasında bağdaştırılamayacak farklar vardır, bu gün adı verilen bir komitenin sekreterliğini yaptığınız Talat paşa, Doğu Perinçek in size okuduğum yazısında belirtildiği gibi ittihatçı mıdır, oda yine belirtildiği gibi komprador mudur açıklar mısınız.”

Cumhuriyet Savcısı Nihat Taşkın:” Sayın başkan savunmasının nerde ise yarısını iddia makamı olarak bizim ermeni tezlerini savunduğumuzu ermeni tezlerine karşı çıkan kişileri işte cezaevine attırdığımızı iddia etti lütfen bu konuyu açıklamasını istiyorum takdir tabi ki kendisinin.”

Sanık Ferit İlsever :” Müsaade ederseniz bir cümle söyleyim belki sorudan da vazgeçerler. Ben hiçbir yerde hiçbir zaman İstanbul Cumhuriyet savcılığını yani sizinle ilgili değil kurum olarak ermeni soykırımı iddialarını savunuyor diyeceğim, hiçbir zaman böyle bir şey söylemedim ve demedim. Demem böyle bir şey olmaz böyle bir şey Türkiye de kimse bunu savunamaz. Siz de savunamazsınız. Olmaz ben böyle bir şey söylemedim. Beni dinlememişsiniz siz. Ben ne söylüyorum sayın başkanım, uzun uzun anlattım burada Avrupa parlamentosunun eylül 2006 tarihinde aldığı Talat paşa komitesini ortadan kaldırın kararını AKP hükümeti uygulamıştır diyorum, uyguladı. Onun için de Cemil Çiçek i buraya davet ediyorum, gelsin anlatsın bunu burada. Bunu çok iyi biliyorum çünkü. Ve ondan sonradır Tayip Erdoğanların ben bu işin savcıyım diye ortaya çıkması. Ondan sonradır Abdullah Gül’lerin çıkıp delil bulun delillendirin ve tutuklayın bunları demesi. Abdullah Gül ben size örnek de verdim burada 2006 eylül den önce yani bu Avrupa Parlamentosu kararından önce 2005 yılında Talat Paşa komitesinin toplantılarına Nevzat uyan ı yani güvenlik dairesi başkan yardımcısını gönderen ve dış işleri bakanı adına bu toplantıları destekliyoruz arkanızdayız diyen zattır. Abdullah Gül. Arkasından karar ile beraber iş buraya dönmüştür. Ben bunu sorguluyorum sayın savcım yani lütfen ben öyle bir şey söylemedim. Hiç kimsenin böyle bir şey yapmaya hakkı yok. Söylemeye hakkı yok.

Cumhuriyet Savcısı Nihat Taşkın :” size meslektaşım tarafından Mehmet Şener Eruygur soruldu, ben şu şekilde tekrar yöneltmek istiyorum, kendisi ile görevde olduğunuz dönemde bir görüşmeniz oldu mu, oldu ise konusu nedir açıklar mısınız. “

Sanık Ferit İlsever :” Şener Eruygur bey ile mi.”

Cumhuriyet Savcısı Nihat Taşkın :” evet. Jandarma genel Komutanı olduğu dönemde. ”

Sanık Ferit İlsever :” evet jandarma genel komutanı olduğu dönemde ulusal kanal a yapılan olağanüstü baskılar dolayısıyla yani şeyin RTÜK ün ulusal kanalın kablolu yayın hakkını kanunsuz keyfi bir k arar ile zapt etmesi üzerine, el koyması üzerine, bizi kablolu yayından çıkarması üzerine biz 14 ay yayın yaptık. Bütün görevlerimizi vecibelerimizi hepsini yerine getirdik. Ama biliyorum tamamen kanunsuz keyfi işte o sizin merkezin talimatı ile ulusal kanal birden bire kablolu yayından çıkartıldı. Ve bunun üzerine uzun bir mücadele verdik. Sene 2002 den bu güne kadar yedi yıl süren uzun bir mücadele. Benim çalmadığım kapı kalmadı. Şener Eruygur kim, Şener Eruygur’a da bu arada gittim onu soruyorsunuz, Jandarma genel Komutanı olarak bu durumu anlattım. Desteğini istedim şu anlamda yani siz ulusal kanal izleyicisi biliyorum izliyorsunuz, bulamıyorsunuz kablolu yayında lütfen siz de bir vatandaş olarak jandarma komutanı olarak falan değil, ne düşüyorsa üstünüze yapın. Sadece Şener Eruygur’a değil kaç defa sayın Ahmet Necdet Sezer e gittim. Dilekçeler verdim sayın Cumhurbaşkanına, haksızlık yapılıyor müdahale edin durdurun. Haksızlığı kanıtladım bütün şeyi burada vaktinizi almayım bütün örnekleri ile. Mahkeme kararları var sayın başkanım kaç tane ulusal kanalın kablolu yayından yayın yapması yolunda mahkeme kararı var uygulanmıyor. AKP den gelen baskılar dolayısıyla uygulanmıyor. Mahkeme kararları orda yatıyor bende kapı kapı dolaşıyorum. Dengir mir Mehmet Fırat konuştuğum insanlar, siz burada şimdi Şener Eruygur u bana soruyorsunuz da Dengir Mir Mehmet Fırat ı söylemiyorsunuz. Ali Coşkun, o zaman şeydi sanayi bakanı idi, kendileri ile görüştüm. Anayasa , Burhan Kuzu, anayasa profesörü, prof. Dr. burhan Kuzu, milletvekili. Bin Ali yıldırım üç kere görüştüm ulaştırma bakanı ile, kapı kapı dolaştım. Bütün komutanlarımıza teker teker mektuplar yazdım, mesajlar çektim. Tek tek hepsini inceleyebilirsiniz. Mesele ulusal kanaldır, ulusal kanal haksızlığa uğruyor, kanunsuzlukları önleyin elinizden ne geliyorsa yapın. Yardım edin ne yapayım mahkeme kararı alınıp uygulanmıyorsa ne yapabilirim. Bu memlekette Şener Eruygur ile görüşmemin bir nedeni vardır budur, açarsınız şeyleri istihbarat notlarını falan bakarsınız. “

Cumhuriyet Savcısı Nihat Taşkın:” bu görüşmeniz 2004 senesinde olmuştu. Aynı dönemlerde Şener Eruygur un görevde olduğu dönemde jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde Cumhuriyet Çalışma Grubu isimli bir grup kurulduğu iddia edilmiş. Buna ilişkin deliller de ikinci iddianame ekleri arasında yer alıyor, burada bir slayt gösterisinde ulusal birlik kurultayı değerlendirmesi, devamında da bu kurultayda izin bir konuşma yaptığınız ve konuşmanın içeriğinin başlıklar halinde özetlendiği bir bölüm var, ulusal kanal adına Ferit İlsever in konuşması başlığı altında Kuvai milliye hareketi’nin sesi ve gözü olacakları, buradan bir milli kongre kararı ile çıkılmasını, ülkemizin uçurumdan aşağıya yuvalandığı, Kuvai milliye merkezlerinin birleştirilmesini, bir milli hükümet kararı ile.”

Mahkeme Başkanı.” Savcı bey o beyanlar nerde, ikinci iddianamede mi?”

Cumhuriyet Savcısı Nihat Taşkın:” Evet sayın başkan.”

Mahkeme Başkanı:” Bunla alakası yok şu an, “

Cumhuriyet Savcısı Nihat Taşkın:” Şener Eruygur ile bağlantılı,”

Mahkeme Başkanı.” Şu anda olan bu dosyamızda yargılandığı dosyamız ile ilgisi yok yani. “

Sanık Ferit İlsever :”Ben bunları ilk defa duyuyorum sayın başkanım, ama neyse önemli değil yani cevaplarım ben arzu ediyorsanız.”

Cumhuriyet Savcısı Nihat Taşkın:” Siz savunmanızda Abdullah Öcalan ile görüştüğünüzü söylediniz ve sebeplerini anlattınız, “

Sanık Ferit İlsever :” Soruyu vaz mı geçtiniz efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Nihat Taşkın :” Sayın başkan müsaade etmedi. Bu dönemde siz sosyalist parti de bir görevli miydiniz, Abdullah Öcalan ile bir görüştüğünüz dönem tam olarak hangi tarihe denk gelmektedir. Bunu açıklar mısınız?“

Sanık Ferit İlsever :” 2000 e doğrunun genel yayın yönetmeni idim. Sosyalist partide bir görevim yoktu. Sosyalist partinin genel başkanı Doğu Perinçek ti. Tarih şimdi buradan bulabilirim. Savunmamda var, 91 mi 92 mi, ya 91 ya 92. o tarihlerde yani ben iki bine doğrunun genel yayın yönetmenin olarak gazeteci olarak gittim röportaj yaptım ve iki bin e doğru da iki sayı üst üste kapak haberi olarak bu röportajlar yayınlandı, Abdullah Öcalan ile yaptığım röportajlar. Sosyalist partide bir görevim yoktu. Genel başkanının danışmanıydım ben sadece, danışmanlık diye bir gayrı resmi görevim vardır. “



Cumhuriyet Savcısı Nihat Taşkın :” sizin doğu Perinçek ile dosya arasında milli anayasa taslağı konulu bir telefon görüşmeniz var. Bu konuyu doğur Perinçek aydınlık başyazısında da yazdı, yakın geçmişte gündeme gelen bir anayasa taslağı konuşuluyor, başyazısında ise anayasa namlunun ucunda olduğunu, eğer arkasında yaptırım gücü yoksa anayasa yapma iddiası geçersizdir. O nedenle anayasa yapıcıları daima silahlıdır, ya devletin silah tekeline hükmederler veya devleti ele geçirmek üzere olan bir silahlı gücü kumanda ederler. Önümüzdeki dış ve iç hesaplaşmalar herkes görmektedir ki dış ve iç savaş tehlikelerini içermektedir. Anayasa girişimi bu çarpışmaların hukuk düzlemindeki devamıdır. Bu koşullarda silahlı kuvvetlerin teyakkuza geçmesi de doğal oluyor. Güçlü ordusu olmayan milletlerin anayasalarını başkaları yapar. Türk milleti anayasasını yapacak güçtedir diyor bunu kendisine sorduk. Kedisi bu yazıyı uzmanı olduğu bir konuda tarihsel bilimsel bir çalışması olduğunu yorumladı ancak. Yine Türkiye de Türk milleti Türk ordusu birleşecek Atatürk ün anayasasını tekrar yürürlüğe koyacak dedi. Gündemdeki bir anayasa taslağına üzerine yazıldığı için bunun gündem ile ilişkili olduğunu değerlendiriyoruz siz de bu milli anayasa taslağının altına imza atınız yani böle bir anayasanın yürürlüğe konmasını istiyorsunuz. Siz de bir sivilsiniz o zaman hazırladığınız taslağın ne şekilde yürürlüğe gideceğini hesap ettiniz. bu şekilde çalışmanızın amacı nedir.

Sanık Ferit İlsever :” zaten sayın bakanım anayasa taslağının burada ek 12 olarak ek olarak size takdim ettim milli anayasa taslağını, kalbimle doğruluğuna katılıyorum. Türkiye’nin ihtiyacı olduğunu biliyorum. Bir aydın olarak bunun altını imzalamamdan daha doğal bir şey olacağını düşünmüyorum. Türkiye de anayasalar böyle olmalı ve anayasalar bir aydınlar öncülerin başlattığı bir hareket ile toplumsal mal olmalı, toplum benimsemeli ve anayasa aynı şekilde yine öncülerin başlattığı bir hareket ile önü kesilmeli, şayet kötü ise yanlış ise Cumhuriyete aykırı ise, Kemalist devrimi Cumhuriyeti şey yapmaya çalışıyorsa yıkmaya çalışıyorsa önü kesilmelidir. Nitekim bizim bu milli anayasa çalışması AKP den kaynaklanan sivil anayasa girişiminin önünü kesmek için yapılmıştır. Yani AKP 2002 seçimlerinden sonra aldığı oylar ada güvenerek, Türkiye de anayasayı değiştireceğini, sözüm ona demokrasi falan filan diyorlar ama işin esası işte bu gün geldik çok iyi anlıyoruz, özellikle şu Kürt açımlı ile, üniter devlet yani püf noktası işin o zaman bu meseleler çok tartışıldı. Anayasanın değiştirilmez ilk dört maddesini değiştiriyordu sivil anayasa. Bunların hazırlıklarını anayasa o değiştirilmesi mümkün olmayan teklif bile edilemeyecek olan ilk dört maddesini alıyordu değiştiriyordu niye işte bu günkü açılımlara Türkiye yi sürüklemek için onun için biz bunlara karşı çıktık. Yani ha şimdi diyeceksiniz ki bu anayasayı hangi cesaretle hangi cüret ile yapıyor. Geliyorum ordan Doğu Perinçek in yazısına, arkasındaki Amerikanın gücüne dayanıyor, Amerikanın gücü bunu dayatıyor, bu anayasayı yapacaksın diyor işte nitekim geldiğimiz nokta Amerikanın gücü ile amerikan ordusunun gücü ile hani silahlı kuvvet diyor ya onun orda dayandığı şey Türk silahlı kuvvetleri falan değil, Türk silahlı Kuvvetleri daha dün açıkladı, anayasanın değiştirilemez maddesine dokunamazınız, üniter devlet, Türkiye’nin bütünlüğü, vs bunla oynayamazsınız bitti. Türk Silahlı kuvvetleri yok demek o milli anayasa diye pardon özür dilerim, sivil anayasa diye getirdikleri şeyin arkasında. Başka bir kuvvet var kim var onu, Amerika ile yaptıkları anlaşma, iki sayfalık dokuz sayfalık anlaşmalar, başka anlaşmalar falan filan onlara dayanarak onların gücüne dayanarak ve bunu yaparsam arkama büyük bir kuvvet aldığım için Avrupa birliğini aldığım için Türk ordusu buna karşı çıkamaz. Sesini çıkarmaz düşüncesi ile bu girişime giriştiler, bunu giriştiler biz de buna karşı hayır dedik, çözümüzü önerdik, bence doğrudur katılıyorum. Tam sorunuzu doğrusu anlamış değilim ama mesele şu sorgulanıyorsa işçi partisinin bu olay ile ne yapmak istediği amacı nedir diye sorgulanıyorsa bence tam da budur, ve bu gün de hala gündemdedir bu mesele. Türkiye’nin madem ki anayasa değişikliği şeyi meclis başkanı ilk cümlesidir, Mehmet Ali Şahin geçen ay Türkiye büyük millet meclisi başkanı seçildi, ilk cümlesi, şimdi anayasayı değiştirmeye başlayacağız, nasıl değiştirecek işte arkasından Kürt açılım geldi, işte sözün ettiğimiz ilk dört maddedir tartışma konusu. Buralarda oynayacaklar yoksa onun dışında şeylerde zaten bir problem yok ki, onu Cumhuriyet halk partisi de diğer partiler de destekliyor, zaman zaman öneri olarak getiriyorlar zaman zamanda değişiklik yapılıyor hayır bu anayasa değişikliği demin de söylediğim gibi Türkiye Cumhuriyetinin temellerini temel değerlerini hedef alan bu ilk dört maddesini hedef alan bir değişiklik böle olduğu için de biz de oturduk kafa kafaya verdik, aydınlar olarak o bildiriyi hazırladık uzun bir birkaç aylık çalışma sonucunda altını bende imzaladım. Tabi bir sürü aydınımızın imzası var. Tutuklanmasaydık, içeri alınmasaydık, herhalde daha o çok daha büyük bir yoğun bir şeyle sürecekti imza kampanyası ile sürecekti. Ben burada hiç yanlış bir şey görmüyorum. Avukatımın da söylediği gibi burada işçi partisi yargılaması yapılıyor. İşçi partisinin milli anayasasının hesabı soruluyor. Düşünebiliyor musunuz? O zaman biz bunu Yargıtay cum. Başsavcılığına gönderdik. Hatta Yargıtay Cumhuriyet savcılarının eski savcıların altında imzası vardır onların görüşlerini aldık, beraber hazırladık onlarla beraber ha şimdi oralarda hiç sesi çıkmamış hiçbir şey konusu olmamış, soruşturma konusu olmamış bir konu alınıyor bize burada şimdi 13. ağır ceza mahkemesinin savcıları tarafından. “

Cumhuriyet Savcısı Nihat Taşkın:” Bu sorunun sorulmasının hazırlanmasının haklılığını neden teslim etmiyorsunuz. Sivillerin hazırladığı, seçilmiş hükümetin hazırladığı bir anayasaya siviller anayasa yapamaz, diyerek karşı çıkıyorsunuz. Ancak kendiniz bir anayasa hazırlayıp taslak hazırlayıp en ağır şekilde eleştirmek tabi ki hakkınız.”

Sanık Ferit İlsever :” Efendim siviller hazırlayamaz değil, değiştirmeyin lütfen benim şeylerimi, lütfen anlayın. Anlayın beni ben öyle bir şey mi söyledim burada. Siviller tam tersini ben sivillerin anayasa yapması gerektiğini söylüyorum ve biz yapmışız. Siviliz oturmuşuz bir anayasa taslağı yapmışız. Sivil olarak yapmışız ben bunu askerlerle mi yapmışım, yapmayın, siviller anayasa yapama değil, bu tür siviller Mehmet Ali Şahin gibi siviller, Burhan kuzu gibi siviller anayasa yapamaz. Ne sivili canım yapmayın öyle, ABD’nin BOP eşbaşkanları bize bir anayasa getiriyorlar. Anayasa diye bir şey getiriyorlar. “

Cumhuriyet Savcısı Nihat Taşkın:” Kemal Yalçın Alemdaroğlu ile yaptığınız bir telefon görüşmesinde siz, kısa vadede belki hemen çok büyük şeyler olmaz ama, bir taraftan da bir devrimcileşme var diyorsunuz, devamında da Alev Coşkun Cumhuriyet halk partisi içersinde ne kadar önderlik yapabilir o ayrı bir tartışma konusu, bir isim yani şimdi oğuz oyanın öne çıkışı var benim önerim şudur hocam lütfen sizin ağırlığınız var isminiz var, gücünüz yettiği yerlerde bunları şey yapıp nasıl söyleyim biraz yüreklendirip cesaretlendirip yanlarında olduğumuzu da hissettirmek diyorsunuz, kemal Yalçın Alemdaroğlu ise evet olabilir, ben gerçi her ortamda söylüyorum ya artık herhalde bu iş bu demokrasi ile olmaz. Olacaksa bir devrimdir. Burada ulusal devrim olmalıdır diyor. Siz zaten bir partinin yönetimindesiniz, burada görüştüğünüz konuyu, hangi amaç ile ve hangi konuda Kemal Yalçın Alemdaroğlu’ndan talepte bulunduğunuzu açıklar mısınız.”

Sanık Ferit İlsever :” şimdi gördüğünüz gibi benim Kemal Alemdaroğlu hocamızın demokrasi ile olmaz devrim ile olur sözlerine bir şeyim var mı katkım dahilim, onu geliştiren onu ilerleten, dahilim var mı sizce sayın savcım orda, var mı, “

Cumhuriyet Savcısı Nihat Taşkın :” Benim size sorduğum sorunun içersinde o yok.”



Sanık Ferit İlsever :” o zaman bunu Kemal Alemdaroğlu’na soracaksanız. Zaten sordunuz burada kendisine oda anlattı. Milli demokratik devrimden neyi kast ettiği, benim anladığım benim bildiğim şudur milli demokratik devrim gerçek demokrasidir. Gerçek demokrasi odur. Ve bu gün oynanan oyun demokrasi ise, yok Kürt açılımı yaptın bilmem neyi taşıdın, yok anayasayı değiştirdin bunlara demokrasi diyorlar, bunların demokrasi ile alakası yok Amerikan sultasının diktasıdır bu. En büyük diktadır bu en koyu diktadır bu. Demokrasi ile alakası yok. Sizin bana bunu sormanızın bile demokrasi ile alakası yok. Ne alakası var bakın ben burada ne diyorum, ne diyorum lütfen, Türkiye de bir devrimcileşme ar sevinmeniz lazım buna, devrimcileşmeden kast ettiğim tabi ki Kemalist Devrim, Atatürk devrimini kast ediyorum. O yönde bir şey var bunu yüreklendirelim diyorum. Siz bunu neyinden rahatsız oluyorsunuz. Neyinden rahatsız oluyorsunuz. Bir mecliste toplanmış bir grup ondan sonra bir dikta dikta diyorum evet adını söylüyorum, Türkiye aldılar amerikan diktasının altına sürüklediler, yok Cumhuriyetin ya lütfen anayasa mahkemesinin Cumhuriyet düşmanı olduğu için Cumhuriyet düşmanı eylemlerin ve laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu için kapatılmasına karar ver şeyine olduğuna dair karar verdiği parti. Laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğunun tespit ettiği bir parti Türkiye yi yönetiyor. Anayasaya yapıyor bize, insaf edin, insaf edin o değiştirilemez maddelerin bir tanesi temel maddelerden bir tanesi laikliktir, laiklik ilkesi oynayamazsınız onla. Oynamak ne kelime adam onun odağı haline gelmiş ve mahkeme kararı ile en yüksek mahkeme kararı ile tespit edilmiş bu. Ne yapacağım ben ne yapacağım Türkiye Cumhuriyeti ni savunmak için temel değerlerini savunmak için işte anayasanın 4 maddesini savunmak için harekete geçeceği tabi bu bana verilmiş görev değil mi, size verilmiş görev değil mi, Atatürk ün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmanın getirdiği görev değil mi bu hepimize yüklenen görev değil mi. Bursa nutkunda ne diyor sayın savcım, ne diyor, düşünün hatırlayın bunları, takıldık bir şeyin peşine gidiyoruz, biz o nutku hatırlıyoruz, bize verilen görevleri hatırlıyoruz ve oturmuşuz bir tane anayasa taslağı yapmışız ve milleti harekete geçirmeye çalışıyoruz aramayın darbe marbe bir şey. Yok darbe ile bir şey olmaz sayın savcım, olmaz. İnanmayız biz buna Kemal Alemdaroğlu hocam da inanmaz buna, bunların altından devdim dedi yok milli devirim yok bilmem ne onun altından koyun üstüne bir tane darbe şeyi yok bulamazınız. Ne görüşlerimizde ne dünkü görüşümüz ne pratiğimizde böyle bir şey bulamazsınız aramayın. Türkiye darbe ile selamete çıkmaz. Bakın bütün konuşmalarımız her şey siz de okuyorsunuz orda okutturuyorsunuz her şey geliyor milletin seferber edilmesine, geliyoruz geliyoruz millete, geliyoruz millete müracaat ediyoruz. Milletin öncülerinin örgütlenmesine, ve milletin top yekun örgütlenmesine geliyoruz. Sayın savcım bütün yaptığımız iş bu bütün pratiğimi bu. Her şey buna hizmet ediyor. Didik didik ediyorsunuz yok bir şey bulamıyorsunuz. Zorluyorsunuz efendim zorlama, bulamazsınız bir şey. “

Cumhuriyet Savcısı Nihat Taşkın :” soracağım başka bir soruya geçiyorum, soracağım sorunun ilgili yerlerden kurumlardan sorulmasını istediniz, sizin açıklamanızı istiyorum, Tuncay Güney in bahsettiği ulusal Kanalın kuruluş için gerekli bir miktar paranın Türk Tanıtma fonundan veya bir devlet kuruluşundan alılmak için dilekçe hazırlandığını, Devlet Bahçeli den Veli küçük aracılığı ile randevu alındığını iddia ediyor, siz devletten bir yardım aldınız mı ulusal kanal için.”



Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8   9   10
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə