Emine Özkan şenliKOĞLU



Yüklə 0,8 Mb.
səhifə15/17
tarix28.10.2017
ölçüsü0,8 Mb.
#17885
1   ...   9   10   11   12   13   14   15   16   17

216


küçük görüyordum. Sizin deyiminiz çok isabetli: "İçine giremedikleri İslâmı, dışarıdan tanımayınca damga hazır. Gerici bir din. Yeni çıkan icatlara karşı bir din" diyordum.

Arkadaşım bana bir gün şöyle bir soru yöneltti:

—İslâm'ı seviyormusun Orhan?

—Hayır.


—Niçin?

—Sevmediğim için.

—Sevmemen için bir neden olmalı. Nedeni nedir?

—İslâm çağ dışı bir dindir. İzahı bu...

—Nereden biliyorsun çağdışı olduğunu?

—Belli değil mi? Bunu herkes biliyor.

—Neresinden belli? Sen neresini tanıyorsun?

—İşte görünen köy kılavuz istemez. —Hani nerede gördün İslâmı? gibi sorularla beynimde sansasyon meydana getirdi. Sonraları arkadaşımın yaşantısı dikkatimi çekmişti. Çok efendi ve alçak gönüllüydü. Ayrıca çok da zeki. Onun kızlarla flört etmesi için epey mücadele verdim... O ise tek kelimeyle şu cevabı veriyordu. "Namuslu ve vicdanlı bir erkek almayacağı kızın duygularını sömürmez. onu yoldançıkarmaz, ona bilakis yardımcı olur" diyordu. Demek ki benim kız kardeşim burada olsaydı benim kız kardeşime kötü niyetle yaklaşrnıyacaktı. İşte gerçek güvence veren bir dost diye düşündüm. Ona önceleri hayranlık duydum. Sonra da o mı -öyle yapan inancına sempatim baş gösterdi. Bir insanın mutlaka pratikte örneğe ihtiyacı vardır...

Nihayet ben tam bir dönüş yaptım. Vaktinizi almamak için kısaca izah ettim...

Liseyi bitirince ailemin yanına döndüm. Ailemin tepkisi müthiş oldu. Beni miras vermemek için kenkid ettiler, aldırış etmedim. Bir miras menfaati ile davamdan dönemezdim. Ve dönmedim. Babam beni evden kovdu. Ana yüreği pek taraftar olmadı. Fakat babamın sözü ön plâna alındı. Bavulum hazırlandı. Ve ben evden atıldım. Annem babamdan gizli o zamanın parasıyla 250 000 lira vermiş. Ve evden, aileden tamamen kopmuştum. Çok geçmeden Üniversiteyi kazandım.

217

Sınavlarım başarıyla noktalandı. Ve ben şu anda Erzurumda Makina mühendisi olarak çalışmaktayım. Yakında istanbul'a yerleşeceğim. Ne yazık ki hayatımı bekâr olarak sürdürmeye mecbur kalacağım.



Değerli ablam, bacım.........

Ben kadın olmadığıma göre, kadınların içine girerek eş seçimi yapamam. Sokakta beğendiğim, dürüst gerçek hanımefendi olarak nitelendirdiğim, pardesülü ve çarşaflı kızlar görüyorum. Fakat ben eski yaşamım gibi, o enç kızın yanına giderek, "Afedersiniz, sizinle arkadaşlık edebilirmiyim?" diyecek biri değilim. Böyle bir teklifte bulunsam bile o genç kız, bana taviz verirmi? Elbetteki düşünülemez.

Kısacası ben ve benim gibi bekarlar, nasıl evlenecekler? Size iki yıl önce bana bir genç kız bulmanız için ricada bulunmuştum. Ne yazık ki sizden cevab alamadım.

Hani ayıplamazsanız, ki sizden anlayış bekliyorum bu gençleri evlendirecek bir kurum kursanız diyorum.

Şuurlu bir genç şuursuz bir genç kızla evlenmek zorunda kalıyor. Bu durum îslâmî açıdan hiç de hoş bir manzara teşkil etmez kanısındayım. Siz ne dersiniz?

Satırlarımı burada noktalarken, bu konu üzerinde düşünmenizi hassaten rica edeceğim. Selam ve hürmetlerimle...

Orhan Fırat Erzurum

Ne kadar ilginç mektup değil mi? Uzun-bir mektup olmasına rağmen bu kadar kısaltabildim. Bu cevaplan sadece kitap içinde veriyorum, özel cevabım daha farklı idi.

Muhterem kardeşim, benim de üzerinde hassasiyetle durduğum bir konuya işaret etmişsiniz. Bu mektubunuza ne kadar sevindiğimi bilemezsiniz. Gerçekten de bu konu, üzerinde durulması gereken vahim bir konudur. Şunu da söyliyece-ğim: Yalnız erkekler değil aynı konuyu genç kızlar da ele alıyorlar.

Şimdi size sunacağım mektubu, beraberce okuyarak daha sonra detaylarına inelim.

218

"Canım ablacığim,



Nasıl başlasam, nereden başlasam bilemiyorum. Kafirlerden bin defa daha nefret ediyorum. Daha güçlü olmamız gerektiğine de gönülden inanıyorum. Kadın-erkek islamı tanıtma seferberliği ilân etmemiz gerektiğini şimdi daha da güzel anlıyorum.

Fakat bir sorumuz var. Ablacağım bana evde kalmış kız gözüyle bakmayın.

"...Estağfirullah.... İnancıma göre evde kalmış kız diye bir kavram yoktur. Evlenmek herkese farz değildir. Kadere iman eden kaderden emin olur.... E.Ş.)

Üstelik ben sadece şahsım içerikli bir istekle bulunmuyorum. Ablacığim ben onsekiz yaşında lise mezunu, şimdi Kur'an kursuna giden bir öğrenciyim. Ailemden sadece ben dindarım. Geride kalanların ne olduğu belirsiz.

Beni şu günlerde bir gençle nişanlama gayretleri içindeler. Gerçi bir defa bizim bakkalın önünde gördüm. Evde görüşmeyi onunla evlenme niyetinde olmadığım için kabul etmedim. Bakkalın önünde tevafuken karşılaştık. Benimle ilk defa konuştuğu halde: "Sizinle din konusu müstesna çok iyi anlaşacağımıza eminim" dedi. Beynimin karmakarışık olduğunu hissettim.

"Dinde anlaşamayacaksak hiç bir şeyde anlaşamayız" dedim ve oradan ayrıldım. Benim gibi üç arkadaş daha var. Çok kısmetlerimiz çıkmasına rağmen dini konularda anlaşamıyoruz. Biz istiyoruz ki mücahid, takva bir eş sahibi olalım. Papyonlu, bulujinli, sorumsuz gençlerle, hayatımızı zindan etmeyelim. Yalnız nerede o aradığımız gençler? Biz bizi Allah (cc)'dan ayırmayacak eşler istiyoruz. Bu konuda, evlendirme işleriyle ilgili bir organizasyona gidilse ve mücahid-lerle mücahideler evlendirilse... Bakın kanunen yasak olsaydı bazı gazeteler evlendirme çalışmaları yapmazlardı. Kanunen yasak olmadığına göre, İslâmda erkeğin evlenme teklifi yaptığı gibi, kızlar da yapabilirlermiş. Erkeğin ana ve babası kız istemeye gittiği gibi, kızlar da aynı şeyi yapabilirlermiş, fakat bu durum toplumumuzda tepkiyle karşılanıyor. Halbuki bu konu gençliğin kuvvetli olabilmesi için, üzerinde durulması gereken bir konudur.

219

Sevgili hocam, inanın benim etrafımda öyle şuurlu bir genç görsem, ona islamda olduğu gibi, evlenme teklifinde bulunacağım.' "Gel seninle evlenip cihad edelim" diyeceğim. Fakat salon gençliğinden başka gençlik benim çevremde yok. Bu durumda ailem de evlenmem için baskı yapıyor. Ne yapayım?



Hadi beni bırakın... Yüzlerce, binlerce genç kız ne yapsın? Öyle zannediyorum ki sizlerin bu iş üzerinde sıhhatli bir çalışma ile durmanız gerekiyor.

Bu yazıları Allah (cc) rızası için yazdım. Sizden bana koca bulmanız için yazıyor düşüncesi beklememek için size adresimi vermiyorum. Her halde bu hareketim, isteğimin şahsi olmadığını ısbâtlayacaktır. Biliyorum başınızı ağrıttım. İnanın kendimi dava adına mecbur hissettiğim için yazdım bunu.

Her şey için çok çok teşekkür ediyorum. Kıyamet gününde amel defterlerini önünden ve sağından alanlardan olmamızı yüce Rabbimden dilerim. Cennet ve cehennem ne güzel adalet yeridir. Tağutlar ve siz aynı yerde olmayacağınız için hakkın ne güzel lütfü.

İzmir'den bakî selamlarla... Esselamü Aleyküm.. 8.7.1985 İZMİR

Muhterem kardeşlerim, bu iki mektubun ne kadar ilginç olduğunu gördük. İkiside çok uzundu ben kısaltmak zorunda kaldım. Camiamızda üzerinde en çok durulması gereken konu fakat en çok ihmale uğrayan bu.

Erkeklerin, eşim Recep Özkan'a, "Şeriatçı yaşayan iyi bir kız bulamadın" diye şikayet etmeleri erkeklerin durumunu, kızlar tarafından bize "Bir dindar erkek bulamadın ki İslâm'a uygun evlilik yapayım" diye şikayet etmeleride kızların ne durumda oldukları anlaşılıyor ki, bunlar azınlık bile olsarriühimdir.

Karadenizin bir ilinde genç kızlarla sohbet ediyorduk. Konu evlilik üzerine yöneldi. Kızlar hızlı birer İslâm askeriydiler. İslama uygun evlilik yapılırsa çok güzel bir .evlilik hayatı ve ideal bir aile olur demiştim. İçlerinden harbi konuşan mert

220


bir genç kız öyle güzel konuştu ki ona hak vermemek mümkün değildi. Ne söyledi biliyor musunuz?

"Hocam" dedi. "Hepsi için söylemiyorum ama bizim şeriatçı mücahidler bile, oyaya, boyaya, şık görünüşe özeniyorlar. Her ne kadar (kapalı isteriz) diyorlarsa da ben inanmıyorum. Sebebini izah edeyim: Ben Konya'da okurken, bizim sınıfta beş kapalı kız vardı. Beşi de güzeldi. Fakat o şeriatçılar maalesef, beş kızın biriyle bile evlenmediler. Kızların gözü önünde kot pantolon giyen, makyajlı, tam sorumsuz, kozmopolit kızlarla evlendiler. Benim bildiğim, önce, ailesiyle (aşırı gidiyorsunuz, siz koca bulamayacaksınız) gibi tartışmalara maruz kalan, kızlara öncülük tanınması gerekliydi. Neymiş? Açığı alıp kapatacakmış. Allah için kapanmayan bir kızın koca için ne kadar kapanacağı malum. Sonra açığı kapatalım derken, kapalılar ne olacak? Kapalı dindar bir erkekle evlilik yapamayınca, bunalıma girmezini? Beni yadırgamayın. Fıtrattır bu... Evet dava evlilik davası değil, şu da gerçek ki sağlam bir evlilik temeli oluşturmadan da bir çok kızların davada rahat çalışması mümkün değildir.

Bizim mahallede bir müslüman genç vardı. O dindar mahallede bir de ben dindardım. Ne yalan söyliyeyim, bu benimle evlenir diyordum. Gönül bu gitmişti işte...

Sonra ne oldu biliyormusunuz? Diskolardan çıkmayan komşumuzun kızıyla nişanlandı. Aradan çok geçmeden "Ben bu kadar dinci ve kıskanç bir erkekle yapamam" dedi. Ve kız nişanı attı. yine aradan çok geçmeden ailemden beni istedi. Buna fazlasıyla sinirlendim. Ben davamın sahibiyim. Gururum da vakardan ibaretti. Ailem onların istemeye gelmesinden çok sevinmişti. Mücahide kızlarına mücahid damat adayı gelmişti. Benim haberim yokken gün vermişler. "Delikanlı da gelsin" demişler. Bir hafta sonra geldiler. Sokak tesettürümü giyip içeri girdim. Bak S......kardeş sana bir şey söy-

liyeyimmi? Senden ne köy olur ne kasaba, ne dava adamı olur, ne de bana koca.... Sen gerçekten şuurlu bir genç olsaydın, önce beni düşünürdün. Bu gönül işi diyemezsin. Dava işinde ruh bütünlüğü ön plâna gelir. Sen ise son plâna koydun. Sen her ne kadar dindar isen de, seni şık olan kızlar daha çok etkiliyor. Ben bu işe dava adına üzüldüm o kadar. Sen benim dünya ve ahiret kardeşim ol, seninle asla evlenemem, dedim.

221


İmanından dolayı yabancı erkeklere karşı cilveli olmayan kızlara oranla, cilveliler daha çok ilgi çekiyorlar. Baştan söylediğim gibi bu sözüm herkese değildir. Genel incelemelerim." d£di.

Bu kız haklımıydı haksızmıydı? Sizi bilmiyorum ama bence haklıydı. Üniversitede okuyan gençliğin bir kısmında bu hata mevcud... İslâmı ruhuna yerleştirmiş kızlar yabancı erkeklere karşı çok soğuk davranıyorlar ve davranmaları da lazımda. (Gerçi müslüman bir kızın İslâm'a aykırı bir eğitim yapan okulda okumaları caiz değildir, ama bu ayrı bir konu). Talib olan gençler de "Galiba bu kızla evlenince de böyle olur" diye düşünüyorlar, bilmiyorum. Bir tarafta İslamcı-genç arayan genç kız, öbür tarafta İslamcı kız arayan erkek. Fakat ayrı ayrı yerlerde.

Bazen de şuna şahid oluyoruz. Erkek bekar, kız da bekar... Bunlar aynı zamanda komşu olup aile ce görüşen insanlar, işte bu kızın ailesiyle erkeğin ailesi, gidiyorlar, taaa uzaklara, orada kız görüyorlar, veya oralardan damat bekliyorlar. Allah Allah... Babamın bir sözü vardır: "Komşu kızı komşuya kirli bacaklı gelirmiş." Sebebi de şuymuş; O kızı çocukken çamur, çorak içinde görmüşlerdi ya!.. Hep öyle çamurlu zannederlermiş.

İslamda kız babası veya annesi "Kızımı alırmısın" diye teklifte bulunabilir Ve bunu eskiler yapmışlar. Her şeyde örnek olan önderimiz bile bu fiili uygulamıştır. Hz. Ali'ye bizzat kendisi teklifte bulunmuş "Kızım Fatıma'yı alırmısın" demiştir. Onlar "Desinler"den uzak oldukları için her sahada istedikleri gibi rahat hareket etmişlerdi. Şimdi nerede öyle bir aile. Gerçi gençlerde bu şuur vardır amma, ailelerin kökenine inememiştir. Bir genç kızın böyle bir teklif yaptığını düşünsek, evlenince sen gör gümbürtüyü... Hatta böyle bir olaya şahid oldum...

Çok temiz ruhlu bir kardeşimiz vardı. Bu genç kıza bir gün teyze dediğimiz bir hanım gelmiş "Yavrum senin arkadaşların çoktur. Benim oğluma bir kız bul" demiş. Kız da nasıl özellikler aradığını sormuş. Dindar olması lazım, benim oğlum şeriatçıdır, demiş. Kız da bütün saflığıyla "Ne yapacaksın kızı ben varım ya" demiş.

222


Uzatmayalım, bu kızla kadının oğlu evlenmişler, (misler) değil evlendiler. Düğünlerinde ben de bulundum. Buraya kadar çok güzel. Aradan beş ay geçmeden, kıza söylenmeye başlamışlar. "Evde kaldın utanmadan kendin evlenme teklifi yaptın" demişler. Kız da ağlayarak derdini bana anlattı. Ben de ona dedim ki: "Onlara şöyle söyle; Evlilik teklif etmek aşağılık bir şeyse, siz niçin teklif ettiniz? Bana etmediyseniz başkasına ettiniz ne farkeder?"

Şu adaletsiz anlayışa bakın, bir yuva kuruluyor, bir ömür bu yuvada geçecek, fakat evlilik isteme hakkı sadece erkeğin olacak, kadın teklif edemeyecek. Sebeb nedir? Siz ne söylersiniz bilmem ama ben cahillik derim. İslâm'ı bilmemek derim. Kimbilir... Şu satırları duyan kaç kişi söylenecektir. Aman bu ne saçmalıktır. Benim kızım birine evlenme teklif edecek ha? onu öldürürüm be!.. Yaaa... Oğlun evlenme teklifinde bulununca koltukların kabanr değil mi? Yalnız hemen şunu da bildirmekte yarar var: Eğer kızın ailesi dindarsa ve kızlarını bilinçli ve kızının fikrini alaraktan, cebri olmayan bir evlilik yaptırırlarsa, elbette ki kızların, bugünkü şuurlanmamış ortamda evlilik teklifinde bulunmaları gerekmez. Fakat aile kızının dindar bir erkekle evlenmesini istemiyorsa ve de kız dindar bir erkekle evlenmek istiyorsa, hiç durmadan şuurlu tanıdıkları, methini duydukları gence rahatlıkla evlenme teklifinde bulunabilirler. (Bir aracı ile).

Bu yazıya itirazı olanlara isterlerse kendilerine bu fiilin İslamî olduğunu bildiren yüzlerce delil sunarım. Unutulmamalıdır ki taban düzeltilmeden tavan düzeltilmez, donatılmaz. Mücahid ve mücahide, ikisi de kafa den|ğı olmazsa, o yuvada nasıl sıhhatli ve örnek İslâm yaşanabilir?" Hz. Hatice (r.a) evliliği kendisi teklif etmiş. Zaten efendimize kendileri evlenme teklifinde bulundular. Konuyu dağıtmadan aynı yere gelelim. Gençleri evlendirmek için bir yol bulunması bana göre

de şarttır.

Ailece dindar olan çevre için problem değil. Ailede yalnız kalan gençler için problemdir bu olay.

"Senin tahminin de ne oluyor?" diyenlere de sözüm yok. Yalnız bir tavsiyem var. Gerçekten bu konuyu düşünsünler.

Ben nice mücahidler tanırım ki, evlenince kocasının şuursuzluğundan dolayı, zamanla ruhen tükenmiştir. Kendi po-

223


t.'

tasında erimiştir. Yine nice mücahid tanıdığını kardeşlerim vardır ki, onlar da İslâmdan uzak kızla evlCfimiş sonra da davasını unutmuşlardır. İstisnalar ayrıdır.

Binde bir de olsa, ikisi de mücahid olan kan-koca zamanla bozulmuştur. Sebebi: tbadetlefrini yavaş yavaş aksatıyorlar, kitab okumuyorlar, thlas bozüıdumu, toparlanmak için gayret de göstermiyorlar. Yok olup gidiyorlar. Yani davadan yok oluyorlar. Düşman safında yer alıyorlar. Ne acı bir olay. Aman ya Rabbi... Sen bize yardım et.

Peki dindarlık yönünden birbirine müsavi olmayanlarda mesud yaşayan yokmudur? Elbetteki herşeyde olduğu gibi burada da müstesnalar vardır. Fakat kaideler değişmez.

"Sen bu konuda bir girişim yapacakmısın?" sorusuna gelince, gönülden istekli olmama rağmen, biz bu işlere girersek ne dergiyi çıkarabiliriz ne de okuyabiliriz, ne de sohbetlere vakit kalır... Ayrıca şu da var, bu konuyu bizim yapmamız şart değil. Ihlash bir kaç müslüman birleşseler olmayacak bir iş değildir.

Tahmin ediyorum ki alimlerimiz olumlu karşılayacaklardır. Çoktan beri bu işe nasıl çare bulmalı? diye düşünüyordum. Eşim de aynı düşüncededir. Ne yazık ki üzerinde duramadık. Hiç olmazsa elimizden geleni yapalım. Müslümanlara bu vazifeyi duyurmakla, zannediyorum ki az da olsa bu konuya tabandan bir adım atmış oluruz. Rabbim kabul buyursun... Onun için müslümanlara sesleniyorum.

Ey iman edenler!

Size cezaevinin şu karanlık sigara dumanlarının kapladığı koğuşundan sesleniyorum.

Her konuda olduğu gibi sağlam evlilik temelleri ile de ilgilenmek bizim vazifemizdir. Ayet ve hadisi şerifler, yakınımızda bulunan bekarları evlendirmeyi bize vazife olarak vermiştir. "Fakir olan bekarları aranızda para toplayarak evlendirin" (Hadis-i Şerif)

Bir yerde de "Eğer bekarları evlendirmeye yardımcı olmazsanız, onların yaptığı göz zinalarına, günah yönünden, siz de ortak olursunuz" buyurulmuştur. O halde ey sen iman etmiş müslüman, bu emir sana hitab etmiyormu? Rabbül alemin, değil hür bir bekarın evlenmesi, cariyelerin bile evlendi-224

rilmesi için Ayet-i Kerime lütfetmiştir. Bu yüce ayet-i kerime, bu gerçeği kısmen de olsa açıklıyor. (Burada kısmen kelimesini kullanmam, nüzul sebeblerini açıklayamadığım ve de diğer ayetleri veremediğim içindir. Bu konu hakkındaki bütün ayetler, nüzul sebebiyle incelenmedikçe o konuya bir ayeti kerime istenilen açıklığı getiremez. Getirmiş olsaydı, aynı konuda, bazen beş on ayete ne gerek vardı?)

Gelelim Ayet-i Kerimeye: "Bir de içinizden bekârları ve kölelerinizle cariyelerinizden; salihleri evlendirin.." (F.n-Nur: 32)

Muhterem kardeşlerim, Kur'an-ı Kerim, "Kadın erkek çiftleri yaratan Allah'tır" buyurur. (Yasin: 36)

O halde elbette ki o kadın ve erkeğin, nasıl evleneceğini, evlenmezse neler olacağını bildirmezini? Eğer evlenmeyecek-lerse, nasıl nefsi terbiye edeceklerini öğütleınezmi? Elbetteki Rabbimiz her şeyi bildirmiştir. Fakat heyhat... Biz o yüce bildiriyi bildirebiliyormuyuz? Kendimizi bu konuda hesaba çekerken, evlendirme işleriyle iyice meşgul olmamızın, şart olduğunu iyice idrak etmeliyiz.

Resimlerle R........ yapanların kol gezdiği şu dünyamızda, gençlerimize az masraflı, fakat sağlam temelli evlilikler yaptırmalıyız. Herkes bir etrafını araştırsın, kendi ailesinden olması şart değil. Komşuyu komşuyla kıyaslayarak, fikirde birlik olan, gençler görmemiz, onların evliliğini sağlamamız lazımdır. İslâm adına üzerimize vazife olan her şeyi hissetmemiz lazım. Basiret sahibi olmalıyız, sizlere bildiryorum, bu konu yüzünden yüzlerce gencimiz perişan oldular. Uykunuzdan, paranızdan, fedakârlık yapmanız lazım. Yapmamız lazım. Fakat takdir edersiniz ki şahsen benim vaktim müsait Değil. Okumamdan, yazmamdan fedakârlık etmedikçe ilgilenmem mümkün değil. Günde on genç anası gelmiş olsa, hei gelene bir saat vakit versem on saat eder. O zaman hiçbir şey yapamam.

Fakat yazmakla meşgul olmayanlar, talebe okutmayan-lar, ve de talebelik yapmayanlar, bu günkü sevabı kaçırma-sınlar. Allah (ccj bizi dünyaya boşuna getirmedi. Toplumu ilgilendiren herşeyle müsiümanın ilgilenmesi şarttır.

Ey Müslümanlar; ben acizane size bu açığı bildirdim.

225


Huzur-u mahşerde şu elimdeki kalem ve kağıt, hatta hapishanenin şu duvarları, hatta ranzaları bile şahidim olacaktır.

__T._ Burada bir genç kızla tanıştım. Kötü yola düşmüş. Bu genç kız ne dedi bilirmisiniz? "Köyden gelmiştim. Başımda bir örtü vardı, bilinçli örtmemiştim, fakat bilinçlenebilirdim. Aynı evde dindar gibi olan birini sevdim. Beni almadı. Ona yakardım ama beni gözü görmedi bile. Karşı evde oturan tezgâhtar, sırtına kadar açık kızı sevdi. Güya örtülüyü seviyordu. Örtüm dindarlıktan bilinçle örtülen örtü değildi. Fakat elimden tutulsa İslâm'a dönebilirdim. Bir ay sonra onları görmemem için iş aradım. Yöremizin örfü de olsa örtümü başımdan çıkaramıyordum. Bir büyük gazetenin verdiği ilana gittim. Konfeksiyonda el işi idi yapacağım iş. Komşu kadın beni götürdü. İlk günlerde gayet iyi idi. Çalışıyordum. Dört-gün sonra "Gel seni öteki atölyeme götüreyim, sen iyi elemansın" dediler ve gittik. Beyoğlunda beş altı katlı binanın orta katlarına çıktık. Meğer gittiğim ev bir genel evi imiş. Kendimi yerden yere atumsada kirlenmiştim artık. Devamlı uyuşturucu veriyorlardı. Kendime geleli iki yıl oldu. Kendime de gelince o adamı öldürdüm. Şimdi idam ile yargılanıyorum. Adım tele kız... Düşünün ne acı olaylar değil mi?" dedi.

Bu ve buna benzer olaylardan müslümanın payına düşen günah vardır. O halde her alandaki vazifelerimiz bizleri bekliyor. Dileyen bu yaraya merhem olsun dileyen hiç ilgilenmesin. Fakat herkes bilirki, ilgilenmemek mesuliyeti bertaraf etmez. Bu ölçüyü unutma ey müslüman.

İkinci örneğimi vereceğim: Burada bir anne tanıdım. Çok dertli bir anne. Neydi derdi biliyormusunuz? Kızı bir zamanlar kapalı imiş. Onu kapalı diye kimse almamış. Dinle ilgisi olmayan birisiyle evlendirilmiş. Neticede kız dininden bile çıkmış. Gerçi bunu söylerken de tam tersi şikâyetlerle de karşılaşıyorum. "Hocam dindar bir kız olduğumdan beni istemeye gelenlerden bıktım artık" diyenler de bir hayli çok. Fakat bu çoklar belirli muhitlerde oluyor.

Bu arada karakterli açık kızlar da yok değil. Açık ama namus anlayışı sağlam "dindar bir erkek olsa hemen kapanırım" diyen "Kapanmak içimden geliyor, fakat çevre-

226


min etkisinde kalıyorum" diyorlar. Bu kızlarda iffet olduğu hemen ilk bakışta belli oluyor. Bu tip kızları da ihmal etmemek lazım. Şu an karşımda oturan bir kadın var. Bir çocuğu olan bu kadın bilhassa ricada bulunarak "ben bu sosyete hayatından nefret ediyorum, bana dindar, mazimi başıma kalkmayacak birini bulun, beni kurtarın, ben de Allah'a döneyim. Şu durumda çalışmam lazım. Nasıl dönüş yapayım?" diyor.

İslâm'a göre bu sözler mazeret değilse de, genç kadın o derece şuurlu olmadığından, İslâmın farkında değil. Yalnız imanı olmasaydı, böyle bir evlilik istemeyeceği açık bir gerçektir.

Muhterem kardeşlerim, konu zannediyorum yeterince açıklığa kavuştu. Benim elimden gelen bu. Bundan sonrası size ait bir olaydır. Tabii ben de akraba ve yakınlarımla ilgilenme görevini ihmal etmem, inşaallah.

Toplumsal günahlarda fertlerin günahı da vardır. Eğer çalışmıyorsa. Bizden söylemesi.

Yüzlerce kardeşimiz bana mektup yazarak "BİZE NASIL KIYDINIZ?" adlı kitabınızdaki Rabia gibi kız istiyorum" diyorlar. Kızlarda aynı kitaptaki Hüseyin gibi erkek istediklerini söylüyorlar. Fakat bulmak öyle zor ki.

Ey müslümanlar! zaman1 Artık Rabialar, Hüseyinler yetiş tirme zamanıdır . İslamı olduğu gibi kabul edenlere selam olsun.

227

isimsiz Mektup



Esselamü aleyküm ve rahmetullah ve berakâtühü

Bacım, gazanız mübarek olsun der, yüce Rabbimden sabır ve selametler dilerim.

Sizin yer değiştirmenizin, bütün mücahide bacılarımda bir uyanış vesilesi olmasını, yüce Allah (cc)'dan dilerim.

Ayrıca mübarek bayramınızı en içten saygılarımla kutlar, hayır dualarını beklerim.

SABREYLE BACIM

Sabreyleyip ciğerini dağlayan, Teslim olup Hakka gönül bağlayan İki yüz yıl zevcesine ağlayan \ Atamız Adem (a.s)'a olanı düşün.

Bin elli yıl ömrü olan Sabredip, rıza-i Rahmanı bulan Kırılıp kavmi tufana dalan İbret al, Nuh (a.s.)'a olanı düşün.

Düşün bacım peygamberin başına Musibetle beyaz geldi saçına Mancınıkla ateş düştü zatına Bedr-i selam olan Halil (a.s)'ı düşün.

İmtihanla has kulları seçildi. Ağaç gibi ortasından biçildi Mübarek kanları yere saçıldı Zekeriyya (a.s) dosta olanı düşün.

228


Mevl^dan geliyor bizlere dertler Sabreyle bacım cevabın ekler Peygamberi nasıl ezmişti hastalıklar Hz. Eyüb (a.s)'a olanı düşün..

Kırk sene aktı Yakub (a.s)un yaşı Genç idi çünkü Yusuf (a.s)'un yaşı Kuyuya attılar vurdular taşı Yıllarca zindanda kalanı düşün.

Günahı söylemek sanki suç gibi

Şehidlik insana olur tac gibi

Kestiler bu zatı misl-î koç gibi ""

Yahya (a.s.) peygambere olanı düşün

Altmışüç var idi sultanın yaşı Neler çekti iki cihan güneşi Uhud dağında kırıldı dişi Sultan-ı Enbiyaya olanı düşün.

Sıddıkın ayağı karda söküldü Ömerin karnına hançer çakıldı Kur'an'a Osmanm kanı döküldü Küfede Ali'ye olanı düşün.

Kalemler "yaz molla bitmez yazılar" Maddi manevi dertli sızılar, Kerbelâda şehid düştü gaziler Hasanla Hüseyine olanı düşün.

Allah (cc) razı olsun ağabeyim. İnşaallah düşünürüm. Düşünemediğim zaman da niçin düşünemediğimi düşünürüm. Fakat ne kadar düşünürsem düşüneyim, nakıs ihlasımla, Rab-bimin bana verdiği emaneti hakkı ile koruyarriıyorum. Koru-yamadım.

Buna rağmen şu bir gerçek: Dinim için gereken vazifeyi yapamamanın acısını her an çekmekteyim. Çünki kulluk vazifelerimiz hapse girmekle bitmiyor. Vazifelerimiz yapamıya-cağımız ağırlıkta değil, fakat uğraşacağımız ağırlıktadır. Bunun şuurunda olmaktır niyetim. Şiiriniz için teşekkür ediyorum.

229


Kart

........Ablam,

Afganistan'da, Filistin'de, Eritre'de, Moro'da, Etyopya'-da, Irak'ta, Batı Trakya'da, Ortadoğunun tümünde, kafir düzenlerin necis cilvesi altında zulüm gören, müslüman kardeşlerimin gördüğü eziyeti unutup, mahzun ve mazlum, garipler eyyamı gibi gelen, Müslüman kardeşlerimizin cihadının Alem-i İslâm'ın kurtuluşuna vesile olmasını Allah (cc)'tan niyaz ederiz.


Yüklə 0,8 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   9   10   11   12   13   14   15   16   17




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin