Gizli başlıklı belgelerin Fikret BİLA'nm kitabında yayınlandığını

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 3.13 Mb.
səhifə16/36
tarix30.12.2018
ölçüsü3.13 Mb.
1   ...   12   13   14   15   16   17   18   19   ...   36

* ^«-——T—....

...Genç, yetenekli, eğitimli ve donanımlı personel arasından seçilecek 3 kişi ERGENEKON içinde (üniteler arası) ve örgüt dışında örgütü temsilen hareket edebilmeli ve teması sağlamalıdır. Bu kişiler örgüt içinde görev almamalı, örgüt dışında legal bir işte istihdam edilmelidir.

...Doğru insanı seçebilmenin bilimsel verileri yoktur. Gençlerden seçilmiş yeteneklerin eğitilerek kazanımı dışında, profesyonellerden yararlanılması pozitif bir yoldur. Doktorlar, avukatlar, psikologlar, vb gibi..." şeklinde olduğu görülmüştür.

Soruşturma kapsamında yapılan aramalarda ele geçirilen, şüpheli Erkut ERSOY'a ait, SAMSUNG marka seri numarası S042J10L853725 olan harici hard diski üzerinde yapılan incelemede "On soru-cevapda ULUSALCILARIN ihanet ceteleru.doc" isimli bir MSword dosyası tepsi edilmiş olup sözkonusu dosyanın içeriğinde; "Yeniden yapılandırılan ulusalcı sivil örgütlerin 2005 yılında devreye sokulduğu, ulusalcılann akıl hocasının İlhan SELÇUK olduğu, ulusalcı oluşumlara 2001 yılında Sedat Peker ve Doğu PERİNÇEK tarafından oluşturulan 'Kızıl Elma Koalisyonu' ile start verildiği, daha sonra Kuvayı Milliyeti derneklerin kurularak buralara binlerce üye kaydedildiği, sonuçta yıllarca kavgalı olan bu grupların 2001 yılından itibaren birlikte görülmeye başladıkları, 1999'dan itibaren yeniden yapılanmaya giden derin devlet 'ERGENEKON'un bu faaliyetleri tek bir merkezden idare edilmesi emrini verdiği" şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.

Şüpheli İlhan SELÇUK'un ERGENEKON terör örgütü mensuplarından Doğu PERİNÇEK, Kemal Yalçın ALEMDAROĞLU ve Ferid İLSEVER ile irtibatlı olduğu, örgüt yapılanmasının hücre yapılanması şeklinde olduğu dikkate alındığında şüphelinin diğer örgüt mensupları ile birebir irtibat halinde olmasının beklenemiyeceği, zaten örgüt içindeki konumu itibariyle de örgütün üst düzey yönetiminde, özellikle örgütün fikir ve düşünce yapısını oluşturan beyin kadrosunda yeraldığı kanaatine varılmıştır.

Şüpheli İlhan SELÇUK'un yapmış olduğu faaliyetlerin düşünce özgürlüğü ve siyasi görüş açıklaması olarak algılanmasının mümkün olmadığı, çünkü şüpheli İlhan SELÇUK'un toplumda bilinen yönüyle sadece bir yazar olmayıp yazarlığı dışında iş dünyasından devletin üst kademesindeki kişilerden, yüksek yargı organlan üyelerine kadar etki alanı olan bir kişi olduğu ve görünen yazıları değil görünmeyen faaliyetleriyle bir bütün olarak değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu, şüpheli Kuddisi OKKIR'dan ele geçirilen Devletin yeniden Yapılandırılması belgesinde belirtilen "yerin altındakiler ve yerin üstündekiler" olarak adlandırılan oluşumun görünmeyen kısmını şüpheli İlhan SELÇUK'un yazarlık faaliyetleri dışında gizlice yürüttüğü aylık yemekler ve bu yemeklere katılan seçkin insanları bir şekilde organize etmesi hususları göz önüne alandığmda ERGENEKON terör örgütü yapılanmasında ERGENEKON başkanlığı bünyesi içinde yer alan Teori, Tasarım ve Planlama Dairesi Başkanlığı görevini yürüttüğü, aynı birimde görevli bulunan İP lideri Doğu PERİNÇEK'in kendisine bu konuda yardımcı olduğu ve şüpheli Kemal Yalçın ALEMDAROĞLU'nun da aynı birimde uzman olarak görevli bulundukları anlaşılmaktadır. Bu üç şüphelinin gerek darbe hazırlıkları gerekse katıldıkları gizli toplantılar ve etki edebildikleri toplulukların özelliği göz önüne alındığında üçünün de ERGENEKON terör örgütünde üst düzey sorumlu olarak görev yaptıkları ve kendilerine bağlı birimlerdeki medya gücünü ve örgüt üyelerini sevk ve idare ettikleri anlaşılmıştır.

Şüpheli İlhan SELÇUK'un imtiyaz sahibi ve başyazarı olduğu Cumhuriyet gazetesine 05-10-11/05/2006 tarihlerinde el bombası atılmış olup, bu bombaları atan ve attıran konumunda ola» şüpheliler 17/05/2006 tarihinde de Danıştay 2. Ceza Dairesi Başkan ve üyelerine silAlı ^ylem*gerçekleştirerek bir üyenin ölümüne 5



yargıcın da yaralanmasına sebebiyet vermişler ve olaydan kısa bir süre sonra tetikçiler yakalanmışlardır.

Şüpheli İlhan SELÇUK Cumhuriyet gazetesine atılan el bombaları üzerine Pencere isimli köşesinde yayınlanan 12.05.2006 tarihli "Hedef Cumhuriyet

Gazetesi!.." başlıklı yazısında:

Eh, kim olduğu bilinmeyen (ya da bilinen) iki terörist Cumhuriyet'e ikinci bombayı da attı...

Eksik olmasınlar...

Şaka değil, teröristler ilk bombaların pimlerini çekmişlerdi, ikinci bombanın pimi de çekilmiş ama patlamamış; diyorlar ki:

-Yola gelin, yoksa hepinizi uçururuz...

Şişli!..

Şehrin göbeği!..

Cumhuriyet gazetesine üst üste iki bomba!..

Medyada tıssss...

Medya neyle uğraşıyor?..

Cumhuriyet gazetesinin başyazısıyla..

Ne demiş başyazı?..

"Artık takıyyeyi bırakıp Başbakan ve Meclis Başkam'nm dilleriyle şeriat devleti kuracağını açık seçik ilan eden iktidara karşı Cumhurbaşkanı sırası gelince yasal görevini yapsın" demiş...

Nedir o görev?..

Anayasada yazıyor.



*

Başyazının mim koyduğu gerçeği bir daha yazıyorum:

Başbakan RTE ve Meclis başkanı BA takıyyeyi bir yana bırakarak geleceğe dönük programlarım 23 Nisan Bayramı'nda ilan etmişlerdir.

Medya önce bu nokta üstünde durmalı!.. Bu sayın bayların konuşmalarını bir güzel okumalı; sonra da hesap sormalı!..

Değil mi?..

Hayır...


Medya Cumhuriyet'ten hesap soruyor, Cumhuriyet'e yükleniyor, Cumhuriyet'e saldırıyor...

Arada Cumhuriyet'e üst üste iki bomba atılıyor..

Ne güzel memleket!..

Ne güzel devlet!..

Ne de güzel medya!..

*

Dinci iktidar 4'te 1 seçmen oyuyla Meclis'in 3'te 2'sine el koyduktan sonra medyayı teslim aldı...

Şimdi hedef Cumhuriyet...

Bir medya, laik Cumhuriyet devletinde, Başbakan'm ve Meclis Başkam'nm şeriatçı devlete dönük açıklamalannı eleştirmekten bile kaçınırsa, meşru rejimin ayvayı yemesine az bir şey kalmış demektir...

Arada Cumhuriyet'i susturmak için bir bomba...

Susmadı mı?.. "■ ,

Bir bomba daha... , **

Devlet düzeni dep bu!.. ' -'/^% 'C

Eski adıyla eşkıyalığın, yeni adıyla terörizmin Türkiye'nin en büyük kentinde

Cumhuriyet gazetesine uygulanması...



*

Tam yazının bu satırında güpegündüz Cumhuriyet'e üçüncü bir bomba daha atıldı... Ne diyeyim?..

İnşallah bu üçüncü bombadan sonra medyamız da devletimiz de hükümetimiz de uyanır...

13/05/2006 tarihinde yazmış olduğu "Medyamızın Hali?..." başlıklı yazıda sözkonusu bomba atılma olayının medyada yeterince yer verilmediğinden serzenişte bulunduktan sonra yazısını şu şekilde tamamlamıştır.

"...Cumhuriyet'e ikinci bomba atıldıktan sonra, şu satırları yazmıştım: "Kim olduğu bilinmeyen (ya da bilinen) iki terörist Cumhuriyet 'e ikinci bombayı da attı...

Medyada tıssss...



Ne güzel memleket!..

Ne güzel devlet!..

Ne de güzel medya!..

Dün 'Pencere' köşesinde çıkan "Hedef Cumhuriyet Gazetesi!.." başlıklı bu yazı şöyle bitiyordu:

"Tam yazının bu satırında, güpegündüz, Cumhuriyet'e üçüncü bir bomba daha atıldı...

Ne diyeyim?..

inşallah bu üçüncü bombadan sonra medyamız da, devletimiz de, hükümetimiz de uyanır..."

Ertesi günü gazetelere baktım, içlerinde yalnız Hürriyet uyanmış; bir akıllı gazete olarak bir gazeteye altı gün içinde üç el bombasının atılmasını, gazeteci mantığıyla değerlendirip manşet yapmış...

Kimi gazete birinci sayfasında habere yer vermiş; kimi gazete ilk iki bomba gibi üçüncüyü de görmezlikten gelmiş...

Oysa eskiden 'Babıâli' böyle değildi...

Ne oldu bu 'medya 'ya ?..

Türkiye'de çoğu kurum, kesim, insan bozuldu; bunların başında medya geliyor...

Önce bir uyarı: Bu ülkede Cumhuriyet gibi bir gazeteye altı günde üç bomba atılabiliyorsa, üçüncü bombayı atan kişi güpegündüz, bu işi yaptıktan sonra polislerin gözü önünde kaçabiliyorsa, olağanüstü bir durum söz konusudur...

Bu olayı görmezlikten gelen ya da önemsemeyen gazeteler, dilerim ilerde pişman olmazlar...

Teröre karşı o gazete bu gazete demeden elbirliğiyle karşı çıkmak gerekmez mi?..

Ya fikir özgürlüğü?..

Ya basın özgürlüğü?..

Medyada ortaklaşa savunulması gereken ortak değerler değil midir?..

Bizim basın üçüncü bombadan sonra olaya kısmen yer verebildi; bir dostum dedi ki:

-Sonuçta bombalar haberleşebildi...

Eskiden kervanlar eşkıyaya karşı güvenliklerini, sağlamak için korucu tutarlarmış; Medine 'ye giderek bir kervan için de boy pos,^ e%şe 'kulak yerinde, yalınkılıç bir yiğidi




^—T—~

^y)^h^

ayarlamışlar!.. Kervan yola çıkmış, az gitmiş, uz gitmiş, derken çölün ortasında Kırk Haramiler' in saldırısına uğramış...

Eşkıya önce korucuya dönmüş: -Çök ulan şuraya!..

Korucu çökünce, Kırk Haramiler sıraya girmişler, tek tek herifi çimdiklemeye başlamışlar..

Ancak tam kırkıncı harami çimdiklerken bizim korucu celallenip silkinmiş, ayağa kalkmış, narasını patlatmış: -Hahaaayt!.. Sonra palasını çekip tüm eşkıyayı temizlemiş...

Medine' ye varınca kervanbaşı korucunun ücretini ödedikten sonra işine son vermiş...



Korucu:

-Ağam, demiş, görevimizi yerine getirdik ya!.. Neden beni kovuyorsun?..

Kervan sahibi:

-iyi de, demiş, ben her zaman görevini yapman için seni çimdikleyecek kırk eşkıyayı nereden bulurum?..

Cumhuriyet 'e saldırıyı basın sonunda yazıp görevini yerine getirdi; ama, tek bomba yetmedi, biz her zaman üç bombacıyı nereden bulacağız?..

Bu yazıdan da anlaşılacağı üzere şüpheli İlhan SELÇUK gündemi belirlemek ve yönetimi dize getirmek amacıyla ve fazla bir zarar vermiyecek şekilde el bombalarını çalıştığı gazetenin bahçesine attırdıktan sonra beklediği tepki ve sonuçlara ulaşamaymca köşesinde bu şekilde bir yazı kaleme almış ve bombayı atanlardan bahsederken " kim olduğu bilinmeyen (ya da bilinen) iki terörist Cumhuriyet'e ikinci bombayı da attı" derken parantez içinde "bilinen" demesi, iki kişi olduklarını söylemesi ve yazısının sonunda da "biz her zaman üç bombacıyı nereden bulacağız" diyerek bitirmesi şüphelinin eylemden bilgi ve haberinin olduğu yönünde kanaat vermiştir.

Şüpheli İlhan SELÇUK, Pencere köşesinde yayınlanan 24.05.2006 tarihli "Hal ve Gidiş?" başlıklı yazısında:



"Suçyine bizde!..

Cumhuriyet gazetesi neden üç kez bombalandı?..

Sorulur mu?..

RTE ve AKP'yi kundaklamak için...

Cumhuriyet devletinin yüksek mahkemesi Danıştay neden basıldı?..Bir yüksek yargıç neden öldürüldü, dört yüksek yargıç neden yaralandı?..

Sorulur mu?..

Dincilere göre RTE ve AKP'ye yönelik saldırı bu!..

Amaç ne?..

İktidar yanlılarına göre işin içinde eski askerler var; askeri bir darbe için gerekli zemini hazırlıyorlar...

Ordu bu işin içinde!..

Kimilerine göre zaten bu ülkede ne kötülük varsa, altında asker var...

Her şeyin başı ve kökeni askeri..

Ya İslamcılık, dincilik, irtica, yobazlık, softalık?.. Ya takıyyeci iktidarın laik cumhuriyete saldırıları?..

Ya PKK terörü?..

Boş ver...

Medyamız harika!..

Allem kallem etti, bombaları, silahları, saldırıları, fefprü 'Derin Devlet'e fatura etti...

Ya ülkeyi saran dincilik?.. " ..---*"'-, '***'

s£2_ ^hd^n:: "JşpaÇ&Z^-j

Ya takıyyeci iktidar?..

Yok öyle şeyi

Dincilik, şeriatçılık islamcılık yandaşları bir yandan iktidarda yolsuzluklarla haşır neşir olurken öte yandan da IMF faturayı topluma dayadı,..

Amerikan Doları yükseldi...

IMF -ne olduysa- AKP hükümetinden 'yeni önlemler" almasını istedi.

Ne demek yeni önlemler"/..

Zaten kışın çıkmış yoksul halk çoğunluğunun sırtına yeni yükler vurulacak demek...

Takıyyeci AKP'nin dışa bağımlı ekonomik yönetiminde dincilerle yolsuzluklar özdeşleşirken halkın da canına okunuyor...

Ama kime ne?..

Hal ve gidiş böyleyken, medya ile al gülüm ver gülüm, asker düşmanlığı ve laik cumhuriyet kundakçıhğıyla Çankaya'ya çıkmaya hazırlanan AKP'nin RTE'sine ne demeli?..

Siyasette temel stratejiyi 'Hükümet-Devlet' çatışmasına oturtan ilk Başbakan bugün iktidardadır,..

Hal ve gidişinden açıkça anlaşılıyor ki şöyle düşünüyor:

Hükümetin başına geçtim..

Devletin başına geçeceğim!..

Çoğu kişinin aklı fikri askeri darbe kuşkusunu yayarak asıl darbeyi gözlerden saklamak...

4'te 1 oyla Meclis'in 3'te 2'sini ele geçirip Başbakanlığa ve de hükümete oturan takıyyeci iktidar, Çankaya'da Cumhurbaşkanlığı makamına da AKP damgasını vurduğu gün sivil dinci darbe gerçekleşmiş olacak...

Hal ve gidiş bu...

Patlayan bombaların, sıkılan kurşunların, atılan nutukların özeti de bu..." şeklindeki yazısı ile ERGENEKON terör örgütünün gerçekleştirdiği eylemlerden sonra ERGENEKON terör örgütünün kontrol ve denetiminde olmayan medyanın yapmış olduğu yayınları eleştirerek eylemi derin devletin gerçekleştirdiği yönündeki tespitleri eleştirerek, ERGENEKON terör örgütü ana ilkelerinden olan dez-enformasyon (kara propaganda) yaparak örgütün amacına ulaşmasına hizmet ettiği anlaşılmıştır.

Bu açıklamalarımız ışığında Şüpheli İlhan SELÇUK'un ERGENEKON terör örgütünün üst düzey yöneticisi olduğu, yaptığı telefon görüşmeleri, yazdığı yazılar, yaptığı gizli ve açık yemekli toplantılarda dile getirdiği sözleri ve yönlendirmeleri ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs, halkı Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı isyana tahrik ettiği yönünde hakkında kamu davasının açılmasını ve yargılanmasını gerektirecek derecede yeterli şüphe teşkil eden deliller elde edilmiş olmakla,

Şüpheli İlhan SELÇUK'un üzerine atılı eylemlerine uyan; 5237 saydı TCK'nun 314/1, 312/1, 313/1 ve 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun S. maddeleri gereğince cezalandırılması,

Ayrıca, Şüpheli İlhan SELÇUK; ERGENEKON terör örgütünün yöneticisi konumunda olup, 5237 Sayılı TCK'nun 314/3. maddesi "Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır" ve TCK'nun 220/5. maddesi de "Örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır" hükmü gereği, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen tüm suçlardan 5237 Sayılı TCK'nun 314/3 maddesi yollaması ile TCK'nun 220/5. maddesi gereğince ERGENEKON terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenen tüm suçlardan sorumlu tutulmasının yasal zorunluluk olması nedeniyle; ■



1-Cumhuriyet Gazetesine 3 kez bomba atılması nedeniyle, ruhsatsız patlayıcı madde bulundurmak ve taşımak, korku ve panik yaratacak şekilde patlayıcı madde kullanma, mala zarar vermek suçlarından TCK'nun 174/1-2, 170/1-c (3 kez), 151/1(3 kez),

2-Danıştay saldırısında Türk Milleti adma yargılama görevini yürütmekte iken görevinin başında katledilen yargı şehidi Mustafa Yücel ÖZBİLGİN'in tasarlayarak öldürülmesi, mağdurlar Mustafa BİRDEN, Ayla GÖNENÇ, Ayfer ÖZDEMİR ve Ahmet ÇOBANOĞLU'nun tasarlayarak öldürülmeye teşebbüs edilmesi nedeniyle TCK'nun 82/a-g, 82/a-g, 35/2. maddesi (4 kez),

3- Ergenekon terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde şüpheliler; Muzaffer


TEKİN, İsmail YILDIZ, Ergün POYRAZ, Kemal KERİNÇSİZ, Mete YALAZANGİL,
Aydın YÜKSEK, Muzaffer ŞENOCAK, Fikret EMEK'in işlemiş oldukları; Devletin
güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla, gizli kalması
gereken bilgileri temin etmek suçundan dolayı TCK'nun 327/1. maddesi gereğince (8)
SEKİZ KEZ,

                  1. Ergenekon terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde şüpheliler; İsmail YILDIZ, Ergün POYRAZ, Mete YALAZANGİL, Aydm YÜKSEK, Muzaffer ŞENOCAK ve Fikret EMEK'in işlemiş oldukları; Devletin güvenliğine veya iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin belge veya vesikaları geçici de olsa, bunları tahsis olundukları yerden başka bir yerde kullanmak suçu nedeniyle: TCK'nun 326/1. maddesi gereğince, (6) ALTI KEZ,

                  1. Ergenekon terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde şüpheliler; Gazi GÜDER, Ayşe Asuman ÖZDEMİR, Halil Behiç GÜRCİHAN, İsmail YILDIZ, Kemal ŞAHİN, Mehmet Murat YÜCEL, Feridun Refik NUHOĞLU, Ergün POYRAZ, Fikret EMEK, Doğu PERİNÇEK, Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK, Sevgi ERENEROL, Habip Ümit SAYIN, Hikmet ÇİÇEK, Kemal KERİNÇSİZ, Nusret SENEM, Erkut ERSOY ve Murat ÇAĞLAR'in işlemiş oldukları, Kişilerin siyasî, felsefî veya dinî görüşlerine, ırkî kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlâkî eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin bilgileri kişisel veri olarak kaydetmek suçu nedeniyle; TCK'nun 135/2-1, 43/2. maddesi gereğince (18) ONSEKİZ KEZ,

6- Ergenekon terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde şüpheliler; Oktay
YILDIRIM, Mehmet DEMİRTAŞ ve Fikret EMEK'in işlemiş oldukları, süahlı terör
örgütüne ait silahları depolamak suçu nedeniyle; TCK'nun 315 ve 3713 Sayılı Terörle
Mücadele Kanunun 5. maddesi gereğince (3) ÜÇ KEZ,

                  1. Ergenekon terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde şüpheliler: Ayşe Asuman ÖZDEMİR ve Halil Behiç GÜRCİHAN'in işlemiş oldukları, Adil Yargılamayı Etkileme suçu nedeniyle; TCK'nun 288. maddesi gereğince (2) İKİ KEZ,

                  1. Ergenekon terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde şüpheliler: Fikret EMEK, Hayrettin ERTEKİN, Hikmet ÇİÇEK, Halil Behiç GÜRCİHAN, Hayati ÖZCAN, Ergün POYRAZ, Nusret SENEM ve Doğu PERİNÇEK'in işlemiş oldukları; Yetkili makamların kanun ve düzenleyici işlemlere göre açıklanmasını yasakladığı ve niteliği bakımından gizli kalması gereken bilgileri temin etmek suçu nedeniyle, TCK'nun 334/1 maddesi gereğince (8) SEKİZ KEZ,

                  1. Ergenekon terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde şüpheliler: İsmail YILDIZ, Bekir ÖZTÜRK, Hüseyin GÖRÜM ve Fuat ERMİŞ'in işlemiş oldukları; Askerleri kanunlara karşı itaatsizliğe teşvik etmek suçu nedeniyle, TCK'nun 319/1, 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5. maddesi gereğince (4) DÖRT KEZ,

10- Ergenekon terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde şüpheliler: Mehmet Fikri
KARADAĞ, Hayrettin ERTEKİN ve Muhammet YÜCE'nin işlemiş oldukları; Tutuklu,







^y^j

hükümlü veya suç delillerini bildirmeme suçu nedeniyle, TCK'nun 284/1 maddesi gereğince (3) ÜÇ KEZ,

11- Ergenekon terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde şüpheli Muzaffer


ŞENOCAK'm işlemiş olduğu; Ruhsatsız patlayıcı bulundurmak suçu nedeniyle,
TCK'nun 174/1 ve 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5/2. maddeleri,

12- Şüpheli Ergün POYRAZ'm işlemiş olduğu; Yasaklanan bilgileri açıklamak


suçu nedeniyle TCK'nun 336. maddesi,

                  1. Şüpheli Mehmet Fikri KARADAĞ ve Hayrettin ERTEKİN'in işlemiş olduğu; Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek veya aşağılamak suçu nedeniyle TCK'nun 216/1. maddesi gereğince (2) İKİ KEZ,

                  1. Şüpheli Hayrettin ERTEKİN ve Aydın YÜKSEK'in işlemiş olduğu 2863 Sayılı yasalara muhalefet etmek suçu nedeniyle, 2863 Sayılı Kanunun 73. maddesi (2) İKİ KEZ,

15-Şüpheli Hayrettin ERTEKİN'in işlemiş olduğu 2813 Sayılı Kanuna muhalif olarak ruhsatsız telsiz kullanmak suçu nedeniyle 2813 Sayılı Kanunun 32/a maddeleri gereğince ayrı ayrı CEZALANDIRILMASI talep edilmiştir.

56- ŞÜPHELİ KEMAL KERİNÇSİZ

a) Cumhuriyet Başsavcılığımızda alınan ifadesinde özetle;

"Yaklaşık 24 yıldan bu yana serbest avukatlık yaptığını, bugünkü Anayasamızın getirdiği sistemin kesinlikle değişmemesi gerektiği ve mutlaka korunması gerektiğine inanan ve bu uğurda meşru hukuk mücadelesi veren bir insan olduğunu, bugüne kadar şiddet kullanmadığı gibi şiddeti çağnştıracak hiçbir eyleminin olmadığını, meselelerin her zaman toplumsal uzlaşma ve fikirlerin çatışması sonucu hallolabileceğine inanan bir yapıda olduğunu, yasadışı oluşumlara karşı olduğunu, bu sebeple kendisine isnat edilen ERGENEKON örgütüne üye olmadığı gibi böyle bir örgütü bugüne kadar duymadığını, sadece basından bu cümleye rastlamakla beraber ilk defa bu soruşturma sebebiyle ERGENEKON örgütünün varlığı iddia edildiğini duymuş olduğunu, ancak buna da inanmadığını, tamamen sanal ve hayali bir örgüt olup, siyasi amaçlarla kullanılmak amacıyla yaratıldığını özellikle son dönemde Sosyal Güvenlik Yasası, Azınlık Vakıfları, 301 tartışmalan ve kötü giden ekonominin üzerine şal perdesi örülmek amacıyla siyasi iktidar tarafından düzenlendiği kanaatinde olduğunu,

Soruşturmaya konu olan şahıslardan Mehmet Fikri KARADAĞ, Mehmet DEMİRTAŞ, ARSLAN Gazi GÜDER, İsmail EKSİK (PAKER), Fuat ERMİŞ, Oğuz EVRENKILIÇ, Tuğrul DERME, Murat YİĞİT, Kemal ŞAHİN, Feridun Refik NUHOĞLU, Mehmet Murat YÜCEL, Hayrullah Mahmut ÖZGÜR, Hakan ŞANLI, Saipir PEBZLEVİDZE, Tuncay HACIBEKTAŞOĞLU, Fikret YÜKSEK, Fatih KERTİL, İlknur FINDIK, Engin ZORBA, Mehmet BOGAZKAYA, Yusuf GÖRÜM, Ali YASAK, Kahraman ŞAHİN, O. Alparslan ABDULKADİR, Raif GÖRÜM, Hüseyin GÖRÜM, Ümit OĞUZHAN, Erdal İRTEN, Emin CANER YİĞİT, Erol ÖLMEZ, Erkut ERSOY, Sami HOŞTAN, Tanju OKAN, Ahmet CEYHAN, Muhammet YÜCE, Yaşar ARSLANKÖYLÜ, Satılmış BALKAŞ, Hüseyin GAZİ OĞUZ, Müzeyyen ŞEN, Ayşe Ceylan GEÇYOL, Anatoli MADJAR, Zeki Yurdakul ÇAĞMAN, Yılmaz KARTAL ve Cemal YİĞİT isimli şahıslan hiç tanımadığını,

Şüpheliler Ali YİĞİT, Kuddusi OKKİR, Muzaffer ŞENOCAK, FİKRET EMEK, Aydın YÜKSEK, İSMAİL YILDIZ, Mete YALAZANGİL ve Murat ÖZKAN'ı Ümraniye davası şüphelileri ve tanıklan olmaları ve onlarla olan ilgileri nedeniyle tanıdığını,

Şüpheliler Emin ŞİRİN ile Güler I£ÖMÜRCÜ'yü basından, gazeteci olmalan nedeniyle tanıdığını, hatırladığı kadanyla Güler KÖMÜRCÜ ile son iki yıl içerisinde ülke

meseleleri ile ilgili yazacağı bir konuyla ilgili olarak kendisini bir iki defa araması nedeniyle telefon görüşmelerinin olduğunu,

Şüpheli Veli KÜÇÜK'ü öncelikle basından tanıdığını, kendisi ile aşın bir samimiyetinin olmadığını, yaklaşık iki yıl önce 10/Nisan/2006 tarihi Boğazlayan Kaymakamı anısına İstanbul Beyazıt meydanında sivil toplum kuruluşları tarafından düzenlenen büyük anma toplantısında kendisiyle tanıştığım Veli Paşa'nm ve kendisinin o toplantıda sadece katılımcı olduklarını, herhangi bir organizasyon veya konuşma görevlerinin bulunmadığını, yine bu toplantıdan sonra Türk Dünyası Vakfına gidip gelmesi sırasında onunla görüştüğünü, en son olarak adı geçen Vakıfta Anayasa değişiklikleri ile ilgili konferans verdiğinde şüpheli Veli KÜÇÜK'ün dinleyici olarak bu toplantıya katıldığını, yine Hrant DİNK davasında cinayet ile ilgili Tekirdağ'dan cezaevinde bulunan PKK tutukluları, Adana'dan DTP 'li olan kişiler, Ankara'dan da İnsan Haklan ve Kürtçü Derneklerin Veli KÜÇÜK ve kendisini azmettirici sıfatıyla şikayet ettiklerini, haklarında İstanbul Özel Yetkili Ağır Ceza Cumhuriyet Başsavcılığından ve Şişli Cumhuriyet Başsavcılığından takipsizlik kararlan verildiğini, Şişli'de ifade verdiğini, ifadeyi alan Cumhuriyet Savcısı'nın "Veli KÜÇÜK'ün telefonunu biliyorsanız o da gelsin ifadesini versin" demesi üzerine kendisinin cep telefonundan onu aradığını, yine bu şikayetlerle ilgili Veli Paşa ile birden fazla aynı dosyada şüpheli konumunda olmasından dolayı birden fazla görüşmesinin olduğunu, ayrıca şüpheli Veli KÜÇÜK ile Türk Ortadoks Kilisesinin kuruluş yıldönümlerinin toplantılarında karşılaştığını, bunlann dışında onunla herhangi bir ortak çalışmasının olmadığını,

Şüpheli Oktay YILDIRIM'ı birkaç basın toplantısından tanıdığını, Orhan PAMUK ve Elif ŞAFAK hakkında açtıklan davalarda kendisinin müdahil ve davacı konumunda olduğunu, bundan yaklaşık birbuçuk iki yıl önce bürosuna bir defa bir polisle olan şahsi bir problemi nedeniyle şikayet dilekçesi yazması için geldiğim, bürodaki diğer avukat arkadaşlanmn kendisine yardımcı olduklannı, bir de bundan yaklaşık 15 ay önce Hukukçular Birliğinin Yönetim Kurulu toplantısına katılmak istediğini, kendisinin ona, derneklerinin sadece avukat üyeleri kabul ettiğini, avukat olmadığı için katılamayacağını beyan etmesi üzerine münakaşa ettiklerini ve İS aydan beri kendisi ile yüz yüze veya telefonla hiçbir görüşmelerinin olmadığını, en son görüşmelerinin 09/KASIM/2006 tarihi olduğunu, Ümraniye dosyası ile alakalı da ne cezaevinde ne de bir başka yerde kendisi ile hiçbir görüşmesinin olmadığını,

Şüpheli Muzaffer TEKİN ile de yine yukanda Veli Paşa ile tanıştığım ifade ettiği 10/Nisan/2006 tarihindeki Boğazlayan Kaymakamı'nı anma toplantısında tanıştığını, görüşmelerinin basın toplantılannda konferanslarda olduğunu, Danıştay operasyonu olunca söz konusu davada diğer şüpheli Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK' ün müdafisi olması sebebiyle kendisi ile görüşmesinin olduğunu, kendisini o sebepten dolayı da tanıdığını, Danıştay operasyonundan sonra da yine basın toplantılannda birlikte olduklannı, çok sıklıkla olmamakla birlikte telefonla görüştüklerini ve Ümraniye operasyonundan sonra da kendisinin vekilliğini yürütmeye başladığını, eşi Müge hanımla da bu vesile ile tanıştığını, Danıştay olayından sonra Muzaffer'in kendisini sosyal hayattan geri çektiğini, son dönemde iki şehit cenazesinin kaldınldığı Levent Cami'sinde görüştüğünü, kendisinin Muzaffer TEKİN ile herhangi bir organizasyon gerçekleştirmediğini, ticari veya hukuki hiçbir sivil toplum kuruluşunda biraraya gelip ortak birşey yapmadıklannı, kendisinin bürosuna dahi hiç gelmediğini belirttiği,

Sevgi ERENEROL'u, 2003 yılından beri tanıdığını, ilk defa Kadıköy'de şehitlerle ilgili olarak hatırladığı kadanyla PKK'yı tel'in niteliğinde olan bir mitingde tanıştığını, daha sonra kendisini Türk Ortadoks Patrikhanesinin kuruluş yıldönümlerine çağırdığını, Fener Rum Patrikhanesinin Atatürk'ün talimatlan doğrultusunda kapatılması konusunda bir imza kampanyası başlatıldığını, o kampanyaya şüpheli Sevgi hanımın da katıldığını ve akabinde Danıştay'a Patrikhanenin kapatılması için dava açıldığını ve davanın hala devam ettiğini,






_^—«... «r"T



Aydınlar Ocağının, Türk Dünyası Vakfının toplantılarında hep beraber olduklarını, kendisi ile kurucu üyesi oldukları ve "Ayasofya'mn kilise olmaması ve Rum Ortadoks Merkezi olmaması Türk kültürünün hizmetinde bulunması ve nihai amaç olarak camiye dönüştürülmesi" için kurmuş oldukları bir derneğin bulunduğunu, bunun dışında ayrıca Büyük Güç Birliğinin üyeleri arasında olduğunu, evlerine gittiklerini, onların da ailecek kendilerinin evlerine geldiğini, ailecek görüştüklerini, görüşmelerinin sıkça olduğunu, aynı zamanda kendisinin müvekkili olduğunu, belli bir periyot içinde olmaksızın her zaman görüştüklerini,

Şüpheliler Mahmut ÖZTÜRK ve Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK'ü Danıştay saldırısı ile ilgili Ankara'da görülen davada şüpheli olmaları sebebiyle tanıdığını, kendisinin sadece Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK'ün vekili olduğunu, bu davada ve o davada Mahmut ÖZTÜRK' ün vekili olmadığını, davadan sonra da Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK ile birkaç defa görüşme yaptığını, telefon numarasının rehberinde kayıtlı olduğunu, görüşmelerinin tamamen dava konusu ile ilgili olduğunu,




Dostları ilə paylaş:
1   ...   12   13   14   15   16   17   18   19   ...   36
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə