Bu itibarla Bakanlığımız tarafından daha önce yayımlanan tüm genelgeler yürürlükten kaldırılmıştır



Yüklə 362,95 Kb.
səhifə2/7
tarix30.01.2018
ölçüsü362,95 Kb.
#41511
1   2   3   4   5   6   7

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık tüzel kişilerin kişilik haklarının bulunup bulunmadığı burada varılacak sonuca göre kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkin davanın davacı şirketin yerleşim yeri mahkemesinde açılıp açılamayacağı noktalarında toplanmaktadır.

Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle manevi tazminat ve tüzel kişilik kavramları üzerinde durmakta yarar vardır.

Hemen belirtmelidir ki manevi tazminat ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde belirtildiği gibi ceza değildir. Çünkü davacının yararı düşünülmeksizin sorumlu olana hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük değildir. Bu nedenle gerçek anlamda bir tazminat sayılmaz. Manevi tazminat mağdurda veya zarara uğrayanda bir huzur hissi bir tatmin duygusu doğurmalıdır. Manevi tazminatta temel olan ana düşünce budur.

Tüzel kişiliğe gelince ortak bir amacın sürekli olarak gerçekleşmesini sağlayacak örgütlenmeye sahip kişi veya mal topluluklarına birleşen kişilerden veya malı tahsis eden kişiden bağımsız bir kişilik tanınmıştır. İşte bu tür kişi veya mal toplulukları tüzel kişiler diye adlandırılmaktadır.

Böylece tüzel kişiler toplumsal yaşayışta bireylerin dağınık güçlerini bir araya toplayan onları koruyan faaliyet alanlarını genişleten ve insanların tek başlarına gerçekleştiremeyecekleri bireyüstü amaçları gerçekleştiren amaç birlikleridir.

Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere tüzel kişiler bağımsız varlığa ve iradeye sahip olduğundan iradesini organları aracılığıyla kullanan hak ve borçlara ehil hukuki varlıklardır.

Bu nedenle kişi olma yönünden kural olarak gerçek kişilerle tüzel kişiler arasında fark gözetilmemiştir. Haklara ve borçlara ehil varlıklar olma bakımından eşit durumdadırlar.

Disiplin soruşturması dosyalarının, Devlet Memurları Kanununun disiplin başlıklı yedinci bölümü ile Adalet Bakanlığı Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliğindeki usule uygun şekilde hazırlanmadığı, bu cümleden olarak, tüm tanıkların dinlenmediği, delillerin toplanmadığı, suç tarihlerinin tespit edilmediği, yapılan soruşturmalar sırasında zamanaşımı sürelerine uyulmadığı ve ilk derece adli ve idari yargı adalet komisyonlarınca karar alınmaksızın soruşturma raporu ve eklerinin Bakanlığımıza gönderildiği anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere, Devlet Memurları Kanununun disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller kenar başlıklı ilgili maddesinin ikinci fıkrasında, disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir fiil veya halin cezaların sicilden silinmesine ilişkin süre içinde tekerrüründe bir derece ağır ceza uygulanır. Aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulamasında bir derece ağır ceza verilir.

Disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullar kenar başlıklı ilgili maddesinde, uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezaları disiplin amirleri tarafından, kademe ilerlemesinin durdurulması cezası, memurun bağlı olduğu kurumdaki disiplin kurulunun kararı alındıktan sonra, atamaya yetkili amirler, il disiplin kurullarının kararlarına dayanan hallerde valiler tarafından verilir. Devlet memurluğundan çıkarma cezası, amirlerin bu yoldaki isteği üzerine memurun bağlı bulunduğu kurumun yüksek disiplin kurulu kararı ile verilir.

Disiplin kurulu ve yüksek disiplin kurulunun ayrı bir ceza tayinine yetkisi yoktur. Cezayı kabul veya reddeder. Ret halinde atamaya yetkili amirler onbeş gün içinde başka bir disiplin cezası vermekte serbesttirler.

Özel kanunların disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullarla ilgili hükümleri saklıdır.

Disiplin soruşturmasına konu eylem kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiriyorsa Devlet Memurları Kanunundaki usule göre Bakanlık Disiplin Kuruluna teklifte bulunulması teklifin Bakanlık Disiplin Kurulunca uygun görülmesi halinde bu görüş doğrultusunda karar verilerek ilgiliye tebliği teklifin Bakanlık Disiplin Kurulunca uygun görülmeyerek reddedilmesi durumunda ise atama amiri sıfatı ile adalet komisyonunca tarif edilen eylemin karşılığı veya uygun görülecek disiplin cezasının verilerek ilgiliye tebliği gerekmektedir.

Verilen kararlarda ilgilinin hangi yasa yoluna kaç gün içinde ve nereye başvuracağının belirtilmesi eylem Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektirdiği takdirde dosyanın Yüksek Disiplin Kuruluna gönderilmesi ceza mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olmasının disiplin soruşturmasını geciktirmeyeceği hususu birlikte değerlendirilip zamanaşımı sürelerinin hesaplanmasında önem arz eden suç tarihinin titizlikle tespit edilmesi gerekir.

Uyarma kınama aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren eylemlerde bir ay Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren eylemlerde ise en geç altı ay içinde disiplin soruşturmasına başlanılması disiplin suçlarında zamanaşımı süresinin her halde suç tarihinden itibaren iki yıl olduğu hususu göz önüne alınarak dosyaların Bakanlık ve Yüksek Disiplin Kurullarına ivedilikle intikal ettirilmesi aksi durumun ilgililer hakkında cezai ve disiplin yönünden sorumluluk doğuracağının hatırdan çıkartılmaması ve hakkında soruşturma yapılan memura Devlet Memurları Kanununun ilgili maddesi gereğince savunma isteğini içeren yazıda eylemleri açık ve ayrıntılı bir şekilde belirtilerek ve yedi günden az olmamak üzere süre verilerek savunmasının alınması konularında gereken dikkat ve özenin gösterilmesini rica ederim.

Mahkemece Belediye Gelirleri Kanunu ve diğer kanunlarla belediyeye verilmekte olan payların vergi ve resim hükmünde olduğu bu payların 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsili gereken borçlar dışında haczedilmesinin mümkün olmadığı dava konusu takip alacağının 6183 sayılı Kanun kapsamında bulunmadığı gerekçesi ile belediye başkanlığı yönünden şikayetin kabulüne diğer şikayetçi büyükşehir belediye başkanlığı yönünden ise şikayet isteminin husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık toplanan delillerin haciz konulan alacağın niteliğinin belirlenmesine elverişli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Öncelikle uyuşmazlığın çözümüne etkili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.

Belediye Kanununa göre belediyenin proje karşılığı borçlanma yoluyla elde ettiği gelirleri şartlı bağışlar ve kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan malları ile belediye tarafından tahsil edilen vergi resim ve harç gelirleri haczedilemez.

Somut olaya ilişkin yapılan değerlendirmede alacaklı vekili tarafından borçlu belediye başkanlığı hakkında ilamlı icra takibi başlatılmış olduğu icra dosyasında davacı belediye başkanlığının büyükşehir belediye başkanlığı nezdinde doğmuş ve doğacak hak ve alacaklarının haczi için büyükşehir belediye başkanlığına haciz ihbarnamesi gönderildiği anlaşılmıştır. Düzenlenen ihbarname üzerine belediye başkanlığının ilgili büyükşehir belediye başkanlığı nezdindeki eğlence vergisi alacağı üzerine haciz konulmuştur.

Mahkemece üzerine haciz konulan alacak vergi alacağı olduğu ve bu alacağın haczedilmesinin mümkün olmadığı gerekçesi ile ilgili belediye başkanlığının şikayetinin kabulüne karar verilmiştir.

Belediye Yasasına göre belediye vergi ve resimleri ile belediyenin kamuya tahsis edilmiş ve akar olmayan taşınır ve taşınmaz malları haczolunamaz. Ayrıca 277 Sayılı Kanunun birinci maddesine göre Belediye Gelirleri Kanunu ve diğer kanunlarla belediyelere kamu hizmetini ifa etmesi için verilmekte olan paylar belediye vergi ve resmi hükmünde olup bu paraların da haczi kabil değildir. Bu maddeye göre haczedilmezlik şikayetinin kabul edilebilmesi için mahcuzların kamu hizmetinde fiilen kullanılması gerekli olup kamuya tahsis kararı alınmasının sonuca etkisi bulunmamaktadır.

Somut olayda mahkemece haciz konulan banka hesaplarındaki kayıtların ilgili bankadan getirtilerek hesaplara yatırılan paraların nitelikleri de araştırılmak suretiyle haczedilemez nitelikte olanlar yönünden inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yatırılan paraların kaynağı araştırılmadan ve bilirkişi incelemesi yaptırılmadan borçlu belediyeden alınan yazı cevabı ile yetinilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

Borçlular vekili alacaklı tarafından müvekkillerinden belediye başkanlığı aleyhine başlatılan icra müdürlüğünün takip dosyasında müvekkili belediye başkanlığının diğer müvekkili büyükşehir belediye başkanlığı nezdindeki vergi alacakları üzerine haciz konulduğunu Belediye Kanununa göre belediyeler tarafından tahsil edilen vergi resim ve harç gelirleri üzerine haciz konulmasının mümkün olmadığını belirterek haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Alacaklı vekili müvekkilinin kamu hizmeti yürüten devlet kurumu olduğunu Belediye Kanununda öngörülen düzenlemenin amacının özel kişilerin borçlarından dolayı belediyelerin yapmış oldukları hizmetlerin aksamasını önlemek olduğunu müvekkilinin de kamu kurumu olması nedeniyle yapılan haczin anılan maddedeki düzenleme amacına aykırılık oluşturmadığını şikayetçi büyükşehir belediye başkanlığının ise davada taraf sıfatının bulunmadığını belirterek şikayetin reddini savunmuştur.

Yerel mahkemece haczin borçlu huzuru ile ve borçlunun takip talebinde gösterilen ve ödeme emri tebliğ edilen adresinde yapıldığı davacı tarafın ibraz ettiği vergi levhasında gösterilen ve ticaret sicilinden bildirilen adresin haciz adresi olmaması borçlunun davacı şirketin çalışanı iddiasının takibin çeke dayalı olması ve çalışanın kendi adına çek keşide etmesinin hayatın olağan akışına uygun düşmediği gerekçesiyle istemin reddine dair verilen hüküm Yargıtay ilgili dairesi tarafından bozulmuş yerel mahkemece önceki hükümde direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunun önüne gelen uyuşmazlık mülkiyet karinesinin aksinin davacı üçüncü kişi yararına kanıtlanıp kanıtlanamadığı bu konuda yapılan araştırmanın yeterli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır

Davanın yasal dayanağını oluşturan istihkak iddiası ile ilgili olarak bir taşınır malı elinde bulunduran kimse onun maliki sayılır. Borçlu ile üçüncü şahısların taşınır malı birlikte ellerinde bulundurmaları halinde dahi mal borçlu elinde addolunur. Birlikte oturulan yerlerdeki mallardan mahiyetleri itibariyle kadın erkek ve çocuklara aidiyetleri açıkça anlaşılanlar veya örf ve adet sanat meslek veya meşgale icabı olanlar bunların farz olunur. Bu karinenin aksini ispat külfeti iddia eden kişiye düşer.

İstihkak davacısı malı ne suretle iktisap ettiğini ve borçlunun elinde bulunmasını gerektiren hukuki ve fiili sebep ve hadiseleri göstermek ve bunları ispat etmekle mükelleftir.

Anılan madde borçlu ile üçüncü kişinin taşınır malı birlikte ellerinde bulundurmaları halinde dahi malın borçlu elinde addolunacağına ilişkin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına mülkiyet karinesi içermektedir.

Somut olayda borçlunun istihkak davasına konu olan menkullerin haczedildiği tarih itibari ile istihkak davacısı üçüncü kişinin sigortalı işçisi olduğu kayıtlardan anlaşılmaktadır. Bununla birlikte ödeme emrinin tebliğ edildiği ve borçlunun huzuru ile haczin yapıldığı adresin borçlu ve davacı ile ilgisinin yeterince araştırmadan sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.

Haciz davacının faaliyet adresinde yapılmışsa borçlunun davacı ile gerçek ilişkisine bakılmalı buranın çalışanı mı gizli ortağı mı olduğu konuları duraksamaya yer vermeyecek bir biçimde ortaya konulmalıdır. Borçlunun şirketin gizlenen ortağı olduğu sonucuna varılırsa takibe konu çekin keşide edilmesine neden olan temeldeki hukuki ilişkinin gerçek tarafları davacı ve alacaklının ticari kayıtları üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile belirlenmeli ve sonucuna göre muvazaanın olup olmadığı üzerinde durulmalıdır.

Davacı vekili alacaklı şirket tarafından borçlu hakkında yürütülen icra takibi sırasında müvekkiline ait adresinde haciz yapılarak döşemelik kumaşların haczedildiğini haczedilen menkul malların müvekkiline ait olduğunu borçlunun müvekkili şirkette sigortalı olarak çalışan işçisi olduğunu işyerine ait vergi kaydı ve sigorta kayıtlarının bulunduğunu belirterek haczedilen mallar üzerindeki haczin kaldırılarak söz konusu malların müvekkil şirkete aidiyeti ile davalı alacaklı şirket aleyhine tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili davacı ile borçlu arasında gizli bir ortaklık bağı bulunduğunu davacı şirket adına bulunan vergi kaydının başlı başına mülkiyete karine teşkil etmediğini mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı lehine olduğunu haczin yapıldığı adres ile davacı şirketin ticaret sicil kaydındaki adresinin farklı olduğunu borçlunun davacı şirketin işçisi olduğu iddia edilmekte ise de davacı şirketin işçisi olduğu iddia edilen borçlunun yüksek bedelli farklı çekler keşide ederek bu çeklerin davacı şirketin iştigal konusu ile aynı olan tekstil şirketlerine ciro etmesinin de borçlu ile davacı şirket arasında muvazaalı işlem bulunduğunu gösterdiğini ileri sürerek davacının istihkak iddiasının reddi ile davacının tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini savunmuştur.

Dosya içerisine toplanan delillere bakıldığında haciz adresinde kimin faaliyet gösterdiği borçlunun davacı şirket ile arasındaki ilişkinin ne olduğu mahcuzların kime ait olduğu konuları kesin bir biçimde tespit edilememektedir. Ticaret sicil kaydına göre davacı kurulduğu tarihten itibaren aynı adreste faaldir ve burasının haciz adresi ile ilgisi yoktur. Ancak vergi levhasındaki adres kapı numarası olmamakla birlikte haciz adresi ile uyumlu görünmektedir. Yine üçüncü kişi adına düzenlenen faturaların bir kısmında haciz adresi yer almaktadır.

Öte yandan davacı bir limited şirkettir ve bu şirketlerin ortaklarından ayrı ve bağımsız bir tüzel kişiliği olduğundan malları alacakları hakları ortaklar değil şirket tüzel kişiliğine aittir. Bu nedenle ortağın kişisel alacaklısı öncelikle ortağın kişisel mallarına bunlar yoksa veya alacağının tamamını tahsil edememişse ortağın şirketteki kar payına başvurabilir. Bir başka anlatımla limited şirketin ortakları dahi şirket mal varlığı üzerinde hak iddia edemeyeceğine göre alacaklılarının da böyle bir iddia ile işlem yapabilmeleri mümkün değildir.

Bu koşullarda yapılması gereken iş öncelikle haciz adresindeki işyerinin davacı şirkete mi borçluya mı ait olduğunu belirlemektir. Bu konu yerinde kolluk aracılığı ile araştırılabileceği gibi ilgili vergi dairesinden sorularak hatta gerekirse ticari kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak tespit edilebilir. İşyerinin borçluya ait olduğu davacı ile hiçbir ilgisinin bulunmadığı saptanırsa bu kez üçüncü kişinin sunduğu delillerin istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli olup olmadığı üzerinde durulmalı faturaların gerçekliği ve mahcuzlara uygunluğu araştırılmalıdır.

Davacı vekili icra müdürlüğünün takip dosyasında yazılan talimat uyarınca talimat dosyasında yapılan hacze konu menkullerin davacı üçüncü kişi şirkete ait olduğunu borçlunun haciz adresinde sigortalı olarak çalışmanın dışında işyeri ve mahcuzlarla ilgisinin bulunmadığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili mülkiyet karinesinin alacaklı yararına olduğunu sunulan vergi levhasının istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli bulunmadığını üçüncü kişi şirket ile borçlunun alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı işlemler yaptığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece toplanan delillere göre dava konusu haczin ödeme emrinin tebliğ edildiği yerde borçlunun huzurunda yapıldığı sunulan vergi levhası ve ticaret sicil kaydında geçen adresin haciz adresi ile ilgisinin bulunmadığı borçlunun davacı şirketin çalışanı olduğu iddiasına itibar edilemeyeceği çünkü çalışanın kendi adına çek keşide etmesinin olağan olmadığı ve takibin çekten kaynaklandığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Mahkeme vergi levhası ve ticaret sicil kaydında üçüncü kişi şirketin adresinin farklı bir yer olarak göründüğü bir işyeri ile ilgili borca ilişkin orada çalışan kişinin kendisi adına çek düzenlemesinin olağan kabul edilemeyeceği gerekçelerine dayanarak davanın reddine karar verirken haciz adresinin davacı ile ilgisinin olmadığını diğer yandan borçlunun aslında davacı şirketin çalışanı da olmadığını belirtmiştir.

Belediye Yasasına göre belediye vergi ve resimleri ile belediyenin kamuya tahsis edilmiş ve akar olmayan taşınır ve taşınmaz malları haczolunamaz. Ayrıca Belediye Gelirleri Kanunu ve diğer kanunlarla belediyelere kamu hizmetini ifa etmesi için verilmekte olan paylar belediye vergi ve resmi hükmünde olup bu paraların da haczi kabil değildir. Bu maddeye göre haczedilmezlik şikayetinin kabul edilebilmesi için mahcuzların kamu hizmetinde fiilen kullanılması gerekli olup kamuya tahsis kararı alınmasının sonuca etkisi bulunmamaktadır.

Somut olayda mahkemece haciz konulan banka hesaplarındaki kayıtların ilgili bankadan getirtilerek hesaplara yatırılan paraların nitelikleri de araştırılmak suretiyle haczedilemez nitelikte olanlar yönünden inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yatırılan paraların kaynağı araştırılmadan ve bilirkişi incelemesi yaptırılmadan borçlu belediyeden alınan yazı cevabı ile yetinilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

Borçlular vekili alacaklı tarafından müvekkillerinden belediye başkanlığı aleyhine başlatılan icra müdürlüğünün takip dosyasında müvekkili belediye başkanlığının diğer müvekkili büyükşehir belediye başkanlığı nezdindeki vergi alacakları üzerine haciz konulduğunu Belediye Kanununa göre belediyeler tarafından tahsil edilen vergi resim ve harç gelirleri üzerine haciz konulmasının mümkün olmadığını belirterek haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Resmi yazışmalarda dikkat edilmesi gereken hususlar Bakanlığımızın ilgili genelgesi ile tüm teşkilata duyurulmuştu. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunla Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında yapılan değişiklikler ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununda getirilen düzenlemeler karşısında anılan genelgenin güncellenmesine ihtiyaç duyulmuştur.

Cumhurbaşkanlığı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başbakanlık Genelkurmay Başkanlığı Bakanlığımız ve diğer bakanlıklar ile uluslararası kurum ve kuruluşlarla yapılan yazışmalarda dikkat edilmesi gereken hususların teşkilata duyurulmasının yararlı olacağı kanaatine varılmıştır.

Bilindiği üzere Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının hakimlik ve savcılık mesleği kenar başlıklı ilgili maddesi hakimler ve savcılar idari görevleri yönünden Adalet Bakanlığına bağlıdırlar hükmünü düzenlemektedir.

Hakimler ve Savcılar Kanununun gözetim ve denetim hakkı kenar başlıklı beşinci maddesinin birinci fıkrasında ağır ceza Cumhuriyet başsavcıları merkezdeki Cumhuriyet savcıları ile bağlı ilçe Cumhuriyet başsavcıları ve Cumhuriyet savcıları üzerinde gözetim ve denetim hakkına sahiptir hükmü yer almaktadır.

Cumhuriyet savcılarının yargıya ilişkin görevleri kanunlarla belirlenmiş olup Anayasanın yukarıda sözü edilen maddesinde de ifade edildiği gibi bu görevleri yanında ayrıca idari görevleri de bulunmaktadır.

Ağır ceza Cumhuriyet başsavcılarının sahip oldukları gözetim ve denetim hak ve yetkileri uyarınca yargı çevresindeki Cumhuriyet savcılarının idari görevlerini yerine getirmelerini hizmetin hukuka uygun düzenli uyumlu ve işbirliği içinde yürütülmesini sağlamaları gerekmektedir.

Bu itibarla merkez ve bağlı ilçe Cumhuriyet savcılarının Bakanlıkla olan yazışmalarının aksi istenmedikçe mutlak surette bağlı bulundukları ağır ceza Cumhuriyet başsavcılığı aracı kılınmak suretiyle yapılması ve yazıyı imzalayanın adı soyadı unvanı sicil numarası ve görev yerinin belirtilmesi konularında gereken dikkat ve özenin gösterilmesini rica ederim.

Avrupa İnsan Haklan Mahkemesince bazı vatandaşlarımızın başvurulan üzerine verilen dostane çözüm kararları gereğince Hükümetimizce yapılması gereken ödemelerle ilgili olarak henüz süre dolmadan ilamlı icra takibi yoluna gidilerek Dışişleri Bakanlığı adına icra emri çıkartıldığı Bakanlığımıza intikal eden yazılardan anlaşılmıştır.

Bilindiği üzere ilamlı icra her çeşit alacak hakkındaki mahkeme ilamlarının nasıl icra edileceğini düzenleyen bir icra yolu olup İcra ve İflas Kanununun ilgili maddelerinde düzenlenen ilamlı takiplere ilamlar ve ilam niteliğindeki belgeler konu teşkil etmektedir. Aynı Kanunda mahkeme huzurunda yapılan sulhler kabuller ve para borcu ikrarını havi resen tanzim edilen noter senetleri ve temyiz kefaletnameleri ile icra dairesindeki kefaletlerin ilamların icrası hakkındaki hükümlere tabi olduğu belirtilmiştir. Diğer taraftan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde dostane çözüme varılırsa mahkeme olaylarla ve varılan çözümlerle sınırlı bir açıklama yapılmasına karar vererek başvuruyu kayıttan düşürür hükmü uyarınca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından verilen dostane çözüm kararlarının anılan sözleşme ile kurulan sistemde iç hukukumuzda doğrudan sonuç doğurması söz konusu değildir. Zira Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin kararların bağlayıcılığı ve uygulanması kenar başlıklı maddesi hükmüne göre taraf Devletler taraf oldukları davalarda mahkemenin nihai kararına uymayı taahhüt ederler. Mahkemenin nihai kararı kararın uygulanmasını denetleyecek olan Bakanlar Komitesine gönderilir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının iç hukukta doğrudan infaz kabiliyeti bulunmadığından Devletimize düşen görev sadece kararın yerine getirilmesi yönünde gereken önlemleri almaktır. Bu nedenle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından verilen dostane çözüm kararları ile ilgili takipler İcra ve İflas Kanununun ilgili maddelerinde yer alan ilamların icrası ile ilgili düzenlemeler kapsamında bulunmadığından bu takiplerde icra emri çıkartılmaması konusunda gereken dikkat ve özenin gösterilmesi gerekmektedir.

Adliyelerde ve duruşma salonlarında düzenin sağlanması konusunda gereken dikkat ve hassasiyetin gösterilmesi gerekirken bazı adliyelerde ve duruşma salonlarında düzeni bozucu davranışların ve istenmeyen üzücü olayların olduğu duruşmalar devam ederken kimi zaman telefon konuşması sigara içilmesi veya benzeri nedenlerle oturumlara ara verildiği ayrıca yargılama esnasında duruşma salonuna girilerek her türlü sesli ve görüntülü kayıt ve nakil imkanı sağlayan araçların kullanılması sebebiyle yargılama yapan hakimlerin dikkatlerinin dağıldığı sanıkların savunmalarını gereği gibi ve serbestçe yapamadıkları tanıkların da rahat bir şekilde beyanda bulunamadıkları ve davaların taraflarının kendilerini manevi baskı altında hissettikleri bunun da yargılamanın huzur ve güven içinde yürütülmesini olumsuz yönde etkilediği Bakanlığımıza intikal eden bilgilerden anlaşılmıştır.

Bilindiği üzere Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanma hakkı kenar başlıklı altıncı maddesinin ikinci fıkrasında bir suç ile itham edilen herkes suçluluğu kanunen sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır hükmü düzenlenmektedir.

Ceza Muhakemesi Kanununa göre istisnalar saklı kalmak kaydıyla adliye binası içerisinde ve duruşma başladıktan sonra duruşma salonunda her türlü sesli veya görüntülü kayıt veya nakil olanağı sağlayan aletler kullanılamaz. Bu hüküm adliye binası içerisinde ve dışındaki diğer adli işlemlerin icrasında da uygulanır.

Kapalı duruşmada mahkeme bazı kişilerin hazır bulunmasına izin verebilir. Bu halde adı geçenler duruşmanın kapalı olmasını gerektiren hususları açıklamamaları bakımından uyarılırlar ve bu husus tutanağa yazılır.

Öğrencinin sınava gireceği yere sevk edilmesi için gerekli süre de dikkate alınarak sınavdan en az on gün önce akademik takvim öğrenci belgesi ve öğrencinin dilekçesi bir üst yazıyla Genel Müdürlüğün Eğitim Birimine fakslanacaktır.

Açık ceza infaz kuramlarında bulunan hükümlüler kurumla aynı büyükşehir belediyesi veya belediye sınırları içinde olan herhangi bir yüksek öğretim kurumunda okuma hakkını kazandıklarında okullarının kabul etmesi halinde okullarına devam etmeleri ve örgün eğitimden yararlanmaları sağlanacaktır. Açık ceza infaz kurumu hükümlülerinin okullarına devam etmeleri sağlanırken aşağıdaki kurallara uyulacaktır.


Yüklə 362,95 Kb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin