Arz'dan Arş'a Evrenin Sırları, Sınırları 1


APENDIX - 6 KUANTUM KANALLARI (TANECİK TÜNELLERİ)



Yüklə 1,12 Mb.
səhifə10/19
tarix29.10.2017
ölçüsü1,12 Mb.
#21178
1   ...   6   7   8   9   10   11   12   13   ...   19

APENDIX - 6
KUANTUM KANALLARI (TANECİK TÜNELLERİ)

Ancak sevinç çok kısa sürecekti: Çünkü beklenen (π) gibi tek bir parçacık iken yüzlercesi bulundu. Bu umulmadık kargaşa elektrodinamiği alt-üst ediyor; basite, yalına indirgenmesi beklenirken, karıştırıyordu. Yıllar sonra teknik ilerledikçe, hızlandırıcılar enerjice güçlendirildikçe bu sayı binlerce olacak ve atom-altı enflasyon meydana çıkacaktı.

Ama bu neyi açıklar? Milyonlarca bileşim vardır (NaCl gibi). Bunları 110 kadar elemente indirgeyebiliyoruz. (H atomu gibi.) Bu 110 element (ve 2000 izotopu) proton, nötron ve elektrona; yani üçe inebiliyor. Bu "yalına indirgeme yöntemi" (ve elektrodinamik beklenti) "Mezonlarda" uygulanamıyor, uygulanamayınca da "dört gözle beklenen mezonlar" beklenen temel parçacıklar olamıyorlar.

Şimdi sunduğumuz ek (Apendix), maddî parçacıkların oluşumunu, onların niçin bazılarının kararlı, uzun ömürlü ve kiminin niçin kararsız ve ömürsüz olduğunu, ayrıca parçacık ailelerinin tasnifiyle, bazı terimlerin (Lepton, hadron, nükleon vb.) ne anlama geldiğini açmaya yönelir. (*)

(*) Kitaplarımızın üniversitelerimizde kendiliğinden illegal(!) bir ders kitabı haline geldiğini müşahede ettikten itibaren, zorunlu teknik bilgilere ve ayrıntılara yer vermek kaçınılmaz oluyor. Bu bakımdan dileyen okuyucu bu ek bölümü atlayabilir, ilgilenen okur ise bu lügatçelerden (Vocabulary, Glossary) yararlanabilir.

Kuantlar için genel olarak şunu söyleyebiliriz: Her parçacık aynı zamanda KUANT'tır. Bir madde diğerinden özkimlikçe ayrıldığı için "madde paketçiği" anlamına da gelir. Her madde bu "enerji paketçiği" olan kuantlardan kurulur. Bu bakımdan kuantların tümü birbirinin özdeşidir. Fakat kütleleri dolayısıyla, farklı tanecikler haline gelirler. Kuantlarda bu vahdaniyet (Teklik) vardır, parçacıklar da bizi (çevremizdeki her şeyi) oluştururlar.

Farklı değerler olarak, farklı parçacıklardan kurulan kuantlar da, biz dahil çevremizdeki her şeyi oluştururlar.

İşte evren budur ve (dolayısıyla) kuantum teoremi de budur. Eğer evrenden kuantları çekersek, geriye "HİÇBİR ŞEY" yani, "Madde olarak yaratılmamıştık" kalır. Kıyamet ise, bir bakıma kuantların yaratıldığı gibi geri alınmasıdır.

Geri alınan kuantlar, oluşamadıkları aralıklardan (Karadeliklerin benzerindeki tünellerden) Süper Uzay'a (Misal Alemine, Hilbert-Feinberg uzayına) geri dönerler.

Burası Planck eylem sabitinin altında saklı duran, 11 boyutlu Mini-Hilbert uzayıdır ki, artık bu mikro mesafede "Kuantlaşma" olmaz. Yani enerji (Nar) yerine Nur vardır. Nar (Enerji), küçük paketçikler denen kuantlar halinde taneleşirler. Nur ise BÜTÜNDÜR ve taneleşmez.

Kuantlar, bu Nur denen sonsuz özünlü enerjinin İNTRİNSİC impulsmomentlerinin yansısıdır. Yani öteki taraf takyonik (esiri) bir enerji içermektedir. (*)

(*) Sonsuz özenerji kudretine, "Arz'dan Arş'a Sonsuzluk Kulesi" bandımda, özellikle ikinci cildinde yer vermiştim. Dileyen okuyucu bu referanstan ayrıntı edinebilir. Aslında kuantum kozmolojisinin uzmanlığının üzerine çıkmış Dr. Halûk NURBAKİ'nin tespitlerine de yer vermekten kendimi alamıyorum. Çünkü Hilbert ve Feinberg'in kanıtladığı "Sonsuz özenerji" anlatımını Türkçe'ye mümkün olan en güzel biçimde aktarabilen Dr. NURBAKİ'den bu bakımdan birkaç paragrafı kendi üslûbuna uygun sunmak, yerinde bir düşünce olacak.

Sonsuz özenerji, (11 boyutlu kuant tünellerinin yukarı ucundaki) Süper uzay'ın (Wheeler uzayı) ya da kısaca Hilbert matematik uzayının Feinberg enerji fazında hazır bekler. Oradaki bir dalgalanma (Allah buyruğundan başka orayı kimse etkileyemez) tünel (ya da kanal) dediğimiz bir süreçle, çok küçük aralıktan, büyüyerek Planck uzayı denen bizim uzaya, AKDELİK püskürtmesi yöntemiyle girişim yapar. O büyük kudretli sonsuz enerji, maddeleştirmek için dalgalandığında, tünel (kanal) sürecinden mini mini tespihçikler biçiminde (diskret, kesikli, kopuklu) kuantlar oluşur.

Böylece enerji paketçiğinin taşıdığı "Enerjinin şiddetine göre" maddenin oluşum kanalları ortaya çıkar. Sık kanallar, enerjinin çok büyük (Şıhab) olduğu kanallardır. Enerji "Sağanak" denen törpülenmeyle, daha rahat kanallara doğru yeni parçacıklar üretir ve "KARARLI KANALLARDA" (Proton, elektron kararlıdır) iyice rahatlar.

Kararlı kanalların ömrü uzundur, kararsızların ise milyarlarda bir saliselerle ölçülür. Çünkü boyutlar küçüldükçe zamanın ona uyumu nedeniyle zaman da hızlanır. Hızlanma sonsuza gelince zaman da sıfır olmaktadır. Bu, zamanın da boyut olduğunu gösteriyor. Zamanın bir boyut olması "Sonsuz boyut" teoremini de doğrulamıştır.

Eğer zaman, bir geometrik boyut olmasaydı, mesafenin büyüme ve küçülmesine uyum göstermeyerek, SABİT kalırdı. Zamanın değişkenliği onun esiri (soyut) bir boyut olduğunu, mekanda sabit bir yeri olmadığını gösteriyor.

Kuantlar mekan (uzay) ile birlikte zamana da uyarlarsa; matematik kararlılık, geometrik süreklilik ve fizik varlık kazanırlar. Etki, boyutlara özel değişkenler halinde yansıdığına göre, bu değişme zaman koordinatına ETKİ'nin yol vermesinden doğmaktadır.

ETKİ'nin rezonansları mekan kazanıp, geometrik iz ve kudretinin değeriyle kuantlaşan etki, zaman koordinatında da "Ömür" kavramını oluşturur. Yaratılanın kalitesine göre ömrü olacaktır... (Ömrün önceden belirlenmesi, bir fatalist kader anlayışıyla özdeştir.) (*)

(*) İnsana ya da her varlığa takdir edilen ÖMÜR değişmez. Allah (C.C.) nin "Kadir" ismi hem Kudretli hem de kader etmiş anlamındadır. Takdir ve Kader edilmiş Mukadder ise kaderi yazılmış anlamındadır.

Madde, bu çokluklar evreninin kuantum sınırından üretilmiş yüzeysel görünümdür. Sonluluğu ise mekandaki zaman koordinatına da uymak zorunda olmasından doğar.

"Madde", enerjinin, belirli bir hız fazında, uzay ve zamanda yoğunluk (Cisimsel kişilik) kazanmasıdır.

Etkinin geometrik konum biçiminde ortaya koyduğu madde, kuant birimlerinin matematik dizgesinin toplu sonucu olan bir "Duran dalga"dır. Zamana uyumuyla sonludur. Sonluluk ise bir yarı-ömür sonunda kuantın başka bir eyleme değişmesidir. Böylece bir kuantın bir hali bitince, bu cisim olmaktan vazgeçerek, başka bir cisim haline geçer. Bu zaman uyumunun kaçınılmaz sonluluk yasasıdır.

Sonsuz özünlü enerjinin oluşturduğu ETKİ, şiddetine göre "Ömrün belirlenmesine" de etkili olur. Etki çok büyükse, artık zaman boyutunun aktığının bile fark edilemediği dönemde "REZONANS" denen esiri vibrasyonlar oluşur ve bunlardan sadece en düşük enerji düzeyli olanlarına isim koyabiliyoruz (Omega, Delta vb).

Bu limit üzerindekilerin dehşetli gücü ortaya çıkamıyor, çünkü "Zaman" içinde görünecek kadar zaman bulamıyor, etkileyemiyorlar (fakat Şıhab olmaya yeterliler.) Bu ömrü neredeyse sıfır olan vibrasyonlara "REZONANS" dememizin nedeni, kuantum teoreminin, bütün evreni parçacık olarak görmek isteyip, öylece tanımlanmasıdır. Ama kuantum teoremi, bu kısa anlarda ve parçacıkların çarpışıp tanecik yerine "Dalgacık" davranışına geçtiği "Çarpışmanın çok kısa zamanında" olup bitenlerle ilgilenmez.

Çok şiddetli parçacıklar, kısa ömürlü olurlar ve bu milyonlarda bir saniyede REZONANS denen titreşimleri oluşturur. Bunlar da kendinden küçük kararlı, sabit parçacıklara dönüşünceye kadar birçok parçacık türetirler.

En şiddetli kanallar Hiperonlardır. Bunlar daha sakin olan Baryon kanalında, özellikle proton ve nötron gibi parçacıklarda "kararlı" olurlar. Bir nötron bir saniye sonra bir elektron alarak protona dönüşür ve proton da inanca göre kararlıdır. Yarı ömrü evreninkinden fazladır (10^30 yıl).

Işık noktacıkları, şiddetlerine göre proton ya da elektronda karar kılar. Lepton denen elektron ve nötrino kanalı (Foton) denen ışık zerrecikleri kanalıdır.

En rahat olan kanal ise (Kuant foton) denen ışık zerrecikleri kanalıdır. Şimdi bunları izleyen Apendix'te kategorize edelim:

APENDİX - 7
ŞUVAZ, NUHAS VE ŞIHABLAR

1 - FOTON (ZİYA) KANALI:

Fotonların ışıyan, ışımayan fotinolar, aksiyonlar, bozon, gluon gibi elektro zayıf/güçlü birimler, gravitation, gravitino ve daha olası gölge madde gibi parçacıkların tümünü barındırır. Fotonlar (1) spinlidir, özkütleleri sıfır ağırlıklıdır (kütlesizdirler). Anti-parçacıkları yoktur (fakat negatif enerji olasılığında özel durumları vardır); "Foton kanalı" en rahat kanaldır. Bu rahatlığı ikinci olarak leptonlar izler.

2 - LEPTON (NAR) KANALI:

Elektrozayıf kuvvetin güdümündeki leptonların tümünün spinleri (1/2) olup, kütleleri vardır, fakat sert etkileşimlerden (Hadron) etkilenmezler. Üç alt-kanalda tasnif edilirler:

a. Nötrinolar: Yüksüz ve kararlı elektron, muon ve tauon nötrinoları ve anti-parçacıkları.

b. Elektronlar: Beta ışını da denen elektronların (ve bunun antimaddesi olan pozitronların) kararlılığı vardır. Elektrik yüklüdürler.

c. Ağır elektron ailesi: Muon (Myon) elektrondan 200 kez ağırdır. Ondan bin kez ağır olan Taon (Tauon) ile birlikte kararlı değillerdir. Yukawa'nın mezon sandığı yanıltıcı parçacık bu muon idi. Muonlar da elektrik yüküne sahiptirler.

3 - MEZON KANALI:

Öteki adıyla Yukawa'nın öngördüğü MEZONLAR ailesidir. Çekirdek dışına çıkarlarsa ya da kozmik ışınlarda milyarlarda bir saniyelerde doğup (kararlı bir parçacık olana kadar) sağanak oluştururlar. Leptonlarla etkileşmez, fakat nükleonlarla (proton, nötron gibi) çok sert etkileşirler (Hadron da bu "çok sert etkileşim" demektir). Hadronların çekirdekte görevli mezonları, sadece çekirdek içinde kararlı olup dışarıda hızla bozunurlar.

Bu ailenin spinleri, açısal momentumları ve Baryon sayıları SIFIR olup, eşleniği "Antimezonları" yoktur. Bunlar ters elektrik yüklü olarak kendi kendilerinin eşleniğidirler, eşit sayıda çift yaratılmışlardır. (Biri antitanecik olan kuark çiftlerinden oluştuklarından antimadde zaten içindedir.)

Şimdiki kuark teoremine göre 12 temel mezon ve sonra bulunacak daha üst düzeydeki parçacıklar için daha sonsuz mezon vardır. Mezonların "Fonksiyonel" olanları Pion denen (π) mezonları olup, yüklü bir çift ve bir yüksüzden oluşurlar. Fakat (nasıl ki Z bozonu W'lerden kütleliyse) yüksüz piyon, yüklü piyonlardan daha ağırdır. Kaon da denen K-Mezonları yüklü ve yüksüz, ayrıca simetrik bozunmalı iki yüksüz içerirler (K1°=0,92 X10^-16 saniye K1° ise 5,6xl0^-8 saniye ömre sahiptirler). Eta (έ) mezonları ise "Tek" ve yüksüzdür, çünkü orta kuvvet mezonudur. Diğerleri "2" spinli ro, omega, kappa parçacıklarıdır.

4 - BARYON KANALI:

Maddenin baskınlığına baryon sayısı denir. Örneğin bizim çevremiz madde olduğundan baryon sayısı +1; fakat antimaddenin çevremizdeki varlığı -1 baryondur, yani yoktur. Mezonların "iki kuarktan" oluşmasına karşılık, baryonlar, içlerinde "Antikuark" barındırmaz ve "Üçlü kuark kombinezonundan" oluşurlar. Dolayısıyla ayrıca Antiparcacıkları" da vardır.

Baryonlar ve mezonların ortak adı Hadron'dur. İkisi "Elektro-güçlü (Ortak kuvvet) etkileşimine" girerler. Baryonların da spinleri 1/2, 3/2, 5/2 olup, görevleri "Çekirdek" oluşturmaktır. Yani çekirdekler bu sınıfa girmektedirler. Bunların "Kararlı olanları, kararsız olanları ve her ikisinin üstündeki rezonans parçacıkları" olmak üzere "Üç alt-kanalı" şöyledir:

a. ÇEKİRDEK: Nükleonlar: Proton ve nötrondan oluşurlar, kararlılık ölçüsü yüzünden, atom çekirdeğinde yalnız bu ikisi bulunur, diğer hiçbir baryon görev alamaz. Çünkü baryon kanalının en rahat tek kararlı alt-kanalı budur, diğerleri geçicidir, eninde-sonunda bozunarak proton ve nötrona dönüşürler. Nötronlar da çekirdek içinde kararlı uzun ömürlüdürler (16,7 dakika çekirdek dışında da kalabilirler). Buna karşılık protonların ömrü evren ömrü kadar uzundur. Birleşik alanlar kuramlarına göre protonun yarı ömrü 10^22 ila 10^30 yıldır. (Proton, ya zorlandığında ya da Karbon-14 izotopundaki gibi spesifik özel bozunur.) Proton ve nötronun anti-parçacıkları vardır, üçer kuarktan oluşurlar. Bileşenleri u ve d kuarkları olup, başka kuarklan kabullenmezler.

b. NUHASLAR: Hyperonlar: Nasıl ki muon ve taon, "Ağır elektron" ise, ve nasıl ki sırayla piyondan ağır kaon ve eta varsa; hiperonlar da ağır protonlar olup, aynı rolü oynarlar: λ° Lambda hiperonu yüksüzdür, anti-parçacığı da vardır, Σ Sigma hiperonu ise yüksüz ve iki zıt yüklü olmak üzere 3 tane, anti-parçacıklarıyla 6 adettir. Bunlar da 3 kuarktan kombine olurlar. Bu takımın kuarklarının sembolü S, C dir. Törpülenmiş kozmik ışınlar (Kozmik sekonderler) bu aileye girer. Kur'an'da NUHAS diye önceden "ilâhi misal" ile haber verilmiştir. Hadronlar da NUHAS sayılıyor.

c. ŞUVAZLAR: Rezonanslar: Bunların hyperonlardan da çok ağır olmaları nedeniyle, sonsuz rezonans bulunabilir. Bunlardan yalnızca sınırda olan (X) Ksi parçacığının spini (1/2) diğer üsttekilerin tamamının (3/2) gibi çok tuhaf spinleri vardır. (3/2) spin sınırının sonunda ise Ω Omega parçacığı bulunur. Bu takım için b ve t kuarkları talep edilmiştir. Kozmik primer ışınlar bu ailede yer alır. Kur'an "MİSALİYLE" adı ŞUVAZ olarak ayette yer alır. Bunların da izleyen Şıhablarla spinleri 5/2'dir.

d. ŞIHABLAR: Kozmik ışınlardan ötedeki çok şiddetli parçacıklardır. (Tunguska felaketini bu tek parçacık oluşturdu.) Y ve N serisi (Delta hiperonu) parçacıklar ise Kur'an'da ŞIHAB adıyla geçen rezonansların (+2) elektrik yüklüdürler ve böyle bir şeye ilk kez rastlanılmıştır. Yükler birbiriyle denk olmazsa elektromagnetizmada birebir eşleşme kuralı bozulur ve elektrodinamik yasa o noktada "Kuvvet"i de aşarak durur. (N++) ve bunun anti-parçacığı olan (N--) böyle 2 kat yüklü rezonanslardır.

Rezonanslar bu garabetlerinden dolayı kuantum parçacık tablosunda iğreti durmaktadırlar. Parçacıklar gibi durum değil, dalga davranışları ile gözlenmektedirler.

Çünkü parçacıkların "Dalgacık" davranışlarına geçtiği an "Rezonans" denen ultra-morötesi titreşimler olur. Kuantlaşmanın Planck sabiti içi mekanına girip geri dönen sonsuz özenerji, bu kendi dışına sığıştığı oranda bir mekan kanalı (Parite denen simetriye uyan TÜNEL) seçer ve orada rezone olur.

Kanal seçimi rezonansın gücüyle oranlıdır. Kanallar çok sık başlar ve giderek "Seyrelir" (Lepton, nükleon, hadron vb. kanal olaylarıdır). Rezonans güçlendikçe ömrü milyarlarda bir saniyelere kadar kısalır, fakat sönüşüm yaparak soğudukça bozunup daha dar kanallara geçerek ölmüş, başka bir parçacık olarak doğmuş olurlar. Çünkü rezonansın gücü, ömrü ile ters orantılıdır. Bu geçici rezonanslar soğuma sonucu "Kararlı" uzun ömürlü (Stabil nükleer) kanala inerek rahatlar. Nükleon kanalı, güçlü çekirdek kuvvetinin güdümündedir.

Ancak "Elektromagnetizma kanalı" daha rahat olup "Lepton" adını alır ki, bu da elektrozayıf kuvvet güdümündedir.

Yukawa kararsız "Mezon/hadron" kanalında bu kararsız ve çok sayıda parçacıkların enflasyonu ile karşılaşmıştı. Oysa evrende tüm elementer parçacıklar aslında rezonanslardan türer. Rezonanslara geçici davranış olarak bakılmaktadır. Bunun en güçlü kanallardaki görüntüsüne bu nedenle "Sağanak" (Showers) denilmektedir. "Sağanak salınması" terimi Kur'an'da aynen vardır.

***

İKİNCİ ALBÜM

NÜVELER MİKROKOZMOLOJİSİ

"(Takva adına) HİÇBİR ŞEY YAPAMAZSIN! (Bilim adına) KUR'AN'DAN (insanların tümüne verilen misaller olan ayetleri) OKUMAZSIN! (Oysa takva insanı veli; Kur'an okumak ve verilen misallleri anlamak alim yapar. Boşuna uğraşıp, gizlediğin) YAPTIĞIN HER ŞEYİN İÇİNDE (Enfusu olan mikro zerrecikler evreninde) HAZIR BULUNURUZ (ki sen bunu ne alimler gibi korkuyla fark eder ne de veliler gibi takdir edemezsin). NE GÖKTE (Evrenbilimsel katlarda, enerjetik kuvvet alanlarında) NE YERDE (Maddi evrende, maddenin içinde yer alan) ZERRE AĞIRLIĞINCA (Kuantların kütlesi vardır) HİÇBİR ŞEY ALLAH'TAN GİZLİ (İndeterminist, belirsiz, kesinliksiz, şansa bırakılmış) DEĞİLDİR. ONDAN (Planck ölçeği kuantlarından) DAHA KÜÇÜĞÜ (Hilbert ölçeğindeki 11 boyutlu mini tünelcikler) VE DAHA BÜYÜĞÜ (Atomaltı ölçekten, dev evren katlarına kadar tüm makro alem) OLMASIN Kİ AÇIK (Determine önceden seçilmiş, tek ihtimalli) BİR KİTAPTA (Kur'an'ın ana kitabı olan ve en küçük ile en büyüğün aynı olarak birleştiği Levhi Mahfuz'da) BULUNMASIN. BİLİNİZ Kİ (Allah misallerini anlayan ilimlere kılavuz takvasıyla arif olan) ALLAH'IN VELİLERİ İÇİN (de, alimler gibi) ASLA KORKU YOKTUR. ONLAR (da) MAHZUN OLMAZLAR. ONLAR (da alimler gibi) İMAN GETİREREK, (Alimlerin korkusuna benzer biçimde) SAKINMIŞLARDIR. "


Yunus: 61-63

Q-Dönemi Neo-klasik Tanecik Fiziği

ZİG-ZAG DOKTRİNİ
ZERRELER (Tanecik) FİZİĞİNİN
Q-DÖNEMİ (1940-1972) PROGRAMI

İkinci albüm "Zig-Zag" kapalı devre yayınlarının 1900-1950 yılları arasındaki etkisiyle klasik Z-Döneminden, "Neoklasik Q-Dönemine" kadar olan etabıdır. 1950 yılında Zweig, daha sonra "Kuark" denecek olan "Nüve" adını verdiği zerreden küçük, içi dışından büyük, elektrik yüklü, kesirli fermionları ileri sürünce, Kuantum teoreminde G-Dönemi başladı.

Zig-Zag teorisyenleri yanında Zig-Zag teknisyenlerinin de akıl almaz başarıları bu albümün konusunu oluşturuyor. Daha sonra kuarkların, gluonların derinliklerine iniliyor, leptokuarklar yanında, rişonlardan söz ediliyor.

Zig-Zag'ın gerekçesi ve tarihçesi ile başlayan albüm "Büyük birleştirme teoremleri, Süper simetriler" ile sonlanıyor.



REFERANS - 21
Z - DÖNEMİ
Karl M. Allein Notları

Okurlarımıza bu kitabın referans bölümlerinde zaman zaman bilgi verdiğimiz Bağdadi'nin baş öğrencisi Axel Heiberg'i yeniden hatırlatalım: Axel Heiberg Amerika'ya Kanada'nın kuzeyinde bir adada (Bugün bile akıl edilmeyen "Görünmezlik" deneyleri yapmak üzere) yerleşti. "Avrupa bağlantısı" (European Connection) için ötede bıraktığı yardımcısı ya da asistanı ünlü Alman matematikçi G. Cantor ile görüşemeden mektuplaşmaya başladılar. Aralarında kararlaştırılan "Kod" imzalar şöyleydi: Axel Herberg "Karl M. Allein" takma adını ve Cantor ise "Steinberg" imzasını kullandı. Böylece K. M. Allein ismi, kuşaklar boyunca günümüze kadar yerleşmiş bir gelenek olarak kaldı.

Literatürde "C. M. Alain notları" diye de bilinen bu mektuplaşma geleneği, izleyen 11 adet K. M. Allein tarafından da sürdürüldü. Bu arada "Asistan, yardımcı" kategorisinden olan isim geleneği de (Bazıları gerçek) takma isimlerle sürdürüldü. Bu asistanlar yardımcı koordinatör olarak, asıl koordinatör K. M. Allein'ın imzasının yanında ikinci imzayı temsil ederler.

Asistanlar, aynı zamanda, (Hiçbir zaman ortaya çıkmayan) K. M. Allein isimli koordinatörün talimatıyla, gereğinde (seyrek de olsa) kurye (ulak) ya da eğitmen olarak ortaya çıkardığı kimseler olup, K. M. Allein mektuplarında "Olumlu" cevap verip de "Yatırım yapılması" gereken önemli bilim adamlarına "Çok üstün sırları" taşırlar.

Karl M. Allein mektupları, Bağdadi'nin naklettiği "HIZIR TEZKİRESİ" sırlarını (Tezkirenin içeriğine göre kodlayarak, dönem dönem, ilgili bilim adamlarına) aktarırlar.

Tezkirenin genelinde maddi (Tardyon, somut) evren Ya-Sin (Y ve S harflerinin Arapça okunuşu) ve bunun ötesindeki takyon (Soyut, esiri) evren ise Ta-Ha (Arapçada T ve H harflerinin kalın okunanları) olup; her ikisi de birer sure adıdır.

Maddi evreni anlatan Ya-Sin (Künnes) programında iki "Mektup dönemi" vardır:

a. Z-Dönemi: 3 karanlık (Zifiri, zulmet ve zımnilik ya da kod adlarıyla Zip, Zoom ve Zill).


b. Q-Dönemi: 3 aydınlık (Kabirsiz, Kadirsiz ve Kudreti afaki).

Bunların her birinin üç türü daha vardır: Zerre, Kürre, Kuvve. Bir örnek olarak Zifiri Zerre, Zifiri Kürre ve Zifiri Kuvve, Zulmet zerresi, Zulmet Kürresi, Zulmet kuvvesi, Zımni zerre, Zımni kürre, Zımni kuvve vb.'dir. Bunların Q (Kef, kaf) serisi için de çeşitlemeleri vardır. Z-Q'ların tamamının sayısı 496'dır. Bu evrendeki her türden ve türlü tiplerdeki kütlesiz parçacıkların sayısını belirleyen anahtar rakam olup, simetrisiyle birlikte iki katı olan 992'dir. Şimdi kısa bir örnekle Z ve Q kodlarının evrendeki rolüne kısaca değinelim: Z-Üç karanlığı HUNNES'den olup, zerresine örnek zımni (ışımayan) fotonlar, kürresine örnek olarak "Karadelikler" ve kuvvesine örnek olarak "zaman enerjisi" gösterilebilir.

Q-Aydınlığı ise KÜNNES'den olup "Optik ışımayı" anlatır (Zımniliğin tersi). Q-Zerre optik quantları; Q-Kürre quasarlar (Kusarca yıldızlar) ve Q-Kuvve quarklardır. K. M. Allein mektuplarının Z diye kodlanması 1850 yılında "Hızır Tezkireleri" nüshalarının "Yol gösterdiği" biçimde başlamıştır. Tezkirede "Üç karanlığın üç Z" (Ze, Zel ve Zı) harfleriyle gösterilen misalinden dolayı 1850-1900 yılları arasına Z-Dönemi denmesi âdet olmuştur. Bu (Arapçada sert, normal ve peltek olan) üç Z harfinin Batı dillerinde ayırt edilmesi için K. M. Allein Zip, Zoom ve Zill kodları vermiştir. Daha sonra telaffuzuna bakılmaksızın sırayla "Zifiri, Zulmet ve Zımni" üç karanlık simgesine mal edilmişlerdir. Söz konusu "Z-döneminin" üç Z disiplin başlığı altında toplam 28 Z sembolü vardır ki bunlar 14'lü gruplar halinde iki dala ayrılır. Bunlardan ilki Ya-Sin (Maddi evren) diğeri Ta-Ha (Soyut evren) dallarıdır.

K. M. Allein mektuplarının Z-Dönemi (1850-1900) üç karanlığı "Zifiri=Zip, Zulmet=Zoom ve Zımni=Zill" kodlarıyla temsil edilir. Toplam 28 tane 2 şifresinin Ta-Ha (Arş, soyut evren, tabaka-hayat) ve Ya-Sin (Arz, somut maddî evren) olmak üzere "14'lülerden iki grubu" vardır.

Gelecek cildimizde sunacağımız bu eşsiz bilgilerden, bu kısma kısa bir alıntı yaparak bu 7 ilahî tabakaları sunalım:

0 - ZATI ZİNHAR: Allah zatında ve en büyük isminden başka hiçbir varlık yoktur.

1 - ZATI ZAMİR: Allah'ın "Hüve=Hu=O" öznesinin ve Zülcelâl isminin bulunduğu kattır.

2 - ZATI ZARF: Allah'ın "Lehü=O'na" öznesidir. Bu katmanda ALLAH CEMÂLİ Cennetliklere görüneceği için isimlerden ZAHİR ile talim edilir.

3 - ZİLZAL: Allah'ın "Lillah=O'na doğru...." şifresinin sırrındandır. Burada çok şiddetli nur dinamizmi vardır, öyle ki Arş bile sallanır. Bu şiddetin evrene yansıtılmaması için bir alt tabakada yumuşatılır.

4 - ZEMZEM : "ALLAH" isminin işlevidir. Zilzal (İndi-çıktı) dalgaları bu katmanda çalkantı ile yumuşatılır, yaylandırılır.

5 - ZİRVEİ MÜNTEHA: "Son doruk" anlamındadır, çünkü tüm yüce katların kalanları (Sidrei Mühteha, İlliyyin, Melei âlâ, Semâyı ûlâ vb.) burada sonlanır. Gizli esmalardan El Zekür (Zikre layık, kendisine zikredilen) ismi yönetimindedir. Cennet'i bu kat yönettiğinden ayrıca Zülikram ismi de bu katta talim edilir.

6 - ZEBÛNU ZITT: Cehennem canlıları ZAKKUM ve melekleri ZEBANİ ve cehennemlikler ve dünyada gazaba (Gadab) uğrayanların yönetim katı olup, Tövbe sûresi yönetimindedir. Sanatsallık yoktur (ZITT) Zebûrû Siccin'de cehennemliklerin sicilleri ZABT edilir. ALLAH gazapları (Sayha, fırtına, deprem, tufan, yerin dibine geçirme, yakma vb.) bu kattan ruhsatla Arz'daki bölgesel bir alana hedeflenir. Ye'cüc-Me'cüc, Deccal, Süfyani, Şeytan gibi varlıkların tescili vardır. Yeryüzü isimlerinden Zülkarneyn tarafından temsil edilir.

7 - ZEVALİ MÜNTEHA: En alt ilahî kat olup, bundan sonra gökler başlar. Fonksiyonu sadece bilimdir.

İlahi katların bitiminden itibaren "ARA KATLAR" başlamaktadır (ki gelecek cildimizde açacağımız için özet önbilgi sunalım). Zevali münteha ile maddi ve manevi Arş sonlanır. Bu tabanın aşağı aleme bakan tavan "ALANI" komplike LEVHİ MAHFUZ olup, kenarları sonsuz olan bir dev kare matris (Vefk)'tir. Zerrece (Bundan büyük ve küçük hiçbir) varlık eksik bırakılmadan yazgısının kalemle kayıtlandığı yerdir. Levhi Mahfuz'un raptedildiği düzleme ZEĞZAG denir. (Arş'ın son katını ismi ve Fatiha'ya eklenen "Âmin" temennisinin şifresi.)

Levhi Mahfuz'dan "Kirâmen kâtibiyn" katına kadar olan bölge ZABİT katıdır. (Zabit, zaptetmek, zabıt tutmak, subay vb.) Hz. Hızır, ALLAH'ın izin verdiği kadar, dev Levhi Mahfuz'daki ilgili bölmeden gerektiği kadar kat bilgisi alır. Bu bilgiler bir kul tarafından kendine sorulduğunda da şiddetle azarlar.

Zeğzağ'dan itibaren maddi evrenin (Kur'an'da verilen) 7 Semâvat = Gökler başlar. Bunlar en dışta ZÛHAL'den ZÜHRE'ye (Aşağı gök, müzeyyen semâ, çiçekli gök'e) kadar iner. Zühre semâsından bizim evren kesimine de "Aşağıların en aşağısı" denmektedir. Bunun altında "Mutlak zifirilik" anlamındaki ZİFT tabakası vardır ve somut-soyut evren orada biter, yeniden ALLAH ihatası (Kuşatması) başlar.

Sonradan Zühal = Satürn; Zühre=Venüs anlamında kullanılan terimler gezegen ismi değildir. Bunların çok özel şifreleri vardır:

ZUHAL: Bilge, deneyimli, vakarlı erkek/Mantık-bilim/Teknolojik uygarlık/Akıl/Diken.


ZÜHRE: Gene gelin, Zehra = Çiçek/Duygu-Güzel sanatlar/Görgüsel uygarlık/Sevgi.

İnsanın göstergesi bu ikisidir: Zühal-Zühre çiftleşmesi demek, bilgi-sanat; akıl-sevgi birleşmesi demektir.

Bu kombinezonlar sosyalleşince insan dışındaki hiçbir canlıya nasip olmayan uygarlık ortaya çıkar. Politike ve ekonomike olurlar. Yalnız insan teknolojiye sahiptir, bilim ve güzel sanatlar yapar. (Cennet başlıbaşına bir sanattır.) Yaratılış "Bilim" üzerine; yaratılışın estetik güzelliği ise "San'at" üzerinedir!


Yüklə 1,12 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   6   7   8   9   10   11   12   13   ...   19




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin