fatiha suresi bakara suresi 3- ÂL-İ İmran suresi 19



Yüklə 2,91 Mb.
səhifə67/75
tarix12.01.2019
ölçüsü2,91 Mb.
#95637
1   ...   63   64   65   66   67   68   69   70   ...   75

77- MURSALÂT SURESİ


Mekkîdir, elli âyettir.

(İlk âyette bu ad geçtiği için gönderilenler anlamına gelen bu ad verilmiştir.)



Rahman ve Rahîm Allah Adıyla

1- Andolsun, ardı ardınca, iyilikle gönderilenlere.

2- Şiddetle esip yelenlere.

3- Bulutları yayıp sürenlere. 358[1]


[1] Maksat rüzgârdır. Yalnız 4. âyette gerçekle aslı olmayanı ayırt edenler, meleklerdir, Kur’ân âyetleridir diyenler de vardır. Rüzgâr anlamına alınca bulutları ayırdedenler demek olur.


4-
Gerçekle aslı olmayanı ayırt edenlere.

5- Öğütleri telkin edenlere. 359[2]


[2] Maksat meleklerdir.


6-
Özürle suçu yok etmek husûsunda olsun, yahut korkutma husûsuna âit bulunsun.

7- Şüphe yok ki size vaat edilen, mutlaka olacak.

8- Yıldızların ışıkları sönünce.

9- Ve gök yarılınca.

10- Ve dağlar, yerlerinden kopup dümdüz olunca.

11- Ve peygamberler toplanınca.

12- Hangi gün için geciktirildi bunlar?

13- Ayırma günü için.

14- Ve nedir, bilir misin ayırma günü?

15- Vay hallerine o gün yalanlayanların.

16- Önce gelenleri helâk etmedik mi?

17- Sonra da son gelenleri tutar, katarız onlara.

18- Böyle yaparız günahkârlara.

19- Vay hallerine o gün yalanlayanların.
20- Sizi, bayağı ve azıcık bir sudan yaratmadık mı?

21- Derken onu, karâr edilecek kuvvetli bir yerde tutmadık mı?

22- Bilinen bir müddete dek.

23- Derken taktîr ettik yaratılışını, ne güzel de takdîr ederiz biz.

24- Vay hallerine o gün yalanlayanların.

25- Yeryüzünü, bir toplantı yeri olarak halk etmedik mi?

26- Dirilere ve ölülere.

27- Ve orada, sâbit ve metin dağlar yarattık ve sizi, tatlı suyla suvardık.

28- Vay hallerine o gün yalanlayanların.

29- Haydi yürüyün yalanladığınıza doğru.

30- Yürüyün üç kola ayrılmış gölgeye doğru. 360[3]


[3] Cehennemin simsiyah olması dolayısıyla gölge denmiştir. Cehennemin, üç kola ayrılıp kâfirleri saran dumanıdır diyenler de vardır.


31-
Ne gölgelendirir sizi o, ne alevden korur.

32- O, köşk gibi kıvılcımlar fırlatır.

33- Sanki o kıvılcımlar, birer sarı erkek devedir.

34- Vay hallerine o gün yalanlayanların.

35- Bu, bir gündür ki söz söyleyemezler.

36- Onlara izin de verilmez, özür getiremezler.

37- Vay hallerine o gün yalanlayanların.

38- Budur ayırma günü, sizi de toplarız, öncekileri de.

39- Artık bir düzeniniz varsa düzüp koşun.

40- Vay hallerine o gün yalanlayanların.

41- Şüphe yok ki çekinenler, gölgeliklerdedir ve pınar başlarında,

42- arzuladıkları meyveleri bulurlar.

43- Yiyin ve için, âfiyetler olsun yaptıklarınıza karşılık.

44- Şüphe yok ki böyle mükâfatlandırırız iyilik edenleri.

45- Vay hallerine o gün yalanlayanların.

46- Yiyin ve geçinin az bir müddet, şüphe yok ki suçlularsınız siz.

47- Vay hallerine o gün yalanlayanların.

48- Rükû edin denince onlara, rükû etmezler.

49- Vay hallerine o gün yalanlayanların.

50- Bundan sonra artık hangi söze inanırlar ki?


78- NEBE' SURESİ


(2. âyette ulu haberden bahsedildiği için haber anlamına Nebe' sûresi dendiği gibi 14. âyette sıkılan bulutlardan yağmur yağdırıldığı anlatıldığı cihetle sıkılanlar anlamına Mu'sırât ve ilk âyette "Neyi bir birlerine sorup dururlar" dendiği için neden ve soruşmak anlamlarına gelen Amme ve Tesâül sûresi de denir. Mekkîdir, kırk âyettir.)

Rahman ve Rahîm Allah Adıyla



1- Neyi birbirlerine sorup dururlar?

2- Pek ulu haberi.361[1]


[1] Ulu haber Kur’ân'dır, kıyamettir diyenler de olmuştur.


3-
Öylesine haber ki onlar, bu hususta aykırılığa düşmüşlerdir.

4- Hayır, bilirler yakında.

5- Gene de hayır, bilirler yakında.

6- Yeryüzünü, hazır bir yaygı olarak yaymadık mı?

7- Ve dağları, çiviler gibi çaktık.

8- Ve sizi, çift-çift yarattık.

9- Ve uykunuzu, vakitli bir istirâhat zamânı kıldık.

10- Ve geceyi, her şeyi örten bir örtü yaptık.

11- Ve gündüzü de geçim zamânı.

12- Ve üstünüzde, yedi sağlam yapı kurduk.

13- Ve yalım-yalım yanan bir kandil yarattık.

14- Ve sıkılan bulutlardan şarıl-şarıl sular akıttık.

15- Akıttık da o sâyede tohumları, otları.

16- Ve birbirine sarmaş-dolaş bahçeleri, bağları meydana getirdik.

17- Şüphe yok ki ayırma gününün vakti de tâyin edilmiştir.

18- O gün Sûr üfürülür de gelirsiniz bölük-bölük.

19- Ve gök açılmış, kapılar haline gelmiştir.

20- ve dağlar yürütülmüş, serâba dönmüştür.

21- Şüphe yok ki cehennem pusudadır.

22- Azanlara dönüp varılacak son yerdir.

23- Yıllar boyunca kalırlar orada.

24- Ne bir serinlik tadarlar, ne içilecek bir şey.

25- Ancak bir kaynar su, ancak bir kan ve irin.

26- Bir cezâdır ki tam uygun.

27- Şüphe yok ki onlar, hiçbir soru ummazlardı.

28- Ve delillerimizi boyuna yalanlarlardı.

29- Ve biz her şeyi bir-bir sayıp yazdık.

30- Artık tadın, ancak azâbınızı arttırırız sizin.

31- Şüphe yok ki çekinenlere bir kurtuluş, bir kutluluk ve murâda eriş yeri var.

32- Bahçeler, üzümler.

33- Ve memeleri yeni sertleşmiş yaşıt kızlar.

34- Ve dopdolu kadeh.

35- Ne boş bir söz duyarlar orada, ne birbirlerini yalanlama.

36- Rabbinden, fazlasıyle bir lütuf ve ihsân.

37- Göklerin ve yeryüzünün ve ikisinin arasındakilerin Rabbidir rahman, onun hitâbına nâil olmazlar.

38- O gün, Rûh ve melekler, saf saf dururlar; konuşamazlar, ancak rahmânın izin verdiği konuşur ve gerçek söyler.362[2]


[2] Ruh, Tanrının insan sûretinde bir yaratığıdır, fakat insan olmadığı gibi melek de değildir. Ruh denen bu yaratıkla, bir saf, melekler de bir saf olarak dizilecekler diyenler vardır. Mücahid, Katade, Ebu-Salih bu fikirdedir. Ruh, meleklerdendir, kıyamette o, yüceliği dolayısiyle ayrı bir saf teşkil edecektir diyenler vardır. Bu, İbn-i Mes'ud, Ata ve İbn-i Abbas'tan rivayet edilmiştir. İnsanların ruhları, meleklerle haşredilecek ve ayrı bir saf teşkil edecektir; bu da sur'un birinci ve ikinci üfürülüşü arasında ve ruhların, bedenlere reddedilmesinden önce olacaktır diyenler olmuştur. Atiyye, bunu İbn-i Abbas'tan rivayet etmiştir. Ruh'tan murat Cebrail'dir diyenler de olmuştur ki Dahhak bu fikri kabul eder. İmam Ca'fer-üs-Sadık (a.s)'tan, ruh'un, Cebrail ve Mikail'den büyük bir melek olduğu rivayet edilmiştir. Hasen, ruhtan maksat, insanların ruhlarıdır, saftan da seçilmiş, arınmış olarak manası çıkar der. Gerçek söz, yoktur Tanrı'dan başka tapacak sözüdür (Mecma, 2, 566).


39-
Bugün, gerçektir, artık dileyen, dönüp Rabbinin tapısına varmaya bir vesîle edinir.

40- Şüphe yok ki biz sizi, yakın bir azapla korkutmadayız; o gün kişi, elleriyle hazırladığına bakar ve kâfir de ne olurdu der, keşke toprak olaydım.363[3]


[3] Buradaki kâfirden maksat Şeytandır diyenler vardır.

 


Yüklə 2,91 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   63   64   65   66   67   68   69   70   ...   75




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin