Ab kurumlari

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 67.99 Kb.
tarix30.12.2018
ölçüsü67.99 Kb.

AB KURUMLARI
Avrupa kurumları, birleşik bir Avrupa inşa etmek amacıyla Ikinci Dünya Savaşı sonrasında başlayan, genel Avrupa bütünleşmesi sürecinin çekirdegidir. 15 Üye Devlet ve AB ile birleşmeyi bekleyen 13 Devletle, Avrupa bütünleşme süreci, Avrupa'da barışı korumayı ve ekonomik ve sosyal gelişmeyi teşvik etmeyi amaçlamaktadır.

AB 3 Topluluk üzerine inşa edilmiştir: 1951 yılında Paris Antlaşması ile kurulan Avrupa Kömür ve Çelik Toplulugu (AKÇT), 1957 yılında Roma Antlaşması ile kurulan Avrupa Atom Enerjisi Toplulugu (EURATOM) ve 1992 yılında Maastricht Antlaşması ile Avrupa Birligi (AB) olarak adlandırılan Avrupa Ekonomik Toplulugu (AET). Üç Avrupa Toplulugu tarafından paylaşılan AB kurumları, birbirini tamamlamakta olup, her birinin AB karar alma sürecinde üstlendigi bir rol vardır. AB'yi benzersiz, gerçek ve daha geleneksel uluslararası kuruluşlardan farklı kılan unsur AB'nin kurumsal yapısıdır. AB, kuruluşundan itibaren ilerici bir evrim göstermiştir. 1986 yılında Tek Avrupa Senedi, 1992 yılında Avrupa Birligi'ne ilişkin Maastricht Antlaşması ve 1997 yılında Amsterdam Antlaşması ile kuruluş Antlaşmalarında yapılan degişikliklerle Avrupa Birligi'nin sorumlulukları genişletilmiş, Avrupa kurumlarının büyüklügü ve sayısı artırılmış ve bu kurumlar Avrupa bütünleşmesine giden yolu sürdürmek üzere güçlendirilmişlerdir. Böylelikle, başlangıçta yalnızca altı Üye Devletle bir serbest ticaret alanı olan AB; 15 Üye Devletin malların, insanların, hizmetlerin ve sermayenin serbestçe dolaşabildigi Tek Pazar'ın oluşumunu gerçekleştirdikleri bir alana evrimleşmiştir. Ekonomik ve Parasal Birlikle Üye Devletler arasında saglanan yüksek ölçüde ekonomik yakınlaşma, tek Avrupa Para Birimi olan 'euro'nun dogmasına hazırlık yapmıştır. Bunların yanısıra, tarım politikası, istihdam politikası, bölgesel politika, vb gibi ortak politikalar, 15 Üye Devleti ortak ilgi konuları üzerinde karar almak üzere biraraya getirir. AB'nin ilerici evrimi, kurumlarının paralel evrimi olmaksızın asla gerçekleşemezdi. AB kurumlarının demokratik temelleri zamanla güçlendirilmiş ve karar alma usulleri daha etkin hale gelmiştir. Ancak, XXIinci yüzyılın eşiginde Avrupa kurumları cesaret isteyen bir işle yüzyüzedir. AB'nin gelecekte orta ve dogu Avrupa ülkelerini, Kıbrıs, Malta ve Türkiye'yi içine alacak şekilde genişlemesi, gelecekte 28 veya daha fazla Devletten oluşan bir birlik yaratacaktır. Ancak, başarının anahtarı AB kurumlarının karar alma kapasitesini koruma ve Antlaşmalarla verilen görevleri yerine getirme yetenegine baglı olacaktır. AB Üyesi 15 Devlet bu amaçla ve Amsterdam Antlaşması ile üstlenilen görevlerin ardından Hükümetlerarası 2000 Konferansı'na girişmişlerdir. Konferans sonunda Antlaşmalar, Avrupa kurumlarına Avrupa bütünleşme sürecini sürdürebilme ve güçlendirebilme yetenegi kazandıracak şekilde yeniden gözden geçirilecektir.


AB kurumları demokratik yöntemle seçilen bir Parlamentodan, Üye Devletleri temsil eden bir Konseyden ve mevzuat hazırlama ve uygulama yetkisine sahip bir Komisyondan oluşmaktadır. Ayrıca, Topluluk yasalarına uyulmasını saglayan bir Adalet Divanı ve AB bütçesini izlemeyi amaçlayan bir Sayıştay da AB bünyesinde yer almaktadır. Bunların yanısıra, ekonomik, sosyal ve bölgesel çıkarları temsil eden danışma organları da mevcuttur. Avrupa Yatırım Bankası, AB bünyesinde ekonomik gelişmeyi finanse etmektedir. Ekonomik ve Parasal Birligi (EPB) uygulamaya geçirmek amacıyla ise Avrupa Merkez Bankaları Sistemi (AMBS) ve Avrupa Merkez Bankası (AMB) kurulmuştur. Ombudsman'lık Kurumu ise, tüm Topluluk kurumlarının yönetiminde iyi uygulamaların geliştirilmesini ve AB kurumlarına ilişkin vatandaş şikayetlerinin dikkate alınmasını sağlamaktadır.

AVRUPA PARLAMENTOSU
Avrupa Parlamentosu, AB halklarının demokratik siyasi iradesini temsil eder. 370 milyon AB

vatandaşı, dogrudan seçimle işbaşına gelen temsilcileri aracılıgıyla Avrupa bütünleşme sürecine katılmaktadır. AB'nin Demokratik Temellerinin Güçlendirilmesi Avrupa Parlamentosu ulusal parlamentolarla benzer yetkilere sahiptir. Parlamentonun öncelikli amaçları kanun yapmak, bütçeyi kontrol etmek ve yürütme erkini denetlemektir. Ancak, Avrupa Parlamentosu'nun günümüzdeki sorumlulukları kuruluş Antlaşmalarında ve özellikle Maastricht Antlaşması ile Amsterdam Antlaşması'nda ardarda yapılan degişikliklerin sonucudur. Kuruldugunda salt danışma meclisi olarak göreve başlayan Avrupa Parlamentosu günümüzdeki şekline evrimleşerek bir yasama parlamentosu haline gelmiştir. AB Üyesi Devletler zaman içinde Parlamento'nun sorumluluklarını genişleterek ve güçlendirerek AB'nin demokratik temellerini pekiştirme iradelerini sergilemişlerdir.



Yasama yetkisi: Parlamento'nun sorumluluklarından birisi yasa yapmaktır. Komisyon mevzuat önerilerinde bulunurken, Parlamento Avrupa Birligi Konseyi ile (veya Konsey tek başına) çok sayıda alanda mevzuat kabul eder. Parlamento'nun Topluluk düzeyinde alınan kararlara katılımı 4 usul çerçevesinde gerçekleşir; danışma usulü, işbirligi usulü, ortakkarar usulü ve Parlamento'nun uygunluk görüşü. Bunlar içinde en önemlisi ortakkarar usulüdür. Diğer usuller nelerdir?

Danışma usulünde, Konsey tarafından mevzuat önerisi kabul edilmeden önce Parlamento'nun görüşünün alınması gerekmektedir. Bu usul, örnegin tarım fiyatlarının incelenmesinde uygulanmaktadır.

İşbirliği usulü, önerilen mevzuatın Parlamento tarafından iyileştirilmesine olanak saglamaktadır. Bu usul, araştırma, çevre ve gelişme de dahil olmak üzere, çok sayıda alanda uygulanmaktadır.

Uluslararası anlaşmaların imzalanması, yeni Üye Devletlerin Birlige katılması, Avrupa Merkez Bankası'nın görev ve yetkileri, vb. gibi önemli belirli kararlarda Parlamento'nun uygunluk görüşünün alınması gerekmektedir. Bu ise, Parlamento'nun uluslararası anlaşmaları onaylama veya reddetme hakkına sahip oldugu anlamına gelmektedir. Parlamento, insan haklarını koruma kaygısıyla bu yetkisini kullanarak üye olmayan ülkelerden insan hakları kayıtlarını geliştirmelerini istemektedir.

Ortak-karar usulü Avrupa Parlamentosu ile Konseyi eşit düzeye getirmektedir: Ortak karar usulü ile, Parlamento ve Konsey karar alma yetkisini eşit biçimde paylaşırlar. Bu ise, Parlamento'nun resmi mutabakatı olmadan herhangi bir metnin kabul edilemeyecegi anlamına gelmektedir. Bu usul, işçilerin serbest dolaşımı, tüketicinin korunması, egitim, kültür, saglık ve Avrupa-ötesi aglar gibi çok çeşitli konular için Maastricht Antlaşması ile uygulamaya konmuştur. Amsterdam Antlaşması bu usulü istihdam, işyeri açma özgürlügü, erkek ve kadınlara eşit ücret, vb gibi konulara yaygınlaştırarak Parlamento'yu güçlendirmiştir. Ortak-karar alma, standart usul olmakla birlikte, yine de Parlamento'nun nüfuzunun daha az oldugu önemli bazı alanlar da vardır.

Bütçe ile ilgili yetkiler: AB bütçesi her yıl Aralık ayında Avrupa Parlamentosu tarafından onaylanır. Bütçe usulü, Parlamento'ya Komisyon'un ilk önerilerinde ve Üye Devletlerin Konsey'deki konumlarında degişiklik yapılmasını önerme olanagı tanımaktadır. Tarımsal harcamalar ve uluslararası anlaşmalardan doğan masraflar konusunda son sözü söyleme yetkisi Avrupa Birligi Konsey'ine aittir, ancak örnegin, egitim, sosyal programlar, bölgesel fonlar, çevre ve kültür projeleri gibi diger harcamalar konusunda Parlamento, Konsey'le yakın işbirligi yaparak karar alır. Bütçe kabul edildikten sonra, Parlamento, Bütçe Denetim Komisyonu aracılıgıyla kamu fonlarının uygun biçimde kullanılıp kullanılmadıgını izler ve Komisyon'un bütçeyi yönetmesiyle ilgili yıllık bir degerlendirme yapar. Yürütme erkinin demokratik denetimi Parlamento yürütme erki üzerinde demokratik denetim uygular. Bu nedenle Parlamenterler soruşturma komiteleri kurabilir, Komisyon'a ve Bakanlar Konseyi'ne yazılı ve sözlü soru sorabilirler. Avrupa Parlamentosu, Komisyon ile ilgili olarak, her beş yılda bir Komisyon Başkanı'nın ve üyelerinin atanma sürecinde çok önemli bir rol oynar. Bu yetki, Komisyon'u kınama hakkına ek olarak kullanılmakta olup, kınama kararının kabul edilmesi Komisyon'u istifaya zorlayacagı için, bu hak güçlü bir siyasi silahtır. Parlamento ayrıca, Komisyon'un Parlamento'ya sunmakla yükümlü oldugu aylık ve yıllık raporları da inceler. Parlamento ayrıca Konsey üzerinde demokratik denetim uygular: Konsey Başkanı başkanlıgının başlangıcında programını sunmak zorunda olup, başkanlık dönemi bitiminde programın hesabını verir. Başkan ayrıca her Avrupa Konseyi toplantısının sonuçları, ortak dış politika ve güvenlik politikasının geliştirilmesi konusunda kaydedilen gelişme ile adalet ve içişleri konularında (iki alanda hükümetlerarası esasa göre karar alınır) rapor vermek zorundadır. Son olarak, ekonomik ve parasal birlik üzerinde demokratik denetim yetkisini kullanmak amacıyla, Avrupa Merkez Bankası Başkanı Parlamento’ya yıllık rapor sunmak ve düzenli aralıklarla, Parlamento parasal işler komitesinde hazır bulunmak zorundadır.

Parlamento’nun Örgütlenme Biçimi


AB'de soldan saga kadar belli başlı tüm siyasi egilimler Parlamento'da temsil edilir. Dogrudan seçilen üyeler ulusal heyetler biçiminde degil, (halihazırda sayısı sekiz olan) siyasi gruplar şeklinde örgütlenirler. Parlamento'da etkin çalışmaların büyük bölümü, tarımdan ortak dış ve güvenlik politikasına, hukuk işleri ve vatandaşlık haklarından yurtdışı işbirligi ve gelişmeye kadar degişen tüm alanlarda AB etkinliklerini kapsayan 20 komitede gerçekleştirilir. Parlamento Üye Devletlerin ulusal Parlamentolarıyla ve tüm dünya ile dostça ilişkilerini de sürdürür. Parlamentoda her 5 yılda bir seçilen 626 üye görev yapar. Parlamento'nun aylık genel oturumları Strazburg'da, komite toplantıları ve ek oturumları Brüksel'de yapılır. Genel Sekreterlik Lüksemburg'dadır.

Parlamentoya başvuru hakkı nedir?

Avrupa vatandaşları bireysel olarak veya grup halinde Parlamento'ya başvurma hakkına

sahip olup, Avrupa Birligi'nin sorumluluk alanına giren konularda magduriyetlerinin telafi

edilmesini isteyebilirler.

AVRUPA BİRLİĞİ KONSEYİ

Avrupa Birligi Konseyi, Üye Devlet temsilcilerinin ve genellikle bakanlarının biraraya geldigi ve 15 AB Üyesi Devletin dogrudan çıkarlarını ifade ettikleri ve taahhüt altına girdikleri organdır. Konsey Avrupa bütünleşme sürecinin tanımlanmasında temel rol oynar. AB'nin Geleceğini Kararlaştırmak Genellikle Bakanlar Konseyi olarak bilinen Konsey'in dünyada herhangi bir yerde eşdegeri bulunmamaktadır: (bazen Parlamento ile birlikte hareket ederek) çok sayıda AB mevzuatı hakkında kesin karar alır. AB'nin siyasi amaçlarını belirler, Üye Devletlerin politikaları

arasında eşgüdümü saglar. Kendi aralarında ve diger kurumlarla farklılıkları çözümler. Avrupa'nın geleceginin belirlenmesinde en önemli kararlar Konsey tarafından alınmaktadır.

Konsey nasıl karar alır?

Iç pazar, çevre, araştırma, gelişme, vb. gibi çogu konuda Komisyon öneride bulunmakta ve Konsey (bazen Parlamento ile birlikte) nitelikli çogunluk oyu ile karar almaktadır. Konsey'de Üye Devletlere tanınan agırlıklar aşagıda belirtildigi gibidir: Almanya, Fransa, Italya ve Birleşik Krallık 10'ar oy, Ispanya 8, Belçika, Yunanistan, Hollanda ve Portekiz 5'er oy, Avusturya ve Isveç 4, Danimarka, Irlanda ve Finlandiya 3 ve Lüksemburg 2 oy. Toplam oy sayısı 87 ve nitelikli çogunluk 62'dir. Oybirligine tabi olmaya devam eden alanlar vergilendirmeyi, endüstriyi, bölgesel ve sosyal fonları, vb içermektedir. Ancak, iki alanda karar alma süreci hükümetlerarası esasa dayanmaktadır. Birinci olarak, Birligin güvenligi ile ilgili Ortak Dış Politika ve Güvenlik Politikası konusunda tüm yetkiler Konsey'de toplanmıştır. Bu ise, önerilerde bulunma ve bu önerileri normal olarak oybirligi ile kabul etme yetkisinin Komisyon'a degil Konsey'e ait oldugu anlamına gelmektedir. Böylelikle, Üye Devletleri iradelerine aykırı olarak herhangi bir kararı kabul etmeye zorlamak mümkün olmamakta ve Divanın yargı yetkisi neredeyse tümüyle dışlanmaktadır. Adalet ve Içişleri ile ilgili konularda (özellikle, terörizm, uyuşturucu kaçakçılıgı, dolandırıcılık gibi uluslararası suçlarla mücadele etmek amacıyla, cezai konularda polis ve Adli işbirligi) Konsey'in oybirligi ile hareket ettigi benzer bir sistem kurulmuştur.

Konsey'de nitelikli çoğunluk oylaması


Maastricht Anlaşması'nda, Konsey tarafından karara baglanan pek çok konuda "nitelikli çogunluk" ile karar alınması öngörülmektedir. Bu kural Amsterdam Antlaşması ile pekiştirilmiş olmakla birlikte, bazı konular (örnegin, Birlige yeni üyelerin katılması gibi) hala oybirligi ile karara baglanmaktadır. Topluluk mevzuatı Konsey tarafından veya ortak-karar alma usulü çerçevesinde Parlamento ve konsey tarafından kabul edilen Topluluk yasaları aşagıdaki biçimlerde olabilir:

• Yönetmelikler: bunlar, uygulanmaları için ulusal önlem alınmasına gerek olmadan Üye Devletlerce dogrudan uygulanırlar,

• Yönergeler: ulaşılacak amaçlar konusunda Üye devletler için baglayıcı olup, kullanılacak

şekil ve araçları seçme yetkisi ulusal mercilere bırakılmaktadır,

• Kararlar: bu kararlarda muhatap alınanlar için her yönüyle baglayıcıdır. Kararlarda Üye

Devletlerin tümü veya herhangi biri, işletmeler veya bireyler muhatap alınabilir.

• Tavsiyeler ve görüşler: baglayıcı degildir.

Konsey’in Örgütlenme Biçimi


Konsey'in her toplantısında, normal olarak hükümetini taahhüt altına sokmaya yetkili kılınmış bir bakan tarafından temsil edilen 15 Üye Devlet biraraya gelir. Normal olarak Brüksel'de düzenlenen bu toplantılara gündeme baglı olarak degişik bakanlar katılır: örnegin, tarım fiyatları ile ilgili görüşmelere tarım bakanları katılırken, istihdamla ilgili konular, çalışma ve sosyal işler bakanları tarafından ele alınır. Dış işleriyle ilgili genel konular ve Avrupa Birligi'ni ilgilendiren belli başlı konular, dışişleri bakanları tarafından ele alınacak konulardır. Bakanlar bu toplantılara ancak kısa sürelerle katılabilirler. Bu nedenle, Konsey çalışmalarında gerekli hazırlıkları yapmak ve sürekliligi saglamak için, Üye Devletlerin Topluluk büyükelçilerinden oluşan Daimi Temsilciler Komitesi (COREPER) kurulmuştur. Daha alt düzeyde, belli konuları incelemeyi amaçlayan çok sayıda COREPER komiteleri veya çalışma grupları görev yapar. COREPER, yalnızca en çetin ve en hassas konuların bakanlar düzeyinde ele alınmasını saglar. Genel Sekreterlik, Konsey'e elverişli bir altyapı ve fikri destek saglayan daimi görevlilerden oluşur. Ayrıca Konsey'in resmi belgelerini ve arşivini de muhafaza eder. Konsey Başkanlıgına yardımcı olan Genel Sekreter tarafından yönetilir. AB'nin sorumlulukları genişledikçe ve derinleştikçe Konsey Başkanlığı da giderek daha fazla önem kazanmıştır. Başkanlık altı aylık dönemler için sırayla Üye Devletler tarafından yapılır. Başkanlık görevini üstlenen Üye Devlet, tüm Konsey toplantılarına başkanlık yapar. Başkanın görevleri Konseyi toplanmaya çagırmak ve toplantılara başkanlık etmek, oylama çagrısı yapmak ve toplantılarda kabul edilen resmi belgeleri imzalamak, Konsey tarafından sunulan sorunlara pragmatik çözümler bulmak olup, başkan karar alma sürecinde tutarlılıgı ve sürekliligi saglamaya çalışır. Ortak dışişleri ve güvenlik politikası konularında dış dünyaya karşı AB'yi temsil eder.

Avrupa Konseyi (The European Council): AB Üyesi 15 Devletin Devlet veya Hükümet Başkanlarından oluşur ve AB'ye yol gösterici genel siyasi kurallar saglamayı amaçlar. Yılda en az iki kez toplanır.

Avrupa Konseyi (The Council of Europe): 1949 yılından bu yana Avrupa çapında kültür, egitim ve insan haklarının korunmasına ilişkin anlaşmalar kabul eden, Türkiye’nin de içinde oldugu 41 ülkenin üye oldugu hükümetlerarası bir örgüttür. AB çerçevesi dışında, ancak AB ile yakın işbirligi içinde faaliyet gösterir.

AVRUPA KOMİSYONU


Komisyonu oluşturan 20 komiser ve 16,000 personel olmaksızın AB'nin çalışması mümkün

degildir. AB'nin politika oluşturma sürecinin merkezinde yer alan Komisyon, AB'nin can damarıdır.

Avrupa Komisyonu, Birlik politikalarına ve önceliklerine ilişkin temel kararları alan organ degildir. Bunun Konsey'in görevi oldugu belirtilmiştir. Ancak, Komisyon, diger kurumların gaye ve amaçlarına ulaşmalarını saglayan bir kurumdur: mevzuat önerileri hazırlar, Antlaşmaların koruyucusudur, AB politikalarını ve uluslararası ticareti yürütür.

Mevzuat girişimi

Birligin kanun yapma süreci, üç kurum arasında etkin işbirligine baglıdır: Komisyon öneride bulunur, Parlamento tavsiyede bulunur ve Konsey bazen Parlamento ile birlikte karar verir. Bu nedenle, Komisyon önerisi olmadan Topluluk yasaları benimsenemez. Komisyon öneride bulunurken, Avrupa çıkarlarını belirlemek için hükümetlerin, endüstrinin, sendikaların, özel çıkar gruplarının ve teknik uzmanların görüşlerini alır ve bunları mevzuat önerisinde yansıtır. Komisyon mevzuat tasarılarını hazırlarken, AB'nin yalnızca, tasarı hazırlama işinin ayrı ayrı Devletlere bırakılmasından daha etkin olacagı durumda; girişimde bulunmasını saglamak için "yetki yerindeligi" ilkesini de uygular. Ancak, Komisyon'un münhasıran girişimde bulunma hakkına sahip olmadıgı ve hükümetlerarası işbirligini gerektiren iki alan vardır: Ortak Dışişleri ve Güvenlik politikası ile Adalet ve Içişleri (suçla ilgili konularda polisler arasında işbirligi ve adli işbirligi).

Antlaşmaların Koruyucusu

Komisyon, Antlaşmaların önde gelen koruyucusudur. Bu, ne anlama gelmektedir? Komisyon tarafsız bir organ olarak Antlaşmaların ve Topluluk mevzuatının Devletler, firmalar, örgütler ve diger Topluluk kurumları tarafından dogru uygulanmasını saglar. Örnegin, Komisyon Antlaşma kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal eden şirketlere (fiyat belirleyen, çok sayıda hisse senedi satın alarak piyasayı denetleyen karteller, vb) para cezası uygulayabilir veya Antlaşmalar veya Topluluk yasaları kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal eden Devletler aleyhinde Avrupa Adalet Divanı'nda dava açabilir.

Yönetici ve Müzakereye Yetkili Taraf

Komisyon, AB'nin yürütme kurumudur. Geniş sorumlulukları vardır: Konsey mevzuatının ayrıntılarına ilişkin kural koyma yetkilerini devretmiştir, Antlaşmanın rekabetle ilgili kurallarını uygular, belli bir ölçegin üzerindeki birleşme ve satın alma operasyonlarını düzenler, Topluluk pazarını üçüncü ülkelerin damping eylemine karşı koruyacak önlemler alabilir. Komisyon ayrıca, Birligin, tarımsal harcamaların ve (Yapısal Fonlar aracılıgıyla) bölgesel kalkınma giderlerinin hakim oldugu yıllık bütçesini yönetir. Komisyon, Avrupa Toplulugu ile üçüncü ülkeler arasındaki ticaret ve işbirligi anlaşmaları müzakere etmeye yetkilidir. 100'den fazla ülke ile anlaşmalar imzalanmıştır. Örnegin, Türkiye de dahil olmak üzere güney Akdeniz ülkeleri AvrupaAkdeniz Ortaklıgı çerçevesinde Avrupa kalkınma yardımından yararlanmaktadırlar. Orta ve Dogu Avrupa'da bulunan aday ülkeler, AB üyeliginin hazırlık aşaması olarak Ortaklık Anlaşmaları imzalamışlardır. Ayrıca, Türkiye AET ile 1963 yılında bir Ortaklık Anlaşması imzalamış ve bu Anlaşma 1996 yılında Gümrük Birligi'nin kurulmasına yol açmıştır. Türkiye'yi AB üyeligine hazırlamak için Türkiye ile Avrupa Toplulugu arasında bir Katılım Ortaklıgı Belgesi'nin de 2000 yılı sonuna kadar imzalanması planlanmaktadır.



Komisyon'un demokratik hesap verme sorumluluğu

Başkan ve 20 Komiser, hükümetler tarafından ortak uzlaşmayla atanırlar. Ancak, göreve başlayabilmeleri için atamanın Avrupa Parlamentosu tarafından onaylanması gerekir. Ayrıca, parlamentoda güvensizlik oyu ile Komisyonun toplu olarak istifası istenebilir – ancak bu yetki şimdiye kadar kullanılmamıştır.



Komisyon Üyeleri Kimlerdir?

Komisyon'un sahip oldugu en degerli nitelik tarafsızlıgıdır. 20 Komiser (Konsey'de oldugu gibi) kendi hükümetlerinin temsilcileri degillerdir. Aksine, siyasi önderlik ve yönlendirme işlevini üstlenen komiserler ulusal hükümetlerinden tümüyle bagımsız olmakla ve yalnızca AB menfaatine hareket etmekle yükümlüdürler. Bu tarafsızlık ve baglılık, Komisyonun gerektiginde Üye Devletler arasındaki ihtilaflarda etkin ve dürüst biçimde arabuluculuk yapmasına olanak saglamaktadır. 20 komiser görevlerini yerine getirirken güçlü bir deneyim harmanını biraraya getirirler. Bazıları kendi ulusal parlamentolarında veya Avrupa Parlamentosu'nda üyelik yapmış ve çogu kendi ülkelerinde bakanlık görevi üstlenmişlerdir. Üyeler 5 yıllık bir süre için atanmakta olup, Üye Devletler arasındaki dagılımları aşagıda belirtildigi gibidir: Fransa, Almanya, Birleşik Krallık, Italya ve Ispanya'dan ikişer ve AB Üyesi diger Devletlerden birer komiser. Üyeler önerileri kabul etmek, politika belgelerine son şeklini vermek ve öncelikli politikalarını görüşmek üzere haftada bir kaz toplanırlar. Komisyon'da esas olarak Brüksel'de yerleşik olarak görev yapan idari personel de vardır. Idari personel 24 genel müdürlüge (GM) ve ilave uzman servislere (örnegin, hukuk servisi tüm GM'lere hukuki önerilerde bulunur ve kanuni incelemelerde Komisyonu temsil eder) dagılmış 16.000 görevliden oluşur. Her GM, GM'nin çalışmalarının siyasi ve işletimsel sorumlulugunu üstlenen Komisere karşı sorumlu olan bir genel müdür tarafından yönetilir.


AVRUPA ADALET DİVANI VE ASLİYE MAHKEMESİ


AB'nin önemli bir istisnai niteligi de, Avrupa Birligi'ni gerçekleştirmek için, kuruluşundan bu yana yalnızca hukuku kullanmış olmasıdır. AB hukuki belgelerle Roma ve Paris Antlaşmaları tasarlanmış olup, ulusal hukuktan ayrı ve üstün olan bagımsız yeni bir hukuk Topluluk hukuku yaratmıştır. AB bu hukuk sistemini korumak için, etkin bir adli organ olan Adalet Divanı'nı kurmuştur.
Topluluğun Adli Koruma Mekanizması

Adalet Divanı kararları Topluluk hukukunu Avrupa vatandaşları için gerçeklige dönüştürmüştür. Avrupa Adalet Divanı'nın genel anlamda başlıca görevleri Topluluk hukukunun uygulanmasını saglamak, Üye Devletlerle Topluluk arasındaki ve Topluluk kurumlarının kendi aralarındaki uyuşmazlıklarında hakem olarak hareket etmek ve Topluluk hukukunun Topluluk içinde yeknesak biçimde yorumlanmasını ve uygulanmasını saglamaktır.

Adalet Divanı'nda hangi davalar açılabilir?

• Üye devletler veya Topluluk kurumları tarafından açılan davalar. Adalet Divanı Üye Devletlerin Antlaşmalar kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirip getirmedikleriniinceler veya Topluluk kurumları tarafından düzenlenen belgelerin Antlaşmalara uygunlugunu denetler.

• AB ulusal mahkemeleri tarafından açılan davalar. Adalet Divanı bu davalarda, ulusal bir mahkeme tarafından talep edildiginde, Antlaşmaların dogru yorumu veya Topluluk kurumları tarafından düzenlenen belgelere ilişkin yorumun geçerliligi konusunda görüş bildirir. Adalet Divanı, hazırlık kararı ile, Topluluk hukukunun Avrupa'da yeknesak biçimde yorumlanmasını ve uygulanmasını saglar.

• Adalet Divanı ayrıca Asliye Mahkemesi kararlarına yapılan itirazları da ele alır.


Tarafsız ve Bağımsız Bir Adalet Divanı

Avrupa Adalet Divanı'nda Üye Devletler tarafından ortak uzlaşmayla, yenilenebilir altı yıllık bir süre için atanan 15 yargıç ve 9 avukat görev yapar. Yargıçların ve avukatların bir özelligi de tarafsızlıkları ve bagımsızlıklarıdır. Yargıçlar Topluluk yargıçları olarak, ulusal hükümetlerinden tümüyle bagımsızdırlar. Avukatlar ne Toplulugu ne de Üye Devletleri temsil ederler: avukatlar yalnızca Divanda açılan davalarda yardımcı olarak ve baglayıcı olmayan görüşler bildirerek kamu menfaati namına hareket ederler. Yargıç'lar her üç yılda bir kendi aralarından Adalet Divanı Başkanı'nı seçerler. Başkan Divanın işlerini yönetir, duruşmalarda ve müzakerelerde başkanlık yaparlar. Adalet Divanı oturumlarında tüm üyeler hazır bulunur veya beş yargıçdan üçünün oluşturdugu heyetler hazır bulunur. 1954 yılından bu yana Adalet Divanında yaklaşık 10000 dava açılmıştır. Adalet Divanı, ulusal mahkama kararlarının temyiz edildigi bir mahkeme degildir. Divan yalnızca Topluluk hukuku ile ilgili konularda karar verir ve kararlarının temyiz olanagı yoktur. Topluluk Hukukunun Vatandaşlar İçin Gerçekliğe Dönüştürülmesi Adalet Divanı iki önemli kural koyarak katkıda bulunmuştur: Topluluk hukukunun Üye Devletlerde dogrudan uygulanması ve Topluluk hukukunun ulusal hukuktan üstün olması. Adalet Divanı (1963 yılında Van Gend en Loos gibi) bazı kararları esas alarak, Avrupa vatandaşlarının kendi ulusal mahkemelerinde Antlaşma hükümlerine ve Toplulugun diger hukuki belgelerine dayanabileceklerini belirlemiştir. Aynı zamanda, örnegin, Topluluk hukukuna aykırı olan ulusal bir kanunu uygulatmamak için çaba gösterebilirler. Adalet Divanı kararları bu iki ilkeye dayalı olarak, Topluluk hukukunu Avrupa vatandaşları için gerçege dönüştürmüştür.


Avrupa Adalet Divanı, Lüksemburg'da bulunan AB yüksek mahkemesidir ve Birlik

Antlaşmalarının uygulanmasını ve yorumlanmasını saglamayı amaçlar.


Avrupa İnsan Hakları Divanı, Strazburg'dadır ve insan hakları ihlallerine karşı koruma

saglamak için Avrupa Konseyi'ne baglı olarak görev yapar.


Uluslararası Adalet Divanı, Devletler veya uluslararası örgütler arasındaki uyuşmazlıkları

çözümleyen Birleşmiş Milletler organıdır ve La Haye'dedir.


Asliye Mahkemesi, Asliye Mahkemesi, bireylerin yararlanabilecegi adli koruma mekanizmalarını güçlendirmek ve Adalet Divanının iş yükünü hafifletmek için 1989 yılında kurulmuştur. Kuruluşundan itibaren yeni Mahkemenin bireyler ve şirketler tarafından Topluluk kurumları ve kuruluşları aleyhine açılan davaları ele alması amaçlanarak, Adalet Divanının en önemli davalar ve Topluluk hukukunun yeknesak yorumu üzerinde yogunlaşması saglanmıştır. Yeni mahkemenin çizgisini korumasını saglamak için, kararları Adalet Divanında temyiz edilebilmektedir. Asliye Mahkemesinde de Üye Devletler tarafından atanan 15 yargıç görev yapmakta ve Başkan yargıçlar tarafından seçilmektedir. Ancak bu mahkemede avukatlar bulunmamaktadır.

AVRUPA BİRLİĞİ SAYIŞTAYI


Üye Devletler, GSMH'lerine (Gayri Safi Milli Hasıla) baglı olarak ödeme güçlerine göre Topluluk bütçesine katkıda bulunurlar. Toplulugun bunun yanısıra, KDV'den ve Topluluga giren mallardan alınan gümrük resimlerinden elde edilen başka gelir kaynakları da vardır. Sayıştay yerine getirdigi işlevi ile Birlik içinde şeffaflıga çok önemli bir katkıda bulunur. Vergi yükümlülerini Topluluk bütçesinin sorumlu bir şekilde yönetildigi konusunda ikna eder.

Topluluk Bütçesinin Korunması

Kimileri Sayıştayı AB'nin "mali vicdanı", digerleri ise parasının "bekçi köpegi" olarak görürler. Her iki durumda da, Lüksemburg'da bulunan Sayıştay, AB'nin parasını bütçe kural ve yönetmeliklerine ve amaçlarına uygun olarak kullanmasının garantörüdür. Bu nedenle, Sayıştay fonların AB kurumları tarafından yönetimini kapsamlı ve ayrıntılı biçimde denetler, rapor ve görüşlerini yayınlar.

Kapsamlı ve ayrıntılı denetim

Sayıştayın 15 denetçisinin tek görevi, gelir ve giderlerde yasal yönetmeliklere ve muhasebe ilkelerine uyulup uyulmadıgını denetlemek degildir. Denetçiler aynı zamanda, mali yönetim hedeflerinin gerçekleşip gerçekleşmedigini, ne ölçüde ve hangi bedelle gerçekleştirildigini denetleyerek, Toplulugun parasının degerini karşıladıgından emin olmak isterler. Bu amaçla, AB fonlarına erişim hakkına sahip olan her kurum ve organ denetime tabidir ve istenen bilgi ve belgeleri Sayıştaya vermekle yükümlüdür. Yalnızca Avrupa kurumları Sayıştayın görev kapsamında olmayıp, Topluluk fonlarını yöneten ulusal, bölgesel ve yerel yönetimler ile Birlik içinde ve dışında Topluluktan yardım alanlar da herşeyin usulüne uygun oldugu konusunda Sayıştayı tatmin etmelidirler.

Raporlar, görüşler ve teminat bildirimi

Sayıştayın Topluluk fonlarının yönetimiyle ilgili gözlemleri her yıl Yıllık Raporda yayınlanarak, iyileştirilmesi mümkün olan ve arzu edilen alanlara dikkat çekilir. Sayıştay ayrıca bütçe yönetimiyle ilgili özel alanlarda özel raporlar da düzenleyebilir. Kurumlar, fon yönetimi ile ilgili bazı konularda rehberlige gereksinim duyduklarını düşündüklerinde Sayıştay'dan görüş isteyebilirler. Sayıştay ayrıca Avrupa Parlamentosuna ve Konsey'e bir Teminat Bildirimi de sunar. Bu bildirimde, hesapların güvenilir oldugu ve bu hesapların ilgili oldugu faaliyetlerin yasal ve düzenli oldugu onaylanır.

Topluluk bütçesinden nasıl harcama yapılır?

Topluluk bütçesi 1999 yılında 84 milyar euro olmuştur. Bütçenin kabaca yarısı Ortak Tarım Politikası (OTP) için harcanmış ve % 30 civarındaki önemli diger dilim AB bünyesinde ekonomik ve sosyal baglılıgı iyileştirecek bölgesel politikalara tahsis edilmiştir. Harcamalar Yapısal Fonlar, Birleşme Fonları, vb. gibi çeşitli fonlar aracılıgıyla aktarılmaktadır.
Ekonomik Ve Sosyal Komitesi
Ekonomik ve Sosyal Komite sivil toplumun geniş bir kesimini; sosyal ortakları (işverenler ve işçiler), üreticileri, çiftçileri, işadamlarını, zanaatkârları, kooperatifleri, küçük ve ortaölçekli işletmeleri, çevrecileri, tüketicileri, vb… temsil eder. Komite, Avrupa Konseyi'ne, Komisyon'a ve Parlamento'ya tavsiyelerde bulunarak AB'yi insanlara yakınlaştırmayı amaçlar. Konsey'e, Komisyon'a ve Parlamento'ya Tavsiyelerde Bulunma Ekonomik ve Sosyal Komite, Konsey'in, Komisyon'un ve Parlamento'nun danışma organıdır. Belirli politika alanlarında talep edildiginde görüş bildirirken, diger alanlarda kendi başına görüş ileri sürme hakkına sahiptir. Komite, kuruluşundan bu yana 3000'den fazla görüş benimsemiştir. Komite'nin görüşü alınmadan kabul edilmiş önemli bir kanun bulunmamaktadır. 222 üyeden her konuda ortak bir zeminde anlaşmalarını, ekonomik ve sosyal gruplar arasındaki çıkar çatışmalarını çözümlemelerini talep eden Komite, fikir birligi oluşmasına yararlı bir katkıda bulunur. Komite uluslararası, ulusal ve bölgesel muhataplarıyla iyi ilişkiler kurar. Bunlar, Avrupa'nın yapılandırılmasında sivil toplum katılımını saglamak ve Avrupa'yı kamuya yakınlaştırmak için önemli araçlardır. Komite üyeleri, Konsey tarafından 4 yıllık bir süre için atanırlar ve kabaca eşit büyüklükteki üç gruptan birine mensupturlar: işverenler (Iinci Grup), çalışanlar (IInci Grup) ve çeşitli çıkar grupları (IIIüncü Grup).
Tek Pazarın İzlenmesi
Üyelerin Birligin günlük ekonomik yaşamına katılımı karşısında, Komite Tek Pazarın kusurlu işleyişini inceleyecek ve bu duruma dikkat çekecek niteliklere sahiptir. Komite yılda iki kez, gelişmeleri gözden geçirmek üzere Üye Devletlerden muhabirlerin biraraya geldigi bir Tek Pazar Forumu düzenler. Forum, Komite'nin Tek Pazarın daimi izleme birimi olarak hareket etmesine olanak saglar.
Bölgeler Komitesi
Bölgeler Komitesi Avrupa Birligi'nin en genç kurumlarından biridir. Bu Komitenin kurulması, Üye Devletlerin bölgesel ve yerel kimlikleri yansıtma ve AB politikalarının geliştirilmesine ve uygulanmasına katılmalarını saglama yönündeki güçlü isteklerini yansıtmaktadır. Kendilerini dogrudan ilgilendiren çeşitli konularda yerel ve bölgesel mercilerin temsilcilerine danışılması yasal bir yükümlülüktür.

Hangi Konularda Komiteye Danışılır?

Avrupa sınırötesi (transAvrupa) aglar, halk saglıgı, egitim, gençlik, kültür, ekonomik ve toplumsal baglılık ile ilgili konularda, Ekonomik ve Sosyal Komite gibi bir danışma organı olarak kurulmuş olan Bölgeler Komitesine danışılır. Ancak, Komite tarım ve çevrenin korunması gibi, kentleri ve bölgeleri etkileyen diger politika konularında kendi başına girişimde bulunarak görüş ileri sürebilir. Komite çalışmalarını degişik komisyonlara dayalı olarak yürütür. Iki yıllık bir süre için seçilen büro, Brüksel'de bulunan Komite'nin çalışmalarını düzenler.

İkincilik İlkesinin Koruyucusu

Bölgeler Komitesi, ikincillik ilkesinin güçlü bir koruyucusu olmuştur. Komitenin 222 üyesi, bölge başkanları, kent belediye başkanları veya ilçe konseyleri başkanları gibi, vatandaşlara en yakın hükümet düzeylerinden seçilen görevlilerden oluşur. Üyelerin tümü, Birlik politikalarının ve mevzuatının vatandaşların günlük yaşamını nasıl etkiledigi konusunda dogrudan deneyime sahiptirler. Komite bu kaynaklarla, Birligin diger kurumlarına güçlü bir uzmanlık saglamakta ve bu kurumları etkileyebilmektedir.

İkincillik ne anlama gelmektedir?

Ikincillik, kararların vatandaşlara mümkün oldugunca yakın olan kamu mercileri tarafından alınması gerektigi anlamına gelmektedir.
AVRUPA YATIRIM BANKASI (AYB)
AYB, AB'nin finansman kurumudur ve yıllık 26 milyar euro tutarındaki kredi verme hacmi ile dünyanın en büyük bankasıdır. Görevi, AB Üyesi Devletler arasında ekonomik ve toplumsal baglılıgı ve dengeli kalkınmayı teşvik ederek Avrupa bütünleşmesini daha ileriye götürmektir. AYB, Avrupa kalkınma yardımı ve işbirligi politikaları çerçevesinde üçüncü ülkelerle imzalanan mali anlaşmaları da uygular. Daha Fazla İş Olanağının Olduğu Daha Güçlü Bir AB Ekonomisinin İnşa Edilmesi AYB, Üye Devletlerin ekonomilerini, rekabet güçlerini ve yeni iş olanakları yaratma kapasitelerini güçlendirerek, Birligin ekonomik bütünleşmesinin daha ileriye götürülmesinde önemli bir rol oynar. Banka tarafından saglanan uzun vadeli krediler, AB içinde geri kalmış olan veya endüstriyel gerileme ile karşı karşıya olan bölgelerde ekonomik gelişmeyi ilerletmek amacıyla AB içinde bölgesel kalkınmanın desteklenmesine aktarılır. AB vatandaşlarının dogrudan sagladıgı faydalar, yeni şirketler, daha fazla iş, daha iyi iletişim ve çevresel korunmanın iyileştirilmesi gibi unsurları içerir.
Uzun vadeli kredi temini

AYB, AB'nin politika önceliklerini ve ekonomik işletmecilerin taleplerini gözeten projelere yapılacak yatırım için uzun vadeli kredi verir. AYB, AB içinde çok çeşitli projeleri finanse eder.

AYB'nin bölgesel kalkınmaya yönelik finansmanı, genellikle AB'nin Yapısal Fonlarından ve Birleşme Fonundan saglanan hibelerle el ele gerçekleştirilir. Bu nedenle, AYB yapısal destek programlarının hazırlanmasında ve uygulanmasında Komisyon'la işbirligi yapar.
Avrupa Birliği Dışındaki Ülkelere Sağlanan Krediler

AB, AYB etkinliklerinin temel odak noktası olmakla birlikte, AYB, Birligin üye olmayan Devletlerle işbirligi politikalarının finansal yönlerinin yürütülmesine de yardımcı olur. Banka, halihazırda aşagıdaki amaçlarla 100'den fazla ülkede faaliyette bulunmaktadır: AB üyeligine hazırlanan Orta ve Dogu Avrupa ülkelerinde ekonomik kalkınma projelerini desteklemek, Sınır ötesi altyapı ve çevre projelerini teşvik etmek ve Akdeniz'de üye olmayan ülkelerde üretici özel sektörü geliştirmek Barselona Konferansı'nda ortaya atılan AvrupaAkdeniz Ortaklıgı'nın kurulmasına katkıda bulunmak ve Orta dogu barış sürecine katkıda bulunmak.


AYB ne tür projeleri finanse eder?

Az öncelikli bölgelerde ekonomik gelişmeyi güçlendiren Ulaşım, telekomünikasyon ve enerji transferi alanlarında Avrupa-ötesi agları (TENs) iyileştiren, Endüstrinin uluslararası rekabet gücünü ve Avrupa düzeyinde bütünleşmesini artıran, küçük ve orta boy işletmeleri destekleyen,

Çevreyi ve yaşam kalitesini koruyan, kentsel gelişmeyi teşvik eden ve AB'nin mimari mirasını koruyan Güvenli enerji temini saglayan, Saglık ve egitim sektörlerinde altyapıyı yaygınlaştıran ve modernleştiren, büyüme ve istihdamın desteklenmesine yönelik kentsel yenilenmeye yardımcı olan projeleri destekler
AVRUPA MERKEZ BANKALARI SİSTEMİ (AMBS) VE AVRUPA

MERKEZ BANKASI
Avrupa Para Birligi (APB), birleşik Avrupa'ya giden yolda önemli bir siyasi kilometre taşıdır. Tek Pazara eşlik eden mantıksal unsur olarak yıllardır uzun uzadıya planlandıktan sonra, Avrupa Birligi'ne ilişkin Maastricht Antlaşması'nın imzalanmasıyla 1992 yılında gerçekleşmiştir. APB ile, AB katılımcısı 11 Üye Devlet büyük ölçüde ekonomik bütünleşmeyi ve yeni tek Avrupa para birimi, euro'nun doguşunu gerçekleştirmişlerdir. Avrupa Merkez Bankaları Sistemi (AMBS) ve Avrupa Merkez Bankası (AMB) bu sürecin belkemigidir.
Ekonomik ve Parasal Birlik Nedir?

Ekonomik ve Parasal Birlik, (insanların, malların, hizmetlerin ve sermayenin herhangi bir kısıtlamaya tabi olmadan dolaşabildigi) AB Tek Pazarı içinde tek para bölgesidir. EPB ile, katılımcı tüm Üye Devletler için Avrupa Merkez Bankası tarafından tek bir para politikası uygulanır. Ulusal ve ekonomik politikalar Devletlerin sorumlulugu altında kalmakla birlikte, bunların eşgüdümü temel ekonomik hedefleri belirleyen Ekonomi ve Maliye Bakanları Konseyi (ECOFIN) tarafından saglanır. Özetle, EPB, AB içinde ekonomik büyüme ve istikrar için bir çerçeve oluşturmayı amaçlar.


Avrupa Merkez Bankası

AB'nin en yeni kurumu olan Avrupa Merkez Bankası EPB'nin belkemigidir. Temel sorumlulugu, fiyatlarda istikrarın sürmesi için fiyatların mümkün oldugunca az yükselmesini saglamak olup, para politikasını uygular. AMB, katılımcı ülke paralarının döviz kurlarının geri dönülemez olarak euro'ya sabitlenmesi ile aynı zamanda, 1 Ocak 1999 tarihinde faaliyetlerine başlamıştır. AMB, tek para birimine hazırlanmak için 1994 yılında kurulan Avrupa Para Kurumu'nun (APK) yerini almıştır. AMB ulusal hükümetler ve diger Topluluk organları karşısında önemli ölçüde bagımsızdır. Başkanı ve üyeleri, Avrupa Parlamentosu'na danıştıktan sonra Avrupa Konseyi tarafından atanır. AMB, faaliyetleri konusunda Avrupa Konseyi'ne ve Avrupa Parlamentosu'na düzenli olarak rapor verir. Euro alanında AMB'nin faaliyete başlaması ile ulusal merkez bankaları işlerliklerini yitirmemişlerdir. Aksine, AMB'nin ayrılmaz bir parçasını oluştururlar: ulusal merkez bankaları guvernörleri, AMB'nin para politikasını belirleyen üst karar organı olan Yönetim Konseyi üyesidirler. Ulusal merkez bankaları AMB'nin talimatlarına ve tavsiyelerine göre hareket etmekle birlikte, yetkilerini korurlar ve kendi alanlarında etkinliklerini sürdürürler: kredi dagıtımı, kaynak tahsilatı, ödeme sistemleri yönetimi, vb. gibi Ayrıca, ulusal merkez bankaları AMB ile birlikte Avrupa Merkez Bankaları Sistemini (AMBS) oluştururlar.


Avrupa Merkez Bankaları Sistemi (AMBS)

Avrupa Merkez Bankaları Sistemi de (AMBS) 1 Ocak 1999 tarihinde işlerlik kazanmıştır. Görevleri aşagıda belirtildigi gibidir:



  • AB'nin tek para politikasını tanımlamak ve uygulamak

  • Kambiyo işlemleri yapmak

  • Euro alanında Üye Devletlerin resmi yabancı karşılıklarını elde bulundurmak ve yönetmek

  • Ödeme sistemlerinin düzenli işleyişini teşvik etmek

AMBS, AMB'nin karar alan organlarınca yönetilir; Yönetim Konseyi, Yönetim Kurulu ve Genel Konsey. Yönetim Kurulu AMB'nin günlük yönetiminden ve özellikle Yönetim Konseyi kararına dayalı olarak para politikasının uygulanmasından sorumludur. Yönetim Konseyi para politikasını tanımlar ve bu politikanın uygulanması için gerekli kuralları belirler. Konsey en üst karar alma organıdır. Bunun dışında, Genel Konsey geçici olarak EPB dışında bulunan ülkelerle ilişkilerden sorumludur. AMB'nin üçer aylık ve yıllık raporlarının hazırlanması, AMBS'nin danışmanlık işlevlerinin yerine getirilmesi, vb. gibi.
Avrupa Kurumları ve EURO

Konsey Euro’nun kuruluşundaki yasal çerçeveyi belirlemiştir.Ulusal ekonomik politikalar arasında işbirliginin saglanması en önemli konu olarak Komisyon ve Avrupa Merkez Bankası'nda,üye devletlerin maliye bakanlarından oluşan Ekonomik ve Mali Konsey (ECOFIN) tekliflerinde yer almaktadır. Euro'ya katılan üye devletlerin maliye bakanları gayrıresmi olarak Euro 11 Grubu 'nda toplanarak Euro alanının çıkarlarını ilgilendiren konuları tartışmaktadır. Avrupa Parlementosu tüm üye ülkelerin vatandaşları tarafından dogrudan seçilir ve EPB konusunda geniş yönetim yetkileri bulunmaktadır. Avrupa Komisyonu, Avrupa Merkez Bankası 'nın parasal politikalarla ilgili tüzük çıkarma yetkisinin bulunmasına ragmen, EPB ile ilgili bütün yasal ve düzenleyici tekliflerden sorumludur. Komisyon ayrıca AB'deki ekonomik gelişmeleri -Denge ve Büyüme Paktı'nın uygulanması da dahil olmak üzere-gözlemlemek ve gerektiginde Konsey'e politik tavsiyelerde bulunmakla da görevlidir.


AVRUPA DENETÇİLİĞİ (OMBUDSMAN) KURUMU
Avrupa Birligi'nin en önemli kazanımlarından biri de Avrupa vatandaşlıgıdır. 1992 yılında Maastricht Antlaşması ile tesis edilen vatandaşlık AB vatandaşlarına tanınan bir dizi hakkı içermektedir. Avrupa denetçiligi kurumuna başvuru hakkı da bu haklar arasında yer almaktadır.
AB Kurumlarının Kötü Yönetimine Karşı Bir Çare

Avrupa Denetim Görevlisi, Avrupa Toplulugu'nun adli rolleri çerçevesinde hareket eden Adalet Divanı ve Asliye Mahkemesi dışındaki kurumları ve organlarının kötü yönetimleri hakkında vatandaşlar tarafından iletilen şikayetleri inceler.



Kimler şikayet edebilir? AB Üyesi Devletlerin vatandaşları veya Üye bir Devlette ikamet eden şahıslar, Avrupa Denetim Görevlisine (Ombudsman) şikayette bulunabilirler. Kayıtlı merkezi Birlik içinde olan ticari işletmeler, ortaklıklar veya diger kuruluşlar da Denetim Görevlisine şikayette bulunabilirler.

Ne hakkında şikayet edilebilir? Kötü yönetim yetersiz veya başarısız yönetim anlamına gelir. Kötü yönetim, kurumlar yapmaları gereken şeyi yapmadıklarında, yanlış biçimde yaptıklarında veya yapmamaları gereken bir şey yaptıklarında söz konusu olur. Örnegin, idari düzensizlikler, haksızlık, ayrımcılık, yetkinin kötüye kullanılması, bilgi eksikligi veya bilginin reddi, gereksiz gecikme, vb. Üye Devletlerin ulusal, bölgesel veya yerel yönetimleriyle ilgili şikayetlerin Avrupa Denetim Görevlisince ele alınamayacagı da açıktır.
Denetim Görevlisi nasıl çalışır?

Denetim Görevlisi her Parlamento seçiminden sonra Avrupa Parlamentosu tarafından seçilir ve bir sonraki seçime kadar görev yapar. Görevlerini ifa ederken tümüyle bagımsız olarak hareket eder. Şikayet için gerekçe oldugunda, Avrupa Denetim Görevlisi, ilgili kurumla dostane yolla bir çözüme varabilmek için, konuyu araştırmakla işe başlar. Avrupa Denetim Görevlisi gerekirse, şikayetin nasıl çözümlenebilecegi konusunda ilgili organa tavsiyelerde de bulunabilir. Tavsiyelerin üç ay içinde kabul edilmemesi durumunda, Avrupa Denetim Görevlisi konu hakkında Parlamentoya özel bir rapor sunabilir. Avrupa Denetim Görevlisi, Avrupa Parlamentosu ile işbirligi yaparak Avrupa vatandaşlarının haklarını korumak ve teşvik etmek için benzersiz bir olanak saglar. Avrupa Denetim Görevlisi yetki alanı dışında kalan, ancak dilekçe konusu olabilecek bir şikayet aldıgında, şikayetçiye Avrupa Parlamentosu'na dilekçe vermesini önerir veya şikayetçinin izin vermiş olması durumunda, şikayeti, dilekçe olarak ele alınmak üzere Parlamentoya iletir. Bu denetçilik kurumu, Topluluk hukuku çerçevesindeki hakların adli korumasının alternatifi degil, tamamlayıcısı olarak düşünülmelidir.


Kaynak: http://www.deltur.cec.eu.int/default.asp?lang=0&ndx=12&mnID=2&ord=6&subOrd=0






Dostları ilə paylaş:
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə