Allah'ı Tanımak Kısaca Yazarın Hayatı


Allah'ın Vahdaniyetinin İspatı



Yüklə 332,52 Kb.
səhifə14/22
tarix02.11.2017
ölçüsü332,52 Kb.
#28614
1   ...   10   11   12   13   14   15   16   17   ...   22

Allah'ın Vahdaniyetinin İspatı

Allah'ın mutlak kemal ve mutlak varlık olduğunu, hiçbir noksanlık ve ihtiyacın O'nun hakkında düşünülemeyeceğini öğrendik. O, herkes ve her şeyden Ganî'-dir, varlığı sınırsız ve müstakildir.


Böyle bir varlık ve kemal, çokluk kabul etmez. Ehe-diyyü'z-Zat'tır. Yani vücudu tektir, eşi yoktur. Eğer birden fazla olursa, kuşkusuz her birinin, diğerinden ayırt edilebilecek bazı özellikler ve imtiyazlara sahip olması gerekir. Bu ise noksanlığı ve diğer birine muhtaç olmayı gerektirir. Mutlak varlığın, vahdetin aynısı olduğu felsefede ispat edilmiştir.
Başka bir düzlemde de bu konuyu kanıtlamak mümkündür:
1- Eğer âlemde çeşitli tanrılar bulunur ve her biri belli bir alanda etkili olacak olursa, o zaman her birinin sınırlı bir gücü olur, hiçbiri kâmil ve sonsuz güce sahip bir tanrı olamaz. Çünkü o zaman sadece varlık dünyasının bir bölümünde etkili olup, kendi alanlarında hâkim olabilirler. Bu durum ise, daha önce Allah hakkında söylediklerimize ters düşmektedir. Zira Allah bütün âlemi kuşatan ve onları ayakta tutan Kâdir-i Mutlak'tır.
2- Eğer her ikisinin de kudreti kâmil olur ve her ikisi de müstakil bir iradeyle bütün âlemde hüküm sürecek olurlarsa, kuşkusuz âlemde iki egemen güç ve iradenin bulunması karışıklık çıkaracak, dünyanın düzeni altüst olacaktır. Nitekim Kur'ân-ı Kerim'de bu hakikate şöyle değinilmektedir:
Gökte ve yerde, Allah'tan gayri diğer bir ilâh daha olsaydı, gök de bozulup (mahvolurdu), yer de…
3- Eğer farz edilen bu iki tanrı birbiriyle anlaşarak dünyanın idaresinde işbirliği yapacak olsalar, bu durumda ya bu işbirliği ve uzlaşmaya muhtaç olup onsuz işlerini yürütemedikleri için uzlaşma gereği görmüşlerdir ki, böyle olması onların zayıf ve güçsüz olduklarını kabullenmek anlamına gelmektedir; oysa Allah'ın sonsuz ve sınırsız bir güce sahip bulunması gerekir. Ya da her biri tek başına âlemi yaratıp, idare edebilecek müstakil bir güce sahip olmalı ki, bu durumda da birden başka diğerinin varlığı faydasız ve boşuna olur, yardım ve işbirliğinin hiçbir anlamı kalmaz.
4- İnsan bütün bu söylenenlerin dışında, âlemdeki yaratıklar sebebiyle de Allah'ın birlik ve vahdaniyetini kavrayabilir. Zira bütün âlemde acayip ve şaşırtıcı bir düzen ve ahenk müşahede edilmektedir. Atomdan Samanyolularına kadar her şey bir zincir gibi birbirlerine bağlı ve birbirleriyle uyum içindedirler.
Milyarlarca yıldız bütün hareket ve halleriyle birbirine bağlı olup, sanki aynı maksada doğru hareket etmekte ve tek bir kanun ve düzene uymaktadırlar.
Evet, bu birlik içinde âlem tek bir ilâhın eseridir. Tek bir kaynaktan ortaya çıkmış olması hasebiyle de, bu geniş yaratılış sahnesinde tek bir hüküm ve ferman geçerlidir. O ise eşsiz ve sonsuz Allah'ın hükmüdür, başka hiçbir şeyin değil.

Üçüncü Bölüm

KUR'ÂN AÇISINDAN ALLAH VE O'NUN VAHDANİYETİ

Kur'ân mektebinin temelini teşkil eden ilk ve en önemli esas, "TEVHİD" esasıdır. Nitekim Kur'ân'da dolaylı veya dolaysız olarak Allah'tan söz etmeyen ayet ve satırlar çok azdır.


Kur'ân-ı Kerim, bir toplumun yönetimi ve saadetinin bağlı olduğu meseleler üzerinde genişçe durmuş ve insan hayatının her yönüne gereken kanunları koymuştur.
Kur'ân, fert ve toplum hayatının çeşitli alanlarında; ibadet, ahlâk, alışveriş, hukuk, siyaset, idarecilik, savaş ve barış, ilim, kısacası sağlam ve mutlu bir hayat için gerekli olan her şey hakkında bahsetmiş ve yararlı hükümler koymuştur. Fakat bütün bu öğretilerin ruhunu; Allah'a iman, tevhit ve ihlâs teşkil eder. Kur'ân'ın hedefi, hayatın bütün alanlarında ve her türlü fikrî, amelî, ahlâkî, siyasî, iktisadî faaliyetlerde insanların dikkatini Allah'a yöneltmektedir. Bu yüzden Kur'ân'ın asıl üzerinde durduğu noktanın "Allah" ve "Tevhit" meselesi olması da tabiîdir.
Kur'ân'da Allah meselesini söz konusu eden ayetler birkaç kısma ayrılmaktadır:
1- Allah'ın varlığını muhtelif yollarla ispat eden ayetler: Bu ayetler ispatlayıcı bir niteliğe sahip olup, çeşitli yollarla halkın dikkat ve ilgisini Allah'ın varlığına çekiyor. Bu yollardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz:
a) Fıtrat yolu.
b) İlahî kudreti beyan etmek yolu.
c) Âlemin var oluşu ve nedensellik ilkesi yolu.
d) İnsanın yaratılışı yolu.
e) Tabiat âleminde görülen düzen yolu.
f) Hayat olgusu yolu.
g) Dünyanın hüdusu (sonradan meydana gelişi) yolu.
2- Allah'ın vahdaniyetini (birliğini) ispat eden ayetler. Bu ayetler ise şu kısımlara ayrılır:
a) İnsanların kendi hayallerinde Allah'a koştukları muhtelif ortakları reddeden ayetler.
b) Olumlu olarak Allah'ın birliğini ispat eden ayetler.
c) Yaratılışa mazhar olan azametli varlıklara ve âlemdeki düzene dikkati çekerek, bu azim ve yüce plâna diğer herhangi bir varlığın müdahale etmediğini açıklayan ayetler.
d) Muhtelif ilâhların olmasının olumsuz sonuçlarını beyan eden ayetler.
Geniş bir inceleme ve araştırma yapılacak olursa, "Kur'ân açısından Allah'ı tanıma" meselesi, çok etraflı bir mesele hâlini alır. Bu hususun çok tafsilatlı ve genişçe ele alınması, özel bir kitap ister kendine. Biz yazımızın bu bölümünde sadece bazı örnekler vermekle yetiniyoruz:

Allah'ın Mevcudiyetini Çeşitli Yollarla İspat Eden Ayetler

a) İnsanı Kendi Fıtratına Yönelterek, Allah'ın Varlığını İspat Etmeye Çalışan Ayetler

Andolsun ki onlara, "Kim yarattı gökleri ve yeryüzünü ve kim ram etti güneşi ve ayı?" diye sorarsan, "Allah." derler mutlaka. O hâlde ne diye O'na kulluktan dönüp, uydurma şeylere kapılıyorlar.


Andolsun ki onlara, "Kim yağdırır gökten yağmuru da onunla ölümden sonra arzı diriltir?" diye sorarsan, "Allah." derler mutlaka. De ki: "Hamt Allah'a mahsustur." Fakat çoğu akıl etmezler.
De ki: "Size gökten, yerden rızık veren kimdir, kulaklarla gözlere malik olan kim ve ölüden diriyi izhar eden, diriden ölüyü meydana getiren kim ve işleri tedbir eden kim?" Diyecekler ki: "Allah." O vakit de ki: "Neden çekinmezsiniz öyleyse?"
Yukarıdaki ayetlerde ilginç olan şey, soruların zahirde müşrik olanlara veya Allah hakkında sağlam ve sabit bir fikre sahip olmayanlara yönetilmesidir. Evet, Kur'ân onların bile fıtratın sesine kulak vererek dış etkilerden kurtuldukları takdirde kendilerine, "Bu güzel yaratılış âlemini kim yarattı?" diye sorulacak olursa, "Allah." diye cevap vereceklerini bildiriyor. Evet, halkın fıtratı değişmezse, temiz kalır, Allah'a doğru yönlendirir onları.

Yüklə 332,52 Kb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   10   11   12   13   14   15   16   17   ...   22




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin