Arz'dan Arş'a Evrenin Sırları, Sınırları 1



Yüklə 1,12 Mb.
səhifə4/19
tarix29.10.2017
ölçüsü1,12 Mb.
#21178
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   19

(*) Kehf suresini, ayrıca "Arz'dan Arş'a Sonsuzluk Kulesi" bandımızın birinci cidinin içeriğindeki Hızır konusunu hatırlayınız!

İslam kriptolojisinde anlatıldığına göre Hz. Hızır, onun isteğini kabul ederek, zaman-mesafe tanımadan, Hz. Hızır'ın izin verdiği ölçüde büyük etkinlikler oluşturdu. Örneğin hiç Prusya'ya gitmediği halde Alman prensi Bismarck (İmparator Bismarck değil) ile kesintisiz mükemmel bir Fransızca ile İSLAM TEBLİĞİNİ konuştuğunu ve bu konuşmadan sonra Bismarck'ın "Müslüman-Sünni-Hanefi-Halidi" [Sünni-Hanefi'yi YAYINEVİ eklemiştir. Üstelik "Halidi olmayın" vasiyeti var Halid'in. Doğrusu HANİF ya da HANİF MÜSLÜMAN] zincirine tabi olduğu öteden beri bilinegelmektedir. (Mevlana Halid dergahına mensup olanlara Halidi denmektedir.)

(Her ne kadar mason olduğu söyleniyorsa da) Goethe'nin Müslüman-Halidi [Hanif müslüman] olduğunun inancını taşıyoruz. "Faust=Cehennem" bile Halidi tezkirelerinden birine çok aşırı benzemektedir. Söz konusu Tezkire'de Bağdadi ile Hz. Hızır "Cehennemi gezmektedirler" Cehennem'de bin müslümandan 999'unun Zemheri soğuğu ve çöl sıcağı azabı çektiğini gören Halidi bunun nedenini çöyle açıklıyordu:

"333 tanesi bilim yoksuluydu, taassupları onları Cehennem'e çekmiş, sevapları günahlarından daha azalmıştı. Hem de mürşidlerinin ardından gönüllü gitmişlerdi Cehennem'e, öteki 333 tanesi mü'min ile mü'minin savaşında Süfyani'yi tutanlardı. Öteki 333 tanesi de savaştan kaçanların çoğunluğunda şaki mü'minlerdi. Yalnız bir tanesi Cennet'e girmiş, "Allah size koskoca bir ömür verdi, siz bir sayfa bile bilim yapmadınız" diye ötekilerin başına kakıyordu."

Goethe'nin diplomasına kendi eliyle "Besmeleyi en üste yazdığı" söylenen Bağdadi'nin öğrencileri arasında birçok gizemci ve telepat da vardı: Gurdjieff, general ve telepat Haushoffer (Doğuda Bağdadi ile buluşması tescil edilmiştir), ayrıca telepat ve bilim adamı Kozirev gibi ismi az duyulmuş, fakat bilim ve politikada çok etkin gizemciler ve daha birçok "Batılı Müslüman" aynı şeyi söylüyordu: "Biz Halidi'yiz!"

Amerika'da Baghdad isimli bir yerleşim merkezi kasaba kurulmuştu. Kentin kurucusu Marwel Hallyday diye doğulu bir inisyatördü. (Bu isimlerde açıkça Mevlana Halidi Bağdadi kelimeleri açık-seçik okunuyor.) Ayrıca Amerikalı zenci müslümanların Bagh daddy=Bagh dede (Bağdedi okunur) isimli "Doğulu inisiyatörleri" vardı.

Kimdi bu "İnisiyatör (Mürşid)" dedikleri, adı sanı hiç duyulmamış, fakat uğruna müslüman örgütler kurulmuş kişi? Nasıl bir etkinlik oluşturuyordu; Prens Bismarck, Goethe, general ve telepat Haushoffer, telepat Kozirev ondan nasıl etkilenmişlerdi? Üstelik hakkında söylenenler inanılır gibi değildi: Örneğin vefat tarihinden yıllarca sonra 93 Harbinde (1878 Osmanlı-Moskof Savaşı'nda onu Hz. Ali'nin şimdi Topkapı Sarayı'nda olan "Zülfikar" adlı çatal kılıcıyla) dipdiri savaştığını görenler çoktu. Sürekli Hz. Hızır ile yoldaş oluşuna tanık olanların sayısı az değildi. İstanbul-Yeşilköy'e kadar gelen Rus-Bulgar ordularını tam o noktada geri çevirdiğini söyleyenler de vardı. Kerametleri ise saymakla bitmiyordu. (*)

(*) Ancak, bizi ilgilendiren yanı kerametleri değil; gerçekçi olan yanı; örneğin, "Zig-Zag" cemaati denen "Batılı Halidi dalını" kurmasıdır. Okurlarımı bir kez daha hurafelere karşı uyarıyor ve bazı kerametlerinin abartılı ve yalan olabileceğine dikkat çekiyorum. Örneğin, Resulullah için "Karda yürür fakat ayak izini belli etmezdi" diye bilinen yaygın yazılı bir kerametinden söz edilir. Fakat, değil Resulullah çağında, insanlık tarihi boyunca bile Hicaz'a kar tanesi düşmemiştir. Resulullah'a en yakın kar ancak ülkemizdeki Toros dağlarının doruklarlarında vardır ki, Resulullah'ın ülkemize geldiğine ilişkin hiçbir kayıt yoktur. Bazıları uyanıp, bu kerameti "Kumda ayak izi kalmıyordu" diye tornistan etmişlerdir.

Bir önceki kitapta ("Arz'dan Arş'a Mi'rac" üçüncü cilt) Karl M. Allein denen müstear isim geleneğinden söz etmiş ve özellikle Hızır Tezkiresi içinde yer alan sembollerden örnekle sunmuştum. Okurlarımız bu konuda müthiş meraklandılar. "Süreğen takma ismi" olan K. M. Allein'ların ilki, Cantor ve Bağdadi'nin çağdaşlarından AXEL HEIBERG'e ait olup, Bağdadi'nin başat öğrencilerindendir.

19 yüzyılın Osmanlı Devleti, bilim-tekniğe sırt çevirmenin "Acı bedeli olarak", Avrupa'dan teknik eleman tranferine yönelmişti. Fakat "Mühendislik mektepleri" tersanecilik, askeri danışmanlık ve benzeri ticari şirketler "Ekonomik, politik nüfuz sağlamak üzere" Osmanlı eyaletlerine davet ya da vize yoluyla yabancı uzman, teknisyen, mühendis ve hatta bilim adamları sokuyorlardı.

Kimi "Batılı" da "yanlış hesap" peşinde geliyordu: Örneğin kimi demiryolu bahanesiyle (Çin örneği) imtiyaz ve nüfuz bölgeleri oluşturma hesapları, kimi de "Misyonerlik ve yerli hıristiyanların kanalize edilmesi" hesaplarıyla Osmanlı'ya sinsi bir çıkarma yapmışlardı.

Misyonerliğe en uygun bölge, özellikle Osmanlı "Şam" eyaletiydi. Burası hem Türk-Arap etnik sınırıydı, hem de çok geniş bir bölgede bir o kadar da geniş hıristiyan kolonilerine sahipti. (Şam bölgesinde o dönem Lübnan, şimdiki Suriye'nin tamımı bulunmaktaydı. Suriye adı Süryani kelimesinden türetilmiştir.)

Bu bölgede Süryani, Maruni, Nasturi vb. gibi "Arap Nasranileri" denen hristiyan yerli Araplar bulunmaktaydı. Batılı ardniyetlilerden bir kısmı, "Bölgedeki hıristiyan dindaşlarını örgütleyip bilinçlendirmek ve olası bir direniş başlatmak" için strateji geliştirmişlerdi.

Mühendis, bilim adamı, coğrafya keşifçisi ve misyoner Axel Heiberg'in amacı hıristiyanlık propagandası yanında açıkçası bireysel bir "Haçlı seferi" idi. Onun bu faaliyetleri hıristiyan Arapları ziyadesiyle sevindiriyordu. Kısaca yerli hıristiyan grupların gözünde Axel Heiberg bir "Aziz" olmuştu, aşırı bir sevgiyle seviliyor, "Aziz Hayber" diye anılıyordu.

Heiberg, bu zararlı misyonerlik faaliyetlerini büyük bir titizlikle ve gizlilikle yürüttüğü sırada, "Bir grup Skandinavyalının" BAĞDAT'ta toplandığını duydu. Bunlar içinde ünlü Alman matematikçisi Georg Cantor da bulunmaktaydı. Aldığı adrese giden Heiberg, verilen adresin bir cami olduğunu hayretle gördü. Cantor ve sekiz kadar Skandinavyalı Germen zümrenin orada namaz kıldıklarını ve Mevlana Halidi Bağdadi isimli birinin "Dergahında" BİLİM konulu saatler boyu zevkli söyleşmeler yaptıklarına tanık oluyordu. Hem merak hem de bilimsel konuların inanılmaz üstün kalitede olması nedeniyle "Bir süre orada kalmayı" kararlaştırdı. Fakat koyu hıristiyanlık taassubu nedeniyle içinde sürekli bir karşı koyma vardı. Bunu hissetmişçesine "Bağdadi" dedikleri zat da Axel Heiberg'e karşı kuşkuluydu. Sanki içinden geçenleri okuyormuşçasına, diğerlerine gösterdiği sevgiyi hissettirmiyordu.

Bağdadi bu konuda haklıydı, çünkü Axel Heiberg, katı bir hıristiyan olarak karşı koyuyordu. Bu grubun "Özel sohbetlerine" katılmak için izin istediğinde, "aracı" olan "Cantor" kendisine şunu söylemişti:

- "Bir Türk atasözüdür ve Bağdat şehri üzerine değil; bu zat üzerine kurulmuştur: 'Yanlış hesap Bağdadi'den döner!' Sen hayrı şerre çevirenlerdenmişsin. Bizden değildir dedi."

Axel Heiberg utandı, kızardı ve bir süre sonra, o mecliste ve dergahta konuşulan kozmoloji, kozmogoni yani Kur'an tefsiri ile ilgili BİLGİLERE (kendi deyimiyle) KARASEVDALANDI! Bilim yoluyla aşka geldi ve katıldığı bilimsel ve de namazlı toplantılar sonucunda, kalbindeki hıristiyanlık temelli öldü ve yerine İslam,, Kur'an doğdu. Dergahtaki bilimsel toplantılara katılan, (fakat toplu cemaat namazına katılamayan) Axel Heiberg yeniden Cantor'u aracı koyarak bir mesaj gönderdi. Cantor ona cevap getirdi:

- "Bir Türk atasözüdür ve Bağdat şehri üzerine değil; bu zat üzerine kurulmuştur: 'Sora sora Bağdadi bulunur!' Sen şerri hayıra çevirenlerdenmişsin. O bizdendir dedi."

Axel Heiberg gidip sevinçle Kelime-i şehadet getirdi. Bağdadi ona "Kasım Muhammed" adını verdi. Süre sonunda Axel Heiberg yeniden Suriye'ye döndü. Gerçekten "Şerden hayır türemişti". Hıristiyan Araplar "AZİZ HAYBER" dedikleri Axel Heiberg'in namaz kıldığını, hayır yaptığını görünce çok öfkelendiler. Muhammed adını kullandığı için de kendisine o günden sonra "MUHAMMED AL-LÂİN" yani "Lanetli Muhammed" diye akıllarınca aşağıladılar.

Bu sırada Bağdadinin ölüm haberi geldiğinde Axel Heiberg bayağı üzülmüştü, zayıf düşmüştü. Onu ayartmak için o dönemin en güzel Süryani kızlarından birini musallat ettiler. Axel Heiberg, gençliğin verdiği tutkunlukla bir an ona kapıldı. Fakat (Kendi notlarına ve günlüğüne göre) inanılmaz bir olay oldu: Demiryolu inşaatında mühendislik yapan bir grup Skandinavyalı, Alman, Flaman teknisyenlerini "Bir demiryolu amelesinin" ayartıp, müslümanlaştırdığı söyleniyordu.

Dayanılmaz bir merak saikiyle, sözü edilen "İşçiyi" görmeye giden Heiberg, onu hemen tanıdı: Mevlana Halidi Bağdadi, pek pejmürde fakat bembeyaz temiz elbiseleriyle inşaatta kazma sallıyordu. Oysa çoktan "vefat etmesi" gerekiyordu!

Bağdadi, Hz. Hızır'dan zaman yolculuğunun ve kendi veliliğinden bir imtiyazla "DİRİ ŞEHİTLER, YEŞİL SARIKLILAR" olmanın da sırrını almıştı. Bağdadi, Heiberg'e "Hz. İdris'in ölümü tadıp, ölmediğini ve yüce bir makama alınmasının sırrını yaşadığını" da söylemişti. (Bu hesaba göre gerçekte vefat etmişti, fakat zaman içinde zamanı TERS akınca yeniden ölmemiş oluyordu.)

Bağdadi ona ve diğer sekiz Müslüman Germen mühendislere "Batıya gitmelerini, doğu ile ilişkilerini kesmelerini, İslam'ın Güneşinin BATIDAN doğması gerektiğini, Kur'an'ın GİZLİLİKLERİ aracılıyla ve TEZKİRELERLE haberleşeceklerini, zaman yolculuğu nedeniyle de dönem dönem görüşeceklerini" söylemişti.

Böylece Bağdadi'nin kerametlerine gözleriyle tanık olduğunu yazan Axel Heiberg ile Skandinav grubu ülkelerine döndüler. Daha sonra Axel Heiberg, Kanada'ya geçti. Avrupa-Amerika koordinasyonu için bir "İmza" kararlaştırdılar: Grubun başı olan Axel Heiberg, Kasım Muhammed'in baş harflerinin Karl Michael Al-lain (Karl M. Allein) parafesini seçerek, mektuplaşmaya başladılar. Axel Heiberg, AL-LAİN=Lanetli anlamındaki lakabını bir günah kefareti olarak benimsedi ve taşıdı. (*)

(*) Almanca konuşanlar bunu "Allein=Yalnız"; diğer dil gruplarındakiler de yaygın bir erkek adı olan (Türlü dillerdeki söyleniş biçimleriyle) "Alan, Allan, Allain, Alano" biçiminde kanıksadılar. Kasım Muhammed anlamındaki K. M. harfleri ise daha sonra Karl Mikael'e çevirildi. Heiberg, Arapça olan "Al-Lain"i duygusal nedenle benimsemiş, Osmanlılara karşı hıristiyan misyonerliğinin vicdan azabı hatırası olarak kanıksadı. Kendi dindaşlarım olan müslümanlardan bir kısmı müslüman olduğumu bildikleri halde ardımdan "Gavur" lakabı takıyorlar. Bunun için böylelerine "Ben müslümanım ama siz, eski dinimin dindaşlarısınız. Aynı dinden değiliz" diye ben de kinaye ediyorum.

İşte "Karl M. Allein" mektuplarının ünlü ve esrarengiz imzası böyle doğuyordu. Cantor'un sadece bilimde iştigal etmesi nedeniyle, "İslam tebliğ" görevini Axel Heiberg kendine ideal edindi. Kendisi kadar mü'min olan kardeşi Dr. Edwin Heiberg ile sadece bilim adamlarına tebliğe başladılar. (Zez-Zağ isminin söylenme zorluğuna karşılık, Zig-Zag ismiyle ortaya çıkan) "Bilimsel İslami tebliğ"den Avrupa sorumluluğunu kardeşi Dr. Edwin Heiberg'e bırakan Axel Heiberg, Birleşik Amerika ve Kanada'da çekirdek kurmak üzere göç ederek "İki daldan" etkinlik oluşturdu. Avrupa'daki elemanlarını da "Karl M. Allein" parafeli mektuplarla yöneltmeyi ihmal etmedi. Axel Heiberg vefat edince, yeni filizlenmiş bu cemaat baltalanmasın diye, ağabeyinin vefatını saklayan Dr. Edwin Heiberg, yine "Karl M. Allein" imzasıyla ağabeyi adına posta kanalıyla haberleşme geleneğini sürdürdü. Fakat Dr. Edwin Heiberg'in vefatıyla bütün Avrupa'ya sarkmış olan Zig-Zag öğretisi mensupları, koordinatörlük kurumunun sürdürülmesine karar vererek, kendi aralarında yeni "Karl M. Allein"lar çıkardılar. Gurdjieff ve Kozirev de bu K. M. Allein'lardan sadece ikisidir. Fakat yine ünlü ve onlar kadar esrarengiz ve dedesinin ismini taşıyan torun Heiberg, 1940'lardaki mektupların sahibi Karl. M Allein olup, özellikle Philadelphia deneyi ile ilgili Jessup'a yazdıklarından dolayı tanınmış Karl M. Allein'dır. Sommerfeldt ve Bilaniuk'a gönderdiği mektuplarla Takyon teoremini ortaya koyan torun Heiberg, daha sonra T.C. uyruğuna Rıfat Ayberg adıyla geçmiş olup, ülkemizde mezarı bulunmaktadır.

Bütün bantlarımız boyunca, batıdaki İslamlaşmaya katılan isimlere okurlarımız dikkat ederlerse bunlar öyle büyük bir propagandası olmayan ama "ESRARI ÇOK BÜYÜK" isimlerdir. Bunların bir kısmına kaynakçalar göstermiştim. ("Arz'dan Arş'a Sonsuzluk Kulesi" birinci cilt, sayfa 168'e bakınız.)

Müslüman telepatlar, Müslüman Alman generalleri ve gizemcileri, üstelik dünyanın en ünlü bilim adamları (Cantor, Hilbert, Kozirev vb) olmalarına rağmen, okurlarımın çoğu bilim literatüründe rastlamamaktadırlar ya da bir tek kelimeyle söz edilip geçilmektedir.

Bu inanılmaz başarıların sahipleri şimdi de vardırlar. (Borges, Banach-Tarski, Bilaniuk vb. Ben de onlardan biriyim. "Literatür" isimsizlerinden biri, fakat İÇİNİZDEN BİRİ!..)

Sonuncu (Onbirinci) K. M. Allein ise Arjantinli bilim adamı, yazar ve en önemlisi İslami bilimlerde çok ileri düzeyde alim olan L. Jorge Borges idi.

Borges, adını Abd-Al-Hack Borg (Abdulhak Burg) olarak değiştirmişti. Ayrıca koordinatörlüğe yükselince de ünlü Karl M. Allein ismini devralıp, (Bunu "İspanyolca" Carlos Miguel Allende olarak) kullandı. Bu müstear isim, (Kozirev'den sonra) en uzun süreli olarak Borges'de kalmıştır. 1987 yılbaşında vefat edene kadar geleneksel Karl M. Allein ismini taşıyan Borges, görevinin ve isminin hakkını veren büyük teorisyen, taktisyen ve bilimsel koordinatördü. Zig-Zag öğretisi mensuplarına teori dağıtımı yanında mektupla, seçme bilim adamlarına da "İslama çağrı" mesajını yerli yerinde ve zamanlayarak gönderdiği için "İslama yeni üyeler kazanmakta" çok başarılı oldu. (*)

(*) Bu cilt içeriğinde, Borges'in önemli rolünü sunacağım. Okurlarımız görecekler ki, Kuantum teoremini (Parçacık fiziğini) ortaya koyanlar sadece Zig-Zag mensuplarıdır. Borges'in özel mektupları yanında kitabın başında sunduğumuz şeref yazısı gibi övgüleri de bulunmaktadır. Vefatı ardından şimdilik Zig-Zag koordinatörlüğü Heiberg ailesinin en genç bilgini Hansel Heiberg Jr.'a geçici ve emaneten verilmiştir.

Günümüzdeki sadece 6 milyonluk Batılı Müslümanın bereketini %90 oranında ilk Karl M .Allein'lara (Heiberg kardeşlere) borçluyuz. Bir çift kişinin 6 milyon gibi muazzam bir sayıdaki Batılının Müslümanlığına vesile olması ve bunu sadece 150 yılda başarması ilahi bir keramettir.

Kerameti ise Mevlana Halidi Bağdadi'ye borçlu olmamız düşündürücüdür.

REFERANS – 11

"SAPITIP GAZABA UĞRAYANLARIN YOLUNDAN DEĞİL"

Hadislerle bildirilen "Gelecekte tüm dünyanın İslamlaşması" şimdiden çığ gibi boyutlara ulaşmıştır sevgideğer okurlar... Şunu hiç aklımızdan çıkarmamalıyız ki, en başta ve en önce Hz. Muhammed (sas) TEK BAŞINA MÜSLÜMANDI. Hemen peşinden sevgili eşi Hatice hanımefendi müslüman oldu. Bu noktada sadece İKİ kişiydiler. İslam'ın Adem ve Havva'sı olduklarını bilmeden, kendilerini yapayalnız hissediyorlardı. Öyle ya, koskoca "Müşrik" bir dünyaya karşı BİR ÇİFT nasıl olur da meydan okurdu?

Ya Osmanlı'nın "Adem'i" Osman Gazi?.. Bir Kayı Boyu beyi iken, Avusturya'dan Hazer denizine; Fas'tan Azerbaycan'a; himayeleriyle Baltık denizinden Zanzibar-Pemba adalarına kadar toprakları Karadeniz ve Akdeniz'i "Türk iç denizi" olarak kapsayacağını umar mıydı?

Hazreti Adem ile Havva, çocuklarının ölü-diri 130 milyar tane olacağını düşünebilir miydi? Sadece bir gemi dolusu Müslüman Arap ve Türk denizcisinin her biri 150'şer milyonluk İndonezya, Güneydoğu Asya, Bengaldeş'i Müslüman yapmasına ne buyrulur? "BİR TEK MÜSLÜMAN" kazanmak (Bir tek Axel Heiberg demek) çok yakın bir tarih içinde 6 milyon müslüman kazanmak demektir.

Bir çivi bir nal kurtarır; bir nal da bir at kurtarır; bir at bir süvari kurtarır; bir süvari bir birlik kurtarır; bir birlik bir savaş kurtarır; bir savaş neler kurtarmaz ki? İnanmazsanız bakın Selahaddini Eyyubi'ye, Fetih ve İstiklal Savaşlarımıza...

Birini müslüman yapıp kurtarmak bu kadar önemliyken bir müslümanı da AYKIRI GİDEREK, dinimizden uzaklaştırmak, bir asır içinde 6 milyon tanrıtanımazı başımıza sarmaktır. VE EN ÖNEMLİSİ: BİR AYKIRI MÜ'MİNE MARAZİ MERHAMET ETMEK DEMEK, KARŞIMIZA 150 YIL İÇİNDE DEV BİR DÜŞMAN ORDUSU DİKMEKTİR. Bunun için BİR TEK İNSANI KAZANMAK BENİM İÇİN ÇOK ÇOK ÇOK ÖNEMLİ! (*)

(*) Bunun için o garip tebliğlerimi meyhane, köşe başı demeden BİR KİŞİ "Daha" kazanmak için yapıyorum. Herkesten aynı şeyleri yapmasını istemiyoruz ama hiç değilse "Ortada" kararsız olanları bir UMACI gibi kaçırmayalım, hiç değilse tarafsız kalalım.

İnsan, yani KİŞİ en temel değerdir, en kutsal altyapıdır. O, başta tekildir. Sanırsınız ki kendi başınadır, bir tanedir! Bugün yapayalnızdır ama yarın milyonlarca kişidir. Bunun en yakın örneği 6 milyonluk müslümanlığa dönüş yapmış "sırf Avrupalı"dan izliyoruz. Bir düşününüz, bu resmi rakamdan kaç tane kişi tanıyorsunuz sevgideğer okurlar? Yalnız beni!.. Eğer yazmasaydım, beni de tanıma şansınız yoktu.

Batılı müslümanın doğulu müslümandan tek farkı var: Anne-babadan görerek değil; SADECE BİLİM TEBLİĞİYLE ikna olumuş, aklen ALLAH'ı bulmanın FARZINI yerine getirmiş kimseler olmalarıdır.

Bu nedenle Bağdadi, kendisine tabi "Doğulu klasik taklidi-nakli" müslümanlardan farklı olarak, "Batılıyı müslümanlaştırmak için" TEK TEBLİĞ YÖNTEMİ olarak BİLİMİ seçmiştir. Kazandığı bir avuç mühendis 150 yıl sonra 6 milyon modern müslüman olmuştur. Onun kazandığı bir tek Axel Heiberg, bugün 313 tane Axel Heiberg olmuştur.

Bağdadi "Fatihatül Fukara" diye bilinen ve Fatiha süresi'nin ilk yedi ayetinin her birine karşılık olan ALLAH'IN YEDİ ARŞI katmanının sonuncusunu "BATILI MÜSLÜMANLARA" bir şifre vermişti. Bu Arşların isimleri sırayla : EBCED, MEVZAH, TAYKAL, MENSA, FESKAR, ŞETSAH ve ZEĞZAĞ ARŞ'larıdır.

Bu sonuncusu (ZEĞZAĞ) son ayeti; "Gayril mağdubi aleyhim veleddallin"i simgelemektedir. Anlamı "(Bizi) yanlışlığa düşenlerin uğradığı gazap yolundan değil; Doğruların yolundan eyle (Amin)" olup; Zeğzağ Arşı'nın duasının Türkçesi şudur: "Mü'minlerin sapıtmasına, yanlışlığa düşmelerine neden olan BİLİM YOKLUĞU ile gazabı davet etmelerinden Sana sığınırız. Rabbim bilmemizi çok artır! Bizi BİLİMLİ kulun eyle. Çünkü HER YANLIŞIN NEDENİ OLAN BİLGİSİZLİK(CEHALET)TEN EL-ALİM ismine sığınırız. Amin."

"Amin" temennisi yalnızca son ayet yani ZEĞZAĞ sırrındandır. Hz. Hızır, ZEĞZAĞ ARŞI'nın sırrını Bağdadi'ye verdi. Halidi Bağdadi bunu "Kadiri Doğulu öğrencilerine" vermedi. Çünkü irşadda hem Abdulkadir Geylani'ye hem de Hz. Hızır'a bağlıydı. Doğulu öğrencilerine "Kadiri"liği ve Batılı öğrencilerine ("Hızıri"lik denen) "ZEĞZAĞ"ı el verdi: (Zamanla Zeğzağ "Zig-Zag" adını alacaktı.)

Bağdadi şöyle vasiyet ediyor: "Doğulu ve Batılı mü'minlerim, doğu ve batı kadar birbirine uzak kalsınlar. Fakat müslümanlık kardeşlik olduğundan manevi birleşsinler. Doğunun en doğusu batı ya da batının en batısı doğudur. Çünkü kainat, Arz, her şey bir kürredir, sevgi zerreleriyle dokunmuş kürre..."

İşte Mevlana Halid'in dünyası ve bize vasiyetler!.. Allah nasıl ki Doğu ve Batının Rabbi ise, o büyük insan da "Hem Batılı müslümanların, hem Doğulu müslüman izdaşlarının, öğrencilerinin mürebbiyesi=terbiye edeni"dir.

M. Halid'in tebliğinin ilk özelliği de Batılıların fetih devşirme yoluyla artık müslüman olamayacaklarını, onlara KUR'AN'DAKİ BİLİMDEN BAŞKA HİÇBİR ETKİNİN GEÇERLİ OLAMAYACAĞINI teşhis etmesiydi. Mevlana Halid'in böylece; taklidi müslüman (doğuştan müslüman) diğeri tahkiki müslüman (sonradan, aklen ve soruşturarak) müslüman olan İKİ grup oluşturarak, sayılı birkaç eserini sadece "Doğu" grubu için basit olarak kaleme almıştır.

Fakat "Benim gariplerim=Batılılarım" dediği Mağrib grubuna da "Hızır Tezkiresini, kapalı devre bir yayın" olarak bırakmıştır. Her iki gruptan da öğrencileri vardır. Bunlar kuşaklar boyu, iletişim kurarlar. Doğulu öğrencileri ile Batılı öğrencileri arasında "Manevi kardeş" ilişkisinden başka hiçbir rabıta koymamıştır. Çünkü Doğudan "Mürşid", Batıdan "Alim" olmak üzere iki ayrı meyve veren ağaç ektiğini bildiren Mevlana Halid, iki ayrı öğrenci grubunun birden manevi başkanıdır.

Doğuda klasik öğrencileriyle, Batıda bilim adamı öğrencileri arasına bir perde koyan M. Halid, şöyle diyordu: "İki cemaat, sadece manevi kardeş kalın, çünkü Doğu, mü'minlerin malı olan ilmi kaybetmekten sabıkalıdır. Batıdakiler bu kayıp değerli malı bulmakla görevlidirler. Onların aklının karıştırılması, Doğunun evsahipliği yapması uygun düşmez. Doğulu takliden; Batılı tahkiken müslümandır. Kur'an bütün ilimlerin anasıdır. O'nun sırlarını ALLAH KATINDAN ÖZEL BİR BİLİM ALMIŞ OLAN MÜBAREK BİR ZAT(Hz. Hızır)'IN SABIRLI ÖĞRENCİSİYİM. O'ndan aldıklarımı Batılı cemaate emanet ediyorum. O bilgiler sizin pusulanız olacaktır." (Hızır Tezkiresi)

M. Halid, iki ayrı (Doğu-Batı) ekol oluşturmuş, her ikisinden de öğrenci yetiştirmiş, iki tarafa da iki ayrı üslupla davranmıştır. Onun öğrencilerinin iki daldaki zinciri günümüzde de halen sürüyor, yeni kuşaklar vasiyetini tutuyorlar.

"Batılı bilimci" akıl yoluyla müslüman olunca, önce sevinçten uçar ve Doğuya koşar. Ama, ana müslüman toplumun (akli-tahkiki müslümanın, nakli-taklidi müslümana farkı olan) bilimin ihmaline şok olur. Onlarla konuşulacak ne vardır ki?.. Pek sokulamaz, özge kalır. Bu en yalnız kalınmış dönemdir. Hıristiyan aleminden sıyrılmışsınız, fakat klasik müslüman aleminde de "Acemi çaylak" ya da "Dönmelerin müslümanlığından ne olur ki?" diye bir evsahipliği havası oluşturur ve "Ne olur ne olmaz temkinliliği" ile eserleri ve fikirleri tuhaf, yabancı, ağır bularak, aleyhtarlığa başlarlar. Sanki ALLAH İslam'ı, Kur'an'ı, Resulullah'ı sadece onlara vermiştir. Sizin ne haddinize, siz kim oluyorsunuz, dağdan gelip bağdakini kovuyorsunuz?

Batılı bilgin olarak müslüman olunca, "Ne yapacağımızı" bizden öncekilere sorduğumuzda kendimizi "Zig-Zag" tabelasının altında buluverdik. Böylece sokulamadığımız Doğulu cemaat yerine "Bizi yalnızlıktan" bir nebze kurtaracak bir cemaat oluşturuyoruz.

REFERANS – 12


ZİG-ZAG OLAYI

Okuyucunun merak konusu olan "Zig-Zag, bir mezhep, (Bağdadi'ye rağmen) tarikat" değildir. Her Batılı ulustan mensupları olmakla birlikte, "Beynelmilel bir kuruluş" ya da parti, dernek, kulüp, bilim kuruluşu, örgüt ya da bir kamp değildir. Sadece ve sadece bir cemaattir. Tıpkı herhangi bir semtteki camie gittiğinizde, orada tanıdık olsun-olmasın namaz kılanlarla bir cemaat oluşturduğunuz gibi SADECE CEMAAT'tir.

Bir antent, resmi kaşe, üyelik belgesi, büro, merkez, şube aramaya kalkışan da aldanır. Zig-Zag, sadece bilim yoluyla müslüman olan Batılı bilginlerin sembolik bir ismi, her müslüman Batılı bilginin kendine düşen bilimsel faaliyetlerinin toplu sonucunun ortalaması "ZİG-ZAG Öğretisi" diye yazsın-yazmasın, o tarz eserlerin tümüdür.

Bugün Zig-Zag 310 kadar Batı kökenli müslüman bilim adamından oluşmakla birlikte, birbirini pek az tanırlar. Çünkü herhangi bir etkinlik, konferans, kongre, başkan ya da yönetim kurulu gibi alışılagelmiş bir gruplaşma söz konusu değildir. Sadece "Tabela" kavramıyla üç grup oluşmaktadır. Bunlardan asli ilki, amel ve ilmi tam olan yetkin Zig-Zag öğretisidir. İkinci tabela, müslümanlığa olan derinleşmesini sürdüren asistan ve yine 300 kişilik bir grup olup, tabelası "Sieg Saga" adını almaktadır. (Sieg=Zafer, Saga=Destan)

Üçüncü grup, "Zick-Zack" tabelası taşıyan fakat ZİGZAG ile ilgisiz, içinde hıristiyan bilim adamları da bulunduran bir takımdır ki, konuk bilim adamları sadece bilim coşkusuyla, "İyi bir öğretinin içinde olduklarına" inandıklarından "ZİCK-ZACK" grubu oluştururlar. Zamanla, pek çoğu bilimsel ikna ile müslüman olarak, Zick-Zack'tan bir üste alınmaktadır.

"Sieg Saga"nın ayrıcalığı, bünyesi içinde Zig-Zag'dan "farklı düşünen" demokrasiler de içermesidir. Örneğin kimi milliyetçilik konusunda, kimi de reklan edilme konusunda "Zig-Zag"ın kurallarına karşı olduklarından "Sieg-Saga" ya da "Zick-Zack" tabelasını yeğlerler ki onlar, ilk 313 kişilik listeye dahil değillerdir.

Söz konusu ayrılıkçılıklara örnek olarak, Fransız ve Britanya Zick-Zack'ı örnekleyelim: Fransız grubu propagandadan yanadır. İslam olduklarını her cümlede yinelerler. Bir kısmı da ismen reklamı savunur, müslüman olduğunu saklarlar: Cousteau, Bucaille ve Garaudy (Reca Carudi) gibi.


Yüklə 1,12 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   19




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin