Ahmed hulûSİ’de kavramlar

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 41.09 Kb.
tarix31.10.2017
ölçüsü41.09 Kb.

AHMED HULÛSİ’DE KAVRAMLAR



“KERÂMET"

  • Allah ikramı

  • Evrensel kozmik bilinç boyutunda yaşamak

  • Allah dilemesi ve takdiri sonucu “izâfi(göresel) gayb”ın bilinmesi

  • "Hakikat yaşamına ait özellikler"in dışa vurumu




 

KERÂMET, ALLAH’TAN KAYNAKLANIR;

KUVVETİNİ ULÛHİYETTEN ALIR, İLMİNCE!



 

Eğer şartlanmalar perdesini kaldırmakla birlikte kişi, tabiat perdesini iman nuru ile kaldırmışsa o zaman ondan gözüken olağanüstü hallere” kerâmet“ adı verilir .Yani kişi bu halde iman nûru ile hareket ediyor.Akıl,iman nuru ile hareket ediyor!

Sirius yıldızındaki tanrı yollamıyorsa özel ulakla Allah VELİ'lerine ikramları, nasıl açığa çıkmakta ALLAH Velilerinde keramet?

Destekleyen bir TANRI yoksa Sirius yıldızından KÂFİRLERİ, nasıl açığa çıkıyor onlardan insanları âciz bırakan olaganüstü olaylar, kerâmet karşılığı olarak?

Ben de sizin misliniz olan bir beşerim

diyen en muhteşem insan, Allah Rasûlü ve Hatemen Nebiyyin Muhammed Mustafa aleyhisselâm... Bizler gibi bir bedene sahip!.

Kerâmetleri hadsiz hesapsız Gavsı Âzam Abdülkadir Geylâni, Ahmed Rufai ve niceleri; bizler gibi bir bedene sahip!.

El-kol, bacak beyin aynı da....

Tıpkı kâfirlerde olan el-kol, bacak, beyin gibi...

Farklı olan tek bir yanları var bugünkü bilimsel verilere göre; BEYİN İŞLETİM SİSTEMLERİ!.

TANRI DEĞİL ALLAH ise...

Kaynak aynı kaynak...

Beşer aynı bedene sahip aynı beşer...

Ama birinden çıkana Rasül ya da Nebi ise, diyoruz mucize...

Diğerinden çıkana Veli ise, diyoruz, “kerâmet”...

Kâfirden çıkana ise diyoruz “istidrac”!.

Aynı kaynaktan gelen aynı su, musluğun aldığı isim yüzünden değişik isimle tanımlanıyor!.

Musluk olayı Allah'a bağlıyor; mucize, “kerâmet” diyoruz!.

Musluk olayı vehmettiği benliğine bağlıyor, “istidrac” diyoruz!.

Oysa açığa çıkış SİSTEMİ hepsinde aynı!. Beynin eseri!.

Hattâ bazen istidrac olarak nitelenenler cin kökenli iken; Mucize ve kerâmet ise Allah'a ait!.

Mucize veya keramet daima istidractan güçlüdür!. Niçin?

Kerâmet ve mucize ise Allah'tan kaynaklanır, kuvvetini Ulûhiyetten alır ilmince...

Onun içindir ki, Allah'a iman etmiş olanın arzı geniştir... Ulûhiyet arzında ve semâsında seyreder!.

 


KERÂMET, HAKİKAT YAŞAMINA AİT

ÖZELLİKLERİN DIŞA VURUMUDIR!



Hakikat”, bu çalışmaları yapmak suretiyle kişinin o çalışmaların neticesine ermesi; yani “Allah’a ermesi”!.

Hakikatı yaşamaya başladığı zaman, o hakikati yaşamanın neticesinde ondan belli özellikler sâdır olmaya başlar; ondan belli özellikler ortaya çıkmaya başlar.

İşte ondan bu belli özelliklerin ortaya çıkması hâli de “MÂRİFET” diye anlatılmıştır.

Veya bir diğer ifadesiyle şöyle anlatayım;

Hakilkate eren kişi görür ki; “ben” dediği varlık mevcud değil, gerçekte ayrı ayrı birçok birimler yok; varolan, sadece Allah’tır!

Ve “sadece varolan Allah’tır!” anlayışı içinde kendi birimselliği kavramı silinir gider!

Birimsellik kavramının kalkması neticesindeki oradaki yaşam, Allah’ın muradı üzere olan bir yaşamdır ki, o kişiden de Allah’a elde ettiği bu yakîn neticesinde bazı enteresan gelişmeler oluşur, alışılmadık oluşlar onda yaşanır.

Bu yaşam şekline dair özellikler eğer dışa vurursa, etraftakiler tarafından “ Kerâmet” diye isimlendirilir!

 


KERÂMET DENEN OLAYLAR;

İNSAN BEYNİ İLE ALÂKALIDIR!



Beynin radar dalgalarını ve telepati dalgalarını kabul eden her insan, kapsamlı bir kapasiteye sahip beyinli kişilerin, geçmişin “kerâmet” denen olaylarını yaşayabilmesinin de son derece doğal ve mâkul olduğunu rahatlıkla fark edebilir. Çünkü, “mucize” ve “kerâmet” denen olaylar da, insanın dünyasında, insan beyni ile alâkalı olan olaylardır.

Bilgisayarları inceleyenler, insan beyninin çalışma düzenini çok daha rahat fark edebilirler…

Dışarıdan gelen veriler nasıl bilgisayarın harddiskine geçiyorsa; ve daha sonra da harddiskten istenilenler ekrana yansıyor, görünür hâle geliyorsa; fakat bu bilgiler bilgisayarın içinde nasıl mevcut bilgi hâli ile değil de sadece 0-1 esasına dayalı iki tür kayıt ise, insan beyninde ve hücrelerinde de aynı şekilde pozitif ve negatif esasa dayalı belli frekanslarla programlanmış veri tabanları vardır!.

Siz bunlardan hangisine yönelirseniz onlar sizin ekranınızda yani üst yapı şuurda meydana çıkar!.



Önemli olan; insanın kendi kapasitesini olabildiğince geniş boyutlarda kullanabilmesini temin etmektir!.
 

EN BÜYÜK KERÂMET,

”EVRENSEL KOZMİK BİLİNÇ BOYUTU”NDA YAŞAMAKTIR!



"İnsan", bir bilinç varlığın adıdır ki; bugün et-kemik bedeni kullanır; yarın, ruh bedeni; cennete girebilenler ise “nur” olarak yaşarlar!.

Dünya'da yaşarken, kendini bedensiz soyut bilinç varlık olarak hissedemeyenler, daha sonraki boyutlarda bunu hissedip yaşama olanağını elde edemeyeceklerdir.

Dünyada bedenle yaşamanın hakkını vereyim diye yalnızca iş-eş-aş hakkıyla uğraşırken; bilinç varlık olmanın hakkını ihmal ederek bunu hissedemeyenler, ebeden kozmik evrensel bilinç boyutunda kendilerini tanıyamayacaklardır.

Dünyada mertebe ve kerâmet peşinde koşan bedensellikle kayıtlanmış birimler, en büyük kerâmetinevrensel kozmik bilinç boyutundayaşamak olduğunun farkında bile değiller!.

 


NEBİ VE RASÛLLERDE

ÇOCUKLUKTA GÖRÜLEN OLAĞANÜSTÜ HALLER



(Soru: Nebî ve Rasûl’lerde buluğ çağından önce görülen olağan üstü hâller nasıl açıklanabilir?)

Fıtrî istidat gereği melekî kuvvetlerin açığa çıkışı...




EVLİYANIN KERAMETİ,

VEHİM KUVVETİNİN TASARRUFUYLADIR!



İnsan için eğer şer diye kabul edilebilecek bir şey varsa o da vehimdir. Vehimden daha şerli bir şey yoktur!

Eğer aklınla vehmi hükmün altına alırsan velâyetin en üst mertebesine çıkarsın!.

Eğer akıl, vehmin hükmü altına girerse, şekâvetin, sapmışlığın en berbat derecesine düşersin!.

Bütün evliyanın kerâmeti, vehim kuvvetinin tasarrufuyladır. Kendindeki vehim kuvvetini tasarruf altına alarak o kerâmetleri izhar eder.

 


İLMÎ KERÂMETLER

İlmî kerâmetler ise ikinci mârifet mertebesi olan "Mârifetullah" sahibi "mardiye nefs" bilincine erişmiş evliyaullah hazerâtına aittir... Bununla karıştırılmaya!

 


EVLİYAULLAH NAZARINDA İLİMSİZ KERÂMET…

Kendini tanımak, hakikatini bilmek ancak ilim sıfatının açığa çıkmasıyla mümkündür... İlim sıfatının açığa çıkması da topluma dönük olarak; Muhammed aleyhisselâm ile gerçekleşmiştir.

Kudret sıfatı da en geniş şekliyle Deccal'da açığa çıkacaktır!.

İlim sıfatı, ancak Zâtına seçtiklerinde açığa çıkar. Kudret sıfatından daha faziletlidir!.

İlim sıfatı ise o devirde Mehdi'de de açığa çıkmaktadır!. Bu yüzden de Mehdi, Deccal’den değerli olmuştur!.

Daha önceki kavimlerde de kudret sıfatının açığa çıkmasıyla büyük gelişmeler yaşanmıştır o toplumlarda... Medeniyet ve teknoloji olarak bizden çok daha ileri toplumlar da olmuştur geçmişte... Ama ne var ki o toplumların hiç biri Muhammed Ümmetindeki İlim zuhuruna ulaşmamıştır!.

Bunun sonucunda da kudret zuhûru onların zehiri olmuş ve helâk olmuşlardır!. Bu yüzdendir ki, ilimsiz kerâmet açığa çıkarmak bütün evliyaullah nazarında aybaşı gören kadının kanı; olarak nitelendirilmiştir!. Anlatabildim mi?....



KERÂMET,

ALLAH DİLEMESİ VE TAKDİRİ SONUCU

İZÂFİİ(GÖRESEL) GAYB’IN BİLİNMESİDİR!


"GAYBI ANCAK ALLAH BİLİR, başkası bilmez" denilen gayb, "mutlak gayb"tır!...

"Mutlak Gayb"ın dışındaki "izâfi gayb" ise, "ALLAH" dilemesi ve takdiri sonucu olarak bilinebilir...

Ve bu biliş, "Allah"ın muradı doğrultusunda çok yönlü olabilir...

Gerek kerâmet adı verilen yoldan Evliyaullah’ın "keşif" ve "fetih" sonucu erdikleri; ve gerekse de istidrac yollu gerçekten sapmış kişilerin bildikleri "algılayamadıklarımız" hep bu durum sonucudur.



ŞARTLANMALAR VE TABİAT PERDESİ KALKAN KİŞİ

KERÂMET SAHİBİ OLUR; ÖZÜNDEN GELEN BİR BİÇİMDE!



Eğer bu kişi, tabiat perdesini iman nuru ile kaldırmışsa o zaman ondan gözüken olağanüstü hallere "kerâmet" adı verilir... "ALLAH" ikramı anlamında!. Yani kişi bu halde iman nuru ile hareket ediyor... Akıl, iman nuru ile hareket ediyor!.

Birinci aşamada, şartlanmaları kaldırdı... Şartlanmaları kaldırarak, halka tâbi olmak durumundan kendini kurtardı!.

İkinci aşamada, tabiat perdesini kaldırdı...ilâhi ikram denen özünden gelen birtakım hallere nâil oldu!. Keramet sahibi oldu!.


DUA, KERAMETTİR!

Dua, olabildiğince özündekileri açığa çıkarmak amacına dönüktür.

Aklı olan, ilmi olsun veya olmasın duaya çok çok devam eder...

Bu yazdığımı çok iyi anlamaya çalışın...

Dua, yeni tecellilerin açığa çıkması mekanizmasına dönük olarak faaliyet gösterir.

Dua`da yaratış sırrı gizlidir!

Hangi mertebede olursa olsun, duadan geri kalan, çok fazla şeyden mahrum kalır!

Dua, insana verilmiş, yaratma sırrıdır... İnsan, dua ettikçe, Allah onunla yaratır!

Duadan mahrum kalan, yaratılış kemâlâtının sırlarını açığa çıkartmaktan mahrum kalmış olandır.

DUA, insana bahşedilmiş en mükemmel güç olarak tanımlanabilir.

Dua, diyebilirim ki, kerâmettir!


KEVNİ (MADDE BOYUTUNA AİT) KERÂMETLER

Belli riyâzatlar ve tabiatla mücadeleler sonucunda, kişide belli mârifetler oluşur. Bu mârifetler belli kevnî -madde boyutuna ait- kerâmetleri de doğurur!. Bunlara "ârif" denilir!. Bunlar daha "velî" değildirler!.

 Ahmed Hulûsi



 

 

Dostları ilə paylaş:
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə