BiRİNCİ oturum açılma Saati: 10. 48 Başkan : Sait AÇBA BaşkanvekiLİ : Mehmet Atlan karapaşAOĞlu (Bursa)

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 2.83 Mb.
səhifə23/38
tarix30.12.2018
ölçüsü2.83 Mb.
1   ...   19   20   21   22   23   24   25   26   ...   38

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati : 23.25

BAŞKAN : Sait AÇBA (Afyonkarahisar)

BAŞKANVEKİLİ : Mehmet Altan KARAPAŞAOĞLU (Bursa)

SÖZCÜ : Sabahattin YILDIZ (Muş)

KÂTİP : Mehmet SEKMEN (İstanbul)

-----0-----

BAŞKAN – Komisyonumuzun değerli üyeleri, Değerli Bakan; çalışmalarımıza devam ediyoruz.

En son 152 nci maddeyi görüşmüştük.

152 nci maddeyle ilgili önerge de yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

153 üncü maddeyi okutuyorum:

(153 üncü madde okundu)

BAŞKAN – 153 üncü maddeyle ilgili söz talebi?..

Sayın Hamzaçebi, buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Sayın Başkan, Sayın Bakan, komisyonun değerli üyeleri; öncelikle, bu çalışma usulünün yanlışlığını belirtmek istiyorum. Komisyon, Genel Kurulun çalışma saatine bağlı olarak çalışma gündemini belirliyor, o şekilde çalışıyoruz. Zaman zaman, zaman kavramı olmaksızın da burada çalıştığımız olmuştur. Hükümet, IMF’ye verdiği söz gereği, Bankacılık Yasasını bir an önce çıkarmak istiyor; ama, acelesi olan hükümetimizin, bu acelesini, biz, kendi çalışmalarında görmüyoruz; yani, araya birçok tasarıyı sıkıştırıp, birçok teklif sıkıştırıp, işte, yarın, örneğin, iki tane daha teklif veya tasarı var komisyonun gündeminde; bir yandan Bankacılık Yasası önemli deyip, öte yandan günü âdeta zaman olarak iyi kullanamamanın sonucu, heba etmenin sonucu burada bitine kadar çalışacağız demeyi ben şık bulmuyorum, bu komisyonun çalışma üslubuna uygun bulmuyorum. Ben, Sayın Başkanının dikkatini bu konuya çekiyorum. Eğer bu konuyu hükümet önemsiyorsa, gündüz saatlerini boş tutar komisyonda iktidar partimiz; ona göre, gündüz saatlerinde verimli bir çalışma yapılır. Şimdi, Sayın Başkanın bu kararını, ben, gözden geçirmesini diliyorum.

Sayın Bakana birkaç sorum olacak. Avrupa Birliğine uyum çerçevesinde hazırlandığı iddia edilen -gerekçelerden biri odur, Bankacılık Tasarısının hazırlanma gerekçesi- bu maddeler tek tek Avrupa Birliği direktiflerine uygun mudur? Bu uygunluk gözden geçirilmiş midir? Örneğin, burada, birçok yetki var ilgili kurumlarda, birçok düzenleme var, fon yetkileri var, TMSF’nin yetkileri var, tasfiyeye ilişkin yetkileri var. Bütün bunlar Avrupa Birliğinde var mıdır? Ne kadar uyumludur? Bu konuda bilgi rica ediyorum.

İkincisi, TMSF’nin elden çıkarmak durumunda olduğu bir Sivas Demirçelik vardı. Bir ara basına da geçti bu Sivas Demirçelik ihaleye çıktı, bir alıcı buna teklif verdi. Sonra, o alıcının birtakım bağlantıları gazetelerde olduğu için, idare bir tereddüt yaşadı, hatırlıyorum. Sonrasını bilemiyorum. Yani, Sivas Demirçelik’in satışı konusu ne olmuştur?

Bir de, hükümetin 57 nci Hükümetten devralıp devam ettirmekte olduğu bir kamu bankalarının yeniden yapılandırılması projesi vardı. Bu proje kapsamında kamu bankaları, önce yapılanmaları değiştirilecek, özelleştirmeye uygun hale getirilecek ve sonra da bu bankalar elden çıkarılacaktı, özelleştirilecekti yani. Özelleştirme, hükümetin, kamu bankalarında hedefi olduğuna göre, kamu mevduatı konusunda, resmî mevduat konusundaki proje nedir? Doğal olarak, kamu bankalarını da eğer özelleşirse, resmî mevduatın bir bankaya yatırılması şeklinde bir düşüncenin olmaması lazım. Nedir buradaki proje, hazırlık nedir? Bu konuda Sayın Bakan doyurucu net bir açıklama yaparsa mutlu olurum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Kılıçdaroğlu, buyurun.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, Sayın Bakan; öncelikle, Sayın Bakanın gelmesinden ötürü mutluluğumu ifade etmek isterim.

Değerli arkadaşlar, gerçekten de, Parlamentoda sağlıklı yasa yapmanın belli koşulları var. O koşullardan biri de, her parlamenterin, özellikle ihtisas komisyonunda görev alan parlamenterlerin, çıkan yasanın neyi getirip neyi götürdüğünü iyi bilmesi ve daha sonra da Genel Kurula inerken de parlamenterlere daha olgunlaşmış bir tasarıyı sunma çabası harcamasıdır. Bu hafta gecenin geç saatlerine kadar Plan ve Bütçe Komisyonunda Bankalar Yasası, alt komisyonda da Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası Yasası görüşüldü, görüşmeleri de devam ediyor. Şimdi, böyle bir yapı içinde, Sayın Başkan, bu yasa bitinceye kadar görüşmelerin sürdürüleceğini ifade etti. Şimdi, merak ediyorum, acaba, Sayın Başkan, bizim muhalefet şerhi yazmamız için vereceği saniye süresi ne kadar acaba, kaç saniyelik bir sürede bizim muhalefet gerekçemizi yazmamıza olanak sağlayacak; yoksa, hiç buna olanak sağlamadan, bunun Genel Kurul salonuna inmesini önerecek? Sayın Başkan, bu sorum size, lütfen, bize muhalefet şerhi yazmak için, acaba, ne kadar süre vereceksiniz ya da böyle bir süre vermeye niyetiniz var mı?

MUSA UZUNKAYA (Samsun) – Birkaç saat olur.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) – Birkaç saat… Peki, Sayın Uzunkaya, bu yasayı niye birkaç saatte görüşmüyoruz?!

Kaç gün çalışıyorsunuz, alt komisyona sevk ediyorsunuz, alt komisyonda günlerce görüşülüyor; ben merak ediyorum, tabiî, Sayın Bakana sormak istiyorum: Bu tasarı üst komisyonda görüşülürken kaç tane değişiklik önergesi verildi? Eğer değişiklik önergelerinin sayısı 10’dan fazlaysa, 20’den fazlaysa, acaba, Sayın Bakan, siz bu tasarıları hükümette nasıl görüştünüz, kimlerle görüştünüz? Biliyorum tabiî, IMF’nin talimatları var. IMF’nin talimatları sizin için vazgeçilmez kural, mutlaka uyulması gereken bir kural. IMF, acaba, başka hangi talimatları verdi Sayın Bakan? Yani, iyi niyet mektubu dışında verilen talimatlar var mı? Çünkü, Sayın Maliye Bakanının imzalayıp Dünya Bankasına gönderdiği bir metin var. Hazineden sorumlu bir Bakan olarak, bu metinden de haberiniz var mı? Sizden önceki Sayın Bakan burada otururken, Vakıflar Bankasının bir şubesinde, Eminönü’ndeki bir şubesinde, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin ve şirketlerinin hesaplarının off-shore’a yatırıldığını söylemiştim ve bunun yasadışı olduğunu söylemiştim. Bunun incelenmesini ve o dönemde orada görevli olanların bugün kamu bankalarında üst görevlere gelip gelmediğini sormuştum ve bunun da ihbar kabul edilmesini, eğer BDDK bunu bilmiyorsa, ihbar kabul edilmesini ve incelenmesini istemiştim. Şimdi, Hazineden sorumlu bir Bakan olarak size de söylüyorum ve tutanaklara geçmesini istiyorum. Bir Bakan olarak, bu off-shore hesapları kimlerin döneminde açıldı, bunların tutarı ne kadardı, nerelere gönderildi bu paralar, hangi gerekçelerle açıldı, off-shore’dan elde edilen faizler nerelere gitti? İstanbul Büyükşehir Belediyesinin hesaplarına mı geçti bu faizler; yoksa, hesaplarla beraber bazı yerlere de mi gitti?

Tabiî, Sayın Başkan, eğer bu tasarı uzun süre burada görüşülecekse, bu tasarıyla ilgili olarak daha pek çok anlatacağımız konular olacak.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Özyürek, buyurun.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; öncelikle bu çalışma koşullarının insan hakları açısından çok uygun olmadığını söylemek durumundayım. Günlerdir burada uzun uzun bu Bankacılık Yasası hakkında görüşme yapıyoruz ve genel olarak da Genel Kurulun çalışma saatleri paralelinde bir çalışma uyguluyoruz. Kaldı ki, onun da çok ötesinde uyguladık, Genel Kurulun saat 14.00’te, 15.00’te toplandığı saatlerde de biz burada, saat 10.00’da, 11.00’de toplandık.

Şimdi, doğrusu, ben, anlamakta güçlük çekiyorum. Bu tasarı Bakanlar Kurulunda 9 ay kadar bekledi. İşte, BDDK’nın bazı konularda farklı düşüncesi olduğu ifade edildi, ilgili bakanların farklı düşünceleri olduğu ifade edildi, fona devir konusunda farklı düşünceler ifade edildi ve ondan sonra Meclise gelir gelmez, bir müthiş baskı, işte, IMF dokuzuncu, kaçıncıysa, gözden geçirmesini tamamlayıp belli kredi dilimlerini serbest bırakması için, bunun yasalaşması bekleniyor. Şimdi, bu, bir kere, Parlamento iradesiyle biraz alay etmektir. Aşağıda Sayın Cumhurbaşkanın veto ettiği, kaçak Kur’an kurslarını legalize eden bir kanun tasarısı görüşülürken, arkadaşlarımız, Cumhurbaşkanının veto etmesini millî iradeye, Türkiye Büyük Millet Meclisine bir baskı diye nitelendirdiler; fakat, IMF, bu kanunları çıkarmak istiyor diye gece yarılarına kadar çalıştırınca, hiç kimseden ses çıkmıyor. Bu, bir müthiş çifte standart. Eğer millî iradeye ve Parlamentonun özgürce karar vermesine saygılıysak, öncelikle kendi irademizle bir karar vereceğimizi kabul etmemiz lazım.

Şimdi, Sayın Bakanın doğrudan ilgili olduğu bu konuda, bir kere bazı şeyleri netleştirmek istiyorum. Birincisi, daha önce denildi ki, bunun komisyonda görüşülüp karara bağlanması yeterlidir. Fakat, daha sonra, bunun Meclisten çıkması gerektiği söylendi. Arkasından, şu andaki gidiş öyle, sosyal güvenlikle ilgili tasarı sonbahara kalsa da olur denildi; ama, niyet mektubunda yazılanlara bakıyoruz, Bankacılık Yasası ile bunun arasında bir fark yok. O zaman nedir, neye göre böyle bir ayırım; biri öne alınıyor, diğeri geriye?

Şimdi, burada, bir haftadır bunu müzakere ediyoruz, ilgili arkadaşlarımızla da konuşuyoruz, mevcut yasamızda olmayıp da, bu yasayla getirilmiş yeni müessese nedir? Yani, bu yasa iki ay, üç ay geciktiği zaman, Türkiye’de bankacılık sisteminde ne gibi krizler çıkacaktır? Böyle bir şey yok, bunu hepimiz biliyoruz, herkes biliyor. Ekonomide eskiden bir görünmez elin her şeyi düzenlediği söylenirdi; şimdi, Türkiye’de de Parlamentomuzu bir uzun el düzenliyor. Ta Amerika’dan beri bir uzun el buraya uzanmış, işte, Başkana da etki ediyor, aşağıya da etki ediyor, Sayın Bakanlara da etki ediyor; bu kanun çıkacak! Peki, çıkmazsa ne olur, ne eksik kalır, bankalarımız mı kapanır, krize mi girer; yok, hiçbir şey yok. Buradan niyet mektubuna yazılıyor, oradan, artık, IMF’de fiyakasını tamamlamak için, ben şu reformu yaptırdım, bu kanunları çıkartırdım diye telkinlere başlıyor ve Türkiye bir kanun histerisine tutuluyor, kanunları çıkaralım da çıkarılım.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, bu tasarıyı görüşmeye başlarken de ifade ettim. Bu konudan sorumlu Bakanın önünde de söylüyorum: Şimdi, bu kanunu çıkarmak için önümüzde grup başkanvekillerinin aldığı şeye göre, iki gün varmış, yani, cuma, cumartesi, pazar, üç gün diyelim. Şimdi, üç günde bu kanunun çıkacağına siz inanıyor musunuz? Bir de, Belediye Kanunu… Buna karşı, antidemokratik bir şekilde, AKP Grubu, daha önce Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği temel yasa düzenlemesini İçtüzüğe getirip sokmak, bizim sesimizi kesmek istiyor. Yarın bunun getirileceğine dair ciddî bilgiler aldık. Yani, bu şu demektir: Biz, muhalefetin konuşmasını istemiyoruz. Biz, muhalefetin muhalefet yapmasını istemiyoruz. Biz, IMF ne isterse, ellerimizi kaldırır, onun gereğini yapmak istiyoruz.

Değerli arkadaşlarım, bunu bir kere denediniz ve Anayasa Mahkemesi, Anayasaya aykırı bularak bunu iptal etti; aynı yola niye başvuruyorsunuz? Cumartesi, pazara denk getirecekler, o cumartesi-pazar içinde Anayasa Mahkemesi toplanıp görüşemeyeceği için, yürürlüğü durdurma kararı alamayacak. O arada da, bu kanunlar çıkmış olacak. Yani, bu kadar yasadışı bir yöntemle, Anayasaya aykırı bir yöntemle bir kanun konuşarak, o kanunun yasallığından bahsedilebilir mi?! Elbette, eğer bu yapılırsa, bu hukukdışı, bu yasadışı yola başvurulursa, bilelim ki, o ortamda çıkan, o yasadışı tüzüğe göre görüşülerek kanunlaşan yasalarda Anayasaya aykırı olur ve iptal edilir.

Şimdi, siz, muhalefete hiç tahammül göstermeyeceksiniz ve hükümet, çoğunluk, layüsel bir şekilde, istediği zaman buraya gelecek, istediği zaman gelmeyecek, sabah saat 10.30 denildi, biz saat 10.30’da buraya geldik, saat 11.30’da başladık; çünkü, yoktu iktidar çoğunluğu. Sayın Bakan “benim de bir basın toplantım var” dedi, gitti; o da saat 13.30’a kadar hiç gelmedi. Biz, sizlere saygımız gereği böyle bir konuyu bile gündeme getirmedik; ama, şimdi, Başkanın tek taraflı bir dayatmasıyla, hayır, bunu sabaha kadar çalışacağız, çıkaracağız; bu olmaz değerli arkadaşlarım. Beraber çalışacaksak, birbirimize saygı göstereceğiz, birbirimizin hakkına, hukukuna saygı göstereceğiz. Bizim çoğunluğumuz var, dediğimizi yaparız diyenlerin Türkiye’de sonunu biz hep gördük. Çoğunluğa dayalı, keyfîliğe dayalı bir sistemi hiç kimse ilanihaye işletememiştir. Demokrasi, çoksesliliktir ve azınlığın da haklarının korunduğu rejimdir. Bizim çoğunluğumuz var, biz istediğimizi yaparız, İçtüzükte kısıtlı da olsa sizin söz hakkınız vardı, konuşma imkânınız vardı, bunu da ortadan kaldırırız mantığıyla bu kanunlar çıkmaz. Bu kanunlar çıksa da, hiç kimseye hayretmez.

Elbette, uluslararası ilişkilerin bir önemi vardır; ama, bunun da üslubu, yöntemi şekli vardır. Böyle çok kaba bir şekilde, IMF istedi, sabaha kadar çalış, bu kanunu çıkar; bu olmaz değerli arkadaşlar. Bu, uygun bir yöntem değil; bu, kabul edilebilir bir yöntem değil. Bu, başlangıçta da ifade ettim, benim kanıma dokunuyor. Sizlerin kanına niye dokunmuyor; doğrusu, bunu hayretle karşılıyorum. Eğer millî iradeyi sindirmişsek, milletin verdiği yetkiyi kullanmak istiyorsak, kendi özgür irademizle bir şeyler yapalım; yoksa, IMF istedi diye gece yarılarına kadar çalışıp kanun çıkarmakla bir yere varmamız mümkün değil, bunlar yanlış yollardır. Bu yanlıştan Sayın Başkanın dönmesini diliyorum; dönmediği takdirde, biz, burada da, aşağıda da, kızsanız da kızmasanız da, yeterli-yetersiz bütün haklarımızı sonuna kadar kullanacağız ve o İçtüzük düzenlemesi yoluna başvurulduğu zaman da, herhangi bir komisyonda ve Genel Kurulda bizim iktidar partisiyle hiçbir konuda bir işbirliği şansımız kalmayacak, herkes eteğinde ne varsa buraya dökecek, sonucuna da hep beraber katlanacağız.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Kumkumoğlu, buyurun.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (İstanbul) – Değerli arkadaşlarım, Sayın Bakan; yani, bir defa, son derece sıkıntılı ve üzgün olduğumu söylemek zorundayım; çünkü, iyi bir çalışma yaptığımızı veya samimiyetle hepimizin hep birlikte iyi bir çalışma yapmaya çalıştığımızı düşünüyordum; fakat, şimdi, mesela, ben bir milletvekili olarak, kendimi kullanmış, istismar edilmiş gibi algılıyorum. Burada böyle bir şey yoktu. Bu yasa tasarısını kimse engellemeye çalışmadı. Hepimiz, bu yasa tasarısının buradan daha sağlıklı biçimde nasıl geçebileceğine dönük olarak bir çabanın, bir gayretin içerisinde olduk; doğrusu, zaman mefhumunu da, aslında, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerinin içinden geçmekte olduğumuz koşullar nedeniyle sizden çok daha sıkışık pozisyonda olmasına rağmen, AKP milletvekili, yani, iktidar partisine mensup milletvekili arkadaşlarımdan daha disiplinli bir biçimde bu çalışmaya katkı sunmaya çalıştıklarını herhalde arkadaşlarımız görmüşlerdir, buna tanık olmuşlardır.

Şimdi, mesela, bakanların bizim kadar, hatta, bizim yarımız kadar, bu çok önemsedikleri yasa tasarısını takip etmedikleri, bununla ilgilenmedikleri çok açık; ama, hiçbir zaman, ne bunu uzatmak ne bunu zamana yaymak ne engellemek biçiminde bir tavrın içerisinde olmadık, hem alt komisyonda hem komisyonda en az iktidar partisine mensup milletvekili arkadaşlarımız kadar bu tasarının doğru biçimde yasalaşabilmesi için bir çabanın, bir gayretin içerisinde olduk. Bundan daha öte bir şey var: Sayın Özyürek ifade ettiler, biz, bu tasarıyı çıkaracağız. Bu Meclis, bu tasarının çıkmasına karşı değil. Bunun içerisinde itiraz ettiğimiz muhalefet olarak bizim birkaç madde var. İktidar partisine mensup arkadaşlarımızın bir kısmının da bizimle birlikte bu maddelere itirazı olduğunu biliyoruz; ama, sonuçta, aşağıda, bir şekilde bir irade ortaya çıkacak, herkes o iradenin sonuçlarını, siyasî sonuçlarını şöyle veya böyle kabullenmek durumunda kalacak.

Değerli arkadaşlarım, eğer, bu Meclis bu kanunu çıkarmayı benimsemiş ve kabullenmişse, bu kanunun çıkmasını kimse engellemeye çalışmıyorsa, böyle bir kanunun gerekliliğini konuyla ilgili olan hem muhatapları hem bürokrasi hem milletvekilleri, iktidarıyla muhalefetiyle bir şekilde esasları anlamında benimsemişse, şimdi yapılan şey nedir?! Birileri bize diyor ki, biz, size güvenmeyiz kardeşim, siz öyle derseniz; ama, öyle yapmazsınız! Ne yaparsınız siz; o çıkmadan biz size inanmayız kardeşim! Biz, böyle insanlar mıyız arkadaşlar?! Bu Meclis, böyle bir meclis mi?! Buradaki milletvekilleri, aşağıdaki milletvekilleri, sayın bakanlar, hükümet, böyle bir bütünün parçaları mı?! Yani, evet arkadaş, biz, bu yasa tasarısını ilk fırsatta, en yoğun biçimde çalışıyoruz, yetiştirebildiğimiz ilk fırsatta çıkaracağız dediğimiz zaman, birileri bize güvenmiyorsa, biz, hâlâ onların ısrarlarını ve dayatmalarını yerine getirebilmek için nasıl bir çaba içerisinde olabiliyoruz?! Bu sebeple, hakikaten, felaket üzgünüm, belki şu Meclis çalışmaları içerisinde beni bu kadar rencide eden, bir milletvekili olarak bu kadar rencide olduğumu düşündüğüm çok az şey yaşamışımdır. İki ayı aşkın bir süredir bu komisyonda bu işi konuşuyoruz. Hiç bıkmadık, usanmadık gece yarılarına kadar. Belki bizim şurada iki ayda yaptığımız mesaiyi, ikibuçuk yıllık zaman içerisinde yapmayan yüzlerce milletvekili var aşağıda. Sadece şu yasayla ilgili şu komisyon üyelerinin harcadığı mesai ikibuçuk yıldan bu yana şu Parlamentoda harcamamış yüzlerce milletvekili var. Yetmez mi; size inanmıyoruz kardeşim. Sayın Bakan, bize inanmayanlar kim? Ne hakla siz onların yanında durup, bizden bunu talep ediyorsunuz?! Kongrelerimiz var bizim. Sonuçta hepimiz siyasetten geliyoruz. Yani, şöyle düşünelim arkadaşlar; AKP’nin kongreleri olsaydı, böyle bir kongre süreci yaşanmış olsaydı, iktidar partisi böyle bir karar alabilir miydi?! Kongrelerinize gitmeyeceksiniz, herkes burada duracak deyip, burada durabilirler miydi, sizden bunu talep edebilirler miydi arkadaşlar?! Şimdi, siz, bunu ne hakla talep ediyorsunuz?! Biz de siyaset yapıyoruz. Bizim de örgütlerimiz var, insanlarımızın bizden beklentileri var. Yani, gidip, bir kongrede, bir ilçe kongresinde, mensubu bulunduğumuz ilçenin kongresinde, bir milletvekili olarak, yaptıklarımızla ilgili, Türkiye’yle ilgili, Türkiye’nin geleceğiyle ilgili düşüncelerimizi ifade etme hakkını bizden ne hakla esirgiyorsunuz?!

Yarın sabahleyin saat 10.00’da Grup toplantımız var. Beş defa mesaj gönderdiler, çok önemlidir, mutlaka bu Grup toplantısına milletvekillerimizin hepsi katılsın diye. Ne yapmamızı düşünüyorsunuz Sayın Başkan?! Ne yapmamızı öneriyorsun?! 360 milletvekili var AKP’nin; aşağıda çoğunluk sağlamak için, komisyon, niye birbuçuk saat ara verdi çalışmasına, niye oraya gittiniz?! Niye gittin, niye ara verdin Sayın Başkan?! Yani, sen burada başkan mısın, kral mısın?! Bizim istediklerimiz, buradaki zaman, buraya gelen insanların harcadığı mesai…

BAŞKAN – Sayın Kumkumoğlu…

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla) – Müsaade eder misin Sayın Başkan… Böyle bir şey yok Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Kumkumoğlu, üslubunuza dikkat edin.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla) - Üslubumda hiçbir eksiklik yok.

BAŞKAN - Yani, başkan mısın, kral mısın…

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla) –Sayın Başkan, o davranış, öyle bir davranış. Sayın Başkanım, ne münasebetle komisyon çalışmalarına ara verdirdiniz?

BAŞKAN – Ara verdik; çünkü…

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla) – AKP’nin 360 milletvekili yok mu?!

BAŞKAN – Aşağıda oylama olduğu için ara verdik.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla) – Çağırsınlar efendim, toplansın 360 milletvekilinin 330 tanesi, buradaki iktidar partisine mensup milletvekili arkadaşlarım çalışmalarına devam etsinler. Yani, siz, işinize geldiğinizde, komisyonun çalışmalarına derhal ara verdirebiliyorsunuz; ama, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerinin bu konudaki en haklı en insanî en doğru en olması gereken talepleri olduğunda, öyle bir şey yok kardeşim, biz, talimat aldık, sabaha kadar, bitine kadar çalışacağız. Bu, doğru bir şey değil arkadaşlar. Bu dayatmalara, bu emrivakilere boyun eğmeyin. Bu, hepimizi ilgilendiren bir şey. Biz, hiç olmazsa, bir direnç gösteriyoruz; ama, siz, boyun eğiyorsunuz. Yapmayın bunu. Hepiniz bunun kavgasının içinden geldiniz. Şu tutanaklardan çıkarsak şimdi Sayın Başkanın, Sayın Altan Karapaşaoğlu’nun, eski milletvekilliği yapmış olan arkadaşlarımızın şu emrivakilerle, şu dayatmalarla ilgili söyledikleri sözlerden herhalde onlarca ciltlik kitap olur. Bahse girerim, yarın tutanaklardan bulup getirelim, şöyle Cumhuriyet Halk Partisinin o dizdiği imzalardan daha fazla belge çıkarırız. Böyle günübirlik iş olur mu?! Böyle inançsız bir davranış olur mu?! Dün, öyle olması gerektiği için, sadece senin işine öyle geldiği için öyle söyleyeceksin, bugün senin işine böyle geldiği için böyle yapacaksın ve buna dönük muhalefet partisi milletvekili, bu, keyfî bir davranıştır; bu, demokratik bir tavır değildir dediğinde de, bunu, bu üslubu uygun bir üslup olarak görmeyeceksin. Sayın Başkan, önce, kendi üslubunuzun, uyguladığınız üslubun demokratik teamüllere, siyasal geleneklerimize ve bizim bu haklı taleplerimize cevap verip veremediğini bir değerlendirin, onu düşünün.

Şurada, bunca zamanlık çalışmadan sonra, hâlâ, bazı maddeleri olgunlaştıramadık. Hiç kimsenin kötü niyetinden, art niyetinden değil, makul, mantıklı, kabul edilebilir, bürokratlarıyla, iktidar muhalefet partisi milletvekilleriyle, bakanlığıyla, yani, bunu bir geçelim, henüz olgunlaştıramadık diye şunca çalışmanın ardından bile, bakanlığın, bürokrasinin bizi tatmin edebilecek, bizim de makul ölçülerle, nasıl yapsak diye bir arayış içerisinde henüz doğruyu yeterince bulamadığımızı düşündüğümüz için ertelediğimiz maddeler var. Geçtik onları. Cezalarla ilgili önergeler daha önümüze yeni geliyor ve her birisini tartışsak, belki detayıyla, ayrıntısıyla üzerinde tartışabileceğimiz daha çok madde var; ama, yarın bu yasa düzenlemesi aşağıdan eğer başarılabilirse, Genel Kuruldaki üyelerin hiçbir bilgi sahibi olmadan, yani, o maddelerden neyin yazılı olduğunu bile istese dahi bilemeden, 20’şerli, 30’arlı gruplar halinde, yani, 190 maddenin üçe, dörde, beşe bölünerek beş ayrı madde halinde geçirilebileceği bir süreç yaşanacak belki ve Sayın Başkan, bunun antidemokratik bir yaklaşım, buradakiyle birlikte bunun antidemokratik bir yaklaşım olduğunun ifade edilmesine bir şekilde tepki gösteriyor.

Arkadaşlar, hepiniz siyasetin içerisinden geliyorsunuz; en azından, yaşamın birçok alanda siyaseti takip ederek bir tecrübeden geliyorsunuz. Sayın Başkan, siz daha yoğun bir tecrübeden geliyorsunuz. Bu, doğru bir yöntem değil. Çalışmamızı uygun şartlarda kabul edilebilir şartlara dönüştürelim. Türkiye Büyük Millet Meclisinin böyle bir kararlılık içerisinde çıkarmayı benimsediği ve daha iyisini çıkarabilmek için, daha iyisini, daha doğrusunu yapabilmek için çaba sarf ettiği, aylardır emek verdiği bir pozisyonda dönüp Türkiye Büyük Millet Meclisine, ben sana inanmam kardeşim, sen geç onları, bu yasa tasarısı buradan geçmeden ben sana şu kadar milyon doları vermem diyenlere dönüp, al onu başına çal diyebilmeliyiz. Biz, bunu birkaç defa bu Mecliste dedik arkadaşlar. Altına imza atılan kararlara rağmen söyledik. Bu da böyle bir durumdur. Biz, bu kanunu çıkaracağız; ama, hiç kimsenin bize güvenmeyen, bize itimat etmeyen, bizi milletvekili, bizi insan yerine koymayan tavrını kabullenmemiz ve o tavra boyun eğmemiz diye bir şey olamaz.

Sağol Başkan.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, bugüne kadar, Mecliste, pek çok yasalarda sabaha kadar çalışma olmuştur, bizzat içinde bulunduğum çalışmalar da olmuştur ve hiçbir zaman için Sayın Kumkumoğlu’nun yaptığı bir konuşma tarzında, bu şeklide hiçbir üye tarafından da antidemokratik bir çalışma tarzında da bugüne kadar nitelendirilmemiştir. Gayet güzel bir şekilde, iktidarıyla muhalefetiyle ki, hatta, bir gece değil, iki gece, üç gece devam eden çok yoğun çalışmalar olmuştur; dolayısıyla, belki, benim bildiğim kadarıyla son on yıl içinde Sayın Kumkumoğlu’nun bu şekilde sabaha kadar veya geç vakte kadar yapılan çalışmayla ilgili olarak yapmış olduğu konuşma belki ilk konuşma. Bu tarz bir konuşmanın ilk konuşma olduğunu da yine huzurlarınızda ifade etmek istiyorum.

Sayın Bakan, buyurun.

DEVLET BAKANI ALİ BABACAN (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Hamzaçebi’nin birinci sorusuna, müsaadenizle, BDDK Başkanımız cevap verecek.

Ayrıca, Sayın Kılıçdaroğlu’nun bir sorusu da, yine, daha çok ilgili kurumlar, kurullar tarafından ele alınması gereken konu.

Yine, Sayın Hamzaçebi’nin Sivas Demirçelik’le ilgili bir sorusu var. Onun cevabını TMSF Başkanımız verecek.

Kamu bankalarının bundan sonraki stratejileri yakında açıklanacak. Kamu bankalarımızın hangi konuda nasıl faaliyet gösterecekleri yakın bir zamanda açıklanacak.



Dostları ilə paylaş:
1   ...   19   20   21   22   23   24   25   26   ...   38
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə