GençLİk ve insanlik



Yüklə 14.01 Kb.
tarix22.08.2018
ölçüsü14.01 Kb.

>GENÇLİK VE İNSANLIK<
BİR AYET:

“Sizi yeryüzünün halifeleri kılan, size verdiği (nimetler) hususunda sizi denemek için kiminizi kiminizden derecelerle üstün kılan O'dur. Şüphesiz Rabbin, cezası çabuk olandır ve gerçekten O, bağışlayan merhamet edendir.” (6/165)


BİR HADİS:

Hz.Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "İnsanoğlunun her biri hatakârdır. Ancak hatakârların en hayırlısı tevbekâr olanlarıdır."


YENİ NESİLLER

Genç nesillere değer veren her milletler yükselmiş, onları gençlik hevesâtının akışına terk edenler ise, bu ihmallerinin cezasını çok ağır olarak çekmişlerdir. Şayet bugün, çevremiz ihanetlerle kaynayıp duruyor ve nesiller her gün biraz daha azgınlaşıyorsa, bu tamamen bizim ihmalimizin neticesidir. Evet, başımız bulutlarda dolaşırken, ayaklarımızın dibinden yatak odalarımıza kadar sızan kobraları sezemedik ve bugünkü acıklı halimizi kendi elimizle hazırladık...

Bir milletin geleceği hakkında kehanette bulunmak isteyenler, o milletin “genç”lerine verilen terbiyeye baksalar, hükümlerinde yüzde yüz isabet ederler.

Bir milletin yükselip alçalması, o millet içindeki GENÇ kuşakların alacakları ruh ve şuura, görecekleri talim ve terbiyeye bağlıdır. GENÇ’leri iyi yetiştirilmiş milletler, her zaman terakki etmeye namzet olmalarına karşılık, onları ihmal etmiş milletlerin bir adım ilerlemelerine dahi imkân yoktur.


BEKLENEN İNSAN

Hedefini bulmuş bir insan; Hakkın şahidi, insanların da rehberidir.

İnsan-ı kâmil denilince, ilk akla gelen, varlık ağacının hem çekirdeği hem de meyvesi olan Efendimiz (s.a.v)'dir. İnsanlığı kemâlât adına onun kadar zirvede temsil eden ikinci bir insan göstermek mümkün değildir.

"Müslüman'ın yönetimindeki Müslüman olmayanlar benim himayemdedir. Kim benim himayemde olanlara eziyet eder, rahatsızlık verirse bana eziyet etmiş, bana rahatsızlık vermiş olur." diyor ve yine; yoldan geçirilen bir cenazeye hürmeten ayağa kalkıyor. "Ya Rasulallah, o Yahudi idi" diyenlere, "O da insandı" buyuruyorlar.

Görülüyor ki insan; insan olduğu için üstündür. Kadın-erkek, siyah-beyaz, genç-ihtiyar, Yahudi-Hristiyan ve Müslüman, insan olarak hepsi kıymetli, hepsi değerlidir. Ahsen-i takvime, en güzel endam ve biçime konan insan, iradesiyle maalesef sefaleti seçmekte, kendisine emanet edilen bütün değerleri, maddî-mânevî bütün kıymetleri mesuliyetsizce tasarruf etmekte, perişâniyetini hazırlamaktadır. İhtiyacına ve aczine merhameten her şey emrine ve hizmetine verilen, dünyada misafir olarak bulunan insan, mükellefiyetini taşıdığı değerlere sahip çıkmakla mükelleftir.

Küçücük ceset kafesine hapsolduğu halde, şu geniş kâinata sığmayan ve dünya kendisine dar gelen insan, netice itibarıyla bir-iki metrelik çukura girme mecburiyetindedir. Hayatını suiistimal edip, emr-i İlahiye ve kâinattaki kanunlara muhalefeti ile sıkıntılara girmekte, kendi huzurunu kendisi ihlâl etmektedir.

Asırlık ihmallerin ve tuzağa düşürülmüş olmanın acısı altında kıvranan, türlü türlü entrikaların kurbanı hâline gelen mazlum dünyanın, şefkat ve merhametle, maddî ve manevî imdadına koşmak bir insanlık vazifesidir.

Bütün güzellikler, iyilikler ve muvaffakiyetler Allah'tan, sıkıntılarımız ise kendi kusurlarımızdan kaynaklanmaktadır. Allah (c.c.) zulmetmez. Zulümden münezzehtir. Zâlimi de sevmez. Hangi devir ve zaman olursa olsun, hangi millet ve devlet, hangi dine ve inanca sahip bulunursa bulunsun, Allah (c.c.) zâlimi sevmez. Adil-i Mutlak olan Allah (c.c.) bugün olmasa yarın, zâlimi cezasız bırakmaz. Zâlim zulmünün cezasını mutlaka görür ama unutmamalıdır ki; zâlim Allah’ın (c.c.) kılıcıdır. Uyuyanlara musallat eder, onları uyarır. Kabiliyetlerini geliştirir. Gafleti, atâleti terk eden, durmadan gelişen dünya şartlarına ayak uyduran milletler, güç ve kuvvet sahibi olur. Düşmanın silâhı ile silahlandığı takdirde de zâlimin zulüm yapma fırsatı ve imkânı engellenir.

Yaratılış çizgisini terk eden, dünyanın fânî ve zail cazibesine kendini kaptıran milletler ve devletler, netice itibarıyla bir gün mutlaka bir oltaya takılacak, gafletinin ve ihanetinin cezasını çekecektir, önemli olan insanlığı bu duruma düşürmemektir.

Yer yüzünde gerçek demokrasiyi, ahlâk-ı âlîyeyi temsil edecek nesiller yetiştirilmediği taktirde, mazlumun göz yaşı dinmeyecek, anaların-bacıların feryadı kesilmeyecek, yetimin iniltisi bitmeyecektir.


İNSANLIK

*Senin halktan beklediğin muamele, halkın da beklediği muameledir.

*Başkalarının yardımına koşmak, Allah’ın inâyetine sunulmuş en belîğ bir dâvetiyedir.

*Bir tebessümle dahi olsa, kardeşini sevindirmeyi ihmâl etme!

*İnsanları sevip, sevdiğini de hissettirmek aklın yarısıdır.

*İnsanlar arasındaki yerin, onların senin nezdindeki yerleri kadardır.

*Sürekli etraflarına bağırıp-çağıranlar, arzularının hilâfına dostlarını kaçırır, düşmanlarını da sevindirirler.

*Seni memnun edecek şeylerin, âlemi de memnun edeceğini unutma!

*Şerrinden endişe ettiğin kimseyi bir de iyiliklerinle yumuşatmayı dene!

*Cezalandırmaya muktedir olduğun zaman affet ki, affın bir değeri olsun.

*İyilik görmenin yolu, iyilik yapmadan geçer...

*İyi-kötü başkalarına edip-eylediklerimiz, yarın karşımıza çıkacak şeylerin tohumlarıdır.



*İdeal insan, kendine rağmen bir mum gibi yanar ve başkalarını aydınlatır...

*Dili uzun, eli kısa olmak yılanlara yakışsa da, insan için yılanlaşma sayılır.

Dostları ilə paylaş:


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə