Esas no: 2010/283 29. 03. 2012 esas hakkinda mütalaa



Yüklə 4.82 Mb.
səhifə18/83
tarix18.01.2018
ölçüsü4.82 Mb.
1   ...   14   15   16   17   18   19   20   21   ...   83

7- BEHÇET ALTINTAŞ

Ben 6 Aralık 2010 tarihinde Donanma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğünde yapılan aramaya İstihbarat İKK ve Güvenlik Şube Müdürü olarak refakat ettim.Müdürlük bünyesinde benimle birlikte toplam benim haricimde 7 personel vardı.3 kısım amiri, 4 tanede ast subayım.Arama yapılacak yerde, arama yapılacağı hususunda Yaklaşık 3, 3.5 saat önce haberim oldu.Nerede arama yapılacağı hususunda bir bilgim yoktu.

Benim öğrendiğim kadarıyla yükseltilmiş zemine dolap yetersizliği nedeniyle

İmha edilmek üzere ayıklanmış bazı malzemeler konulmuş.

Oraya bir takım malzemelerin bana Kemalettin Binbaşı tarafından konduğu söylendi. Neticede ben durumu Kurmay Başkanına aktardıktan sonra kendisi bu malzemelerin içeriklerini bilip bilmediğimi sordu.Bende bilmediğimi söyledikten sonra Kemalettin Binbaşının casuslukla alakalı internette değişik yerlerde adının geçtiğini, şu anda bir imha işlemi yapılması halinde bunun yanlış anlaşılabileceğini bana söyledi. O yüzden de Kemalettin’in gelmesini bekle. Ondan sonra da işlemi yaparsın dedi.Biz bu konuşmayı 29 Kasım da yaptık. Zaten 6 Aralık’ta da arama oldu.

Donanma Komutanlığı Karargahına girerken veya çıkarken üstünüz ve yanınızda getirdikleriniz aranır.Şeklinde beyanda bulunmuştur.



8 - OGÜN GÜREN

Ben bu olay olduğu anda Gölcük Deniz Ana Üs Komutanlığı İstihbarat İKK Güvenlik Şube Müdürlüğü İstihbarat Astsubay görevliydim.

İstihbarat Kısım Amirliğindeki arama yapıldığı esnada ben zaten Donanma Komutanlığında görevli değildim. 14 Eylül tarihinde Ana Üs Komutanlığında göreve başlamış durumdaydım.

Zeminin ya da yükseltilmiş olan zemin kaplamalarının altına poşet içerisinde veya farklıca bir şekilde herhangi bir döküman ya da benzeri evrakın, dijital malzemenin o şekliyle konulduğunu bilmiyordum. Şeklinde beyanda bulunmuştur.



9- ADİL YÖRÜK

Benim görev yaptığım dönemde 2010 yılı Nisan ayında infazı gereken bir Emasya planı kayıp olduğu anlaşıldı. Tüm personel evrakları klasörlerin altını aradı, planı bulamadık. Daha sonra Cem Çağlar Binbaşım o tarihte Şube Müdürlüğüne vekaleten bakıyordu. Kendisi şubenin zemininde arama yapılmasında fayda olacağını söyledi. Bunun üzerene Savcılığın arama yaptığı odanın zemininde duvara yakın köşe kısmında bulunan zemindeki büyük ahşap kaplama vantuz yardımı ile kaldırıldı. Zeminde poşet içerisinde eski tarihli haber dergileri ve kitaplar çıktı. Aradığımız planı burada bulamadık. Bu olay ile ilgili o tarihte Cem Çağlar Binbaşımıza rapor verildi.

2010 yılı Ağustos ayında da hareket merkezi tamamen tadilata alındı. Kablolama ihtiyaçları sebebi ile şubenin zemini tamamen kaldırıldı. Burada herhangi bir materyal yoktu o tarihte. Çalışmalar tamamlandıktan sonra tekrar eski haline getirildi. Ancak Aralık ayında yapılan aramada bulunan materyallerin ne zaman, kim tarafından yerleştirildiğini görmedim. Gizli bölmenin yapılmasının herhangi bir amaca yönelik olmadığından bahsediliyor. Ele geçirilen materyallerin içeri hakkında bilgi sahibi değilim. Bunlar şubeye gelse bile İKK kısmına gelir. Benim görev itibari ile bu tür belgeleri görmem mümkün değildir.Şeklinde beyanda bulunmuştur.

10 - BİROL BERBER

İstihbarat kısmında yapılan aramadan aramanın yapıldığı basına çıktıktan sonra bilgi sahibi oldum. Ben 2005 ila 2010 yılının Temmuz ayına kadar Gölcük'de çalıştım.orada çalıştığım dönemde 5 yıl bu odada görev yaptım.Görev yaptığım dönemde karolar elektrik kablosu arızası nedeni ile çalışmaya gelen arkadaşlar tarafından kaldırıldı. Kaldırıldığında orada birkaç tane koli gördüm, kendim tespit ettim. Ağzı kapalı olduğu için içinde ne olduğunu merak etmedim.Bir tanesinin üzerinde İKK yazıyordu. İKK yazdığı için yan taraftaki bürodan konmuş olabileceğini düşünerekten Cem Çağlar benim sicil amirimdi ona haber verdik. Orada bize ait olmayan, bizim tarafımızdan konmamış koliler var diye çağırdık amirimize rapor ettik durumu. Sonra koliler iş bittikten sonra çıkarıldı ama ağızları bantlı olduğu için içerisinde ne olduğunu görmedik. Çıkartıldıktan sonra İKK kısma teslim edilmek üzere İKK Kısım Amiri olmadığı için bizim odada birkaç gün bekledi. Bekledikten sonra İKK Kısım Amiri de geldikten sonra kendisi ile konuşulup İKK kısma koliler teslim edildi.

Görev yaptığım dönem içerisinde Donanma Komutanlığı Karargahına girerken ve çıkarken üstüm ve yanımda getirdiklerim aranırdı.Şeklinde beyanda bulunmuştur.

11 - MEHMET EMİN BAYLAK

Ben 13 Eylül 2010 tarihinde Donanma Komutanlığına katıldım. Olay 06 Aralık 2010 tarihinde gerçekleşti, aşağı yukarı 2,5 aylık bir süre içerisinde görevdeydim. Yaklaşık Ekim sonu ya da Kasım başı gibi kablolama faaliyeti vardı. İlgili memur tarafından zemin açıldığında birtakım poşetler gördüm. Salih Koşmaz astsubay ile beraber aynı odada görev yaptığım için o da gördü ve beraber kısım amirimiz Mehmet Cem Çağlar’a durumu rapor ettik. Kendisi de Şube Müdürü Behçet Altıntaş’a ileteceğini söyledi. Ondan sonraki periyot Savcılık geldiğinde orada gördüm.Şeklinde beyanda bulunmuştur.



12- MUSTAFA ÖZDEMİR

Aramanın yapıldığı tarihte Gölcük'de görevliydim.Ben o malzemeleri daha öncesinde hiç görmedim. Sadece 06 Aralık günü savcılık tarafından yapılan aramada orada görevdeydim. İlk defa o gün gördüm o belgeleri. Kimlerin kontrolünde olduğunu da bilmiyorum. Kimlerin tarafından konulduğunu da bilmiyorum. Ben Güvenlik Kısım Amiri idim.30 Haziran 2006’da göreve başladım. 02 Şubat 2011 tarihinde de ayrıldım oradan.Arama yapılan odayı kullanıyorduk, nöbetçi olduğumuz zamanlar da kullanıyorduk. Bizde nöbet sistemi vardı. Her gün akşamleyin geç giden ve sabah erken gelen bir nöbet sisteminden oluşuyordu. Nöbetçi olan personel o odada brifing hazırlamakla görevlendiriliyordu. O odayı da o zamanlar kullanıyorduk.Ben sadece orada bir malzeme olduğunu 2010 yılında gördüm. 2010 yılında bizim istihbarat şubeye ait bir EMASYA Planı vardı. O EMASYA Planını arıyorduk. Çünkü bizden harekat başkanlığı o EMASYA Planını geri istemişti yazı ile. O zamanın dönemin İstihbarat Şube Müdür Velili o görevi bize vermişti güvenlik kısma. Biz aradık tüm şubeyi bulamadık planı. Daha sonra karoların kalkan yerlerde yani 4 tane odamız vardı. Bu 4 odadan 2 odanın karoları kalkıyordu. Bunlarda İstihbarat Kısım Amirliği aramanın yapıldığı mahal ile İstihbarat Şube Müdürünün kullandığı oda. Bu 2 odadaki karoların kaldırılıp altına bakılmasını istedi, oraya düşmüş olabileceğini değerlendirdi kendisi. İlk defa zaten karoların o zaman açıldığını gördüm ben ve biz açtık karoları. Sadece İstihbarat Kısım amirliğine yani aramanın yapıldığı mahalde 1 tane büyük siyah çöp poşeti gördük. O poşeti çıkarttık içerisinde Aktüel, Tempo gibi işte güncel olan dergiler vardı.Çuvalın içine de bakıldı. Daha sonra o torbanın bize ait olup olmadığını sormuştu o zamanki şube müdür vekili. Bize ait olmadığını söyledik. Sonra ne olduğunu bilmiyorum. Şeklinde beyanda bulunmuştur.



13 - SALİH KOŞMAZ

Ben Gölcük'de aramanın yapıldığı gün dahil yaklaşık 10 gün öncesinde yıllık izindeydim. Aramada da yıllık izindeydim.Bulunan malzemelerin hiçbirisiyle hiçbir şekilde bilgim yok. Görev sürem itibari ile de zaten çok kısa bir süre olmuştu atandığım yere katılalı. Herhangi bir bilgim yoktur.Karoların kaldırıldığını ifadelerimde de hem adli hem de savcılık aşamasındaki ifadelerde kablo çalışmasının yapıldığı dönemde açıldığını gördüğümüzü ve gördükten sonra da ilk sicil amirimize benimle birlikte görev yapan arkadaşımla birlikte rapor ettik. Şeklinde beyanda bulunmuştur.



14- ÖMER ŞEVKİ GENÇTÜRK

Kara Kuvvetleri Gözlemci Heyetinde görevli idim.Seminerde egemen harekat planı işlendi. Egemen harekat planının ekleri üzerinde duruldu. İç tehdit, dış tehdit ağırlığı konusunda ben öncelikle dış tehdidin ağırlıklı olduğunu değerlendiriyorum. 3 gün devam etti. Sabah başladı, bütün gün akşama kadar devam etti. Bu seminerde senaryo cereyan tarzına göre orada görevli olan komutanlarımız gerekli takdimlerini yaptılar ve 3. günü sonunda tamamlandı. Bu seminerin sonucunda biz kuvvet karargahına döndük. Usul gereği öncelikle ben kendi şube müdürüme ve daire başkanıma seminer sonrası izlenimlerimi kendilerine aktardım. Bu izlenimlerimde seminerin egemen harekat planına göre görüşüldüğünü, bu planın bizi ilgilendiren personel ekinin gündeme gelmediğini, konuşmacılar tarafından personel başkanlığının görev ve sorumluluk alanı itibariyle herhangi bir teklifin yapılmadığını kendilerine bildirdim. Burada özellikle belirtmek istediğim konu, balyoz planından veya bir darbe planından falan bahsetmedim. Biz balyoz planını 2010 yılındaki bu medyadan sonra öğrendik. Usulen yine sonuç raporunun hazırlanması için Kuvvet Karargahındaki yöntem şudur; öncelikle sonuç raporu hazırlama sorumluluğu harekat başkanlığındadır. Her başkanlık kendi görev ve sorumluluk alanı içerisindeki konuları harekat başkanlığına bildirir. Ben de bu konudaki sorumlu olan Nevres albayıma personel başkanlığının görev ve sorumluluk alanı itibariyle biraz önce arz ettiğim konuları kendisine bildirdim. Muhtemelen diğer başkanlık temsilcileri de kendi başkanlıklarını ilgilendiren konuları Nevres albayıma teslim etmişlerdir. O da seminer sonuç raporunu hazırlamıştır. Sonuç raporunun komuta katına arzı konusunda hepimizin toplanıp bir arz falan yapmadık. Harekat başkanlığı muhtemelen kendi içerisinde bu raporu oluşturup kendi harekat başkanlığına, Kara Kuvvetleri Harekat Başkanlığına muhtemelen ondan sonrası komuta katına arz etmişlerdir diye değerlendiriyorum. Her seminerin sonunda zaten bir sonuç raporu hazırlanır. Ben medyadan takip ettiğim kadarıyla Nevres albayım hepimizin imzaladığını söylemiş, şu an doğrusu tam net hatırlayamıyorum ama kendisi ile biz, ben de Plan Şubedeydim, kendisi Harekat Başkanlığı Plan Şubesindeydi. Hazırlanan sonuç raporunda da bir darbe izlenimi falan ben de bir etki yaratmadı.

Kara Kuvvetleri sonuç raporuna ulaşılamamasıile ilgili Nevres albayım da burada dinlenecektir. O da yani sonuç raporunun oluşturulması ve arzı tamamen harekat Başkanlığının sorumluluğunda ama her seminer sonrası olduğu gibi biz bir sonuç raporu ile ilgili izlenimlerimizi Harekat Başkanlığı temsilcisi olan Nevres albayımıza ben teslim ettiğimizi hatırlıyorum.

İç tehdit olarak biraz önce arz ettiğim gibi mevcut kuvvetler yetmediği için o bölgede bir yaratılan senaryo gereği terör ortamının oluşturulacağı değerlendirilmiştir. Meydana gelen terör olaylarında ne tür tedbirler alınır bunlar görüşülmüştür hatırlayabildiğim kadarıyla.

3 gün süre ile oradaydım. Sabahtan akşama kadar, yanlış hatırlamıyorsam 2. günün akşamı da kokteyl var diye hatırlıyorum. Akşam da zaten bütün heyet ile birlikte oradaydım.

Seminerden önce nelerin konuşulacağı konusunda doğrusu bir toplantı falan yapmadık. Sadece Nevres albayım seminerin yapılacağını, kendi planlarımızı mutlaka bir incelememiz gerektiğinin malumunuz ertuğrul harekat planı personel eki vardır. Ben gelmeden önce kendi personel ekimizi okudum. Bir de manevra planına konuya hakim olmak için onlara baktım ve o şekilde geldim. Seminere geldiğimizde de biraz önce arz ettiğim gibi mevcut durum kuzey, biraz önce körfez dedim herhalde yanlış söyledim. Kuzey Irak’taki bir harekat söz konusuydu. Amerikanın ayak sesleri duyuluyordu. Batıdan doğuya birliklerin sevki söz konusuydu. Böyle bir ortamda zaten geri bölge emniyet planının oynanması da son derece doğal diye değerlendirdim. Ondan önceki tartışmaları ben bilmiyordum. Medyadan öğrendim bunlar konuşulmuş, bunlar gelmiş ama bunların hiçbirine ben şahit olmadım. Gittiğimde birinci gün hatırlayabildiğim kadarıyla dış tehdide yönelik takdimler yapıldı. İkinci gün, seminerin ikinci günü de iç tehdide yönelik takdimler yapıldı. Bu iç tehdide yönelik takdimler bizi hiç rahatsız etmedi, doğal olarak karşıladık zaten.

Tanık”Harekat planlarında veya plan seminerlerinde gerçek kişi isimleri kullanılır mı?”sorusuna,

“katıldığım seminerde bir ismin telaffuz edildiğini ben 9 yıllık bir süreyi geçti hatırlamıyorum.”şeklinde cevap vermiş,devamında sorulan,

“ hatırlamıyorsunuz ama seminerde ses kayıtlarında da belli, savunmalarda da buna itiraz olmadı. Şimdi seçilmiş ve atanmış bazı kişilerin görevden alınması, gözaltına alınması hususları tartışılmış. Belki hatırlarsınız diye söyleyeyim; Sultanbeyli, Pendik, Tuzla Belediye Başkanları işte Kadıköy İmam Hatip Lisesi Müdürü ki bu tek değil çünkü niye Kadıköy İmam Hatip Lisesi müdürü yok diye listelerde soruyor Çetin Doğan. Yani başka kişilerin de olduğu isim isim belli.Bu normal mi?”sorusuna,

Yine”Ben bu isimlerin telaffuz edildiğini hatırlamıyorum”şeklinde kaçamak cevap vermiştir.

Devamında “Düşünüyorum alınabilir mi diye düşünüyorum. Şimdi günümüzde yaşadığımız ortam var KCK kapsamında görevden alınan birçok insan var. Demek ki alınabiliyormuş, yani KCK’yı düşündüğüm zaman.”diyerek, bir gerçekle bir senaryoyu aynı kefeye koymuştur.

Tanık,”12 Eylül darbesi ile ilgili bir atıf oldu mu seminerde?”sorusuna,“Hayır olmadı ben hatırlamıyorum, hatırlamıyorum.”şeklinde cevap vermiş,

devamında sorulan, “Duymadınız. Sanıklardan Şükrü Sarıışık’ın sunumunda yine bunu burada söylemek istemezdik ama 12 Eylül tarzı bir şey yapmak hareket etmek gerekir diye bir söz geçiyor.”sorusuna,“Duymadım, ben bunu.”cevabını vermiş,

devamında sorulan, “Yani 12 Eylül’ün bir darbe olduğu artık herhalde kabul etmeyen yoktur. Yani 12 Eylül darbesinin orada örnek gösterilmesi yani siz duysaydınız bunu raporda göstermez miydiniz?”sorusuna, “Mutlaka belirtirdim ama bakın aradan 9 sene geçmiş ben seminerle ilgili genel.”demesi üzerine,

sorulan “Ama sizin göreviniz orada zaten bütün konuşulanları dinlemek bunun neticesinde rapor sunmak değil mi? Dinlemeniz pür dikkat dinlemeniz gerekiyor.”sorusuna,

Tanık “Hayır benim görevim personel başkanlığı temsilcisi olarak Ordu karargahımızın herhangi bir personelle ilgili bir sorusu bir problemi sahası varsa onu gidermek, bunu bireysel bir konuşma olarak değerlendirirdim herhalde.” cevabını verebilmiştir.



15- AHMET NEVRES ERKİN

5-7 Mart 2003 tarihinde yapılan plan seminerine Kara Kuvvetleri gözlemcisi olarak katıldım. Bu 1. Ordunun plan semineri çok uzun zaman önceden planlanmış bir plan semineriydi. Genelkurmay Başkanlığı bir tatbikatlar programı hazırlar ve bu program 10 yıl ötesine kadar gider. Hangi ordunun ne zaman, hangi yıl harp oyunu plan tatbikatı ya da plan semineri yapacağını ortaya koyan bir çalışmadır. Yani bugün Genelkurmay Başkanlığına gidersek ya da Kara Kuvvetleri Komutanlığına, 3 yıl sonra hangi ordunun, hangi ülkeye yönelik bir planı oynayacağı yıllar önceden bellidir. Bu da böyleydi. 1. Ordu plan semineri de 1 yıl, yaklaşık 1 yıl önce yayınlanan Kara Kuvvetleri tatbikat programında ve üst komutanlık olan Genelkurmay Başkanlığı tatbikat programında bizzat planlanmış bir plan semineriydi tarihiyle birlikte. Ve bu planlamaya göre 1. Ordu Komutanlığımızın 2003 yılının Mart ayında bir komşu ülkeye yönelik çok gizli gizlilik derecesinde bir planı irdelemesi gerekiyordu. Biz de bu kapsamda bunun birkaç ay öncesinden Ordu, Genelkurmay, Kara Kuvvetleri bir prosedür vardır. O prosedür doğrultusunda hazırlıklarımızı tamamladık. Ordu Komutanlığı da üzerine düşen çalışmaları yaptı. Yine bu tatbikatlar programının ekinde bir gözlemci heyeti listesi vardır. Her ordu da icra edilen plan tatbikatı harp oyunu ya da plan seminerine kimlerin katılacağı da gözlemci olarak belirlenir bir plan dahilinde. Bu Mart ayının başında biz Kara Kuvvetleri Komutanlığı gözlemci heyeti olarak Harekat Başkanlığından ben, yine bir arkadaşım Personel Başkanlığı, MEBS Başkanlığı, Lojistik Başkanlığı, İstihbarat Başkanlığından bir heyetle ve Tevfik Özkılıç Paşamız o zaman Tuğgeneraldi. Hep birlikte İstanbul’a gittik. Genelkurmay’dan da bir gözlemci heyeti vardı. Hatırladığım kadarıyla Deniz, Hava, Jandarma Komutanlıklarından da olması gerekir. Kalabalık bir heyetti. Gittik ve Ordu Komutanlığı orada bu semineri icra etti 3 gün boyunca. Seminerin tamamı boyunca biz gözlemciler oradaydık. Yapılan çalışmaları izledik. Önemli noktaları notlar halinde o dönemde almışızdır. Her orduya da gittiğimizde bunu yapardık ya da kolorduya, çünkü 3 yıl boyunca ben Kara Kuvvetleri Harekat Başkanlığında görev yaptım. Plan Subayı ve Plan Şube Müdürü olarak birçok orduya, kolorduya defalarca gidip bu prosedürü yaşadık. 1. Ordunun bu plan seminerinde Yunanistan’a yönelik, o ülkeye yönelik savaş planı oynandı. Ve ağırlıklı olarak bu dış tehdidin nasıl ortadan kaldırılabileceğine yönelik savaş planları görüşüldü. Ayrıca o ana savaş planının eki kapsamında Personel, MEBS, Lojistik çeşitli konularda diğer ekler görüşüldü. Bu kapsamda her planın bir geri bölge emniyet eki vardır. Ordular barış zamanı bulunduğu yerden tugaylar, tümenler boşalttığı zaman. Cepheye gittiği zaman geride güvenlik sağlayan ne tugay ne tümen hiçbir şey kalmaz. O kapsamda geri bölge emniyeti söz konusu olur. Geri bölge de ne tehditler olabilir ona yönelik de çözüm tarzları önerilir. Yani ordu komutanı, sıkıyönetim komutanı gereği bir savaş halinde hem cepheye bakmak hem de geri bölgesine bakmakla mükellef. Bunu da içerecek bir çalışma yapıldı. Ben burada dikkatimi çekecek boyutta. Bende şüphe uyandıracak boyutta. Bu iddianameye konu hususlar tespit etmedim. Etseydim zaten bunları notlarıma da alır, en azından hafızamda yer eder Kara Kuvvetleri Komutanlığına döndüğümüzde de biz Kara Kuvvetleri Komutanlığı heyeti olarak bunu mutlaka komutanlarımıza iletirdik. Bir gözlemci sonuç raporu mutlaka hazırladık. Hazırladığımızı da hatırlıyorum. Bu da şu şekilde oluyor. Heyet o gidilen ordudan, kolordudan Kara Kuvvetlerine Ankara’ya dönünce ilgili arkadaşlarımıza soruyoruz. Sen kendi ilgi alanına giren örneğin lojistik, sen kendi ilgi alanına giren konularda ordunun ihtiyacı olan, gücünün yetmediği herhangi bir husus tespit ettin mi deriz? Onlarda efendim ben şu 2 konuyu tespit ettim der. Oradan alırız, personelciden alırız, istihbaratçıdan alırız. Onları birleştiririz. Usulü dairesinde sıralı komutanlarımıza arz ede, arz ede, arz ede bir sonuç raporu hazırlanır. Bu sonuç raporu da Genelkurmay Başkanlığına, ordulara ve kuvvetin ilgili birimlerine yayınlanarak ordunun eksiklerinin tamamlanması istenir. Biz sonuç raporu hazırladık. İnanın burada yemin de ettik. Şu anda ne yazdığımı ben o raporda hatırlayamıyorum tam olarak. Tam olarak hatırlamıyorum. Hatırladığım, endişe uyandıracak şüphe içeren ve bunun da dışında ordunun o hasım ülkeye yönelik yapacağı harekata ilişkin önemli ihtiyaçlarının olmadığı doğrultusunda kısa bir rapordu. O rapor o zaman hazırlandı. Usulü dairesinde komutanlara arz edildi ve biz plan semineriyle ilgili efendim çalışmaları böylece tamamlamış olmuş. Arkadan ordunun varsa ihtiyaçlarını diğer ilgili birimler takip etmiştir.

Sonuç raporunun toparlanması hususundaki asıl sorumlu bendim. 3 gün boyunca 150-200 kişi vardı orda. Birçok insan birçok şey söyledi. Bazen haddini aşan böyle komik dahi söylemler dahi olabilir. Konuyu pek bilmeyen, bazen hatta kendini göstermek isteyen arkadaşlar öne çıkmak için böyle absürt fikirler söyleyebilir. Tam olarak hatırlamıyorum, ama şunu söylüyorum. Ben orada planlı, programlı bir hükümet değişikliği yapalım, bir darbe yapalım, bir ihtilal yapalım şeklinde bir söylem duymadım.

Ben iç tehdit ile ilgili bölümü okumadım. OEYTS’nin oynandığı bölümünü okudum. Eğer burada yazıyorsa bu da doğrudur dedim.

Tanık,üye hakimin , “Genelkurmay heyeti heyet olarak iç tehdit ile ilgili olarak öncelikle bu sonucu çıkarmışlar. Yani burada tek bir kişinin görüşü değil. Yani diyorlar ki heyet olarak Genelkurmay gözlemci heyeti. Biz diyorlar seminerde 3 gün boyunca görüşülen iç tehdit konularından öncelikle bir milli mutabakat hükümetinin kurulmasının gerektiğinin vurgulandığı sonucunu çıkardık diyorlar.”açıklamasına karşılık,

“Sayın Hakimim ben hatırlayamadım.”cevabını verebilmiştir.

Tanık.“Peki raporunuzda iç tehditten, iç tehdidin bu plan seminerinde geçtiğinden, şunların tartışıldığında bunların tartıldığından bahsettiniz mi?”sorusuna, “Yazmış olabilirim.”cevabını vermiş,devamında neden olmadığı sorulduğunda,

Tanık Ahmet Nevres Erkin: “ inanın ben 3 gün boyunca orada görüşülen konular içerisinde mutlaka seçici davranmışımdır. Eğer orada iç tehdidin önemli olduğu, bizim için yani ülkemizin bekası için bir güvenlik sorunu teşkil ettiği ifade edildiyse böyle önemli hususları raporuma mutlaka giriş bölümünde yazmışımdır. Ama bu şekilde işte Milli Mutabakat Hükümeti kurulsun gibi ben konuların benim orada dikkatimi çekecek boyutta bir genel tavır koyan yani bir genel hava yaratan bir şey olduğunu görmedim, hissetmedim. Diyorum kişisel belki 1-2 insan bir şey söylemiş olabilir.” cevabını vermiş,

“3 gün boyunca yarısından daha fazlası bu iç tehdide yönelik geçiyor. Siz iç tehditte, yani yarısından daha fazlasına yüzde 90 demişsiniz. Yüzde 90 dış tehdit demişsiniz ama yarıdan daha çok iç tehditle alakalı şeyler konuşuluyor. Siz bunları raporunuzda belirtmeniz gerekmiyor mu?”sorusuna,

Tanık Ahmet Nevres Erkin: “Şöyle arz edeyim. Benim hatırladığım 3 gündü bu seminer. 1. günü tamamen bu harekat planı oynandı. 2. gün de yine savaş planları görüşüldü. Yanılıyorsam düzeltilsin lütfen. Zannediyorum 2. gün öğleden sonra olsa gerek bu geri bölge emniyet planı, sıkıyönetim planları ki her ordunun planının ekinde bu vardır. Çünkü sıkıyönetim otomatikman ilan edilir savaş halinde. Hükümet tarafından ilan edilir. O kapsamda konular görüşülmeye başladı. 3. gün de zaten kapanış günüydü. 3. gün hep son günler sadece işte ordu komutanı bir değerlendirme yapar, kapanışa yakındır. İşte ilgililer süratle yansılar hazırlamaya başlar 2 gündür ne yaptık diye. 3. gün de öyle geçmişti. Öğleyin mi neydi bitirdiler. Yemek yedik ayrıldık öyle hatırlıyorum. Bir resim çektirildi.”cevabını vermiştir.

16 - BEKİR KALYONCU

Plan seminerine Genelkurmay Başkanlığını temsilen zatıalinizin belirttiği isimler gözlemci olarak katıldılar ve sonuçta tespitlerini bir rapor haline getirdiler ve hiyerarşik bir yapılanmadaki bürokratik bir işlem gereği ben ve sıralı komutanlarımız imzaladılar. Tabi o zaman olağanüstü bir dönem olduğunu hatırlatmakta yarar görüyorum Genelkurmay Başkanlığı açısından. Çünkü benim parafıma dikkat ederseniz 21 Mart’ta paraflanmış. 20 Mart tarihi Amerika Birleşik Devletlerinin Irak’a saldırısının başladığı gündür. Onun ertesinde 6-7 aydır bu Amerikalılar ile askeri teknik görüşmeleri müzakeresini yapan kişi olarak çok yoğun bir ortamda idik. Genelkurmay Başkanlığında Plan Harekat Daire Başkanı olarak beni ilgilendiren konu bu plan seminerinde Genelkurmay Başkanlığının direktiflerinden ilave olarak ordunun herhangi bir talebi var mı yok mu ve bunun dışında herhangi bir şey var mı yok muydu. Ben sadece muhtemelen buna bakmışımdır. Ayrıca zatıalilerinin de bildiği gibi plan tatbikatları ve seminerler bir oyun, bir tiyatro oyunu tabiri caizse şeklinde yapılır. Bir senaryo vardır ve bu senaryoya uygun olarak çeşitli enjekteler ile durum kötüleştirilerek bu durum çerçevesinde karargah subaylarının ve komutanlarının çeşitli durum muhakemeleri yapıp çeşitli sonuçlara varmaları beklenir. Dolayısı ile bu arkadaşlarımın yaptığı tespitlerde ben herhangi bir olağanüstülük fark etmedim. Zira hem okuduğum zaman fark etmedim hem de belki de işlerimin yoğunluğu nedeni ile Genelkurmay’da çalışan arkadaşlar bilirler böyle durumlarda Genelkurmay karargahında olağanüstü bir durum 1 gün önce harp başlamış, dolayısı ile ben olağanüstü bir şey hissetmedim.

O günlerdeki Genelkurmay Başkanlığındaki bu gördüğümüz rapor belki öncelik sıralarının sonundaydı. Şimdi tabi bu bizim merkezimize gelmiş, merkezimizdeki tek evrak gibi düşünülüyor. İmla hataları tabi özensizlik olarak algılanabilir.

Özel durum az önce ifade etmeye çalıştığım gibi harp oyunu bir senaryoya dayandırılır. Bu senaryo çerçevesinde bizim enjekte dediğimiz değişik olaylar, aklınıza gelebilecek her şey oyuncu karargahlara enjekte edilmek sureti ile durum daha da kötüleştirilir. Biz askerler olarak belki biraz kötümseriz, en kötü duruma göre hazırlıklarımızı yaparız ki en kötü durumun altındaki her şeyi karşılayabilelim. Dolayısı ile özel durum dendiği zaman benim aklımda tabi karargah subayı olarak böyle bir çeşitli durumları içeren karargah subaylarının faaliyette bulunmasını gerektiren bir durum diye algılıyorum, algıladım.

Milli mutabakat hükümeti kurulması darbe vesaire anlamında aklıma hiçbir şey gelemezdi. Çünkü hükümet Aralık’ta kurulmuş, 3 ay geçmiş. Bu nedenle tabirimi mazur görün. Anadolu’da bir deyim vardır; Fol yok, yumurta yok derler. Fol yok, yumurta yokken böyle bir şeyin olabileceğini, maddeten tartışıldı ise aklıma gelmesi mümkün bile değil. Olsa olsa diye düşünmüşümdür. Senaryoda bazı durumlar yaratılmış. Bu senaryoda işte böyle böyle yapılırsa iyi olur gibi benim şahsi değerlendirmem olabilirdi o zaman.”

Tanık, “2002 yılı sonunda, 2003 yılı başlarında ülkemizde irticai bir iç ayaklanma belirtisi veya emaresi ortamı var mıydı?”sorusuna,

“Hayır.”cevabını vermiş,

devamında “Şimdi plan seminerini tabi siz içeriğinde neler konuşulduğunu bilmiyorum dediniz sadece sonuç raporunu gördünüz. Bu plan seminerinde özellikle gerçek kişileri ile ilgili bilgiler var, görüşmeler var. Bunların gözaltına alınması, görevden el çektirilmesi ile ilgili hususlar var. Gerçek kişilerden bahsedilebilir mi plan seminerinde?”sorusuna,

Tanık Bekir Kalyoncu: “Prensip olarak bahsedilmemesi gerektiğini düşünüyorum.” cevabını vermiş,

daha sonraki, “Bu plan seminerinde bir iç ayaklanmadan bahsediliyor ve burada Tuzla, Pendik, Sultanbeyli Belediye Başkanları, işte çeşitli imam hatip okulları isimleri veriliyor. Sunumda slaytlar gösteriliyor. Bunların görevden alınması, el çektirilmesi, gözaltına alınması gibi hususlar var. Bir plan seminerinde bunlar olabilir mi gerçek kişi olarak?”sorusuna,

Tanık Bekir Kalyoncu: “Genel değerlendirme olarak ben uygun bulmam bunların bulunmasını.”cevabını vermiştir.

”Özellikle 2003 yılı başlarında irticai bir iç ayaklanma belirtisi veya emaresi var mı diye sordum yok dediniz. Şimdi siz o dönem çok kritik bir dönem. Mayıs ayından itibaren Kuzey Irak’la ilgili hazırlıklar var. Genelkurmay Karargahı harıl harıl çalışıyor. Orada bir savaş durumu var. Onun yanında biraz önce bahsettiğiniz gibi Afganistan’da komuta kademesinin İngilizlerden zannediyorum alınması husus var. Böyle bir ortam varken, Kara Kuvvetleri Komutanlığı da olasılığı en yüksek tehlikeli senaryoyu incelemeyin diye emir veriyor fakat sizin tabirinizle yine ortada fol yok yumurta yokken 1. Ordu Komutanlığı olasılığı en yüksek tehlikeli senaryoda ısrar ediyor ve bunu oynuyor. Olasılığı en yüksek tehlikeli senaryoya uygun Olarak bir plan çalışması yapıyor. Siz burada hiç ayaklanmayı, iç tehdidin birinci öncelikli olduğu hususu raporda yazıyor. Bu durum normal mi?sorusuna,

Tanık Bekir Kalyoncu: “Tabi bu genellikle bu sorunun muhatabı Kara Kuvvetleri Komutanlığında olması lazım. Çünkü Kara Kuvvetleri Komutanlığıyla 1. Ordu muhataptır. Bu bir oyundur baştan da söylediğim gibi. Bu kadar şey söyleyebilirim.”cevabını vermiştir.

“Önünüze gelen Genelkurmay gözlemci raporunda değişik tespitler var. Bunlardan bir tanesi de plan seminerinde konuşulan konular arasında sivil toplumun yeniden yapılandırılması başlığında görüyoruz. Bu raporun bu maddesi ile ilgili olarak özellikle soruyorum. Doğal karşıladınız mı yoksa burada bir olağan dışılık buldunuz mu?”sorusuna,

Tanık Bekir Kalyoncu: “Tabi başta söylediğim gibi bir senaryo çerçevesinde öyle bir durum yaratılmıştır ki buna bir ihtiyaç olmuştur diye ben bakıyorum hep olaya. Hep senaryo var senaryoya göre. Çünkü sivil toplum kuruluşlarının gerçekten o durumda yeniden yapılandırılması vesaire ile ilgili Sayın Başkanın sorusuna verdiğim cevapta da söylediğim gibi herhangi bir olağanüstülük yok ki durup dururken bunu değiştirsinler. Yani onun için bana gayet doğal gözüktü.”cevabını vermiştir.



Dostları ilə paylaş:
1   ...   14   15   16   17   18   19   20   21   ...   83


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə