13. AĞIr ceza mahkemesi



Yüklə 0.6 Mb.
səhifə1/6
tarix12.08.2018
ölçüsü0.6 Mb.
  1   2   3   4   5   6



T.C.

İSTANBUL

13.AĞIR CEZA MAHKEMESİ

( CMK 250 MADDESİ İLE YETKİLİ ) DURUŞMA TUTANAĞI
ESAS NO :2009/191

CELSE NO :27

CELSE TARİHİ :24.12.2009
BAŞKAN : KÖKSAL ŞENGÜN 20909

ÜYE : HASAN HÜSEYİN ÖZESE 28298

ÜYE :SEDAT SAMİ HAŞILOĞLU 37266

C. SAVCISI :MEHMET ALİ PEKGÜZEL 33954

C. SAVCISI :NİHAT TAŞKIN 36924

KÂTİP :AHMET ELMALI 116766

Mahkeme Başkanı Köksal Şengün ile Üye Hakimler Hasan Hüseyin Özese ve Sedat Sami Haşıloğlu’ndan oluşan mahkeme heyeti tarafından 24 Aralık 2009 tarihli oturum açıldı.

Tutuklu sanıklardan Fatih Hilmioğlu, Levent Ersöz, Fatma Cengiz, Mustafa Dönmez ve Mehmet Haberal dışındaki tutuklu sanıklar cezaevinden getirildi.

Bağsız olarak huzurdaki yerlerine alındı.

Tutuksuz sanıklardan Ahmet Hurşit Tolon, Emin Şirin, Hüseyin Nazlıkul, Adnan Bulut, Münir Kemal Yavuz, İlyas Çınar, Yüksel Dilsiz, Erol Mütercimler ile sanıklar müdafilerinden, sanıklar Tuncay Özkan ve Hüseyin Nazlıkul müdafii Av. Gizem Öcalan, sanık Tuncay Özkan müdafii Av. Ruşen Özmen, sanık Tuncay Özkan müdafii Av. Ahmet Çörtoğlu, sanıklar Adnan Bulut ve Tuncay Özkan müdafii Av. Seçil Özdikmenli, sanıklar Evrim Baykara, Selim Utku Gümrükçü ve Murat Ağırel müdafii Av. Nurettin Dicle Evren, sanık Hasan Ataman Yıldırım müdafii Av. Naciye Sezer Nirun, sanıklar Ahmet Tuncay Özkan, Birol Başaran, Adil Serdar Saçan, İlyas Çınar, Hüseyin Vural Vural vekili Av. Celal Ülgen, aynı sanıklar müdafii Av. Hüseyin Ersöz, sanık İlyas Çınar müdafii Av. Hanife Çakmak, sanıklar Ahmet Hurşit Tolon ve Mehmet Haberal müdafii Av. Yasemin Antakyalıoğlu, sanık Ahmet Hurşit Tolon müdafii Av. İlkay Sezer, sanık Gürbüz Çapan müdafii Av. Erdal Fatih Çanakçı, sanık Münir Kemal Yavuz müdafii Av. Taner Serim, sanıklar Mehmet Şener Eruygur, Hasan Atilla Uğur ve Rıza Ferit Bernay müdafii Av. Filiz Esen, sanıklar Yalçın Küçük, Taylan Özgür Kırmızı, Muhammed Sarıkaya müdafii Av. Hüseyin Fatih Demir’in geldikleri görülmekle huzurdaki yerlerine alındı.

Açık yargılamaya devam olundu.

Sanık Ahmet Tuncay Özkan Huzura alındı.

Sorgu ve savunmasına kaldığı yerden devamla.



SANIK AHMET TUNCAY ÖZKAN SORGU VE SAVUNMASININ DEVAMINDA:

“Sayın Başkan, Kıymetli Hazirun, Günaydın diyerek başlamak istiyorum. Şahsınızda bütün salonu saygı ile selamlarım, efendim izleyeceğim yöntem hakkında önce bilgi vermek istiyorum size eklerle birlikte iddianame de yer alan benim adımın geçtiği ve özetlediği kısımlarla ilgili açıklamak isteyeceğim şeylerin yazılı hallerini iletmiştim önceki gün, ben hafta sonu, hafta sonu gibi geliyor bu, bir günlük arada çalıştım, kendimce bir özet çıkarttım. Değinerek geçeceğim, özetleyeceğim çünkü öğlene kadar bunu bitirmek istiyorum. Sizde zaten yazılı olarak mevcut bu, esastır lütfen burda yazılı her şeyi benimmiş gibi kabul edin ama öyle hız almak istiyorum. Çünkü öğlene kadar ben savcılık ve yargıçlık tutuklama yargıçlığımda okunsun, öğleden sonra hatta mümkün olursa son bir saatte de çapraz sorguya başlayalım istiyorum bana sorsunlar çünkü yanıt vermek için bekliyorum. Ve Cuma günü öğlene kadar avukatlarım da Ahmet bey de gerekli savunmayı bitirdikten sonra benimle ilgili işlem bitsin. Hızlıca yol alalım istiyorum. Hani 5000 sayfalık bir şey ama, içinden çıkacak bir şey olmadığına inandığım için öyle bir yöntem izliyorum çünkü buradaki insanlar da savunma yapmak için kendi haklarının bir an önce buraya gelip dertlerini anlatabilmek için bekliyorlar. Hem onlara duyduğum saygı, onların savunma hakkına duyduğum saygı, hem çok fazla yük altında bırakıp sizi öyle bir karışıklığın ortada daha da büyümesine mahal vermemek için böyle bir yöntem izlemeyi tercih ettim bunun hakkında bilgi veriyorum, ikincisi efendim, ben hem gazeteciliğimde hem özel hayatımda, yalansız yaşamak konusunda kendimce bir düsturum var bir şeyi söylüyorsam mutlaka onunla ilgili araştırma yapmışımdır, vardır. Salı gününden kalan Çarşamba günkü açıklamalarla Salı gününden kalan bir şeyi temizlemek istiyorum onun için size bu İhsan Arslan konusu, benim öldürülmem konusu, matkap operasyonu, bu operasyon 14.Ağır ceza Mahkemesi tarafından görülmekte olan bir olaydır. Ben bunu televizyonda size okuduğum o mektupla beraber açıkladığımda İhsan Aslan bunu yalanlamış ve dava açmıştır. Dava sırasında hani diyor ya ,benim bu insanlarla hiçbir görgüm, bilgim, tanışıklığım yoktur. Ben bu insanları tanımam. Bu külliyen yalandır. Böyle bir şey asla olmaz. Ben ne Hizbullah’ı sen Hizbullah’ın ilimciler grubunun başkanı değil misin? Sen Diyarbakır’da onların başkanlığını yapmadın mı? Kitap yazmadın mı? Açıklamadın mı? Kurduğun dernekler neyin uzantısını? Aklımızı sileceğiz, hafızamızı yok edeceğiz niye bilmiyor mu Savın Savcılar İhsan Aslan’ın kim olduğunu ne olduğunu bu işi yaptığını. Milletvekili olunca bütün bunlar unutuluyor mu? Ha çıkacaksınız biz eskiden öyleydim şimdi böyle değiliz güzel aferin bravo ama sen eskiden sen eskiden gittin Orhan Aykut’a dedin ki; Tuncay Özkan’la senin samimi olduğunu biliyorum hadi bu işi hallet. Oda beni vurarak halletmeye kalktı. Buradadır hepsi tutanaklar buradadır. Dava açmıştır davada düşmüştür. Bana açtığı dava da düşmüştür. Oda buradadır oda buradadır. Tuncay Özkan’ı nasıl öldürtmek istediği efendim PKK sana öldürecek demişlerde Hava Alanında karşılaşmış da çok devletten yana bulmuş çok güzel konuşur bulmuş. Milletvekilinin görevi devletten yana bulduğu adama git Tuncay Özkan’ı öldür demek midir? BU telefon konuşmalarında hepsi var. Televizyonu vurdum. 5 tane sıktım. Televizyonun önünde ateş ediyor bir adam kim bu dedim Abi dediler karşıdaki uydu satıcısının kızına aşıkmış bir adam televizyonun önünde ateş ediyor. Arabamıza bindik yürüdük gittik. Buradaki tutanakları okuduğunuzda 5 el çaktım diyor, anladı diyor. Sonra ortaya çıkıyor bunlar bunların belgelerini de size sunmak istiyorum çünkü ben öyle bir insanım ki böyle şeylerle yakından uzaktan alakam olmaz. Ben öyle insan severim sen öyle insan seversin evet. Ben senin nasıl insan sevdiğini biliyorum. Bu ülkede seni tanıyan herkes İhsan Aslan seni ve senin ekibini tanıyan herkes sizin nasıl insan sevdiğinizi biliyor. Domuz bağlarıyla betona gömülen insanların nasıl gömüldüğünü biliyor. Herkes onları biliyor o yüzden efendim bunları da size belge olarak sunmak istiyorum. Orhan Aykut’la bir gün içinde defalarca görüşmesi var. Ergenekon burada Bakanlarla görüşmesi var. İstanbul Emniyet Müdürü ile görüşmesi var. Adamın serbest bırakılması için Ergenekon burada Zekeriya Bey dinlemişti benim ifademi Nihat Bey biliyor. Ben sizinle tanıştım nerede tanıştınız ben sizi hatırlayamadım dedim. İfade veriyordunuz bende geldim oturdum dinledim ya dedi. Nihat Bey tanıktır. Nihat Bey orada odada. Neler yok size bir hizmetim olursa gurur duyarım duyacağım Orhan beyciğim kim Orhan Bey? Beni halledecek adam. Diyen kim milletvekili ben mi dinledim? Benim mi bu tutanaklar. Bana mı ait size bir hizmetim olursa gurur duyacağım telefonla görüşmek yerine yüz yüze görüşelim. Bak bak bak bunlar hepsi Ergenekon taktiği hepsi Ergenekon. Bir bakın buradan ne Ergenekon çıkacak. BU davanın artık Türkiye’de başka Savcı falan kalmadığı için bu davanın Ergenekon Savcıları tarafından yürütülmesini bakılmasını istiyorum. Öyle bir talepte bulunayım. Böyle Şey olur mu? İhsan Aslan Orhan Aykut’a size bir hizmetim olursa gurur duyacağım. Niye duyacaksın? Tuncay’ı vurursan oda zımbaladım diyor. Telefonla görüşmeyelim yüz yüze görüşelim. Eksiği tamamlamak babından söylüyorum. Bunlar benim elimdekilerdir benim sizden ricam istirhamım 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmekte olan davanın derdest edilerek getirilmesi burada olayın aydınlığa çıkartılmasıdır. Efendim önceki celsede geldik işte kim olduğumu nerede doğduğumu bilgilerimi verdim. Geldik iddianameyle ilgili benim hayatımla ilgili çelişkilere. Şimdi iddianameye göre ben özü darbe olduğu için en temelde darbeciyim tabi. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni ıskat ediyorum, ortadan kaldırıyorum, Demokrasiye inanmıyorum, T.C Hükümetini ortadan kaldırıyorum. Tabi böyle bir adamın hayatının bu savlarının tamamının bir insanın hayatının olağan akışına uygun düşmesi gerekir. İşte anlattım size Türkiye Büyük Millet Meclisi ve diğerlerini peki ben Türkiye Büyük Millet Meclisi ile ilgili düşüncem duygum nedir? Hani ben derin devlet iltisaklı darbe çalışmaları içindeyim. Her türlü şeyi yapıyorum. 1995 baskısı her halde elimde ki kitap size de verdim herhalde bunu. Bu kitapta ben askeri istihbarat dahil olmak üzere MİT kuruluşları, çalışması, her türlü özellikleriyle ilgili olarak bilgi veriyorum. MİT halktan kopuk diyorum, bunlar kuyudan adam çıkarır diyorum. Bunlar cezalandırma teşkilatı gibi çalışıyorlar diyorum. JİTEM diye bir teşkilat var kuruldu diyorum, sonra bunlar çok fazla kirli işe bulaşan adamlar çıktı bunların içinden, ilk bilgileri veren benim. Lütfen okuyun. Benim yazılarım yayınlarım üzerine komisyona yüzbaşı ş. Dönmez gibi Ben ne demişim Hizbullah’ı aldılar eğitiyorlar. Nerde eğitiyorlar? Van, Sekili, Gercüş, kamp kurdular. Kime karşı PKK’ya karşı, bu yanlıştır diyorum ve televizyonda şu kadarcık bir 15 saniyelik görüntü yayınlıyorum bur helikopter iniyor, oradaki kamp alanına gidiyor. Bunun üzerine soruşturma açılıyor. TC Devleti çadır devleti değil böyle bir şey olabilir mi? Siz bunu yapacaksınız Devlette bunun üzerine hemen düzenlemeler başlıyor. Bizim bu eleştirilerimiz üzerine yani sistemin çalıştığını gösterir şeyler yapılıyor. Ne yapılıyor yüzbaşı ş. Dönmez ben Yüzbaşı Ş. Dönmez’i tanımam. Nerden tanırım dosyadan tanırım geliyor Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne komisyona diyor ki efendim; JİTEM yasalarla oluşturulmuş bir ayrı bağımsız istihbarat birimi değildir. Dayanak nedir? JİTEM’i oluştururken 2803 sayılı Jandarma Teşkilatı Görev Yetkileri Kanun 5. Maddesi yine aynı yönetmeliğin 5, 44, 46, 42, 84 maddeleri 6815 sayılı kanunun 4. maddeleri yasal dayanağını anlatıyor. Yanlışları anlatıyor ve en önemli şey JİTEM’in niçin lağvedildiğini anlatıyor. O Aygan var ya şimdi konuşuyor falan anlamış. Aygan’ın dışında da insanlarda anlatmışlar. Kimleri öldürdüklerini anlatmışlar. Nasıl öldürdüklerini anlatmışlar. Kim yazmış bunları Türkiye’de ilk kim yazmış. Kimden öğrendiniz? Okudunuz mu? Bir insanın ömür boyu hapsine ağır müebbet hapsine talepte bulunacaksınız yani ben senin hayat hikâyeni burada sonlandırıyorum arkadaş hadi güle güle çöplüğe diyeceksiniz. Ama onun hayat hikâyesinde neyin yer aldığına bakmayacaksınız. BU kadar ucuz mu? Bu kadar kolay mı? Sordum Sayın Başkanım 95’te Diyarbakır’daydınız herhalde. Sizde bir yerdesinizdir. Beyefendide bir yerde beyefendiler de bir yerde. Var mıydı başka bir tek Allah’ın kulu yazabilen. Gazeteci tabi canım Cumhuriyet Gazetesinde çalıştım mı her şey kolay. 84’de olaylar başlamış 88 yılında Silopi’deyim. Celal Başlangıç Yeşilyurt köylülerinin çok özür dilerim adı öyle geçtiği için bok yedirme davasıyla ilgili olarak bölgede kahraman biniyorsunuz Diyarbakır’dan taksiye taksi şoförü diyor ki; Abey bugün 400 kişiyi asker götürüp öldürmüştür. Kesmiştir. Başlıyor propagandanız ayaklı gazete çalışmaya başlıyor. Bir yerden İdil’den Cizre’ye gideceksiniz gitsenize hadi. kim gidiyor ben gidiyorum nasıl gidiyorum yüreğinizle gidiyorsunuz. Birde foto muhabiriniz var Barış Bil Silopi’ye gittik. Ceraim alıyoruz topluyoruz. Bölgede kaç kişi ölmüş. Günde on kişi on iki kişi ölüyor. Ceraim topluyoruz defterlerden söylüyoruz. Silopi’den içeriye girdim kaymakamlıktan içeriye beyaz bir o zaman 131 diye bir markası vardı TOFAŞ’ın o araba bu Barış Bil arabanın arkasında uyuyor çocuk Silopi’den içeri girdim. Kaymakamlıktan içeriye bir polis memuru orada dedim ki; ben gazeteciyim sizden rica ediyorum Ceraim defterinden bana bugün kaç kişi ölü, yaralı sayısı verir misiniz? Adam eğildi deftere başını kaldırdı; Hangi gazete dedi. Cumhuriyet dedim. Vay anasını avradını attı elini beline adamdan gördüğüm tecrübeliyim koştum benim koştuğumu görünce Barış arka kapıyı açtı atladım arka kapıya dan dan dan, niye? o zaman biz neyiz o zaman biz düşmanız, yahu şimdi ne çabuk hemen zaman geldi değişti de bir anda gazeteciyim görevimi yapıyorum ya. Hayatımın neresinde bu çelişkiyi giderecek bir yanlış var. Geldik devlet diye bir şey kalmamış zaten devlet diye bir organizasyon yok yani yanlışı görürsün üstünü ört, üstünü örtmemiş işte eleştirmişiz düzeltmiş adını değiştirmiş o kişilerin görevine son vermiş. Ben parlamento dışı, Ben Hamza Eroğlu’ndan kamu hukuku dersi aldım. Hamza hoca iletişim fakültesinde Kamu hukuku dersine söyle başlardı; 1- Çağdaş kamu hukukunda basının yeri parlamento dışı denetim organları içinde sayılır. Çağdaş Hukuk gelişti. Hamza Hoca Allah’ın rahmetine kavuştu. Biz o eğitimi aldıktan sonra 30 yıl geçti. Bu gün Dünya Bankası’nın diyorlar ya lobi vergisi falan filan diye ben burada deliriyorum, kuduruyorum ya benim kendi belgem var ondan suçlasana Ergenekon budur desene. Dünya bankasının Çağdaş Demokrasi ve olmazsa olmazı medya diye raporu var. Çağdaş demokrasi ve olmazsa olmazı medya yani pen sitiklis gibi bir tane adamın bir filozofun zıvamp gibi bir filozofun öğretisinden yararlanmayacağım gideceğim Tuncay Güney denilen adamın zırvasından yararlanacağım, sisiden yararlanacağım öyle mi? Ben geri zekâlı mıyım? Her şeyi söyleye bilirsiniz ama geri zekâlı diyemezsiniz orda da var size eklere verdim ondan suçlayın beni. ondan suçlayın beni ne olur. Beni deli saçmasıyla bir çuvala koymayın. Bunu yazdım bunu götürdüm herkese verdim. Bugün ki Cumhurbaşkanına da verdim, Genelkurmay Başkanına da verdim, Kuvvet Komutanlarına da verdim, Sendika Başkanlarına verdim, Hak-İş Başkanına da verdim, Türk-iş Başkanına da verdim. Yeni bir medya anlayışına ihtiyaç var. Bülent Arınç’a verdim, meclis başkanıydı. Ondan suçlayın beni, elinize geçirmişsiniz var orda bir buçuk milyon kişi okudu internette, dağıttım herkese. Niye beni onla suçlamıyorsunuz da benim ürettiğim benim bir tane delinin zırzop saçma sapan şeyle beni suçluyorsunuz? Hakla ilişkiler ne demektir bilmezler. Lobi ne demektir bilmezler, reklam çalışması ne demektir bilmezler analiz yapacak öyle mi Tuncay Güney analiz yapacak bende onunla birlikte yolculuk yapacağım. Niye ki benim aklıma ne olmuş. Ben aklımı birisine kiraya mı vermişim? JİTEM, Hizbullah ve diğerleri burada yazıyor hepsini ben eleştirdim. Doğru yapmak için çabaladım canım pahasına yapmaya çalıştım, ama yok bunların hiç birisi yok askeri istihbarat yeniden örgütleniyor. Ya bunlar yeni mi ya? BU tartışmalar yeni mi? Yargılamalarını yapmadınız mı? Allah aşkına Diyarbakır’da görev yaparken bunları bilmiyor musunuz? Biz mi öğreteceğiz bunları. Biz sizden öğrendik ya. Bir zaman tüneline girdik aklımız her şey silindi. Yepyeni bir gel ne zaman başlar Ergenekon soruşturmasının başladığı gün tarih başlar. Ooo bravo ne yapacağız çocuklar geçmişte bütün bunları devlet yaptı peki devlet kimin devleti? Sen neredesin? Yok, eleştirdim ya gazetecilik görevimi yaptım ya. Sen mi yazdın? Sen yazabiliyor muydun? Bunları nereden öğreniyordun? Yazana niye saygı göstermiyorsun? Hayat hikayeme nasıl benim bütün bir yaşamımı nasıl yargılarsın ya. Yetkin var mı? Gücün yeter mi? Aklın yeter mi? Enerjin yeter mi? Geldim şimdi ben meclisi ıskat edeceğim ya başkanım, efendim ben meclisi ıskat edeceğim biliyorsunuz. Ben meclisi ortadan kaldırıyorum. Sayın Özese bakın bir gizli servisin tarihi sayfasını söylüyorum 308, MİT’i parlamento denetlemeli. Demokratik MİT dışında çözüm yok. Öneri nedir özetliyorum. Diyorum ki kardeşim bu ülkenin gizli servislerinin parlamento denetlemese bir komisyon kurmazsanız, demokratikle seçilmiş insanların seçilmişlerin denetimine bunu sunmazsanız burda bu işlerin hepsi olur. Savcı beye hitap ediyorum. Burada yazıyor. Ne yapacağız şimdi ne olacak şimdi ben meclisi ortadan kaldırıyorum ya bazı şeylerle ilgili olarak ölçü ölçü ölçü hani bizim inancımızda tuz bir ölçü tuz neyin ölçüsü kardeşliğinde ölçüsü ekmek neyin ölçüsü dostluğun ölçüsü. Tuzda yok ekmekte yok. Tuzda kokmuş, ekmekte küflenmiş. Nereye geleceğim hukuka geleceğim. Hukuk kokmuş çürümüş kurtlanmış nereye gideceğim? Hukuka git cem başka bir çarem var mı? Diyecek başka bir yerim var mı? O zaman ben niye yaşadım. Bütün bunları ben niye yaşadım. Ben niye yaşadım bütün bunları ben çocuğumdan, karımdan, ailemden, sevdiğimden, dünyadan, denizden, güneşten, hayattan, kuştan, böcekten kendimi niye geride bıraktım da bütün bunları yaşadım. Herkesin çelik çomak oynadığı yaşta ben bu işlerin peşine niye düştüm? Bende bilmiyor muydum Tunalı Hilmi’ye elimi koyup, şüüp demeyi biliyordum. Ama Cizre’nin sokağında gezdim. Ape musa ape musayı ne zaman tanıdım. Ape musayı Cizre’de tanıdım. Nasıl tanıdım. Bir gece taranıyordu Cizre’de kadıoğlu otel, yerde yatıyorduk. Başımızın üstünden kurşunlar geçiyordu. Sabah kahvaltıya indim. Musa Anter Ape musa orada oturuyor. Gel bakalım yeğen dedi. Gittik oturduk yanına kahvaltıya başladık. 3 gün tartıştık. Hiç unutmam sözünü,Yeğen dedi niye böyle bölüyon ki böyle bölüyorsun da hep niye böyle bölmüyorsun dedi. Karadeniz sizde kalır Türklerde aşağıyı bize verirsiniz. Abi sana hiç yakıştıramadım dedim. Gazeteci arkadaşlar tanık çok sevdiğim sohbetine doyum olmaz bir insan, ama yani onun sohbetine doyum olmaz diye o insanın görüşlerini paylaşmak zorunda mısınız? Ne tanırsınız siz ape musayı hayatınızda bir kere karşı durdunuz mu? Operasyon kitabı yazmışız, size anlattım şimdi nerden aldın bu avazı diyorum da öyle bakıyorlar bana nerden aldın da koydun iddianameye Çevik Bir’in engellemeye çalıştığını, 2000 yılında yazdım, 2007 yılanda yazdın iddianameyi nerden adlınızda koydunuz Mehmet mi anlattı? Mehmet bana da anlatmıştı. Bilgi nereden alınıyor oradan alınıyor. Mehmet operasyonu yapan adam anlattı bende yazdım kitaba koydum, ama ben sizin yaptığınız gibi yapmadım Çevik Bir’e de konuştum. Ne oluyor bunlar niye böyle oluyor. Durdurdun mu operasyonu? Hepsi burada var okunuz mu? Yoo gerek mi var canım ben teröristim ya sizden önce bir tarih var mı? Sizden önce bir çalışma var mı? Sizden önce birisi bir şey yazabilir mi? Anladım sırmanız çok güzel alınız al, siyahınız siyah bizimkide hayat. Bizde ağaç kovuğundan doğmadık benimde anam orada oturuyor. Benimde aklım var. Bir tane bunların bir tanesini okumadan bana bu hakaret yapılır mı? Ben nasıl terörist olurum. Olur mu? Okuyun lütfen orada yazıyor. Orada yazıyor okuyun. Mersedes operasyonu nasıl yapılmış, Yeşil nasıl kullanılmış? Ne olmuş hepsi yazıyor orada. Bunu nerden aldın? Oradan aldım oradan aldım. Uğur Mumcu ili ilgili yorumlarınız iddianamede ki Uğur Mumcu’ nun suikastı ile ilgili Uğur Mumcu kitabını yazmış. Devletin rantı Kitabın adı iki tane çömez biz hepimiz Uğur Mumcu’nun çömezi sayarız kendimizi. Evren ve ben oturmuş yazmışız. Diyoruz ki ya nerden çıktı bu devletin Uğur Mumcu sevgisi, TRT’de onca saat program amacınız yoksa laik anti laik çatışması çıkarmak mı? Daha düne kadar sakıncalı piyadeydi ne oldu sakın aman ha diyoruz. Bakın sayfa 29, Uğur Mumcu dosyası kitabın adı, sakın diyoruz ha aman aman bu oyuna gelmeyin. Ondan sonra ben teröristim. Okudunuz mu yok gerek yok ama iddianamede var. Sordum mu yok diyorlar okumadık diyorlar okumadık deyince ben ne yapayım okumadıysa okumamıştır yani. Belgeyi nereden aldın söyle. Olur, söyleyeyim Talabani, PKK ve Öcalan kehanetleri 26 Haziran 1992, nerden aldın Tuncay Bey? Açıklıyorum işte. Rahmetli Allah rahmet eylesin gani gani Turgut Bey verdi Turgut Özal. Turgut Özal verdi Talabani’yle görüşme zannediyor musunuz ki sadece Cengiz’in aklına Hasan ağabeyin aklına inanıyordu. Öyle bir şey var mı ya? Ne alaka ya? Turgut Bey verdi Talabani’yle Öcalan, kendisi görüşmedi. Barzani geldi Talabani geldi. Dış işlerine havale etti. 26 Haziran 1992 yer: Ankara/Balgat Dış İşleri Bakanlığı binası Kürdistan Yurt Severler Birliği, KYP lideri Celal Talabani binadadır. 25 Haziran 1992 Cenk Doğa tepe istihbarat Dış işleri istihbarat dairesinin başındaki büyükelçi. Nerden aldın bunu? Turgut Bey’den aldım. Allah rahmet eylesin o verdi. Yaşadıkları için şimdi başka belgeleri aldıklarını söylemeyeyim. Ya devlet ya adam başkan oldunuz ama medyaya açıklama yapamazsınız. Yapma ya Cumhurbaşkanı oldu ama konuşamazsın veremezsin yapma ya adam kendisi koyuyor üstüne gizli damgayı MGK toplantısı. Hürriyet Gazetesinde manşet Demirel, Hikmet Çetin’in elini tuttu. İran’a uçakları kaldırmayın dedi MGK olmuş bitmiş İran’a savaşmayı götürmüş Hikmet Çetin artık kim nasıl kimden öğrenebilirsiniz. Ya devlet Beyaz Saray’dan çıkan bilgilerin tamamından başkanın haberi olmaz. Mahkemenizden bilgi çıkıyor. İzin verir misiniz ya? Çağırıp sormaz mısınız? Ne oluyor arkadaşlar diye ya bu devleti yöneten birileri var ya. Çocuk oyuncağımı devleti yönetmek gazeteci bunu yazacak Talabani görüşmesini yapacak. Neler söylemiş neler bugünü anlatıyor. Amerika istemezse hiçbir şey olmaz diyor. Amerika istediği için Kürt devleti kurulacak. Biz bu Apodan kurtulmak zorundayız diyor. Bunları okusanız benim yaptığım yorumları yaparsınız. Ama yok ama siz diyorsunuz ki ben bunları okumam ben bu Tuncay’ın canını okurum. Bunları okumam ama Tuncay’ın canını okurum. Haa Özal efendim bu Kürtlere öyle dönük güzel şeyler ya ne alakası var. Çok gizli zata mahsus şu Kürt sorunu Cumhurbaşkanı oldu. İki ay sonra Demirel’e gönderdi mektubu. Bir sürü adam çıktı. Böyle de demezdi de bu mektubun içeceği uygun değildi de yapma ya. Soru yaldızlı Cumhurbaşkanlığı kağıdı anketini basmış kağıt bir örneğini bana verdi Özal’ın Kürt mektubu yayınladım ortalık birbirine girdi. Özal silahlı birlikler kurmalıyız. Bunların terör faaliyetleri başka türlü durdurulamaz. Rapor burada, kendi kalemiyle yazdı. Cengiz’e sormadan yazdı ya çünkü Cengiz’e sormadan yazamaz Hasan’a sormadan yazamaz yazıyordu, Fehmi’ye sormadan yazamaz. Vallahi de yazıyordu Billahi de yazıyordu. Okuryazar bir adamdı. Biliyordu işte burada. Üstelik annesi de dedemin annesi de dedemin köy enstitüsünden sıra arkadaşıydı. Hafize Hamındı. Nerden aldın bu belgeyi aldım açıklıyorum işte buradan aldım buraya da koydum. Asın beni, oda burda. Efendim şimdi tarihimiz hayatımız hepsi yargılanıyor ya biz çünkü öyle geldik öyle gideceğiz. Nerden alırsın sen bu haberi Türkiye’de ilk ben aldım Abdullah Öcalan’ın havaalanına indiğini, MİT müsteşarı söylemiştir dimi o getirdiğine göre. Sabah saat 6.30 burda da yazdığım için aynen okuyabilirsiniz. 429 zır telefon bende Kanal D nin başındayım. Abı nasılsın iyiyim havaalanında ben Ankara’dayım. Haftada iki gün İstanbul’a geliyorum. Montajları yapıyorum. Hürriyet Ankara temsilcisiyim. Haberleri burada kendim montajlı yorum gidiyorum. Havaalanında gelip giderken sabah bir tek o çocuk oluyor. O çocuk olduğu içende onun yanına gidiyorum ona da çay alıyorum. Ona da poğaça alıyorum. Kendime de bir poğaça alıyorum. Arkadaş olduk kartım onda haberleşiyorum, telefonlaşıyoruz. Genç bir oğlan, hala orada çalışıyor. Sayan Büfe’de abı dedi Abdullah Öcalan’ı getirdiler, dedim oğlum sabah beni göremedin artık göremiyorsun İstanbul’a yerleştim. Kafamı yapıyorsun dedim sabah sabah. Abı dedi gazeteleri balyaları aşağıya indirdim. Adamı indirdiler kafasında bir çuval var. Aldı şeye götürüyorlar dedi. Ee başka bir uçağa götürüyorlar dedi. Oğlum emin misin Veli? Eminim abı dedi. Bak dedim abı Yüzde yüz eminim burada gözümün önünde dedi. Ben ne yapacağım. Hemen MİT Müsteşarını aradım. Şenkal beyi hanımefendi açtı İnci Hanım açtı telefonu. Dedim efendim görüşmek istiyorum dedi ki duşta çıkınca seni arasın peki efendim ben buradayım. Beni aradı. Günaydın efendim günaydın. Efendim Abdullah Öcalan’ı getirmişsiniz. Hayrola dedi. Dedim Öcalan gelmiş Türkiye’deymiş. Hani adam kovalanıyor ya alındı alınacak biliyoruz da dedi ki Tuncay Bey burası Mit’se bende MİT müsteşarıysam böyle bir şey yok dedi. Ama dedi siz tabi dedi Hürriyet grubu falan daha iyi bilirsiniz dedi. Sizin istihbarat ağınız daha iyidir. Ben böyle bir şeyi yalanlıyorum dedi. Böyle bir şey yoktur. Canınız ne istiyorsa onu yaparsınız dedi. Kapattık telefonu karşılıklı dedim ki çocuk yanıldı her halde ama içim içimi yiyor. Bizim arkadaşları aradım ya şunu öğrenin Emin. Polise sor, polis adliye muhabiri çok çok Türkiye’nin en iyi polis adliye muhabiri Emin Demirel Emin şunu polise sor. Emin şunu İstanbul’da ki söyle Barış’a söyle İstanbul’da ki Mit’e sorsun. Jandarmaya sorun bu adam gelmiş. Arkadaşlardan bilgiler gelmeye başladı gelmiş. Ama MİT müsteşarı yalanladı ya. Haberi ben atladım Kanal D en son verdi. Neden çünkü doğrulatamadım. Amerika’dan Fuat Kozluklu Amerikalı haber kaynaklarından doğrulattı. Diğer televizyon kanalları alt yazı döndükten sonra biz döndük. Haberi atladım. Sonra sordum Şenkal beye dedim ki ya Şenkal Bey bu bana yapılır mı? Sizden öğrenmiş değilim niye sakladınız bunu benden? Niye benim haber atlamamı. Kusura bakmayın dedi Başbakanın açıklayacağı şeyi Başbakan açıklar bu kadar basit ama Başbakanın canı açıklamak istemezse o zaman başkası açıklar sizde haber yaparsınız olay bu kadar basit. Şimdi habere bu bakış açısı, olaylara bu bakış açısı insanlarla ilişkiler, geldik şimdi bütün bunlardan dolayı suçlanıyoruz. Ne yapmam lazım yani Orhan baba gibi batsın bu dünya türküsü mü söyleyeyim. Yazık değil mi peki bunca birikim bunca çaba bunca emek tarih 2007 yılında başlar mı? Tarih 2007 yılında başlatılır mı? O zaman bugün içinde bulunduğumuz durumun neyle açıklayacağız. Nasıl tanımlayacağız bunun içinde bulunduğumuz durumu? Bu çatışmayı nasıl açıklayacağız. Siz konuşma kanallarını medyanın denetim faaliyetini baskıyla sundurursanız eleştirileri ortadan kaldırırsanız ne olur bu gün ki iç savaş yaşanır. Özgürlük ne kadar kıtsa Bilinçte o kadar kıttır. Bu iddianamede soruyorum özgürlük nerede? Bilinç nerede? Soruyorum bu iddianamede var mı bunlar ikisi de yoktur. Kıt değil yok. Yok, bu iddianamede, biz çocukken gençliğimizde de sobalı evlerde oturduk. Bir sağır soba hikayesi anlatacağım da size onun için söylüyorum bunu. Bilmiyorum her halde herkes sobalı evde oturmuştur. Sobamız eskidi annemle beraber Ankara’ya sobacılar pazarına gittik. Soba alacağız. Emaye soba markası da Emaye hiç unutmam çok güzel bir soba güzide bir soba, aldık eve getirdik o kuyruklara girerdik Kömür alırdık falan ıslatılmış odunlardan alırdık. Onlarla sobamızı yaktık. Sobanın boruları nar gibi kızarıyor. Sobadan bir ses çıkıyor zannedersin evin içi soba kazanı, for for for alev böyle duman, acayip soba ısıtıyor ya borular nar gibi oldu borular ısıtıyor ama soba ısıtmıyor. Annem eyvah dedi, ne oldu anne dedim; Bu soba sağır dedi. Şimdi soba sağır olur mu? Meğerse soba kendi içinde yanan tuğlasını onu da nerde öğrendik sobayı aldık sobacılar çarşısına geri gittik annem adama anlattı adam dedi ki yenge kusura bakma hakikaten sağır soba tuğlaları ters döşemişler dedi. Yani sobanın içinde ki tuğlaları ters döşerseniz ısıyı kendine saklıyor dışarıya vermiyor. Ama güzel doğru Döşerseniz ısıyı kendine saklamıyor dışarıya veriyor. Bu iddianame sağır, bu iddianamenin içinde sevda yok gerçek arayışı yok, bu iddianame sağır soba, bunun kendinden başka yatırım yaptığı siyasi düşünceden başka hiçbir şeye faydası yok. Size söylüyorum bu gidiş gidiş mi? Yirmi yıl sonra Türkiye’de demokrasiyi sekteye uğratan iddianameyi hazırlayanlar diye belgeseller görürseniz şaşırmayın, şaşırmayın. Tarihi kendisiyle başlatanlar Türk tarihinde demokrasinin sekteye uğrayacağı, bir yara alacağı dönemi başlatanlar olarak da tarihe geçebilirler. Uyarıyorum parlamento dışı denetim organı olarak değil ülkeye bir siyasetçi gözlüğüyle bakarak uyarıyorum. Bunca tecrübeden sonra uyarıyorum. Bu yol yol değil, bu iddianame iddianame değil bu iddianame anamın sağır sobası. Bunda gerçekte yok belge de yok. Peki ne oluyor? Ne olacak MİT’te brifing veriliyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ben niye buradayım? Ben niye bur adayımın öyküsünü anlatıyorum ya Hizbullah PKK brifing salonunda brifing veriliyor. Müsteşar Emre Taner Başbakan orada diğerleri brifingde anlatılıyor anlatılıyor. Başbakan yakalıyor Emre beyin kolunu sallamaya başlıyor ya Emre bey diyor PKK’yı Hizbullah’ı hallederiz. Bu Tuncay Özkan’ı ne yapacağız onu bana söyle, tanık oradaki herkes bende bu bilgiyi aldım. Şimdi diyorum ki MİT müsteşarı Emre Taner’i çağırın burada dinleyelim. Şenkal Atasagun’u çağırın burada dinleyelim. Ben niye buradayım. Çağırın dinleyelim. Çağırın gelsinler, anlatsınlar bir muhalif nasıl susturulmak istenir. PKK’yla HİZBULLAH’I hallederiz kafasında varmış demek ki o genel proje. Gelsinler burada konuşsunlar şimdi efendim telefon tespit tutanaklarını da geçmeden önce yani bu iddianamede ki ilgili bölümlere geçmeden önce burda anahtar bir telefon konuşmasından size örnek okuyacağım. İddianame mesela Mehmet Ali Bey iddianameye uyanık adam diye yazılır mı? Uyanık adam tabiri iddianamede kullanılır mı? Kullanılır mı Sayın Başkanım uyanık adam? Bunlar çok uyanık uyanıklar, zeki, kurnazlık yapıyorlar. İki uyanık adamın konuşmasını sizlere okuyacağım. İddianame aynen böyle diyor. Bu iki uyanık diyor Kurnaz Uyanıkta var, Kurnaz ikinci tabir Uyanık ve kurnaz şimdi bu uyanıklık şu, iki uyanık bir uyanık beyefendi bir uyanık ben hakikaten uyumuyor. Oda polisliği döneminde uymadı yani. Sokaklarda gezdiği günleri ne çabuk unuttuk. İstanbul’da her ihaleden bastırıp aldıklarını raconu ihale düzenleyemiyordu devlet bak Türk Ticaret Bankası’nı satamadı devlet. Adil geldikten sonra hepsi düzeldi. Öyle olmadı mı? Hayır, öyle olmadı diyen varsa çıksın, çıksın mafya mücadelesinde. bir tane adam bulduk onunda derisine ot tıktık. Babasının işini mi yaptı Adil Serdar Saçan? bunlar hep benim rahmetli babamın işleri zaten. Ben bunları hep rahmetli babam için yazdım. Bu çalışmaların hepsi onun için oda mı onun için çalıştı? Yani Alaattin Çakıcı, Sedat Peker, diğerleri, hepsi babasının işini yaptı, Adil Serdar Saçan. Tuncay Güney falan da babasının işini yaparken yakaladı. İfadesine başvurmak yerine bas tokatı ağzının üstüne getir buraya yatır ne güzel. Şimdi o uyanıkla bu uyanık gece uyumazlar olarak algılıyorum onu, kurnazlık ederek Savcıları ve Polisleri yanıltmaya çalışmışlar şimdi nasıl yapmışlar bunu. Ben size söyleyeyim efendim 28.01.2008 üçünde beni dinlemeye başladıklarına göre ilk karar üçünde olduğuna göre 25 gün sonra Adil Serdar Saçan’la ben, Adil Serdar Saçan’ın beni araması üzerine ben evimdeyim. Adil bey evinde beni araması üzerine bir konuşma yapıyoruz. Şimdi konuşma söyle; iki kurnazın konuşması; iki kurnaz konuşmaya başlıyor; Alo alo, ha ne haber canım, beni seven bir kişi arıyorum bu dünyada. Adil Serdar Saçan söylüyor bunu. Ne olmuş seni seven kişi sayısı çoktur. Okudun mu Milliyeti? Neyi? Milliyeti okudun mu? Ne olmuş diye soruyorum, bu tape numarasını söyleyeyim efendim size 0007797 yani 7797 numaralı tape bu. Milliyeti okundun mu diye soruyor, ne olmuş diyorum? Bu Veli Küçük’ün evinde benimle ilgili bilgiler bulunmuş, ne demekmiş o? İşte yani bu dosyalama yapıyor ya arkadaş. ha senin, arşivi. Sedat Peker’den dolayıdır, benle ilgilide dosyalama yapmış, ondan sonra sormuşlar buda demiş ki işte organize suçlar müdürüyle ilgili bana bilgi geldi bende bunları askerlikten kalma bir şey olarak dosyaladım demiş, hı diyorum, bu hı da ne demek se? Herhalde bir evrensel tanımlama kim öğrettiyse bu dinleme şeyini hıı. Adil Serdar Saçan, tamam mı? bunu da milliyette yazmış şimdi yani ben anlamadım, sen anladın mı bu dünyadan bir şey ya? Operasyon yapanlar düşman, operasyona uğrayanlar düşman ne İsa ne Musa’ya hiç kıble kalmadı ya, boş ver Tuncay’dan geliyor ses. Adil Serdar Saçan, ya adamlar bunu veriyorlar beni de çağırıp sormuyorlar kardeşim bak senin böyle bir ismin çıkmış. Burada bu adam senle ilgili arşiv yapıyormuş, gel bakayım buraya neden yapmış falan demiyorlar. Abi ben bunu gazeteden öğreniyorum böyle şey olur mu ya? Madem adam terör örgütü bana söylemeleri gerekmiyor mu? Tuncay, savcı efendiye başvursana ne oluyor kardeşim diye. Adil, yarın şeye kardeşime söyledim Serkan’a, avukatı. Hı, ve dilekçeledim ne oluyor diye, hı, yani böyle kepazelik olabilir mi? gazeteden duyuyorum ya. Tuncay, senin soruşturma konularından bir tanesi haber bilgi sızdırmak değil miydi? Hee. Atılma konularından iki tanesi iki defa atıldım ya ondan, hıı. Bunlar sızdırır abi bunlar sızdırıyorlar, bunlar veriyorlar sızdırmak suç vermek değil, bunlar açıkça veriyor sızma zeytinyağı süzme değil. Nedir bu iş ya? Ya ağabeycim bunlara ben biliyorsun ilk önce ben izledim bu Ergenekon u zaten Veli Küçük takımıyla benim aram oldum olası bozuk şimdi 2001 senesindeyiz biz Tuncay Güney diye bir, aldık, hı. Daha doğrusu istihbarat aldı. Hı. İstihbarat aldı bana teslim etti. Tuncay Güney diye bir, bende bunu aldım bu işçi partisi Doğu Perinçek takımına yakın. Hı. Ben o hılıyan sürekli benim. Adil, fakat Ergenekon örgütlenmesinin içerisinde yer alan bir adam Ergenekon diye bir manifesto falan çıktı o zaman bu Ergenekon ismi oradan geliyor. Ondan sonra PKK’yla mücadeleyle ilgili kasetler çıktı, çok büyük bir arşiv çıktı o zaman. Tuncay, ee peki sen şimdi kardeşim bu bildiklerini yazıp, niye gelip televizyonda anlatmıyorsun, mesele nedir, Ergenekon örgütü falan? Adil, ya anlatırım ben bana kimse bir şey demedi ki daha devamını söyleyeyim bak şimdi. Hıı. Bunun üzerine ben tuttum istihbarata bir yazı yazdım dedim ki bu konularla ilgili derinleşin susurluğun askeri kanadı maskeli kanadı falan ya bir sürü belge çıktı yani derinleşin dedim, proje çalışması izin aldım DGM’den. Tuncay, hıı. İstihbarat dairesinde bu Fetoşçular var tamam mı? hıı. İstihbarattan bunlar sallayıp duruyorlar, üç ay, beş ay bu arada tabi ki veli efendinin falanda telefonları dinlendi, Sedat Peker’in bilmem nenin bu kapsamda dinlendi. Hıı. Burada ıhı demişim hı diyorum ya orda değişmiş ıhı. Onlar dinliyorlar yani ondan sonra bir sene sonra ben tekrar yazı yazdım onlara DGM beni sıkıştırıyor, ne yapıyorsunuz diye? Ben dedim ki ne oldu kardeşim? Dediler ki herhangi bir suç unsuru bulamadık, tamam mı? hı. Bende bunun üzerine istihbaratın verdiği yazıyı gönderdim dedim ki, herhangi bir suç unsuru bulunmadığına dair yazı ektedir dedim. Hı. DGM’de bu konuyla ilgili olarak projeyi kapattı ve takipsizlik kararı verdi. Hı. Tamam mı? Bu Veli Küçük bunu nereden öğrendiyse bir yerden öğreniyor. Hı. Yani zaten operasyonun kapanması da enteresan. O tarihte yani bu kadar çok belge bulundu operasyon kapandı birden bire, kapattılar yani. Hı. Ondan sonra tuttum, tuttu mu bana beni meslekten alınca tehdit etti, bu aracılar göndererek işte önce Sedat Peker biliyorsun gitti ifade verdi bilmem ne verdi falan. Hı. Attırdılar gazetelere yazdılar falan sonradan bu herif tehdit etti beni el altından, işte bu bizim telefonlarımızı da dinlemişte işte bu şunu şöyle yapacağız böyle yapacağız diye. Bende dedim ki, o haberi getiren kişiye ben dedim buradayım ve yalnızım. Hı. Açık açık yani onun üzerine bunlar birden çekildiler benim yolumdan. Hı. Hani herhalde bu bize kafa tuttuğuna göre birinin adamı falan diye düşündüler öyle tahmin ediyorum hâlbuki ben salaklığıma dedim öyle yani tamam mı? hı. Ondan sonra bu Güler Kömürcü ben onla tanışıyorum ya? Hı. Bir gün beni aradı bana dedi ki, ne haber Adil iyiyim falan, ara sıra arar beni 2-3 ayda bir. Yani ne var ne yok falan e iyiyim. Güler dedi ki ya dedi Veli paşayla geçen yıl konuşuyorduk dedi, geçen sene bu sene oluyor, evet dedim. Bu dedi seni hiç sevmiyor dedi. Bende onu sevmiyorum dedim. Niye dedi, iyi adamdır iyi adamı, tamam mı? hı. Telefonda söyledim bunu yani. Hı. Ya dedi olur mu dedi işte biz Veli paşamla birlikteyiz kimlen birlikte olursan ol kardeşim dedim, Sedat Peker’in, dedim. Hı. Tamam mı ben Sedat Peker’in iyi adam falan demem dedim. Hı. Sende dedim deme kardeşim tamam mı sen dedim gazetecisin dedim ayıp dedim, senin böyle konuşman kapattım. Olaydan iki ay sonra bu Zekeriya Öztürk diye bir herif tutuklandı ya. Kim o tanımıyorum ben söylüyorum. Bir emekli binbaşıymış, gene benden hı. Bu Güle Kömürcü ile Sultan Ahmet’te karşılaştım, tesadüf karşılaştım yanında bir herif var böyle iğrenç yengeç gibi bir adam tamam mı? yengeç gibi giyiniyor falan tanıştırdı. Bu dedi Zekeriya Bey falan işte emekli binbaşıdır falan dedi. Banane dedim. İşte ne yapıyoruz burada dolaşıyoruz falan, bir çay içsek iyi oturduk çay içtik, baktım herif yamuk yumuk konuşuyor kovdum bunları tamam mı. hıı. Hadi bana eyvallah sonra Güler’i aradım dedim ki kardeşim senin bu Zekeriya Öztürk’le ne işin var bu herif dedim beni hiç gözüm tutmadı, bu herif harbi dedim çakal takımı dedim tamam mı. hı. Bunları da kocasıyla ilgili olarak söylüyor kadıncağıza. Sen bundan uzak dur dedim, sonra da Güler Kömürcüyle görüşmedim. Benden yanıt hı. Tamam mı o da tutuklandı göz altına alındı, öteki de tutuklandı işe bakar mısın bu heriflerin evinde benim şeyim çıkıyor arşiv. Benle ilgili bilgi notları çıkıyor dokümantasyon ben onu sordum iki sayfa bilgi notu varmış. Benle ilgili buna şey veriyorlar tabi ya işte o iddialar ne olacak benle ilgili ne bulacak yani. Hı. Sonuçta hepsinin ifadesini vermişimdir, ama ne bir savcı efendi ne bir polis efendi hiç kimse yani kendi şeylen bu günkü o milliyeti okursan Ramazan Akyürek ‘le ilgili de bulunmuş Ramazan Akyürek var ya istihbarat başkanı. Hı. Onunla ilgili dosyalar bulunmuş Veli Küçük’ün evinde, o da onunla ilgili bilgi gelmiş o da asker olduğu için işte dosyalamış arkadaş ya bir çağır beni sor, bak şimdi bana sorsalar ben onlara diyeceğim ki kardeşim, benle ilgili arşivi yani araştırmayı ben bunlara zamanında Ergenekon u yaptığım için Ergenekon la ilgili araştırma yaptığım için ben, ben soruyorum şimdi bu çok önemli bu Ergenekon gerçek mi yani abi? Adil’den yanıt gerçek ağabeycim ya. Biraz Mehmet Ali bey gibi okuyayım hafiff tiyatral, bu Ergenekon gerçek mi yani? Gerçek ağabeyciğim ya. Ergenekon diye örgüt var ben söylüyorum, Adil yanıt veriyor, Ergenekon diye bir örgüt var. Ben konuşuyorum, Allah Allah. Adil, ben buna adım gibi eminim ya hayır bu var, ama ben şimdi bu örgütün bu örgütün Fethullahçılar tarafından ısrarla kullanılması meselesine karşıyım, anladın mı yani? Tuncay, peki bu. Adil, maksat başka yani Fethullahçıların maksadı başka bunun içerisine herkesi koyup çorba yapıyorlar, doğrudan örgüte girin kardeşim o zaman yani. Tuncay, kim bu örgüt peki? Adil, ağabey bu örgüt yeşil, Veli, Ali işte bu şey var ya susurluğun askeri kanadı var ya. Tuncay, Yeşil öleli çok oldu ama nasıl oluyor bu iş? Adil, hayır ya şimdiki bir örgüt değil zaten ağabeyciğim ya, tekrar okuyorum hayır ya şimdiki bir örgüt değil bu ağabeyciğim ya. Ha ölmüş bir örgüt yani, evet o tarihlerde o doğuda PKK’yla mücadele edilen tarihler yok mu, o tarihlerde ki faili meçhul cinayetler cartlar, curtlar yok mu. ben soruyorum onları bunlar mı yaptı yani? Adil, evet öyle bir örgüt daha sonra bu susurlukçular gibi sapıttılar, kendi şeylerine düştüler tamam mı. ha bu Sedat Peker falan filan ayakları o ayaklar yani, o ayaklar he ya susurluk ta Ali Fevzi Bir di bilmem Sami gene gitmiş buna yanaşmış, bak Arnavut Sami, Drej Ali. Ali de vardır o işin içinde, hııı, Ali de vardır o işin içinde Drej mi? Sami Olurda yok yok ne dreji, Ali Fevzi Bir. Ha tabi canım olmaz olur mu? Ali Fevzi Bir vardır. Evet yani bu gurup gitmiş şimdi buna yamanmış tamam mı, o zaman Çatlı, Ağar bilmem ne vardı, Halit Kurcu da yani ama şimdi eğer adil, ben diyorum ki, ama şimdi Adil eğer bunlar bir araya gelmişse Adil diyor ki, evet. O zaman bu arkadaşlar operasyon yapmaya hazırlanıyorlardır. Adil, doğru ağabeycim, şu bak şimdi şurada yayınlananların Veli Küçük’le ilgili olan bölümü doğru, kuvvacılarla benim sorunum var. Kuvvacılarla ilgili bölüm doğru değil, la onlar da ne bokun soyu ki diyorum ben. Kuvvacılar diye bir şey çıkmış bilmiyorum böyle soruyorum. Bir Dakka yav onları da monte ediyorlar anladın mı? Araya bunları da koyuyorlar, onlar renk işi yani orada mesela Bekir Öztürk ben tanıyorum hani köşe yazdım ya herif röntgen teknisyeni, hiçbir şeyden haberi yok, herif bir senedir tutuklu anladın mı? Ben onlara bozuğum yani yoksa yaptıkları iş doğru. Yani Veli Küçük denilen adamın Sedat Peker’in adı hiç geçmiyor onu da anlamıyorum. Şimdi burada bu örgütlerin direk ortasında Sedat değil şey var hatta Sedat’ın bir kardeşi var Vedat da değil, neydi ismi? Asıl bunun kardeşi var asıl örgütün içinde. Ben diyorum ki, hı. Adil, o yurt dışında Apo’yu öldürmeye göndermişler falan filan. Tuncay, bu işlem doğru yani bu yapılan şey doğru bir operasyon desteklemek lazım o zaman bunu yani. Adil, abi şey desteklemek lazım Veli Küçük ve bağlantılarını ama buraya çok adam koydular yani ben bilemiyorum tabi bu Sevgi Erenerol benim bildiğim kadarıyla bu Kemal Kerinçsiz, Sevgi Erenerol gurubu Rus gurubu Rusçu. Ne demek o be? Benden tepki. Şöyle şimdi bu Ortodoks patrikhanesi ayağı yapıyorlar ya. Evet. Şimdi Türkiye’de ki o Rum patrikhanesi o da Ortodoks patrikhanesi orayı Yunanistan ve Amerika destekliyor. Ekümenik ayağına tamam mı. hı. Bu Sevgi Erenerol Türk Ortodoks patrikhanesinde Rusları destekliyor ikisi de Rus Ortodoks ya. Hı. Bildiğim kadarıyla Rus gizli servisiyle birlikte bunlar hareket ediyorlar, ben öyle biliyorum yani diyor. Ha işin içinde başka şeyler var yani diyorum ben. Evet Rus gizli servisine karşı bir operasyon da var bu işin içinde, yani bu sadece Veli Küçük, meli Küçük bilmem ne hikayesi değil yani. Benden yanıt, ha. İstihbarata örgütleri arasında bir savaş var şu anda. Tuncay, e şimdi yarın gelsene biraz konuşalım o zaman. Adil, geleyim bu Kemal Kerinçsiz denilen ile bir kere görüştüm, abi bir baktım adam Rus manifestoları falan anlatıyor dedim gidin çocuklar siz benim işimde gelmez, olmaz kovaladım onları. Benden yanıt, Allah Allah. Adil, yani bunların hepsi bana geldi zamanında biliyor musun bir kere, iki kere baktılar ki bende iş yok defolup gittiler. Yani ama gerçekten yaramaz adamalar. Yani şimdi Kemal Kerinçsiz, o Sevgi Erenerol denilen karı daha sonra ben bunları bu konuları çok iyi bilen eski birisine sordum. Onu sana sadece sana gelince anlatırım dedi. O bana onlar dedi Rus köpeği dedi, ötekiler Amerikan köpeği oğlum dedi bana. Haa. Bunlardan öbürü dedim abi zaten onlarla ilişkim yok ben olayı anlamaya çalışıyorum dedim tamam mı. hı. Herkes bir taraftan çekiyor bu işi yani ortada gizli servisler savaşın içinde yani her taraf bir taraftan çekiyor şu anda. Benden yanıt, ne güzel aferin onlara. Adil, beni ilgilendirmiyor o tarafı yani bu operasyon doğrudur ağabeycim, haklıdır o zaman aslında yapılması gerekiyordu, bana güvenmediler. O zaman tamam mı Fethullahçılar Fethullahçılar dedi ki ulan dediler bu herif bize de gıcık bizimle bağlantımız çünkü Fethullah’ın paralarını da bunlar nakletti ağabey. Fethullah’ın paralarını ha. Ne müthiş neyse tamam yarın gel de konuşalım. İyi konuşalım hadi kendine iyi bak. Vallahi kafayı yiyeceğim ya. Bunu da söyleyen benim. Ama bak çok şey biliyorum bunlarla ilgili olarak ondan zaten şey yapıyorlar fişliyorlar seni. Hayır benim aleyhime benim lehime bir şey bu, aleyhime olsa var ya ağzıma benim zaten. Hı. Bu şimdi tabi herifin benim hakkımda dosya tutması terör örgütü başının herhalde benim lehime olan bir şey yani. Bu şey bunların hepside beni soruyorlarmış. Seni beni de soruyorlardı zaten, ne zannediyorlarsa bunlar kendilerini yarın gel de konuşalım. Senide soracak beni de soracak bizi bir tarafa oturtamıyorlar ki onların kafasına şimdi dışarıda kalan iki tane pislik kaldı biz tamam mı. vallahi diyorum bak yani ne bulacaksın bulursun ne bulursun yap, biz ne yapmışız yani biz hiç çete gurupla ilgimiz yok benim neyle ilgim olabilir? Gelirim yarın sana gelirim gel de konuşalım haydi görüşürüz eyvallah. Bu tutanak sizde elinizde diyor ki, bu ikisi o kadar uyanık ki, o kadar kurnaz ki örgüt ile ilgili bağlantılarını gizlemek için bu konuşmayı yaptılar. Çünkü telefonla dinlendiklerini biliyorlardı. Şimdi bende diyorum ki, evet uyanığız, kurnazız 3’ünde almışsın benim dinleme kararımı 28’inde bu konuşmayı yapmışız. Peki, sonraki konuşmaları nereye koyuyorsun be kardeşim? 1870 tane telefon konuşmasını almışsın koymuşsuz delildir, delildir, delildir, delildir, delildir, yapıştırmışsın ya. Şimdi bundan sonrası ne olacak başkanım, iddianameye aynen böyle yazmış, uyanıktır, kurnazdır dinlendiği anladığı için örgütle bağımızın olmadığını ortaya çıkartmaya çalışıyormuş. Yani olayı anlamaya çalışmıyoruz da bizim bu örgütle bağımız yok. ne yapacağız şimdi bunu Sedat Sami bey? Ondan sonra ki telefon konuşmalarını ne yapacağız Sayın başkanım? Sayın Özese ne yapacağız efendim? Ne yapacağız? İddianameye koymuş kurnazdır, uyanıktır e peki kurnazım uyanığım dinlendiğimi biliyorum bunu da yaptım. Peki sonraki konuşmaları niye yaptım? Sonraki konuşmalarımda bir farklılık var mı? hayatımın normal akışını değiştiren ne var? Aynen devam ediyor hayatım. Günde 300 tane telefon konuşması yapıyorum bir yandan siyasi parti örgütlenmesi yapıyorum bir yandan siyasi toplu artmışım, bir yandan kanalın satışıyla ilgileniyorum, bir yandan normal kendi sosyal hayatımı düzenliyorum. Niye bu iddianamenin içerisinde? Yok dediklerim yok, delili budur. 7797 numaralı tape, peki burada ben uyanıksam kurnazsam 1869’unda neyim? Geri zekalı diyorlar herhalde, doğru bir insan bütün bunları yaptıktan sonra buraya düşerse geri zekalıdır ne olacak, tanımlaması başka bir şey olabilir mi? hak ediyorum yani, iki uyanık adamın görüşmesi bu iddianamenin özetidir. Şablon size bahsettim ya çocuklar için alırdık küçükken Nazlıcan için de almıştım, benim kız için kareyi kareye koyuyor, üçgeni üçgene koyuyor, daireyi daireye koyuyor anlıyorsunuz çocuğun gelişimini takip ediyorsunuz, motor değerleri yerinde mi, gözü eli algı ona o işi yaptırıyor mu? şimdi burada bir toplumun üstüne bir şablon koyuyorlar ha dan diye oturtuyor, kare üçgenin yerinde, silindir dikdörtgenin yerinde herkes her şey bir yerde, sonuç çok güzel oldu diyor. Ölçü ne? Ölçü kendisi elindeki don lastiği. Benim boyum 1,75, 1,75 oluyor. Adamın ki 1,80, 1,80 oluyor o kadar başka bir ölçü yok. Ölçü nerde, ölçü nerde? Bütün bunları yazan adama çağırıp sormaz mı insan bir kere gel kardeşim sen bütün bunları yazmışsın, e sordun ya diğer gazetecilere, Fehmi’yi de çağırdın sordun ya, elinde belge olan adama. Ne güzel yazmışsın ne kadar güzel yazıyorsunuz size her gün iştiyakla okuyorum, ne kadar güzel anlatıyorsunuz. Soru bu mu? Bunlar senide öldüreceklermiş e Osmanım canım Osmanım güzel Osmanım Tuncay’ı da öldürecek ya. Sizin dosyanız da var ya, niye Tuncay’a sormadınız çağırıp ta bu adam seni öldürecek, bunu tanıyor musun, nerden biliyorsun, bu adam niye sana düşman diye? Yok geç Tuncay öldürülebilir, Fehmi’nin canı çok kıymetli. Niye onun yazıları çok beğenerek okuyor, seviyor onu, sevdiklerini korumak için savcılık yapıyor. Ne kadar güzel bir duygu Allah’ım ben ne olacağım peki, ben ne olacağım? Bu sağır sobanın tuğlalarını kırın başkanım. Bu sağır sobanın tuğlalarını kırın, burada yaptığınız işin bu memlekete faydası dokunsun, kırın bu tuğlaları. Şimdi iddianamede diyor ki, müthiş bir şey bulmuşlar inanamadım buldukları şeye John Kustater şimdi cesarete de vallahi müthiş bir şey, CIA’in Ankara’da ki temsilcisi adam, John Kustater Nuray Başaran, Faruk Demir, Yalçın Koçak ortak şirket kurmuşlar. Ben istifa etmişim kadın elime benim bütün sözleşmelerimi almış kuvvet komutanlarını gezmiş, içişleri bakanlığına gitmiş, Abdulkadir Aksu tanışır, yani Abdulkadir Aksu, Mehmet keçeciler, Cemil Çiçek yani dostumuz nasıl dost, evine gidiyoruz, çay içiyoruz kahve içiyoruz sohbet ediyoruz, gitmiş ona anlatıyor bende öğreniyorum anlattıklarını. Bu öyledir de böyledir de, bunu şöyledir şöyledir de yani ben buna bulaşmayayım aman Allah lanet olsun diyorum ya. Kadının John Kustater bağlantısını bilmiyorum ki, öyle bir şeyden bilgim yok Mehmet bey bana demiş ki Mehmet Emin bey, Nuray Başaran’a dokunmayacaksın o kalacak yerinde. Gelmişim guruba kalacak yerinde e bir kişiyi idare edemeyen yönetici olur mu? Aydın bey bir gün bana dedi ki Aydın Doğan bunları at, sayıyı indir. Çalışan sayısı 120, 80’e inecek dedi. Bende patronun ne kadar bana gönderdiği çalışan varsa isimlerini alt alta yazdım 22 kişi çıktı, listeyi yaptım götürdüm önüne koydum. Dedi ki bak oğlum bu işler böyle olmaz, onlar çalışacak benim canımı sıkma dedi. Hakikaten onlar çalışmaya devam ettiler. Patronun adamı çalışacak ya adam kendi şirketi. Bende iş yapacağım profesyonelim benim görevlerimden bir tanesi bu insanların çalışmasını yani nasıl çalıştıklarını biliyorum, çalışmasına göz yumma ama işi de götürmek. O zaman değerli oluyorsunuz. Mehmet Emin Bey, Nuray Başaran’a dokunma tamam dokunmadım. Ama ben John Kustater’le bağlantısını sonrasını falan iddianameden gördüm. Nerde Nuray? Nuray’la ilgili ne çalışma yapıyorsunuz? John Kustater, Nuray Başaran, Faruk Demir, Yalçın Koçak Ankara’da ki güçlü lobi diye iddianameye kaydettiğiniz kişilerle ilgili olarak hangi çalışmayı yaptığınızı bu bilgiye nerden ulaştığınız lütfeder dosyaya gönderirseniz bende öğrenmek istiyorum arkasına bakmak istiyorum, çünkü neden? Çünkü burada inanılmaz şeyler buldum, okudum aklım uçtu Nuray Başaran, John Kustater bazı şeyler bazı iddialar aklım uçtu, inanılmaz o kaynağa girdiniz. Peki o zaman soruyorum, John Kustater’i ilk kimden duydum? John Kustateri ilk kim yazdı? John Kustateri ilk yazan Fehmi Koru. Alman soyadlı adam diye yazdı. John Kostater ile Nuray Başaran ilişkisini ilk kimden duydun? Fehmi Koru yazdı oradan okudum. Siz okumuyor musunuz Fehmi’yi? Çağırmışsınız seni öldürmek istiyorlar. Altındaki bu imzadaki sendeki belgede imza varmış üstü karalanmış demişsin, niye sormadınız? Okudum sorgu tutanağını yok niye sormadınız? Fehmi Koru’yu soruşturmanın derinleştirmesi, aydınlatılması için ya siz tanık olarak çağırın, şahit olarak çağırın burada konuşalım efendim, soru soralım yada beyefendiler tekrar çağırsın konuşsunlar. Buraya aldım hepsini, iddia ne? 5 Eylül müydü yanlış mı hatırlıyorum Başbakanın şeye gidişi Bush’la görüşmesi 2007, 5 Kasım, 5 Kasım 2007. başbakan gidiyor Bush’la görüşüyor, görüşme çok ilginç bir görüşme biz bu görüşmede Ergenekon için düğmeye basıldığını bu görüşmenin, 20 dakika sürüyor görüşme görüşmenin Ergenekon ile ilgili olduğunu nereden öğrendik? A) CIA bana rapor etti, B) CIA Mehmet Ali beye rapor etti, C) herkes herkese söyledi. Hayır ya, Başbakanın ve Cumhurbaşkanının yakın arkadaşı okul arkadaşı İngiltere’den Sayın Cumhurbaşkanının, büyük gazeteci ünlü gazeteci Fehmi Koru köşesinde yazdı, burada var. Niye sormuyorsunuz? Suç değil mi, Ergenekon konusunu soruşturmasını Amerika başbakanını isteği üzerine başlatmak suç değil mi Sayın başkanım, adam bunu yazdı ya, adam 2001 yılında Ergenekon belgesine yazıyor, adam Ergenekon ile ilgili bütün yazıları yazıyor, adam John Kustater’i CIA Ankara temsilcisiyle sayın savcıların iddianameye Ankara’daki güçlü lobi gurubunun faaliyetleri Cumhuriyet çalışma gurubuyla falanda iltisak kurmuşlar. Yazıyor ama sormuyorsunuz, neden? Neden? Şimdi efendim, ben merak ediyorum bu soruşturmayı Amerika birleşik devletleri mi yaptırıyor size? Başbakan bunu söyleyebilir mi Amerikan başkanı Bush’a? Bush’ta aferin elinize sağlık kolay gelsin devam edin arkanızdayız size bilgi vereceğiz dedi mi demedi mi? bunu yazan kim? Bunu yazan Ergenekon belgesini yazan kişi 2001 yılında Fehmi Koru. Adamın adı Fehmi Koru yazıyor adam, adam yazıyor burada var hepsi bütün yazılarını aldım. Diyor ki sebebi de, Akif bir şey var orada bir köşe yazarı var o da var gene kitapta, o da diyor ki bunun sebebi şudur başına çuval geçirme hadisesinin sebebi de şudur, Irak’ın diyor 50 küsur milyar dolarlık asker şeyi vardı diyor eski askeri malzeme durumu vardı diyor. Bush bölgeye CIA’in temsilcisi olarak bir adam atadı bu adam bu silahlarla ilgili bu parayla ilgili çalışmalar yaparken, tarif ettiği adam Hikmet Karabay, korgeneral Köksal Karabay, çok bravo, bravo bravo Köksal Karabay bu diyor bunları öldürttü diyor. Onun üzerine bunları derdest ettiler bizimkilerin kafasına çuval geçirdiler. Bush’ta Tayip Erdoğan’a dedi ki yap aslanım Ergenekon soruşturmasını, davasını bende senin arkandayım 50 milyar dolarlık davaya bakıyoruz. Adam bir şey yazdı mı, genç subaylar tedirgin, ha gel bakayım buraya genç subaylar tedirgin ha. Yav adam diyor ki soruşturmayı konuştular başlattı, 50 milyar dolarlık silah için öldürdüler CIA’in bölgeye atadığı adamı bizim Karabay öldürdü, John Kustater Ankara temsilcisi CIA’in iddianameye yazmışsınız bunların hepsini ben iddianameyi okuyunca diğer bilgileri getirince şık şık şık şık şık hepsi birbirine bağlanıyor. Fehmi Koru’ya sorulmayacak mı Sayın başkanım bunlar? Nuray Başaran’ı çağırmışlar gel Nuray, Nuray’da gelmiş. Anlat bu Tuncay diyor bir kaset çaldı diyor of diyor of, of öyle böyle değil diyor kanal D’nin arşivini çaldı götürdü diyor. Nereye götürmüşüm? Show Tv’ye götürmüşüm. Bu Tuncay diyor bana küfretti diyor. Evet küfrettim. Bu Tuncay bana öyle yaptı, bu Tuncay şöyle kötüdür, bu Tuncay böyledir. Yav niye sormadın senin John Kustater’le alakan ne diye? Neden sormadın yav ifadesinde sayın savcım? Niye sormadın ya? Niye sormadın yahu hanımefendi sen Tuncay Özkan’la beraber Ankara’da çalışmışsın Ankara’da temsilcisin, Ankara temsilcisisin adam ayrıldıktan sonra eline onun sözleşmelerini alıp niye kuvvet komutanı kuvvet komutanı gezdin, niye gittin Hasan Atilla Uğur’la Levent Ersöz’le görüştün, niye jandarma genel komutanıyla görüştün, niye milli güvenlik kurulu sekreteriyle görüştün, niye kara kuvvetleri komutanıyla görüştün, niye diye niye sormadınız ya? Mehmet Emin beyi çağırıp soruyorsunuz ya, çağırıp sana söylediler mi? niye ona sormuyorsunuz ya? Bunları bana niye sormadınız? Neden bunları bana sormadınız? Niçin sormadınız bunları bana? Bu tuğlaları kıralım, bu işten memlekete hayır gelsin efendim. Bu işi rayına oturtalım, gerçeği bulalım hayalle uğraşmayalım gerçeğe gidelim efendim. Yakalamışsınız derdest etsenize ya memleket faydası ya, canımla sizinle beraberim. O lobi şeyinin üzerine gidin bu Amerika CIA falan filan, falan filan falan canımla sizinle beraberim siz yeter ki o işin üzerine gidin bu işi rayına oturtun, ama yapmıyorsunuz böyle böyle soruşturma yapılır mı? böyle soruşturma yapılır mı? yazmışsınız ya yazmasanız gam yemeyeceğim yani biliyorsunuz yav biliyorsunuz yav yazmışsınız sizden öğrendim ya, iddianameye koymuşsunuz. Niye ben? Neden onlar değil? Biliyorsunuz ya John Kustater’i çalışmalarını. Ben neler öğrendim, neler öğrendim. İnternete giriyorsunuz tık tık tık tık kime demeç vermiş, kiminle buluşmuş her şey geliyor. Avukatlarıma söyledim googlede iki tane tarama yaptılar. Öğrendiklerim kadarını buraya koydum istifadenize sunuyorum, katkım. Beni içeri atınca katkı sunmamı engelleyemezsiniz katkı sunmaya devam edeceğim memlekete katkı yazmaya devam edeceğim. Bilgisayarda silen program koyun silsinler, suyu kessinler günde iki saat su versinler, kovalardan dökünelim yıkanalım, farelerle yemek yiyelim, ışıkları hiç söndürmeyelim gözlerimiz gitsin, gitsin ama yazmaya katkı sunmaya devam edeceğiz bu size katkı, lütfen değerlendirin. Fehmi Koru’ya sorun o bilgiyi nereden almış ya? Bush’la Erdoğan görüşüyor, başkanım sizinle baş başa görüşüyoruz, bu ülkenin başbakanı, Cumhurbaşkanı Amerikan Cumhurbaşkanıyla görüşüyor, sizinle baş başa görüşüyoruz ertesi gün gazetede çıkıyor. Ya sizden çıkar ya benden çıkar başkanım ya. Bunun başka bir alternatifi var mı? yada birisi dinliyor. beyaz sarayı dinlemeyeceklerine göre, yani Fehmi Koru beyaz sarayı dinledi mi yani? Yani Fehmi Koru beyaz sarayı dinlediyse pes bir şey demem. O zaman Fehmi Koru Bush’la alakalıda bir şey olmadığına göre haber kaynağı Sayın başkan Recep Tayip Erdoğan. Bende soruyorum Ergenekon davasının düğmesine böyle mi basıldı efendim? İbrahim emre adlı polisin buraya çağırılarak bu soruşturmayı iddianameyi onun yazdığını iddia ediyorum çünkü delillerim var burada yazılı gelsin onun yazdığını söylüyorum size. Çünkü neden polis sorgumda eklemeler var, iddianameye ekleyerek koymuşlar, çıkartarak koymuşlar. Örneklerini burada sergiliyorum hepsini size şimdi söyleyeceğim size tek tek, özetledim yan bir tondu özetledim. Poliste niye konuştun Tuncay? Ya benim ne korkum olabilir ya ne sorarsa soracak bende yanıt vereceğim. Yav konuşma savcılığa git, ya bırakın Allah aşkına sorsun ne soracaksa. 130 küsuruncu soruya geldik 26. saat onlar iki ekip değiştirdiler ben hala yanıt veriyorum. Sorular baştan başladı tekrar, dedim ki bir dakika arkadaş insaf ya döndünüz baştan. Kardeşim bu soruları siz bana Cumhuriyet savcılığında soracak mısınız? Evet aynısını soracağız o zaman yaz oraya yorgun yoruldum, susadım su vermiyorsun, acıktım beni gönderde savcılıkta bu işi bitirelim arkadaş ya. Buraya yazmış sorulara yanıt vermek istemiyor. Ya 26 saat soru yani, sorulara yanıt vermiyorum poliste ifade vermeyeceğim demeyi bilmiyor muyum ben? Bilmiyor muyum ben bunu? Yav samimiyetle ne sorarsan söylüyorum arkadaş iddianameye, örneklerini vereceğim ya, ya suç işlenir mi? ben savcının suç işleyeceğine inanmam, inanmam beni kimse inandırmazdı böyle bir şeye benim inancım olmaz böyle bir şey olur mu ben görmedim böyle bir şey, benim ne eğitimim de var böyle bir şey, ne gördüm böyle bir şey görmedim böyle bir şey. Veli Küçük’ü tanır mısın? Uzaktan tanırım bilmem hiç görüşmedim, tanışmadım konuşmadım. Veli Küçük’ü tanıdığın yapma ya bu kadar ucuz mu? Orada duruyor metin. Yanlış mı söyledim devam, buradan şimdi size söyleyeceğim olmaz, Sabri Uzun bir tane de istihbarat emniyet istihbaratta bir adam var e çağıralım anlatsın, çağıralım anlatsın burada yani 2007’den önce de bir tarihin olduğunu gelsin anlatsın birileri Şenkal bey gelsin anlatsın birileri. Yaşar Büyükanıt gelsin anlatsın birileri, Yaşar Büyükanıt beni 301’den yargılattı. Ben Türk Silahlı Kuvvetlerine 301’le hakaretten şeyden yargılandım, beraat ettim. Ne yapmışlar biliyor musunuz? Sözcüğümün üstünü tipeksle silip başka bir şey yazmışlar. Mahkeme bunu saptadı ve ben beraat ettim. Şimdi efendim Tuncay Özkan’dan çıkan 4 mail üzerine bir mail çıkıyor Tuncay Özkan’da hani şimdi burada askerle birlikte darbe yapacağız ya, 301’den Türk Silahlı Kuvvetlerine eleştirirken ölçüsüz eleştirmekten beni yargıladılar, Allah’tan kelimeyi doğru kurmuşumda onlar tipeksle silip yanlış yapmışlar düzeldi, mahkeme beni beraat ettirdi. Başbakan da benim hakkımda 12 tane 301’den şikayet dilekçesi verdi hiçbirini kabul etmedi yargı. Şimdi milli güvenlik kurulu sekreteri beyefendi bende çıkan bir belge nedeniyle gidildi derdest edildi toplandı getirildi oraya oturdu. Ne demek? Benim bu 16 Aralık meşhur belgem var ya ona da değineceğim geniş geniş değineceğim özetleyip hemen şey yapıyorum toparlayacağım. Onda çıkıyor birde onda çıkıyor, mesela oradan çıkması da çok, ben Hüseyin Buzoğlu’nu benim yani uzaktan tanıdığım bir kere görüştüğüm dava nedeniyle görüştüğüm bir adam. Efendim olay şu bu kitapta da geniş, geniş anlattım belgelerini koydum dehşet bir şey. Bir mahkeme kararı olay şu, bir Fethullahçı polis ajan olarak gelmiş ÇEV’e girmiş ÇEV’de ihbarda bulunmuş, Bayram Özbek, bulunmuş. Yargılanmış mahkûm olmuş, tenzili rütbe almış falan filan bunu göndermişler Elazığ’a. Elazığ da müdür yardımcısıymış biz Elazığ ile ilgili olarak il gelişmeleri falan bilmiyorum ben televizyonda program yapıyorum Kemal Yavuz paşamla beraber televizyonda program yaparken hanım efendi de geldi bizim programa konuk olarak katıldı ve olayları anlattı falan orada adı geçmiş beyefendinin, sonra bir program bitti yukarı çıktık falan dediler ki, birkaç gün sonra Elazığ’dan hakkınızda bir şikâyet var onunla ilgili ifade vereceksiniz. Neyle ilgili dedim ya ben Elazığ’la ilgili bir şey yok. Dediler ki Bayram Özbek diye bir polis memuru siz şikâyet etmiş. Nedir bu olay? Bu, kim bu işle ilgili bilgi sahibi ÇEV başkanı, ÇEV başkanı nerde? Telefon ettiler kendisine dedi ki, ben kanser hastasıyım tedavi oluyorum, Sayın Buzoğlu size yardımcı olsun benim avukatım. Hüseyin Buzoğlu geldi dosyayı getirdi bana bıraktı o dosyanın içinde Hayri Canöz nick namesi adamın sahte olduğu mahkeme kararıyla belli bir mail’i var. Elazığ da yargılandık beraat ettik, benim arşivci özelliğim gereği onu almışım dosyalamışım. Dosyayı buluyorlar aramada mahkeme kararı ekinde diyor ki bu adam iftiracıdır, yalancıdır öyledir böyledir, bu Tuncay Özkan’ın suçu yoktur, kanalın suçu yoktur, bu insanların suçu yoktur. Hayri Canöz Nick nameini alıyor sahte belge sahteliği mahkeme kararıyla belgelenmiş maili alıyor, o mailden yola çıkıyor Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterini içeri aldılar. Ben içerdeydim şoka girdim, yav bu nasıl olur sayın savcım nasıl olur? Sahte yav adam Bayram Özbek’in sahte maili kim söylüyor bunu süperonlıne söylüyor, e kolay söylüyor. Kime söylüyor? Mahkemeye söylüyor. Mahkeme adamın sahte maili olduğun Hayri Canöz nick nameyi adamın kullandığını tescil etmiş kararıyla, Tuncay Özkan’dan ele geçirilen mail nedeniyle milli güvenlik kurulu eski genel sekreterinin içeri alınmasına, teslimim, teslimim ben böylesini görmedim. Öyle bir şey olabilir mi ya? Burada burada da var buraya da koydum, bütün belgeleri var hi peki ne yapacağız başkanım? Yarın emekli oldunuz vah vah vah vah vah, eyvah Allah bu zulmü sonlandırsın da hep beraber kurtulalım, Allah insanların kalbine yeniden sevgi versin, yeniden aşk ateşi düşürsün başka hiçbir şey dilemiyorum bu ülke için, öyle bir şey nasıl olur ya? Bilmiyorlar mı? Biliyorlar, vallahi de biliyorlar billahi de biliyorlar dosyanın içinden arasından çıkıyor arkasında Elazığ’da ki mahkeme kararı var, önünde İstanbul’da ki mahkeme kararı var onun önünde Ankara’da ki mahkeme kararı var. Sahte belge ya, alıp milli güvenlik kurulu genel sekreterini eski genel sekreterini burada yargılıyoruz. Fevzi Türkeri’yi, tanımam. Fevzi Türkeri’ye gitti Fethullah Gülen dosyası için sahte tanık bul falan, hani bu günkü mektuplar var ya onlar gibi. Mailin içine bakın lütfen bakın ne olur bakın, görün onu görün bunu lütfen. Ondan sonra dosya 5 bin sayfa, anan güzel mi ya öyle şey olur mu ya? Böyle şey olur mu ya? Aklımıza hakaret olur mu? Bayram Özbek nick name, Allah Allah öyle bir karar nasıl olur, böyle bir şey nasıl yapılır, böyle bir şey nasıl olabilir? Allah Allah. Ha dava da Elazığ’da görüldü, Ahmet bey bizim adımıza takip etti oradan söylüyor yani davalar Elazığ da görüldü bitti. Şimdi size kitaptan şeyi göstereceğim, o sahte okuyacağım içeriğini okursam hemen anlayacaksınız. Lütfen 368, şu kitabın 368. sayfası, adamın bak çok gizli emniyetin içişleri bakanlığı adamı Fethullahçı polis listesinde örgütlenmesinde olduğunun kanıtı, sunmuşlar mahkemeye. Bakın sahte mail, sevgili Mesut, şimdi bakın nasıl güzel o. Sevgili mesut, mesut kim benim doktorum zavallı kalp cerrahi burada diğer Hüseyin gibi. Niye niye burada, neden burada? Arkadaşım ya dostum birbirimize sevdalıyız ya. Ondan burada ya, adam dünyanın en iyi kalp cerrahlarından daha 43 yaşında İsviçre da kalp nakli yapıyor bir saatte mort yani ölüm oranı mortalitesi binde bir 98 yaşındaki insana kalp nakli yapıyor. Kabahat ne? Hani bir arkadaş geliyor burada arka sıralarda ben Ankara’dan geldim ne yaptım, falan filan diye bağırıyor bir arkadaş var Mahir Akkar diye. Adam Osman Atatürk’e küfrederken Osmanım, tanımlayıcı sıfat olarak kullanıyorum. Osmanım Atatürk’e adam şey küfrederken mahkeme, Sayın Karadeniz’in duruşmasında son duruşmasında İngiliz piçi falan filan diye küfrederken, arka sıradan bu arkadaş çekmiş, mahkeme salonunda telefonla kaydetmiş adamı tanımıyorum etmiyorum. Demiş ki ya bunu bir yere vermek istiyorum kim yayınlar? Kanaltürk yayınlar demişler. Mahkemede ki bir katip, yada bir yargıç yada bir savcı birisi demiş ki yav onun doktoru var demiş Tuncay Özkan’ın doktoru ben onun hastasıyım bak sana telefonunu vereyim, görüntüyü ona götür. Adam geliyor bizim Mesut’a, Mesut’ta bana telefon ediyor. Yav adamın elinde böyle bir görüntü var, 30 bin dolar istiyor. Ben para mara veremem arkadaş diyorum, veriyorsa versin yayınlayalım Mesut sanki kendi üstüne alınmış gibi Atatürk’e küfrediyor ya herif, bizim doktor canla başla adamı ikna ediyor görüntüyü alıp bana gönderiyor. Doktor burada o Mahir burada anlamış değilim başımıza gelen şeyi onun adı Mesut ya Doktor Mesut Özcan, bu 2002 yılındaki mailim başlangıcı da sevgili Mesut, maili okuyorum bunun sahteliği adama bu polis Bayram Özbek’e Fethullahçı polise ait olduğu mahkeme kararıyla sabit. Sevgili Mesut Fethullah davasıyla ilgili aleyhte yeni tanıklar bulmamız lazım, bizim avukat Hüseyin bey mahkemenin aleyhimize doğru gittiğini Eyüp ve Serhat alçaklarının da her an karşı tarafa tekrar dönebileceğini söyledi, şu bizim Serhat’ın bir arkadaşı varmış Cihat isminde bir çocuk, biraz para vererek Fethullah aleyhinde mahkemeye çıkartmayı düşünüyorum. Bu konuda bizim albay emekli Albay Cem beyde çocukla konuşarak teklifin sanki askerden geldiği ima edecek ve benimle irtibatlı olduğunu söylemeyecek şu an bir tek buna bel bağladım, durumlar bildiğin gibi değil acilen yeni tanıklar bulmamız lazım Fevzi Türkeli paşayla Kemal Yavuz paşa vasıtasıyla görüştüm MGK genel sekreteri Tuncer Kılınç’la bir kez daha bu konuda görüşeceğiz, senin söylemek istediğin bir konu varsa bana mail olarak gönder veya bir numaralı bikenin bir numaralı bikenin, evinde görüşelim sakın telefonda açık konuşma dünya kiliseler birliği ve liyonslardan Arif bey vasıtasıyla para yardımı sözü aldım. Hiç korkma her şey yoluna girecek şu PKK’lı Ramazan Yıldırım denen çocuğa burs vermeye devam etmemiz lazım, ama resmi kayıtta göstermiyorum. Bu çocukla tekrar görüşmemiz lazım ikna edebilirsek Fethullah aleyhine bir senaryo uyduralım ve bunu kesinlikle aleyhe tanık edelim, yoksa işimiz yaş. Cevap bekliyorum sevgiyle kal. 2002 adamın adın Bayram Özbek Elazığ da polis, iki tanede mahkeme kararı var bununla ilgili bunu iki mahkeme kararının arasından böyle alıyorlar, Kemal paşamı aldılar, Fevzi paşayı aldılar. Ne yapacağız? Ne yapacağız, ne yapacağız efendim? Biz ne yapacağız sayın savcım, biz ne yapacağız? Gerçek bir sayfa arkada duruyor gerçek bir sayfa önde duruyor. Aradan bu çıkıyor zaman gazetesi Fethullah Gülen davasın için sahte tanık aramışlar, en iyi bilen kendisi 10 tane tekzip metni gönderdik 10, bana mısın demiyor, tık yok. e şimdi bunu hangi vicdan kabul eder ya ister Fethullahçı olun ister kızıl komünist olun ister ne isterseniz olun. Bunu vicdan yer mi? bunu köpeğin önüne atsanız yer mi ya böyle bir vicdansızlık olur mu? Kemal Yavuz paşa orada oturuyor, Tuncer Kılınç paşa orada. Bu benim üzerimden yapılacak bir şey mi yani bu olabilir mi efendim? Bana diyorlar ki sus konuşma otur oturduğun yere yazma üretme, bakma konuşma. Yazacağım üreteceğim. Ölsem söylemeye devam edeceğim ben bu yaftaları taşımam boynumda yok böyle bir şey. İşte burada, polis efendi gelmiş aramış bulmuş götürmüş savcı beyin önüne. Yeminle söylüyorum Mehmet Ali beyin haberi yok, ben insanı tanırım ya yok Mehmet Ali beyin haberi bundan ama var birilerinin haberi, var birilerinin haberi ya. Önümdeki mahkeme kararını atla, arkasındaki mahkeme kararını atla ortadan al sahte mail ya mahkeme kararı var ya hakkında, al saygılarımı hürmetlerimi sunuyorum Kemal Yavuz paşamı getirin buraya oturtun, Doktor Mesut’un canını okuyun, doktor Hüseyin anlattım ya size bir sevdalı yürek. Yahu adam Alevi diye dövüyorlar, Kürt diye dövüyorlar adam Türkiye’ye geliyor her şeyi ilk getiriyor Almanya da herkes ayakta alkışlıyor. Almanya da profesörlük verecekler, tamamlayıcı tıp enstitüsünün başına geçirecekler, mahkememiz yasak koymuş gidip profesörlük unvanını alamıyor ya. Bir telefon konuşmasında dedim ki, Allah aşkına Hüseyin şu muayenehaneni düzelt. İki tane süs kat olmaz ben halk hekimiyim dedi. Ya bütün sosyete onda bütün iş adamları onda bütün iş adamları onda 3,30 paraya muayene olup gidiyorlar. Ya dedim ki şuranın elini yüzünü düzelt de kendin biraz para kazan ya. Ya çoluğa çocuğa ben halk hekimiyim ben öyle bir şeyi kabul etmem bu halk hekimliği dedi. Adam elektronik okumuş, Siemens’in portatif kalp cihazını var ya Siemens’in hani Türkler ne yapar diyorlar. Siemens’in portatif kalp cihazı hani kalp durduğu zaman böyle elektro şok


Dostları ilə paylaş:
  1   2   3   4   5   6


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə