Bakara sûresi

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 2.66 Mb.
səhifə75/75
tarix28.10.2017
ölçüsü2.66 Mb.
1   ...   67   68   69   70   71   72   73   74   75

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ إِذَا تَدَايَنتُم بِدَيْنٍ إِلَى أَجَلٍ مُّسَمًّى فَاكْتُبُوهُ وَلْيَكْتُب بَّيْنَكُمْ كَاتِبٌ بِالْعَدْلِ وَلاَ يَأْبَ كَاتِبٌ أَنْ يَكْتُبَ كَمَا عَلَّمَهُ اللّهُ فَلْيَكْتُبْ وَلْيُمْلِلِ الَّذِي عَلَيْهِ الْحَقُّ وَلْيَتَّقِ اللّهَ رَبَّهُ وَلاَ يَبْخَسْ مِنْهُ شَيْئاً فَإن كَانَ الَّذِي عَلَيْهِ الْحَقُّ سَفِيهاً أَوْ ضَعِيفاً أَوْ لاَ يَسْتَطِيعُ أَن يُمِلَّ هُوَ فَلْيُمْلِلْ وَلِيُّهُ بِالْعَدْلِ وَاسْتَشْهِدُواْ شَهِيدَيْنِ من رِّجَالِكُمْ فَإِن لَّمْ يَكُونَا رَجُلَيْنِ فَرَجُلٌ وَامْرَأَتَانِ مِمَّن تَرْضَوْنَ مِنَ الشُّهَدَاء أَن تَضِلَّ إْحْدَاهُمَا فَتُذَكِّرَ إِحْدَاهُمَا الأُخْرَى وَلاَ يَأْبَ الشُّهَدَاء إِذَا مَا دُعُواْ وَلاَ تَسْأَمُوْاْ أَن تَكْتُبُوْهُ صَغِيراً أَو كَبِيراً إِلَى أَجَلِهِ ذَلِكُمْ أَقْسَطُ عِندَ اللّهِ وَأَقْومُ لِلشَّهَادَةِ وَأَدْنَى أَلاَّ تَرْتَابُواْ إِلاَّ أَن تَكُونَ تِجَارَةً حَاضِرَةً تُدِيرُونَهَا بَيْنَكُمْ فَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَلاَّ تَكْتُبُوهَا وَأَشْهِدُوْاْ إِذَا تَبَايَعْتُمْ وَلاَ يُضَآرَّ كَاتِبٌ وَلاَ شَهِيدٌ وَإِن تَفْعَلُواْ فَإِنَّهُ فُسُوقٌ بِكُمْ وَاتَّقُواْ اللّهَ وَيُعَلِّمُكُمُ اللّهُ وَاللّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ

282-) Ya eyyühelleziyne amenu iza tedayentüm Bi deynin ila ecelin müsemmen fektübuh* vel yektüb beyneküm kâtibun Bil adl* ve la ye'be kâtibun en yektübe kema allemehullahu fel yektüb* velyümlililleziy aleyhil hakku vel yettekıllahe Rabbehu ve la yebhas minhu şey'a*, fein kânelleziy aleyhil hakku sefiyhen ev daıyfen ev la yestetıy'u en yümille huve felyümlil veliyyuhu Bil adl* vesteşhidu şehiydeyni min Ricaliküm* fe in lem yekûna Racüleyni feRacülün vemreetani mimmen terdavne mineş şühedai en tedılle ıhdahüma fe tüzekkira ıhdahümel uhra* ve la ye'beş şühedau iza ma düu* ve la tes'emu en tektübuhu sağıyran ev kebiyran ila ecelih* zâliküm aksetu ındAllahi ve akvemu liş şehadeti ve edna ella tertabu illâ en tekûne ticareten cünahun ella tektübuha* ve eşhidu iza tebaya'tüm*


426

ve la yudarre katibün ve la şehiyd* ve in tef'alu fe hadıreten tüdiyruneha beyneküm feleyse aleyküm innehu füsukun Biküm* vettekullah* ve yuallimukümüllah* vAllahu Bi külli şey'in 'Aliym;


*Ey imân edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah’ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın, (her şeyi olduğu gibi dosdoğru) yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah’tan korkup sakınsın da borçtan hiçbir şeyi eksik etmesin (hepsini tam yazdırsın). Eğer borçlu, aklı ermeyen, veya zayıf bir kimse ise, ya da yazdıramıyorsa, velisi adaletle yazdırsın. (Bu işleme) şahitliklerine güvendiğiniz iki erkeği; eğer iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadını şahit tutun. Bu, onlardan biri unutacak olursa, diğerinin ona hatırlatması içindir. Şahitler çağırıldıkları zaman (gelmekten) kaçınmasınlar. Az olsun, çok olsun, borcu süresine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun, şahitlik için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Yalnız, aranızda hemen alıp verdiğiniz peşin ticaret olursa, onu yazmamanızdan ötürü üzerinize bir günah yoktur. Alışveriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Yazana da, şahide de bir zarar verilmesin. Eğer aksini yaparsanız, bu sizin için günahkârca bir davranış olur. Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah, size öğretiyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

وَإِن كُنتُمْ عَلَى سَفَرٍ وَلَمْ تَجِدُواْ كَاتِباً فَرِهَانٌ مَّقْبُوضَةٌ فَإِنْ أَمِنَ بَعْضُكُم بَعْضاً فَلْيُؤَدِّ الَّذِي اؤْتُمِنَ أَمَانَتَهُ وَلْيَتَّقِ اللّهَ رَبَّهُ وَلاَ تَكْتُمُواْ الشَّهَادَةَ وَمَن يَكْتُمْهَا فَإِنَّهُ آثِمٌ قَلْبُهُ وَاللّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ عَلِيمٌ (283-) Ve in küntüm alâ seferin ve lem tecidu katiben ferihanun makbudatün, fein emine ve me 427


yektümha fe innehu asimün kalbüh* vAllahu Bi ma ta'melune 'Aliym;


*Eğer yolculukta olur da bir yazıcı bulamazsanız, o zaman alınmış rehinler yeterlidir. Eğer birbirinize güvenirseniz kendisine güvenilen kimse emanetini (borcunu) ödesin ve Rabbi Allah’tan sakınsın. Bir de şahitliği gizlemeyin. Kim şahitliği gizlerse, şüphesiz onun kalbi günahkârdır. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla bilendir.

لِّلَّهِ ما فِي السَّمَاواتِ وَمَا فِي الأَرْضِ وَإِن تُبْدُواْ مَا فِي أَنفُسِكُمْ أَوْ تُخْفُوهُ يُحَاسِبْكُم بِهِ اللّهُ فَيَغْفِرُ لِمَن يَشَاءُ وَيُعَذِّبُ مَن يَشَاءُ وَاللّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ


(284-) Lillahi ma fiys Semavati ve ma fiyl Ard* ve in tübdu ma fiy enfüsiküm ev tuhfuhu yuhasibküm BiHİllah* feyağfiru limen yeşau ve yuazzibu men yeşa'* vAllahu alâ külli şey'in Kadiyr;


* Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. İçinizdekini açığa vursanız da, gizleseniz de Allah sizi, onunla sorguya çeker de dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.

Semavat ve Arz ve içindekiler hepsi Allah’ındır.

Semavat ve arzda ne varsa Allah içindir dediğine göre bizde O’nun içiniz, Allah’ın zuhur ve tecellisi içiniz, insânda zâti tecelli, bütün mükevvenatta ise ef’al, esmâ ve sıfat tecellileri olduğu için. Kürsi de, bütün bu varlık Hakk’ın vücûdu olması dolayısıyla Hakk’ın zâtınında hakikatininde bütün bu âlemlerde oturması demektir.

Nefsinizde olanları açık etsenizde, gizleseniz de Allah onların hepsini hesap eder, açıklık, gizlilik diye bir şey yok aslında o bizim beşeriyetimize göre olan bir hadisedir.

O dilediğini mağfiret eder dilediğinede azab eder, Allah herşey üzerine Kadir’dir.

428

آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ آمَنَ بِاللّهِ وَمَلآئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِ وَقَالُواْ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ


285-) Amener Rasûlü Bi ma ünzile ileyhi min Rabbihi vel mu'minun* küllün amene Billahi ve MelaiketiHİ ve KütübiHİ ve RusuliHİ, la nuferriku beyne ehadin min RusuliHİ, ve kalu semi'na ve eta'na ğufraneke Rabbena ve ileykel masıyr;


* Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene imân etti, mü’minler de (imân ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine imân ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.”

Mirac gecesi Efendimize (s.a.v.) hediye edilen hediyelerden bir tanesi bu Âyettir, gerçekten muhteşem olan ve bizlerdeki ümitsizliği ortadan kaldıran müjdeler içerisinde olan bir Âyet topluluğudur.



Rasül imân etti Rabbinden kendisine inene yani gelen Kur’an’ı Kerîm’e evvela imân ediyor Hz.Peygamber(s.a.v), mü’minler de imân etti;

Bu hakikatlere evvela peygamber imân ediyor, yalnız burada Hz. Peygamberin (s.a.v.) imânı ile mü’minlerin imânı arasında tabi ki fark olacaktır, Hz.Rasûlullah’ın buradaki imânı şuhud mertebesinde olan yakîn imânıdır, mü’minlerin imânı ise bildiğimiz imândır, ikisinde birlik olsun diye imân olarak bahsedilmiştir.



Ve meleklerine imân ettiler, kitaplarına imân ettiler ve peygamberlerine imân ettiler.

Bilindiği gibi imân Allah’a en yaklaştırıcı bir oluşumdur, İseviyyet mertebesinde teslis (üçleme) ile bir çok Roma ilâhlarından üç ilâha indirdiler, ebi, eba ve ruhül kudüs olarak, İslam dini bunu biraz daha ileriye götürdü ve ikiye

429

indirdi, yani ötelerde olan bir Allah’a yaratılmış kulun inanması şekliyle en aza indirdi ve vahdete geçişi en kolaya getirdi. İseviyet mertebesi üçlükten birliğe geçe-medi, Mûseviyyet mertebesi çokluktan, tenzihten tekliğe geçemedi, bunun yolu Muhammediyetten geçti.



İmân anlaşılması en kolay olan şeydir, yani ötelerde olan bir Allah’a imân, sonra O’nunla irtibata geçmekte ikân’dır, yakîn’liktir.

Allah’a imân yani Zat mertebesine imân, meleklere yani melekût mertebesine imân, kitaplara imân yani Allah’ın ilmine imân, Alîm esmâsının zuhuruna imân, rasûllerine imân yani rasûllerin tahakkuk sahası ef’al âlemi olduğundan ef’al âlemine imân.

İlâh-î varlıktan risâlete kadar gelen seyir tenezzül seyri, işte bu tenezzülün getirdiği ilim ile madde âleminden tekrar Ulûhiyyete uruç gerekmekte yani peygamberlerin beşer âlemine getirdiği kitaplarına imân ederek ve bunun içerisindeki ilimleri almak üzere melekût âlemine oradan sıfat ve Zat âlemine geçmeyi gösteriyor buradaki belirtilen hadise, evvelâ buna imân edin, Bu imânla olur, sonra da yakîn ile ikan’la olur.

Not: Bu hususta daha geniş bilgi “Vahy ve Cebrâîl” isimli kitaımızda mevcuttur dileyen orayada bakabilir.

Peygamberler arasında hiç birini ayırmayız;

Yalnız başka bir Âyettede belirtildiği gibi her peygamberin bir mertebesi vardır, bu mertebeleri itibarıyla ayırmayız hepsi Zâtımızın bir mertebesini anlatmaktadırlar, eğitmen olmaları dolayısıyla hepsi eğitmendir.



Mü’minler duyduk ve itaat ettik dediler;

Yani bu oluşumların hakikatlerini biz duyduk ve sonra da itaat ettik dediler.

Ey bizim Rabbimiz bizi Gaffar esmân ile ört, varlıklarımızı, beşeriyetlerimizi ört ki hakikatimiz ortaya çıkmış olsun ve böylece biz Sana dönmüş olalım, Sana

430


ulaşmış olalım yani Sana ulaşmamıza mâni olan beşeriyetimizi ört hakikatimiz ortada kalsın ve böylecede sana ulaşmış olalım.

لاَ يُكَلِّفُ اللّهُ نَفْساً إِلاَّ وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا رَبَّنَا وَلاَ تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْراً كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلاَ تُحَمِّلْنَا مَا لاَ طَاقَةَ لَنَا بِهِ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ


(286-) La yükellifullahu nefsen illâ vüs'aha* leha ma kesebet ve aleyha mektesebet* Rabbena la tüahızna in nesiyna ev ahta'na* Rabbena ve la tahmil aleyna ısran kema hameltehu alelleziyne min kablina* Rabbena ve la tühammilna ma la takate lena Bih* va'fü anna, vağfir lena, verhamna, ente mevlana fensurna alel kavmil kâfiriyn;


* Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.”

Allah her nefse mutlaka Ulûhiyyet mertebesinde yaşayacaksın, zat mertebesinde yaşayacaksın diye teklif etmez, kimisi sıfat mertebesinde yaşar, kimisi esmâ mertebesinde, kimisi ef’al mertebesinde yaşar, çünkü gücünün çekeceği kadardır, meselâ bir uçak Beşyüz mt.ye kadar havalanabiliyorsa ondan atmosfer üzerinde uçuş istenmez, istenirse eğer o isteyen Rab olmaz, Rab ise onu istemez.

Hakîm esmâsı dolayısıyla, burada nefs kelimesine

431


dikkat edersek, insânın hakikati nefsiydi, nefis o kişinin varlığıdır, zâtıdır, ama diğer anlamda yani emmâre, levvâme v.b. anlamında nefsin fasılalarıdır, gerçeği hakikati nefs ifade eder, o nefse verdiğimiz güç kadar biz ondan faaliyet isteriz.

Onların kazandıkları kendilerinedir;

Eksi kazançları da kendi aleyhlerinedir yani kim ne yapmışsa, burada yaptığı fiilin bir sonraki aşaması ne ise kendilerinedir.



Ey bizim Rabbimiz bizi hesaba çekme hata ettiklerimizden ve unuttuklarımızdan dolayı;

Unutmadan kasıt fiili mânâda örneğin namaz vaktini unutmak v.b. şeylerdir, fakat burada bahsedilen esas unutma Cenâb-ı Hakkk’ın bize verdiği İlâh-î hakikatleri unutmaktır, en büyük unutma da bu zâten ve ittika olarak bahsedilen şey de budur, gaflete düşerek yani bunları unutmaktır.



Ve böyle bir hatamız oldu ise de ondan bizi sorumlu tutma, deniyor;

Bunu söyleyen kişi Allah’ın hakikatinin kendinde mevcut olduğunu biliyor, bunu yaşıyor, fakat bazen gaflete düşüp unuttuğunda bundan bizi sorumlu tutma diyor, ama hatırında olup yaşadığı süre daha çok olduğu için o üstün geliyor fakat yine de nezaketi dolayısıyla özür diliyor ve hatalarımızdan dolayı diyor, yalnız buradaki hata kasti hata değildir buna dikkat edelim, elinde olmadan birinden bir fiil çıkmış olabilir işte bundan da bizi sorumlu tutma diyor, ama hata bilerek yapılmışsa zâten bu ifadeyi kullanmaz, cezasına razı olunur.



Rabbimiz bizim üzerimize yükleme, bizden evvelkilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme;

Âyetlerin inişi sırasında müslümanlara yeni yeni hükümler geliyorken bu hükümler içerisinde zorlanmaya başlamışlar ve biz bu işleri nasıl yapacağız diyerek Hz. Rasûlullah’a ricaya gelmişler ve bu Âyetin bu bölümü o

432

esnada gelmiş, maddi mânâda Mûsevi şeriatında daha ağır olan hükümler bizde hafifledi. Bakın o gün yapılan rica bugünkülere kadar fayda sağlıyor.



Diğer yönüyle bize yükleme dediği, sıfat mertebesi kadar kabiliyeti olan birisine zat mertebesini yükleme Ya Rabbi çekemeyiz demektir yani hangi mahalde hangi mertebe itibarıyla zuhura gelecekse işte o kadarını yükle. Eskilere bu yükletildi ama yerine getirilemedi sonları hüsran oldu, işte bizde bu duruma düşmeyelim diye bu ricada bulunuluyor.

Takatimizin yetmeyeceği şeyleri de bize yükleme;

Eğer bizi beşer olarak hâlketmişsen yani programı-mızda beşerlik varsa tamam beşer olarak kalalım, Rabbani görevleri yükleme bize fakat eğer bizi Rabbani bir görevle görevlendirmişsen onu da yükle, içerisinde zuhura çıkar mânâsı da vardır.



Bizi affet;

İyi niyetimizle yapmaya çalıştığımız ama yapamadı-ğımız şeylerden bizi sorumlu tutma, affet bizi bunlardan, burada mühim olan evvelâ iyi niyettir.



Mağfiret eyle bizi.

vücût günahımızdan



Ve bize rahmet eyle.

Vücûdu Rahmâni ile rahmet eylesin deniyor, bizim beşeri varlığımıza İlâh-î rahmetin gelmesi demek Rahmâni vücûd ile vücûtlandırması şeklinde olursa rahmetin en büyüğü olur. Rahmân sûresinde bahsedilen hakikatlerin yaşanması ona Rahmâni vücûdun verilmesidir, himmet etmesi demektir.



Sen bizim efendimizsin.

Efendi mutlak sahip demektir yani biz yokuz Sen varsın, Efendinin yanında kölenin hükmü olmaz çünkü köle Efendisinde yok olmuş demektir, işte biz köleliği kabul ettiğimizde Efendi ile var olmuş oluruz, işte bu hakikati idrak ettiği zaman.

433

Kâfir kavimler üzerine Sen bize yardım et.

Efendi olmamız için bize yardım et, kâfir kavim evvelâ bizdeki nefsi emmâredir, işte o nefsi emmâre, levvâme, mülhime kavimlerine karşı bize yardım et. Bu Âyetin savaşta söylenecek Âyet olduğunu da söylerler ayrıca şeytan, cin vb mahlûklara karşı da bu Âyet çok güzel okunabilir çünkü bu Âyetler onlardan daha lâtif yani Allah’ın İlâh-î Kelâm’ından Nûr’anilik olduklarından onlardan daha süratli hareket ederler.



Sadekallahül azîm:

Sübhane rabike rabbil izzeti amma yesıfün ve selâmün alel mürselîn velhamdü lillâhi rabbil âlemîn.

Böylece bu kitabımızda o günkü söylenişi ile yazıya dökülerek her harfi kontrol edilerek kayda alınmıştır, hatalarımız olmuşsa bize aittir özür dileriz. Emeği geçenlere Cenâb-ı Hakk mükâfatını İnşeallah versin.

Rabb-ı mıza sonsuz şükrederiz.

Gayret bizden muvaffakiyyet Hakk’tan dır.

Necdet Ardıç, Terzi Baba Tekirdağ: (27/06/2011)

KAYNAKÇA

1. KÛR’ÂN VE HADîS :

2. VEHB : Hakk’ın hibe yoluyla verdiği ilim.

3. KESB : Çalışılarak kazanılan ilim.

4. NAKİL : Muhtelif eserlerden, Mesnevi’i şerif,

İnsân-ı Kâmil, Fusûsu’l Hikem ve

sohbetlemizden müşahede ile toplanan ilim.

434
DAHA EVVELCE ÇIKAN KİTAPLARIMIZ”



(Gönülden Esintiler)


1. Necdet Divanı:

2. Hacc Divanı:

3. İrfan Mektebi, Hakk Yolu’nun Seyr defteri:

4. Lübb’ül Lübb Özün Özü,(Osmanlıca’dan çeviri):

5. Salât- Namaz ve Ezan-ı muhammedi’de Bazı

hakikatler: “İngilizce, İspanyolca”

6. İslâm’da Mübarek Geceler, bayramlar ve

Hakikatleri:

7. İslâm, İmân, İhsân, İkân, (Cibril Hadîs’i):

8. Tuhfetu’l Uşşâkiyye, (Osmanlıca’dan çeviri):

9. Sûre-i Rahmân ve Rahmâniyyet:

10. Kelime-i Tevhid, değişik yönleriyle:

11. Vâhy ve Cebrâil:

12. Terzi Baba (1) ve Necm Sûresi:

13. (13) On üç ve Hakikat-i İlâhiyye:

14. İrfan mektebi, “Hakk yolu”nun seyr defteri ve

şerhi

15. 6 Pey- (1) Hz. Âdem Safiyyullah (a.s.)

16. Divân (3)

17. Kevkeb. Kayan yıldızlar.

18. Peygamberimizi rû’ya-da görmek.

19. Sûre-i Feth ve fethin hakikat-i.

20. Terzi Baba Umre (2009)

21. 6 Pey - (2) Hz. Nûh Neciyyullah (a.s.)

22. Sûre-i Yûsuf ve dervişlik:

23. Değmez dosyası

24. 6 Pey-3-Hz. İbrâhîm Halîlûllah- (a.s.)

25. Köle ve incir dosyası:

26. Bir zuhûrât’ın düşündürdükleri:

27. Genç ve elmas dosyası:

28. Kûr’ân’daTesbîh ve zikr:
435

29. Karınca, Meml Sûresi:

30. Meryem Sûresi:

31. Kehf Sûresi:

32. İstişare Dosyası:

33. Terzi Baba Umre dosyası: (2010)

34. Bakara dosyası:

35. Fatiha Sûresi:

36. Bakara Sûresi:

37. Necm Sûresi:

38. İsrâ Sûresi :

39. Terzi Baba (2):

40. Âl-i İmrân:

41. İnci tezgâhı:

42. 4-Nisâ Sûresi :

43. 5-Mâide Sûresi

44. 7- A’raf Sûresi :

45. 14-İbrâhîm Sûresi :

46. İngilizce, Salât-Namaz :

47. İspanyolca, Salât-Namaz :

48. Fransızca, İrfan Mektebi :

49. 36- Yâ’Sîn, Sûresi :

50. 76- İnsân, Sûresi :

51. 81- Tekvir, Sûresi :

52. 89- Fecr, Sûresi :

53. 95- Tîn, Sûresi :

Mektuplar ve zuhuratlar serisi:
61- 12- Terzi Baba-(1)

62- Terzi Baba-(2)

-------------------------------------------------

İnternet dosyaları-

--------------------------

63-Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar-3-

64-Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar-4-

65-Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar-5-

66-Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar-6-
436
67-Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar-7-

68-Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar-8-

69-Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar-9-

70-Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar-10-

71-Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar-11-

72-Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar-12-

73-Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar-13-

74-Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar-14-

75-Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar-15-

76-Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar-16-

77-Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar-17-

78-Terzi-Baba-Mek-ve-zu-Ke-Kara-bi-dosyası-18-

79-Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar -19-

80-Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar -20-

81-Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar -21-

82-Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar -22-

437
NECDET ARDIÇ


Büro : Ertuğrul mah.

Hüseyin Pehlivan caddesi no. 29/4

Servet Apt.

59 100 Tekirdağ.
Ev : 100 yıl Mahallesi uğur Mumcu Cad.

Ata Kent sitesi A Blok kat 3 D. 13.

59 100 Tekirdağ

Tel (Büro) : (0282) 263 78 73

Faks : (0282) 263 78 73

Tel (ev) : (0282) 261 43 18

Cep : (0533) 774 39 37
Veb sayfası: Amerika: <http:// necdetardic. org/
Veb sayfası: Amerika: <www.necdetardic.info>
Veb sayfası: Almanya:

Radyo adresi (form): <terzibaba13.com>

MSN Adresi:

Necdet Ardıç <terzibaba13@hotmail.com


438





Dostları ilə paylaş:
1   ...   67   68   69   70   71   72   73   74   75
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə