4. olağan genel kurul

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 164.07 Kb.
səhifə1/4
tarix08.01.2019
ölçüsü164.07 Kb.
  1   2   3   4

4. OLAĞAN GENEL KURUL
- Yahya Arıkan

Odamızın 4. Olağan Genel Kurulu’nu açıyorum. Hepinize hoş geldiniz der, yönetim kurul adına saygı ve sevgilerimi sunarım. Genel kurulumuzun mesleğimize ve ülkemize güzellikler getirmesini diliyorum. Değerli arkadaşlarım gündem gereği divanın oluşturulmasına geçiyorum. Divan için önerisi olan arkadaşlarımız varsa bekliyorum. Divan için başka önerisi olan arkadaşım var mı? Gelen öneriyi okuyorum., divan başkanlığına Erkin Balaban, divan başkan yardımcılığına Mustafa ........, üyeliğe Kenan Uğur, üyeliğe Ali Polat. Önerenler, Hasan Ilgın, Hasan Tapan, Sabri Tömen. Başka öneri olmadığı için oylarınıza sunuyorum. Kabul edenler? Kabul etmeyenler? Oy birliği ile kabul edilmiştir. Divana başarılar diliyorum. Buyurun sayın başkan.

- Erkin Balaban

Değerli konuklar, İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası 4. Olağan Genel Kurulu sayın üyeleri ve sayın basın mensupları. Odamızın 4. olağan kurulu divan oluşumunda ben ve arkadaşlarıma göstermiş olduğunuz güvene layık olmaya çalışarak görevimizi sürdüreceğimize emin olabilirsiniz. Yalnız bize gösterdiğiniz güvenin dışında bir şey daha istiyoruz. Bize lütfen yardımcı olunuz, mesleğimiz eski heyecanına tekrar kavuşsun. Bu heyecana kavuşmada oluşan grupların birbirlerine daha sıcak bakarak, yardımcı olarak ve yüzeysel ayrılıklara son vererek katkı sağlayacaklarına inanıyoruz ve genel kurulumuzun mesleğimize, odamıza, meslektaşlarımıza hayırlı olması dileği ile çalışmalarımıza başlıyoruz. Tekrar hepinize teşekkür ederiz. Sizlere önce gündemi okumak istiyorum. Gündemimizin maddeleri

1-Açılış,

2-Başkanlık divanının seçilmesi ve divanın genel kurul tutanaklarını imzala yetkisinin verilmesi.

3-Saygı duruşu,

4-Yönetim kurulu adına başkanın konuşması.

5 -Konukların tanıtımı ve konuşmaları,

6-Yönetim kurlu çalışma raporu, kesin hesaplar ve denetleme kurulu raporlarının okunması ve görüşülmesi.

7-Yönetim ve denetim kurullarının ayrı ayrı aklanması,

8-Yıllık maktu aidat ve oda giriş aidatının tespiti,

9-Yönetim kurulu, denetleme kurulu ve disiplin kurulu üyelerinin huzur haklarının görüşülüp karara bağlanması ,

10-Yeni çalışma dönemi bütçesinin görüşülmesi ve onaylanması,

11-İlçe temsilciliklerinin çalışma usul ve esasları hakkındaki yönetmeliğin görüşülüp kabul edilmesi,

12-Odaya gayri menkul alım fonunun oluşturulmasının görüşülüp karara bağlanması,

13-Yardımlaşma sandığının kurulmasının görüşülüp karar bağlanması,

14-Bilgisayar programı ve donanımı temin tevzi kooperatifinin kurulmasının görüşülüp karar bağlanması,

15-Dilek ve temenniler,

Gündemimiz bu şekilde oluşturulmuş. Ancak gündem maddesinin görüşülmesinden önce bir önerge var o önergeyi okuyup görüşlerinize sunacağız. Buyurun.

- İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası mali genel divan kurulu başkanlığına,

Gündemin 12-13 ve 14. maddeleri çağdaş piyasa şartlarına aykırı olduğu için gündemden çıkarılmasını arz teklif ederiz. Temel Öztürk, Sabri Kömek, Edip Düz, Eyüp Sabri Yücel, İbrahim Erdem Paker.

- Divan Başkanı

Evet bu gündem değişikliği önerisini görüşlerinize sunmak istiyorum.

- Anlayamadık efendim anlayamadık.

- Saygı duruşunu atladınız.

- Efendim 12-13 ve 14. maddelerin gündemden çıkartılması talep ediliyor önergede özetle. Çağdaş piyasa şartlarına aykırı olduğu gerekçesiyle diye bu öneri verilmiş. 12-13-14. maddeleri tekrar okuyorum.

“12-Odaya gayri menkul alım fonunun oluşturulması, görüşülüp karara bağlanması.

13-Yardımlaşma sandığının kurulmasının görüşülüp karara bağlanması.

14-Bilgisayar programı ve donanımı temin tevzi kooperatifinin kurulmasının görüşülüp karara bağlanması.”

Değerli arkadaşlar bu önerinin imza açısından yeterli olmaması dolayısıyla gündemin aynen devamı kararlaştırılmıştır. Divan kurulunca 5’te 2 olması gerektiğini ifade ediyoruz imzanın. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu laik ve demokrat bir ülkenin temellerini harcını koyan büyük önder Mustafa Kemal Atatürk ve ebediyete intikal eden meslektaşlarımızın manevi huzurunda 1 dakikalık saygı duruşuna davet ediyorum. Teşekkür ederim. Gündemimizin 4. maddesi yönetim kurulu adına başkanın konuşması. Yönetim kurulu başkanı Sayın Arıkan buyurun.

- Yahya Arıkan

Sayın divan, sayın konuklar, saygıdeğer meslektaşlarım, değerli basın mensupları. Odamızın olağan 4. genel kuruluna hoş geldiniz. 3568 sayılı muhasebe meslek yasamızın gerekçesinde bir yandan vergi ilişkileri, diğer yandan ticaret ve endüstride meydana gelen gelişmelerin yarattığı mali ve ekonomik sorunlar öyle karmaşık bir hale gelmiştir ki, değil sade bir yurttaş mali ekonomik konularda yüksek öğrenim görmüş kimseler bile bu işlerin üstesinden rahatlıkla gelmek durumunda değildir. Bu gerçeği çok önceden gören başta ABD olmak üzere Avrupa ülkelerinin büyük bir kısmında meslek mensupları vergi sistemlerinin başarısında vazgeçilmez unsurlar olarak kabul edilmiştir. İngiltere 1870, Fransa 1881, ABD 1886, Hollanda 1895, Almanya 1899, İsviçre 1941, Arjantin 1945, Brezilya ve Meksika 1946, Hindistan 1949, Yunanistan 1950 ve Nijerya 1955 yılında mali müşavirlik ve muhasebecilik mesleğini yasayla düzenlemişler.

Meslek yasamızın yürürlüğe girmesinden bu yana yaklaşık 4 yıl geçti. Mesleğimizin bugünkü konumuna baktığımız zaman isteyen herkes kendi defterini tutabilmekte veya yetkisiz muhasebecilere tutturabilmektedir. Meslek mensuplarımızın temsil hakkını önleyen 52 nolu genelgede hiçbir değişiklik yapılamamıştır. Ücret tarifelerimiz her yıl sorun olmaya devam etmektedir. Denetçiliği ve bilirkişiliği herkes yapabilmektedir. Stajyerlerin vergi ve sigorta giderlerinin meslektaşlarımıza yüklenmesi nedeniyle sağlıklı bir staj sistemini oluşturamamıştır. Bugüne kadar yeminli mali müşavirlere verilen tasdikler dışında muhasebeciye ve mali müşavirlere hiçbir yetki verilmemiştir.

Değerli konuklar, değerli arkadaşlarım, şimdi de vergi gelirlerinin toplanamadığı adeta vergi cenneti olan ve de toplanan vergilerin ağırlıklı olarak stopaja dayalı ülkemize kısaca göz atalım. Gelir vergisi tahakkukları oranı 1987 yılında % 67.5, 1990’da % 83.7, 1991’de % 82.6, 1993’de daha da artacağını göstermektedir. Bu tevkif edilen vergilerin ağırlıklı bölümü de ücretlilerden alınmaktadır. Tahakkuk eden vergi tevkifatının kazanç üzeri itibarıyla ........ yapıldığında ücretlerin oranı 1987’de % 56.5, 1990’da % 65.7, 1991’de ise % 68.2’dir. Ücret kesintilerinin gelir vergisi ....... tahakkukundaki payı ise 1987’de % 38.2, 1990’da % 55, 1991’de % 56.3 olarak gerçekleşmiştir. 30 milyon seçmenin olduğu ülkemizde 1997 yılı itibarıyla 5 milyon ücretli 1 milyon götürü vergi mükellefi 1.8 milyon gerçek usulde vergi mükellefi olmak üzere toplam 7.8 milyon kişidir. Gerçek usulde vergi mükellefinin de % 90’ı işletme esasına tabi olduğu herkesçe bilinmektedir.

Değerli konuklar, sevgili meslektaşlarım, amacım sizlere vergi konusunda brifing vermek değildir. Ülkemizde herkesin konuştuğu, herkesin sıkıntı duyduğu, sosyal adaleti zedeleyen vergi sistemi hakkında genel bilgileri vermek ve tüm dünyanın önem verdiği bu gerekçeyle çıkan mesleğimizin önemini bir kez daha vurgulamaktır. Vergi muhasebe mesleğinin temelini oluşturur. Vergi düzeninin oturmadığı, götürülük esasının devam ettiği, işletme esasının % 90’lara vardığı bir ülkede muhasebe mesleğinin öneminden bahsedebilir miyiz? Ancak vergi düzeni oturduğu götürülük ve işletme esası kalktığı anda işletmelerin mali durumları hakkında raporlar hazırlayan yorumlayan bir meslekten bahsedildi. Bilindiği gibi özellikle vergicilikte siyasilerin düşünceleri radikal uygulamaları ise farklıdır. Bu nedenle vergi konusunda reform yapmaya kolay kolay yanaşamazlar. Bizler bu konuda zamana uyan bir çözüm öneriyoruz, götürülüğü birdenbire kaldırmak yerine götürülüğe uyup uymadığı kontrol edilmelidir. İşletme esasını birdenbire kaldırmak yerine defter tutma hakkı artırılmamalıdır ve İstanbul’da 10 bin ülkede 40 bini aşan meslek mensubuna güven duymalıdır. Bugüne kadar hiçbir yetki verilmeden, yaşam biçimini sınamadan denemeden hiçbir kimse bir grup bu mesleği rafa kaldıramaz. Mesleğimiz yasalarca güvence alınmıştır, bunu geri verdirtmeyeceğiz. Muhasebe meslek odaları olarak siyasi partileri, sendikaları diğer kitle örgütlerini ve halkımızı ekonomi konusunda aydınlatmaya devam edeceğiz.

Değerli arkadaşlarım, mesleğimizin kurumlaşabilmesi için, odalarımızın ve odalar birliğimiz TÜRMOB’un özellikle kamuoyu oluşturması için medya bazında ve mesleki sorunlarımızın giderilebileceği yasal düzenlemeleri gerçekleştirebilmek için de yasama organları bazında etkin çalışmalarımız sürmektedir. Bilindiği gibi bu çalışmaların ışık tutması anlamında mesleki birliktelik düşüncesinin olgunlaşması gerekmektedir. Düzenlediğimiz meslek içi çalışmaları, paneller, seminerler, basın açıklamaları, düşünce yapıları, düşünce yazıları, dergi, bülten çalışmalarımız, komisyonlarımızın konularında ürettikleri raporlar hepsi saygın meslekler düşüncesini gerçekleştirebilmek içindir. Bu çalışmalarımız ulaştığı noktadan genel olarak hoşnuttur, fakat işlerimizi ve ilişkilerimizi daha ileri noktalara taşımak istiyoruz.

Değerli meslektaşlarım, 1993-1994 dönemini mesleğimizin kimlik kazanmasında önemli adımların atılacağı bir dönem olarak görmekteyiz. Aşağıdaki hususların büyük bir bölümünü hayata geçirmek zorundayız. İşte bu noktada her üyenin tarihi sorumluluğu vardır. Örgüt disiplini içinde herkesin bu çalışmalara etkin olarak katılmalarını bekliyorum. Meslek yasamızın eksiklikleri düzeltilmesi için Maliye Bakanlığı ve TBMM yardımcı olmalıdır. Ücret tarifelerinin tasdikleyicisi odalarımıza verilmelidir. Bilirkişilik ve denetçilik meslek mensuplarımızca yapılmalıdır. Başbakanlığın 22 nolu genelgesine meslek mensuplarımız da eklenmelidir. İşyerlerinde bordrolu olarak çalışan muhasebecilerin ruhsatlı meslek mensubu olmaları sağlanmalıdır. Mükelleflerin işyeri açılışında muhasebeciniz var mı, sorusunun sorulması ve var diyenlerden meslek mensubuyla düzenlenen sözleşmenin istenmesi ve bu konuda odalarımıza bilgi verilmesini yoksa maliye tarafından bu kişinin kendi muhasebesini tutup tutmadığı denetlenmelidir. Kısaca vergi idaresine verilen tüm beyannamelerde meslek mensuplarımızın imzası olmadan alınmamasını istiyoruz. Belgelerde onayımızın olması vergi kaçağı olayını önemli ölçüde ortadan kaldıracaktır. Oda olarak öncelikle bu işi gerçekleştirmeye azami çaba harcıyoruz. İnanıyorum ki bu yetkiyi sizlerin desteğiyle de elde edeceğiz. Mesleğimizin kimlik kazanmasında önemli gördüğümüz muhasebe odalarının sayın Defterdar Sezai Onaral tarafından tahsis edilmiş bulunmaktadır. Dış ticaret ve vergi dairesi ve Zeytinburnu vergi dairesindeki muhasebeci odaları önümüzdeki günlerde sizlerin katılımıyla resmi açılışını yapacağız. Sayın defterdarımız Sezai Onaral’a da sizlerin adına şükranlarımı sunuyorum. Diğer yandan bu genel kurulda meslektaşlarımızın büyük bir bölümünün talep ettiği yardımlaşma sandığı ve yazılım kooperatifini sizlerin onayına sunuyorum. Değerli konuklar, sevgili meslektaşlarım, bugün birbirimizle dayanışma günüdür, bugün birbirimize güven duyma günüdür, bugün önemli mesleki kararların alınacağı gündür. Genel kurulumuzun mesleğimiz ve meslektaşlarımıza hayırlı olmasını diliyor, hepinize şahsım ve yönetim kurulumuz adına sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

- Divan başkanı

Gündemimizin 5. maddesi konukların tanıtımı ve konuşmaları. Uğur Türker, TÜRMOB Genel Sekreteri Uğur Büyükbalkan, TÜRMOB Genel Saymanı sayın Mahir Yalçınkaya, TÜRMOB Yönetim Kurulu üyesi sayın Musa Pişkin, TÜRMOB Yönetim Kurulu üyesi Sayın Rifat Nalbantoğlu, TÜRMOB Denetim Kurulu üyesi sayın Dilaver Ergin, TÜRMOB Disiplin Kurulu üyesi Mustafa Yeniözgen, Kırklareli oda başkanı sayın Cafer Aydın, Bursa oda başkan yardımcısı sayın Halit Bey, Lüleburgaz Mali Müşavirler Muhasebeciler Derneği Birliği Başkanı sayın Mustafa Dündar. Aramızda sendikacı dostlarımız var.

Değerli konuklarımıza İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası adına hoş geldiniz diyoruz ve sizlere hitap etmek üzere TÜRMOB Genel Başkanı sayın Mustafa Özyürek’i davet ediyoruz. Buyurun efendim.

- Mustafa Özyürek

Sayın başkan, camiamızın çeşitli bölgelerinden gelmiş olan oda başkanlarımız, değerli meslektaşlarım, basının saygıdeğer mensupları, Türkiye serbest muhasebeci mali müşavirler ve yeminli mali müşavirler birliği adına hepinizi saygı ile sevgi ile selamlıyorum, toplantıya hoş geldiniz diyorum.

Değerli arkadaşlarım Türkiye’nin son derece önemli bir dönemeçte olduğu dönemde genel kurulumuzu İstanbul serbest muhasebeci mali müşavirler odamızın genel kurulunu topluyoruz. Bu toplantı vesilesiyle genel siyasal durumla ilgili, meslek camiamızın sorunlarıyla ilgili bazı temel yaklaşımlarımı paylaşmak istiyorum. Sayın Özal’ın ölümünden sonra toplumumuz önemli bir seçim sorunuyla karşı karşıya gelmiş bulunuyor. Sadece cumhurbaşkanlığı makamının boşalmış olması oraya müstakil diğer noktaları etkilemeyecek bir seçim yapılıyor olması noktasında bulunsaydı, öyle zannediyorum ki toplumda böylesine bir çalkantıya belki de krize neden olmayacaktı. Fakat mevcut hükümetin başbakanı Sayın Demirel’in cumhurbaşkanlığına aday olması nedeniyle bir başbakanlık sorunu giderek bir hükümet sorunu gündemde bulunuyor. Hatırlayacağınız gibi daha önce 1993 yılını mevcut hükümet bir reform bir atılım yılı olarak ilan etmişti. Bu reform ve atılımın gerçekleşebilmesi için öncelikle siyasi istikrarın muhafazası gerekiyordu ama başbakanın cumhurbaşkanlığına aday olması nedeniyle önce bir vekalet dönemi arkasından muhtemelen bir geçici başbakanlık dönemi ve Kasım 1993’de yapılması öngörülen Doğru Yol Partisi’nin genel kuruluna kadar uzanacak bir başbakan ve hükümet arayışı dönemini toplum olarak hep birlikte yaşayacağız. Türkiye’nin anayasasından doğan, demokratik kurallardan doğan seçimlere bir itirazımız yoktur. Demokratik düzenin belli güçlükleri belli zaman kayıpları vardır. Demokrasi zor bir iştir ama toplum olarak biz bunlara kurumların yerine getirdiğini görmekten de ayrıca mutluluk duyuyoruz. Yalnız benim belirtmeye çalıştığım nokta Türkiye gibi dağlar gibi sorunu yığılmış olan ülkelerde siyasi sorunların toplumun bütün temel sorunlarının önüne geçmek bir zaman kaybına yol açması bakımından doğan üzüntümüzdür. Acaba toplum bu tip önemli seçimlerini yapabilir hem de toplumsal sorunlarını çözmeye günlük çözümlerini üretmeye devam edebilir miydi?

Değerli arkadaşlarım, gelişmiş ekonomilerde, gelişmiş demokrasilerde elbette bunun yöntemi vardır. Bunun yöntemi hepimizin bildiği gibi siyasi istikrardan, siyasi iradeden siyasi iktidardan geniş ölçüde arınmış siyasi iktidardaki değişikliklere doğrudan bağlı kalmayan bir bürokratik düzenin bir idarenin yasalarda anayasada güvence altına alınmasıdır. Bugün Türkiye o hale gelmiştir ki aynı hükümette bir bakan değişikliği, genel müdüre müsteşara kadar giden bir memur değişikliğini bir personel değişikliğini gündeme getirmekte. Bu beklenti içinde aylarca insanlar görevlerini yapamamakta ve vatandaşın işleri askıda kalmaktadır. Bizim üzüntümüz bizim Türkiye’de eksikliğini duyduğumuz ve sizlere belirtmek istediğim nokta budur. Değerli arkadaşlarım elbette siyasal değişmeler cumhurbaşkanlığı seçimi, başbakanlık seçimi ve belki de 5 yılda bir yaptığımız seçimler çok önemlidir. Ama her seçim toplumun temel sorunlarının ne kadar çözüldüğüyle yakından ilgilidir. Türk toplumunun önünde çağı yakalamak, çağdaşlaşmak, yenileşmek, statükoyu değiştirmek gibi temel özlemleri ardır. Bu temel özlemleri bir tarafa bırakarak sadece görüntüyle uğraşmak toplumda yeni yeni birikimlere umutsuzluklara yol açabilir. Onun için diyoruz ki hem seçimlerimizi bir yandan yapalım ama topluluk önündeki toplumun gündemindeki temel sorunları unutmayalım onları çözmek için TBMM ile hükümetiyle Bürokrasisiyle ve sivil toplum örgütleriyle elimizden geleni yapalım. Bizim temel özlemimiz budur, çağdaş demokrasinin gereği budur, çağdaş sistemin özlemi budur.

Değerli arkadaşlarım, TBMM bu günlerde yoğun bir şekilde bu seçim konusuyla uğraşması nedeniyle hepimizi çok yakından ilgilendiren burada yine sizlerle çeşitli panellerde birlikte tartıştığımız vergi paketi ile ilgili bazı özlemlerimiz bazı olgunlaştırdığımız çözümlerde geri plana atılmış bulunuyor. Hepimizin hatırladığı gibi vergi paketi gündeme gelirken her aşamasında gerek odalarımız, gerek birliğimiz, gerekse konuyla siyasilerle çok yakın ilişkide bulunan üyelerimiz aracılığı ile konuyu çok yakından izledik. Önce bir taslak henüz Bakanlar Kurulu’ndan geçmemiş tasarı haline dönüşmemiş bir taslak önümüze geldi. Orada deniliyordu ki Türk işletme defterlerini tutmak üzere bir işletme yönetim merkezi oluşturulup ve işletme yönetim merkezine şu şu kurumlar üye verirler. Biz o günden başlamak üzere 3568 sayılı yasamıza bir alternatif oluşturan 60 yıllık bir mücadele sonunda ulaştığımız hedeften bizi geri götüren mesleğimizi tehdit eden bir girişimle karşı karşıyayız. Bu girişimi kabul etmemiz, içimize sindirmemiz mümkün değildi onun için bütün üyelerimizle bütün odalarımızla birlikte anlamlı , örgütlü, bilinçli bir tepkiyi sizlerin sayesinde örgütledik hayata geçirdik ve tepkinin örgütlü tepkinin sonucunda önce hükümetten geçen tasarıda işletme yönetim merkezlerinin kapsamı son derece daraltıldı, sadece gerçek usule geçenleri kapsayacak bir şekle dönüştürüldü. Bu bizim açımızdan önemli bir adım, idare açısından, Maliye Bakanlığı açısından geri bir adımdır. Ama bizi camiamızı yine de tatmin etmiyordu. Çünkü biz artık çağdaş bir meslek yasası çıktıktan, çağdaş bir meslek camiası oluştuktan sonra ona alternatif onun yerine geçecek bir işletme yönetim merkezini kabul edemezdik ve bu yolda muhasebeciliğin devletleştirilmesini içimize sindiremezdik. Onun için bütün üyelerimizden bütün odalarımızdan bütün örgütümüzle bu girişime hayır demeliyiz. İşletme yönetim merkezine hayır, çağdaş bir meslek olan serbest muhasebecilik serbest muhasebe mali müşavirlik ve yeminli mali müşavirlik sisteminden taviz veremeyiz.

Değerli arkadaşlarım bu çabalarımızdan sonra Türkiye’de ilk kez denildi ki bu tasarı Bakanlar Kurulu’ndan geçti. Ama son şekli değildir. Gelsin meslek kuruluşları Bütçe Plan Komisyonu’nda görüşlerini anlatsınlar, milletvekilleri olarak komisyon olarak, meclis olarak biz sizlerin görüşünüzü düşüncelerini dinleyeceğiz ve o doğrultuda yeni düzenlemeler yapacağız. Bu demokratik katılım girişimini memnuniyetle karşıladık ve plan ve bütçe komisyonuna katılarak sizlerin önerileri ile oluşturduğumuz 34 sayfalık bir raporu bütün komisyon üyelerine ve bakanlarımıza sunduk. Orada sadece vergi paketinin bizimle ilgili bölümlerini değerlendirmekle kalmadık, bu konunun uzmanı olan vergi konusunun muhasebe konusunun maliye konusunun uzmanı olan bir kuruluş olarak bu konudaki en yetkin uzmanları elemanları bünyesinde bulunduran bir kurumun başı olarak, sizlerin görüşlerini orada ifade ettik. Daha sonra bu görüşlerimiz Plan ve Bütçe Komisyonu tarafından bastırılan bir kitapçıkta anlatıldı, yerini aldı. Bunun bir özetini öyle zannediyorum ki sizlere de ulaşmış bulunan Bilanço gazetemizin 2. sayısında geniş ölçüde bulacaksınız. Orada camiamız görüşlerini sizlere layık olan bir etkinlikle anlatabildiğimizi zannediyorum.

Değerli arkadaşlar, biz sadece tasarıda yer alan konularla ilgili değerlendirme yapmakla kalmadık, ayrıca Vergi Usul Kanunu’nda değişiklik madem ki gündemdedir, orada yer almasını istediğimiz daha önce çeşitli kereler Maliye ve Gümrük Bakanlığı’na sunduğumuz raporda yer alan kaçak muhasebecilerle mücadele için mükerrer 257. maddede yapılması değişiklikleri gören düşüncelerimizi de anlattık. Ayrıca orada bize çok yakın ilgi gösteren milletvekili arkadaşlarımız vasıtasıyla bu yönde hazırladığımız bir önergeyi de, yani kaçak muhasebecilikle mücadele edebilmek için vergi beyannamelerinin mutlaka yetki almış 3568 sayılı yasaya göre yetki almış bir meslek mensubu tarafından imzalanması zorunluluğu konmasını içeren önergemizi de Plan ve Bütçe Komisyonu’na sunduk. Biz yaptığımız bu görüşmeler çalışmalarla ve odamızın çevresindeki siyasilerle, milletvekilleriyle, bakanlarla yaptıkları görüşmelerle çalışmalarla belli bir olgunluğa bizim taleplerimizin kabulü aşamasına gelen çalışmaların bu seçimler nedeniyle geri kalmış olmasından bir ölçüde üzüntü duyuyoruz. Öyle zannediyorum ki önümüzdeki Doğru Yol Partisi’nin kurultayına ve belki de arkasından gelecek olan 1994 yılı Mart ayında yapılacak olan genel seçimler sonrasına bu vergi paketi ile ilgili görüşmeler kalmış olacak. Ama biz sabırlı insanlarız. Biz camia olarak azimli insanlarız. 60 sene bu mücadeleyi yaptık, 1 sene daha bu mücadeleyi yaparız ve öyle zannediyorum ki sizlerin çabası katkısı ve el birliği ile olumlu sonuçları alırız.

Değerli arkadaşlarım, TBMM’de gene üzerinde yoğun bir şekilde çalıştığımız ve belli bir olgunluğa ulaştırdığımız önemli bir yasa tasarısı da ticaret kanununun bazı maddelerinde değişiklik yapa kanun tasarısı idi. Bu tasarı ile anonim şirketlerin denetiminin 3568 sayılı yasaya göre yetki almış meslek mensupları ve meslek şirketleri aracılığıyla denetlenmesi noktasında Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın bütün yetkilileri ve sayın bakanı ile belli bir mutabakata varmıştık ve verilecek bir önergeyle ticaret kanunu yasa tasarısında istediğimiz yönde bir değişiklik yapılması aşağı yukarı kesinleşmişti. Bunu da biraz önce belirttiğim yoğun gündem nedeniyle belki genel seçimler sonrasına kalacağı anlaşılıyor. Kaza geçenlerde yine burada yaptığımız Sosyal Güvenlik Bakanı’mız, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’mız sayın Mehmet Moğoltay’ın da katıldığı ve uzun bir konuşma yaparak bizim mesleki sorunlarımıza da değindiği toplantı vesilesiyle ve daha sonra Ankara’da kendileriyle ve bürokrat arkadaşlarla yaptığımız görüşmelerde hepimizin özlemi olan topluluk sigortası tasarısıyla ilgili belli bir çözümün bulunmasının da an meselesi olduğunu gözlemlemiştik. Bütün bu yasal beklentilerimiz bütün bu yasal çalışmalarımız öyle zannediyorum ki gene azimle, inatla, el birliğiyle gönül birliğiyle izlememiz sonucu biraz gecikerek de olsa hayata geçecektir ama dediğim gibi bizim üzüntümüz beklenmedik gelişmeler nedeniyle umduğumuz çabuklukta sonuçlanamamış olmasıdır.

Değerli arkadaşlarım, bu yasal çalışmalarımızın dışında odalar birliğimizin çalışmaları odalarımızın çalışmalarıyla meslek camiamızın toplumda, kamuoyunda, medyada kabul ettirilmesi noktasında hepimizin yakından izleyebildiği gibi önemli çabaların çalışmaların içindeyiz. Yeterli midir, beklediğimiz sonucu aldık mı? Hayır. Ama Türkiye gibi binlerce odası, pek çok sendikası, siyasi partisi, çok çeşitli sivil örgütleri olan bir toplumda çok kısa sürede bütün medyanın önüne geçmek bütün kamuoyunu anında etkilemek mümkün değildir. Bunun yolu önümüze çıkan fırsatları iyi değerlendirmek gündemi yakalamak ve camiamızı yakından ilgilendiren gelişmeler olduğunda alabildiğine etkin bir şekilde görüşlerimizi ortaya koymaktır. Biz işletme yönetim merkezi vesilesiyle bunu yapmaya çalıştık ve o vesileyle de televizyonlarda basın organlarında geniş ölçüde yer aldığımızı zannediyorum.

Değerli arkadaşlarım, bir önemli noktayı dikkatinize sunmak istiyorum. 1992 yılının sonunda yayınlanmış bulunan ve 1994 yılı başından itibaren zorunlu olarak uygulanacak olan tek düzen hesap planının bugünden itibaren bütün meslektaşlarımızın bütün odalarımızın gündemin en etkin biçimde yer almasını istiyorum. Çünkü değerli arkadaşlarım, biz işletme defteri tutmaya mahkum bir camia değiliz. Biz çağdaş ölçülerde gelişmiş muhasebe sistemini uygulamak üzere kurulmuş bir meslek camiasıyız. Fakat 1950 yılından beri o günün şartlarında yeteri derecede muhasebeci olmadığı için, toplumda yeteri ölçüde yetişmiş insan bulunmadığı için vergi düzenimize girmiş olan işletme defteri ne yazık ki bugün bir temel düzen haline gelmiştir. Biliyorsunuz mükelleflerimizin çok büyük çoğunluğu işletme defteri tutuyor, çok küçük bir kısmı 170 bin civarında gelir vergisi mükellefi sadece bilanço esasında defter tutuyor. Bunun yanına kurumları da koyarsanız en fazla 300 bin civarında bir birinci sınıf mükellefle yani bilanço esasında defter tutan mükellefle karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. Ama muhasebe demek öncelikle bilanço esasında defter tutmak demektir. Sisteme bakıyoruz vergi mükelleflerinin büyük kısmı götürü usule tabi çok büyük kısmı işletme defteri tutuyor, küçük bir azınlıkta bilanço esasında defter tutuyor ve biz bu toplumda çağdaş uluslar arası standartta bir muhasebe düzeni uygulayacağız, diyoruz. Ortada alan yok, saha yok, imkan yok ama bizim iddiamız var. İşte bu iddiamızı gerçekleştirebilmek için önümüzde bir fırsat var. Tek düzen hesap planının biz camia olarak sahip çıkmalıyız. Bununla ilgili eğitimlerimizi tamamlamalıyız ve bu tebliğin uygulanmasının ertelenmesine kesinlikle müsaade etmemeliyiz. Bunun yolu da dediğim gibi eğitimimizi donanımımızı en iyi şekilde yapmaktan geçiyor.



Dostları ilə paylaş:
  1   2   3   4
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə