13. AĞIr ceza mahkemesi



Yüklə 0.6 Mb.
səhifə5/6
tarix12.08.2018
ölçüsü0.6 Mb.
1   2   3   4   5   6

Duruşmaya kısa bir ara verildi.

Duruşmaya kaldığı yerden devam olundu.

Sanık Ahmet Tuncay Özkan tekrar huzura alındı.

Çapraz sorgusuna devamla.

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:”Bir şey söyleyebilir miyim efendim, şimdi birkaç konuşma geçti, hem toparlamak anlamında olur. Şimdi ben hukuk, buradaki bu şu anki çapraz sorgunun hukukla falan alakası yok. Bu yasa dışı elde edilmiş, hukuki olmayan benim asla bana ait olmayan bir metnin, kabul etmediğim demiyorum bakın, asla bana ait olmayan bir metnin birazdan ayakkabı numarama kadar gelecek taze fasulye, domates hikayeleri ile devam edecek, yirmi yıl aynı elbiseyi giymem, yamalı giymem, ayakkabımın altının pençeli olması ben bunlardan utanmam. Bunlar olabilir insan yamalı da giyer ben, ben pençe de giyerim pençeli de giydim, büyüdüm hiç önemli değil bunlar. Sorunumuz şudur sayın başkanım bir metnin içinde yer alan bilgiler bana doğrulattırılmaya çalışılıyor. Benim hayat hikâyemde böyle bir şey yok ki ama. Şimdi Erdal Şenel, Erdal Paşa ile, ben Erdal paşayı ne zaman tanıdığımı çok iyi biliyorum. Ama adam beni tanıyordur çünkü ben kamuoyunun önündeki bir insanım, siz de tanır, Tuncay Özkan’ı tanıyor musunuz dediklerinde, tanımıyorum mu diyorsunuz başkanım? Tanju abi, 2002’den önce ben Tanju Abi ile asla tanımıyorum, Tanju Abi ile görüşmelerim şey mahkeme çok ünlü mahkemelere bakmış, aslında tanışmamız lazımdı. Belki beni aradı belki ben konuştum, belki ona bir şey söyledim. Belki bana haber verdi, belki bir şey oldu. Hatırlamıyorum adamı, nerde hatırlı, orda hatırlıyor şimdi bütün bunların amacı ne? Size söylüyorum başkanım metnin içinde yasa dışı işler var. Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanı ve Genel Sekreterinin odasındaki özel konuşmalar var, bu metinde var, bunlar böyle oluşturulmuş bir şey. Bana CD’si, görüntülerini deşifre et, CD’sini koyun, görüntüsünü izlettirin, montaj mı değil mi hep beraber bakarız burda görürüz. İlk günden beri hep söylediğim aynı şeyi tekrarlıyorum. Şimdi benim derdim böyle koştura koştura gelmemin koştura koştura yürümemin ya size acıyorum kendime acıyorum, arkadaşlarıma acıyorum. Savcılara acıyorum, olayın kendisine acıyorum ya yeminle söylüyorum size ya. Ama bunu bir an önce bitirmek istiyorum sayın başkanım. Yasadışı elde edilmiş bir delille ilgili olarak, şimdi 24 sayfa okunursa sayın başkanım,”

Mahkeme Başkanı:” Onu rahat söylersiniz, buyrun savcı bey.”

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” 16 Aralık 2003 tarihinde Tuncay Özkan ile yapılan görüşme metni başlığı altında Başkan diyor, başkan Levent Ersöz olduğu değerlendiriliyor, T. Özkan olarak da Tuncay Özkan olduğu değerlendirilerek soruyorum, başkan; merhaba hoş geldiniz, sağ olun.”

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:” Özür dilerim itiraz ediyorum bir itirazımı söyleyebilir miyim?”

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Özkan; Sağ olun hoş bulduk,”

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:” Usul açısından sayın savcım özür dilerim, şimdi bakın başladık, siz bunu okumadınız mı efendim? Okudunuz, sayın savcı bunu iddianame ye koymadı mı, koydu. Buradaki herkes iddianameden okumadı mı, okudu. Bana sorusunu sorsun. Ben yanıtını vereyim ama zamandan kazanalım ne olur ya? İnsanlar burda durumları perişan ya. “

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Tamamını hiçbir zaman okumadık onun için tamamını okuyup ta soruları o şekilde.”

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:” Tabi 24 sayfa bana tamamını okumamışlardı. 24 sayfa 14 sayfa.”

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Hızlı okuyabilirim eğer bölmezseniz hızlı okuyabilirim.”

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:” Yav yapmayın ne olur sorunuzu sorun yanıt vereyim yani ben geri zekalı değilim ezberledim biliyorum metni ya, sorunuzu sorun yanıt vereyim ya.lütfen sorunuzu sorun yanıt vereyim vereceğim Mehmet Ali bey her sorunuza yanıt vereceğim okumayın. Zamandan kazanalım bitsin bu akşam bu iş. Yarın sayın yargıçlara süre kalsın, sorgulasınlar spatulalarını vursunlar kafama, olsun bitsin. “

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”başkan; Merhaba hoş geldiniz, T. Özkan; sağ olun hoş bulduk, bizim ortak dostlarımız var galiba, 68’li Eren Ertekin, biraz önce sormuştum Erem Ertekin olduğunu söylediniz.”

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:”Erem Ertekin yazmıyor orda Eren Ertekin

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Burda Eren Ertekin yazıyor, Aynen okuyorum. Başkan; belki bir karışıklık olabilir. Tanımıyorum. T. Özkan; olabilir kusura bakmayın. başkan; nasılsınız.?”

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:”Biz bunları delilerin değerlendirmesinde ayrıca ele almayacak mıyız sayın başkan?”

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” T. Özkan; Vallahi iyiyim, keyfim biraz bozuk ama, büyük bir yükün altından çıktık mı yoksa bir kaybetme durumu mu oldu? 16 Aralık tarihinde Çukurova grubundan ayrılmış mıydınız?”

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:” Efendim “

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” 16 Aralık 2003 tarihinde Çukurova grubundan ayrılmış mıydınız?”

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:” Evet ayrılmıştım.”

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”İlişiğinizi kesmiş miydiniz?”

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:” Hayır ilişiğim kesil, yani şöyle size şunu söyleyim, ben ceketimi aldım çıktım hala istifa dilekçem yoktur.”

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Geri dönme şansınız vardı değil mi hala?”

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:” Hayır efendim, beyefendi tekrar anlatıyorum Mehmet Emin Karamehmet bu görüşmeler bu görüşmeler falan sonrasından okuyacağınız metin bir tek kere bana geri dön demedi. Ben bir tek kere geri dönmeyi düşünmedim. Yav Richard Pearl ile Paul Wolfovitz istemiyor ülkenin Başbakanı bu adam gidecek diyor. Neye geri dönüyorsunuz, parası bulu yok yapı kredi görüşmesini başlatmam diyorlar adama. Neye geri dönüyorsunuz çocuklar aç. İşte Adnan altı ay maaş alamadılar. Parayı musluğu kesti, para gelmiyor, elli bin dolarlık şeyi size anlattım Mehmet bey göğsünü dövüyor, ah bi elli bin dolarım olsa diyor. Ya bir alet alıp takacağız ki reklamı dönerken üzerine yazı bindireceğiz diye. Nereye dönüyorsunuz kim nereye dönüyor. Böyle bir şey yok bunların hepsi yalan. Kim nereye dönmüş, kim nereye, kim kiminle görüşmüş? Ben Mehmet Bey ile bu olaydan bakın uzun yıllar sonra benim kanalım zorda ben bunu satıyorum bunu alın başkasının eline gitmesin diye görüşmeye gittim görüştüm ya. Mehmet Emin Karamehmet’in cep telefonu bende. Benim telefonum onda, o mu beni aramış, ben mi onu aramışım, santral telefonunun dinlemişsiniz, yok ya, yok böyle bir şey. Randevu aldığım gün belli, tarih belli saat belli. Gittiğimde söylediğim laf belli. Hayır alamam dedi, tamam teşekkür ederim çıktım. Yani şimdi öyle bir noktaya geliyor ki Mehmet Ali bey, şimdi yani benim amacım sizinle bu konuyu bu metni tartışmak değil. Benim amacım bu davanı genelindeki yanlışı düzeltip. Benim yanlışım varsa çıksın ortaya. Yanlış varsa çıksın ortaya. Ama bir rayına oturtalım, burda insanların hayatları insanların ben diyorum ya ben kızımı yetiştiremiyorum çok hicap duyuyorum yani. Mektupla kız yetiştirilir mi, ergenlik çağında çocuk. Mektupla eğitim olur mu? Ben kızıma bir şey anlatacağım, onu alacağım okuldan, götürüp pastaneye oturacağım, bir kahve içeceğim bir şey söyleyeceğim. Taze fasulye sever misin? Sevmem, domates ekmek yer misin, yerim. İçine soğan da koyarım. bunları anlattın mı, anlattım. Meltem Türkiye güzeli olan arkadaşımız dergi çıkartıyor, Maks mara mıydı bir şey ona anlattım. İki bin doğru şey ee, Aksiyon Dergisine anlattım. Çarşaf çarşaf zamanda yayınlandı. Nuriye Akman’a anlattım diğer ropörtajlarda anlattım. Her soruyu anlattım. Allah’a inanır mısın diye de sordular, la ilahe illallah Muhammeden Resullullah dedim ya. Her şeyi sordular bende her şeyimi anlattım. Nerden giyinirsin, Sarar’dan giyinirim. Yirmi yıl aynı elbiseyi. Yav, yirmi yıl aynı elbise olur mu Mehmet ali bey ya. Böyle bir şey olur mu, şimdi bunu burdan okuyup buraya geleceğimiz yer neresi, bana soruyu sorun.”

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Özelikle üsluba dikkat eder misiniz, T. Özkan olarak yazılan şu an okuduğum şeylerde üslup size mi ait, özellikle yani, vallahi iyiyim keyfim biraz bozuk ama.”

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:” Vallahi bana ait değil.”

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Büyük bir yükün alt”

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:”Vallahi bana ait değil, ne içerik bana ait, ne üslup bana ait, ya koy şu görüntüyü de çıkart koy izleyelim Mehmet ali bey bitsin bu ya. Allah aşkına ya, yapma ya.”

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Görüntüsü ele geçmemiş, metin bu metin. “

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:”Yav var dedin ya Mehmet Ali bey, yazmışsın”

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Metin, metin, metinde burda zaten çözüm metni de demiyor. Bu belki de alınan notun da metne çevrilmiş hali olabilir. ”

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:” Adam belki taze fasulye geçiyordu aklından o zaman yazdı taze fasulye diye şimdi onun taze fasulyesi ile benim taze fasulyem, şeyim diyor ki kız kardeşim taze fasulye etsiz etli, etsiz, etli mi olmuş, protein bakımından ihtiyacın nasıldı, gelişimin nasıl oldu diye soruyor ya yapma Allah aşkına ya.”

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Kısa cevap verirseniz daha hızlı gideriz. Büyük bir yükün altından çıktık mı, yoksa bir kaybetme durumu mu oldu, böyle bir sözünüz oldu mu?.”

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:”olmadı efendim, anlamıyorum anlamadığım için de bilmediğim içinde yanıt vermiyorum özür dilerim bundan sonra da bu yanıtı tekrarlayacağım.”

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Başkan, kaleler birer birer düşüyor zaten. T. Özkan; çok düştü, mevzi de kalmadı, sıkıntı büyüyor, “

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:”Hiç bana ait bir üslup değil.”

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Genel seçimlere kadar anladığım kadarıyla kendilerine muhalif unsur bırakmayacaklar, gerçi benimki biraz daha farklı o anlamda. Yani benimle ilgili kafasındaki şey ortadaki sıkıntı bizim duruşumuzu bozan şeyin ne olduğunu tespit etmek, yani bir olaya bakarken sonuçları, nedenleri konusunda iyi analiz yapmak gerekiyor. Yaklaşık bir buçuk yıldır, bir yıl sekiz ay falan biz çok sağlam durduk. Hızlı bir değişim ile gelişti. Bir yıl sekiz ay mı çalıştınız Akşam Gazetesinde, Çukurova grubunda.?

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:”İki yıl çalıştım, bunlar açık kaynaklarda ama yalnız bir şey söyleyeceğim orda sağlam durduktan kasıt ne? Biz bir yıl iki yıl sağlam neye durmuşuz.? Ne yapmışız da sağlam kalmışız?

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” işte açıklar mısınız? Kime karşı sağlam durdunuz?”

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:” Mehmet Ali bey taze fasulye sever misiniz, patates yer misiniz, olmayan şeyi ben nasıl açıklayım Mehmet Ali bey, yapılır mı bana böyle bir şey.?”

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Başkan; çok süratli gelişti, Tuncay Özkan; Çok süratli oldu, olaya müdahale zemini kalmadı. Çok süratli oldu, onu düşünmüştür zannediyorum çünkü anladığım kadarı ile Necati Doğru’nun Hulki’nin ve benim zamanlamam, kafalarındaki bir planı gösteriyor. Başkan; bu plan neydi? T. Özkan; yerel seçimlere muhalifsiz girme dertleri var, Cüneyt Zapsu’yu İstanbul’dan seçtirebilmek için çok büyük bir desteğe ihtiyaçları var. Daha doğrusu aleyhine yazabilecek insanların ayıklanmasına ihtiyaç var. çünkü Cüneyt Zapsu konusunda benim büyük bir çalışmam var. Sizin bir çalışmanız oldu mu Cüneyt Zapsu ile ilgili?”

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:” Hiç hayatımda ne Cüneyt Zapsu’yu gördüm, ha bir kere gördüm,”

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Onla ilgili bir haber veya başka bir şey yaptınız mı?”

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:” Hiçbir şey hiçbir şey, bakın size başka bir şey daha söyleyim, Cüneyt Zapsu’yu şimdi bir kez görmedim diye yalan söyleyecektim, gördüm. Nerde gördüm? Uçağın kapısında girerken adam bana iltifat etti, ilgi gösterdi. Elimi sıktı, yav ben sizi çok beğeniyorum konuşabilir miyiz hatta böyle uçağın şeyini arkasını koydu, benimle sohbet etmek istedi, o önde VİP’de oturuyordu. Ben arkada ekonomik klasta oturuyordum oraya gittim ben.”

Sanık Tuncay Özkan müdafii Av. Celal Ülgen söz istedi, verildi.” Efendim sayın savcı müvekkilimizin baştan beri doğruluğunu kabul etmediği, bana ait değil dediği bir metin üzerinden sürekli sayın savcı yeni sorular üretiyor. Bu yöntem bir defa usule aykırıdır, çünkü eğer müvekkilimiz bu yazılar bana aittir demiş olsa sayın savcı sorularını sürdürebilir. Ve haklıdır. Ancak müvekkilimiz baştan beri bu metni külliyen reddediyorum diyor. Bu nedenle geçilmesini talep ediyorum efendim.”

Mahkeme Başkanı:” Anlaşıldı konu.”

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:” Cüneyt Zapsu efendim, Cüneyt Zapsu İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adayı olmadı. Şimdi bakın bunu ancak onu oluşturanlar bilir. Yakın olan bilir, Nuray’a sor, o bilir. Nuray yakını bana sorma. Aday oldu mu olmadı mı? Cüneyt Zapsu’nun adaylığını o bilir. “

Mahkeme Başkanı:” Buyrun savcı bey.”

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Yaklaşık üç ayı geçen bir çalışma, Cüneyt Zapsu bana birini yolladı, bundan yaklaşık bir buçuk ay önce.”

Mahkeme Başkanı:” Savcı bey bu avukat beyin dediği doğru. Bu baştan aşağıya bu okuduğunuz şey.”

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” İçinde doğru diyeceği bir şey var mı, ben tek tek soruyorum. Doğru diyeceği bir şey var mı?”

Mahkeme Başkanı:” Efendim, doğru diyeceği bir şey var ise onun sorun, bir şey var ise, onu sorun ona yani bütün hepsini kabul etmedi, baştan aşağıya bir metni kabul etmedi. Yani bu kabul edilmeyen bir metinden hala soru sormanın sebebi ne? Bu bana ait değil, ben yazmadım, benle ilgisi yok diyor adam. ”

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Görüşmedim diyor, ama bu görüşmenin içersinde çok sadece kendisinin bilebileceği veya çok yakınlarının bilebileceği bilgiler olduğu için.”

Mahkeme Başkanı:” Kabul etmiyorum diyor, hiçbir tanesini kabul etmiyorum diyor.”

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Şimdi şöyle bir görüşme geçti mi aranızda? Karamehmet’in ikinci bir adamı olduğu kendi konuşmadığı ve söylemediği için ikinci adamı devreye soktuğu, bu şekilde Karamehmet ile siz direk ayrılma konusunda görüştünüz mü ikinci adam dediğiniz başka birisi ile mi görüştünüz.?”

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:” Yok ya öyle şey olur mu? Mehmet Emin Karamehmet Amerika’ya gitti Nuray, Mehmet Emin Karamehmet, Ersin Pamuksüzer gittiler. Dönüşte ersin bana dedi ki Richard Pearl ile Paul Wolfovitz konusunda sıkıntı var. Ben de bunu bakın bende bunu bir tek yerde anlattım. Bir tek kişiye anlattım. Önder amca dediğim, sünnetimde bulunmuş, önder Sav’ın odasında, önder amcaya anlattım. Dedim ki önder amca, Önder Sav, benim sünnet düğünümde bulunmuş bir insan. Babamın dostu, CHP genel, Önder amca dedi ki bana, nerden neden gittin, bende dedim ki Önder Amca, Ersin Pamuksüzer geldi bana dedi ki, Richard Pearl ile Paul Wolfovitz’i tanır mısın? Bende dedim ki tanımam, biliyorum adamları, ya bunlar senin gitmeni istiyorlar dedi. Sana bir olanak yaratalım sen burdan çık dedi. Bende buna inanmadım, gittim Mehmet Emin beyi çağırdım gece yarısı, kanala geldi adamcağız, direk gece yarısı gündüz evine gidebilirim, evime gelebilir, kanala gelebilir ya ne demek bir yerde ben medya grup başkanıyım, Mehmet bey ile görüşemeyeceğim böyle bir şey olabilir mi? Mümkün mü böyle bir şey? Ben bunu bir tek Önder Amcanın odasında anlattım. Git dediler ya, Amerikalılar istemedi Irak savaşındaki tutumum nedeni ile git dediler. Başbakan da çağırdı, gidecek kardeşim dedi. Yani ben Mehmet Emin Beyi zora mı soksaydım, istifa mektubu yazmadım sayın başkanım ya şimdi iş kanunu göre dönsem, hatta o gün espri ile dedim ki ya istifa mektubumu almadınız birini gönderin istifa edeyim o tarihle falan yarın iki gün sonra başıma bir şey gelir dava mava açılır, para kaybedersiniz çok büyük para kaybedersiniz. Dedim bir istifa mektubu yazayım vereyim size. Yav adamcağız beni aramadı, ben adamcağızı aramadım, ben niye ayrıldığımı biliyorum adam benim niye gittiğimi biliyor konuşmadan olur mu ya? Mehmet Emin beyle konuştum, Osman Berkmen benle konuştu, Bülent benle konuştu, serdar Çaloğlu benle konuştu ya mesai arkadaşlarımız, Mehmet beyi tanımıyorlar. Mehmet Bey saat yedi buçuktan sonra şeye gelir oturur gazeteye, saat bire kadar ya. İllallah demiştik bir ara yani. Üstelikte puro, kola ve hamburger yiyor. Ya dedim parası benden patron kalk Allah’ını seversen seni bir kuru fasulyeciye götürelim orda kuru fasulyeci vardı. Kaldırdım gecenin bir yarısı oraya götürdüm, bir gün de balık yemeye götürdük ya. Adam öyle bir adam. Şimdi bu ilişki her gün birlikteyiz, her Allah ın günü birlikteyiz. Batırmışlar adamcağızı, yok etmişler adamcağızı, tükenmişti ceketimi aldım çıktım.”

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” iki yıl önce gelindiğinde bana Genelkurmay Adli Müşavirliğinden Erdoğan Şenel paşa telefon etti, ben kendisini tanımam.”

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:” Erdoğan değil Erdal,”

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Öyle yazıyor, burda böyle yazıyor.”

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:” İşte onu yazana sorun, Erdoğan değil Erdal. Erdal Şenel. Erdoğan paşa varsa onu da tanımıyorum özür dilerim.”

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Diğer komutanları tanıyorum da, kendisini hiç tanımıyorum.”

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:” Erdoğan Şenel diye bir paşa varsa tanımıyorum. “

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Aynen orda da öyle diyorsunuz diğer komutanları tanıyorum da.”

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:” Öyle bir şey demiyorum sayın savcım.”

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Kendisini hiç tanımıyorum.”

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:” Öyle Erdoğan Şenel diye birisini tanımıyorum sayın savcım. Erdal şenel ile de sonrasında tanıştım sayın savcım bu görüşmeyi yapmadım sayın savcım. Yapmadım. “

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Tuncay bey sizinle konuşmak istiyoruz, ben geldim, Tanju güven albay ile onu DGM’den tanıyorum. Emekli oldu.”

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:” Tanju Güven değil, Tanju Güvendiren.”

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” İki sen öncesinden bahsediyorum, iki sene önce Fethullahçılar ben Hizbullah ile fethullahçıların hedefiyimdir. İstanbul daki.”

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:” Ben Fethullahçıların hedefi olmadım. Özür dileyerek düzeltiyorum söylüyorum bakın açıklıyorum ben Fethullah Gülen ile 1998 yılında Fethullah Gülen’in adının susurluk listesinde olduğuna dair belgeyi ben yayınladım. Kıyamet kopardılar, canıma okudular. Patron gönderdi gidip görüşeceksin. Gittim görüştüm, adamcağız iki görüşmede etrafımda o hani Nurettin falan var ya bana tekme atıyordu, yeminle söylüyorum, ayaklarım mosmor gidip mosmor çıkıyordum içerden. Görüşmeye gdiyoruz diye kamera kayıtları ellerinde. Daha sonra onları montaj ettiler, ben Fethullah Gülen ile kucak kucağa otururken, dört görüşmenin ikisinde adam benden özür diledi. Biz yanlış yaptık, bunlar yanlış, belge varmış Cevat Öneş belgeyi hazırlamış, başbakan bizden saklamış, Erbakan saklamış dedi. Bunlar gerçek değil ben bunları her yerde anlattım. İnternete girin internet bunlarla yıkılıyor.”

Mahkeme Başkanı:” Anlaşıldı konu.”

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” İstanbul’daki çağdaş Eğitim Vakfı ile ilgili bir organizasyon yaptılar, organizasyon içerisinde Nuh Mete Yüksel’in kasetleri çıktı. Bunlar çok sıkışınca beni aradılar. Oradaki vakıfta komutanlar da yer alıyordu. Bu sizde ele geçen şeylerde ses kaydı falan da var böyle”

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:” Bende öyle bir şey yok efendim. Hiç öyle bir şey yok bunlar uydurma, ”

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Bayram Özbek.?”

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:” Bayram Özbek dava dosyasıdır, sakın karıştırmayın, hepsi burda çok büyük suç işlersiniz savcım, yaptığınız iş zaten orda çok büyüktür. Önünde Ankara Mahkemesinin arkasında Elazığ mahkemesinin olduğu karara bağlanmış bir sahte belgeyi tuttunuz bu insanların buraya getirilmesinde aracı olarak kullandınız. Bu suçu nasıl işlediniz sayın savcım? O zaman böyle sorarım burda bakın efendim ben Nuh Mete Yüksel olayı ile ilgili olarak iki tane yazı yazdım burda var. buraya koydum. Yav Nuh Mete Yüksel’in belden aşağısı kimi ilgilendiriyor dedim ya? Kimi ilgilendiriyor Nuh Mete Yüksel’in belden aşağısı. Yav adamın verdiği kararlara bakalım, Nuh Mete Yüksel’in kaseti çıkmış, piyasa piyasa dağıtıyorlar. Yazık değil mi insan linç edilir mi böyle bir şeyden dolayı ya. Böyle bir şey olabilir mi dedim ya. Ben bütün bu olaylarla ilgili bakın çok büyük çok büyük bir hata. Bakın burda belgesini gösterdim efendim. Bayram Özbek mahkeme kararı ile yalan beyanı saptanmış, Fethullahçı örgütün içinde olduğu saptanmış, mahkeme kararı ile yanlışı belirlenmiş bir kişidir. Elazığ da müdür Yardımcısıdır, beni dava etmiştir, ben adamı tanımam etmem, bilmem. Beni dava ettiği için gitti avukatlarım davaya girdiler belgeleri sundular ve kazandık. Ve adamın 2002 yılında kullandığı sahte nick name’yi ÇEV ile Fethulllahçıların kapışması sırasındaki sahte nick nameli mail size okudum burda. Bunu kullanarak bunu alarak savcılık sayın Kemal Yavuz paşam ile eski Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Tuncer Kılınç paşayı buraya getirdiler. Ya yazıktır, sahte olduğu süperonline, e-kolay, mahkeme kararı saptamış. Adam beni dava etmiş Elazığ’da ben dava kazanmışım. Şimdi burda diyor ki, bayram Özbek olayı, bayram Özbek’te siz suçlusunuz. Siz savcılığa yakışmayacak bir düzenek ile bu insanları buraya getirdiniz. Ben anlıyorum burda niye bulunduğumu. Onlar da anlasınlar burda niye bulunduklarını. ee gerçek bu. Bunun dışında bir gerçek yok. Bayram Özbek, belgesi var mı yok mu Sayın Mehmet Ali bey, bana söyleyin ne olur. Bayram Özbek mahkûm edilmiş mi edilmemiş mi? O e-mail doğru mu değil mi? Yapmayın yok olan bir şey ile ilişki yaratacaksınız iltisak yaratacaksınız 313, 311, 312, neresinde 311, 312.”

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Nuh Mete Yüksel’in kasetleri çıktığında sizi arayan oldu mu?”

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:” Ben Nuh Mete Yüksel’i, haberciyim ben, ben Nuh Mete Yüksel’i aradım ya. “

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Başka yerden arayan oldu mu?

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:” Ne başka yeri sayın savcım, nerden arayacaklar?”

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” bu konu ile ilgili Çağdaş Eğitim Vakfından veya başka yerden”

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:”Yok efendim hiç beni başka yerden.”

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Oradaki Vakıfta komutanlar da yer alıyordu, ben bunun aleyhinde bir yayın kampanyası başlattım. Doğru mudur?”

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:” Bu sizin metniniz, benim metnim değil. Değil değil değil.”

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” O kasetlerin montaj olduğuna dair jandarma belgelerini falan yayınlayarak, “

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:”Ben yayınlamadım ya.”

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Bütün Fethullahçılar benden nefret ettiler, o sırada tanışmıştık Tanju albay ile.”

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:” Yok ya Fethullahçılar falan benle diyorum ya Fethullah Gülen ile ilişkimiz bu adam benden özür diledi ya. “

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Geldiler bana dediler ki,”

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:” Sonraki tartışmalarda karşı karşıya geldik, sonraki tartışmalarda yanlış yaptı.”

Mahkeme Başkanı:” Efendim, Cevap verildi. Siz okuyun bitirin lütfen.”

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Biz oturduk, J başkanları toplantısında bu konuya el attık.bu grup ulusal bir grup ve bizden yardım istedi. “

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:” Bir dakika bir dakika ben ne toplantısına katılmışım efendim, J başkanları toplantısı, “

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Geldiler bana dediler ki,”

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:” bir dakika bir metni okur musunuz, orayı bir daha okur musunuz, ne toplantısına katılmışım ben?”

Cumhuriyet savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Bakınız nasıl anlıyorsunuz? Böldüğünüz için anlam bütünlüğü bozuluyor. Tanju albay ile O sırada tanışmıştık Tanju albay ile. Devam ediyor. Geldiler bana dediler ki, biz oturduk J başkanları toplantısında bu konuya el attık.bu grup.. ”

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:”Hayır efendim açıklama yapacağım. Tanju Güvendiren albay üniforması ile J başkanları toplantısına katılamaz, katılabilir mi burada generaller var, askerler var. Katılabilir mi paşam? J başkanları toplantısı Genelkurmay Başkanı ve ordaki istih, orgenerallerin korgenerallerin katıldığı toplantı. Tanju güvendiren çok özür dilerim Tanju abi.”



Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə