16 “(Ey Peygamber!)De ki;”Siz ey kâfirler!”


özellikle adaletsizlik(haksızlık ve zulüm)belirginleştikçe o zaman Allah da nimetini keser



Yüklə 1,6 Mb.
səhifə20/32
tarix30.07.2018
ölçüsü1,6 Mb.
#63462
1   ...   16   17   18   19   20   21   22   23   ...   32
özellikle adaletsizlik(haksızlık ve zulüm)belirginleştikçe o zaman Allah da nimetini keser,

değiştirir.Velhasıl neye lâyıksak,neyi tercih etmişsek onu verir.

*

“Kendileriyle anlaşma yaptıktan sonra,her seferinde,sorumsuzca anlaşmalarını

bozanlara gelince;”

“Savaşta onları gözüne kestirirsen,geriden gelenlere ibret olması için öyle bir

darmadağın et ki,berikiler ders alabilsinler.”

“Ve eğer(aranızda anlaşma bulunan)bir toplumun ihanetinden haklı nedenlerle

kaygıya kapılırsan(kuşkulanırsan),durumu dengelemek için onlarla yaptığın anlaşmayı geçer-

siz ilân et!(edebilirsin.)Unutma ki,Allah hainleri sevmez.”

“Nitekim küfre saplanan kimseler(Bizi)aşabileceklerini sanmasınlar.Unutmasın-

lar ki,onlar (Allah’ı)atlatamazlar.”

“Siz de onlara karşı gücünüz oranında kuvvet ve atlı birlik hazırlayıp,bu yolla

hem Allah düşmanlarını,hem de kendi düşmanlarınızı,hem de bunlar dışında sizin bilmeyip

Allah’ın bildiği daha başkalarını yıldırıp,caydırabilesiniz.Ve Allah yolunda (maddi/manevi)her

ne harcarsanız size tümüyle geri ödenecektir ve siz asla zulme uğra(tıl)mayacaksınız.”

“Ama eğer onlar barışa yönelirlerse,sen de(Ey Nebi!)bu yönelişe uy!Ne ki,

yalnızca Allah’a güven!Unutma ki O,duyulmayanı duyan,bilinmeyeni(bütün olayları sebep/

sonuçlarıyla)bilendir.”

“Tut ki,onlar seni(barış tuzağıyla)aldatmayı planlamış olsunlar,o zaman da

elbet Allah sana yeter.O’dur seni yardımıyla ve imanlı insanlarla güçlendiren.”

“Ki onların yüreklerini O kaynaştırdı.(yekvücut yaptı,güç ve ideal birliği verdi.)

Eğer sen yeryüzünün bütün servetini harcasaydın,onların yüreklerinin arasını kaynaştıramaz-

dın,ama Allah onları birleştirdi.Çünkü her işinde mükemmel olan,her hükmünde tam isabet

kaydeden yalnızca O’dur.

“Sen ey Peygamber!Allah sana da yeter,sana tabi olan (sana inanan,ardından

gelen)gerçek mü’minlere de!”

“Sen ey Peygamber!Savaşta ölüm korkusunu yenmeleri için inananları yürek-

lendir.Eğer sizden dirençli(imanlı)yirmi kişi olursa,bunlar iki yüz kişiyi alt eder.Yok eğer siz-

den yüz kişi olursa,inkârda direnenlerden bin kişiyi alt eder.Çünkü onlar derin kavrayıştan

mahrum(kitle psikolojisiyle hareket eden,iradesiz,bilinçsiz)bir yığındırlar.”(…yığınlardır.)

Enfâl(95);Âyet:56,57,58,59,60,61,62,63,64,65.




127

İslâm savaş hukuku yine olağanüstü bir belâgatla dillendirilmekte,Hz.Peygam-

ber(AS)’in ve ona bağlı mü’minlerin uygulayacakları prensipler,düşmana karşı takınacakları

tavır belirtilmekte,yalnızca Allah’a güvenmeleri,yalnız O’ndan yardım dilemeleri,O’nun onlara yeteceği,her işlerinde Allah’ı gündemlerinden çıkarmamaları istenmekte,ancak böyle başarıya

ulaşabilecekleri hatırlatılmaktadır.

*

“Mevcut şartlarda Allah yükünüzü hafifletmiştir.Zira,sizin(ne kadar) güçsüz olduğunuzu(en)iyi (O) biliyor.O halde sizden dirençli(ve inançlı)yüz kişi çıkacak olursa,

bunlar(inançsız) iki yüz kişiyi alt eder.Ama eğer sizden bin kişi çıkarsa,Allah’ın izni(ve yardımı)sayesinde iki bin kişiyi alt eder.Zira Allah,(hakta/hakikatte)direnenlerle beraberdir.”

“Kıran kırana gerçekleşmiş sıcak bir savaş sonucu olmadıkça,bir peygambere

esir almak yakışmaz.Sizler bu dünyanın geçici değerlerini(menfaatlerini/hazlarını)istiyorsu-

nuz,ama Allah,(sizin için daha yüce bir değerler manzumesi olan)âhireti(kazanmanızı)istiyor.

Zira Allah,iradesinde pek yüce,(her)işinde hikmetli olandır.”

“Eğer Allah tarafından,önceden bir yasal izin olmamış olsaydı,ele geçirdikleriniz

yüzünden başınıza korkunç bir felâketin gelmesi kaçınılmaz olurdu.”

“Şu halde,ganimet olarak ele geçirdiklerinizin helâl ve temiz olanlarını kullanın ve Allah’a karşı sorumlu davranın.(sorumluluk bilincini kuşanın.)Unutmayın ki Allah,tarifsiz bağışlayıcı,eşsiz bir merhamet(rahmet)kaynağıdır.”

“Sen ey Peygamber!Elinizde bulunan esirlere de ki:”Eğer Allah yüreklerinizde

iyi ve güzelin(yerleşik hâli olan imana)yatkınlık bulursa,size sizden alınandan(özgürlüğünüz-

den)daha güzelini(affını,merhametini,rızasını)bahşedecek,tarifsiz bir bağışlayıcı,eşsiz bir

merhamet(rahmet)kaynağı olan Allah sizi de bağışlayacaktır.”

“Ama eğer sana ihanete kalkışırlarsa,unutma ki(senden)daha önce Allah’a

ihanet etmişlerdi de,(Allah mü’minlere)onları(uslandırma/onlara üstün gelme)imkânı vermişti.

Zira(unutmasılar ki)Allah(kalplerdeki)her niyeti bilendir,her işinde tam isabet edendir.”

“İmanda sebat eden(kararlılık gösteren),zulüm diyarından göç eden,Allah

yolunda mallarıyla ve canlarıyla çaba harcayan ve onlara kucak açıp yardım edenlere gelince;

İşte bunlar(ensar ve muhacirler)birbirlerinin gerçek dostudurlar.(ve kardeşidirler.)

Ama iman etmiş fakat zulüm diyarından göç etmemiş kimselerin,göç edinceye

kadar korunup gözetilmeleri konusunda size hiçbir sorumluluk düşmez.Şu var ki,eğer dini

baskıya karşı sizden yardım isterlerse,bu durumda size düşen yardım etmektir.Yeter ki kendi-

leriyle aranızda anlaşma bulunan bir topluluğa karşı olmasın.Çünkü Allah,yaptıklarınızın

tümünü(en ince ayrıntısına kadar)görmektedir.”

“Nitekim küfre saplananlar(da)birbirleriyle dayanışma içindedirler.Ancak

siz de böyle yapmadıkça(dayanışma içine girmedikçe)yeryüzünde zorbalık ve büyük bir baskı

hakim olacaktır.”

“Hani o imanda sebat eden,zulüm diyarından göç eden Allah yolunda var

gücüyle çaba harcayan ve onlara kucak açıp yardım edenler var ya,onlar gerçek birer

mü’mindirler.Onları engin bir bağış ve görkemli bir rızık beklemektedir.”

“Ve daha sonra inanıp zulüm diyarından göç edecek ve sizinle birlikte Allah

yolunda üstün gayret gösterecek kimselere gelince;İşte onlar da sizdendirler,bir de Allah’ın

yasası uyarınca,akrabalık bağına sahip olanlar(bu şartlara da uyunca)birbirlerine daha bir

yakın hale gelirler.Hiç kuşku yok ki,her şeyi(en ince detaylarına kadar)bilen yegâne varlık Allah’tır.”

Enfâl(95);Âyet:66,67,68,69,70,71,72,73,74,75.

Âyetler,Bedir öncesini,Bedir’i ve Bedir sonrasını anlatarak,İslâm savaş hukuku-

na ait evrensel prensipleri koyarken,ensar,muhacir ilişkilerine,Müslümanların böyle durum-

larda nasıl bir tutum,davranış ve duruş sergilemeleri gerektiğine atıflar yapmaktadır.




128

Her zamanda/mekânda ensar(ev sahibi)konumunda olan Müslümanların kardeşlerine-hatta bütün insanlara-destek ve yardımcı olmaları bir insanlık borcu(hukuku) görevi olarak öneriliyor,”gerçek mü’minlerin”ancak bunlar olabileceği hatırlatılıyor.

Âyetler arasında bir tanesi var ki(73) gerçekten ibret verici,müthiş bir tesbitte bulunuyor.Şöyle ki;”Küfre saplananların birbirleriyle dayanışma içinde oldukları,Müslüman-

ların da böyle yapmadıkları(dayanışma içine girmedikleri)takdirde yeryüzünde zorbalık ve

büyük bir baskının hakim olacağı” belirtilmektedir.

Bugün yeryüzüne baktığımızda bu tesbitin bire bir gerçekleştiğini görmenin

şaşkınlığı ve utancı içindeyiz.Utancı içindeyiz çünkü buna sebep olanlar birlik,dayanışma

içinde olmayan biz Müslümanlarız.O halde,insanlığın barış,kardeşlik,adalet,huzur,sevgi,hoş-

görü ortamına kavuşmasının tek yolu Müslümanların dayanışma içine girmeleri(İslâm birliği-

ni tesis etmeleri)vahyin aydınlığını ve ölümsüz değerlerini yaşayarak(temsil ederek)insanlığa

bireysel ve toplumsal bir model/örnek olarak göstermeleridir.

Bunun gerçekleşmesi için her müslümanın kendine düşen görevi olanca iyi

niyeti ve var gücüyle yerine getirmesi gerekmektedir.Allah(CC)hepimizin yâr ve yardımcısı

olsun!

***
“Allah’a ve Rasûl’üne yürekten güvenin ve O’nun sizi kendisine emanetçi kıldığı

şeylerden(mülkünüzden/varlığınızdan)infak edin!(ihtiyaç sahipleriyle paylaşın!)Artık sizden

iman ve infak eden kimseler için büyük bir ecir vardır.”

“Neden siz Allah’a inanıp güvenmeyesiniz;üstelik Rasûl sizi Rabbinize inanıp

güvenmeye çağırdığı,O da sizden söz almış olduğu halde?Tabi ki eğer inanmaya(gönüllü)

iseniz!”

“Kulu(Muhammed’e)sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için hakikatin

apaçık belgeleri olan âyetleri(vahyi)indiren O’dur.Çünkü Allah,size karşı çok şefkatli,çok

merhametlidir.”

“Neden siz Allah yolunda infak etmeyesiniz ki,üstelik yerin ve göklerin mirasının

sadece Allah’a ait olduğunu(bilip dururken)?

İçinizden zor ve kor zamanlarda infak edenler ve savaşlarla,(iş kolaya binince

bunları yapanlar)bir olmaz.Böyleleri derece olarak,daha sonra infak eden ve savaşanlardan

daha üstündür.Ve böyle davranan herkese Allah en güzeli vaad etmiştir.Ve Allah yaptığınız

her şeyden haberdardır.”

“Kim Allah’a güzel bir borç verip de,onun kendisine kat,kat fazlasıyla geri dön-

mesini ister?(…istemez?)İşte böylelerini tarifsiz güzellikte bir ödül beklemektedir.”

“İmana sadâkatin bedelini ödeyen erkekler ve kadınlar ile Allah’a güzel bir borç

verenlere gelince;(bu)onlara kat,kat fazlasıyla geri dönecek ve tarifsiz güzellikte bir ödül

onları bekleyecek.”

Hadid(96);Âyet:7,8,9,10,11,18.
Allah’a ve Elçisi’ne inanmak,güvenmek,onlar sayesinde kavuştuğumuz büyük

nimetlere-ki en büyük nimet vahiydir-karşılık,emanetçisi olduğumuz serveti(maddi/manevi

zenginlikleri)paylaşmamız ilâhi bir öğüt,öneri,toplumsal/bireysel bir ilke olarak dile getiriliyor.

Servetin mülkiyet değil,emanet olduğunun bilincinde ve inancında olan kimseler

paylaşmayı daha içten ve kolay yapabilirler.

İnfak doğrudan imanla ilişkilidir.İman edip de infak etmemek,Allah’a inanıp da

O’na güvenmemek gibidir.Kur’an üç şeyi “Allah yoluna” nisbet eder.İnfak,cihat ve hicret.

Müslüman tasavvurunda infak üç temele dayanır;1)-Mülk Allah’ındır.2)-İman

Allah’a sonsuz güvendir.3)-Servet insana emanettir.




129

Vahyin infak konusundaki üç tavsiyesi vardır:1)-Bollukta ve darlıkta infak et!

(Âl-i İmran(98)/134),2)-Sevdiğinden ver!(Bakara(94)/177),3)-Gizlice ve açıktan ver.(Ra’d(58)/

22)İnfakın âdâbı üçtür:1)-Allah için verdiğini çok görmemek,(Müddessir(4)/6),2)-Hâdisteki

ifadesiyle”kusmuğunu yalayan köpek”durumuna düşmemek,3)-Başa kakmamak.(Bakara(94)/

262,264)Zımnen:Allah için vermek,vermek değil,aslında,almaktır,kazanmaktır.Çünkü böyle

kimseleri tarifsiz güzellikte bir ödül beklemektedir.

Bu âyetlere dayanak/örnek olacak Medine’de geçen bir olayı burada nakletme-

yararlı/etkili olacağı kanaatindeyiz.

Hurma ağaçlarından biri yetimler sahibi komşunun bahçesine ağan ve dalların-

dökülen hurmaları yiyen evin çocuklarını,bir gün hışımla gelerek topladıkları hurmaları

alan ve onları döven sahabinin haberi Hz.Peygamber(AS)’e ulaşınca,bahçe sahibini çağırtır

ve o ağacın meyvesini vakfetmesi halinde,kendisine Allah’tan âhirette bir bahçe vermesi için

dua edeceğini vaad eder.Ancak,servete sahip değil,servete ait olduğu anlaşılan(rivayetin

orijinalinde “münafıklardan biri” olduğu yorumu yapılan)bu nasipsiz kişi,bu muhteşem fırsatı

teper.

Olan biteni duyan Uhud gazisi Sabit b.Dahdah el-Belevi,iki gözü iki çeşme Allah

Elçisi’ne gelerek,”Aynısı da benim için de geçerli mi ya Rasulallah?”diye sorar ve Medine’nin

en değerli hurmalıklarından olan bahçesine karşılık o ağacı alarak vakfeder.

Hâdis külliyatında bu şekilde yer alan olay,siyer kaynaklarında bazı farklılıklar-

la nakledilmektedir.Şöyle ki;Evs Kabilesi’nden Ebu Lübabe’nin velâyetini üstlendiği bir yetim,

velisinin kendisine ait bir hurma ağacına sahip çıktığı iddiasında ve şikayetinde bulunur.Allah

Elçisi,şikâyeti değerlendirdikten sonra,Ebu Lübabe lehine bir hüküm verir.Fakat ağacın ken-

sine ait olduğu fikrine kapılan yetim,bu karara çok üzülür.Allah Elçisi,Ebu Lübabe’den,cen-

nette kendisine bir bahçe bahşedilmesi için dua etmesi karşılığında,o ağacı yetime bağışlama-

sını teklif eder.Fakat yetimin hareketine içerleyen/gücenen Lübabe,teklifi kabul etmeme gaf-

letinde bulunur.

İşte imanın getirdiği ve getireceği kazanımlarla,inançsızlığın Allah’a ve Elçisi’ne

güvensizliğin-dünyada ve ahirette- kaybettirdiği,kaybettirecekleri!
*
“İman edenlerin,Allah’ı ve indirilen hakikati(vahyi)anınca,ta kalplerin(in derin-

lerin)de ürperti duymalarının vakti halâ gelmedi mi?Ta ki kendilerine daha önce vahiy verilip

de,üzerlerinden uzun zaman geçtiği için kalpleri katılaşan kimseler gibi olmasınlar,ki onların

çoğu (doğru)yoldan sapmıştır.”

Hadid(96);Âyet:16
Âyet,Muhammed Ümmeti’nin Yahudileşme tehlikesine dikkat çeken âyetlerden

biridir ki,Yahudilerin vahiy karşısındaki kalp katılıklarını ele alan( Bakara;74) ve vahye karşı

duyarlılığın zirvesini teşkil eden (Enfâl;2)ışığında değerlendirilmelidir.
*
“Doğrusu Biz,elçilerimizi hakikatin apaçık belgeleriyle gönderdik;onlarla birlik-

te Kitab’ı ve insanlığı adaletle ayakta tutsun diye mizanı indirdik;ve içinde hem kahredici bir

güç hem de insanlar için sayısız faydalar bulunan demiri indirdik;Ki böylece Allah,Kendisine

ve elçilerine gıyapta destek çıkanları seçip ayırsın.Şüphesiz Allah,tarifsiz bir güç sahibidir,

mutlak üstün ve yüce olandır.”

Hadid(96);Âyet:25

130

Kitap,mizan ve demir,dengeli bir hayatın(toplumun)üç ayağıdır.Kitap vahyi,

mizan(terazi,ölçme-değerlendirme yetisi)adâleti,demir kuvveti temsil(sembolize)eder.Bu üçü

de “indirilmiş”,yani ilâhi bir “ikram” olarak insanlara(Allah’ın kullarına)lütfedilmiştir.

Demirin hem yararı,hem de zararı dile getirilerek,kitapsız(bilimsiz,kültürsüz,sanatsız) ve

hele adâletsiz kalan(kontrolden çıkan)bir gücün(bireysel,toplumsal,evrensel ölçekte) nasıl tahripkâr(yıkıcı)bir güç haline dönüşebileceğine gönderme yapılmaktadır.

Mizan,aynı zamanda din anlayışındaki dengeye,dinin en saf ve sade şekliyle

(katışıksız olarak)yaşanmasına tekabül eder.

Zımnen;Hıristiyanlıktaki Ruhbanlık,terazisiz ve endazesiz bir aklın eseridir.

Müslümanlıkta ve diğer dinlerde de görülen bazı sapmalar ve aşırılıklar da öyle!
***

“Gerçek şu ki,(o)iftirayı tasarlayanlar(ortaya atanlar)içinizden bir güruhtur.Siz

(ey bu iftiranın mağdurları!)Sanmayın ki,bu size dokunan bir şerdir,aksine bu sizin için bir

hayırdır!Onlardan her birinin kazandığı günah oranında(cezası)vardır;ama onlar içersinden

bu işin elebaşılığını üstlenen kimse var ya,onu korkunç bir azap beklemektedir.”

“Bu(iftirayı)işittiğinizde,mü’min erkekler ve kadınlar birbirleri hakkında iyi

zanda bulunup da;”Bu düpedüz bir iftiradır!”demeleri gerekmez miydi?”

“(İftiracılar)iddialarını isbat(kanıtlamak)için dört şahit getirselerdi ya!Madem ki

bu şahitleri getiremediler,bu takdirde onlar Allah Katında yalancıların ta kendileridirler.”

“Bakın,eğer Allah’ın dünyada ve ahirette(her zamanda,mekânda)sizin üzeriniz-

deki fazlı olmasaydı,bulaştığınız bu(iftiradan)dolayı size mutlaka korkunç bir azap(daha

dünyadayken)dokunurdu.”

“Tam da dillerinize dolayıp,hiçbir bilginiz olmadığı halde basite alarak ağızla-

rınızda gevelediğiniz bir sırada(anda)…Oysa ki bu,Allah Katında çok ağır bir(vebaldir/günah-

tır.)”

“İşte bu yüzden,onu(iftirayı)işitir işitmez:”Bu konuda konuşmak bize düşmez!

(Allah’ım!Böyle bir iftiradan/günahtan)Senin yüce Zâtına sığınırız!Bu dehşet bir iftiradır!”

demeniz gerekmez miydi?”

“Eğer imanda sebat gösteren kimselerseniz,Allah size bu tür bir(iftiraya)bir daha

asla bulaşmamanızı öğütler.”

Zira Allah size mesajlarını açıkça bildirir.Nitekim her hükmünde tam isabet

kaydeden Allah,(bu olayda kimin nerede durduğunu)çok iyi bilmektedir.”

“Mü’minler arasında hayasızca söylentilerin yayılmasından hoşlanan(ve bunları körükleyen)kimseleri,bu dünyada da,âhirette de can yakıcı bir yalnızlığa terk edeceğiz.” (Bir-her-şeyin içyüzünü)Allah bilir,fakat siz bilmezsiniz.”

“Ya Allah’ın üzerinizdeki fazlı ve rahmeti bulunmasaydı?(O zaman ne yapar-

dınız?)

Hele ki Allah,çok şefkatlidir,pek merhametlidir.”
Ve iftira suçunu genelleştiren şu âyetler;
“Şu kesin ki,iffetli ve inanmış kadınlara-dalgınlık ve dikkatsizlik etmiş olsalar

dahi-iftira atan kimseler,dünya ve ahirette Allah’ın rahmetinden dışlanacaklar.Üstelik onlar

korkunç bir terkedilmişliğe mahkûm olacaklar.”

“O Gün,onların dilleri,elleri,ayakları yapıp ettiklerinden dolayı kendileri aleyhine

tanıklık edeceklerdir.”

Nûr(97);Âyet:11,12,13,14,15,16,17,18,19,20-23,24
131

Âyetlerde anlatılan ve tarihe ifk(iftira)olarak geçen olay şudur;

Ahzab(Hendek) savaşı,mü’minlerle müşrikler arasındaki mücadelenin

dönüm noktasıydı.Bu,Mekke’nin son ve en büyük saldırısıydı,Ancak Allah’ın yardımıyla

mü’minlerin zaferi,müşriklerin yenilgisiyle/başarısızlığıyla sonuçlanınca,aldığı büyük

darbe yüzünden Mekke bir daha kendini toparlayamadı.Bu savaş(ve sonucu)Medine’deki

kırılgan yapıyı da bütün zaaflarıyla ortaya çıkarmış oldu.Dost ve düşmanı kesin hatlarla

ayıran bu savaşın ardından,Hz.Peygamber(AS),birinci öncelikli konunun Medine’de iç güven-

liği kesin bir biçimde sağlamak olduğunu gördü ve bu yolda ilk adımlarını atmaya başladı.

Müslümanların lehine olan bu olumlu gelişme üzerine İslâm düşmanları,

sıcak savaştan psikolojik savaş(a)taktiğine geçme mecburiyetinde/durumunda kaldılar.Çünkü

yenilgiyi bir türlü hazmedemiyorlardı.

Önce Ahzab Sûresi’nde kısmen ele alınan Hz.Zeyneb’le evlilik olayını çarpıtma-

yı denediler,bu olay etrafında olmadık efsaneler/söylentiler düzüp koştular.Hz.Aişe’ye iftira

olayı da söz konusu psikolojik savaşın önemli bir parçasıydı.Mekke,varlığını ortadan kaldıra-

madığı Peygamber(AS)’i,böylece can evinden vurmayı kafasına koymuş,bu hedefine ulaşmak

için de değişik yollar,taktikler denemeye başlamıştı.Bunun için de Medine’deki işbirlikçilerini

kullanıyordu.Bu suretle hem İslâm davasını yıpratmak,hem de Medine’deki birlik ve bütünlü-

ğü zedelemeyi,dağıtmayı planlıyordu.Çünkü Müslümanlar başarılarını,tevhid inancına bağlı vahyin inşa ettiği(bireysel ve toplumsal ölçekte) ahlâki bir toplum modeli oluşturabilmelerine

borçluydular.Öyle ki,bu ahlâki cazibe sayesinde birçok insan-fıtratı gereği-Muhammedi çağrı-

ya koşuyor,bu çağrıya olumlu yaklaşmayanlar bile bu durumu takdirle karşılıyordu.

Bu olayla-aslında-bireysel boyutuyla iftiranın mağdurlarının sabırları sınandı ve

sonunda karşılığını da gördüler.Toplumsal ve tarihsel boyutuyla içerdeki çürükler ortaya çıktı,

ayıklandı ve toplum arındı,daha bir islâmileşti,gerçek kimliğine kavuştu.Müslümanlar tertemiz örnek,model,ideal bir toplum halinde temayüz etti.

Evrensel boyutuna gelince;Bu gibi durumlarda nasıl bir tutum ve tavır takınıla-

cağına ilişkin bir model ortaya konmuş oldu.İşte bunların hepsi hayırdı,Müslümanları kâr

hanesine yazılan kazanımlardı,birikimlerdi.İdeal İslâm toplumunun inşasında gerekli-manevi-

malzemelerdi.


Yüklə 1,6 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   16   17   18   19   20   21   22   23   ...   32




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin