Ergonomi – hap notlari üNİte 1 (ergonomiNİn tarihsel geliŞİMİ, DÜnyada ve tüRKİYEDE ergonomi)

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 476.85 Kb.
səhifə6/9
tarix03.04.2018
ölçüsü476.85 Kb.
1   2   3   4   5   6   7   8   9

PSİKOSOSYAL STRESİN ETKİLERİ

İş yeri koşullarının strese ve insan sağlığı üzerinde olumsuz etkilere sebep olduğu bilinmektedir.

Çalışma şartlarından kaynaklanan psikolojik rahatsızlıklardan Psikolojik Hastalıklar (psychological disorders) bazıları uyku bozukluğu, ruhsal motivasyonda düşüş ve çalışma isteğinde azalmadır. Stresin kişi üzerindeki etkileri strese sebep olan faktörler ve kişinin fiziksel ve psikolojik özellikleri ile de ilgilidir.

Çalışma şartlarının büyük bölümünün stres, psikolojik ve fiziksel rahatsızlıklarla ilişkisi olduğu bilinmektedir. Bunlar iş çizelgesi, iş yüklemesi, işin kontrolü, işin içeriği, görevi ve sosyal ilişkileri de içermektedir.

Stres ile sağlık arasında ilişkinin sonuçları genel olarak iki ana başlık altında özetlenebilir: psikolojik ve toplumsal etkiler ve fizyolojik ve fiziksel etkiler.

Psikososyal rahatsızlıkların yol açtığı stresin kalp ve dolaşım, solunum, sindirim, kas iskelet ve bağışıklık sistemlerini de etkilediği; bu etkilerin hormonal sistemin etkilenmesine bağlı olarak ortaya çıktığı düşünülmektedir.

Psikolojik rahatsızlıklar, iş süreçlerinin düzenlenmesinde ve ergonomik iş tasarımında, mesleki eğitimin yanı sıra zekâ, duyarlılık ve kişilik sorunlarını ön plana çıkarmıştır. İş kazalarına işçinin psikolojk rahatsızlıklarının temelinde, hataya yatkınlık, bilgisizlik ve dikkatsizlik, pervasızlık ve yalancı hastalık (malingering) olarak dört temel faktöre dikkat çekmiştir.

Tükenme, işçinin enerjisinin tükendiği, giderek duygu, düşünce ve davranışlarında değişimin ortaya çıktığı bir aşırı yüklenme durumudur. Süreç yavaş ve aşamalı olarak ilerler. Çalışma güdüsü azalır; işçi, “artık yeter” demeye başlar. Önce, aşırı yorgunluk, sindirim sistemi yakınmaları, adale ve eklem ağrıları, baş ağrısı, çeşitli deri yakınmaları, açıklanamayan kalp-dolaşım sistemi yakınmaları gibi, bedene aktarılan yakınmalar ortaya çıkar.

Stresin işçiler üzerindeki olumsuz etkileri bedensel rahatsızlıklar olarak sırt, kas, baş ağrıları, kramplar, hazımsızlık vb. olurken; ruhsal rahatsızlıklar olarak da yorgunluk, gerginlik, depresif düşünce biçimi, sıkıntı, dikkati toparlayamama; davranışsal rahatsızlık olarak da ani öfke nöbetleri, duygusal davranışlar, sigara vb. bağımlılığı şeklinde görülmektedir. Bütün bunların doğal sonucu olarak iş kazaları kaçınılmaz olmaktadır.

Buna uyku bozuklukları da eklenir. Tükenme bu noktada dışa vurmaya başlar: çabuk sinirlenme, engellenme eşiğinde azalma, cinsel işlev bozuklukları gelişir. Bunları özgüvensizlik, benlik değerinde azalma, sürekli kusur arama, depresyon, konsantrasyon bozukluğu gibi mental ve davranışsal değişiklikler izler.



Karoshi, yani aşırı çalışmaya bağlı ölüm vakalarında ölüm nedeni beyin veya kalp damarlarından birinde kanamaya yol açan dolaşım sistemi sorunlarıdır. Ölüm vakalarının incelenmesinde bu kişilerin yaptıkları işin gereklerinin çok ağır, sosyal desteğin zayıf, işin gereklerini denetleme olanağının ise değişken olduğu görülmüştür. Karoshi, genellikle kişinin düşünmesini, duygulanımsal yanıt verme yeteneğini, anımsamasını, iletişim kurmasını, gerçeği ayırt etmesini ve uyum sağlama yeteneğini sınırlayarak, gündelik yaşam etkinliklerini sürdürmesini ve çalışmasını engelleyen bir akıl hastalığıdır.

Görev belirsizliği, rol çatışması, ayrımcılık, üstlerle çatışma, iş yükü, iş düzenlemesi gibi işe bağlı psikososyal risk etmenleriyle strese bağlı hastalıklar, işe geç kalma, işe devamsızlık, kötü performans, çökkünlük, kaygı ve diğer psikolojik distres arasında bir ilişkili olduğu saptanmıştır. Çalışma çevresinden kaynaklanan çok şiddetli ya da gittikçe biriken stresin oluşturduğu psikolojik durum işe bağlı psikolojik sorunlara neden olabilir. İş yaşamında psikososyal riskler ile şiddetli psikopatoloji arasındaki ilişkileri inceleyen araştırmacılar gürültü, tehlikeli koşullar, ısı, nem, duman ve soğuk gibi zararlı çalışma koşullarıyla psikoz arasında da bir ilişki olduğunu belirlemişlerdir.



PSİKOLOJİK ÇALIŞMA YERİ DÜZENLEME
İş, işi yapanların duygusal iyilik durumunda önemli bir etki yapabilir. Çalışanların işteki iyilik durumunun niteliği; davranışlarını, karar vermelerini ve meslektaşları ile etkileşimlerini ve aynı zamanda aile ve sosyal yaşamını da etkiler. Bu etkilenmede, iyilik durumu üç alanda gerçekleşir: memnuniyetsizlikten memnuniyete, kaygıdan rahatlığa ve depresyondan coşkuya.

Ergonomide, işe bağlı stres ve rahatsızlıkları önleme programlarının birincil, ikincil ve üçüncül modellerinden yararlanmak en uygun yaklaşım biçimidir.

Birincil önleme modeline göre, işyerinde depresyona yol açan nedenleri ve psikososyal risk faktörlerini ortadan kaldırmak için köklü kurumsal değişimler yapmak gerekir. İkincil önlemede ise, stres yönetimi eğitimi ve yaşam stili değişikliklerini içerir. Üçüncül önlemede daha derin bazı (psikoterapöik ve psikofarmakolojik) uygulamaları kapsamaktadır.

Psikolojik stres, çalışanların sağlığını ve verimliliğini azalttığı için sorunun çözümü önem kazanmıştır. Olası iki etkinlik alanı vardır. İlki bireyi stresten uzak tutmak ya da bireyin stresle başa çıkmasını sağlamaktır. İkincisi ise, olası stres kaynaklarını azaltmak için örgütsel değişiklik yapmaktır.

Önerilen temel yöntemler aşağıda sunulmuştur: Gevşeme – Egzersiz – Perhiz – Davranış değişikliği

Psikolojik rahatsızlıkları yönetim stratejileri

Yaklaşım Düzeyi

Çalışma Çevresi

Kişisel Özellikler

Birincil

İş sürecini ve rolleri yeniden tasarlamak,

İletişimi yeniden yapılandırmak



Grup eğitimi vermek

İkincil

Psikolojik risk gruplarına yönelik danışmanlık hizmetleri geliştirmek

Stres ile başa çıkma eğitimi

Üçüncül

Çalışanın adaptasyonunun sağlanması

Kişisel danışmanlık hizmetleri veya psikoterapi

PSİKOLOJİK İŞ DÜZENİ ÖNLEMLERİ

Psikolojik açıdan çalışma yeri düzenlemenin hedefi, çalışana kendisini tekdüze bir çalışmadan uyaracak, motivasyonunu arttıracak rahat bir çevre meydana getirmektir. Özellikle üretimde, sabah saatlerinde çalınan müziğin üretimi yaklaşık % 4, öğleden sonraki müziğin de yaklaşık % 2,5 artırdığı gözlemlenmiştir. Bu konudaki önemli nokta, müzik türünün üflemeli çalgılar olduğu ve rahatsızlık vermeyecek bir seviyede çalınmış olmasıdır.

İnsan bütün renkleri aynı şeklide seçemez. Nesnelerin veya durumların gözden kaçırabildiği yahut sadece bilinçsiz olarak algılanabildiği veya ancak büyük çabalar göstererek tanınabildiği durumlarda psikolojik renk düzenlemesine gidilmesi gerekir.


Renk

Uzaklık Etkisi

Sıcaklık Etkisi

Psikolojik Etkisi

Mavi

Uzak

Soğuk

Yatıştırıcı

Yeşil

Uzak

Soğuktan nötre

Çok yatıştırıcı

Kırmızı

Yakın

Sıcak

Uyarıcı

Turuncu

Çok yakın

Çok Sıcak

Uyarıcı

Kahverengi

Çok yakın

Nötr

Uyarıcı

Menekşe

Çok yakın

Soğuk

Saldırgan


Endüstriyel tesislerde güvenlik için renk kodları zorunludur.

Renkler

Güvenlik Anlamı

Kullanım Örnekleri

Kırmızı

Doğrudan tehlike, yasak

İmdat şalterleri, imdat frenleri

Sarı

Muhtemel tehlike, dikkat

Bantlar, araç yolları, merdivenler

Yeşil

Tehlike yok, ilk yardım

İmdat kapıları, ilk yardım araçları

Mavi

Güvenli

Güvenlik uyarıları işaretleri

Ergonomik normlar ülkemizin mevzuatında da yerini bulmuştur. Çalışanlar arasında ayrımcılığın yapılmaması, riskli grupların (özellikle çocuk, bayan, yaşlı ve engellilerin) hukuku hususlarında, onların psikolojisine ihtimam gösterilmesi gerekliliği hakkından önlemler alınmıştır.

İşveren, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmi süreli çalışan işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşısında belirli süreli çalışan işçiye farklı işlem yapamayacağı, işçinin sözleşmesinin feshinde hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez hükmü getirilmiştir.

ÜNİTE 11 BİLGİYE DAYALI İŞYERİ DÜZENLEME
Bilişsel ergonomi, geçtiğimiz asırda yaşanan bilgisayar devrimiyle hayat bulan Ergonomi disiplini içerisinde gelişen yeni bir teknolojidir. Bu teknoloji başlıca insanların nasıl düşündüğü ve bilgiyi nasıl işlediğiyle ilgili olduğu için genellikle bilişsel ergonominin ana ürünü olarak görülmektedir.

Geçtiğimiz yüzyıl Mühendislik Psikolojisi (Engineering Psychology) olarak da adlandırılan Bilişsel Ergonomi, insan-makine sistemleri çerçevesinde insan davranışlarını inceler ve üretim ve güvenlikte artış sağlamak amacıyla alet ve makine tasarımı üzerinde çalışmalar yapmaktadır. İnsanların kullanması için yapılan pek çok aletin gerektirdiği davranışlar, insanların güç, algı ya da tepki zamanı gibi konularda kapasitelerinin ötesinde davranımlarını gerektirir. Oysa bu alan iş çevresini insan becerisi ve yeteneklerine göre düzenlemeyi amaçladığı için bu alana "İnsan Faktörleri Psikolojisi" ya da günümüzde ismiyle "Bilişsel Ergonomi" uğraşmaktadır.

İnsan Sistem Ara Kesit Teknolojisine göre Ergonominin beş ana bileşeninden biri “Bilişsel Ergonomi”, veya “Bilişim Ergonomisi” yani “Bilgiye Dayalı Ergonomi” olarak adlandırılmaktadır.

Bilişsel Ergonomi, mental (zihinsel, yani beynin yaptığı işle) süreçlerle ilişkilidir. Algılama, bellek, mantık yürütme, motor cevap, gibi ögelerle insan ve sistemin diğer ögelerinin etkileşimi açısından ilgilenir ki, bunların çoğunu Yazılım Ergonomisi içeriğinde görmekteyiz.

Başlıca uygulamaları özellikle yazılımlarda hata olasılığını en azda tutarak insan performansını artırmaya yönelik olarak kadran, kontrol ve bilgisayar programları geliştirmektir.

Mental iş yükünün bileşenleri arasında karar verme, beceri ile ilişkili performans, İnsan Bilgisayar Etkileşimi (HCI), insanın karar güvenilirliği, iş stresi ve eğitimin insan sistem tasarımı ile bağlantısı incelenir.



BİLİŞİM ERGONOMİSİ

İnsan Bilgisayar Etkileşiminde (Human Computer Iteraction, HCI) yürütülmekte olan faaliyetlerin, bilişim teknolojilerinin gelişimi de göz önüne alındığı takdirde, Bilgiye Dayalı Ergonominin ne denli önem kazandığı anlaşılmaktadır. Bu alan, dünya çapında yeni yeni gelişme gösteren bilişim teknolojilerinin gelişmesiyle, günümüz Ergonomik yaklaşımlarının neredeyse bütününü kapsama eğilimindedir.

İnsan Bilgisayar Etkileşimi, etkileşimli teknolojilerin tasarımı, geliştirilmesi, değerlendirilmesi ve uygulanması ile ilgilenen disiplinler arası bir çalışma alanıdır. İnsan Bilgisayar Etkileşiminin en önemli konusu ise kullanılabilirliktir. Kullanılabilirlik, belirli bir kullanıcı grubunun belirli görevleri belirli bir bağlamda etkili, verimli ve memnuniyet ile yerine getirebilmeleri şeklinde tanımlanmıştır. Yazılım ve arayüz (web sayfası gibi, bilgisayar yazılımlarının kullanıcı tarafından çalıştırılmasını sağlayan, çeşitli resimlerin, grafiklerin, yazıların yer aldığı ön sayfa) tasarımı terimlerinin gelişmesiyle ise “kullanılabilirlik”, “kullanım kolaylığı” ve “kullanıcı dostluğu” terimleriyle eş tutulmaya başlanmıştır.

Bilişsel Ergonomi standartlarının oluşturulmasında bazı kriterler bulunmaktadır.


  • Bildik görünüş ve his uyandıran bir tasarım sağlayın

  • Tutarlılık sağlayın

  • İnsan faktörleri bulgularını kullanın

  • İş akışını geliştirin

  • Kullanılabilirliği değerlendirin

  • Gereksinimlere uyumlandırın

İkinci aşama beklentilerin yönetimidir, pek çok işletmede olduğu gibi standartların neler yapabileceği konusunda fikirler çok karmaşıklaşmıştır. İlk olarak, standartların bazı genel sınırlandırmalarından haberdar olunmalıdır ve bu doğrultuda beklentiler belirlenmelidir.

  • Garanti değildir

  • Değerlendirme

  • Genellik

  • Önde gitmemek

  • Duruma uygunluk

  • Güçlü olma

  • Platforma özel olma

  • Evrensellik

ISO 9241 gibi standartlar bazen prensipleri sağlar ve genellikle ana hatları belirler. Zıt olarak, konvansiyonlar organizasyonun uygulanabilir dizayn tekniklerinin veya elemanlarının stilini ve bunların ürüne nasıl adapte edileceğini tanımlar. Örneğin; Template menüsü için T harfini kısa yol olarak kullanmak gibi. Organizasyonlar tipik olarak kendi dizayn konvansiyonlarını geliştirirler.

İkincil olarak hangi tür standartların kullanılacağı belirlenmelidir:



  • Uluslararası (örneğin, ISO, ITU) standartlar dünya çapında uygulanabilir.

  • Bölgesel (örneğin, CEN) belirli bölgelerde uygulanabilir özelliktedir; örneğin Avrupa.

  • Ulusal standartlar (örneğin, ANSI, DIN, AFNOR, SIS, BSI, CSA) sadece belirli bir ülkede uygulanabilirler.

  • Askerî veya devlet yönetimi standartları (örneğin, DoD, MIL, NASA, ESA) askerî kuruluşlardaki veya kamu kuruluşlarındaki sistem ve ürünlere uygulanabilecek özelliktedir.

  • Platform (örneğin, Mac OS, CUA, Windows, Motif) stili verilmiş olan işletim çevresinde çalışabilecek uygulamalar için geçerlidir.

  • Bağımsız (örneğin, bağımsız yazarların veya şirkete özel kitaplar) standartlar genel veya yazıldığı yere uygulanabilir olabilirler.

BİLİŞSEL ERGONOMİDE YAZILIM TASARIMI

Yazılımlar açısından insan niteliklerine olan duyarlılık daha belirgin ve tasarımı da daha zordur. Özellikle paket programların ortaya çıkmasıyla beraber kullanıcı ara yüzleri bilgi iş görenlerinin iş verimliliğini etkileyen en önemli faktörler arasında yer almıştır.

Burada algılama, renk, bilginin görsel olarak sembolizasyonu, grafik tablolama, biçim gibi hususlar kullanıcı açısından anlaşılmada önem arz etmektedir.

Bilişsel Ergonomi yönetim sisteminin ve felsefesinin bütünselliği içinde Toplam Kalite Yönetimi, İnsan Kaynakları Yönetimi, Toplam Bilgi Yönetimi, Beyin Sermayesi ve Toplam Ergonomik Yaklaşımla beraber birlikte ele alınabilecek önemli bir araştırma alanı olmuştur.

İnsan Bilgisayar Etkileşimi konusunda standartların geliştirilmesi genellikle aşağıda belirtilmiş olan sekiz aşamayı kapsamaktadır:


  • Projenin hedeflerinin belirlenmesi

  • Beklentilerin yönetimi

  • Kullanılacak standartların seçimi

  • Standartların projeye uyarlanması

  • Uygunluk yaklaşımının belirlenmesi

  • Ara yüz tasarımında uyumlandırılmış standartların uygulanması

  • Ara yüz dizaynının uygunluğunun değerlendirilmesi

  • Kullanılabilirlik testinin gerçekleştirilmesi

Bilişsel Ergonomide Durumsallık Yaklaşımı

Yazılım uygulamalarının ergonomik ana hatlarını belirleyen durumsallık yaklaşımı bilişim uygulamalarında kullanımı İnsan Faktörleri Birliği, İnsan Bilgisayar Etkileşimi Standartları Komitesi tarafından geliştirilmiştir.

Ana hatların belirlenmesinde çok çeşitli değerlendirmeler söz konusu iken, HCI Standartları Komitesi, amaçlanan ergonomik tasarımın temel probleminin belirli bir şablonun çok çeşitli sayıdaki değişkenler setine uyarlanabilmesi olduğunu belirtmiştir.

En genel değişkenler kullanıcı tipi (örneğin; uzman veya amatör), tamamlanan görev aktivitesi, kullanılan sistem konfigürasyonu ve çalışma çevresidir. Sonuç olarak, HCI Standartları Komitesi “if-then” yapısını kullanmaya başlayarak gereken, durumun sağlandığı her bir ana yapıya uygulanabilirliğine bağlı olarak durumlara ilişkin yapıyı oluşturmuştur.

ISO 9241’in diyalog parçalarının çok sayıdaki başlangıç taslağı Amerikan katkısı olarak HCI Standartları Komitesi tarafından hazırlandı, bu yaklaşım ISO 9241’in yazılım parçaları olarak ilave edildi.

Durumsallık yaklaşımı, standardın uygulanabilir olup olmadığının belirlenmesinde kullanılır. Örneğin, eğer uygulama işaretleme araçları (pointing devices) kullanmıyorsa işaretleme araçları kullanımı üzerine geliştirilmiş olan öneriler uygulanmayacaktır.

ISO 9241’den sağlanmış olan bilişim parçalarından bazıları durumsallık ifadelerinden şu şekilde çıkarılabilir: Kullanıcı, Görev, Sistem, Arayüz Tasarım Karakteristikleri
Yazılım Standartlarında Uygunluk Yaklaşımları

Çoğu standart, özellikle donanım standartları, objektif olarak ölçülmüş veya bir şekilde direkt gözlemlenmiş özellikleri (örneğin, voltaj, boyut, basınç) tanımlar. Bu çeşit standartlara uygunluk ürünün veya aracın standartta belirtilmiş olan ölçütlere uygunluğunun sağlanılıp sağlanılmadığı ile ifade edilir.



ISO Standardına Uyumlandırma Yaklaşımı

Bu yaklaşım kullanıcıların örnek prosedürleri ve diğer süreçleri standartlaştırmada kullanabilmesini sağlayan iki aşamalı bir süreç içermektedir (uygulanabilirlik ve bağlılık). Uyumluluk kavramının gerçek ifadesi ISO 9241’de şu şekilde ifade edilmiştir: “Ürün eğer ki ISO 9241-(14)’deki uygulanabilir önerileri karşıladığı iddiasındaysa, geliştirme ve/veya değerlendirme için gereksinimlerin kurulmasında prosedür tanımlanacaktır. İlgili birimler arasındaki meselelerin uzlaşısı prosedürün spesifikasyon düzeyini verir”.

Standartların kullanıcısına iki aşamalı süreç; ilk olarak hangi önerilerin uygulanabilir olduğunu ve sonra da uygulanabilir olarak addedilen önerilerin karşılanıp karşılanmadığını belirlenmeyi önermektedir. ISO 9241’e göre belirli önerilere yönelik olarak maliyet yönünden en etkin ve en bağlantılı yöntemler kullanılarak uygulanabilirlik ve bağlılık süreçlerine uygunluk incelenmelidir.

Lloyd’s Register tarafından ISO 9241’in yazılım alanındaki ergonomi standartları oluşturma yaklaşımı ve diğer bir değerlendirme yaklaşımı olan “9241 değerlendirici” Almanya’da geliştirildi. Bu değerlendirici sistem geliştirildikten sonra uzmanlarca (en azından prototip aşamasında) etüt edilmek üzere oluşturuldu.



İnsan-Bilgisayar Etkileşim (HCI) Yaklaşımları

İnsan Faktörleri ve Ergonomi Topluluğunun İnsan Bilgisayar Etkileşim Standartları Komitesi, “İnsan Bilgisayar Etkileşimi Dizayn Süreci” üzerine rapor hazırlamıştır. Bu çalışma ile tüm çevrim sürecinde kullanılabilir sistem ile ilgili olarak dokuz temel tasarım aktivitesi tanımlanmıştır.

Ancak bu aşamada İnsan Bilgisayar Etkileşim Standartları Komitesi’nin ele aldığı çalışma sonuçlarını incelemek yerine “KULLANICIuygunluk” (USERfit) metodolojisini incelemek daha uygun olacaktır. Kullanıcı odaklı tasarım için “KULLANICIuygunluk” metodolojisi “harmanlanmış tasarım materyali” oluşturmaya çalışmaktadır. “KULLANICIuygunluk” metodolojisi ile aşağıda belirtilen safhalarda şu verilere ulaşılabilir:


  • “Problem Tanımlama” sürecinde (analiz ve yüksek dereceli tasarım), çevresel kontekstin ve üretim çevresinin değerlendirilmesi, kullanıcı profilinin analizi ve aktivite analiz bilgisi değerlendirilir ve ürün profili geliştirilir.

  • “Fonksiyonel Spesifikasyon” sürecinde (detailed design), ürün özellikleri matrisleri; gereklilik özetleri ve tasarım özetleri oluşturmayı sağlar.

  • “Test” süreci ile, kullanılabilirlik değerlendirmesine nihai yardım sağlanır. Kullanılabilirlik kontekst analiz metodu kullanıcı tiplerini, ikincil kullanıcı tiplerini ve organizasyonel yapıları kontekstin bir parçası olarak kullanılabilirlik analizinde kullanır.

RESPECT Yaklaşımı” ile kullanıcı gereksinimleri iskeleti kullanıcı odaklı gereksinim analizine detaylı bir yaklaşım sunmaktadır. Bu yaklaşım ile gereksinim analizi üç aşamada ele alınmaktadır:

  • Kullanıcı Kontekst Analizi: Bu aşama projenin başlangıç gerekliliklerinin anlaşılmasını içerir. Bu sayede ana kullanıcı gruplarının analizi, görevlerinin analizi ve çalışma çevrelerinin değerlendirilmesi gerçekleştirilir; ve tasarım kısıtları ve tasarıma uygulanacak ilgili standartlar tanımlanır .

  • Fizibilite ve Prototipleme: Mümkün sistem olgusunun karakteristiklerinin olurluğu değerlendirilir ve karşılaştırılır.

  • Kullanıcı Gereksinimleri Sentezi ve Doğrulanması: Bu aşama ise; ilk iki safhada ele alınmış olan kullanıcı gereksinimlerinin dizayn sürecine girdi olarak kullanımında bütünleştirilmesini ve tasarım sürecinde bu gereksinimlerin ana hatlarının kullanımında planlama amaçlı sentezi içerir

Nesnel Bakış Etkileşim Tasarım Yaklaşımı” (IBM Object View Interaction Design, OVID) geleneksel nesne-tabanlı metotları geliştirir ve iteratif ekip iletişimi ve tasarımını kullanarak kullanıcı arayüz spesifikasyonlarını geliştirmede tasarım araçlarını kullanarak geliştirir böylece bilişim alanında ergonomi uygulamasına odaklanır. Görev analizi metotlarını kullanarak tasarımın ötesindeki seçilmiş bazı safhaları (programcıların yürütebilmesi için model geliştirme ve kullanılabilirlik testinin yönetimi) iyileştirmeye yönelik uygulamalara hitap etmektedir.

“Nesnel Bakış Etkileşim Tasarım Yaklaşımı” çevrim hayatına ek bakış açıları ve yeni boyutlar kazandırır, bunun yanı sıra üç değişik model yardımı ile birbirine paralel çeşitli yaklaşımlar sunarak bunları bütünleştirir. Bu üç model şunlardır:




  • Kullanıcının Algı Modeli: Çeşitli kullanıcıların yürütülmekte olan projeye yönelik düşüncelerini ve görevlerin analizine ilişkin fikirlerini içeren kavramları niteler.

  • Kullanıcı Arayüzü Tasarımcısı Modeli: Kullanıcın ifadesi doğrultusunda tasarım nesnelerinin neler olduğunu belirleyen modeldir.

  • Programcı Modeli: Kodlama öncesinde programcıya detaylar hakkında bilgi veren modeldir.


Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8   9
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə