13. AĞIr ceza mahkemesi



Yüklə 0.74 Mb.
səhifə3/9
tarix30.12.2018
ölçüsü0.74 Mb.
1   2   3   4   5   6   7   8   9
Duruşmaya saat 13:30’a kadar ara verildi.

Duruşmaya kaldığı yerden devam olundu.

Talep ve beyanların alınmasına devam olundu.



Sanık Veli Küçük söz istedi verildi:” Sayın Başkanım Değerli Heyet ben uzun zamandan beri pek arzlarım olmadı mümkün olduğu kadar olayları saptırmadan konuları çok fazla detaylandırmadan konuşma yapmak isterdim bu sefer 31. ayımı tutukluluk halimi de doldurdum. Neden tutuklu olduğumu bilmeden 31 aydır yatıyorum. Neden tutuklu olduğumu da bana söyleyen olmadı onunda gerekçelerini anlatmaya çalışacağım. Sayın Başkanım ben emekli olduktan sonra 35 sene devlete hizmet yaptıktan sonra emekli olduktan sonra İstanbul’da ikamet ediyorum Bilecik’te baba yadigarı köyümde bir evim var zaman zaman oraya gidiyordum. Kendi açımdan bir şeyler yapmaya çalıştım. Hiçbir şey beceremedim ticarete gireyim dedim beceremedim herkes çarptı. Efendim güvenlik şirketi kurma durumuna gittim beceremedim niye? Güvenlik şirketi kumar oynanan otellerin güvenliğini almasan bankayı dolandıranların güvenliğini almasan şaibeli kişilerin güvenliğini almasan kaçak köçekçilerin güvenliğini almasan hiçbir şey olmuyormuş. Onu da beceremedim güvenlikçi eğitmeye başladım okullarımız vardı ancak orada da başarılı olamadım denebilir çünkü Van’da ben alay komutanlığı yapmıştım. Geçmişte Van’da bana okul açmamı istediler ısrarla güvenlikçi okulu açmamı istediler ben açmadım açsaymışım 2455 sayfalık iddianame bir o kadar daha artacakmış çünkü o vakit PKK’yı eğitti diyeceklerdi PKK’nın elemanlarını Van’da eğitim verdi diyeceklerdi. Her şey beklenir korkulur emekli olduktan sonra İstanbul’da yerleştim ancak takibe alındım takip ediliyorum arkamda gezenler bir kısmı at kuyruk küpeli kişiler ve eşime de söyledim devamlı tehdit alan bir insanım devamlı eylem koyulmasını beklenen eylem koyulacak diye beklenen kişiyim ve korumalarım var yanımda. Ben bana eylem koyacaklar diye bekliyorum e yeter yaşadığımda 68 yaşına gelmişim Yüce Allah en sevdiği kula bile 63 sene ömür verdi. Ben ölümden hiç çekinmedim korkmam ve evime de söyledim bana eylem konulacak sakın arkamdan gürültü edip ağlamayın bağırmayın gibi meğersem beni terörist diye takip ediyormuş polis. Veli Küçük öldürülmeyi eylem konulmayı beklerken terörist diye takip edileceği hiç aklına gelmemişti. Ama bu da geldi Türk ordusunda 35 sene hizmet vermiş kanıyla canıyla bir insanı arkasına atkuyruklu küpeli kişileri takarak terörist nereye gidiyor fotoğrafını çekin diye takip edildim. Bir gece sabaha doğru saat 4’de kapım çalındı, eşim kapıyı açtı koştu geldi koridor dedi adam dolu polis dolu çabuk kalk dedi. Kameralı mameralı polisler hepsi içeri daldılar. Ona üzülmedim olabilir ben Gayrettepe’de oturuyorum evimin etrafı PKK teröristini arar gibi değil cezaevi firarisini arar gibi çünkü PKK teröristini arayan olmaz pek. Cezaevini firarisini arar gibi kuşatmışlardı. Pencereden atlarım diye korktular herhalde buyurun dedim çalışma odama girdiler. Çalışma odamın en üst raflarında hiç açmadığım klasörlerimin içerisinden Ergenekon belgesi dediler çıkardılar neler olduğunu az sonra arz edeceğim ve ben polislerin kontrolünde gözaltına alındım. Bu olay daha öncede oldu Sayın Başkanım ben savunmamda bir anekdot anlatmıştım. İşgal dönemlerinde bu hep olur. Her devletle işgale uğranan devlette bunlar olur 1919’da İngilizlerin baskısıyla Nemrut Mustafa divanı kuruldu o vakit Sait Molla’nın İngiliz muhripler cemiyetinin başkanının ve İngilizlerin gayretiyle Ferit damat Ferit’e başta olmak üzere Generaller birer birer toplandı gönderildi. Hele hele 1919’da ilk defa İngilizlerin baskısıyla Doğu Anadolu bölgesinde Rus işgaline Ermeni işgaline karşı direnen ve başarılı olan Paşa Ali İhsan Sabis Paşa ilk gözaltına alınmış ve Malta’ya gönderilmişti. 2008’de de Ermenilerin ve Amerikanın baskısıyla Veli Küçük gözaltına alındı polislerin eşliğinde nezarethaneye sokuldu. Bunlar normaldir çünkü işgal dönemlerinde bu hep olur. Bu işgal dönemlerinde olan şeylerdir. Ha işgal dediğiniz hayır işgaldeyiz memleketin bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş yani limanları satılmış bütün bankaları satılmış hudut toprağı kanla canla alınan toprak satılmak üzeriyken zor engellenmiş bir ortamda isek işgaldeyiz bunu kabul etmek lazım. Ha Cumhuriyet Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyete yeni bir isim arıyoruz şimdi o Cumhuriyeti kabul etmedik yeni bir isim arama pozisyonundayız. Beni çıkardılar emniyette 4 gün ince ince sorgulandıktan sonra bir gece yarısı nöbetçi bir hakimin karşısına çıkardılar şimdi o nöbetçi hakim burada üye hakiminiz Sayın Sedat Sami Haşıloğlu. Orada ben savunmamı yaptım sözde savunmamı yaptım ve 35 senedir jandarmalık yaptığım için savunma yapar mahkemeye çıkarsanız hakim bir karar yazar yazdırır orda bir daktilocu vardır yaz kızım der. Bir karar yazalar orada ben öyle bir karar yazılacak diye beklerken karar yazılmadı. Dosyanın içinden bir kağıt çekildi dosya kağıdı çıkarıldı okundu. Tutuklandınız dendi. Önceden yazılmıştı karar bunu birde Boğazlıyan kaymakamı Mehmet Kemal beyin Nemrut paşa divanında yapılan sorgusunda aynen karşılaştık biz 1919’da. Nemrut Mustafa paşa şahitleri Ermeni şahitleri dinledikten sonra ona dönüp sormuştu Kemal Bey ne diyorsunuz şu şahitlere diye? O da şöyle demişti, paşam bu ifadelere göre benim asılmam lazım o da gayet memnun hafif tebessümle önceden yazılmış kararı çıkarmıştı bizde zaten öyle düşünmüştük dedi ve 10 Nisan’da idam ettiler astılar karar yazılmıştı İngilizler istemişti. Ben böylece tutuklandım Sayın Başkanım. Ne ile tutuklandım niye Veli Küçük, niye toplum Veli Küçük’ün üzerine gitti? Tutuklanmam Veli Küçük değil Türk ordusunu tutuklamaya kalktılar ve tutukladılar ben ilk savunmamda şöyle bir anekdot demiştim Veli Küçük önemli değil Veli Küçük’ten bir kapı açıldı. Bir zaman tutturdular Veli Küçük Susurluk, Veli Küçük Susurluk bende sordum Veli Küçük’te Susurluk’ta ne oldu. O kaza geçiren arabada silahlar çıktıysa silahlar kimindi biliyorsunuz, kim vermişti biliyorsunuz, Abdullah Öcalan’ın üzerinde sözde sahte kimlik dedikleri. Abdullah Çatlı’nın üzerinde sahte kimlik çıktı Mehmet Özbay dendiyse hayır sahte değildi o. Mehmet Özbay kimliği sahte değildi ben gelirim size Sayın Başkanım veririm fotoğrafımı derim ki ben Veli Küçük’üm e bana Ali Büyük diye bir kimlik yap derim birisine o da tutar yapar verir o sahtedir. Devlet beni çağırırsa Veli Küçük gel sen bak bu kadar bize çalıştın bir şeyler yaptırdın senin adını değiştireceğiz Mehmet Özbay yapıyoruz diye bana Mehmet Özbay kimliği verse bir pasaport verse Tabanca ruhsatı verse devlet bunun neresi sahte olur diye sordum. Arabadan çıkan o kadar silah kaza yapan arabadan envantere kayıtlı nereye kayıtlı olduğu kimin verdiği ortaya çıkarsa niye bu sahte olsun dedim? Hayır, Veli Küçük’ün üzerine gidilmesi lazımdı çünkü bu şaibe o vakit başladı ordunun üzerine gidilmesi gerekirdi. Veli Küçük’ten girilmesi gerekirdi ve benim tutuklanmam da buna dayandı. Buna dayalıydı bunu arz edeceğim çok kısa zamanınızı almak istemiyorum. Bu arada basın her gün her gün çıktı durmadan yayınlar yaptı. Ben tutuklanmamın bir nedeni de Sayın Başkanım doğru durduğumdandı. 1 ben Türk milliyetçisiyim diye her yerde bağırdım. Türk vatanı bir bölünmez bütündür diye bağırdım. Bunu ve her yerde söyledim ben Müslüman’ım ben Müslümanlıktan vazgeçmeyeceğim Amerika’daki Bahai şeyhinin dinine Fethullah dinine girmeyeceğim diye her yerde bağırdım onun için hep hedefte oldum. Ben bu vatan bölünemez diye bağırdım ben Ermeni’nin 17 bin kilometre kare toprağını işgal ettiği Azerbaycan’dan derhal çıkacak diye bağırdığım için içeri girdim. O normaldi bunlar olması gerekirdi. Bunlardan vazgeçmiş değilim eğer bunlar benim terör suçlarım ise ben bu suçları işlemeye devam edeceğim. Basın o kadar ilginç şeyler yaptı ki Sayın Başkanım. Bu Danıştay’a bir saldırı yapıldı günahıyla vebaliyle cezasını çeker çekmez o beni enterese etmez, bu saldırı olduğunun akşamı ilk ve son olan tek bir fotoğrafım olan Muzaffer Tekin ile çekilmiş fotoğrafım Ankara’daydı. Ankara’daydı ve Muzaffer Tekin’le çekilmiş fotoğrafım servise konuldu bu fotoğraf Galata postanesinin önünde orduya destek mitinginde çekilmişti ne zaman gitti Ankara’ya? Altın tabancalı bakanın eline ne zaman ulaşmıştı? Niye gitmişti ne işi vardı İstanbul’da her çekilen fotoğraf altın tabancalı bakana gidiyor muydu? BOP eş başkanı Recep beye gidiyor muydu? Hayır, niye o fotoğraf oradaydı ayrı bir konu. Ancak Alparslan Arslan’la arkasından derhal bir olay çıktı bir resim yayınlandı Veli Küçük’le Alparslan Arslan’ın resmi dendi bu resim ne zaman çekilmiş, niye çekilmiş, niye Ankara’ya gitmiş niye bekletiliyordu? Oysa o resim Alparslan Arslan değildi. Alparslan Arslan diyor ki ben Veli Küçük’ü tanımıyorum babası diyor ki annesi babası o bizim oğlumuz değil diyor. Hayır diyor basın siz bilmiyorsunuz o Alparslan Arslan diyor günlerce bu çıktı. Halbuki İsveç’teki Stockholm kentinde Dünya Azerbaycanlıları kongresinde çekilmiş olan bir resim olduğu ortaya çıktı o kişinin de Azerbaycanlı Mehmet Ahmedov isminde İsveç’te yaşayan birisi olduğu diğer resimlerle beraber geldi çekilen o gün ancak neidiği çok acık ve belli olan basınımızın bir bölümü buna rağmen bir milli yazar bayanımız ağzını yaya yaya ama Veli Küçük’ün Alparslan Arslan’la fotoğrafı var diye çıkıp televizyonda program yapabildi. Amaç Veli Küçük değildi Sayın Başkanım amaç Türk ordusuydu Metehan’dan beri gelen Türk ordusunu nasıl yıpratacaktı bir kapı açılması gerekiyordu. Bu kapıyı Veli Küçük’te buldular. Veli Küçük olmaz bir başka biri olurdu ama birini bulmaları gerekiyordu. Ve amaç Türk ordusuydu. Bakın burada 2 gün evvel Tarkan mıydı Tarkan Toker, Toper burada ifade verdi avukat burada konuştu tanık olarak ne dedi? Konuştu hepimiz duyduk. Bakın o Hakan Toper ne demiş böyle biz söz söylemedi. Ne diyor sözde demiş ki Osman Yıldırım’ı Veli Küçük’e ben götürdüm demiş. Buyurun Osman Yıldırım’ı Veli Küçük’e ben götürdüm demiş böyle bir şey söylemedi bir ikincisi bunu başlığı böyle atılmış başlığın altında şu yazıda bununla ilgili en ufak bir kelime yok. En ufak bir haber yok altında. Tabi ki Yeni şafak, Yeni şafak buyurun buyurun yazdığına bakın. Efendim bunu yazan bunu yazan ben şöyle düşünürüm. Ya haindir eğer hain değilse doğumundan kaynaklanan bir rahatsızlığı vardır başka ne diyeyim. Bu şekilde basının desteğiyle bu şekilde bir anlayışla biz yargılanıyoruz ama maalesef bu anlayışla yargılanıyoruz, üzüldüğüm taraf bu. Bu anlayışla yargılanmamamız gerekir bizim. Benim kızım Boğaziçi üniversitesini isterken ben ısrarla hukukçu olacaksın diye dayattım çocuğun da kanına girdim belki de ısrarla ben hukukçu yaptım. Ha pişman mıyım? Türk hukuku bu değil pişman değilim. Tabi basında beraber yeni bir sistem daha çıktı ne dediler yalancı tanık gizli tanık ismi verildi. Yalancı tanıklar çıkarıldı. Kim olduğunu bence çok iyi bilinen Dİlovası, bilmem gizli tanık 17, gizli tanık 9, bilmem ne böyle bir sürü tanıklar buldular. Bu gizli tanıklara itibar edildi polis iddianameyi böyle hazırladı. Ha ben savcılar iddianameyi hazırladı diyemem Sayın Başkanım ben adalete güvenen adalete saygılı olan birisiyim bu iddianameyi savcılar hazırladı dersem adalet teşkilatına Türk adaletine hakaret etmiş olurum onun için kesinlikle kullanmam o deyimi polisler hazırladı. Türk savcısı böyle şey hazırlamaz böyle iddianame hazırlamaz kesin biliyorum. Tabi devamlı araştırdılar bakın bu iddianameler bitmeyecek bu gizli tanıklar bitmeyecek mümkün değil. Her gün artacak, buyurun size bana 3 gün evvel gelen bir mektup. Bazı kesimlerini okuyacağım bu kısmını. Bana gönderiliyor bu mektup bakın. Ha bugün ha yarın bazı şeylerin olmasını bekliyorum bakın bazı işler oldubitti iyi veya kötü sonuçlar oldu olmadı bu konular beni bağlamaz. 3 yıldır sizde biliyorsunuz ki ben aşırı sıkıntılar içinde çekiyorum şayet bir büyüğüm büyüğümü açarsam ardı kesilmez. Bunu bazı kişi ve kişiler adına tam teşekküllü işlek işler verildi ve yaptırıldı. Verilen vaatler en kısa zamanda yerine getirilmese bende geri gelecekler. Kargacık burgacık yazmış verilen vaatler ve eski imkanlar buradan çıktığım zaman yine yerine getirilsin şayet bana cevap vermezseniz bunu tersini anlarım ve bir çok canı yakarım. Beni bir an evvel Tuncay abi Tuncay Özkan CHP’ye üye etsin. Bunu Tuncay abiye iletin bu mektup bu mektup bana bir cezaevinde yatan birisinden geliyor. Kim bu biliyor musunuz? Gizli tanık olacak. Hazır, tanımıyorum şu söylediklerinin hiç birini de hatırlamıyorum bunu alan şu mektubu cezaevinin mühürü var, görüldü diyor bu mektubu alan cezaevi yönetimi bunu savcılığa vermesi lazım. İşlem yapılması lazım hayır görüldü diye damga vurup bana gönderiliyor Veli Küçük için bir gizli tanık daha hazırlanıyor. Şaibeli bir de cezaevinden geliyor. Artık biz bu çirkeflerden bıktık gerçekten utandım uzandım ha yılmam ben yılmam. Bu vatan için 35 sene hizmet vermişim ben burayı da tayin yeri olarak görüyorum vatan için hizmet edeceğim kesinlikle ne başımı eğerim ne minnet ederim ne eğilirim ne bükülürüm. Ölümü çoktan zaten göze almış bir insan için bunlar çok kolay basit şeyler Sayın Başkanım. Sayın Başkanım, ben 26. celsede herhalde şimdi 155. celsede miyiz 156 mı 26. celsede savunmamı yapmıştım ve o vakit şöyle demiştim tutuklandım ama devletin bana komplo kuracağını düşünmemiştim dedim. Basında kıyamet gibi çıktı Veli Küçük devleti komplocu yaptı e komplocu ben devlet demedim. Ben teşkilatlanmayı dedim. BOP eş başkanı Recep beyin başkanlığındaki teşkilatlanmayı kastediyorum. Benim devletim benim Cumhuriyetim Atatürk’ün devleti, Atatürk’ün Cumhuriyeti. Ona kimse elleyemez. Sonunda 26. celsede benim komplo kurulacağını beklemiyordum demem doğru değil miydi komplo kuruldu işte gizli tanıklar işte neidiği belirsiz ifadeler. İşte usulsüz usulsüz tutuklamalar. Ordunun yıpratılması Sayın Başkanım herkes derdi Dünya’da 3. güçlü ordu Türk ordusu hayır benim ordum Dünya’da en güçlü ordu bu coğrafyada bu ordu lazım bundan daha güçlü ordu da lazım. Yüce Allah bile 32 tane kitaplı kitapsız peygamber göndermiş 32’si de benim toprağımdan benim coğrafyamda. Burası kaynayan bir yer cehennem hemen altında olabilir. Hep burası dikkat edilmiş onun için ben burada güçlü olmak zorundayım. Ben güçlü olursam bu emperyalistler bu hainler bu Türk düşmanları baş edemezler onun için önce ordumun yok olması lazım. Düşünebiliyor musunuz telefonda gelebilecek olan bir Generale 3 tane polis gönderiliyor derdest ediliyor tavuk hırsızı gibi alıp götürülüyor. Ama arkasında 30 tane dosyası olan kimse elleyemiyor ben dokunulmazım diyor, niye ha ordu yok olsun ordu zayıflasın ordu bitsin bakın çok kısa bir konuya değineceğim bu çok beni üzdü evvelki gün burada yine o Tarkan Toper yargılanıyordu tanık olarak dinleniyordu Teoman, Teoman. Teoman yargılanmada yargılanmada sordular sordular, sordular ve hakimler soru soruyorlar. O kadar soru soruldu ki çocukta sanık mıyım tanık mıyım o da anlamadı bir şey ya sonunda sordular. Üye Hakim Çalmuk şöyle sordu. Sen dedi jandarmanın tetikçi misin dedi. Sayın Başkanım el insaf edin yapmayın benim bir ordum var bir Türkiye’m var. Benim başka gidecek yerim yok Türkiye yüzölçümünün yüzde 92’sinin emniyet ve asayişinden sorumlu olan jandarma teşkilatı tetikçi kullanmakla itham edildi. Tetikçi kullanmakla itham edildi. Sayın Başkanım, benim Anadolu’mun kadını anası, nenesi, torununu, oğlunu beşikte sallarken ninni söyler ninnisi şöyledir. Benim oğlum büyüyecek asker olacak diye ninni söyler ama bunu ilerde benim oğlum büyüyecek bedelli asker olacak diye ninniye çeviremez benim Türk milletim. Benim Türk anası bunu söyleyemez buna zorlamayın bizi Jandarma hiçbir zaman tetikçi biri teşkilat değildir. Olamadı olmaz milli bir ordudur. Ha jandarmanın üzerine de gelinmesi lazım niye? NATO’ya bağlı değil. Niye? Milli ordudur. Niye? Kimsenin emrinde değildir. Yalnız devletinin emrindedir yıpratılması gerekir onun için Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur düşüp kafasını parçalaması lazım. Alındı içeri orgeneral tavuk hırsızı gibi kümesten yumurta çalmış gibi aldılar tıktılar içeriye. Ben yadırgadım milli bir orduya peki şöyle düşünelim Sayın Başkan yarın gizli tanıkları dinleyeceksiniz siz sözde ismi değişecek sesi değişecek şekli perdenin arkasından soru sorulacak o da cevap verecek. Peki bu soru biz gizli tanığa sorulsa sen Jandarmanın tetikçisi misin dese o da evet ben tetikçisiyim dese ne olur acaba? Böyle bir şey olabilir mi? Jandarma Genel Komutanlığı Teşkilatını derhal lağvetme için bir faaliyete girer misiniz? Sayın Başkanım, inanın ağır konuşmuyorum inanın doluyuz artık bakın sizin mahkemenizden çıkan en son karar ara kararın 20. maddesini okuyorum bakın, Genelkurmay Başkanlığına ve Jandarma Genel Komutanlığına ayrı ayrı yazı yazılarak Hulusi Sayın’ın Diyarbakır asayiş kolordu komutanı olarak görev yaptığı dönemde direk Jandarma Genel Komutanlığı ile irtibatlı Diyarbakır asayiş kolordu komutanı Hulusi Sayın’a bağlı olarak jandarma istihbarat grupları komutanlığı bünyesinde görev yapan dosyamız sanığı Arif Doğan’ın ki ölüm döşeğinde Arif Doğan’ın yönetiminde Cem Ersever, Abdülkerim Kırca dayanamadı beynine silahı çekti Abdülkerim o yiğit insan benimle çalışmıştı hala için sızlar. Ali Yıldız, Hüseyin Kara, Aytekin Özen isimli subayların da içerisinde bulunduğu sık sık sınır dışı operasyonlara giden parantez içinde tim vesaire gibi bir askeri grup olduğu iddiasında bulunduğundan ba ba ba bak bu hususların ayrıntılı olarak araştırılarak açıklayıcı bilgi verilmesinin istenilmesine. İsmi verilen kişilerin yaptıkları operasyonlarda timlerini hangi isimle tanıttıklarıyla tüm görev yaptıkları yerlerin ve tarihlerinin tek tek tespit edilerek bildirisine istenilmesine. Sizin mahkemenizin 1 hafta evvelki kararı ne diyor biliyorsunuz Sayın Başkanım? Siz sınır ötesine gidip PKK’yı mı öldürdünüz, PKK’ya sınır ötesinde silah mı kullandınız PKK’ya, kimdi bunlar bu timler? Şu şu şu şu isimli o isimler hepsi istihbarat grup komutanı olan yiğit insanlardı. Hepsini de tanırım benim yanımda da çalıştılar. Gittiniz orada yurtdışında hudut ötesinde PKK’yı siz nasıl öldürürsünüz kimdi bunlar, kimi öldürdünüz, hangi PKK’ya operasyon yaptınız bunların tek tek isimlerin listesini verin bakayım. Evet öyle diyor ne yapacaksınız? Peki derse ki Jandarma Genel Komutanlığı şu, şu ekip şöyle timlerle gitti faraza atıyorum Suriye’nin bilmem ne şehrinde PKK’nın kampını bastı. Vay sen burayı nasıl bastın içeri mi alacağız hepsini? Evet, toplayacağız hepsi girecek Silivri’ye. Böyle bir şey olur mu yapmayın bir ordumuz var Türk ordusu Metehan’dan beri geldi bu. Sayın Başkanım, mahkemeniz bir ara kararla emniyetten sordu bu Ergenekon belgeleri nedir diye. Ergenekon belgesi var ya bir terör örgütünün sözde. Emniyetin verdiği cevap şu, Danıştay saldırısı sanığı Alparslan Arslan isimli şahsın Kadıköy ilçesi Bahariye caddesi Akar apartmanı 47K3D5 adresinde Yeditepe hukuk bürosunda ele geçirilen 16 sayfalık belgenin mahkemeniz tarafından DVD ortamında gönderilen dokümanlarından bir kısmı alındığı içeriği anlaşılmıştır. Şimdi diyor ki efendim Alparslan Arslan’ın Kadıköy’deki bürosunu aradık, orada orada Ergenekon dokümanı 15 sayfalık doküman çıktı öyleyse Alparslan Arslan’da Danıştay saldırısını yaptıysa o evrakta Ergenekon yazılımı da orada çıktıysa irtibatlıdır diyor bunlar beraberdir diyor. Alparslan Arslan’da diyor ki ben onu benim bir arkadaşıma şu Fehmi Koru yazdı bunları evet Fehmi Koru yazdı onun sitesinde bir gir de çıkar dedim oradan 15, 16 sayfa mıdır nedir çıkartılar bende var diyor sitede var diyor. Hayır, şimdi benim evimde de o Ergenekon belgesi çıkmış ya e Alparslan Arslan’da da varmış öyleyse Danıştay saldırısın Veli Küçük yaptı. Yaptırdı. Sayın Başkanım ben BOP eş başkanı Recep beyi de tanıyorum. O vakit ben bu tanışıktan dolayı Alparslan’la tanışıktan dolayı Danıştay saldırısı yaptımsa o Recep beyde benimle ortak onu da tanıyorum onu da çekin sorun. Böyle bir saçmalık olabilir mi? Emniyetin yazdığı yazı ha ama bakın Jandarmaya yazı yazılıyor jandarmaya deniliyor ki jandarmaya şu Ergenekon DVD’sini gönderiyoruz bu DVD’de inceleyin bize bunun neyinin ne olduğunu ne olduğunu bize bakın diyor. Siz teknik bilirkişisiniz. Sizin krımınal laboratuarınız var bunu inceleyin diyor. Jandarma inceliyor bakın ne diyor, Rapor mahkemenize gelen rapor bu. Dokümanların 41 adetinin DVD içerisinde sayısal ortamda bulunan ve ek B’de sunulan dosya suretlerinin özelliklerinde basit usullerle yapılan incelemede yazan hanesinde opey a veya Ümit Oğuztan. En son kaydeden hanesinde opey a veya Ümit Oğuztan. Şirket bölümünde strateji veya stratejik vizyon isimlerinin yönetici hanesinde ise Oğuztan veya Ümit Oğuztan isimlerinin bulunduğu ayrıca bu dokümanların 1999 ile 2000’lı yıllar arasında oluşturulduğu görüşmüştür diyor ve asıl devamla diyor ki bakın hürriyet.com news doküman incelenmesi esnasında açık kaynakta yapılan araştırmada Hürriyet interpod com news adresinde ergenekon sırları çözülüyor kaybolduğu iddia edilen dosyalar ortaya mı çıktı başlıklı haberde yazar Ümit Oğuztan inanılmaz iddialarla dolu 880 sayfalık kitabını yayınlanmak üzere incelenmesi için 2003 yılının Aralık ayında bir yayınevine gönderdi. 2003 yılının Aralık ayında Ümit Oğuztan yayınlanmak üzere 880 sayfalık kitabı yayınevine gönderdi. Kitap o dönemde incelenen editör tarafından incelenmeyi beklemek üzere dosyalar arasına kaldırıldı. Geçtiğimiz günlerde tesadüfen editör tarafından eski kitap dosyaları arasında bulunan belgedeki bilgiler şimdilerin ergenekonun tutuklu sanıklarından ve eski strateji dergisi genel yayın yönetmeni Ümit Oğuztan’ın inanılmaz iddiaları içeriyordu şeklinde bilgiler yer aldığını. Yazının devamında verilen linkte haberde EK-D, EK-C her şey ortaya konulmuştu diyor. Şimdi bu hürriyet internet com da new com news da bunlar hepsi var. 2003 senesinde kitap basılmak üzere Ümit Oğuztan göndermiş ve bunun üzerine jandarma kriminal inceleme yapmış. İncelemede her kitabın dokümanın almış. Harp ve nbc silahları, fundementalis terör, kaligon Gülen ilişkisi, Osmanlıdan günümüze masonluk bilderberg çetesi. Örtülü faaliyetler faaliyetler yani bizim savcıların bunların işte savcıların doküman ergenekonu yakaladık dedikleri belgeler. Hepsinde yönetici şirket strateji grubu. Hepsinde yönetici Ümit Oğuztan hepsinde bila istisna her biri için tek tek yapılmış ve işin diğer bir tarafı, her be dosya her belge veyahut da kitap için şöyle bilgisayar incelemesi yapılmış yazan tarih saati kimin yaptığı nasıl yaptığı nasıl olduğu şirketin kim olduğu bunları çıkarmış. Strateji grubu. Strateji grubunun genel yayın yönetmeni Ümit Oğuztan idi. Muhabiri de çakma haham Tuncay Güney’di. Şimdi bunlar aynı zamanda strateji dergisinde de yayınlandı bunlar zamanla işte buyurun. İşte buyurun yazıları strateji grubunun bu kitapların çıktığı sayıların yazıları. İşte buyurun, çok gizli ibaresiyle şöyle mi koyayım ne bileyim ben anlamıyorum ki bundan bir şey. Hah böyle mi.?”

Mahkeme Başkanı:" O dergilerin tarih ve sayısını verirseniz hangi dergide yayınlandığı anlaşılacaktır.”

Sanık Veli Küçük:”Efendim.”

Mahkeme Başkanı:" Hangi tarihte yayınlandıysa strateji dergisi diyorsunuz ya.”



Sanık Veli Küçük:”Tarihleri her şeyleri var mesela 3 Mart 2000, 2000 İstanbul şirket ve köstebek. Ergenekon belgesi olarak isimlendiriliyor şimdi bunlar. Yazanlar belli. Niye yazıldığı belli. Kimin yazdığı belli. Her şey ortada. Haa, ne oldu biliyor musunuz sayın başkanım değerli üyeler, Ümit Oğuztan buradan tahliye edildi. Ve sorgulandı burada. Ben ısrarla dedim ki, bana gelen belgelerin altında strateji grubu imzaları var bunlara bana bunları o Tuncay Güney getirdi. Saygılarımla el yazısıyla yazıları var. Bunları bir araştırın strateji grubunun genel yayın yönetmeni Ümit Oğuztan dedim. Burada sorgulamada ne savcılar ne diğerleri bunları sen mi yazdın diye sorma tenezzülünde bulunmadılar. Niye gerçek meydana çıkar Veli Küçük serbest kalması lazım o vakit. Veli Küçük nasıl serbest kalır. Nasıl bırakılır ordunun generali. Orduya gidilmesi lazım, ordu yok olması lazım. Fener alayına döndürülmesi lazım. Sorulmadı ve Ümit Oğuztan serbest bırakıldı. Eh söyleyecek bir söz bulamıyorum. Bakın Tuncay Güney bana nasıl geldiğini niye gedildiğini kimlerin gönderdiğini hatta ben emekli olacağım için evim olmadığını arabam olmadığını gelirim olmadığını bildiği biliyorlar hepsi tabi. Bir honda marka son model bir jeepi bana hediye olarak getirdiğini. Nasıl kovduğumu nasıl anahtar fırlattığımı anlattım. Şimdi bunlar basite indirgenir indirgenmemesi gerekir niye mi e plan çalıştırılıyordu. Plan götürülüyordu. Eğer ben o jeepe almış olsaydım belki de bu ergenekon safsatası o vakit başlatılacaktı. Olabilirdi de bilemiyorum. Ama Tuncay Güney ellenemiyor sayın başkanım. Bakın dosyamızda var. Sizde Tuncay Güney ile bir mülakat yapılmış alınan kayıt var. Bunu polis almış kaydı şey mülakatı ve tape etmiş yazmış çıkarmış konuşmaları. Şöyle diyor, diyor ki o zaman gazetesine çalışan Şaban diye bir çocuk vardı onu tanır mısın falan diyor polis. Tuncay Güney şöyle diyor ha o çocuk mu diyor ha tanıyorum ya diyor. O diyor ha ha ha falan diyor. O diyor benden 3 yaş küçüktür diyor şimdi diyor, diyor 33 yaşında diyor. Benden 3 yaş küçüktür o şimdi 33 yaşında diyor. Tuncay Güney 1972 doğumlu kendinden 3 yaş küçük olan Şaban ise 75 doğumlu 75’in üzerine 33 daha eklerseniz 2008 yapar. Mülakat 2001’de değil tezgah kurulup davalar açıldığında tekrar Türkiye’ye gelmiş. Getirilmiş. Görenler var. Bunu çok güzel açık net şekilde anlatıldı. Getirilmiş tekrar ama savcılar Kemal Kerinçsiz Bey bu olayı çok güzel izah etti çok güzel anlattı. Detaylandırdı ama savcılar mahkemeniz Tuncay Güney hakkında işlem yapamazsınız niye e Tuncay Güney konuşursa her şey çöker. Tuncay Güney yakalama kararı çıkarın bakalım ya konuşursa her şey biter. Nasıl tezgah kurulduğunu kimlerle anlaştığını nasıl çağırıldığını, nasıl yemeğe götürüldüğünü, nasıl arandığını, aranarak nasıl her şey çöker. Onun için bakın hala savcı diyor ki, biz soruşturma yapıyoruz kime Tuncay Güney’e. Veli Küçük’ü bir gecede tavuk hırsızı gibi kümesten yumurta çalmış gibi alıyorsun. İşlem yapabiliyorsun ona niye hala iki senedir 3 senedir bir soruşturma yapamadın. Yapamazsın çünkü sen batarsın. Üzülüyorum yalnızca üzülüyorum başka bir şey söyleyemiyorum.”

Mahkeme Başkanı:" Sürenizi 15 dakika aştınız makul sürede bitirin.”

Sanık Veli Küçük:”Sayın başkanım ben 6 ayda bir kere konuşuyorum bana biraz müsaade edin altı ayda bir kere.”

Mahkeme Başkanı:" Buyurun.”



Sanık Veli Küçük:”Bir kere konuşuyorum. Oluşum dergisi, oluşum yazılımı ergenekon yazılımı dediler. Benim evimde çıktı dediler Veli Küçük’ün evinde çıktı dediler bu tamam oluşumu anlatıyor. Son sayfası bölüm iki sonuç ve öneriler altında saygılarımızla Tuncay Güney el yazısıyla yazılmış. Diyorum ki şunun el yazısını bari tahlil edin bir sorun sen mi yazdın diye soramazlar. Çünkü batarlar. Buyurun oluşum. Bunun gibi çok var hepsinde var çünkü bana getirdiklerini beni kafaya almak için sözde altına imzalar atar el yazısıyla yazar saygılarımızla bilmem strateji grubu hepsi var hepsini verdim anlayan yok isteyen yok. Benim sayın başkanım Veli Küçük’ün ekleri diye örgütün ekleri 17 klasör yapmışlar benim için 17 klasör. Toplam 5992 sayfa. 5992 sayfa. Bu 5992 sayfanın 2566 sayfası mükerrer yazılmış. Ve bunun 771 sayfası da o Tuncay şeyin Ümit Oğuztan’ın 880 sayfalık hürriyetin kitap grubuna verdiği yazılımlar 771 sayfası yayınladı duruyor. Bunların çok kısa açıklaması. 819 sayfa internet çıktıları ve e-mailler delil bunlar klasörlerde. 595 sayfası gazete dergi kitap vesaireden alınan fotokopiler. 265 sayfası DAK dünya Azerbaycanlar kongresi üyelerinden Azeri lehçesiyle bana yazılan yazılımlar. 87 sayfası iletişim tespit tutanakları takip tutanakları ve çekilen fotoğraflar. 138 sayfası benim ile ilgili işlemler evrak ifade tutanakları fotoğraflar bilmem neler. 54 sayfası savcılık ve emniyet evrakları. 233 sayfa Veli Küçük ismi geçen veya geçmeyen diğer mahkeme kararları ve yazışmalar geçmesine gerek yok bir V harfini görmüşlerse Veli Küçük olabilir diye koymuşlardır. 1421 sayfası özel notlarım, mektuplarım, ajandalarımın fotokopileri. Meslek hayatım boyunca her sene ajanda tutmuşumdur hepsi de duruyordu 35 senelik ajandalarımın fotokopileri. Verdiğim konferanslar. Resmi makamlara yazdığım yazılar ve dilekçeler. 1421 sayfa ki ajandalarım çarşaf çarşaf fotokopileri çekilerek sayfa sayfa yayınlandı. Avukatım Genelkurmaya sordu bu nedir diye. Genelkurmay yazı yazdı dedi ki Veli Küçük’ün o mesleki çalışmaları 3. kişileri ilgilendirir kendi çalışmalarıdır onların yayınlanması sakıncalıdır dedi. Dinleyen kim yayınladılar. Zannediyorum ha bunlar istihbarı notlarım da içinde olmak kaydıyla bütün. Zannediyorum bunu yayınlayanlara her halde o BOP Eş başkanı Recep’in madalyasından bir madalya vermiş olabilirler. Çok teşekkür ederiz gibilerden. 205 sayfası güvenlik şirketi ile ilgili yazışmalarım. 2014 sayfa çeşitli yerlerden gönderilen yazılar yazılımlar ve 161 sayfa valilik ve bakanlık yazışmaları bunlar şimdi delil oldu benim klasörlerim 17 klasör. Bakın sayın başkanım bakın İngiliz parlamenter Stefan’ın Türkiye Büyük Millet Meclisinde Kıbrıs konusunda yaptığı konuşmam iki kere konulmuş tekrar edilmiş delil olarak. Kürtçe eğitim gazete kupürü bu, bu 7 kere konulmuş gazeteden kestiğim bir kupür. Görüş dergisinin fotokopisi bu tekrar tekrar konulmuş niye konulmuş görüş dergisi TÜSİAD’ın o vakit ki TÜSİAD çıkarırdı. Sayın Perinçek de çok iyi bilir onu. Birinci sayfasına şöyle yazmıştı bir ermeni kadınının resmi bir ermeni kadını yıkık mıkık birkaç yerde bir virane bir yerde birkaç tane ermeni grup, şöyle yazıyordu, anayurt A yaşadıkları yer Amerika birleşik devletleri. Anayurtları Anadolu. Bende bağırmıştım yazmıştım Anadolu Türklerin anayurdudur Ermenilerin anayurdu değildir demiştim. Bu suç unsuru oldu çeşitli yerlere mükerrer konulmuş. Çin’de okullarda okutulan ki büyük gayret sarf ettiler. Çin de okullarda Atatürk’ün okutulduğu derslerin fotoğrafları fotokopilerini çeşitli yerlere göndermiştim buyurun dedim Atatürk Çin’de dahi nasıl öğretiliyor harf devrimini yaptığı gösteriliyor Çince yazılar. Bu defaten konulmuş. Delil bunlar. Türkiye Büyük Millet Meclisi kanunu bu normal bir kanun bunu mükerrer yazmaya gerek var mı koymuş çok olsun kabarık olsun Veli Küçük’ün. Benim arkama bir fotoğrafçı takmışlar nereye gittimse fotoğraflarımı çekmiş. Orayı çekmiş burayı çekmiş bilmem ne yapmış onu da 18 tekrar etmişler. Silah ekspertiz raporu haa bu silah benim değil. Bir yerden bir silahın ekspertiz raporunu Veli Küçük’ün dosyasına kabarık olsun diye koymuşlar da koymuşlar. İsmail Halil ve Hasan Şimşek’in ifadeleri. Bu benimle alakası yok 62 sayfa. Bakın sayın başkanım çok kısa bir zamanınızı alacağım. Bakın şöyle diyor bakın şimdi diyor ki, bu İsmail Halil ile Hasan Şimşek çıkar amaçlı suç örgütü elemanlarıymış bu çek senet işleri yapıyorlarmış Kocaeli de yakalanmışlar mahkemeye verilmişler tutuklanmışlar falan 14-15 kişi de içerideymiş. Hasan Şimşek İsmail Halil’e şöyle diyor şimdi bak şu hoca var ya bir tane İbrahim bey diye bu üniversitenin şeyi genel sekreteri Veli Küçük paşayı muazzam bakıyor. Öyle şey bakıyor adam anlatabiliyor muyum hayran gibi. Bütün geçen konuşma bu İbrahim bey kim Kocaeli üniversitesinin sekreteri genel sekreteri. Nereden tanıyorum Kocaeli alay komutanlığı yaptım tanıyorum sevdiğim bir insan. Onlar da orada Kocaeli üniversitesinde bir işleri var ihale mihale herhalde bu konuşma geçmiş vay Veli Küçük geçti benim dosyalarımda bu. Bu benim dosyalarımda. Biz sorgulama yapıyoruz.”

Mahkeme Başkanı:" Toparlar mısınız Veli bey yaklaşık bir saat oluyor.”



Sanık Veli Küçük:”Toparlayacağım, toparlayacağım. Efendim doğu meselemiz diye yayınlanan belgeler ben konferanslarda doğu meselemiz diye birçok yerde üniversiteler dahil konferanslar verdim. Ben doğu da bir Kürt meselesinin olmadığını bu meselenin ermeni meselesi olduğunu Sevr’i hortlatma meselesi olduğunu Kürt’ün PKK olmadığını Kürt’ün Türk kökenli olduğunu ben nasıl Azeri isem nasıl Kırgız, Kazak, Özbek Türk ise Kürt de aynıdır. Haa Kürt ise bunlar Kürt değil. Yusuf Halaçoğlu’nu iyi incelemek lazım. Bunun verdiğim konferansta sekiz kere konulmuş niye konulmuş sayın başkanım biliyor musunuz ben konferanslarımda veya yazılımlarımın sonuna Türk Türkü tanrı Türkü korusun diye yazarım. Türk Türkü korusun var ya Türk kelimesi var ya. Mümkün değil girecek bunun gibi kimi tekerrür etmiş mükerrer yazılımlar delil olarak konulmuş. Bakın sayın başkanım şu unutmayınız bunu da hasetsen yazmışlar unutmayınız notu olan. Bu klasik basılmış bir unutmayınız ajandanın bir sayfası. Benim şirketimde olan. Neymiş burada albay Erdoğan Polat, Serap Zengel, Osman Koçer falan gibi ne yazmışım çalıntı çekler. Efendim çek çaldılar. Travel yani seyahat çeki çalmışlar Almanya’dan Türkiye’ye getirmişler. Bunların bir kısmı da ele geçirildi. Bunlar efendim biz Veli Küçük’ün adamıyız diye çıkmışlar şu emeklileri şu adamları bulun diye not aldık telefonlarını tespit ettirdim mahkemeye savcılığa duyurdum bu şimdi benim delilim oldu. Şurada mahkemenizden aldığım CD 3019 konuşmam var. Evimi dinlemişler, telefonlarımı dinlemişler her şeyi dinlemişler burada dişe dokunur hiçbir şey yok. ancak koydukları Osman Metin Öztürk’ten konuşmam diyor ki rektör bu Giresun üniversitesinin paşam diyor üniversite etkinliği yapacağız Karadeniz de kurtuluş savaşının çalışmaları ve Osman ağa hakkında konferanslar vermeye gelir misin diyor. Ben Osman ağanın heykelini yaptırdım gönderdim dikildi etti Osman ağa ve Karadeniz ile ilgili kurtuluşta bir şey hazırladım. Bende tamam dedim. bu rektör görevden alındı benle konuştuğu için. Bu X şahıs demişler bu da görevden alındı benim her şeyine itimat ettiğim güvendiğim gerçek bir hukuk adamı Fahri Kasırgayı da konuşmam müsteşar haha sen Veli Küçük ile konuşursun ha. Benim delillerim bunlar sayın başkanım bakın şimdi çok kısa olarak sona geliyorum. Ben örgüt elemanıyım öyle mi tamam. Örgütteki konumum 919. sayfa iddianamenin diyor ki şüpheli Veli Küçük’ün ergenekon terör örgütünün gizli üst düzey yapılanması ile gizli yapılanması olan lobi bölümü arasında köprü elemanı olarak görev yaptığı. köprü elemanı demek ergenekonun terör örgütünün hem üst yapılanmasını bilip bu yapılanma alanı kararlarını alttan alıp üste veriyor bunu yapıyor diyor Veli Küçük bu örgütün tam beyni diyor. İyi hoş güzelde ben örgütün beyniysem ben kimden ne aldım. kime ne verdim. Bunların açıklanması gerekmez mi? Ergenekon şemamız var. Buyurun ergenekon şeması. Ergenekon şeması 69 kişilik bir ergenekon şeması. Ergenekon şemasının üstten bir Veli Küçük’ün iki yerde ismi açık bir de Doğu Perinçek açık öbürküler kapalı. Benim üstümde 7 kişi var. Altımda kimler olduğunu da bilmiyoruz. Ben şimdi diyorlar ki, sayın başkanım niye kapattınız diyoruz. Ben kimden talimat almışım kime vermişim şunlarla irtibatım nedir önüme koyun benim. Diyorlar ki onlar onurlu ve itibarlı kişiler. Veli Küçük? Onun için onların üstünü kapattık diyorlar. Hayır. Sayın başkanım burada Köksal bey başkanlıkta dendi ki kendisine siz özel mahkemesiniz Ankara da BOP Eş başkanının bir yardımcısı bunu böyle dedi dediler. Biz dedi öyle değiliz dedi. Biz dedi özel mahkeme diyenin alnını karışlarım ben dedi. Aynı deyimi kullandı başkan. Fakat o karışlama kararından sonradan vazgeçti sayın başkanım bana onursuz diyecek adamın alnını karışlarım. Ve vazgeçmem. Bu memlekette hukukta çalışacak demokrasi de çalışacak zaman var. Alnını karışlarım ben onursuz itibarsız değilim.”

Mahkeme Başkanı:" Kimse kimseye onursuz diye, kimse kimseye onursuz diyemez zaten buyurun.”

Sanık Veli Küçük:”Bana çıkarılan deliller bunlar sayın başkanım hayır efendim bana çıkarılan deliller bunlar 17, 21 tane delil çıkarmışlar. Nedir deliller bakın işte yazısı bu kadar olmaz artık. Sayın başkanım Karadeniz de bunu koymuşlar dosyaya Karadeniz bölge komutanıyım Giresun’dayım. Yazışmalar oldu olay şu Venizelos gemisi 9 Kasım günü Karadeniz’e geliyor. Karadeniz de o gece denizde kalacaklar 2 tane papaz 150 tane Ermeni ve Rum gemide bir konferans veriliyor. Konferanstan sonra konferansın İngilizce metnini de getirdiler bana istihbaratçılar bulduk tercüme ettim bir rezalet. Ertesi sabah saat 7 de buradan bir uçakla özel bir uçakla özel bir kişinin İstanbul’da Bartelemos’u alacak şeye gidecek Karadeniz’e gidecek. Trabzon’a. Saat 9’da karaya çıkacaklar saat 10’da Atatürk’ün ölüm saatinde Sürmela da ayin yapacak Bartelemos nihayet yaptı. Ben buna Karadeniz bölge komutanı olarak karşı çıktım. Yazılar yazdım. Atatürk’ün ölüm saatinde ayin yapılamaz dedim. Burası Pontus değil burası Türk yurdudur dedim ve gemi geri dönmek zorunda kaldı. O Bartelemos gelemez oldu. Ha benim etkimden mi hayır Karadeniz’in yiğit insanları sahip çıktı bu işe. O zaman. Gelemedi geri döndü şimdi benim delillerimin içinde bu. Ben onun için yargılanıp tutukluyum. Ağrı alay komutanıyım yazısı burada koymuşlar delil olarak koymuşlar sayın başkanım yapmayın aynen okuyorum gelen yazıyı çok kısa bitti sona geliyorum aynen okuyorum. Fransa’da faaliyet gösteren CIEO parantez içinde birkaç yerini okuyabildim Fransızca bilmem bir kuruluş şu şu tarihler arasında Samsun’dan başlayarak Adana’ya kadar şu şu şu şu şu şu vilayetlerde tarihi Ermenistan gezisi yapacaktır. Anılan geziye Zerni Giruld ve Rene Renuen adlı isimli iki din görevlisi katılacaktır. Anılan geziyi olaysız ve yardım etmeniz konusunda gerekli tedbirlerin alınması yazı bana geldi ben Ağrı alay komutanıyım yazım burada delil bu. Ben de yazdım gelenlere tarihi Ermenistan gösterilecektir. Bu saydığınız yerler tarihi Türk yurdudur. Giremeyeceklerdir geri gideceklerdir. Başıma gelmedik kalmadı. Evet geldiler onlar başladılar Samsun’dan taa dolaştılar Ani harabelerinden Kars’tan Iğdır’a, Iğdır üzerinden doğu Beyazıt’a doğu Beyazıt benim hududumdu geri döndürdüm gittiler..”

Mahkeme Başkanı:" Toparlar mısınız lütfen.”

Sanık Veli Küçük:”Ama şimdi delil ben tutuklama nedenim bu şimdi delil olarak koymuşlar bana ben örgütüm. Söyleyecek kelime bulamıyorum ve son olarak.”

Mahkeme Başkanı:" Veli bey son cümleleri, son cümlelerinizi alalım.”

Sanık Veli Küçük:”Son olarak söylüyorum sayın başkanım buyurun. Sayın başkanım şu el yazısına çok dikkat edin, şuna çok dikkat edilmesi lazım bu, bu az önce gösterdiğim ergenekonun şeması. İki sayfa. Bu el yazısıyla yazılan bu yazı kimin? Tuncay Güney’in çizdiği şema. Evet, bunu soran yok. işte buyurun. Bunu soran yok. işte tarihi Ermenistan Samsun, Trabzon, Kars, Ağrı, Doğu Beyazıt, Van, Diyarbakır, Gaziantep, Şanlıurfa ve Adana. Atatürk’te Samsun’dan başlamıştı. Ve benimde yazdığım yazı burnumdan geldi ve şimdi delil olarak yargılanıyorum ben. Sayın başkanım ben kimseye minnet etmem kimseye yüzsuyu dökmem bu vatan için her subay gibi her şerefli Türk ordusunun mensubu gibi mücadeleme burada devam edeceğim vatan için o 20 yaşında dağda canını verenden daha büyük hizmet görmüyorum ben. Ben burada hapisim yatacağım bu vatan için ancak bana suçumu söyleyin. Bana suçumu söyleyin veyahut da tahliyemi yapın. Size tekrar dilekçe vereceğim olayları anlatır şekilde bana suçumu söyleyin niye yattığımı anlatın teşekkür ederim.”

Sanık Mehmet Zekeriya Öztürk söz almadan konuştu anlaşılamadı.



Mahkeme Başkanı:" Doğu beye söz verdim. Bir dakika.”

Sanık Doğu Perinçek söz istedi, verildi:”Önce size iki mahkeme kararı sunacağım bu mahkeme kararları talebimiz üzerine getirilmiş ve dosyaya girmiştir. İkisinin ortak özelliği Amerika Birleşik Devletlerinin büyük Ortadoğu projesi alt birimi görevlisi. Biz onu eş başbakan falan diyorduk 34 konuşmasının birinde ben alt birim görevlisiyim diyor. Tayyip Erdoğan’ın bu büyük Ortadoğu projesindeki yerini görevini tescil eden yargı hükümleri boynuna asmış gerçek Türk mahkemeleri Tayyip Erdoğan’ın boynuna asmışlar. Nasıl anayasa mahkemesi Cumhuriyet yıkıcılığı faaliyetinin odağı haline gelmiştir diye o fermanını Türk yargısının boynuna astı. Aynı iki mahkememizde BOP Eş başkanlığının bir gerçek olduğunu mahkeme hükmüyle tescil ederek boynuna astı. Her iki kararda Tayyip Erdoğan’ın bana açtığı dava ve şikayet üzerine, bu da önemli. Birisi Ankara 21. asliye hukuk mahkemesinin 2007/170 esas 2007/432 karar nolu ve 18 Aralık 2007 tarihli kararı. Bu kararda bir tazminat davası açmış Recep Tayyip Erdoğan Doğu Perinçek aleyhine ve diyor ki Recep Tayyip Erdoğan, Recep Tayyip Erdoğan için Doğu Perinçek bölücülükle beraberdir Amerika ile beraberdir. Büyük Ortadoğu projesinin eş başkanlığında Tayyip Erdoğan vardır, Amerika’nın büyük Ortadoğu projesinin haritaları ortaya çıkmıştır. Tayyip Erdoğan ben diyor Türkiye’yi bölen projenin eş başkanıyım. Doğu Perinçek bunu söylemiş onun üzerine dava açmış kararda diyor ki dava konusu edilen yayına ait yoğun diskler ibraz edilmiştir Doğu Perinçek vekilleri tarafından ve bu yoğun disklerde Tayyip Erdoğan’ın büyük Ortadoğu projesinde eş başkanı olduğu ispatlanmıştır. Ve çok önemli bir karar davalı parti başkanının yani Doğu Perinçek’in Amerika ile hükümet ilişkilerini zaman içinde değerlendirip hükümet politikasını ve başbakanı eleştirdiği yayında kamu yararı bulunduğu yani Doğu Perinçek’in Tayyip Erdoğan’ın Amerika projesi eş başkanı olduğunu belirtmesi saptamasında kamu yararı olduğu. Güncellik unsurlarında bulunduğu kanaatine varıldığından dava reddedilmiştir. Birinci karar bu. Bu karar Tayyip Erdoğan’ın büyük Ortadoğu projesi eş başkanı olduğunu belgelere kanıtlara dayanarak tespit etmektedir. 2. karar yine Tayyip Erdoğan şikayet üzerine bir aleyhime bir ceza davası açılmış bunun üzerine İstanbul 1. sulh ceza mahkemesi bir karar vermiş 2007/508 dosya no ve 20.11.2007 tarihinde yani bu soruşturma başladıktan sonra İstanbul 1. sulh ceza mahkemesi bir karar veriyor. Bu kararda Hrant Dink cinayetinin Trabzon emniyeti tarafından bilindiği bir polis memurunun verdiği ifadeden anlaşılmakta idi Doğu Perinçek söylüyor bunu ve bu beyana göre Trabzon da polis tarafından haber elemanları olarak kullanılan kişilerin yaptıkları suç işleme ve terör eylemleri olduğu anlaşılmakta olup o zamanın Trabzon emniyet müdürü olan Ramazan Akyürek’in de bu işte işi bildiği daha önceki dosyalarında Fethullahçı olarak fişlendiği ve böyle bir emniyet müdürünün başbakanın koruması altında olduğu önemli görevlere getirildiği ifade ediliyor Doğu Perinçek tarafından bunun üzerine Tayyip Erdoğan dava açıyor. Ve bu davanın sonunda yine İstanbul 1. sulh ceza mahkemesi mahkemeye sunulan kanıtları değerlendirerek bizim tarafımızdan Amerika ve müttefikleri tarafından uygulanmak istenen büyük Ortadoğu projesinin uygulayıcılarından birisi de müştekinin olduğu yani Tayyip Erdoğan’ın siyasi parti genel başkanı sıfatıyla belirtilmiştir dile getirilmiştir. Sunulan delillerle bu görüşün sabit olduğu ispatlanmıştır. Başkanı olduğu siyasi partinin iç ve dış politikaya ilişkin değerlendirmesidir ve hakaret suçunun unsurlarını taşımaz. Bu iki karar BOP Eş başkanlığını tescil etmiştir. BOP Eş başkanlığı ne var mı bana gösterir misiniz Anayasada BOP Eş başkanlığı diye bir görev bir kurum. Türk devletinin kurumlarını ve bu kurumlar arasındaki ilişkileri anayasa belirler. Anayasa da var mı BOP Eş başkanlığı. Ha şimdi bu davada başından beri şu husus savunma tarafından ısrarla dile getirilmiştir şu görülen dava Amerika Birleşik Devletlerinin Büyük Ortadoğu Projesi kapsamındaki uygulamaların en başındadır. Peki Büyük Ortadoğu Projesi nedir. 24 Müslüman milletlerin yaşadığı ülkeleri parçalama projesi bu 24 ülkeden bana ne diyemiyoruz çünkü birisi de Türkiye. Birisi de Irak’tı parçaladılar. Türkiye’yi de şu anda fiilen bölmektedirler yani bir plan proje olmaktan çıkmıştır şu anda Türkiye’yi fiilen bölmektedirler. Türkiye’nin güneydoğusunda bu davanın ve sizlerin de katkısıyla ayrı bir hükümranlık alanı fiilen oluşturulmaktadır ve oluşturulmuştur. Bu dava boyunca bir yasa dışı örgüt ortaya çıkmıştır. Bir yasa dışı örgüt bu dava dosyasında kanıtlar içerisinde mevcuttur. Ben şimdi size o yasa dışı örgütün 13 kanıt kümesini arz edeceğim. 1. kanıt, bizzat Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül’ün itirafları. Tayyip Erdoğan diyor ki itiraf ediyor, tarih 18 Şubat 2008 günü yani ergenekon soruşturması sırasında. Bu işe ben emniyetle başladım. Yani ergenekon işine. Belirli bir evreye geldikten sonra bunu savcılığa verdik. Savcıların kimin emri altında olduğu Büyük Ortadoğu Projesi alt birim kendi itirafıyla alt birim görevlisiyim diyor alt birim. Savcılığa verdik. Demek Büyük Ortadoğu Projesi alt birimi savcılığa vermiş. Ergenekon soruşturması konusunda yargı ile yakın işbirliği içindeyiz. Var mı burada anayasa. Nasıl oluyor hani bırakalım Büyük Ortadoğu Projesi eş başkanlığını Türkiye’nin hükümet başkanı yargıyla herhangi bir davada yakın işbirliği içinde olabilir mi? Ben diyor yargıyla işbirliği içindeyim emniyet benim kontrolümde savcı benim kontrolümde yargı yani sizler benim kontrolümde diyor Büyük Ortadoğu Projesi alt birim görevlisi. Tarih 28 pardon düzeltiyorum 18 Şubat 2008 gazetelerde yayınlandı. İşte siz burada kendinizi görün. Hakim misiniz, yoksa Büyük Ortadoğu Projesi eş başkanının işbirliği halinde bulunduğu memurlar mısınız? Ben söylemiyorum. Siz varsınız orda. Ve yine ben ergenekon davasının savcısıyım dedi. Yasadışı örgüt işte yasadışı örgütün delillerini getiriyorum. Diyelim ki bu şahıs Büyük Ortadoğu Projesi eş başkanı değil de oturduğu koltuğa göre tanımlanırsa Türkiye’nin sözüm ona başbakanıymış. Türkiye’nin başbakanı savcı olabilir mi Türk anayasalarına göre ama yasadışı bir örgüt olursa işte oluyor. Abdullah Gül dışişleri bakanıyken terörle mücadele yüksek kurulu başkanı sıfatıyla emniyet ve MİT yöneticilerini topluyor. Şu açık talimatı veriyor. Bana anlattıklarınızı delillendirip savcıya da anlatın. Bağımsız savcılar bağımsız yargı savcıya da anlatın hepsi yakalansın dışişleri bakanı. Dışişleri bakanı yakalansın diye emir veriyor. Yakalama kararlarını siz mi verdiğinizi zannediyorsunuz. Sizin verdiğiniz mi zannedilmektedir. Yargılansın, davaları savcılar mı açıyor sanılmaktadır. Büyük Ortadoğu Projesi Amerika ile iki sayfa 9 maddelik hizmet sözleşmesi yapmış olan sözleşmeli personel Abdullah Gül bir sözleşmeli personeldir. İki sayfa 9 maddelik gizli anlaşma yaptım diye vatan gazetesinden manşetlerden açıklamıştır. Not alın sayın yargıcım cumhurbaşkanına hakaretten şey yapın duyurun bende oraya götürüyüm belgeleri koyuyum sözleşmeli personel olduğunu ispat edip işte bu gerçek Türk yargısında olduğu gibi onunda kararını çıkartacağım. Bu da gizli örgütün belgesi. 2. kanıt kümesi Sabah gazetesi bugün yandaş basın değil mi. Sabah gazetesi 2003 yılında manşetten Tayyip Erdoğan’ın özel örgütü diye manşet atıyor manşet birinci sayfa nal gibi harfler Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafıyla. Tayyip Erdoğan özel örgütü. Var mı anayasa böyle özel örgütler kurmak. Sabah gazetesi tarih 11 Temmuz 2003 Tayyip Erdoğan henüz iktidara gelmiş. Manşet haberinde sabah gazetesinin şu söyleniyor örgüt yani yasadışı özel örgüt. Doğrudan başbakana bağlı bir organizasyondur. Yani Tayyip Erdoğan’a bağlı bir örgüt kurulmuş. İçişleri ve adalet bakanlığının bilgileri dahilindedir. Demek bu yasadışı örgütün diğer failleri de içişleri ve adalet bakanı imiş. Bütün iç güvenlik birimleri de bu organizasyonun içindedir. Karargah gizli tutulmaktadır. Türk devletinde var mı, var mı başbakana bağlı gizli karargahlar kurmak yasadışı örgüt? Türkiye Büyük Millet Meclisine yürüme mesafesindedir yerini tanımlıyor. Çalışmaları da gizlidir. Bakın ben sağlam deliller getiriyorum. Somut bilgiler bunlar operasyonel niteliği yüksektir operasyon yapacak diyor. Bu organizasyonun çalışmaları belli bir noktaya geldikten sonra iki ayrı düğmeye ayna anda basılacak bazı kişiler doğrudan yargıya gönderilecektir. Bu ne demek düğmeye basılan savcılıklar düğmesine basılan özel çadır yargıları kurulacak düğmeye basılan yani düğmeye basınla yargıçlar bulunacak. Düğmesine basılan yargıçlar. Düğme ile yönetilen yargıçlar. Gizli örgüt siz gizli örgüt arıyorsunuz işte gizli örgüt. 3. delil bu davanın dosyasında dinleme tutanakları var. Bu dava dosyasında bulduk. Yasal dinleme tutanakları öyle uydurma değil. Mahkeme karar vermiş dinlenmiş. Bu dinleme tutanakları sonunda açıkça yapılan konuşmalarda şu saptanıyor. 14 Nisan 2004 günü dinleme tutanağı. Bursa pardon Bolu Abant’ta bir toplantı yapılıyor dinlemelerde bu konuşuluyor bunun dört beş defa konuşması var. Bolu’ya gitmeden önce Bolu’ya gittikten Abant’a buluştuktan sonra da toplantının anlatımları var. Cüneyt Zapsu kardeşi Aziz Zapsu 11 Nisan 2004 günü Bolu da Abant otelinde emekli korgeneral Altay Tokat ile buluşuyorlar. İbrahim Bilgehan Taşdelen de o buluşmada mevcut. Ve buluşmada Tayyip Erdoğan adına bunu ben söylemiyorum dinleme tutanaklarında Tayyip Erdoğan adına Altay Tokat’a emekli korgenerale şu öneriler yapılıyor. Türkiye’nin büyük bölgelerinde askeri istihbarat birimi kur. Bakın Bolu Abant otelinde askeri istihbarat birimi kurması için bir emekli korgenerale teklif yapılıyor tüm yetkilerle seni donatacağız. Tüm yetkilerle yani yasalardan anayasadan alınan yetkiler değil keyfi diktatörlerin Cumhuriyet yıkıcılarının verdiği yetkiler. Cumhuriyet yıkıcılığı derken anayasa mahkemesi kararına dayanarak söylüyorum. Cumhuriyet yıkıcısı Tayyip Erdoğan’lar Abdullah Gül’ler anayasa mahkemesi öyle karar verdi. Laikliğin odağı haline laiklik karşıtlığının odağı haline gelmek demek siyasi partiler kanununun ilgili bölümünün üst başlığını okuyun Cumhuriyet yıkıcısı faaliyetler, laiklik karşıtı faaliyetler Cumhuriyet yıkıcısı faaliyetlerin alt başlığıdır. İşte o Cumhuriyet yıkıcıları mahkeme anayasa mahkemesi kararıyla saptanmış olanlar seni tüm yetkilerle donatacağız askerin içinde istihbarat birimi kur. Bu ülkenin gelişmesine zarar veren birimleri Türk ordusunu izle bilgi topla. Gizli örgütlerinin başına geç benim sözlerim değil. Dinleme tutanaklarından. Gizli ödenekten. Örtülü ödenek kastediliyor gizli ödenek diyorlar orda ben bozmamak için ifadeyi söylüyorum 300-500 milyon lirayı senin kontrolüne vereceğiz biraz sonra onun bütçelerden 2005-2006-2007 yılı bütçelerinden bunun da uygulandığını söze göstereceğim. 300-500 milyon da senin kontrolüne vereceğiz. Tayyip Erdoğan’ın ayrıca Tayyip Erdoğan seni MİT müsteşarı yapacak bir de Altay Tokat’ı avlamak için bir MİT müsteşarı da oltanın ucuna takıyorlar. Şimdi bütün bu konuşmalardan sonra birde fiiller var eylemler var yani konuşma aşamasında kalmıyor yine dinleme tutanaklarından gizli bir iletişim ağı kuruyor Altay Tokat. Esat Kurucu’ya diyor ki 5 telefon 5 hat al. Kırılmayan hatlar olsun yani dinlenemeyen. Ben sana o kırılmayan hatları vereceğim yani TİB’in ve hükümetin desteği ile Esat Kurucu’ya kırılmayan dinlenemeyen telefon hatları sağlıyor. Gizli görüşmeleri o hatlardan yapacaklar 14 Nisan 2004 günü dinleme tutanağı eylem bakın lafta kalmamış proje lafta kalmamış. Gizli örgüt kendi arasında dinlenemeyen bir telefon ağı oluşturuyor ve aletlerini hükümetten sağlıyor. Ve gene Altay Tokat bu konuşmalarda birkaç yerde biz benzin ve motorin işini gayri resmi yapacağız yani yasadışı hükümet onlara yasadışı benzin ve motorin kaçakçılığı yapma tekeli ruhsatı veriyor. Hükümet vermeden bu yapılabilir mi? Ve ama en önemlisi şu bütün bu konuşmalardan sonra yine dinleme tutanaklarına göre emekli korgeneral Altay Tokat Recep Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül ile buluşuyor. O da dinleme tutanaklarında var Ömer Dinçer’in organizasyonuyla. Ve bu buluşmada duysan diyor dehşete kapılırsın müthiş şeyler oldu. Müthiş görevler verildi. Bu iş en üst düzeyde yani failler Cumhuriyet yıkıcısı Tayyip Erdoğan Cumhuriyet yıkıcı Abdullah Gül ve Altay Tokat buluşuyorlar ve ordu içinde gizli istihbarat örgütü kurma işini en üst düzeyde konuşuyorlar. Tayyip Erdoğan’ın adının geçtiği bu tutanakta 7 Nisan 2004, 9 Nisan 2004, 27 Nisan 2004, 3 ayrı dinleme tutanağı. Şimdi bütün bu kanıtlara yeni bir kanıt eklendi. O kanıtta emekli orgeneral Çetin Doğan’ın aydınlıkın 22 Ağustos 2000 tarihli 2010 tarihli son sayısındaki görüşme. Onu da mahkemeye sunacağım. Çetin Doğan diyor ki, Altay Tokat’da kendisinin MİT başkanlığını şerefle kabul edeceğini ama başka bir türlü şeye girmek istemediğini söylemiş. Başbakanla tek bir görüşmesi değil birkaç görüşmesi var. Burada ne yeni bir delil neyi getiriyor bizzat Altay Tokat’ın dinleme tutanakları dışındaki sınıf arkadaşına ikrarı. Evet diyor bana bu teklifi yaptılar ama ben MİT müsteşarlığını kabul ederim ama öbürlerini kabul etmem. Kabul etti etmedi ben burada Altay Tokat’ı yargılamıyorum. Ben burada Cumhuriyet yıkıcısı Abdullah Gül ile Tayyip Erdoğan’ın Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde bir gizli örgüt kurma eylemini mahkemenize sunuyorum bu eylem sabit. Altay Tokat’a bulmaz başka bir Tokat bulur. Öbürünü bulur falan ve zaten şu mahkeme şu uygulamalar 102 komutanın tutuklanması. Onlarca komutanın korgenerallerin orgenerallerin tutuklanması bunların yapıldığın ispatlıyor. Hanefi Avcı da söylüyor siz bu dinlemeleri şunları bunları öyle diyor devletin kontrolü dışında özel teşebbüs olarak yapamazsınız. Çünkü orada en yüksek düzeyde istihbaratın başında bulunmuş bir haftada diyor isterse on sene geçmiş olsun bütün dinlemeler hepsini kimlerin yasadışı olarak yaptığını bir hafta içinde çözer diyor bu yüzde yüz çözer diyor. Niye çözülmüyor niye Baykal’ın efendim servis edilen o şeyleri çözülmüyor diğerleri çözülmüyor yasadışı dinlemeler. Burada da o meclise mesafede gizli karargah başında Tayyip Erdoğan Abdullah Gül bu örgütün ordu içerisinde gizli bir örgüt kurmak için faaliyette bulunduğu saptandı mı? Dinleme tutanaklarıyla ikrarlarla. 4. delile geçiyorum. Ankara’ya yerleşen 35 kişilik CIA pentagon heyeti 18 Şubat 2008 günü Ankara’ya iniyor yani tam bu bizim gözaltına alınmamızdan bir ay evvel en civcivli zaman. Bizden önceki tutuklama dalgası sırasında bu operasyon ekibi geliyor. Bunlar Office off deffance coperations savunma işbirliği dairesi bünyesinde çalışıyorlar Amerikalı bir tüm general başlarında. Bütün bunlar içişleri bakanlığına mecliste muhalefet milletvekilleri tarafından soruluyor cevap yok. Hayır denemiyor inkar edilemiyor. Bu heyetle birlikte şimdi bütün bu davalar bu tertipler götürülüyor. 5. delil bir emniyet genel müdürlüğü brifinginde bu ergenekon davasının başı ile ilgili ulusalcılığın terör kapsamına alındığı Eylül 2007’de milliyet gazetesinde yayınlandı ulusalcılık terör kapsamına alındı. Şimdi ulusalcılık ne anayasa baktığınız zaman Türkiye ulusal bir devlet anayasanın girişine dibacesine baktığınız zaman Türkiye Atatürk milliyetçiliğiyle kurulmuş bir devlet. Yani anayasayı yıkıyor. Türkiye’yi kuran eylemi yasadışı terörizm olarak ilan ediyor onu yıkıyor ya. Şimdi sayın Kemal Kerinçsiz’in açtığı bir dava sonunda ortaya çıkıyor ki, ulusalcılığın terör kapsamına alınması diye resmi bir uygulama yok bunu Fethullahçı Gladio yasadışı bir eylem olarak yapmış. Ramazan Akyürek açılan davaya davada yolladığı savunmasında şunu yazıyor diyor ki biz emniyet istihbarat dairesi olarak kesinlikle ulusalcılığı terör kapsamı içine alan bir rapor vermedik. 68 adet istihbarat operasyonu yapılmış bunların bir teki bile ulusalcılara karşı yapılmamış. Yani bu şu anlama geliyor ulusalcıların bir tek istihbarat operasyonuna neden olacak bir eylemleri yok. Biz bunu bildirdik Ramazan Akyürek diyor ama diyor emniyet genel müdürlüğü brifing belgesine biz bildirmediğimiz halde bu ifadeyi koydu ulusalcılığı terör kapsamı içinde gösterdi ve 68 operasyonu ulusalcılar yaptı diye yalan sahte bilgi koydu oraya kendi genel müdürlüğünü ihbar ediyor. Ben yapmadım diyor onlar yaptı. Peki, kim yaptı. O gizli örgüt yaptı yani emniyet genel müdürlüğünün tepesini ele geçirmiş olan Hanefi Avcı’nın bahsettiği gizli örgüt ulusalcılık terör kapsamındadır diye bir istihbarat emniyet genel müdürlüğü istihbarat dairesi raporu olmadığı halde kendi kafasından uydurup Amerikan projelerine uydurmak için ulusalcılığı terör kapsamı içine aldı. Neyse sayın mahkemenize yollanan yazılarda da ne dediler bizde böyle bir belge yok. Ama sonra avukat Tolga Akalın belgesini getirdi. 57 sayfa diye hatırlıyorum. Ulusalcılık terör kapsamında gösterilen o emniyet genel müdürlüğünün gizli yasadışı sahte belgesini sahte derken yani Türk devletine ait yasal süreçlerde alınmış bir karar değil. Oraya giren Fethullahçı Gladio emniyet genel müdürlüğünü ele geçirmiş ve bunu koymuş. Bir şey mi var sayın başkanım.”

Mahkeme Başkanı:" Süreniz dolmak üzere de biraz çabuklaştırarak makul sürede bitirirseniz çünkü bi hayli aştık süreyi buyurun.”



Sanık Doğu Perinçek:”Tamam hızlı çok fazla açmayacağım, ben çok kısa zamanda halledeceğim. 6. delil. Örtülü ödeneğin gizli örgüt için kullanılması peki bu Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül’ün yasadışı Fethullahçı terör örgütlenmesi başında Fethullah Gülen’in de bulunduğu bu yasadışı gizli örgüt hangi mali kaynaklarla besleniyor doğrudan doğruya devlet bütçesinden gizli örtülü ödenekten onlar gizli ödenek diyor örtülü ödenekten. Bunu nasıl ispatlıyoruz. Örtülü ödenek 2005 yılında 30 milyon dolara eşdeğer bunu Nazım Ekrem başbakan yardımcısı açıklıyor diyor ki 2005 yılında örtülü ödenek 30 milyon dolar karşıtıydı yani Türk enflasyon nedeniyle dolarla anlatıyor. Örtülü ödenek giderleri 2006’da 7 kat artarak 210. 30’dan 210 milyon dolara çıkıyor. Türk devletinin hangi giderinde bir yılda 7 kat patlama yapmış hangi dönem ergenekon tertibinin hazırlandığı 2006 yılı. 2007 yılında 8 kat büyümüş 240 milyon dolara çıkmış. Peki bu 240 milyon dolar neye denk düşüyor Altay Tokat’a diyorlar ya 2004 yılında sana 30-500 falan örtülü ödenekten kaynak vereceğiz 260 milyon doları Türk lirasına çevirin işte o dedikleri 300 küsur milyon dolar çıkıyor. Yani o zamandan 2004’den planlamışlar örtülü ödeneği kendi yasadışı faaliyetlerinin parasal kaynağı olarak kullanmayı. Ve Nazım Ekrem diyor ki niye bu kadar arttı diyor mecliste çünkü diyor bunlar istihbarat işinde ve bir takım istihbarat makinelerinin araçlarının gereçlerinin satın alınmasında kullanıldı. Bu da ispatlandı mı? 7. delil Beşiktaş adliyesindeki yasadışı örgütlenme. Beşiktaş adliyesinde Türk kanunlarını tanımayan Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre iş yapmayan Türk yargısıyla ilgisi olmayan bunun altını çiziyorum. Türk yargısıyla ilişkisi olmayan. Türk yargısına hakaret eden. Türk yargısının kendisinden kabul etmediği. Bugün bir Yargıtay kararda okundu burada şüphelidir bunlar diyor. Şüphelidir bunlar diyor. Kuvvetli şüphe kuvveli şüphe diye karar veriyorsunuz. Kuvvetli şüpheli olan sizlersiniz. Bizim hakkımızda hiçbir şüphe yok ne kuvvetlisi ne zayıfı ama sizler hakkında çok kuvvetli şüpheler var şu getirdiğim deliller sizler hakkında çok kuvvetli şüpheler olduğunu gösteriyor. 8. delil yasadışı tertip ve uygulamalar gösterebilir miyiz şu şemayı şimdi bakın işte şema böyle yapılır. Ben şimdi size bu soruşturma ve kovuşturmalar sırasında çıkmış olan gizli örgütlenmenin şemasını da çizdim. Fethullahçı Gladio, BOP Eş başkanlığı, o 35 kişilik CIA operasyon heyeti onu etkiliyor ok. O ok oraya giriyor BOP Eş başkanlığına giriyor öbürü ok değil dikkat edin MİT içindeki F tipi örgütlenme onu Hanefi Avcı da söylüyor. Bu tarafa geçiyorum içişleri bakanlığı içerisinde adalet bakanlığı içerisinde sabah gazetesinin belirttiği F örgütleri. Hanefi Avcı da doğruluyor. Merkezde uygulama merkezi olarak gizli karargah Türkiye Büyük Millet Meclisine yakın mesafede. Örtülü ödenek 300-500 milyon. Peki, faaliyetleri bakın burada faaliyetler çok çok önemli çünkü hani eylemle göstermeniz lazım hangi eylemler dinleme, fişleme, izleme. Telefon dinliyor, ortam dinliyor, hepsi bunların delilli. Anayasa mahkemesini dinliyor, Yargıtay’ı dinliyor, Danıştay’ı dinliyor. Genelkurmay başkanını dinliyor. Orduyu dinliyor. Kozmik bürolara girip ordan çaldığı belgeleri ordan götürüp Amerika’ya veriyor. belge imalat bürosu yoğun disk, kağıt parçası, ıslak imza, kroki, sahte resmi belge, düzmece tutanak hepsi orda yapılıyor. Tertip imal merkezi, tehdit, şantaj, bomba koyma, silah gömme, gizli tanık üretme, asılsız ihbar mektupları tanzim etme, psikolojik harekat, uydurma kamuoyu araştırmaları, operasyonlar planlama, gündeme müdahale senaryoları, uydurma istihbarat raporları hazırlama ve kitap yazdırma, yandaş sivil toplum örgütleri oluşturma, çarpıtılmış haber üretimi hedeflerin seçilmesi ve yıpratılması, medya elemanları, F savcılığı, çadır yargıçları, çadırı yargıları, kışkırtıcı ve iftiracı eleman ve gizli tanık mangası Tuncay Güney, Osman Yıldırım, Dilovası, Tükenmez Kalem, Anadol, Kıskaç, At sineği, At sineği, Sokak lambası, bunlar da hepsi faaliyet bunlarda sabit bunların hepsi delil. Bakın bunların hepsini Hanefi Avcı da doğruluyor. 11 Türk Silahlı Kuvvetlerinin savaş yeteneğini zayıflatan eylemler. Hepimizin gözü önünde Türk ordusuna karşı jandarmanın tetikçisi jandarma şöyle ordu böyle. Ordu PKK ile işbirliği yapıyor. Komutanların dediğine inanmayın komutanların emrine girmeyin isyan edin. Askere gitmeyin bunların hepsi eylem o örgüt tarafından düzenleniyor. Türk ordusunun yıpratıldığını zayıflatıldığını bizzat Genelkurmay başkanları söylüyor işte yeni gelen sayın komutan da ne diyor. Biz ne desek boşuna diyor bunlar bu işe devam edecek. Bu bir savaştır. Düşman faaliyetini sürdürecek. Burada mesele şudur siz burada bu savaşın neresindesiniz. Bu savaşın neresindesiniz ben size soruyorum. Hasan Hüseyin Özese’ye Sedat Sami Haşıloğlu’na Fehmi Çalmuk’a pardon Hüsnü Çalmuk, Çalmuk’a soruyorum siz bu savaşın neresindesiniz? Siz bu savaşın şu anda düşman tarafındasınız. Gizli örgütün devlet kurumlarına karşı pervasızlığı bu da önemli delil yani gizli örgütü ifade ediyor. 15-20 polisin ortasında kameraların önünde hakimleri de savcıları da sinkaf ederim diyor bir polis memuru bunu gizli bir yerde söylemiyor kamera çekilirken ve Genelkurmay başkanına ve kurum olarak Genelkurmay başkanlığına kurum olarak bakın iki yerde birinde Genelkurmay başkanının şahsına bir yerde de Genelkurmay başkanı diyerek O. Çocuğu diyor nerede karakolda gizli bir yerde değil. Gizli tarikat toplantısı değil. Karakolda 20-30 polisin önünde kameralar önünde O. Çocuğu diyor Genelkurmay başkanlığı kurumuna ve kendisine. Bu da bir örgütü ifade ediyor. Örgüt elemanlarını öyle bir uyuş şey vermiş ki diyorsunuz ya geçende Alparslan Arslan’a kimyasal mı verdiler falan diye yoksa cin mi koydular içine öyle cinler koymuş ki bunların içine adam ne Genelkurmay başkanı tanıyor ne hakim tanıyor ne savcı tanıyor. Bu da bir delil. En son Hanefi Avcı’nın getirdiği delil. Hepsini özetliyor onlara diyor hakim sanmayın. Onları sakın savcı sanmayın polis sanmayın bunlar elemandır. Ben ondan aktarıyorum. Siz onun hakkında bir suç duyurusu yapın. Bunlar elemandır diyor. Bunlar diyor Fethullah örgütünün elemanlarıdır. İşte gizli örgüt bu. gizli örgüt böyle yargılanır. Gizli örgütün delilleri böyle konur bir gizli örgüttür bu. yasadışıdır. Ve fiili Türkiye Cumhuriyetini yıkmaktır. Anayasa mahkemesi kararıyla da sabittir. Koskoca anayasa mahkemesi kararı var. 30 Temmuz 2008 yani bu soruşturma devam ederken ve bu dava açıldıktan sonra anayasa mahkemesi kararında ne diyor. Bu AKP diyor Cumhuriyet yıkıcısı faaliyetin odağı haline gelmiştir bu ne demek yasa dışı. Kanunsuz ve Cumhuriyeti yıkmak bir terör eylemidir öyle Cumhuriyeti üfleyerek yıkamazsınız. Silahla yıkılır ve silahla yıkmaktadırlar Amerikan silahıyla boyunlarında işte bu anayasa mahkemesi fermanıyla yasa dışılık fermanıyla Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan dolaşmaktadırlar. Peki nasıl ben bu kişilerin adlarını anabiliyorum anayasa mahkemesi kararında var kişi, kişisel sorumluluklar bölümünde. Kişisel olarak AKP’nin Cumhuriyet yıkıcısı faaliyetin odağı olduğunda dahli olan iştiraki olanlar arasında Tayyip Erdoğan da Abdullah Gül’ün de ismi vardır. Yani ha şimdi neyin dokunulma dokunulmazlık değil Amerika’nın arkasında bunlar gizlenmiş. Amerika da yıkılıyor. Wall Street Journeal ne diyor, daha bir hafta evvelki Amerika’nın en ciddi gazetesi diyor ki, Amerika’nın ekonomisi çöküyor ama bu diyor yalnız bir ekonomik çöküş diyor bütün bir batı kapitalist sistemi çöküyor. Ha şimdi batı kapitalist sistemi çökerken Amerika çökerken sanılıyor mu ki Türkiye’deki bu BOP projeleri bu Amerikan hegemonyası bu Amerikan diktatörlüğü ve kuvvetini o yabancılardan yabancıların Türkiye üzerindeki bu nüfusu ve Türkiye üzerine çökmesinden alanlar böyle gidecek ben diyorum ki, onlardan olmayın. Türk milletinden olun Türk yargısından olun. Bu kadar efendim. şey bir konuşmamı yazılı olarak sunuyorum 27 Ağustos 2010 günlü dilekçem.”

Mahkeme Başkanı:" Alalım alalım onu.”

Sanık Doğu Perinçek:” Ve eklerinde bulunan şema ve aydınlık dergisinin 22 Ağustos 2010 tarihli sayısının bir örneğini mahkemeye sunuyorum. Diğer ilk başta sunduğum Büyük Ortadoğu Projesi eş başkanını tescil eden mahkeme kararları da zaten dava dosyasında bulunmaktadır.”

Mahkeme Başkanı:" Evet bu sözler üzerine birkaç bir şey söylemek istiyorum Beşiktaş adliyesi terör örgütü üyesi olmaz terör örgütü olamaz. Devletin hakim savcılarıdır kanunu uygulamak zorundadırlar ve uygulamaktadırlar.”

Sanık Doğu Perinçek:”Onu eylemlerinizde göreceğiz. Onu eylemlerinizde göreceğiz.”

Mahkeme Başkanı:" Ayrıca biz , biz, biz savaşın tarafı da değiliz. Biz burada yargılama yapıyoruz Türk milleti adına yargılama yapıyoruz. Bu sizin söylediklerini yorum olarak algılıyorum ve dosyaya koyuyorum.”

Sanık Doğu Perinçek:”Yorum değil bunlar, bunlar tarih bunların hepsini bakın ben delille konuşuyorum hepsi delil bunların hepsi delildir ve sizi yargı böyle saptıyor. Danıştay Yargıtay hakimleri sizin hakkında bu değerlendirmeyi yapıyor.”

Mahkeme Başkanı:" Evet onları alalım.”




Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8   9


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə