BiRİNCİ oturum açılma Saati: 10. 48 Başkan : Sait AÇBA BaşkanvekiLİ : Mehmet Atlan karapaşAOĞlu (Bursa)



Yüklə 2.83 Mb.
səhifə14/38
tarix30.12.2018
ölçüsü2.83 Mb.
1   ...   10   11   12   13   14   15   16   17   ...   38

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas) – Buraya gelmeden önce bu maddeyi konuşurken “maksadı hâsıl olacak şekilde değiştirilmiş olduğunu” söylediniz.

Peki, niye başa döndük?

İZZET ÖZGENÇ – Sayın Bakanım, bununla ilgili, ben, öyle bir görüş beyan etmedim.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederiz.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas) – Sayın Başkan, mümkün olduğunca az oynama prensibine uyarsak, çünkü, mevcut davları etkilemesi önemli. Bütün maddelerin eğer Türk Ceza Kanunuyla çakışması gerekseydi, buraya ayrı ceza maddeleri koymak zaten gerekmezdi. Bu özel bir kanundur, bazı farklılıklar olabilir; ama, genel prensipler itibariyle uyum sağlanabilir. Ama, bu anlatılanlar prensipler dışında kelimelere, kavramlara kaymış vaziyette. Eski kanunda da aynı ifadeler var. Aynı ifadeler çerçevesinde açılmış davalar var. Bunun bu şekilde korunmasını istiyoruz.

BAŞKAN – Peki, oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

76 ncı maddeyi okutuyorum:

(76 ncı madde okundu)

BAŞKAN – 76 ncı madde üzerinde söz talebi?..

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 77.

(77 nci madde okundu)

BAŞKAN - Maddeyle ilgili, Sayın Hamzaçebi…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Alt komisyonda yapılan düzeltmeler tasarı metninde gözüküyor. Onlardan ilki, bankalar kredi sözleşmelerinin onaylı bir örneğini müşterilerine vermek zorundadır düzenlemesiydi. Bunu alt komisyonda çok tartıştık. Bizim, bankalarımızın, kredi sistemimizin önemli sorunlarından biri de aracılık maliyetlerinin yüksekliğidir. Bu maliyetlerin yüksek olması, kredi kullanımını daha pahalı hale getiriyor. Olabildiğince bu maliyetleri düşürmek gerekir.

Buradaki “onaylı” ibaresi bu maliyeti artıran unsurlardan birisiydi. Tartışıldı, böyle konuldu; ama, ben, bu maliyetleri yükselteceği için, onaylı bir nüshanın verilmesinin zorunlu tutulmasını şart görmüyorum; yani, onaysız örneğini alabilir. Tüketiciyi Koruma Kanununa göre zaten orada ne yapılacağı belli “o kanun hükümleri saklıdır” diye ikinci fıkrada ayrıca belirtilmiş durumda, tüketici kredileri yönünden. Onun ötesinde, bir işadamı kredi alıyorsa, kredi sözleşmesinin ister onaylı örneğini alır ister onaysız örneğini alır; bu konuda mutlaka bir zorunluluk getirmeye gerek yok diye düşünüyorum. “Onaylı” kelimesi çıkabilir diye düşünüyorum ve hatta “talepleri halinde” ibaresi oraya konulursa yeterli olabilir diye düşünüyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

Bir açıklama yok herhalde.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas) – Onay maliyeti nasıl artırıyor?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Kâğıttır, fotokopidir, damga vergisi var mı şu an bilemiyorum. Vergi yok.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas) – Onayla birlikte, o harçları, vergileri filan artıran bir şey mi?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – 500 sayfa fotokopi yapacaktır banka mesela. İşadamı kredi alıyorsa sözleşmeyle biliyordur. “Talepleri halinde” denilebilir.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas) – Ama, mahkemede herhalde biraz zor.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – İşadamı, bir tüccar gibi hareket etmek zorunda. Ticaret Kanununa göre, istiyorsa onaylı alır, istemiyorsa onaysız alır; yani, çok önemli bir şey değil belki; ama…

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Konsensüs vardı üstat.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Yok, konsensüs değil de, böyle bir, yani, işte, hadi geçelim dedik. İstiyorsanız, yine geçelim.

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Sizin rızanız olmadıktan sonra geçebilir miyiz?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Rica ederim, estağfurullah. Yani, olmazsa olmaz bir madde değil, ne maddeler geçtik, çok önemli bir şey değil. “Talep halinde onaylı bir örneğinin verilmesi zorunludur” diyebiliriz.

BAŞKAN – Sayın Kinay.

HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Bu 77 nci maddedeki değişiklik, biraz da benim belki de ısrarım üzerine oldu. Sebebi şu: Zaten, burada isteğe bağlı olarak gerek Tüketici Kanununda gerekse tasarının geldiği haliyle, istendiği takdirde bu tür evrakların ayrıştırılmaksızın verilmesi öngörülüyordu, kredi sözleşmesi veya değil; ancak, şu anda Türkiye’de kredi mukavelelerinin yapıldıktan sonra, maalesef, şartlarının belki de değiştirildiği birçok örnek var; istismar ediliyor.

Diğer taraftan, belki de, bankalar, tek taraflı olarak, yapılan mukaveleleri, belli bir süre içerisinde, gelişen şartlara göre, değiştirme durumuna gidiyorlar ve kredi ilişkilerinde özellikle kefalet sahipleri için bunlardan habersiz işlemler tesis edilebiliyor. Buna benzer birçok hukukî skandal belki de kabul edilebilecek hadiseler yaşandı Türkiye’de ve bu durumu belki de önler düşüncesiyle, kredi sözleşmelerinin hiç olmazsa ayrıştırılarak zorunlu hale getirmeliyiz. İlgili tarafa verilmesini zorunlu hale getirilmesiyle ilgili bir düzenleme yaptık. Bunun bankaya damga vergisi vesaire yönüyle herhangi bir külfeti söz konusu değil.

Diğer taraftan, birçok ticarî krediler, özellikle ticarî krediler, bu doğrultuda, taraflar açısından belli bir güven zemininde, daha güvenilir bir zeminde gelişecek, tüketici haklarını koruma açısından olaya, müşteri haklarını koruma açısından olaya yaklaşarak bu düzenlemeyi önerdik ve benimsendi. Takdir tabiî ki komisyonundur.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 78.

(78 inci madde okundu)

BAŞKAN – 78’le ilgili söz talebi?..

Sayın Özyürek.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) – Yani, ne oluyor, ona tabi, buna tabi değil derken nasıl oluyor?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas) – Sayın Başkan, izniniz olursa, maddeyle ilgili olarak BDDK Başkanımız bilgi versinler. Kalkınma ve yatırım bankalarının tabi olduğu ve tabi olmadığı hükümleri ifade ediyor.

TEVFİK BİLGİN – Sayın Başkanım, değerli vekillerimiz; malum, biz, Bankalar Kanunu anlamında üç çeşit bankayı banka olarak tanımladık; katılım, kalkınma, yatırım ve mevduat bankaları. O anlamda, kalkınma, yatırım bankalarının en bariz özellikleri nedeniyle –ki, o da mevduat toplamamaktadır- sınırlamalarda bu gibi hususları bunlar için hariç tuttuk. Maddenin özü o anlamda dizayn edilmiştir; ama, detayı hakkında arkadaşlarımıza, arzu ederseniz, aktarmak isterim.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) – Kalkınma ve yatırım bankaları ayrı bankalar değil değil mi?

TEVFİK BİLGİN – Efendim?

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) – Ayrı ayrı mı; kalkınma bankası ayrı, yatırım bankası ayrı mı?

TEVFİK BİLGİN – Kalkınma ve yatırım olarak bir öngörüyoruz, evet.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) – Katılım var; yeni koyduk.

TEVFİK BİLGİN – Burada katılımla ilgili hiçbir hususumuz yok.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) – Temel farkı; yani, onlardan hangi fonksiyonları bekliyorsunuz veya hangi işleri?..

TEVFİK BİLGİN – Esas olarak, sayın vekilim, kredi sınırlarıyla ilgili hususlardır bu maddeler.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) – Bunlarda kredi sınırlaması yok mu?

TEVFİK BİLGİN – Vardır; ancak, belli hususlara tabi değiller. Tamamen mevduat toplamamalarıyla ilişkili olarak. Sair maddeler de zaten fon maddeleri olduğu için, bunlarda da tasarruf mevduatı olmadığı için, tamamen onlara da tabi değiller. Biz, teferruatlı bir bilgiyi size arz edelim.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) – Esas itibariyle, dışarıdan kaynak bulup, içeride kullandırıyorlar.

TEVFİK BİLGİN – Evet.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) – Büyük bir özkaynakları olmuyordur.

TEVFİK BİLGİN – Özkaynak dışında, tabiî, en büyük kaynakları, özellikle uzun vadeli buldukları fonlardır pasiflerinde. Bunları aktifte kullandırıyorlar. Bu kaynağın bulunuşu yurtiçi ya da yurt dışından da olabilir. Şu anda, örneğin, bazı kalkınma yatırım bankalarının en çok başvurduğu kaynaklar, Avrupa Yatırım Bankası kaynakları, uluslararası örgütlerin verdiği uzun vadeli kredi kaynaklarıdır. Uzun vadeli plasman anlamında önemlidir tabi.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) – Kaç tane?

TEVFİK BİLGİN – Şu anda sayı olarak 10 küsur civarında olması lazım.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 79.

(79 uncu madde okunmuştur)

BAŞKAN – Maddeyle ilgili söz talebi?.. Yok.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 80.

(80 inci madde okundu)

BAŞKAN – 80’le ilgili, Sayın Hamzaçebi…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Tasarının ilk maddeleri üzerinde konuşurken bu konuyu gündeme getirmiştim. Şimdi, tekrar ilgili maddesinde bir kez daha gündeme getirmek istiyorum.

Hatırlanacağı gibi, özel finans kurumları bu tasarıyla katılım bankası adını almakta ve bunların güvence uygulaması da halen mevcut olan güvence fonunun devam ettirilmesi şekliyle değil, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kapsamına alınmak suretiyle devam ettiriliyor.

BDDK tasarı taslağında güvence fonunun kalması, yeni sistemde de devam etmesi öngörülmüştü; ancak, hükümet, daha farklı bir yaklaşımı benimseyip, güvence fonunu kaldırıyor, TMSF’de iki banka grubunu da topluyor.

Bunun doğal uzantısı da, bence, kuruluş birliği aşamasında olmalı. Mademki, onları fonda aynı şemsiye altında iki banka grubunu, iki farklı banka grubunu birleştiriyoruz. O halde, kuruluş birliğinde de farklı bir birliğe gerek yok, katılım bankaları için farklı bir birlik kurmaya gerek yok, fonla da Türkiye Bankalar Birliğinin üyesi olsun. Bunun doğal sonucu budur. Bu yönde bir önerge de verdik. Ben, konuyu tekrar komisyonun dikkatine sunuyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Buyurun.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) – Şimdi, biraz önce arkadaşlarım gösterdiler. Epeyce yatırım ve kalkınma bankası var, 10’dan fazla galiba; yani, katılım bankalarının sayısından fazla kalkınma ve yatırım bankaları var. Kalkınma ve yatırım bankaları için ayrı bir birlik düşünmüyoruz, onları Bankalar Birliği bünyesine alıyoruz; ama, katılım bankalarını ayrı bir birlikte topluyoruz; yani, bu gereksiz oluyor. Bu ayırımın bir anlamı yok. Hatta, katılım bankaları açısından o büyük şemsiyenin altına girmek çok daha yararlı olur; çünkü, büyük bir birlik, bütün banka camiasını temsil eden bir birlik varken, böyle sınırlı sayıda katılım bankasını temsil eden bir birliğin çok etkisi olmaz. Belki arkadaşlarımız küçük olsun bizim olsun diye düşünmüşlerdir; ama, büyük olmasında her zaman yarar var. Eğer, yatırım ve kalkınma bankalarını Bankalar Birliği kapsamından da ayırmış olsaydık, diyebilirdim ki, özelliği olan bankalar ayrı ayrı birliklerde toplamak isteniliyor. Belki o da düşünülebilir; ayrı ayrı birlikler olur; bunlar bir federasyon gibi bir araya da getirilebilir.

O bakımdan -biraz sonra önergemiz de okunacak- katılım bankalarının da Bankalar Birliği bünyesinde olmasının hem işin mantığı açısından çok uygun olacağını hem de katılım bankalarının da lehine olacağını düşünüyorum ve yatırım ve kalkınma bankaları ayrı bir birlik kurulmadığına göre, böyle bir ayırımın da anlamı kalmamaktadır.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

Önergeyi okutuyorum:

Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığına

Görüşülmekte olan tasarının 80 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.



Mehmet Akif Hamzaçebi

Trabzon


Gürol Ergin

Muğla


“Madde 80.- Mevduat ve katılım bankaları ile katılım ve yatırım bankaları tüzel kişiliği haiz ve kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olan Türkiye Bankalar Birliğine faaliyet izni aldıkları tarihten itibaren bir ay içinde üye olmak zorundadır.”

BAŞKAN – Hükümet katılıyor mu önergeye?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Önerge sahipleri?..

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Gerekçesini açıklamıştım.

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Önergeyi okutuyorum:

Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığına

Görüşülmekte olan tasarının 80 inci maddesinin 1 numaralı fıkrasını aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Madde 80.- Mevduat bankaları, tüzel kişiliği haiz ve kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olan Türkiye Bankalar Birliğine, katılım bankaları aynı nitelikteki Türkiye Katılım Bankaları Birliğine, kalkınma ve yatırım bankaları ise faaliyete izinlerine göre, ilgili oldukları Türkiye Bankalar Birliğine veya aynı nitelikteki Türkiye Katılım Bankaları Birliğine, faaliyet izni aldıkları tarihten itibaren bir ay içinde üye olmak zorundadır.”

Hasan Fehmi Kinay

Kütahya


Halil Aydoğan

Afyonkarahisar



BAŞKAN – Hükümet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Sayın Bakan, deminki önergede konuşmamıştım. Müsaade ederseniz, bu önerge vesilesiyle, Sayın Kinay’dan sonra ben de söz talebinde bulunuyorum.

BAŞKAN – Sizin imzanızı da alalım!

Sayın Kinay, buyurun.

HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Yapılan değerlendirmelerde, daha çok TMSF’ye atıfta bulunarak, bu güvencenin kaldırılmasıyla birlikte, TMSF’ya aktarılmasıyla birlikte, gerek katılım bankalarının gerekse diğer bankaların Bankalar Birliğine üye olmasının doğru olacağı ifade edildi.

Yine, yasada, birliklerin birtakım sorumlulukları var. Bunların en başında, müşterilerle olan ilişkileri, muhasebe işlemlerinin birliklerin görüşü alınarak tesis edilmesi, yapılması söz konusu. Katılım bankaları, bankacılık faaliyetlerinde, burada da 4 üncü maddede de o ayrışmayı biliyorsunuz yapmıştık; faaliyet alanları oldukça farklı. Diğerinin mevduat kabul etmesiyle, katılım bankalarının katılım fonu kabul etmesi birbirinden farklı uygulamalar. Bununla ilgili işlemlerde, takdir edersiniz ki, muhasebeleştirilmesi de farklılık arz edecek.. Müşteriyle olan ilişkilerin de düzenlenmesi oldukça farklılık arz ediyor. Dolayısıyla, iki ayrı birliğe ihtiyaç var. Öncelikle, bir kere, bunu ifade etmiş olalım.

Diğer taraftan, kalkınma ve yatırım bankalarıyla ilgili olarak, hangisine, hangi birliğe üye olacağını bu anlamda, özellikle Körfez ülkelerinde kurulmuş olan kalkınma ve yatırım bankaları, bu noktada tercih haklarını ellerinde bulundurabilsinler. Böyle bir alternatifi onlar için de, çalışma usulleri açısından hangisine kendilerini yakın görüyorlarsa, hangi birliğin düzenleyici, müşteriyle olan ilişkilerini, muhasebeyle olan ilişkilerinin hangisi olmasını kabul ediyorlarsa, o alternatifi, o tercih hakkını kendilerine bırakmamız daha doğru olacak düşüncesindeyiz. O nedenle bu önergeyi hazırladık, komisyonun takdirlerine arz ediyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

Sayın Özyürek, buyurun.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) – Sayın Başkan, gerçekten, Sayın Bakan da bir açıklama yapmadı. Bu katılım bankalarını ayrı birliklerde toplamanın, düşünüyorum, düşünüyorum, bir mantığını yakalayamadım. Biz, belki, olsa olsa, kalkınma bankaları da ayrı bir birlik kurabilir derken, kalkınma bankaları, isterse, katılım bankaları birliğine üye olabilir.

Bir kere, bu olmaz. Bu, düşünülemez; çünkü, birincisi, bunlar gönüllü kuruluşlar değil. Yani, Bankalar Birliğine üye olmamak mümkün mü; her banka olacak. Siz “bankalar, bu birliklere üye olup olmamakta serbesttir, isteyen oraya, isteyen oraya” diyebilirsiniz; ama, hem zorunlu hale getiriyorsunuz hem de ondan sonra, isterse, katılım bankasına da, yani, böyle…

Değerli arkadaşlarım, bir grubu veya bir müesseseyi, imtiyazlı hale getirirseniz, çok yanlış yaparsınız. Anlıyorum, katılım bankaları hükümetimizin gözde bankaları oluyor. Anlıyorum, katılım bankaları birliği hükümetimizin vazgeçilmez… Çeşitli nedenleri olabilir, gönül bağları olabilir; ama, bu, işin mantığına aykırı. Bu, birliğe aykırı. Birlik gönüllü kuruluş değil ki, dernek gibi ister kanaryasevenler derneğine üye olabilir, isterse Beyoğlu’nu güzelleştirme derneğine üye olabilir..: Zorunlu getiriyorsunuz, kim nereye olacaksa, belirleyin.

İkincisi, bu ayırımın ne manası var Sayın Bakan? Herkes, biraz mantığını toplasın. Herkes, biraz sağduyuyla davransın. Bilemiyorum, yani, bu şeyleri yöneten arkadaşlarımız mı bu telkinleri yapıyor? Yoksa, Arabistan filan mı bu telkinler?.. Ben şaşıp kalıyorum; ama, ne yaparsanız yapın, bu, çok yanlış. Bu, bölücülük. Bu, ayırımcılık. Bir birlik var; kurmuşsunuz, adına da, bana göre, banka demeniz yanlış. O zaman, tek bir çatıda… Hem banka hem ayrı hem mümtaz hem imtiyazlı! Yapmayın!.. Yanlış yapıyorsunuz. Bunun tartışması büyür. Bu, toplumda bölücülüğe yol açar. Bu, banka sistemini böler. Bu, yanlıştır. Nereden çıkıyor bunlar, anlamıyorum ki! Ticaretle dinin ne alakası var?! Dinî telkinleri getirip bunun içine koymayın ya! Hayır, dini siyalaştırma akımı vardı; bir de dini bankalaştırma akımı çıktı. Anlaşılır bir iş değil! Din bankacılığı!.. Dini bankalaştırıyorsunuz veya banları dinselleştiriyorsunuz. Yapmayın, yanlış veya bir tercih yapalım arkadaşlar, bundan sonra, bütün ticarî ilişkilerimizde İslamî kurallar geçerlidir deyin, şapkamı çıkarırım, ben de oyumu vereyim. Biz kapitalist dünyanın parçasıyız diyeceksiniz, biz Avrupa Birliğinin bir parçasıyız diyeceksiniz, ondan sonra, din esaslı bankalar, din esaslı bankalar birliği! Yanlış bunlar. Kesinlikle yanlış. Bu, Türkiye’de, bir yerlerden de döner. Olmaz böyle şey! Yani, dinsel esaslı banka kuruyorsunuz. Dinsel esaslı birlik kuruyorsunuz. Bankacılığı da dinselleştiriyorsunuz. Geldiğimiz nokta bu. Çok üzülüyorum yani.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

Sayın Bakan, buyurun.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas) – Sayın Başkan, eleştirilerin haklı boyutları var; ancak, olayları reel zemine göre de değerlendirmek lazım. Yani, şimdi, bir soralım; görüşmekte olduğumuz bu bankacılık kanunuyla bir ayırıma mı gidiliyor; zaten var olan iki ayrı kulvar bir araya mı getiriliyor? Olaya bu boyut itibariyle bakacak olursak, daha önce, özel finans kurumları diye bilinen; ama, yaptığı iş, niteliği itibariyle bankacılık olan kuruluşları sistemin içerisine alıyoruz. Yani, bir ayırım değil, bir birleştirme var; ama, bu tür ayrı kulvarlarda çalışan kurumların, kuruluşların aynı birlik çatısı altında olmalarında da bir zorluk var. Her zaman, bazı ara dönemler olmuştur. Öyle zannediyorum ki, buradaki iki ayrı birlik halinde oluşları da bu ara dönemi ifade etmektedir. Ben, şahsen, Bankalar Birliğinin, Türkiye Katılım Bankaları Birliğiyle bir arada olup olmak istediğini bilmiyorum.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) – Tercihe bağlı bir şey değil ki!

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas) – Yani, isteyeceğini zannetmiyorum. Bankalar Birliği “evet bir arada olalım” diyecek mi bakalım?

BAŞKAN – Soralım…

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) – Düğün yapmıyoruz ki!..

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas) – Doğru, nikâh akdi yok ki!..

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) – Zaten, zorla evlendiriyorsunuz…

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas) – Bu, Türkiye’de icat edilmiş bir hadise değil. Dünyanın her tarafında var.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin – Peki, niye, ayrı tutuyorsunuz?.. Sayın Kinay, “hesap sistemlerinde farklılıklar var” dedi; sanki esas sistemi birlikler belirlermiş gibi. Daha önceki maddelerde BDDK belirleyecek deniliyordu ve kimlerden görüş alınacağını uzun uzun konuştuk. Bu mantığa dayalı bir şey. O zaman, eğer mantığınızda inanıyor, güveniyorsanız -kesinlikle bu mantığa güvenmiyorum; ama- yatırım bankalarını da ayrı bir birlik içerisine koymanız lazım.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas) – Yani, bakmak lazım… Dünyada…

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) – Çünkü, yatırım bankaları gelip burada kulis yapmıyorlar, dert o.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas) – İşin doğrusu neyse, onu yapmamız lazım.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) – Doğrusunu yapmıyorsunuz…

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas) – Mevduat bankaları var dünyada, kalkınma, yatırım bankaları da var, katılım bankası dediğimiz türde faaliyette bulunan…

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) – Onu biz icat ettik…

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Hayır, hayır… Citibank var…

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas) – Var, var..

Bu bankalar, örneğin İngiltere’de var. Birlik oluşturmaları ne şekilde oluyor? Başka ülkelerde bu iş nasıl bir araya getirilmiş, bakalım. Ben, çok yabancı şeyler olduğunu zannetmiyorum. Bilgisi olan arkadaşlar varsa, bilgi verebilirler.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) – Böyle mi yapıyorlarmış?! Ayrı birlik içerisine mi koymuşlar

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Aslını tartışalım, birlik detay…

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas) – Şunu da kabul etmek lazım: Eğer, insanların tüketim kalıplarında, davranış biçimlerinde farklılıklar varsa, her zaman, mal ve hizmet sunanlar, tüketicilerin tercihlerine göre kendi hizmet biçimlerini çeşitlendirirler. Dünyada da, değişik alışkanlıklara sahip farklı insan grupları var. Kiminin yiyecek alışkanlığı farklıdır, bu ister inancından kaynaklansın isterse zevklerinden, tercihlerinden kaynaklansın. Bir başka grubun da, yine aynı şekilde, inancından veya tercihinden yeme-içme kalıpları birbirinden farklıdır. Buna uygun olarak da, dünyanın her tarafında…

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) – Finansman var…

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sivas) – Finansmanda da öyledir…Yani, sadece tükettiğiniz mallarla ilgili değil, talep ettiğiniz hizmetin biçimine göre bile hizmet sunumu değişiyor, farklılaşıyor. 6 milyar insan var, tükettiği mallarda da, talep ettiği hizmetlerde de tercihleri farklı olduğu zaman, ister istemez, ekonominin kuralıdır, birtakım firmalar, kuruluşlar, girişimciler çıkıyor ve de o talebe uygun mal ve hizmet sunumuna başlıyor ve farklılaşma buradan ortaya çıkıyor. Nitekim, Körfez sermayesini de çekebilmek için, Avrupa’da, Amerika’da, dünyanın dört bir tarafında, buna benzer mekanizmalarla finans kuruluşları oluşturuluyor. Dolayısıyla, burada, işin dinsel ekonomi bağlantılı olup olmadığını sorgulamanın çok sağlıklı olduğunu zannetmiyorum. Sadece insanların tercihleriyle bağlantılı olduğunu değerlendirmek lazım, buna göre bir hüküm vermek lazım.

İkincisi, yani, hükümetimiz açısından şunlar birinci sınıftır, bunları ikinci sınıftır, bunlara daha yakın, bunlara daha uzak gibi bir değerlendirmeye girmek doğru değil. Tüm bankalarımız, bizim için birinci sınıf bir bankadır, hepsi sağlıklı olsun, iyi işlesin, bol kazansın, sektör sağlıklı olsun, bizim isteğimiz budur, kanunun amacı da budur. Başka bir şey aramak mümkün değil, ama, anladığım kadarıyla, önerge sahibi arkadaşların söylemek istedikleri şey şu: Bazı Körfez sermaye grupları “biz kalkınma ve yatırım bankası kuracağız; ama, katılım bankaları türü faaliyette bulunacağız. Dolayısıyla, bizim, bu katılım Bankaları Birliğine üye olabilmemiz mümkün kılınsın” diyorlar. Bu talebi karşılamaya yönelik bir önerge sunulduğunu ifade ediyorlar. Yani, işe şuradan bakabiliriz: Evet, katılım ve yatırım bankası olarak kurulabilir, ÖFK’ların yaptığı türden faaliyette de bulunabilir; ama, Bankalar Birliğine üye olmasında da bir mahzur bulunmayabilir gibi geliyor bana; ama, eğer, belli bir tercihe bağlı olarak bu sisteme gireceklerse, olabilir. Onun için, takdirlere bırakıyorum.

BAŞKAN – Sayın Aydoğan, buyurun.

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Kalkınma, yatırım bankalarının, diğer kalkınma, yatırım bankalarından aslında farkı yok. Nedir o; fon toplayamıyorlar, mevduat toplayamıyorlar.



Dostları ilə paylaş:
1   ...   10   11   12   13   14   15   16   17   ...   38


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə