Ceza hukuku genel hükumler

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 52.8 Kb.
tarix07.08.2018
ölçüsü52.8 Kb.

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ

CEZA HUKUKU GENEL HÜKÜMLER YARIYIL SONU SINAVI

Sınav Talimatı: 1. Sınav test ve klasik sınav sorularından oluşmaktadır. Test, çoktan seçmeli testidir. Kuralı gereği iki yanlış cevap bir doğru cevabı götürür. Öğrencinin testin kuralına uyması, bilmediği soruyu boş bırakması kendi çıkarınadır. 2. Klasik sınav, iki sorudan oluşmaktadır. Öğrenciler sorulan noktayı gerekçeli olarak açıklamak zorundadırlar. Gerekçesiz hüküm cümlelerine not verilmez. Temel hata halinde sorunun tümü değerlendirme dışı bırakılır. 3. Sınav süresi 100 dakikadır. 4. Notsuz, içtihatsız, içinde sonradan eklenmiş yazı bulunmayan kanun kullanmak serbesttir. 5. Test soruları için ayrılacak zaman en fazla 70 dakika olmalıdır. 6. Öğrenciye test cevap kâğıdı ve klasik sınav cevap kâğıdından oluşan iki cevap kâğıdı verilecektir. Her cevabın ilgili kâğıda cevaplanması gerekmektedir. Klasik bölümde en fazla bir cevap kâğıdı kullanılabilir.

TEST BÖLÜMÜ


1.Saygın bir futbolcu olan A, yağışlı bir sonbahar akşamında, kuyumcu arkadaşı B’ye kendisine soyguncu süsü vererek şaka yapmak ister. Gerçekten, paltosunun yakasını kaldırır, kasketini gözüne kadar indirir ve “eller yukarı, bu bir soygundur” diyerek arkadaşının kuyumcu dükkânına girer. B, tezgâhta gizlediği silahını çeker ve ateş eder. A ölür.
a) B, kasten adam öldürmeden sorumludur, b) B, bir hukuka uygunluk nedeninin varlığı üzerinde kaçınılmaz bir hataya düşmüştür. Dolayısıyla, 30/3. madde gereğince B, bu hatasından yararlanır. c) Kaçınılmaz olmadıkça hukukî hata göz önüne alınmaz.
2. Bahçesinin meyve ağaçlarına dadanan mahallenin yaramaz çocuklarından kurtulmak isteyen A, bahçe duvarının üzerine “ölüm tehlikesi” işareti koyarak gerdirdiği elektrik tellerine geceleri akım vererek meyve ağaçlarını korumaya çalışmaktadır. Sürekli o civarda oynayan çocuklar, bir gece, olgun meyveleri toplamak için duvardan atlayarak bahçeye girmeye kalkıştıkları esnada cereyana kapılarak ağır bir biçimde yaralanırlar.
a) A, malına saldırıldığını bahane ederek meşru savunmadan yararlanmaya kalkışamaz. b) A, henüz ortada bir saldırı yokken, bir gün bir saldırının olabileceğini düşünerek, önceden olası bir saldırıyı defedecek bir savunma cihazı oluşturduğunda, meşru savunmadan yararlanır; dolayısıyla çocukların yaralanmasından sorumlu olmaz. c) A meşru savunmada bulunamaz, çünkü ortada ne gerçekleşmekte olan veya gerçekleşmesi muhakkak olan bir saldırı mevcuttur, ne de bir an için bu şartın olduğu kabul edilse bile saldırı ile savunma arasında bir oran mevcuttur.
3. A, uzun süredir B’ye borçludur. B, herkesin önünde A’ya “ Arkadaş, ayıp değil mi, aylardır niçin borcunu vermiyorsun, yani zorla mı alayım” der. B, A’nın bu saldırısı karşısında, “Terbiyesizlik yapma, yoksa tepelerim” diyerek kendini savunur.
a) B’nin fiili haksızdır, dolayısıyla A meşru savunmadan yararlanır. b) Ortada karşılıklı hakaret vardır, dolayısıyla hâkimin 129. madde hükmünü uygulaması gerekir. c) B’nin fiili hakaret suçunu oluşturur.
4. Hayvanlarını sel sularının yarattığı tehlikeden kurtarmak isteyen A, B’nin kır evini yıkmaya mecbur olur. A, bilerek ve isteyerek B’nin evini yıkar.
a) A, kiminin hukuka uygunluk nedeni, kiminin kusurluluğu kaldıran neden saydığı zaruret halinden yararlanır, dolayısıyla fiili Kanunun 151. maddesinde öngörülen mala zarar verme suçunu oluşturmaz. b) A, başkasına zarar vermek yerine, ahlaken ve hukuken zarara kendi katlanmalıdır. c) Kanun sadece “nefsin” tehlikede kalması halinde zorunluluk halini kabul etmiştir.

5. Kanun, üçüncü kişi yararına hem meşru savunmanın hem de zorunluluk halinin mümkün olduğunu kabul etmiştir. Öte yandan özel hukukta, gerek meşru savunma gerekse zorunluluk hali, hem doktrinde hem de uygulamada hala hukuka aykırılığı ortadan kaldıran neden olarak algılanmaktadır. Bu açık durum karşısında;


a) Kusurluluk ister fail ile fiil arasında psişik bağ, isterse failin fiilinde kınanılabilirliği olarak algılansın, Kanunun 25/2. maddesi hükmünde yer alan zorunluluk hali, meşru savunmadan farksız olarak, CMK’nun 223/3, b maddesi hükmüne rağmen, kusurluluğu kaldıran bir neden olarak değil, hukuka aykırılığı kaldıran bir neden olarak göz önüne alınmalıdır. b) Hukukun bir “normlar sistemi bütünü olması” ceza hukukunu hiç ilgilendirmez. Böyle olunca, özel hukukta bir hukuka uygunluk nedeni olarak algılanan zorunluluk hali, ceza hukukunda kusurluluğu kaldıran bir neden olarak algılanabilir. c) Üçüncü kişi yararına meşru savunma ve zorunluluk halinin kabul edilmesi, meşru savunmanın da zorunluluk hali gibi kusurluluğu kaldıran bir neden sayılmasını gerektirmektedir.
6. Amirin emrini yerine getirmek bağlamında;
a) Hangi koşullarda ve ne maksatla olursa olsun, Kanunun suç saydığı bir fiilin işlenmesi emrini kimse veremez, kimse de yerine getiremez. b) Ülkenin tehlikede olduğunun takdir edilmesi halinde, tehlike giderilebilecekse, yetkili mercii Kanunun suç saydığı bir fiilin işlenmesi emrini verebilir. Emri veren ve emri yerine getiren suçtan sorumlu olmaz. c) Asayişin sağlanması gerektiriyorsa, Kanunun suç saydığı bir fiilin işlenmesi emri verilebilir. Bu halde emri yerine getiren değil, emri veren sorumlu olur.
7. Tutuklu sanığı, davanın görüldüğü diğer bir il Ağır Ceza Mahkemesine sevke memur edilen jandarma eri, trenin durmasından yararlanarak firara kalkışan bu kişiyi, kanunun öngördüğü tüm koşulları yerine getirerek önlemeye çalışsa da önleyemeyip, ölü ele geçirir.
a) Jandarma eri, Kanunun 27/1. maddesi hükmüne aykırı davranmaktan sorumludur. b) Kanunun öngördüğü tüm koşulları yerine getiren jandarma erinin fiili kanun emrinin yerine getirilmesidir, dolayısıyla hukuka uygundur. c) Hukuk düzenimizde insan hayatının değeri kanunun emrinin yerine getirilmesi değerinden üstündür. Bu nedenle jandarma eri, kasten adam öldürme suçundan sorumludur.
8. A, sahibi olduğu bisikletini emanet olarak B’ye bırakır. Daha sonra A, bisikletini C’ye satar. C, B’nin bahçesinde koruma altında olan bisikletini alıp gider. Kanunun 26. maddesi karşısında;
a) Kanunun 141. maddesindeki “zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malın” alınması hükmüne rağmen, C’nin fiili hukuka aykırılık oluşturmaz, çünkü kendi malını almıştır. b) Kanunun 141. maddesi hükmü özel hüküm olduğundan, C’nin, bisiklete zilyet olan B’nin rızası olmadan bisikleti alması fiili, hırsızlık suçunu oluşturur. c) C’nin fiili, Kanunun 144. maddesinin öngördüğü daha az cezayı gerektiren hırsızlık suçunu oluşturur.
9. A, tıbbî ve estetik bakımdan hiç gereği yokken, sadece kızının ölümünden duyduğu suçluluk duygusunun etkisinde kalarak, kendisini cezalandırmak amacı ile, hekim B’den sağ elinin başparmağını ve işaret parmağını kesmesini ister. A’nın yazılı rızası üzerine B, gerekli açıklamaları yaptıktan sonra, ameliyatla A’nın iki parmağını alır.
a) A, vücudu üzerinde mutlak tasarruf hakkına sahiptir; rızası, fiili suç olmaktan çıkarır. b) Tıbbî veya estetik bir zorunluluk olmadıkça A, vücudu üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahip değildir. c) Hekim B, A’nın yazılı isteği doğrultusunda hareket ettiğinden, fiilinden sorumlu olmaz.
10. Ceza sorumluluğu; a) Kolektiftir. b) Şahsidir. c) Başkasının fiilinden sorumluluktur.
11. Ceza sorumluluğunun olabilmesi için; a) Fiil iradî olmalıdır. Kuralın istisnası yoktur. b) Fiilin mutlaka iradi olması gerekmez, kişinin iradî olmayan fiilinden sorumlu olması mümkündür. c) Fiilin kusurlu olması yeterlidir, ayrıca iradî olmasına gerek yoktur.
12. Olası kast; a) Failin, kanunun suç saydığı fiilin gerçekleşebileceğini öngörmesi, ancak gerçekleşmesine kayıtsız kalmasıdır. b) Suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, failin fiili işlemesidir. c) Failin, kanunun suç saydığı fiilin gerçekleşebileceğini öngörmesi, ancak hiçbir zaman gerçekleşmesine ihtimal vermemesidir.
13. Kast; a) Failin, fiili bilmesi ve istemesidir. b) Failin, fiili bilmesidir. c) Failin, fiili istemesidir.
14. Doğru önermeyi seçiniz: a) Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır. b) Failin istediği fiilinin istemediği neticesini öngörmesi ancak neticenin gerçekleşmesine hiç ihtimal vermemesi halinde bilinçli taksir vardır. c) Bilinçli taksir, failin dikkatsizliğinin ve özensizliğinin sonucu olarak, istediği fiilin istemediği neticesini öngörememesidir.
15. Öğretide, kusurluluk, genellikle, iki biçimde anlaşılmaktadır. Bunlar, kusurluluğun normatif anlayışı ve kusurluluğun psikolojik anlayışıdır. Kusurluluğun normatif anlayışında kusurluluk; a) Fail ile fiil arasındaki psişik bağdır. b) Faile bir fiilin isnat edilebilmesidir. c) Fiilinden ötürü, failin kınanabilir olmasıdır.
16. Kanun, fiili hatayı düzenlerken, ayrıca 30/4. maddesi hükmünde hukukî hatayı da düzenlemiştir. Kanun “İşlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz hataya düşen kişi, cezalandırılmaz” demektedir. Burada, “fiilin haksızlık oluşturması “ hükmünden; a) Fiilin dine aykırılığı anlaşılmalıdır. b) Fiilin ahlaka aykırılığı anlaşılmalıdır. c) Fiilin hukuka aykırılığı anlaşılmalıdır.
17. Fiili hata halinde; a) Fiilin iradiliği giderildiğinden kusurluluk ortadan kalkar. b) Kast ortadan kalktığından, kusurluluk ortadan kalkar. c) Failin isnat yeteneği etkilendiğinden kusurluluk ortadan kalkar.
18. Şanlıurfa yöresinde güvercin beslemek ve güvercinler karıştığında herkesin kendi güvercinini bulup alması bilinen bir gelenektir. Güvercini B’nin güvercinleri arasına karışan A, B’nin bir şey söylemeyeceğini düşünerek, eve girer, merdiveninden evin damına çıkarak güvercinini bulur, yakalayıp kendi evine getirir. B, evine rızasını sormadan girdiğinden söz ederek, A hakkında, konut dokunulmazlığını ihlal suçundan ( TCK. m. 116 ) şikayetçi olur.
a) A, konut dokunulmazlığını ihlal etmekten sorumlu olur. b) A, bir hukuka uygunluk nedeninin varlığı konusunda kaçınılmaz bir hataya düşmüş olduğundan, hatası kusurluluğunu kaldırır, dolayısıyla fiil suç oluşturmaz. c) A, konut dokunulmazlığını ihlalden, taksirinden ötürü sorumlu olur.
19. Ameliyatta bulunan doktor A, acilen telefona çağrılması üzerine, aklına kötü ihtimaller gelmekle birlikte, zaten işini bitirmiş olduğunu düşünerek, yaranın kapatılması da dahil ameliyatın son işlemlerinin yapılmasını, henüz uzmanlık eğitimine yeni başlamış olan doktor B’ye bırakarak ameliyathaneden ayrılır. Doktor B, ameliyat sonrası işlemleri tamamlar. Ancak hasta C, birkaç gün sonra ölür. Şüphe üzerine yapılan otopside, hastanın ameliyat sonrası işlemlerinin tıbbın gereklerine uygun olarak yapılmamış olmasından ötürü öldüğü anlaşılır. B, meslekte acemi olduğunu, ancak amiri doktor A’nın emrine uymak zorunda kaldığını söyleyerek suçsuz olduğunu iddia etmiştir.
a) A, bilinçli taksirle adam öldürmekten sorumludur. Fiili olmasına rağmen, B’nin bir sorumluluğu yoktur, amirin emrini yerine getirmiştir. b) A’nın bir sorumluluğu yoktur. B, meslekte acemi olduğunu bilmesine rağmen, dikkatli ve özeli davranmadığı için taksirli adam öldürmeden sorumludur. c) Burada, herkes kendi kusurundan sorumludur: A, bilinçli taksirle, B taksirle C’nin ölümüne sebep olmaktan sorumludur.
20. Kanun; a) 23. maddesindeki düzenleme ile, gerekçesinde de belirttiği üzere objektif sorumluluğu Türk Ceza Hukuku düzeninden çıkarmıştır. b) Madde gerekçesine ve maddede yer alan “ .. en azından taksirle hareket etmesi gerekir” ibaresine rağmen, gerçekten objektif sorumluluğu ortadan kaldırmayı başaramamış, taksir karinesine dayalı bir sorumluluğa yer vermiştir. c) Bu maddede taksirli sorumluluğun özel bir şekline yer vermiş bulunmaktadır.
21. Doğru önermeyi seçiniz: a) Taksirli suçlara teşebbüs mümkündür. b) Zincirleme suçun kendisine teşebbüs mümkün değildir. Bununla birlikte, zincirleme suçu oluşturan her bir suça teşebbüs mümkündür. c) Cezalandırılabilme şartına bağlı suçlara her zaman teşebbüs mümkündür.
22. Yanlış önermeyi seçiniz: a) Hukuk düzenimiz, suça teşebbüste hazırlık hareketlerinin cezalandırılabilir olmadığını kabul etmektedir. b) 301/1. madde hükmünde olduğu gibi işlenmesi “aleniyet” şartına bağlanmış olan suçlarda suça teşebbüs mümkün değildir. c) Dağıtılmak üzere yola çıkarılan … ilinin valisine hakareti içeren yazılar bulunan bir gazeteye yol denetimi yapan kollukça el konulması örneğinde olduğu gibi, basın yolu ile işlenen suçlarda teşebbüs mümkündür.
23. A, ruhsatlı silahını kullanarak öldürme kastı ile B’ye ateş eder; ancak kurşun boşa gider. Silahında yeterli mermi olmasına rağmen A, acıma duygularına yenilir ve yaptığı işten pişmanlık duyarak çekip gider.
a) A, kasten öldürmeye teşebbüsten sorumlu olur. b) A, kasten yaralama suçuna teşebbüsten sorumludur, c) A, kastettiği suçtan sorumlu olmaz. Ancak, o ana kadar yapmış olduğu davranış bir suça vücut vermediğinden, Kanunun 2. maddesi gereğince, A’nın cezalandırılması söz konusu değildir.

24. A, dolgun görüntüsüne bakarak içinin dolu olduğunu sandığı B’nin çantasını kapıp kaçar. İlk fırsatta çantayı açan A, içinin boş olduğunu görür ve çantayı kaldırıp atar.


a) A’ ın fiili hırsızlık suçuna teşebbüs etmek olur. b) A, fiil üzerinde esaslı hataya düşmüştür, hatadan yararlanır. c) İşlemeyi kastettiği hırsızlık suçunun maddi konusu yoktur, dolayısıyla A’ ın fiili işlenemez suç olur.
25. A, soymak için B bankasına girer; soygunu gerçekleştirip çıkarken banka güvenlik görevlisini öldürmek zorunda kalır.
a) Fiillerden biri ötekinin unsuru olduğundan A, 42. madde gereğince sadece 82/h maddesi hükmünce ağırlaştırılmış adam öldürme suçundan sorumlu olur. b) A, bir fiili ile birden çok suçu, yani yağma ve öldürme suçlarını gerçekleştirmiş olduğundan, 44. madde gereğince sadece cezası ağır olan öldürme suçundan sorumlu olur. c) A, hem 82/h maddesi hükmünü, hem de 149/1,a. maddesi hükmünü ihlalden sorumlu olur.
26. A, on dört yaşında olan B ile bir parkta, genel adap ve ahlaka aykırı olarak cinsel davranışlarda bulunduklarken yakalanırlar.
a) A, işlediği bir fiille kanunun hem 225. maddesi hükmünü, hem de 103. maddesi hükmünü ihlal etmiştir. A, 44. madde gereğince, en ağır cezayı gerektiren 103. maddede öngörülen suçtan sorumludur. b) A, hem 225. madde hükmünden, hem de 103. madde hükmünden sorumludur. c) A, B’nin rıza göstermesi üzerine onunla sevişmiştir; burada rıza A’nın fiilini hukuka uygun kılmaktadır.
27. A, değişik zamanlarda, köyün koyun sürüsünden kime ait olduğunu bilmediği toplam on baş koyun çalmıştır.
a) A, bir suç işleme kararının icrası cümlesinden olarak, birden çok fiille birden çok hırsızlık suçunu işlemiş olduğundan, kendisine bir ceza verilir ve bu ceza dörtte birden dörtte üçe kadar artırılır. b) A, esasen bir suç işleme kararının icrası cümlesinden olarak hareket etmiş olmasına rağmen, zincirleme hırsızlık suçundan değil, ayrı ayrı olmak üzere, on tane hırsızlık suçundan sorumludur. c) Farklı zamanlarda on koyun çalmış olmasına rağmen, A’nın esasen bir tek fiili, dolayısıyla bir tek suçu bulunmaktadır.
28. Uzun bir süredir sınıfındaki arkadaşlarının alay konusu olan A, gazaba geldiği bir gün kürsüye çıkarak, arkadaşlarına hitaben “ulan it oğlu itler, yeter, tepemi attırmayın, yoksa hepinizi fena yaparım” diyerek sınıftan çıkar. Arkadaşları, tek tek A hakkında hakaretten şikâyetçi olurlar.
a) A, hakaret suçunu birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlemiş olduğundan, 43/2. madde hükmü gereğince zincirleme suçtan sorumlu olur. b) Burada tek bir fiil yoktur, madem birden çok kişinin şeref değeri ihlal edilmiştir, o halde ihlal sayısı kadar fiil vardır; dolayısıyla fail bir suç işleme kararının icrası cümlesinden olarak hareket etmemişse ortada zincirleme hakaret suçu da yoktur, mağdur sayısı kadar hakaret suçu vardır. c) Toplu bulunan kişilere hitaben yapılan hakarette, ihlal birden çok olsa bile hareket, fiil, dolayısıyla suç tektir. Öyleyse, burada, A’nın tek bir hakaret suçu vardır.
29. Kanunda “hareket” ve “fiil” terimleri yerli yerinde, yeterli açıklıkta kullanılmış olmamakla birlikte, suçların içtimaına ilişkin düzenlemeler hariç, fiilsiz suç olmaz ilkesinin sonucu olarak, fiilin sayısı suçun sayısını belirlemektedir. Buna göre doğru önermeyi bulunuz. a) İster neticeli ister neticesiz suç olsun, örneğin aynı anda birden çok hareketle bir evin, bir kasanın içinin boşaltılmasında veya bir kimseye birçok kez ateş etmede, tokat atmada olduğu gibi, amaçta ve zamanda birlik olduğunda, hareket tektir, fiil tektir, suç tektir. b) Bir kimsenin, örneğin çeşitli zamanlarda komşusunun birden çok hayvanını çalmasında olduğu gibi, bir suçu işleme kararının icrası cümlesinden olarak, kanunun aynı hükmü birden çok kez ihlal edildiğinde, hareket tektir, fiil tektir, suç tektir. c) Fiili belirlemede fizik dünya ile normatif dünya arasında hiç bir fark yoktur. Böyle olunca, vücudun her bir devinimi bir hareketi, her bir hareket bir fiili ve her bir fiil bir suçu oluşturur.
30. Geçerli bir doktrinde neticeli suçlarda netice sayısının, neticesiz suçlarda ihlal sayısının fiilin sayısını; fiilin sayısının ise suçun sayısını belirlediği kabul edilmektedir. Buna göre doğru önermeyi bulunuz. a) A, tek bir el ateş ederek bir kimseyi öldürür (veya yaralar) ve diğer bir kimseyi (öldürür veya) yaralarsa, ortada birden çok fiil ve fiile bağlı olarak birden çok suç vardır. b) A, tek bir el ateş ederek bir kimseyi öldürür (veya yaralar) ve diğer bir kimseyi (öldürür veya) yaralarsa, ortada tek bir fiil olmasına rağmen birden çok suç vardır. c) A, tek bir el ateş ederek, bir kimseyi öldürür (veya yaralar) ve diğer bir kimseyi (öldürür veya) yaralarsa, ortada iki netice olmasına rağmen tek suç vardır; ikinci netice kazadır.
31. A, kahvede herkesin önünde, aylardır kirasını ödemeyen B’ye, “Kahvede oyun oynamaya para buluyorsun, kiraya gelince ödemiyorsun, bu delikanlılığa sığmaz, ayıptır” der. Herkesin önünde söylenen bu sözü onur kırıcı bulan B, onurunu kurtarmak adına A’yı döver.
a) B, haksız tahrikten yararlanır, çünkü A’nın fiili haksızdır. b) Hakkını kullanan bir kimsenin fiili haksız olmaz, dolayısıyla B haksız tahrikten yararlanamaz. c) Haksız tahrikten yararlanabilmek için tahrik fiilinin ahlaken haksızlık oluşturması yeterlidir.
32. Bir tren istasyonunda makas değiştirmekle görevli memur A, saçsız başı yüzünden o yörenin çocuklarının alay konusu olmaktadır. Sıkça tekrarlanan bu durum A’yı çileden çıkarmaktadır. Gene bir gün, trenlere yol vermek üzere makas değiştirirken, ortaya çıkan çocuklar, hep bir ağızdan A ile alay ederler. Bu duruma hiddetlenen A, makas değiştirmeyi unutur ve yaramaz çocukları kovalamaya başlar. O esnada aynı hat üzerinde karşılıklı gelmekte olan trenler çarpışır ve bazı kimseler ölür, bazı kimseler yaralanır (Manzini’den uyarlanmıştır).
a) A, haksız tahrikten yararlanır, çünkü suçun mutlaka tahrik fiilinin failine karşı işlenmesine gerek yoktur. b) A, haksız tahrikten yararlanamaz, çünkü fiili olmayan kimselere zarar vermek yerine fail, tahrik fiiline kendi katlanmalıdır. c) A’nın haksız tahrikten yararlanabilmesi için, tahrik fiilini kim yapmışsa, suçun da mutlaka o kişiye karşı işlenmesi gerekir.
33. Demiryoluna sabotaj yapmak isteyen A, gerekli düzeneği kurduktan sonra saklanmakta olduğu civardaki ormanda uyuyakalır. A uyurken tren gelir ve havaya uçar.
a) A, fiil gerçekleşirken isnat edilebilir bir durumda değildir. Fiilin gerçekleştiği esnada isnat edilebilir bir durumda olmayan kimse fiilinden sorumlu olmaz. b) Trenin havaya uçtuğu esnada isnat edilir durumda olmasa bile A, madem düzeneği kurduğu esnada isnat edilebilir durumdadır; “sebebinde serbest hareketler” kuralı gereğince treni havaya uçurmaktan sorumludur. c) Esas olan, A’nın işlemeyi kastettiği suçun hazırlık hareketlerini yaptığı esnada isnat yeteneğine sahip olmasıdır.
34. A, bilerek ve isteyerek sarhoş olduktan sonra otomobili ile kaza yaparak, B’nin ölümüne neden olur.
a) A’nın isnat yeteneği yoktur, fiilinden sorumlu olmaz. b) Arızî sarhoşluk isnat yeteneğini ne kaldırır ne de azaltır. A, B’nin ölümünden sorumludur. d) A, isteyerek sarhoş olmuştur, isnat yeteneği tamdır, fiilinin sonuçlarına katlanmak zorundadır.

35. Önermelerden yanlış önermeyi seçiniz. a) Kimileri, isnat yeteneğini veya kanunun deyimi ile “kusur ehliyetini” kusurluluğun bir önşartı saymaktadır. Dolayısıyla, isnat yeteneği olmayan kimse kusurlu davranamaz. b) Kimileri, isnat yeteneğini kişinin bir durumu saymakta, yani fiilinin sorumluluğunu üslenebilme yetkinliği olarak görmektedir. Dolayısıyla bu düşüncede kişinin, örneğin bir akıl hastasının, bir yaş küçüğünün kusurlu davranması mümkündür. c) Kimileri, isnat yeteneğini fiilin hukuka aykırılığının önşartı saymaktadır. Dolayısıyla kişi, fiili işlediği esnada isnat yeteneğine sahip değilse fiil hukuka aykırı olmaz.


36. Kanun kişinin fiilinin sorumluluğunu üstlenebilme erkini “kusur ehliyeti” terimi ile ifade etmektedir. Sırf Kanun böyle dediği için, a) Kişinin fiilinin sorumluluğunu üstlenebilme erki, yani isnat yeteneği, kiminin iddiasının aksine, kusurluluğun önşartı olmaz. b) Kişinin fiilinin sorumluluğunu üstlenebilme erkine Kanun kusur ehliyeti diyorsa, kiminin iddiasına göre, bu, onun, kusurluluğun önşartı olduğunu gösterir. c) Bir kanunda kişinin fiilinin sorumluluğunu üstlenebilme erki, ister “isnat yeteneği” isterse “kusur ehliyeti” terimi ile ifade edilsin, kurumun Kanunda düzenlediği yere ve biçime, yani Kanunun sistemine bakıldığında, 765 s. Kanun döneminden farksız olarak, kurum hakkındaki tartışmaların, doktrinde hala devam edecek olduğu görülür.
37. İsnat yeteneği: a) Failin anlama ve isteme yeteneğidir. b) Failin anlama yeteneğidir, c) Failin isteme yeteneğidir.

38. A ve B, C’yi öldürmek konusunda anlaşırlar. A, kahveden çıkmakta olan C’nin arkadan üstüne atlar ve yere yatırır. B, C’yi bıçaklayarak öldürür.


a) A, “suçun kanuni tanımında yer alan fiili”, yani öldürme fiilini B ile birlikte gerçekleştirmemesine rağmen (çünkü A, C’yi sadece tutmuş ama bıçaklamamıştır) suça nedensel katkısı asli nitelikte olduğundan, kasten öldürme suçunu, fail olarak işlemekten sorumlu olur. b) A, “suçun işlenmesine yardım eden” kişidir, çünkü yardımda bulunarak suçun icrasını kolaylaştırmıştır, kasten öldürme suçuna yardım etmekten sorumludur. c) A’nın tutma fiili, suçun kanuni tanımında yer alan “bir insanı kasten öldürme” tanımı içinde yer aldığından B ile aynı derecede fail olarak sorumlu olur.
39. Suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanmak cümlesinden olarak A, üzerinde icra ettiği “ağır bir korkutma veya tehdit sonucu” B’nin C’yi döverek ağır bir biçimde yaralamasını sağlar.
a) Üzerinde maddi cebir uygulanan B, hareket etmemekte, hareket ettirilmektedir. Bundan ötürü B, iradi olmayan fiilinden sorumlu olmaz. C’yi kasten yaralamadan sadece A sorumlu olur. b) Minimum bile olsa B’nin fiili iradidir. Ancak, manevi cebir altında suç işlediğinden (inesigibilitá), yani somut olayda yaptığı davranıştan başka bir davranışı kendisinden beklemek insanî olmadığından, dolayısıyla kınanamadığından B, kusurlu olmadığı fiilden sorumlu olmaz. Böyle olunca A, B’nin fiilinden dolayısıyla fail olarak değil, azmettiren olarak sorumlu olur. c) 765 s. Kanun döneminde oluşan doktrine uygun olarak, burada Kanunun 25/ 2. maddesi hükmü uygulanmalıdır, çünkü A, B’nin iradesini tümden ortadan kaldırmış değildir. Gerçekten B, suç işlemek yerine, ağır korkutmaya katlanabilirdi. Öyleyse, B’nin fiili hukuka uygundur. B’nin C’yi yaralama fiilinden A sorumludur.
40. Yaşları on üç civarında olan Ali ve Ayşe Bingöl yaylalarında çobanlık yapmaktadırlar. Ali ve Ayşe’de okuma yok, yazma yoktur; bilmezler eski yeni; kuzular söyler yılların geçtiğini. Günlerden bir gün Ayşe Aliye evcilik oynamayı teklif eder. Evcilik oynarlarken sevişmeye başlarlar.Sonunda, Ayşe Aliyi tahrik eder. Tam cinsel ilişkide bulunacakları esnada diğer büyük çobanlar tarafından yakalanırlar ve ailelerine teslim edilirler (Bingöl Çobanları şiirinin yazarına saygı ile…).
a) Ayşe ve Ali, yetiştikleri ortam bakımından, davranışlarının toplumsal değerini bilebilecek durumda olmadıklarından, anlama ve isteme yeteneğinden mahrumdurlar. Dolayısıyla davranışlarının sorumluluğunu üslenebilme erkleri olmadığından, 31/2. madde hükmü gereğince ceza sorumlulukları yoktur. b) Ayşe zorlasa bile Ali, erkek olduğundan, Bingöl dağlarında cinsel ilişkide bulunmanın en azından ayıplanan bir davranış olduğunu bilmektedir. O yüzden Ali, 103/2. madde hükmü gereğince, suç res’en takip edilerek sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmalıdır. c) Vücuduna organ sokulmasını “isteyen” ve Ali’yi zorlayan Ayşe’dir. Cinsel ilişkide bulunma fiilinden Ayşe sorumludur. Dolayısıyla, 103/2. madde hükmüne göre Ayşe’nin res’en takip edilerek cezalandırılması gerekir.

KLASİK BÖLÜM


1. A, evlerinin civarında bulunan kahvenin önüne gizlice saatli bir ses bombası yerleştirir. Ancak A, farkında olmadan bombaları karıştırarak tahrip gücü yüksek bir saatli bomba koymuştur. A’nın amacı hükümetin uygulamalarını protesto etmek, halkı yılgınlığa sürükleyerek, ulusal bir ayaklanmanın meşruiyet zeminini hazırlamaktır. A, bombayı koyduktan sonra evine gider ve uyur. Bomba patlar. O civarda bulunan B ve C ile babası D ve kız kardeşi F ölür; G, H ve İ’nin organlarından biri işlevini yitirir.
A, olaydan üzüntü duyar ve kendiliğinden teslim olur; mahkemede yaptığından pişman olduğunu, sadece panik çıkarmayı amaçladığını, fiili hatası sonucu hiç istemediği bir sonucun ortaya çıktığını söyler.
A, onbeş yaşından büyük onsekiz yaşından küçüktür. Ayrıca A’nın kısmî akıl hastası olduğu saptanmıştır.
A’nın kaç suçtan ve hangi suçtan sorumlu olduğunu belirtiniz. Hakim olsaydınız, 61. madde karşısında A’nın cezasını nasıl belirler ve bireyselleştirirdiniz, açıklayınız.
2. Af çeşitlerini, hüküm ve neticelerini kısaca anlatınız.
Zeki HAFIZOĞULLARI

Günal KURŞUN







Dostları ilə paylaş:
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə