Ders Notu tanimlarve kavramlar

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 1.03 Mb.
səhifə1/17
tarix27.10.2017
ölçüsü1.03 Mb.
  1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   17


  1. Ders Notu

TANIMLARVE KAVRAMLAR

Örgüt teorisi konusundaki birçok kitap örgütün tanımıyla başlar. Böyle bir tanımın olmasını birçok insan bekleyebilir. Bununla birlikte, bu ilk bölümde farklı bir yaklaşım izleyerek örgütün bir cümlelik tanımından kaçınacağız. Bunun yerine, örgüt teorisinin incelenmesinde mevcut katkıların bazılarını gözden geçireceğiz. Bunlar kavramlaştırma, çerçeve oluşturma, ve hatta bazı tanımlar yapma şeklinde olabilir. Çünkü, March ve Simon’a göre (1958) “biçimsel örgütlerin örneklerini vermek, örgüt terimini tanımlamaktan daha kolay ve muhtemelen daha kullanışlıdır. Örgütler pratik olgularla uğraşmaktadırlar ve dünya da, açık ve net bir şekilde sınıflandırma yapmamıza imkan vermeyen bir tarzdadır”.

Örgütün tek bir tanımını yapmayı istesek bile, farklı bakış açılarını tatmin etmek ya da tüm öğeleri tanımın içine almak son derece güç olur. Örgüt teorisi çok yönlü bakış açısına ya da çok yönlü paradigmaya sahip bir çalışma alanı olmuştur (Burrel ve Morgan 1979; Schultz ve Hatch 1996). Bir örgütün ana öğelerine çok çeşitli yaklaşım yolları vardır ya da çeşitli yaklaşımlar örgütle ilişkilendirilmişlerdir. Bu farklı yaklaşımlar ve giriş noktaları örgütsel yaşamı tanımlayan özelikler ve esaslar hakkında büyük bir tartışma yaratır. Örgütsel verimliliği artıran teknikler, örgüt üyeleri arasındaki güç ve etkileme farklılıkları, örgütsel davranışı başlatmak için kullanılan karar verme süreçleri, bürokratik örgütün insani olmayan yönleri, örgütler arasındaki karşılıklı bağımlılık ilişkileri ya da örgütte meydana gelen insani iletişimler ve karşılıklı eylem üzerinde mi odaklanmalıyız? Hemen başlayacağım, ancak bu noktayı öğreneceğinizi umuyorum. Örgütleri incelediğimiz zaman görülecek farklı düzeyler ve yerler vardır. Hiçbir tanımın bu farklı analitik bakış açılarının tümünü içine alması beklenemez.

Bir tanım yapmamanın diğer bir haklı nedeni birçoğunun zaten var olmasıdır. Örgüt ve yönetim teorisi konusundaki kitaplarda bu tanımların yüzlercesini, belki de binlercesini bulacaksınız. Birçok çalışma örgütleri tanımlamaya ve kavramlaştırmaya gitmiştir. Eğer hiçbiri mevcut değilse, tanımları geliştirmek ya da tüm önceki çabaları basitçe yok saymak boş bir iş gibi gelir. Bu nedenle birçok teorisyenin örgüt kavramına giriş yapma ve tanımlama çabalarından bazı örnekler vereceğim. Bir kişi kendi çabalarından da çok şey öğrenebilir. Örgüt teorisine nasıl yaklaşılacağı konusunda kendi fikirlerimin bazılarını da sunacağım.



Örgüt: Öğeler, Bir Tanım ve İmajlar

Örgüt teorisindeki öncü kitapların birçoğunu, örgütün anlamı konusunda ortak görüş olmayışınn bir göstergesi olarak inceleyebiliriz. Her bir kitap kavramlaştırmaya çok farklı şekilde yaklaştığı ve örgüt konusundaki önemli anlayışları gösterdiği dikkate değerdir.



Scott’ın Örgüt Öğeleri

W.Richard Scott (1987) örgütün tek bir tanımını vermek yerine, ana öğelerini sıralar. Bunlar sosyal yapı, katılımcılar, amaçlar, teknoloji ve çevreyi kapsar.

Sosyolojide sosyal yapı terimini düzenli bir modelde gerçekleşen faaliyetleri, ilişkileri ve etkileşimleri göstermek için kullanırız. Örgütler tekrarlanan standart teknikler, uygulamalar ve yöntemlere sahiptirler. Aynı zamanda örgüt üyeleri arasındaki insani etkileşimin modellenmiş ve tekrarlanan biçimleri de vardır. Sosyal yapının bu yönlerinin çoğu örgüt şemalarında ve iş tanıtımlarında kesin olarak tanımlanmıştır. Belirli bir örgütsel görevi başarmak üzere tasarlandıkları için çoğunlukla biçimsel olarak belirlenmişlerdir. Bu biçimsel sosyal yapıdır. Biçimsel olmayan sosyal yapı örgüt üyeleri tarafından yaratılan ve doğal olarak ortaya çıkan modellenmiş faaliyetleri ve ilişkileri kapsar. Yazılı dokümanlarda, örgüt şemalarında ya da iş tanıtımlarında yer almazlar. Sosyal yapı örgütün ana yapısal bölümüdür. Anlık ve geçici bir insan topluluğunu, belirli bir amaç için düzenli bir temelde bir araya gelen bir örgütsel kuruluştan ayıran şey budur.

Scott’ın şemasındaki ikinci öğe katılımcılardır. Bunlar örgütün insanlarıdır. Makinelerin ve robotların yeraldığı birkaç insansız örgüt örneği dışında, birçok örgüt büyük ölçüde üretimin insani faktörüne güvenir. Bu faktörün benzersiz yapısı, örgüt teorisi ve yönetim uygulaması için yarattığı mücadele hakkında söylenecek çok şeyimiz olacaktır. Örgütler fiziksel ve zihinsel olarak insanın işgücüne bağımlı oldukları ve insanlar da (katılımcılar) örgüte girdikleri zaman iş güçlerini otomatik olarak kullanmadıkları için, örgüt ve onun sahipleri bu insan enerjisini elde etme yöntemleri konusunda sonu gelmeyen bir mücadeleyle karşı karşıya kalırlar. Bu ciddi bir örgütsel sorundur.

Örgütün amaçları “arzu edilen sonuçlar”a ilişkin düşüncelerdir (Scott 1987: 18); o halde örgütün başarmaya çalıştığı nedir? Bu güvenilir bir ürünün üretimi, yüksek kaliteli müşteri hizmeti ya da sosyal hizmetlerin etkili dağıtımı olabilir. “Örgütün amaçları” olarak çoğunlukla bunları söyleriz. Bu cümleler örgüt ve yönetim teorisyenleri ile örgüt hakkında konuşan herhangi biri tarafından çok yaygın olarak kullanılır ve nadiren çok dikkatli bir biçimde incelenir. Bununla birlikte, örgütlerin amaçları, hedefleri ya da niyetleri yoktur. “Örgütsel amaçlar” daha çok insani amaçlardır. Örgütün amaçları çoğu zaman örgütün sahiplerinin ya da kontrol edenlerin amaçlarıdır. Bu gerçeğin doğruluğunu bir kez kabul ettiğimizde, bu kavramın daha problemli yönlerini görmeye başlayacağız. Amaçlar insanlar tarafından belirlendiği için, örgütün katılımcıları aynı amaçları paylaşmayabilir. Sahiplerin amaçları yöneticilerin, üretimde çalışanların ya da destek personelinin amaçları olmayabilir. İnsanların farklı amaçlara sahip olmaları ve amaçların çatışabileceği gerçeği örgüt katılımcıları arasındaki mücadelenin açık bir delilidir.

Teknoloji örgütün fiziksel, bilişime dayalı ya da insani hammaddelerini bitmiş ürünlere dönüştürmek için örgüt tarafından kullanılan araçtır. Tüm örgütler kaynakları ve materyalleri işlemek için belirli teknikleri- yöntemler, makineler, donanım, yazılım, bilgisayarlar gibi- kullanırlar. Teknoloji iş süreçleri, sosyal yapılar ve katılımcılar gibi örgütün diğer birçok unsurunu biçimlendirdiği için önemlidir.

Çevre belirli bir örgütü etkileyen ya da örgüt tarafından biçimlenen, örgütün sınırları dışındaki tüm şeylere işaret eder. Bu kitap örgütün bu öğesine bir bölüm ayırır. Çevresel faktörler örgütün etkileşim içinde olduğu (tedarikçiler, dağıtımcılar) ve rekabet ettiği diğer örgütleri ya da örgüt üzerinde etkili olan politik ve yasal düzenlemeleri kapsayabilir.

Scott’ın örgüt öğeleri herhangi bir örgütün temel bir analizini yapmak için kullanılabilir. Tablo-1-1’de ModParts Inc. olarak adlandırılan, otomobil üreticileri için otomobil gösterge kontrol panelleri gibi modüler otomobil parçaları üreten hayali bir firma sunulmuş ve her bir örgütsel öğenin örnekleri tanımlanmıştır.

Aynı zamanda, örgütün her bir öğesini teorik alanlarla ilgili kritik bir özelliğe bağlamak önemlidir. Bazı örgüt teorileri katılımcılar arasındaki ilişkilere (sosyal yapı) büyük önem verirler, bazıları montaj hattı gibi üretim tekniklerinin (teknoloji) etkisini incelerler ve bazı diğer yaklaşımlar da ModParts ve daha büyük otomobil üreticilerinin çevreyle arasındaki ilişkileri incelerler.

Tablo-1-1 Örgütün Öğeleri: ModParts, Inc.



Öğeler

Örnekler

Sosyal Yapı

Karar verme süreçleri, otorite yapısı, montaj hattındaki çalışanlar arasındaki ilişkiler

Katılımcılar

Hat nezaretçileri, orta düzey yöneticiler, üretim çalışanları

Amaçlar

Yüksek kaliteli modüler otomobil parçlarının düşük maliyetle montajı

Teknoloji

Takım çalışmasına dayalı montaj hattı

Çevre

Modüler parçalar için gerekli parçaların sağlanması, bitmiş ürünleri satın alan büyük otomobil üreticileri

Scott, aynı zamanda örgüt teorilerinin büyük bir kısmını sınıflandıracak bir şema yapmak gibi güç bir görevi üstlenir. Bu şema örgütleri analiz etmek için kullanılan üç ana bakış açısına dayanır: Rasyonel sistem, doğal sistem ve açık sistem bakış açıları.

Rasyonel sistem bakış açısı örgütsel analizde ve özellikle de yönetimde yaygın olarak kullanılmıştır. Bu bakış açısında “örgütler göreli olarak biçimselleşmiş sosyal yapıları olan ve göreli olarak belirli amaçların başarılmasına yönelik topluluklar”dır (Scott 1987: 22). Bu bakış açısında, amaçlar ve biçimsel sosyal yapılar vurgulanan ana örgütsel öğelerdir.

Doğal sistem bakış açısından “örgütler katılımcıların sistemin varlığını sürdürmesindeki ortak yararı paylaştığı ve bu amaca ulaşmak için işbirliğine dayalı faaliyetlerle uğraşanların informel şekilde yapılandığı topluluklar” olarak görülür(Scott 1987: 23). Bu bakış açısı katılımcıların informel faaliyetleri üzerinde odaklanması nedeniyle daha sosyolojiktir, örgütlerdeki davranış tarzını biçimsel yapı ve kurallardan ayırır ve bu bakış açısında katılımcılar örgütsel değerleri ve kültürü yaratmada merkezi rol oynar.

Açık sistem bakış açısında “örgütler pazarlıklar yoluyla amaçları geliştiren farklı çıkar gruplarının koalisyonudur; koalisyonun yapısı, faaliyetleri ve çıktıları çevresel faktörlerden güçlü bir biçimde etkilenir”(Scott 1987: 23). Açık sistem terminolojisinin ileri sürdüğü gibi, bu bakış açısından örgütler kapalı değil, çevresel kurumlar ve kaynaklar tarafından etkilenen ve bunlara bağımlı olan topluluklardır. Çevresel öğeleri vurgulama, bir örgütün hem katılımcılarla hem de diğer örgütlerle müzakere yapmak zorunda olduğuna işaret eder.

Bu üç bakış açısı örgüt teorilerinin sınıflandırılması için meta-teorik bir çerçeve sağlar. Meta-teorik terimi, insanların örgütler hakkında nasıl teori oluşturacağına ilişkin büyük bir teoriyi ima eder. Böyle bir çerçeve bir teoriyi diğerinden ayırabilen ana temel kriterleri tanımlamaya çalışır. Scott’ın şemasında, teoriler örgütün öğelerini rasyonel, doğal ya da çevresel açıdan vurgulama derecesine göre ayrılabilir.

Hall’un Örgüt Tanımı

Örgütün bir cümlelik tanımından kaçınırken, şimdi böyle bir çabayı inceleyeceğiz. Bu kapsamlı tanım Richard H. Hall (1999:30) tarafından yapılmıştır:

Bir örgüt göreli olarak tanımlanabilen bir sınırı, normatif bir düzeni (kurallar), otorite sırası (hiyerarşi), iletişim sistemleri, ve üyelik koordinasyon sistemleri (prosedür) olan bir topluluktur; bu topluluk bir çevrede göreli olarak sürekli bir temelde mevcuttur ve bir dizi amaçla ilişkili faaliyetlerle uğraşır; faaliyetler örgütün üyeleri, örgütün kendisi ve toplum için arzu edilen sonuçlardır.

Bunu ezberlemeyin! Hall’un kendisinin de itiraf ettiği gibi “Bu kullanışsız, belki de kapsamlı olmayan bir tanımdır; ancak olsa olsa konu başlığıdır” (1999:32). Bu nedenle, bu tanımı parçalamak ve ana temalarını öne çıkarmak yararlı olabilir.

Sosyologlar topluluk terimini kullandıkları zaman, ortak bir şeylere sahip olan insan grubunu kastederler. Örgütlerin örneğinde, ortak bir hedeften daha fazlası olmayabilir. Bununla birlikte, üyelerin özel çıkarları ile örgütün hedef ya da amaçları arasında belirli gerilimler olacaktır.

Sınırlar örgütün içindekileri ve dışındakileri ayırır. Bu sınırlar ortak üyeliği oluşturur. Kültürel boyutu olan normatif düzen, örgütsel davranışın ve faaliyetleri başarmanın en uygun yolu hakkındaki paylaşılan inanç ve değerleri gösterir. Bu normatif düzen topluluğun, aynı örgütsel alanı dolduran bireylerin basitçe bir karışımı değil, ortak bir fikre sahip olan kaynaşmış bir sosyal grup olduğunu ileri sürer. Otorite, iletişim ve koordinasyon sistemleri bireyleri kaynaşmış bir topluluğa dönüştürmek için kullanılan ek araçlardır.

“Topluluk düzenli, sürekli bir temelde” var olduğu için, bir sosyal yapıdır. “Amaçlarla ilgili olan faaliyetler” örgüte ve üyelerine yön verir. “Sürekli temel”e atıfta bulunma, belirli bir ürün üretme ya da bir hizmet sağlama gibi amaçların tekrarlanarak başarılmasını ifade eder. Bu bir atımlık iş değil, devam eden bir girişimdir.

Tanımın son parçası olan örgütsel faaliyetlerin sonuçları (örgütün kendisine, üyelerine ve topluma yarar sağlayan), örgütsel süreçlerin örgüt üyelerini biçimlendirebilme, örgütün kendisini dönüştürebilme ve çevreyi ya da daha geniş olarak toplumu etkileyebilme yollarına dikkat çeker.

Bu tanım Hall’un örgüt realitesinin kesin, ancak karşılıklı ilişkili üç yönünü tanımlama çabasını da gösterir: yapı, süreçler ve çıktılar (sonuçlar). Tanımın ilk kısmı sosyal yapının öğelerini vurgular (sınırlar, normlar, hiyerarşi, iletişimler ve koordinasyon mekanizmaları); ikinci kısmı amaca yönelik olan süreçlere dikkat çeker; üçüncü kısmı örgüt yapısının ve süreçlerinin üyeler, örgüt ve toplum üzerindeki sonuçlarını inceler.

Morgan’ın Örgüt İmajları

Örgüt teorisini inceleyen üçüncü popüler yaklaşım metaforları, imajları ve zihinsel modelleri kullanır. Gareth Morgan (1997) örgütü tanımlama, anlama ve kavramlaştırma şeklimizin, örgütün özelliklerinin ve temel resminin zihnimizdeki görüntüsüne bağlı olduğunu iddia eder. Morgan örgütün birçok tanımının ve örgüt teorilerinin belirli bir örgüt metaforuyla ilişkili olduğuna inanır. En yaygın metoforlar örgütü makineler, organizmalar, beyinler, kültürler, politik sistemler, fiziksel hapishaneler ya da baskının araçları olarak görenlerdir. Bu metaforların her birini alabiliriz ve örgütün farklı tanımlarına nasıl yansıtıldıklarını gösterebiliriz.

Makine metaforu örgütleri bazı çıktıları üretmek için kullanılan teknik araçlar olarak görür. Örgütün insanlarını da kapsayan öğeler, amaçları başarmak için makineye benzer verimlilikle çalışan bir yapının parçasıdırlar. Aşağıdaki tanımlar bu metaforu somutlaştırır:

Bir örgüt insanların arzuladıkları ya da değer verdikleri şeyleri sağlayacak eylemleri koordine etmek için kullandıkları bir araçtır (G. Jones 1993:4)

Örgütlerin genellikle belirli amaçlara ulaşmak için araçlar olarak geliştirildikleri gerçeği hakkında anlaşma varmış gibi görünür (A.Bedeian 1984:2)

Her bir tanım, rasyonel sistem bakış açısında olduğu gibi, örgütleri araçlar ya da aletler olarak gören bir makine metaforuna uygundur. Her ikisi de yönetim derslerinde kullanılan ana ders kitaplarında görülebilir. Çünkü, örgütün standart ve yaygın olarak kabul görmüş tanımını sunarlar. Örgüt kazara doğmaz, ancak bir hedefi başarmak için neden-sonuç ilişkisi içinde kurgulanır. Bu biçimsel örgütün tanımlayıcı özelliğidir.

Morgan tarafından tanımlanan ikinci metafor bir organizma olarak örgüttür. Bu metafor örgütlerin yaşamını sürdürmek ve gelişmek için kaynaklara ihtiyaç duyan yaşayan şeylere benzer olduğunu ima eder. Bir örnek:

Örgütler hakkındaki birçok kitap örgütlerin nasıl işlediklerini tasvir eder ve bu kitaplarda örgütlerin varlığı kanıksanmıştır. Bu kitap örgütlerin varlığını sürdürmeyi nasıl başarabileceklerini tartışır. Örgütlerin varlığı sürekli olarak tartışmalıdır ve süreklilikleri sorunsal olarak görülür.

Örgütsel sürekliliğin anahtarı kaynakları sağlama ve sürdürme yeterliliğidir (Pfeffer ve Salancik 1978:2).

Örgütsel organizmaların sürekliliği, biyolojideki gibi eko-sistemdeki kaynaklara ve rekabet düzeyine sıkı sıkıya bağlıdır. Organizma metaforunu kullananlar, bu nedenle örgütlerin çevresel koşullarla başa çıkma ve yönetme yeterliğine büyük önem verirler. Örgütler eğer kendine özgü bir şekilde kaynak sağlayabilen ve işleyebilen çapraşık yapıya sahiplerse, ancak o zaman süreklilik için zorunlu gıdaları sağlayabilirler. Organizma metaforu hem doğal sistem, hem de açık sistem bakış açılarının özelliklerini birleştirir.

Örgütler aynı zamanda beyinler olarak kavramlaştırılır. Bilgi işleyen, karar veren ya da öğrenen varlıklar olarak tanımlanırlar. Bu metafordaki başlıca odak noktası öğrenme, karar verme ve değerleme için bilgiyi toplama, kullanma ve işleme yeterliliği üzerinedir.

Örgütler karar verirler. Bireylerin karar vermesiyle aynı şekilde karar verirler. Bir bütün olarak örgüt, amaçların tüm sisteme anlamlı bir şekilde yüklenmesini sağlamak için üyelerini etkili bir şekilde yönlendirme kapasitesi olan merkezi bir koordinasyon ve kontrol sistemi gibi davranır. (Cyert ve March 1992).

Bu metaforda örgütsel başarı uygun karar verme yapılarını, veri toplama düzenlerini, analitik araçları ve bilgiyi örgütsel süreçleri geliştirmeye aktarabilme kolektif alt yapısını gerektirir.

Örgütler aynı zamanda kültürel sistemlerdir. Harekete geçen ve etkileşen insan toplulukları olarak, paylaşılan değerler ve inançlar seti ortaya çıkar. Kültür metaforunu kullanan örgütler:

Ortak bir dil ve sosyal etkileşimin gelişmesi ve kullanımı yoluyla desteklenen öznel olarak paylaşılan anlamlar ağı (Walsh ve Ungson 1991:60);

İnsanların kendi eylemlerinin ve başkalarının eylemlerinin yorumunu karşılıklı olarak güçlendirmelerini teşvik eden birçok inançları, değerleri ve varsayımları paylaşan insanlar topluluğudurlar (Smircich ve Stubbart 1985: 727).

Bu tanımlarda, örgütler ölçülebilir bir amacı başarmak için tasarlanmış nesnel yapılar değil, paylaşılan anlamları ve varsayımları oluşturan insan topluluklarıdır. Bu metafor Scott’ın doğal sistem bakış açısıyla birçok varsayımı paylaşır. Üyeler, örgütleri faaliyete geçirmek amacıyla, çözülecek bir problemi tanımlamalıdırlar. Aynı zamanda problemi çözmenin en iyi ve en uygun yolu hakkında ortaklaşa kabul edilebilen bir anlayışa varmalıdır. Kısaca, eyleme geçecek insanlar ve işlev görecek örgütler için, gerçekliğin bir tanımı ya da kurgusu olmalıdır.

Bazıları örgütleri tasvir etmek için politik sistemler metaforunu kullanırlar.

Örgüt çatışmanın doğal olduğu, işbirliği yapan ve rekabet eden bireylerin ve koalisyonların oluşturduğu çapraşık bir ağdır. Politik modelin merkezi değişkeni güçtür ve eğer örgütün sırları aydınlatılacaksa, gücün doğal yapısını ve sonuçlarını anlamak önemlidir (Lee ve Lawrence 1991:43).

Tüm örgütlerde, bireyler ve gruplar kaynaklara erişmek, dikkat çekmek ve etki altına almak için rekabet ederler; ulaşılacak hedefler ve önceliklerde görüş farklılığı vardır; değerler ve inançlarda uyuşmazlık meydana gelir. Bu faktörlerin tümü baskı gruplarının oluşmasına, entrikalara, kişisel rekabete, kişilik uyuşmazlıklarına, gizli uğraşlara ve ittifaklara yol açar (Kakabadse 1983:3).

Örgütleri politik sistemler olarak gören bu tanımlar farklı değerler, çıkarlar ve önceliklere sahip olan gruplar arasındaki kaynaklar için rekabet ve çatışmaya çok büyük önem verirler.

Örgütler aynı zamanda ruhsal hapishaneler olarak da kavramlaştırılabilir, çünkü fiziksel ve duygusal enerjiyi talep ederken, kuralları ve yöntemleri zihinsel süreçlerimizi ve ruhumuzu biçimlendirebilir. Hapishane benzetmesi yarattığımız ve katıldığımız örgütlerin düşünce özgürlüğümüzü sınırlandırdığını ve sadece bedenimizi değil, aynı zamanda ruhumuzu kısıtladığını ileri sürer. Bu metafor tüm örgütsel sistemlerin radikal eleştirisini yapmak için kullanılabilir ya da etkili örgütsel öğrenmeyi ve performansı engelleyen düşünce modelleri geliştirme yolunu tanımlamak için kullanılabilir. Aşağıdaki örneklerde kullanılan dile dikkat edin:

Örgütler insan yapımı ortamlardır. İşi yaptırmak amacıyla ilişki kurmanın belirli yolları olarak insan grupları tarafından üretilirler ve tekrar üretilirler. Kurumsal olarak desteklenen otoriter ve totaliter eylemler örgütsel, psiko-sosyal, ve politik olgulardır. Ancak psikolojik olarak sistemli baskıcılığın bu biçimleri, grubun belirli değerleri, normları, fikirleri, eylemleri destekleyen bilinçsiz duygular hakkındaki oybirliği (gizli anlaşma) olmadan var olmazlar. Bir örgütün tek yanlı karar vermeyi ödüllendirdiği durumda, bu değer baskıcı kontrol ve zorlayıcı egemenliğe duyulan ihtiyacı ortaya çıkarır ve teşvik eder (Diamond 1993:57).

Öncelikle çapraşık örgütler bizim yaşamımızda büyük bir yer tuttuğu için, örgütlerdeki deneyimlerimiz ve aldığımız eğitimler gerçekliği kurma biçimimizi etkilerler.

Bu sosyalleşme sürecinden çıkan sonuç, örgütsel ahlakın bir türüne ilişkin yaygın varsayımdır. Bağımsızlık, yaratıcılık ve dışavurumculuğa karşılık disipline, düzene ve itaate değer vereceğiz.

Özellikle önemli olan şey örgütün bu yeni ahlakının henüz örgütlerdeki faaliyetlerimize yol göstermediğidir; hayatımızda güç öyle önemlidir ki, genel olarak aynı davranış ve düşünce modellerini önerir (Denhardt 1981:3-5).

Bu iki paragrafta görüldüğü gibi, örgütsel deneyim baskıcı-zorlayıcı davranışsal eğilimleri ve disiplin ve itaate doğru genel bir yönelimi ortaya çıkarabilir.

Son olarak, örgütler hükmetmenin araçları olarak görülebilir. Bu metafor rekabet ve gücün politik metaforu ile bir araç olarak örgütün makine metaforunu birleştirir. Örgüt bir başka grubun çıkarı pahasına bir grubun çıkarını teşvik eden araç olur. Örgütlere sahip olabilen, kontrol edebilen ve yönetebilenler diğerlerinin üzerinde güç uygulayabilirler ve hakimiyet kurabilirler. Bu görüşte, örgütler topluluğun arzularını ya da genel çıkarları değil, özel çıkarları teşvik ederler. Örgütler kontrol ederler, kullanırlar, hükmederler ve insansızlaştırırlar. Ruhun hapishanesi bakış açısı gibi, bu metafor da büyük bürokrasilerin ve küresel şirketlerin radikal eleştirilerinde kullanılır.

Bürokrasi, kapitalist endüstrinin bir zorunluluğudur. Aynı zamanda, dünya ölçeğinde faaliyet gösteren, merkezleşmiş devasa şirketleri ortaya çıkaran kapitalist sistemin tekelci eğilimleri ile işçinin kendi üretim gücü üzerindeki kontrolünü ortadan kaldırma çabasından dolayıdır (Goldman ve Van Houten 1988:62)

Bu analiz bürokrasiyi kapitalistlerin istediği bir şey olarak görmez... Eğer işçiler direnmezlerse, eğer mutlu ve itaatkar olmak için samimiyetle sosyalleşirlerse, kapitalistler ne bürokrasi gibi araçlara ihtiyaç duyarlar, ne de sömürüyü sağlamak için tüm çalışma süreçlerini çarpıtmaya gerek görürler... Eğer işçiler her zaman kendi uzmanlıklarının gerektirdiği şeyleri yapmaya çalışırlarsa, o zaman bürokrasi gerekli olmaz (Clawson 1980:24)

Morgan’ın imajları ve metaforları örgüt teorilerini sınıflandırmak için ek bir çerçeve sağlar. Çeşitli örgüt teorilerine bu metaforların nasıl yerleştirildiğini göreceğiz. Metaforların hem gizlediğini hem de aydınlattığını farketmek gerekir. Metaforlar aynı zamanda aynı derecede önemli bazı kısımları perdelerken, diğer yandan örgütsel yaşamın belirli realitelerine dikkatimizi çekmektedir. Metaforların bileşimi, aynı zamanda soyut varlıkların zihinsel modellerini yaratma yolumuza tanıklık etmeyi zorunlu kılmaktadır. Örgütlerin sonsuz çapraşıklığı bir dizi metaforik imajlara destek vermektedir.

Eğer, Morgan’ın iddia ettiği gibi, örgütlerin incelenmesi ve analizi metaforlarla yapılırsa, herhangi bir metaforun bu kitaptaki analizi şekillendirip şekillendirmediğini sorgulamak doğru olur. Bundan sonra, örgütleri akış ve dönüşüm olarak gören sekizinci metafor vardır. Bu metafor bu kitapta kullanacağımız çerçeveye en uygun olanıdır. Bu metaforu yönlendiren ilk varsayım örgütlerin sürekli bir akış ya da değişim halinde olduklarıdır. Bunun uygun bir örnek model olmasının birçok nedeni vardır. Akış ve dönüşümün birçok temel örgütsel gerilimler ya da karşıtlıklar tarafından yaratıldığını ileri süreceğiz. Bu gerilimler yalnızca örgütleri değil, aynı zamanda örgütleri açıklamak için tasarlanmış teorileri ve stratejileri de etkiler.




Dostları ilə paylaş:
  1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   17
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə