9 Nisan günü Osmanlı Mimarı Koca Sinan’ın Hakka kavuştuğu gün olup "Mimar Sinan’ı Anma ve Türk Mimarlar Günü" olarak da ilan edilmiştir. "Dünya Mimarlar Günü" ise Ekim ayı başlarında kutlanmaktadır

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 7.32 Kb.
tarix29.10.2017
ölçüsü7.32 Kb.

Mimar Sinan

9 Nisan günü Osmanlı Mimarı Koca Sinan’ın Hakka kavuştuğu gün olup “Mimar Sinan’ı Anma ve Türk Mimarlar Günü” olarak da ilan edilmiştir. “Dünya Mimarlar Günü” ise Ekim ayı başlarında kutlanmaktadır. Mimar Sinan Osmanlı padişahları Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim ve III. Murad dönemlerinde başmimarlık yapmıştır. 1492’de Kayseri’de doğduğu 1588’de İstanbul’da vefat ettiği bilinir. Elli yıllık meslek hayatı boyunca 300’den fazla esere imza atmıştır. Gençlik hayatı hakkındaki bilinenler azdır. Babasının adının Abdülmennan olması ve devşirme iddiaları dikkat çekicidir. Doğum tarihi göz önüne alındığında, ailesinin Kemal Reisler tarafından İspanya’dan Anadolu’ya taşınan bir Endülüs yadigarı olabileceği de düşünülebilir. 1510-1520 yıllarında İstanbul’da Acemi Ocağı’na alınmış ve yeniçeri olarak yetiştirilmiştir. Yavuz Sultan Selim zamanında Mısır, Padişah Kanuni Sultan Süleyman zamanında ise Belgrad, Rodos, Mohaç, Viyana ve Moldavya seferlerine katıldı. Irak seferinde Van gölünde kullanılmak üzere gemi inşa etmiştir. Köprüler ve su kemerleri yaparken askeri alanda mühendis olduğu da anlaşılmaktadır. Aynı dönemdeki İtalyan askeri mühendisi Leonardo da Vinci niyeyse hep çizerken ve çizimleriyle tanınırken, Koca Sinan habire inşaatlar yapmış! Hala ayakta kalan Büyükçekmece Köprüsü üzerindeki mühründe “Değersiz ve muhtaç kul, Saray özel mimarlarının başı” yazar. Ne tevazudur bu!

Süleymaniye Külliyesi ve Haseki Hürrem Sultan Külliyeleri gibi pek çok eser inşa etmiştir. Külliye ne demektir? Külliye, medrese, okul, imaret, kütüphane, aşevi, darüşşifa, hamam, misafirhane, çarşı ve camiden oluşan bir yapılar topluluğudur. Özetle külliyelerin şimdiki üniversite kampüslerinden fazlası vardır, eksiği yoktur. Hassa Mimarları Ocağı’nın başına getirilmiştir. Beşiktaş’taki Sinan Paşa Camii gibi, Rüstem Paşa, Mihrimah Sultan, Süleymaniye ve Selimiye gibi pek çok camii, han, hamam ve köprü inşa etmiştir. Ayasofya’nın ayakta kalması için onarımına çokça çaba sarfettiği bilinir.

İlk zamanlarda inşa ettiği camilerde, orta kubbenin dört ayağa oturduğu ve dört yönde birer yarım kubbeyle desteklediği merkezi plan şemasını kullanmaktaydı. Ustalık eseri olan Selimiye Camii ise onikigen şekilli sekiz ayağa oturan ve yaklaşık 32 metre çapındaki tek görkemli kubbesiyle örtülü merkezi plan aşılamayan bir eser olarak tarihe geçti. II.Selim’in Edirne yaptırdığı bu cami 1575’lerde tamamlanmıştır. İbadet mekanı 40 metre boyunda, 60 metre enindedir. Kubbe yüksekliği 41, üç şerefeli minare yükseklikleri 71 metredir. Minarelerin ikisinin her bir şerefesine, birbiri içine kıvrılarak yükelen üç ayrı merdivenden çıkılır. Rivayete göre caminin yapılacağı arsanın sahibi, camide lale motifi istemiştir. Mimar Sinan da müezzin mahfilinin mermer ayaklarından birinin altına ters bir lale motifi işlemiştir. Camilerdeki ses akustiği ve yanan kandillerin isinin önlenmesi için alınan tedbirler olağanüstüdür. Camideki kandillerin yanında deve kuşu yumurtaları bulunmuştur. İnsanların hissetmediği bir koku yayan bu yumurtaların, örümcekler gibi bazı haşeratı uzak tutuğu ileri sürülür.



Yine ideal bir hayat hikayesi. Güzel bir eğitim almış, arazide uygulamalar yapmış, devlete hizmet etmiş, pek çok tecrübe yaşamış ve sayısız eser bırakmış kıyamete kadar anılacak tarihi bir kişilik. Bütün gün kahvelerde (ya da kafelerde) oturacağına, okey veya bilgisayar oynayacağına, manzaraya dalıp gününü gün edeceğine, sosyal medya takip edip dedikodu yapacağına; başka bir yolu takip etmiş. Tabii ki dönemin yönetiminin en güzel tarafı da bu başarıları desteklemesidir: Çevresince ve yöneticiler tarafından takdir edilmiş, önü açılmış, kıskançlıklar engellenmiş. Padişah, Koca Sinan’ı “Benim dediğimi yapacaksın” diye mimarbaşılığa getirmemiş. Eğer öyle olsaydı; bunca eser ve başarı ortaya çıkmazdı. O muhteşem yüzyılın özelliği işte buydu: Bir makama “Baş” lar atanırken, kriterler ve liyakat ölçüleri göz önüne alınırdı.

Dostları ilə paylaş:
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə