2 tane tek tanrılı din var. Biri İslam, diğeri ulusalcılık



Yüklə 23.01 Kb.
tarix06.03.2018
ölçüsü23.01 Kb.

Başbakanımız Şâfii midir?

Baskın Oran

Kelaynaklar kadar kalmış Gayrimüslimleri saymayın, Türkiye’de 2 tane tek tanrılı din var. Biri İslam, diğeri ulusalcılık. İkincisiyle başlayalım. Geçen haftaki diazem yazıma o cenahtan epey yergi/küfür geldi. Çok normal. Çünkü, her şeyi ak-kara görmeleri bir yana, bu tür dindarlar, AKP’li olmayıp da AKP’nin demokratik girişimlerini takdir etmenin tek nedenini henüz anlayamadılar: Ulusalcıların, taa cumhuriyetin kuruluşundan beri, farklı olan herkese bir çekim nefesi haram etmiş oluşları. Şimdi gelelim İslamcı dincilere.

Sünnet’e düşkünlük

Şu anda, Başbakan Erdoğan’ın ağzından çıkan, ritüeliyle söyleyelim, hâşâ sümme hâşâ, Hadis muamelesi görüyor. Sezaryen ve kürtaj cinayettir der demez, lebbeyk, yasa tasarısı. Otomat mıdır mübarekler? Atatürk döneminde bile Tek Adam’lık bu raddeye gelmedi; Ebedi Şef 1927’den önce duruma hakim değildi (Nutuk bu sebeple 1927 tarihlidir), 1930’ların başından itibaren de kendini dil-tarih okumaya verip, akşamki “mutat zevat”ı bekler olmuştu. (Ulusalcı dinci kardeşlerim şimdi hakkımda suç duyurusunda bulunurlar mı dersiniz? Tabii, 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Kanunu veya “Türk milletine hakaret”i cezalandıran TCK 301/1’den değil, Fazıl Say’a şu anda yapılmak istendiği gibi, “dinî de­ğer­leri alenen aşağılamak”ı cezalandıran TCK Md. 216/3’ten).

“Yakın Çevre” sınırsız itaat içinde. İ. Melih Gökçek’in neler söylediğini aile terbiyeme uymayacağı, diğerlerini de yerim kalmayacağı için atlıyorum. Ama TBMM Sağlık Komisyonu Başkanı Cevdet Erdöl mühim: UNİCEF ile Dünya Sağlık Örgütü WHO’ya resmî yazı gönderdi. Çocuk tanımının “0-18 yaş” arası olmaktan çıkarılarak, “eksi 1-18 yaş” olarak değiştirilmesini önerdi (Radikal, 03.06.2012). Tahmin ediyorum, UNİCEF ve WHO yöneticileri yazıyı alınca şaşırmış ve gerekli araştırma birimlerine talimat vermişlerdir: “Ankara ofisimize derhal email çekin. Türkiye’de hamilelik bizim bildiğimiz gibi 9 ay 10 gün yerine 1 yıl sürüyor olabilir, her ihtimale karşı bi çek edelim”. Ama AKP’de mühendis mebzul olduğu için, sanırım bunu hemen düzeltip ‘eksi 9 ay 10 gün-18 yaş’ yapacak ve döllenmiş yumurtaya verilecek T.C. Kimlik’i ona göre hazırlatacaklardır.

Her neyse. Beni rahatsız eden şey, bu nereden zuhur ettiği anlaşılmayan kürtaj işini AKP’lilerin, koro halinde, ‘insan canına saygı’ya dayandırmaya çalışmaları. Uludere canları can değildi, Hrant’ın canı can değildi, ama 40 günlük ceninin canı can. O zaman, ‘Dinimiz böyle emrediyor’a dayanıyor. Meseleye bir de oradan bakalım.



Burası S. Arabistan mı?

Geçen gün gencin biri fotoğraf çektirirken uçuruma yuvarlanmış, şoktayken sormuş: “Türkiye’ye mi geldik?” (Milliyet, 04.06.2012). Bundan sonra yuvarlanacak olanlar ‘S. Arabistan’a mı geldik?’ diyebilirler. Çünkü kürtaj yasası için Diyanet İşleri Başkanı (DİB) Mehmet Görmez’den fetva alındı: “Kürtaj haram ve cinayettir” (T24, 04.06.2012). Dur kariim. Burada en az 2 tane devedişi gibi acayiplik var:

1) T.C. bir din devleti midir ki, yasalar din kurallarına göre çıkartılacak? Muhterem başbakan bunu yapabilecek kadar emin mi kendinden? S. Arabistan mı burası? Bir yandan “Ölüsevici” de, bir yandan “Tazminatını fazla fazla verdik ya!diye tersle, bir yandan yasa çıkartmak için DİB’in fetvasını al, nasıl devam edebilecek AKP böyle, AB adayı Türkiye’de?

Soruyorum, çünkü bu kadar çok devletçilik ve bu kadar az vicdan karşısında, asıl, Müslümanların vicdanı isyana başladı. Mazlum-Der kaç zamandır hareket halinde. Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu, Prof. Mehmet Bekâroğlu, Av. Emrullah Beytar gibi dindarlar nicedir “Vicdan!” diye çırpınıyor, Hrant için imza kampanyası açıyorlar. Başörtülü “Buluşan Kadınlar” Uludere imzası topluyor. Vicdani retçi Müslümanlar sokağa çıktı (Bianet, 02.05.2012). Antikapitalist Müslümanlar platformu kuruldu. İslami kitle örgütü Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kara, “Dindarlar, milliyetçi-devletçi bir kimlik kirliliğine uğradılar. Peygamber Uludere’de susmazdı” diyor (N. Düzel, Taraf, 04.06.2012). Tevekkeli değil, Erdoğan’ın son Uludere konuşması, Kemalist kimliğin başlıca temsilcisi Prof. Mümtaz Soysal’dan aferin almıştı: “Başbakan tam bir Atatürkçü gibi konuştu” (Vatan, 25.05.2012).

Genç başörtülü Meryem İlayda Atlas’ın lafı belki de en önemlisi: “Kürtaja da karşıyım, yasağa da” (Radikal, 04.06.2012). İlahiyatçı kadın yazar Hidayet Şefkatli Tuksal da aynı fikirde (Akşam, 06.06.2012). Gerçekten yahu, bunu idrak bu kadar mı güç? Kürtaj İslam’da haramsa Müslüman kadın yaptırmaz, olur biter; böyle bir sınırlaması olmayan kadın yaptırır. Mevcut kanun Müslüman kadını kürtaja mı zorluyor? Bu ne devletçiliktir, bu ne tutarsızlıktır?

2) AKP kendi dininin kuralına bile uymuyor, AKP din bâbında bile tutarsız. Hanefilik, Türkiye’deki egemen mezhep, AKP ve DİB de tepeden tırnağa Hanefi iken, burada Şâfii kuralını uygulamak neyin nesi? Çünkü baktım, Hanefilik için fıkıhta (İslam hukukunda) “cenine ruhun üflenmesi” (ceninin insanlaşması) 120 günde vuku buluyor. “Iskat-ı cenin”in (kürtajın) “caiz” olduğu süre 120 gün. Kürtlerin benimsediği Şâfii mezhebine göreyse, 40 gün. Bu durumda, mümin Hanefi olan DİB ve başbakan nasıl kalkar da, süreyi 30 güne indirerek Şâfii’den çok Şâfiici olur?



Kur’an’da kürtaj konusunda hüküm yok. Hadis derseniz, orada var: Cenin ana karnında 40 günde toparlanıyor, aynı süre kadar alaka (tutunan nesne) oluyor, sonra aynı süre kadar muzğa (bir çiğnemlik et) oluyor. Bu 40+40+40’tan sonradır ki, gönderilen melek ona “ruhu üflüyor” (Hayrettin Kahraman, Yeni Şafak, 03.06.2012’den Buhârî, Bed’ul-halk, 6; Müslim, Kader, 1-5).

Siz mezhebimize bakmayın…

Fakat, işin ilginç tarafı, bunları yazan fıkıh profesörü Hayrettin Kahraman’ın, aynı yazıda şöyle devam ederek başbakanımıza destek vermeyi başarması: “Günümüzde, rahimde oluşan şeyin çocuk olup olmadığı yaklaşık 15 gün sonra muayene ve test ile tespit edilmektedir ve birçok organın ilk 40 gün içinde belirmeye başladığı da bilinmektedir. Bu bilgiler karşısında günümüzde 120 günden önce çocuk aldırmanın caiz olduğunu söylemek… cinayete iştirak sayılır”. Yani, yukarıda aktardığım din kuralları, modern tıp gelişmeleri karşısında artık geçersiz sayılıyor? Hayırlara vesile olsun inşallah! “Türkiye’ye mi geldik?”



Başbakanımız umarım askerleri kışlaya nasıl kolayca kapatmış olduğunun farkındadır: Hadlerinin dışına çok fazla taşarak vicdanları yaraladıkları için. Baleye mescit, Uludere’ye aşağılama, ilkokula Hz. Peygamber’in hayatı, THY grevine yasak… Türkiye’de ekonominin ayarı azıcık kaçsın, seçmen de AKP’yi sit alanı Çamlıca’da yapacağı camiye kapatabilir.

Dostları ilə paylaş:


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə