Düşünmeyi düşünmek Düşünmenin etimolojisi



Yüklə 41.99 Kb.
tarix29.12.2017
ölçüsü41.99 Kb.







Düşünmeyi düşünmek

Düşünmenin etimolojisi


Düşünme kelimesi Türkçe’nin ilginç serüveni olan kelimelerinden biridir. Kelimenin kökeni düş’tür ve düş- kökeninden ilgili birçok kelime türetilmiştir.

  • Düş kelimesi kendi başına köktür ve insanın uyurken zihninden geçenlere işaret eder.

  • Düşü kelimesi endişe, keder anlamında kullanılmıştır.

  • Düşün kelimesi niyet anlamına gelir.

  • Düşkü kelimesi tereddüt için kullanılmaktadır.

  • Düşünüm kelimesi istidrak (över gibi görünerek yerme) anlamındadır.

  • Düşünür kelimesi düşünme eylemini yapan kişi anlamında olup, sonradan aydın, mütef ekkir anlamları kazanmıştır.

  • Düşünceli kelimesi efkar(lı), endişeli anlamlarına gelir. Kibarlık/nezaket?

  • Düşünce düşünme eylemi sonrasında kişinin üretmiş olduğu şey, fikirdir.

  • Düşünüş düşünme eylemi için kullanılır.

Tüm bunların ardından Kaşgarlı Mahmut, ömek diye bir fiilden bahsetmektedir ki, o da “düşündükten sonra anlamak” anlamına gelmektedir.

Kelimenin Türkçe kökenlerinin yanısıra İngilizce think kelimesi “kendine görünmesini sağlamak2 anlamını taşır ve Türkçe düş kelimesi ile anlamdaştır. Arapça fikir kelimesi de “hatırlamak” anlamını taşımaktadır. Göründüğü gibi her üç dil de düşünme eylemini birşeyleri hatırlamak ve zihninde canlandırmak veya gözünün önüne getirmek anlamları taşımaktadır. Bu anlam onun niteliği hakkında geleneksel bilgeliğin yorumunu bize vermektedir. Düşünmek canlandırmaktır.


Önermeler


Düşünme kelimesinin anlamını ortaya koymak ve düşünme eylemini hem netleştirmek hem de düşünmenin diğer zihinsel eylemlerden farkını ortaya koymak üzere düşünme ile ilgili bazı önermeler geliştirilmiştir. Bu önermeler şunlardır:

  1. Düşünme bir süreçtir.

Her şeyden önce düşünme eylemi bir sonucu değil bir süreci ifade eder. Düşünce anlık bir eylem değildir. Düşünmenin bir sonuca ulaşması veya ulaşmaması onun asli bir niteliği değildir. Ama bir sonuca ulaştığında buna düşünce denir. Ancak düşünce süreç esnasında da ortaya çıkabilen bir üründür, yani düşünce ortaya çıktığı anda düşünme eylemi bitmeyebilir ve devam edebilir. Bu yüzden insanların düşünceli oldukları söylendiklerinde düşünme eylemini bitirmiş oldukları anlamı kastedilmemektedir.

  1. Düşünme amaçlıdır.

Düşünme eylemi amaçlı bir şekilde gerçekleştirilir. Düşünmeyi neyin başlattığı bir yana, düşünme eylemi amaçlanır. Amaçlanmadan yapılan düşünme düşünme değildir. Düşünen kişinin düşünmeyi amaçlaması gerekir. Düşünmenin bilinçten farkı da budur. Bilinç söz konusu olduğunda, meditasyon gibi bazı tekniklerle kişi zihnini serbest bırakmak ve aklına ne gelirse onun bilincinde olmak isteyebilir. Böyle bir durumda bilinç, bilinç kazanma amacını taşımaz. Düşünme ise her zaman düşünme amacı taşımak durumundadır. Bunu yapmadığı zaman düşünme olmaz, kişinin kendini kaptırdığı bir hayal veya düş ortaya çıkar. Düüşnme eyleminin amacı düşünce üretmektir. Her düşünen kişi düşünce üretir. Biraz önce de ifade edildiği gibi düşünce düşünmenin sonunda ortaya çıkabildiği gibi süreç içinde de ortaya çıkabilir. Ama düşünme her halde düşünce ortaya çıkarır. Düşünce ortaya çıkmadığında düşünce hayal veya düş olur.

  1. Düşünme kasıtlıdır.

Düşünmenin ulaşmak istediği amaç olduğu gibi, düşünme eyleminin gerçekleşmesi de düşünenin onu kasıtlı olarak istemesi ve başlamasını gerektirir. Rastgele düşünme eylemine girişilmez. Düşünme özel olarak niyetlenilir ve girişilir. Kişinin kastını olmadığı bir düşünme düşünme değildir. Düşünmenin kasıtlı olması onun amaçlı olmasıyla yakından ilişkilidir. Düşünmede hem niyet ve kasıt vardır, hem de ulaşılmak istenen bir amaç vardır.

  1. Düşünmenin bir içeriği vardır.

Düşünme herhangi bir içeriğe sahip olmadan gerçekleştirilen bir eylem değildir. Kişi eğer düşünüyor ise, bir şeyi düşünüyordur ve bu “şey” düşünülen şeydir, yani düşünmenin konusudur. Bir konu üzerinde düşünülür. Düşünmenin içeriği her şey olabilir. İnsanlar olguları, nesneleri, olayları, kişileri, hayali varlıkları, geçmişi, geleceği, vb düşünebilirler. Düşünme içeriğinin ortadan kalktığı bazı özel durumlar da bulunmaktadır. Meditasyon bu durumlara örnek olarak verilebilir. Meditasyonda bulunan kişi düşüncelerin kendi kendine gelip gitmelerini izleyebilir. Bu durum, düşünmenin içeriğinden sıyrıldığı ve bilinçle eş(anlamlı) hale geldiği durumdur. Hatta bir adım daha atarak, bu durumdaki kişiler düşünme ile bilinci eşleştirdiklerinde özel yaşantılar ve bağlantılar kurduklarını ifade ederler. Tasavvuftaki fena- (fenafillah, fenafişşeyh, fenafirresul, vb) böyle bir durumun tipik bir örneğidir. Bu durumdaki düşünme için düşünme değil, hissetme, duyma, yaşantılama gibi terimler kullanılır. Bir anlamda bu durumda düşünme ortadan kaldırılmış olur.

Kısaca, düşünme genelgeçer durum ve kişiler söz konusu olduğunda içeriksiz ve nesnesiz olmaz.



  1. Düşünme bir beceridir.

Düşünme psikolojik bir ifadeyle zihinsel bir davranıştır. Davranış olmasının bir uzantısı olarak üzerinde çalışılabilir ve böylelikle daha kolay ve hızlı gerçekleşmesi sağlanabilir. Davranışlar tekrarlandıkça daha kolay ve hızlı bir şekilde gerçekleştirilebilme özelliği kazanırlar. Beceri teriminin genel kullanılışı bu anlamdadır. Bir kişi bir davranışı beceri haline getirmişse daha kolaylıkla ve hızlı bir şekilde gerçekleştirebiliyor demektir. Becerilerin bilişsel ve davranışsal ögeleri bulunmaktadır. Bir davranış üzerinde kafa yoran ve davranış olarak sık sık gerçekleştiren kişi beceri kazanır. Dolayısıyla beceriler hem bilmeyi hem de davranış olarak ortaya koymayı içerirler. Sadece davranış olarak ortaya konan tekrar tekrar yapılan davranışlar alışkanlık haline gelmiş demektir. Alışkanlık ile becerinin farkı, becerinin bilişsel, yani zihinsel süreçleri içermesidir. Düşünmenin beceri olması hem nasıl olduğunun farkında olunması hem de kolaylıkla gerçekleştirilebilir hale getirilebilmesini ifade etmektedir. Beceriler üzerinde çalışıldıkça ustalaşılırlar. Becerinin ustası vardır. Genellikle o işi en kolay, en güzel, en yararlı, en başarılı bir şekilde gerçekleştiren kişiler o işin ustası olurlar. Beceri kazanmanın ve ustalaşmanın aşamaları vardır ve ustalaşan kişiler o aşamaları geçerek ustalaşırlar.

  1. Düşünme bir eylemdir.

Kişi düşünerek bir şey yapmış olur. Düşünen kişi bir şey yapmıyor değildir. Düşünmeyi tembellikten veya uyuşukluktan ayıran özellik budur. Ayrıca eylem olması demek düşüncenin doğru veya yanlış olmaması anlamına gelir; çünkü eylem doğru veya yanlış olmaz, uygun veya uygunsuz olur. Eylemin doğruluğundan bahsediliyorsa, bu onun gerçek veya yalan oluşunu değil, uygun (yerinde ve kurallara uygun anlamlarında) oluşu ifade ediliyordur. Bir davranış ahlaki açıdan da değerlendirilemez. Yani, davranışın etik veya ahlaksız olduğundan söz edilemez. Davranış o durumda etik veya ahlaksız olabilir. Başka bir durumda aynı davranış farklı bir şekilde değerlendirilebilir. Düşünmenin eylem olması onun kendiliğinden doğru veya yanlış olmaması demektir. Dolayısıyla bir kişiye sen yanlış düşünüyorsun denemez. Düşünmenin içeriğinde yanlış ögelerin bulunması düşünmeyi yanlış yapmaz. Sen doğru olmayan bir sonuca ulaştın denebilir. Sonuç olgularla test edilebileceği için doğru veya yanlış olabilir, ama düşünme doğru veya yanlış olmaz. Düşünmenin sonucu düşünce olduğu için, düşünce yanlış olabilir. Düşünmenin bir eylem olması onun öğretilebilmesi anlamını içerir. Eylemler öğretilebilirler. Bir kişinin yaptığı bir eylem başkaları tarafından da gerçekleştirilebilir hale getirilebilir.

  1. Düşünme farkındalıktır.

Düşünme bir farkında oluştur. Farkında olmadan düşünme olmaz. İnsanlar dalıp gittikleri zaman bile düşündüklerinin farkındadırlar, ama çevrelerinin farkında değillerdir. Düşünmenin değişik biçimleri olabilir, hayal kurmak veya hatırlamak gibi. Dalıp giden kişi hayal kuruyor veya hatırlıyor olabilir, veya başka düşünme biçimlerini yerine getiriyor olabilir. Ama sonuçta zihninde olup bitenin farkındadır. Zaten dışardan bir müdahale olduğunda, “dalmışım” der. Dalmış olmak düşünceye dalmış olmaktır ve sadece dış ortamla irtibatı kaybetmiş olmaktır. Düşünmenin farkındalık özelliğini kaybetmesi mümkün değildir. Düşünmeyi meditasyon gibi tekniklerle içeriğinden soyutlamaya çalışan kişiler bile düşünmenin farkındalık olma özelliğinden vazgeçemezler. Farkında olmadan düşünme olmaz. Kişiler bazan düşünme sırasında denetimi ellerinden kaçırırlar, dalıp giderler veya nereden ve nasıl o düşüncelere ulaştıklarını hatırlayamayabilirler. Ancak o eylem sırasında farkındadırlar, sonradan hatırlayamamışlardır.

  1. Düşünme bireyseldir.

Düşünme eylemi kişinin kendi başına ve hatta kendi kendine yaptığı bir eylemdir. Birlikte düşünme olmaz. İnsanlar bir arada düşünebilirler ama beraber düşünemezler, her biri kendi düşünme eylemini gerçekleştirir. Birlikte düşünelim diyen kişiler düşünme eylemini birlikte yapmayı değil, düşünürken birbirlerinin düşüncelerinden yararlanabilme olanakları yaratmayı kastederler. Yoksa herkes kendi zihninde kendi düşünme işlemini gerçekleştirir. Bir yemeği birlikte yapar gibi işbirliği içinde düşünme gerçekleşmez. Ancak bir arada düşünürken kişiler birbirleri için uyarıcı ve yönlendirici olabilirler. Bu birlikte yapılan bir eylem olmasından değildir. İnsanlar başkalarının düşüncelerini ilginç ve kendileri için yeni ve başka düşünceler oluşturabilen ve onları harekete geçirebilen düşünceler (fikirler) olarak görebilirler. İşbirlikçi düşünme düşünmeyi ortaklaşa hale getirmez, insanların düşüncelerini paylaşabilmelerini ve bir konu üzerinde farklı görüşlerin farkına varmalarını sağlayabilir. Düşünme içeriği açısından paylaşılabilir ürünler ortaya koyması gerektiği için işbirlikçi düşünme gerekli ve önemlidir. Ancak işbirlikçi düşünme çoğu zaman sanıldığı gibi düşünme biçimi değildir. Çünkü düşünme eyleminin bir özelliği değil, düşünme ortamının bir özelliğidir. Uçakta düşünme veya riskli durumlarda düşünme veya kriz anında düşünme nasıl bir düşünme ise, işbirlikçi düşünme de öyledir. Yoksa, işbirlikçi düşünme diye bir düşünme biçimi yoktur. Düşünme bireysel bir eylemdir. Toplu düşünme bir yanılsamadır. Toplu düşünenler kendi düşünme eylemlerini gerçekleştirir ve bunu karıdaki ile paylaştığını zannederler. Oysa sosyal psikoloji araştırmaları bizim ne kadar kurgusal bir dünyada yaşadığımızı açıkça ortaya koymuştur.

  1. Düşünme özneldir.

Düşünme öznel bir eylemdir, çünkü kişinin zihinsel yapılarına, kavramlarına dayanır. Bu kavram ve yapılar özneldir, kişiye özgüdür ve kişinin oluşturduğu şeylerdir. Başkaları ile aynı veya benzer gibi görünse bile kişiseldir, anlamlar da öyledir, duygular da öyledir ve yaşantılar da öyledir. Düşünme kişinin kendi oluşturduğu kavramlarla, kendi yaşadığı duygularla, kendi yaşantılarıyla gerçekleşir. Nesnel bir düşünme olmaz. İnsanlar nesnel düşünme dedikleri zaman tutarlı ve olgulara dayalı düşünmeyi kastederler. Bir kişi eleştirel düşünüyorsa ve bunu özenle yapıyorsa onun nesnel düşündüğü söylenir. Oysa düşünme zihinsel bir eylemdir ve zihinsel eylemler öznel zihinsel yapılara (kavramlara) dayanırlar.

  1. Düşünme zorunlu bir süreçtir.

İnsan düşünür. İnsan için düşünmemek diye bir seçenek yoktur. Düşünme bilinç, farkındalık gibi özellikler içerdiği ve insan farkındalıktan ve bilinçten kurtulamayacağı için düşünmeden de kurtulamaz (bunun kurtulmak olup olmayacağı da tartışmaya açıktır). Düşünmekten vazgeçmek bile düşünmeyi içeren bir eylemdir. Düşünmemek seçeneğinden bahseden kişiler düşünmemekten değil, belli bir içeriği düşünmekten kaçınmaktan söz edebilirler. Düşünme eylemi insan için kaçınılabilir bir eylem değildir, ama içeriğin seçimi kısmen kişiye bağlıdır. Bazan kişiyi bazı şeyleri düşünmeye iten şartlar olabilir. Ancak kişi isterse düşünmesi üzerinde hakimiyet kazanabilir, bunun için meditasyon gibi teknikler kullanılabilir.

  1. Rüya sorunlara bilinçdışının çözüm bulma çabasını ifade ederken, düşünme bilincin çabasını ifade eder.

  2. Düşünmek gözünde canlandırmaktır. Düşünme maksatlı rüyadır.

  3. Hayal ile düşünme arasındaki fark, amaçtır. Düşünme amaçlıdır, hayalin amacı yoktur (ürün ortaya çıkması gerekmez bu yüzden). Ortak özellikleri ise kasıtlı olmalarıdır. Hayal süreç, düşünme ise sonuç odaklıdır denebilir mi?

  4. Düşünme içselleştirilmiş konuşmadır.

  5. Düşünmek dil gerektirir, çünkü dil uzun süreli hafızadaki şemaları sembolize eder. Şemaları çağırabilmek için adlarını bilmek gerekir. “Nasıl tanırsın adını bilmediklerini”. Ad çağırmaktır (name, sala), ünlemektir.

  6. İyi düşünmek özenli düşünmeyi ifade eder. Birine “iyi düşün” dendiğinde “özenli düşün, düşünme süreçlerine dikkat et” demek isteniyordur. “Güzel düşün” dendiği zaman da “umutlu düşün” demek isteniyordur. Güzel düşünmek umutlu olmayı güzel sonuçlar elde etmeye yönelmeyi ifade eder. Bu iki düşünme türü düşünme sürecini dikkate alırken, düşünmenin sonucunu dikkate alan iki başka düşünme türü vardır. Güzeli düşünmek yaratıcı düşünmenin bir ürünü olarak estetik düşünmeye işaret eder. Bu yüzden yaratıcı düşünme sonuç olarak güzel(i) düşünmektir. Eleştirel düşünme de sonuç olarak iyi(yi) düşünmek demektir. Eleştirel düşünme sonucunda kurallar, dolayısıyla iyi olmaya uygun olan şey üzerinde düşünülmüş olur. Eleştirel düşünme sonuç olarak iyi düşünmek demektir.

  7. Eleştirel düşünme zihindeki şemalar/bilişler arasındaki ilişkilere belli kuralların uygulanması iken. Yaratıcı düşünme daha önce kurulmamış bağlantıların ve daha önce var olmayan bilişlerin ortaya konmasıdır. Dolayısıyla yaratıcı düşünme ya yeni bağlantı kurar, ya da yeni biliş üretir. Şimdiye kadar verilen yaratıcılık eğitimleri yeni bağlantılar kurmaya yöneliktir. Yaratıcılık eğitimi yeni biliş üretmek için ortam hazırlayabilir, ama yol gösteremez. Yol gösterirse, eleştirel düşünmeye dönüşür.

  8. Düşünme eğitimi herkes tarafından gerçekleştirilebilir.

  9. Sağlıklı düşünme düşünmenin (ve bir anlamda düşüncenin) devamını sağlayan düşünmedir. Kendini kurban eden düşünme (self-sacrificing thinking) kendini öldüren düşüncedir. Endişe veya kaygı kendini öldürmeye meyillidir. Bu yüzden sağlıksızdır. Genel kural, bir şey kendini yok ediyorsa sağlıksızdır. İntihar böyledir, insan ilişkileri böyledir, düşünme de böyledir. Hatta fizikte de böyledir.

  10. Verimli düşünme (productive thinking) yeni düşünceler üretmeye meyilli olan düşünmedir. Bu yüzden sorun çözme verimli düşünme biçimlerinden biridir. Düşünceler üreten düşünme verimli ve sağlıklıdır.

  11. Düşünme bilme, düşünce de bilgi ile eşdeğerdir.

  12. Düşünme düşünen ve düşünülen açısından irdelenebilir. Düşünen düşünme eylemi üzerinde durmak olur; düşünülen ise içerik üzerinde durmak olur. Düşünülen açısından baktığımızda ne üzerinde düşünülüyor ise o düşünmeden söz edilebilir. Sosyal konuları düşünen bir sosyal düşünme, etik kuralları düşünen bir etik (ahlaki) düşünme, hukuk kuralları üzerinde düşünen bir hukuki düşünmeden söz edilebilir. Bu sınıflama tamamen içerik ile ilgilidir.

  13. İçerikle fazla uğraşmaktan ileri gelen bir düşünüş (düşünme biçimi; felsefe ansiklopedisi düşünme maddesi) vardır. Bu düşünüş içeriği değil, içeriğin nasıl ele alınacağını gösterir. Bu durumda kişi ticari bir konuyu hukuki bir düşünüşle ele alabilir.

  14. Düşünülenle ilişkili olduğunda ise, kişinin düşünürken izlediği yol düşünme tarzıdır. Düşünenin tarzı, düşünme stilidir, düşünülenin tarzı düşünüştür.

  15. “Mantık düşünen ile düşünülenden soyut düşünme biçimlerini, kendileri bakımından ele alır.” (Felsefe Ansiklopedisi, s. 838). (Düşünme mantığı). Bu yüzden klasik, modern, bulanık, paradoks gibi mantıklar vardır.

  16. Eklemli ve eklemsiz olmak üzere iki tür düşünme vardır. Eklemli düşünme iki kavram arasında ilişki kurarak orta-terim’i bulmaya çalışır.

  17. Bilinç farkında olmak, ne durumda olduğunu bilmektir. Dini bir şuura sahip olmak demek, yaşadıklarını dini süzgeçten geçirmek ve bunu sürekli yapmaktır. Çevrecilik şuuru / bilinci her şeye çevrecilik açısından bakmaktır. Dolayısıyla şuur kazandırmakla kastedilen şey karakter eğitimiyle ilgilidir. Bizim amaçladığımız bilinç manevi boyutu olan bir bilinç değildir. Bu noktada, denebilir ki, eğitim uzun vadede şuurlandırma işidir. Şuursuz demek ne yaptığının farkında değil veya bizim beklediğimiz süzgeci kullanmıyor demektir. Kişiliksiz, karaktersiz gibi bir terim.

  18. Bilmek eleştirel düşünme ile, inanmak ise umutlu düşünme ile ilgilidir. Bilgi alanı ile inanç alanını birbirinden ayırt edebilmeyi öğretmek eğitimin amacıdır.




  1. Algı her zaman gerekli değildir. Ayrıca “güzel gören güzel düşünür” sözü de her zaman doğru değildir. Araştırmalar göstermektedir ki, tersi de doğrudur: güzel düşünen güzel görür.

  2. Bu sınıflamada insanın yeri davranıştan önce düşünmeyi koyması olabilir. İnsan önce düşünür, sonra davranır. Ama burada da bir nokta var: akıl(lı) düşünme biçimleri (eleştirel ve özenli) hayvanlarla kısmen de olsa ortaktır. İnsanın hayvandan temel iki farkı vardır denebilir: akıl-zeka ayrımı ve düşünme-davranış ayrımı. Tabii ki, akıl-zeka ayrımı daha önemlidir.

  3. Davranış aşamaları:

  4. Düşünme bir nesnedir. Nesneler kendi başlarına iyi veya kötü olamazlar. Bir durum veya başka bir nesneyle ilişkilendirildiğinde iyi veya kötü olurlar.

    1. İnsanın düşünmesi iyidir.

    2. Düşünme doğru veya yanlış olabilir. Aynı sistem içinde;

    3. Düşünmenin doğru olması iyidir.

  5. Ayrıca düşünme bir eylemin tasarımıdır. Dolayısıyla eylemler tamamlanma eğilimi gösterir. Bu durumda p ve q ise doğruluk değeri ortaya çıkar.

    1. Doğru düşünme doğru uygulanırsa iyidir. Bunun dışındakiler kötüdür.

    2. Doğru düşünme yanlış uygulanırsa kötüdür.

    3. Yanlış düşünme doğru uygulanırsa kötüdür.

    4. Yanlış düşünme yanlış uygulanırsa kötüdür.

(Bu durumda aslında düşünmeden –eylem- değil, düşünceden –sonuç/ürün- söz etmek gerekir.

Düşünme ve rüya


Zihinsel bir eylem olmaları bakımından rüya ile düşünme birçok açıdan birbirlerine benzerler. Her ikisinde de bir içerik vardır, zihin bir eylem gerçekleştiriyordur, bilinçlilik söz konusudur, vb. Eskilerin deyimiyle üç türlü rüya vardır: rahmani rüya, şeytani rüya ve nefsani rüya. Rahmani rüya kişiyle tanrı arasında bir iletişimdir. Tanrı kişiye rüyası yoluyla birtakım bilgi ve önerilerde bulunur. Hz. Peygamber’e göre “peygamberliğin 46’da biri sahih rüyadır”. Şeytani rüya ise şeytanın kişiye musallat olup onda birtakım bilgi ve duygular oluşturmasıdır. İlahi rüyalar kişiyi doğru yola götürürken, şeytani rüyalar onu saptırır. Bu iki rüya türü konunun dışındadır, ilahiyatçıların işidir. Psikolojide söz konusu edilen rüyalar bu sınıflamaya göre nefsani rüyalardır.

İnsanın ne kadar ve nasıl rüya gördüğü ile ilgili bulgular bir yana, rüya kişinin sorunlarına bilinçdışının çözüm bulma çabalarını ifade eder. Kişi rüyasında, bilinçli iken çözemediği veya bir takım etkilerden sıyıramadığı bir soruna çözüm bulmaya çalışmaktadır. Bu sorun kolay çözülebilir olduğunda Freud’un dönüştürmeleri devreye girerek rüyada şekil değiştiren kavram ve konular yer alır. Sorun büyük ve çözülmesi çok zor olduğunda artık bilinçdışı onu değiştirmeye gerek görmez, doğrudan kişinin bilincine rüya yoluyla gönderir. Bu durum çoğu zaman ortamdaki nesnel uyarıcıların rüyaya müdahalesi şeklinde gerçekleşir.

İnsan rüyalarında gündüz yaşadığı sıkıntı ve problemlere çözüm bulmaya çalışmaktadır. Bu çabası büyük ölçüde bilinçdışı yoluyla gerçekleşir. Sorunlara bilinçdışı bir çözüm bulmaya çalıştığında rüya, bilinç bir çözüm bulmaya çalıştığında düşünme gerçekleşir. Düşünme bilincin çözüm arama çabası olarak değerlendirilebilir.

Başka bir açıdan bakıldığında, düşünme ile rüya arasında rüyanın kelime kökeniyle ilişkilendirilebilecek bir ilişki bulunmaktadır. Rüya Arapça görmek fiilinden gelir. Dolayısıyla rüya, görülen bir şeydir. Düşünmek ise Türkçede düş görmenin düşünsel bir eylem olduğu anlayışını yansıtır. Yani Araplar rüyayı görürler, biz ise düşü düşünürüz. Bu noktada düşünme ile ilgili bir özelliğin eklenmesi yerinde olur: düşünme bir anlamda gözünde canlandırmaktır. Düşünen kişi bir şeyleri gözünde canlandırıyordur. Bunun nedeni kavramlar nedeniyle sözsüz düşünemediğimiz gibi (davranışçı yaklaşıma göre düşünmek içsel konuşmaktır), görme duyumuzun ağır basması nedeniyle görselleştirmeden düşünmememizdir (düşünüyorsak gözümüzde canlandırıyoruz demektir). Bu anlamda denebilir ki, düşünmek maksatlı rüya görmektir, yani maksatlı bir biçimde rüyada kişinin denetimi dışında gerçekleşen görselleşme olgusunu gerçekleştirmektir. Rüyada maksat (amaç) bilinçdışına aittir, düşünmede ise bilince aittir. Sonuç olarak, düşünmek maksatlı rüyadır.


Hayal, amaçlama ve düşünme


Türkçede sıklıkla düşünme ile karıştırılan diğer bir kavram hayaldir. İnsanlar hayal kurduklarında düşündüklerini söylerler. Kişi karşı cinsten biri ile ilgili hayal kuruyordur, ne yaptığı sorulduğunda onu düşündüğünü söyler. Hayal kurmak düşünmenin canlandırma özelliğini öncelikle taşımaktadır. Ayrıca hatırlama, kurgulama, planlama gibi zihinsel işlemleri de içerir. Bu anlamda düşünmenin şekillerinden biri sayılabilir, ancak düşünme eylemi hayal kurmanın ötesinde eylem ve işlemler içerir.

Benzer şekilde Türkçede amaçlamak da düşünmek ile karıştırılmaktadır. Kişi bir şeye karar verdiğinde, bir şeyi amaçladığında onu düşündüğünü söylemektedir. Bu da hayal gibi düşünmenin bazı özelliklerini taşıyan bir şekil olabilir, ama düşünme eğitimi çerçevesinde düşünme olarak ele alınmaz, ancak düşünme biçimlerinde bir teknik olarak zaman zaman kullanılır.





Dostları ilə paylaş:


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə