Aristoteles Platon dan 2 şeyi miras alır



Yüklə 38.39 Kb.
tarix02.11.2017
ölçüsü38.39 Kb.



Aristoteles

Temel İlkeleri: Aristoteles`in bir filozof olarak en önemli özelliği, onun sağduyuya olabildiğince yakın bir düşünür olmasıdır. Hem Platon`un İdealarına ve hem de Demokritos`un maddi atom görüşüne karşı çıkan Aristoteles, hem ahlaki değerleri teminat altına alacak bir teori ve hem de bilimsel doğruları ortaya koyacak bir kuram, bilime ve ahlaka hakkını verebilmek için, atomlar veya İdealar benzeri gözle görülemez varlıkların var oluşunu öne sürmeyecek bir teori arayışı içinde olmuştur. Onun bulduğu çözüm töz öğretisidir. Buna göre, tözler tüm özellikler için dayanak olan nihai gerçeklik ve öznelerdir. Söz konusu nihai gerçeklikler somut şeylerdir ve somut şeyler için de Aristoteles`in gözde örnekleri biyolojik bireylerdir. Tözler nihai gerçekliklerdir, zira tözler var olmadığı takdirde, başka hiçbir şey, tözün özellikleri olarak tümeller de var olmayacaktır.

Bu varlık öğretisiyle Aristoteles, Platon`un İdealarının, onun yanlışlıkla bireyler olarak gördüğü tümeller olduğunu öne sürer. Tümeller gerçekten de vardırlar, fakat onlar var oluşları için tikel nesnelere, bireysel şeylere bağlıdırlar. Gerçekten var olanlar tümeller değil de, ağaçlar ve kediler benzeri, dış dünyada karşılaştığımız nesnelerdir.

Mantık: Aristoteles, mantık alanında, mantık çalışmalarına ondokuzuncu yüzyıla kadar temel olmuş bir mantık sistemi kurmuştur. Mantığı her türden bilgi edinme süreci için bir araç olarak gören Aristoteles`in mantığının en önemli yönü, `belli şeyler kabul edildiğinde, başka şeylerin onlardan zorunlulukla çıktığı` bir konuşma olarak tanımlanan tasımdır. Aristoteles, bir önermedeki öznenin, yüklemine on farklı şekilde bağlandığını gösteren on kategoriden söz eder. Onun mantığı yalnızca insan zihnindeki düşünce faaliyetlerini betimlemekle ve dile ilişkin gramatikal bir analiz sağlamakla yetinmeyip, aktüel şeyler arasındaki ilişkilerle ilgili bir kuramı ifade eder.

Bilgi: Aristoteles`e göre, bilgi tümel olanın, formun bilgisidir, bu nedenle yargıda dile getirilebilir olan bir bilgi, formlar arasındaki özsel bağlantılara ilişkin bir kavrayıştan meydana gelir. Aristoteles`in gözünde bir şey hakkında doğru bir bilgiye sahip olmak, o şeyi türler ve cinsler hiyerarşisi içinde bir yere, bir tür ve cins içine yerleştirebilmek ve dolayısıyla neyin onun için özsel olduğunu bilebilmektir; bu ise, özsel tanım yoluyla olur. Aristoteles`e göre, bir şeyin özünü vermek, o şeyin nedenine ilişkin bir açıklama ortaya koymaktır. Bundan dolayı, Aristoteles bir şeyin nedenini ortaya koyabildiğimiz zaman, ilk elden, gerçek bilgimiz olduğunu söyler. Bir şeyin nedenini vermek ise, o şeyin özünün ilk ilkelerden başlayarak tanıtlanmasını içerir; bilimin işlevi budur.

Metafizik: Onda metafizik, var olanı var olmak bakımından ele alan, var olan bir şey olmanın ne anlama geldiğini araştıran bilimdir. Onun metafiziği çok büyük ölçüde mantık konusundaki görüşlerine ve biyoloji alanındaki çalışmalarına dayanır. Buna göre, mantıksal bakış açısından, `var olmak` onun gözünde, hakkında konuşulabilecek ve tam olarak tanımlanabilecek bir şey olmaktır. Buna karşın biyoloji alanındaki çalışmaları açısından, `var olmak` dinamik bir süreç, bir değişme süreci içinde olmak anlamına gelir. Şu halde, `var olmak` Aristoteles için, bir şey olmak anlamına gelir. Bundan dolayı, ona göre gerçekten var olan, Platon`da olduğu gibi tümeller değil de, bireylerdir, `şu` diye gösterdiğimiz belirli bir doğaya sahip olan varlıklardır. Onlar, Aristoteles`in mantıkla ilgili eserlerinde sözünü ettiği nicelik, nitelik, ilişki, yer gibi kategorilerin, temel nitelik ya da yüklemlerin kendilerine yüklenebildiği öznelerdir.

İşte Aristoteles, kendisine tüm kategorilerin yüklendiği bu özneye `töz` adını verir. Onda var olmak belirli türden bir töz olmaktır. Töz, aynı zamanda dinamik bir sürecin ürünü olarak ortaya çıkan bireysel varlık olarak da tanımlanır. Bu bakımdan ele alındığında, metafizik varlığı, yani var olan tözleri ve tözlerin nedenlerini, yani tözleri varlığa getiren süreçleri konu alıp araştıran, tüm varlıkların temelindeki temel bilimdir.

Aristoteles`te töz bir madde ve bir formdan meydana gelir. O her ne kadar maddeyle formu birbirinden ayırsa bile, doğada bizim hiçbir zaman maddeden yoksun bir formla da, formdan yoksun bir maddeyle de karşılaşmadığımızı belirtmeye özen gösterir. Varolan herşey somut bir birey olarak varolur ve herşey maddeyle formun bir birliği olarak ortaya çıkar. Şu halde, töz form ve maddeden meydana gelen bileşik bir varlıktır. Bundan dolayı, Aristoteles`te, ayrı formlardan, duyusal dünyanın dışında olan bir İdealar dünyasından söz etmek olanaklı değildir. Form, ayrı bir yerde değil de, bu duyusal dünyada ve tözün bileşenlerinden biri olarak var olur.

Madde ve form ayrımı, Aristoteles`e göre, doğada varolan herşeye uygulanmak durumunda olan bir ayrımdır. Aristoteles`te bileşik tözleri meydana getiren madde ve formdan yalnızca form şeylerdeki bilinebilir öğeye karşılık gelir. Maddenin, şeylerin insan zihni tarafından ayırd edilemeyen, yapıdan ve belirlemeden yoksun, bilinemez bileşeni olduğu yerde, form insan zihni tarafından bilinebilen, yani tasvir edilebilen, tanımlanabilen, sınıflanabilen ve başkalarına aktarılabilen yöndür. İnsan zihni, Aristoteles`e göre, duyu algısında şeylerin duyusal formunu, buna karşın kavramsal bilgide de akılla anlaşılabilir olan formunu alır.

Aristoteles Platon dan 2 şeyi miras alır;



Terminoloji ve teleolojik yaklaşım.

Terminoloji bağlamında özellikle form kavramı, teleoloji bağlamında da Platon un İYİ ideasının yerini alan “Hareket Etmeyen Hareket Ettirici” (H.E.E.H) ve Potansiyel-Aktüel kavram çiftiyle doğa hiçbir şeyi gelişigüzel amaçsız yapmaz, doğadaki bütün süreçler bir amaca hizmet eder. (felsefeyi yere indirir.)

Aristoteles te ereksel nedensellik fail ve formel nedensellikten önce gelir; fail ve formel nedenler, ereksel nedenlerden farklılaştıkları ölçüde, ikincil olup, ereksel nedenlere tabi bulunurlar.

Doğanın telos u vardır, ilerleme ancak bir şeye ya da hedefe doğru bir ilerleme şeklinde olabilir.


Bilgi konusunda da Platon a yakındır. Bilgi tümel olanın bilgisidir. Bilginin formlar ya da İdealar arasındaki özsel bağıntıların haritasını çıkarmaktan oluştuğu düşüncesi de, Platon un diyalektiğin idealar dünyasının yapısını konu aldığını ifade eden diyalektik anlayışına yakındır. Ancak Aristoteles in Platonculuğu buraya kadardır. Platon gerçekliği İdealar dünyasına eşitlemişti; Aristoteles için gerçekten var olan “şu” diye gösterdiğimiz bireysel varlık ya da tözleriyle bu dünyadır. Onun için Platon un İdealar kuramı değişmeyi açıklayamaz. Bu nedenle, Aristoteles kendisine kadar çözülmeden gelen değişme problemini çözebilmek için nedensel bir varlık görüşü geliştirmiştir.
Platon Matematik; İdealardan dünyaya-bilginin doğasını dile getirdiğini düşündüğü İdealardan evrenin doğasını anlamaya çalışmıştır.

Aristoteles, Biyoloji; Dünyadan, olgulardan yola çıkar insan bilgisi sonradan devreye girer.

Platon yalnızca tümel, kalıcı ve değişmez olan şeylerin bilginin nesneleri olduğuna inanmıştı. Ona göre tikel olan, değişen duyusal nesneler ancak inancın ya da sanının ( doxa nın) nesnesi olup, gerçekte bilinemezlerdi.

Platon gibi Aristoteles de, bilginin her zaman tümelin bilgisi olduğunu savunur. Tikel şeyleri, yalnızca bir tümelin örnekleri ya da bir sınıfın üyeleri oldukları sürece bilebiliriz; tümel olan , tikel olandan ayrı ve bağımsız olarak değil de ,tikel olanda bilinebilir. Bununla birlikte, Aristoteles için tümellerin, ayrı bir dünyada değil de tikel şeylerde bulunduklarının özellikle vugulanması gerekir. Aristoteles Platon un ayrı bir tümeller ya da İdealar dünyası fikrine şiddetle karşı çıkar. Tümellerin ya da İdeaların tikel şeylere içkin olması konusunda tek istisna, madde, Tanrı ve en Tanrısal parçamız olan akıldır.

Öyleyse, bilgi, ruhun ya da aklın tikel şeylerin formlarını almasına ya da tikel şeylerde bulunan tümel öğeyi bulup çıkarmasına bağlıdır. Öte yandan, ruhun kendisi, Platonda olduğu gibi, bedenden tümüyle ayrı, ölümsüz bir varlık olmayıp, insandaki temel yetileri sergileyecek organları bulunduğu sürece, bedenin sahip olduğu bir dizi yetiden meydana gelir.
Metafiziği

A. Öncelikle “neyin gerçekten var olduğu “ sorusunu alır. Bu anlamda kendinden önceki filozoflardan farklılaşır. Bu filozoflar doğayı, gerçekte var olanın “madde” olduğunu öne sürmüş, dış dünyadaki çokluğun, yalnızca bu çokluğu meydana getiren farklı şeylerin çıktığı maddi bir varlık, kendi hareketini kendisi açıklayan maddi bir neden yoluyla açıklanabileceğini düşünmüşlerdir. Arkhe anlayışı eleştirisi.

Aristoteles bunları yetersiz bulur. Çünkü evrende gerçekten var olan bireysel tözlere de, evrende hüküm süren değişme olgusuna da doyurucu bir açıklama getiremedikleri için, yetersizdirler. Aristoteles Kendisinden önce gelen filozofların değişmenin nedenlerini hiç dikkate almadıklarını ve onların var olan şeylerin nasıl varlığa geldikleri ve neden davrandıkları gibi davrandıkları konusuna eğilmediklerini savunur. Aristoteles İçin var olan her şeyin maddeden oluştuğunu ve bir forma sahip olduğunu söylemek hiçbir şekilde yeterli değildir; maddi ve formel nedenlere ek olarak, doğadaki şeylerin nasıl oldukları gibi olduklarını ve hangi amaca yönelmiş olduklarını da açıklamak gerekir.
Nicelik, nitelik, ilişki, yer gibi kategorilerin, temel nitelik ya da yüklemlerin kendilerine yüklenebildiği öznelere “töz” adını verir. Yani Aristoteles İçin var olmak belirli bir türden töz olmak demektir.

Birinci Dereceden ve İkinci Dereceden Töz

Gerçekten varolan bireysel varlık olarak birinci dereceden tözdür. “Ahmet bir insandır”, gerçekten varolan şey olarak Ahmet birinci dereceden töz, Ahmet in üyesi olduğu insan türü de ikinci dereceden tözdür.

Birinci dereceden töz ün 5 temel özelliği vardır.


  1. Töz cümlede özne konumunda bulunan varlıktır. Töz başka her şeyin mantıksal koşuludur.

  2. Tözler her zaman bireysel bir varlığa karşılık gelirler.

  3. Töz derece kabul etmez, tözün daha az daha çok töz olmasından söz edemeyiz.

  4. Töz değişme boyunca aynı kalır, sayısal bakımdan bir ve aynı kalabilmekle beraber, karşıt nitelikleri alabilmeye müsaittir.

  5. Töz bağımsız bir varoluşa sahiptir, başka her şeyin varlık koşulu olarak ortaya çıkar.


Madde-Form öğretisi

Birinci dereceden tözün iki boyutu vardır. Birinci dereceden bir tözün diğer bireysel tözlerle ortak olarak paylaştığı özellikleri vardır. Bu tümel yanına “neliği (madde) denir. Çünkü bu özellikler bir tözün ne olduğu sorulduğu zaman ilk aklımıza gelen özelliklerdir.

Bununla birlikte, bir şeyin ortak özelliklerini saymak o şeyin bireyselliğine, onu şu insan yapan şeye asla götürmez. Dolayısıyla bireysel töze ek olarak, yani “neliğine” ek olarak bir de yalnızca kendisine özgü niteliklerden meydana gelen “şu”luğu vardır. Bu da onun formudur.

“Nelik”-- madde

“Şu” luk –form
Buna göre töz bir madde ve bir formdan oluşur; bunlardan madde, en basit haliyle ifade edildiğinde, bireysel bir tözün kendisinden yapılmış olduğu dayanak ya da malzeme, buna karşın form da, o şeyin sahip olduğu fiziki şekil, yapı, düzenleme ya da işlevdir.

Aristoteles’e göre maddeden toksun form ya da tersi ile doğada karşılaşmayız. Var olan her şey somut bir birey olarak var olur ve her şey madde ile formun birliği olarak ortaya çıkar. Yani töz madde ile formun birleşiminden meydana gelen bileşik bir varlıktır. Form, ayrı bir dünyada değil, bu duyusal dünyada ve tözün bileşenlerinden biri, bireysel tözde cisimleşmiş öz olarak var olur.

Madde ve form ayrımı doğada var olan her şeye uygulanmak durumunda olan bir ayrımdır.

Gümüş tabağın maddesi, tabağın kendisinden yapılmış olduğu metaldir, buna karşın formu da, tabağı yapan sanatkâr tarafından verilmiş olan yapı, düzenleme şekildir.

Doğadaki gümüş için de aynı ayrımı uygularız. Gümüş kendisine benzer olan bir altın ya da bakır parçasından farklı olan, gözlemlenebilir bir yapısı, niteliği vardır. İşte bu onun formudur. Buna karşın gümüşün maddesi toprak ateş su hava dan dan oluşur.
Aristoteles’te bileşik tözleri meydana getiren madde ve formdan yalnızca form şeylerdeki bilinebilir öğeye karşılık gelir. O, somut, birinci dereceden tözlerde bireyselleştirici ilkeyi maddede bulur. Yani form, bir bireyi diğerinden ayıramaz, şeylerdeki çeşitlilik ve bireyselliğin kaynağının madde olduğunu söyler. Aynı türün içine giren 2 veya daha fazla şeyin formu bir ve aynıdır, bunlar birbirlerinden yalnızca maddeleriyle ayrılırlar. Örneğin 2 sandalye tamı tamına aynı şekle sahip olabilir, onları birbirlerinden farklılaştıran şey, kendisinden yapılmış oldukları maddedir. Buna karşın form insan zihni tarafından bilinebilen, yani tasvir edilebilen, sınıflanabilen ve başkalarına aktarılabilen yönüdür. İnsan zihni, Aristoteles’e göre, duyu algısında (doxa) şeylerin duyusal formunu, buna karşın kavramsal bilgide de akılla anlaşılabilir olan formunu alır.

Aynı form-madde ayrımı insan varlığı için de geçerlidir. İnsan da doğadaki diğer tözler gibi madde ve formdan meydana gelen bileşik bir varlıktır. İnsanın maddesi, insan vücudunu meydana getiren bütün kimyasallardır. İnsanın formu, insan vücudunu meydana getiren bütün bu kimyasalların, düşünceden yoksun bir et ve kemik kütlesi olmayıp, hisseden ve düşünen bir canlı haline dönüştürüldükleri her şeydir. İnsanın formu, Aristoteles in insan ruhu adını verdiği çeşitli bileşenlerden meydana gelir. İnsan ruh ve maddeden meydana gelen canlı bir bedendir.

Aristoteles in söz konusu madde form ayrımı var olan şeylerin statik bir açıdan yani, değişmem bakımından ele alınmalarının sonucu olarak ortaya çıkar. Aristoteles değişme olgusunu açıklayabilmek için, var olanları söz konusu mantıksal ve metafiziksel bakış açısına ek olarak, bir de dinamik bir açıdan, yani değişme bakımından adeta bir biyologun gözüyle inceler.

Dört Neden Öğretisi

Aristoteles için değişme, niceliksel ve niteliksel bakımdan değişmeye, harekete ek olarak, varlığa geliş, büyüme, çürüme ve yok oluş anlamlarına gelir.

Bu değişimleri açıklayabilmek için 4 nedene ihtiyaç duyarız. Bunlardan birincisi maddi nedendir. Bronz heykelin maddesi olan bronz maddi nedendir. İkinci neden formel nedendir, bir şeyin ne olduğunu belirleyen nedendir. Heykelin onu diğer nesnelerden ayıran bir şekli vardır. Ya da insanların ev yaparken, evin, kendisi dikkate alınarak inşa edildiği planı onun formel nedenidir.

3. neden ise değişmenin kaynağına karşılık gelen ve aynı bireyde birleşen fail nedendir. Ev örneğinde, mimar, tuğlaları, kumu bir araya getiren ustalar, heykel örneğinde heykeli yapan heykeltıraştır fail neden.

4. neden ise final- ereksel, teleolojik nedendir. Heykel süsleme ya da estetik haz için yaratılmıştır örneğin.
Potansiyel- Aktüel

Bu dört nedenden madde ve form esastır. Buna göre her değişmede aynı kalan şey , yani madde ve ayrıca değişen bir şey, yani form vardır. Bunlardan madde Aristoteles te potansiyalite form da aktüalite ilkesidir. Başlangıçtaki nesne başka bir şey olma potansiyeline sahiptir. Değişme buna göre, potansiyel güçlerin aktüelleşmesi ya da gerçekleşmesi sürecidir.

Değişme 2 türlüdür Aristoteles için. Aristoteles için doğal olmayan , zorla gerçekleşen bir değişme olarak nitelediği birinci türden değişmeler, bir şey doğanın akışına müdahale ettiği zaman ortaya çıkar. Örneğin bir ağaç bir sıraya dönüşebilir ancak bu normal ve doğal bir değişme değildir. Bu türden bir değişme dışsal bir nedene ihtiyaç duyar. İkinci tür değişmeler doğal değişmelerdir. Nesne, kendi başına bırakıldığı zaman doğal olarak değişir ve yeni formlar, şekiller kazanır. Tohumlar bitki ve ağaç haline gelir, köpek yavruları birer köpek olur. Aristoteles e göre bütün bu doğal değişmeler, amaçlı değişmelerdir. Nesneler, kendi doğalarında olan potansiyel güçlere göre değişirler, değişebilme imkânlarına göre değişirler. Yani bir köpek yavrusu bir kediye dönüşemez. Aristoteles e göre, her nesnenin ulaşmaya çalıştığı nihai bir formu, kendi gelişme sürecine müdahale edilmediği zaman söz konusu formu gerçekleştirme yönünde doğal bir eğilimi vardır.

Demek ki doğal değişmede en önemli neden final neden ya da amaçtır. Yani doğal bir değişmede nesnenin değişme doğrultusunu belirleyen, dış bir neden değil de, onun amacıdır.

Her değişme, ona göre, başka bir form ya da hale ulaşma yönündeki bir çabadır. Değişme, değişen nesne başka bir form alabilme potansiyeline sahip olduğu sürece devam eder. Yani değişme, nesneler artık yeni bir form kazanmanın mümkün olmayacağı bir hal alana kadar sürecektir. Bir madde ve formdan meydana gelen her bileşik nesne değişmeyi sürdürebilir, çünkü o maddi bir şey olduğu sürece, başka ve yeni formlar alam potansiyeline sahiptir.

Teoloji

Evrendeki her nesnenin artık daha fazla değişemeyeceği bir saf form haline gelmeye çalışması olgusunu dikakte alan Aristoteles, değişmeyi temellendirebilmek amacıyla, nihai ve en yüksek amaç için sözkonusu özellikleri sergileyen aktüel bir varlığın, tanrı nın olması gerektiği sonucuna ulaşır. Hareket Etmeyen Hareket Ettirici: Hertürlü değişimin amacı ya da final veya ereksel nedenidir.



H.E. H. E nin (Tanrının) kanıtı;

1) Ezeli –ebedi (hep var olmuş ve var olacak bir tözün) olması gerekir. Platon un İdeaları yeterli olmakla birlikte,


2) Ezeli-ebedi tözün hareketi meydana getirebilecek güçte olma zorunluluğu vardır ,oysa İdealar bu güce sahip değillerdir

3) Ezeli-ebedi tözün yalnızca bu güce sahip olması değil, onu aktüel olarak uygulaması ve hayata geçirmesi gerekir.

4) Bundan dolayı , ezeli-ebedi tözün özü potansiyel değil, edim/fiil den ibaret olmalıdır. Zira aksi takdirde, onun bu gücü uygulamamsı mümkün olur ve değişmede ezeli-ebedi, yani zorunlu olarak sürüp giden bir şey olmazdı

5) Öyleyse, ezeli-ebedi olduğu için H. E. H. E nin maddi hiçbir yönünün olmaması gerekir.


Demek ki H.E. H. E saf formdur ve onun maddi hiçbir yönü yoktur. H. E. H. E. için madde söz konusu olsa, o belli birtakım potansiyel güçlere sahip olan ve dolayısıyla bir bakımdan değişebilecek olan bir varlık olacaktır. Onda maddi yön bulunmadığı ve o bütünüyle aktüel olan bir varlık olduğu için hareket etmez ve değişmez. Bununla birlikte, o başka her şeyin kendisi gibi olmayı, kendisine benzemeyi istediği varlık olduğu için, H.E.H. E. Evrendeki tüm diğer nesnelerin ereksel nedenidir.






Dostları ilə paylaş:


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə