Günü saat: 22. 27'de X şahısla yaptığı telefon görüşmesindeki; Ali'nin "Akşam paşam arıyo, ben seni biliyorum tamam mı normalden arıyorsun zannediyordum bülbül gibi ötüyorum, bu Faruk'u dövdüm" dediği, X şahsın "Kalabalık gitseydiniz"


g)-Hukuki durumunun değerlendirilmesi



Yüklə 3,45 Mb.
səhifə13/59
tarix30.11.2017
ölçüsü3,45 Mb.
#33405
1   ...   9   10   11   12   13   14   15   16   ...   59

g)-Hukuki durumunun değerlendirilmesi;
Şüpheli Mehmet Fikri KARADAĞ'ın, Ergenekon Terör Örgütünün yöneticilerinden olduğu , Ergenekon Terör Örgütünün kendisine bağlı "Sivil Unsurların" kurulması ve örgütlenmesi amacı ile hazırladığı "Lobi" adı verilen gizli-örgütsel çalışması uyannca kurulan Ergenekon Terör Örgütüne bağlı "Lobi Yapılanmasının" karan ve bu yapılanmanın Sivil Toplum Kuruluşlan alanındaki faaliyet şekil ve esaslanm belirlemek için hazırladığı "Dinamik" adı verilen örgüt dokümanında gösterilen "Kuvayi Milliye Cephesi gibi Milli Mücadele yıllannda kurulan örgütlerin günümüzde yeniden kurulması ve faaliyete geçirilmesi uygun görülmüştür" hedefinin uygulamaya konulması amacı ile Kuvayi Milliye Derneğinin kurulması ve Ergenekon Terör Örgütünün amaçlan doğrultusunda yönetilmesini sağlaması ile görevlendirildiği ,bu görevi kapsamında da Kuvayi Milliye Derneğini kurduğu, Genel Başkanlığını yaptığı, "Lobi" adı verilen örgüt belgesinde "Eleman Profili" alt başlığında yazılı " .... gereğinde her tür eleman profilinden yararlanılmasından kaçınılmamalıdır, özellikle sistemle banşık olmayan, aradığını bulamamış yapıdaki kişilikler seçilmelidir...." hedefine uygun olarak örgüte eleman kazandırdığı, "Hedef alt başlığında yazılı " ....mafia gruplan tümüyle yeniden gözden geçirilmeli, deneyimli mevcut gruplann karşısında yeni ve güçlü bir grup oluşturularak, denetim, ve kontrol altına alınmalan sağlanmalıdır" ve "Finans" alt başlığında yazılı " Lobi'nin faaliyetlerinin finansı başlangıç noktasında Ergenekon tarafından karşılanmalıdır. Ancak, organizasyon ilk ticari şirketini kurup faaliyete geçirmesinin ardından finansal desteğe son verilmeli ve örgütün kendisine finans kaynaklan oluşturması sağlanmalıdır" hedefine uygun olarak örgüte kazandırdığı elemanlann profillerinden de yararlanıp mafya tarzı faaliyetlerde bulunarak örgüte gelir temin ettiği, yine "Amaç" alt başlığında yazılı "..bu çalışma ile hayata geçirilmesi plânlanarak önerilen "Lobi" göstereceği faaliyetler ile yukanda işaret edilen alanlarda çok daha kolay ve sağlıklı istihbarat toplayabilecek ve değerlendirme ile analizini gerçekleştirecektir. Kontra senaryolar üretebilecek, etkinlikler tasarlayarak uygulamaya koyacak...,...işlev ve misyonunu tamamlamış çeşitli işçi sendikalannın, sivil toplum örgütlerinin etkilenmeleri sağlanarak, mevcut sendikalann tepkisel ve kitlesel eylemleri, endirekt metodlarla yönlendirilmesi sağlanacak " hedefine uygun olarak örgüte kazandırdığı elemanlar aracılığı ile örgüt amaçları doğrultusunda istihbarat topladığı, legal faaliyetleri çerçevesinde sivil demokratik tepki görüntüsü ve kamuoyu oluşturmak amacı ile yönetim aleyhine olan sivil toplum hareketlerini organize ettiği veya içerisinde yer aldığı, illegal faaliyetleri kapsamında ise yukanda

sayılanlardan ayn olarak örgütün amaç ve ilkelerine aykın davrandıklannı düşündükleri yönetimi askeri bir müdahalenin sağlanmasını temin edip hukuk dışı yoldan yönetimden uzaklaştırabilmek için askerleri emir komuta zinciri dışında hareket etmeye teşvik ettiği, yine bu amaçla kamuoyunda askeri bir müdahalenin haklılığı temin amacı ile de ülkede kanşıklık veya silahlı bir halk ayaklanmasına neden olabilecek derecede tepki çekip, yönetim zafiyeti oluşturacak provakatif terör eylemleri organize etme teşebbüsünde bulunduğu iddia edilmektedir.


Şüpheli özetle ; Kendisinin daha önce VKGB Hareketinin teşkilattan sorumlu başkan yardımcısı olduğunu, daha soma bu hareketin başkam Taner ÜNAL'ın kendisine söylediğinin aksine teröristler tarafından değil dolandırdığı insanlar tarafından vurulduğunu öğrendiğini,bu nedenle VKGB ile ilişkisini kestiğini,Kendisinin Hüseyin GÖRÜM ve İbrahim ÖZCAN ile birlikte çekirdek kadroyu oluşturarak 11 Kasım 2005 tarihinde Kuvayi Milliye 1919 Derneğini kurduğunu, Mersin ilindeki Silah, Kur'an ve Bayrak üzerine yapılan yeminin Türk Kurtuluş Savaşı öncesindeki zor şartlarda yapılmış mücadeleyi anımsatan bir tören olduğunu, bu yemin töreninden soma Muhammet YÜCE isimli psikopat olduğunu değerlendirdiği kişinin telefonla arayarak Bursa'da yanında 50-60 kişi bulunduğunu, emrettiği takdirde herşeyi yapmaya hazır olduğunu söylediğini, ancak kendisini geçiştirdiğini, 22 Temmuz seçimlerinden soma yine telefonla arayarak Ahmet TÜRK ve Osman BAYDEMİR'in işinin bitirilmesi gerektiğini söylediğini, her defasında kendisini geçiştirdiğini, Ergenekon isimli yapılanmayı basından duyduğunu, böyle bir yapılanma olup olmadığını, var ise mahiyetini bilmediğini savunmuştur.

Esasen, Kuvayi Milliye Derneğinin Ergenekon Terör Örgütünün kendisine bağlı "Sivil Unsurlann" kurulması ve örgütlenmesi amacı ile hazırladığı "Lobi" adı verilen gizli-örgütsel çalışması uyannca kurulan "Lobi Yapılanmasının" karan ve bu yapılanmanın Sivil Toplum Kuruluşlan alanındaki faaliyet şekil ve esaslanm belirlemek için hazırladığı "Dinamik" adı verilen örgüt dokümanında gösterilen "Kuvayi Milliye Cephesi gibi Milli Mücadele yıllannda kurulan örgütlerin günümüzde yeniden kurulması ve faaliyete geçirilmesi uygun görülmüştür" hedefinin uygulamaya konulması amacı kurdurulduğu, derneğe konulacak ismin dahi "Dinamik" isimli örgüt belgesinde belirlendiği,yukanda genel açıklamalar bölümünde anlatılmıştır.

Buna karşın Kuvayi Milliye Derneğinde faaliyet yürüten birçok şüpheliden elde edilip önemi nedeni ile aşağıda özetlenen, logosu yanında "Kuvayi Milliye Genel Merkezi" başlık ve "Kuvayi Milliye Nedir" alt başlıklı 5 sayfalık bilgisayar çıktısı metinde ; Türk Ordusunun tarihi gelişiminden, 1.Dünya Savaşından soma dağıtılmasından, vatan topraklannm düşman tarafından işgal edilmesinden, devletin halkını ve ülkesini koruyamadığı gerçeğinin farkına varan halkın savunma içgüdüsü ile Kuvayi Milliye birliklerini kurduğundan, askerlerin bir bölümünün de milis güçlerinin oluşumuna destek verdiklerinden , elde kalmış bir kaç parça silahın milislere aktanldığmdan, genç subaylar'ın da milis güçlerinin öncü ve lider kadrolannı oluşturduğundan, bu ortamda Kuvayi Milliyenin doğrudan doğruya Harbiye Nezareti (Savunma Bakanlığı) ve Erkanı Harbiyei Umumiye (Genelkurmay)'ye bağlı olmadığı için kontrol ve disiplinini sağlamanın yeterince mümkün olmadığından,Kuvayı Milliyenin kendi içerisinde bir bütün oluşturmadığından, milis güçlerinin kumandanlannmdan bir kısmının asker kökenli olmalanna karşın o an ordu kadrosu içerisinde yer almayan veya istifa eden genç subaylar ile emekli olan subaylar, bir kısmının eşraf,bir kısmının efeler,bir başka grubun da eşkiya reislerinden oluştuğundan, dolayısıyla bu gruplarda genel bir karargah,kumanda bütünlüğü,silah birliği,ortak hareket olmadığından, bu nedenle zaman zaman yanlışlıklara, keyfi uygulamalara yönelebildiklerinden, Meclis açıldıktan, sonra Ankara Hükümeti ile bağlantılannı sürdürdüklerinden, Büyük Millet Meclisi düzenli ordulannın yetersiz kalıp ayaklanmalara tek başına cevap veremediği durumlarda Kuvayi 'Milliyenin devreye

girdiğinden, Kuvayi Milliye'nin görevini yerine getirerek işgal ordusunun yayılmasını önledikten soma kesin sonucun alınması için düzenli ordu birliklerin yanında yer aldığından, Hıyaneti Vataniye Kanununun çıkarılması ve İstiklal Mahkemeleri'nin kuruluşu ile hainlerin hak ettiği cezalara çarptırıldığından, milli ordu kurulmasman ardından da ebedi Başkomutanı Mustafa Kemal Paşa'nm yönetiminde zaferin kazanıldığından , en son aşamada da ordu-millet bütünleşmesi ile milli devrimlerin gerçekleştirildiğinden bahsedilerek, aynısı ile "...günümüzde de aziz vatan toprakları can düşmanlarımıza pazarlanmakta, kahraman ordumuz sanki başka bir milletin ordusuymuş gibi her fırsatta yıpratılmakta, yer altı ve yerüstü milli servetlerimiz yabancılara peşkeş çekilmekte, Cumhuriyet'in bütün maddi ve manevi kazanından çılgınca yok edilmeye çalışılmakta, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü gözlerimizin önünde parçalanmaya devam etmekte, velhasıl tarih tekerrür etmektedir.Büyük Atamızın Gençliğe Hitabesi'ndeki her şey mevcut ve gerçekleşmek üzeredir.O halde; Ey Türk'ün asil evlatları!..Kuvayi Milliye zamanı değil mi.." şeklindeki yazılar bulunduğu tespit edilmiştir.

Gerçekte, örgüt amaç ve ilkelerine aykın davrandıklan kabul edilen yönetimi, askeri bir müdahalenin sağlanmasını temin edip hukuk dışı yoldan yönetimden uzaklaştırmayı , bu amaçla kamuoyunda askeri bir müdahalenin haklılığı temin için ülkede kanşıklık veya silahlı bir halk ayaklanmasına neden olabilecek derecede tepki çekip, yönetim zafiyeti oluşturacak provakatif terör eylemleri organize etmeyi amaçlayan ve gerçekleştiren Ergenekon Terör Örgütü, Kuvayi Milliye Derneğindeki yapılanması ile ; bu ve buna benzer birçok dokümanda demokratik sistemin tüm kurumlanyla yaşandığı ülkeyi kurtuluş savaşı yıllannda işgal edilerek istilaya uğramış Anadolu topraklan gibi gösterip, bu savaşın kazanılmasındaki önemli rolüne hemen kimsenin itiraz etmeyeceği Kuvayi Milliyenin tarihe malolup her zaman saygı ile anılan hatırasından yararlanıp vatandaşlan yanıltarak "hain" ve "düşman" olarak gösterdikleri kişiler aleyhine Kuvayi Milliye Dernekleri ile örgütleyip silahlı mücadeleyi de içerir şekilde faaliyet göstermeye çağırarak örgüt propagandası yaptığı değerlendirilmiştir.

Şüphelinin 14.10.2006 tarihinde Mersin Kuvayi Milliye Derneğinin düzenlediği toplantıda yeni üye olacak kişilere özetle ; " bu uğurda ölmeyi,öldürülmeyi ve öldürmeyi de göze almaları gerektiğini, bunu göze almayanların şimdiden ayrılması gerektiğini" ikaz ettikten soma Kuran,Bayrak ve Silah üzerine Kuvayi Milliye Yemini olarak tabir ettikleri yemini ettirdiği görsel basında yer almış, yapılan aramalarda da bu tören görüntülerine ilişkin CD'ler birçok şüpheliden elde edilmiştir. Şüpheli yemin metninin kendisi tarafından hazırlandığını, ancak yemin metninde "ölmek, öldürmek ve öldürülmek" gibi hiçbir beyan olmadığını, hatta o manaya gelebilecek hiçbir beyanın da bulunmadığını, aynca dernekle ilgili hiç kimseye ölmek veya öldürmek konusunda telkin, teşvik ve ima yapılmadığını, yeminde töreninde kullanılan silahlann derneğin Mersin temsilcisi Kemal CANAY ve kendisine ait ruhsatlı silahlar olduğunu, derneğe üye olan kişilere bu yeminin yaptınlmadığım, sadece bir defa Mersin'deki yapılan törende bu yeminin yaptınldığinı savunmuştur.

Şüpheli,her ne kadar kendisinin hazırladığı yemin metninde "ölmek,öldürülmek ve öldürmek" gibi kelimelerin geçmediğini savunmuş ise de, incelenen görüntülerden bu sözlerin yeminden hemen önce yaptığı konuşmada söylendiği tespit edilmiştir.

Bu sözlerin bir tarih konferansı yada toplantısında değil, Kuvayi Miliye Derneğine üye olacak kişilere yaptmlan yemin öncesinde söylendiği , Ergenekon Terör Örgütünün de amaç ve ilkelerine aykın davrandıklan kabul ettikleri yönetimi, askeri bir müdahalenin sağlanmasını temin edip hukuk dışı yoldan yönetimden uzaklaştırmayı , bu amaçla kamuoyunda askeri bir müdahalenin haklılığı temin için ülkede kanşıklık veya silahlı bir halk ayaklanmasına neden olabilecek derecede tepki çekip, yönetim zafiyeti oluşturacak provakatif terör eylemleri organize etmeyi amaçlad^ğffjîpaje..alındığında, Kuvayi Milliye

Demeğine üye olacak kişilerin "ölmek,öldürülmek ve öldürmeyi de göze almaları" gerektiğinin ikazı için söylendiği anlaşılmaktadır.

Esasen bu yemini eden veya etmeyen demek yapılanmasmdaki kişiler ile şüphelinin yaptığı;



07.08.2007 tarihinde Kahraman ŞAHİN ile görüşmesinde özetle; Kahraman'ın "Sen bizim babamız değil misin baba ya" "Sen bizi öldürsen, dövsen dahi biz sana kötülük düşünebilir miyiz baba, her şeyimiz sensin bizim" , "..senin evladın var, biliyor musun, her türlü her şekilde, her şeyle çarpışacak bi askerin var", "Baba, senin emrindeyiz tamam mı, öl dediğin an, o sahtekarlar gibi değil"

09.10.2007 tarihinde Mustafa isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Mustafa'nın "Komutanım yok mu yapacağımız,yapabileceğimiz herhangi birşey yok mu,bizim elimizden gelen,gideceğimiz geleceğimiz, vuracağımız,asıp keseceğimiz bir şeyimiz yok mu bizim'V'Elimiz kolumuz böyle bağlı oturucaz yani komutanım"

26.07.2007 tarihinde Muhammed YÜCE ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin "Mehmet ALT AN bu Ahmet'in kardeşi Çetin ALTAN'm oğlu" "O .... suratlı bir herif var ya ... sakallı" , Muhammet'in "Yanlış Yapıyorsa .. .Harcayalım Onu"

Şeklindeki sözler ve buna benzer daha birçok telefon görüşmesinden de şüphelinin, sorgulamadan insan öldürmek dahil her şeyi yapacak derecede kendisine bağlı kişileri etrafına topladığı anlaşılmaktadır.

Çeşitli yayın kuruluşlarında Kuvayı Milliye Demeği Mersin Temsilcisi Kemal CANAY'm bir basın açıklamasında "ellerinde 13.500 hainin listesi" olduğu yönünde beyanları yer almış , aynı görüntülerin aramalarda çıkan CD'ler içerisinde de yer aldığı tespit edilmiştir.Şüpheli kesinlikle bu şekilde bir listenin olmadığını, beyanların aslı olmayıp laf olsun diye söylenmiş sözler olduğunu savunmuştur.Yukarıdan itibaren yapılan açıklamar ile sözü edilen şekildeki bir listeyi Ergenekon Terör Örgütünün kendilerince hain ve düşman olarak gördüğü kişileri Kuvayı Milliye Derneğindeki yapılanmasının istihbarat faaliyetleri ile oluşturmuş olabileceği de akıldan uzak değildir.

Nitekim, Mehmet Fikri KARADAĞ'm ikametinde yapılan aramada elde edilen Toshiba_Laptop bilgisayarında Doc isimli klasör içerisinde: Ali ÖZOĞLU tarafından 09.04.2006 tarihinde hazırlandığı yazılı "TÜRKİYEARTIKBİZİMKONTROLÜMÜZDE[2]" isimli (4) Dört sayfalık word belgesinde ; ".. .Ülkeye ihanet edenlerin icraatları her geçen gün ortaya dökülmeye başladı. Hainlerin yaptığı en küçük ihanet bile Kuvayı Milliye tarafından ortaya dökülecek ve gereği neyse o mutlaka yapılacaktır! .Vatan topraklarını satanlardan, makam koltuklarını satanlara kadar her kim olursa olsunlar, bundan nasibini alacaktır.., O gün başbakanım, bakanım, başkanım, müdürüm ya da amirim böyle emretti yaptım., gibi bir mazeret asla geçerli olmayacaktır. Çünkü, vatana ihanet etmek, sadece stratejik sırlan yabancılara vermekle sınırlı değildir.., Bir grubun üyesi veya yandaşı olan en olmadık insanlan, en olmadık görevlere atamak ta masum bir torpil değil vatana ihanettir.. Böylesi bir atamayı onaylamak, emir verildi yaptım., gibi bir mazerete asla sığdmlamaz!. En milli kurumlanmızda bu türden kadrolaşmalar hızla yapılmaktadır. Bütün bu çalışmaları Kuvayı Milliye hassasiyetle izliyor ve not ediyor!..,Her şey ortaya dökülüyor...Hiçbir şey gizli kalmaz..Ve yolun sonuna yaklaşıldı!..Bu cennet vatana ihanet edenler ve ihanetin en küçük halini bile o küçük beyinlerinden geçirenler şunu çok iyi bilmeli ki, Kuvayı Milliye asla unutmaz.. Asla affetmez!..." yazılı olduğu gibi Kuvayı Milliye Derneğindeki yapılanmanın istihbarat faaliyetleri ile not ettiği kişilerden 13.500 kişilik bir liste çıkması da mümkündür.

Kuvayı Milliye Demeğinin Teşkilatlanmadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin GÖRÜM'ün "Mehmet Fikri KARADAĞ'm elinde 13.500 hainin yazılı bulunduğu bir liste olduğu beyanlanm kendisinden duyduğu, ancak-bu listede kimlerin olduğunu ve

:f,:' "V ' •. ■■■X.



kimin ne amaçla hazırladığını bilmediği " şeklindeki beyanları da bu değerlendirmeyi teyit etmektedir.Gizli Tanık-17 ve şüpheli Murat ÇAĞLAR da bu beyanları doğrulamışlardır.

Ergenekon Terör Örgütü ve örgütün Kuvayı Milliye Derneğindeki yapılanmasının istihbarat toplama faaliyetleri ile Ergenekon Terör Örgütünün Kuvayı Milliye Derneğindeki yapılanması ile bağlantılı olarak çalışan,Ergenekon Terör Örgütüne bağlı Lobi yapılanmasının istahbarat toplama biriminin yöneticisi Erkut ERSOY'un faaliyetleri ilgili bölümlerde geniş olarak izah edildiğinden burada tekrar edilmeyecektir. Mehmet Fikri KARADAĞ'm gerek Erkut ERSOY ile bağlantılı olarak, gerekse Kuvayı Milliye Derneği yapılanmasında kendisinin alt hiyerarşisinde bulunan diğer şahıslar ile Ergenekon Terör Örgütünün amaçlan doğrultusunda istihbarat toplama faaliyetinde bulunduğu anlaşılmaktadır.

Şüphelinin,Kuvayı Milliye Derneğini Ergenekon Terör Örgütünün amaçlan doğrultusunda, dernek mevzuatı dışında ve uygulamada da görülmeyen bir şekilde hiyerarşik bir yapı oluşturarak yönettiği, kendi faaliyet ve yönlendirmeleri ile bu yapılanmaya eleman kazandırdığı, örgütün amaçlan doğrultusunda motive ettiği,örgüte gelir temin etme,istihbarat toplama gibi illegal ve toplantı, miting, seçim çalışması gibi legal faaliyetlerini organize ettiği, faaliyetlerinde gizliliğe olabildiğince dikkat ettiği yukanda özetlenen telefon görüşmelerinden açıkça anlaşılmakta olup, burada tekrar edilmeyecektir.

Ergenekon Terör Örgütü ve ona bağlı olan Lobi yapılanması gizli bir örgüttür. Bu özelliği örgütün ana dokümanlan olan Ergenekon Analiz Yeni Yapılanma Yönetim Ve Geliştirme Projesi isimli belgede gizlilik ön koşul olarak gösterilerek illegal işlerin en önemli sorunu, faaliyetlerin gizliliğidir. Bu alandaki faaliyetleri bilenlerin sayısı olabildiğince az olmalıdır, Lobi isimli belgede ise, Lobi gizli örgütsel çalışma olarak tarif edilerek Lobinin tüm çalışma ve faaliyetlerinde gizlilik prensiplerine sadık kalınmalıdır şeklinde ifade edilmiştir. Buradan hareketle üyelerinin önemli bir kısmının örgüt yapılanmasını dahi kapsamlı olarak bilmediği ve bilmesinin de gerekmediği anlaşılmaktadır. Esasen gizli olan bu örgütün açık kaynaklar aracılığı ile propagandasının yapıldığını iddia etmek ilk başta çelişki olarak görülse bile yukanda izah edildiği gibi Lobinin yapılanması ve tüm faaliyetlerinin mevcut hukuk plâtformuna uygun olması, faaliyetlerin legal görünümlü dernek, vakıf ve benzeri sivil toplum kuruluşlan ile perdelenerek yürütülmesi öngörülmüştür. Bu amaçla örgüt tarafından kurdurulan Kuvayı Milliye Derneği legal bir yapılanmadır. Bu nedenle legal bir derneğe üye temin etme görüntüsü ile eleman kazandınlması veya başka bir amaçla propaganda yapılması örgütün gizlilik prensibini ihlal etmemektedir.

07.01.2007 tarihinde Pendik ilçesinde 1 adet ruhsatsız tabanca ile yakalanan Murat ÇAĞLAR'm, Kuvayı Milliye Derneğine ait olduğunu söylediği araçta bir kısım dokümanlar bulunmuştur.

(1) rakamı ile numaralandınlan, el yazısı ile yazılmış not kağıdında; İstihbarat jargonu başlığının olduğu ve altında "çiftçi=tetik çeken kelle alan, çöpçü=silahşörlere lojistik destek sağlayan, tavşan=operasyondaki hedef, namazdan sonra=cuma öğleden sonra, alış veriş=operasyon, yemlemek=dolar vermek, kış uykusuna yatmak=emir gelinceye kadar hiçbir şey yapmamak, perdeleme=koruma altına alma, çizgi=ülke smm, şirket=cıa merkezine denir Türk istihbaratçılar da Mit'e şirket diyor" şeklinde notlann yazılmış olduğu, (2) rakamı ile numaralandınlan, el yazısı ile yazılmış not kağıdında; "Pantolonun ağ kısmı derin ve bol olacak, ayakkabı kaymamalı ses çıkarmamalı koşmaya müsait olmalı, ceket kabalanndan aşağıda uzun olur dışanya hafif bombe verilir tabanca tamamen kaybolur, takım elbiselerin astarlan düğmeleri kolay sökülmeyecek cinsten olmalı kavgada sökülenler ileride yakalandığında mahkemede delil olarak kullanılabilir, büyük ve sağlam pamuk mendil çok önemlidir, her işe yarar yaranın üzerine bastmrsan kan kaybını önler, iç çamaşın slip olmaz bokser gibi şort olmalı ki aleti yani tabancayı rahat koyabilesin külotunun lastikleri elinin kalınlığında olmalıki alet düşmesin, kemerler Amerikandan'özel gelir son delikten sonra kemer içinde bir boğayı rahatlıkla kesebileceğin çok->keskin,-biÇ'âk ^görevi yapan bir metal

vardır bu kemerler çok pahalıdır piyasada satılmaz" şeklinde notların yazılmış olduğu, (4) rakamı ile numaralandırılan, el yazısı ile yazılmış not kağıdında; "Kimlik gizli kalmalıdır, anne-baba kardeş senin kimliğini bilmemelidir, kimlik taşınmaz, şirket telefonundan ulaşılır, numara gizlidir, yazı tipleri çok yönlüdür, sağ ve sol el kullanılmalıdır" şeklinde notların yazılmış olduğu görülmüştür. Aynca diğer belgelerin içeriğinde ise değişik kişilere ait istihbari mahiyette bilgiler olduğu tespit edilmiştir.

Bunlar üzerine başlatılan soruşturma kapsamında Kuvayi Milliye Derneğinde yapılan aramada el konulan bilgisayarlann incelemesinde tespit edilen "KOMİSYONLAR.doc" isimli, altında Mehmet Fikri KARADAĞ,Hüseyin GÖRÜM ve Kahraman ŞAHİN yazan belge içeresinde derneğin kuruluş şeması olarak bazı bölümlerin oluşturulduğu, belgenin altında Mehmet Fikri KARADAĞ yazdığı tespit edilmiştir. Bu bölümlerden, Özel Kuvvetler Komisyonu başlığının altında "Bu komisyon savaş anında, seferberlik anında ve şanlı ordumuz tarafından ihtiyaç duyulduğu anlarda görev yapacak olan Kuvayi Milliye Kuvvetlerini oluşturmak ve hazırlamakla görevlidir... aynca Kuvayi Milliyenin güvenliğinden sorumlu olup alt kurullar oluşturacak, güvenlik şirketi ve benzeri ticari işlere girecek." ibaresi yazdığı tespit edilmiştir.

Şüphelinin Kuvayi Milliye Derneğinde neredeyse askeri yapıya benzer bir hiyerarşi oluşturduğu, her konuda kendisine danışıldığı, diğer şüphelilerden Recep Gökhan SİPAHİOĞLU'nun ifadesinde de belirttiği şekilde kararlan kendisinin verdiği, yönetim kurulu karan ve karar alma prosedürünün ise göstermelik olduğu, bu konunun şüphelinin ve Kuvayi Milliye Derneğindeki yapılanma ile bağlantılı diğer kişilerin burada tekrarlanamayacak kadar çok olan telefon görüşmelerinden de açıkça anlaşıldığı, buna göre şüphelinin yukanda yazılı dokümanlardan haberinin olmadığını beyan etmesinin savunma amaçlı bulunduğu, aksine bu dokümanlan bir suç örgütü hüviyetinde yapılandırdığı dernek üyelerine bizzat kendisinin verdiği veya kendisinin anlattıklanndan tutulan notlar olduğu değerlendirilmiştir.

Yine Kuvayi Milliye Derneğinde yapılan aramada ele geçen " Yönetim Kurulu" ile başlayıp "Tüm Birimler Birbirine Emir Komuta Zincir İle Bağlıdır" diye biten şema da derneğin illegal yapılanmasında nasıl bir hiyerarşi kurulduğunu göstermektedir.

Nitekim Derneğin teşkilatlanmadan sorumlu genel başkan yardımcısı Hüseyin GÖRÜM'ün ; "..Bu belgelerin içeriği hakkında genel başkan olan Mehmet Fikri KARADAG'm bilgisi olduğu, Mehmet Fikri KARADRAG'ın asker emeklisi olduğundan dolayı bu şekilde derneğin faaliyetlerini ve görev alanlannı belirlediği, belirtilen konulann hepsinin Mehmet Fikri KARADAĞ m kafasındaki projeleri olduğu, Özel Kuvvetler olarak oluşturduklan bir birimlerinin olmadığı, ancak bazı şahıslara bu şekilde kimlikler verildiği.." şeklindeki kaçamaklı beyanı , Gizli Tanık-17 nin de benzer beyanlan bu değerlendirmeyi doğrular niteliktedir.

Kuvayi Milliye Derneğinin Basın ve Halkla İlişkiler sorumlusu Ali ÖZOĞLU ile
yapılmış röportaj 25 Mayıs 2006 tarihinde Tempo Dergisinde yer almıştır. Bu röportajda Ali
ÖZOĞLU Kuvayi Milliye Derneği'nin "2000 motorize ekipten oluşan, telsizli istihbarat
ekipleri hazırladığı, bu ekiplerin İstanbul içinde ve iki yakada başta kürt mafyası olmak üzere
her türlü organize suç şebekesine ve mafyaya karşı mücadele etmekle görevli olacaklan"
yönünde beyanlarda bulunmuştur. Şüpheli Mehmet Fikri KARADAĞ bu konu hakkında
hiçbir bilgisinin olmadığını, Ali ÖZOĞLU'nun beymlannm, Erkut ERSOY ile birlikte kendi
düşüncelerini yansıttığını, Kuvayi Milliye Derneği olarak bu konuda hiçbir çalışmalannm
olmadığım,Ali ÖZOĞLU'nun basında çıkan haberlerden soma dernekten istifa edip
ayrıldığını savunmuştur. ^

Emekli yüzbaşı olan Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK, 25'.05.2Öp6 günü Ankara Emniyet Müdürlüğünde alman ifadesinde ; Kuvayi Milliye Derneği* Teşkilat '«Baklanı olan Hüseyin GÖRÜM'ün kendisinden etrafındaki şahıslara askeri eğitfmyerrh'esihİ istediğini söylemiştir.

Yukanda açıklandığı şekilde genel başkanlığını yaptığı dernekte neredeyse askeri bir hiyerarşi oluşturan, her konuda kendisine danışılan ve onayı istenen şüphelinin bu gelişmelerden haberi olmadığını söylemesinin savunma amaçlı olduğu değerlendirilmiştir.

Aşağıda özetlenen;

18.09.2007 tarihinde Erol ÖLMEZ ile Kahraman ŞAHİN arasındaki görüşmede ; Erol' un " sayın Özel Kuvvetler Komutanım nasıllar iyiler mi", "Paşamız nasıl" , Kahraman'ın "Paşa da gayet iyiler efendim", "Tamam efendim, teşekkür ediyorum hayırlı görevler"

Şeklindeki ve bu içerikteki birçok telefon konuşmalan,

Kahraman ŞAHİN'den elde edilen 13 numaralı CD üzerinde yapılan incelemede tespit edilen ; Kahraman ŞAHİN ve diğer bir çok şahsın askeri üniformayı anımsatan aynca bere, apolet, fular ve benzeri aksesuarlan bulunan elbiseler giyerek Türk Bayrağı ve Kuvayı Milliye Flamaları önündeki fotoğraflan,

Dikkate alındığında, ele geçen dokümanda Kuvayı Milliye Derneğinde kurulması öngörülen "Özel Kuvvetler" in sadece düşünce aşamasında kalmayıp uygulamaya da konulduğunu göstermektedir.

Şüphelinin Erol ÖLMEZ'i tanımadığı şeklindeki savunmasının, Erol ÖLMEZ'in ifade ve telefon görüşmeleri içeriğinden savunmaya yönelik olduğu , Erol ÖLMEZ'in kendisine ait bölümde anlatılan istihbarat ve örgüte gelir temin etme amaçlı faaliyetleri ile ilgisinin kurulamaması amaçlı bulunduğu değerlendirilmiştir. Şüpheli Mehmet Fikri KARADAĞ'm oğlu Serdar KARADAĞ'm aynı suçtan tutuklu bulunan ve sürekli olarak gönderdiği dilekçeler ile yeniden ifade vermek istediğini söyleyen Erol ÖLMEZ'e cezaevinde para yatırması da bu değerlendirmeyi doğrulamaktadır.

Vatanın elden gittiği, bir an evvel halkın ayaklandınlmasmın gerektiği şeklindeki örgüt propagandasının sadece yukanda yazılı ve ona benzer dokümanlann basılıp yayınlanması,dağıtılması ile sınırlı kalmayıp Kuvayı Milliye Derneği yöneticileri tarafından bizzat kişilere de yapıldığını, 07.01.2007 tarihinde Pendik ilçesinde oto içersinde 1 adet ruhsatsız tabanca ile birlikte suç örgütü mensupîanna ait olduğu değerlendirilen belgeler ile ele geçirilen Murat ÇAĞLAR kendisi ile yapılan mülakatta ; " Kuvvayi Milliye Derneğinde kaldığı süre içerisinde kendilerine, vatanın elden gittiğini, bir an evvel halkın ayaklandınlması gerektiğini, aynca Kuvvayi Milliye Derneğinin mevcut orduya alternatif yeni bir ordu kurma yetkisinin olduğunu, bunun için maddi güç kazanmalan gerektiğini, bu nedenle sık sık yardım toplandığını, mevcut ordunun içinde bölünmeler olduğunu, vatan hainlerinin olduğunu anlattıklannı, bu çerçevede kendisinin de çok defa bu yardım toplama faaliyetlerine katıldığını " söyleyerek teyit etmiştir. Daha sonra tekrar yakalanan Murat ÇAĞLAR ifadesinde bu mülatattaki beyanlannı doğrulamış, Gizli Tanık-17 de aynı şekilde beyanda bulunmuştur.

Soruşturma kapsamında olup daha sonraki bir tarihte yakalanan şüpheli İhsan GÖKTAŞ'tan elde edilerek 2 , 3 rakamlan ile numaralandınlan CD'ler içerisinde Kuvayı Milliye Derneği binasında 12 kişinin katılımı ile yapılan bir toplantıda Hüseyin GÖRÜM ve Mehmet Fikri KARADAĞ'm görüntülü konuşmalannın kayıtlı bulunduğu tespit edilmiş, Gizli Tanık-17 bu görüntülerin Kahraman ŞAHİN tarafından kayda alındığını beyan etmiştir. Söz konusu CD lerdeki görüntülü konuşmalarda Hüseyin GÖRÜM ve Mehmet Fikri KARADAĞ'm tanışmalanndan itibaren Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi ve Kuvayı Milliye Derneğinin kuruluş aşaması, süreç içerisinde gelişen olaylann tabii bir şekilde konuşulduğu değerlendirildiğinden çözümü yaptınlarak özet olarak yukanda yazılmıştır.

Bu konuşmanın ; şüpheli Mehmet Fikri KARADAĞ'm kendi beyanı içeriğine göre 22 Temmuz 2007 tarihindeki genel seçimler sonrasında Kuvayı M*lhye Perneğı ile bağlantısını zayıflattığı, 07 Eylül 2007 tarihinde de resmi olarak ayrıhdığı tfanhten sonra yapıldığı , Kuvayı Milliye Derneğinin Kadıköy ilçesindeki genel merkez bmasında geçtiği, huzurda



Mehmet Fikri KARADAĞ ve Hüseyin GÖRÜM'den başka 12 kişinin daha olduğu anlaşılmaktadır.Tartışmalanmn ise ; Mehmet Fikri KARADAĞ'm Ergenekon Terör Örgütünün amaçlan doğrultusunda görünürdeki Kuvayı Milliye Derneğinin legal yapılanmasının tüm imkanlannı kullanmasına karşın söz konusu genel seçimlerde beklediği neticeyi sağlayamaması, bunun dışında Mersin ilindeki ölme,öldürülme ve öldürme ikazı ile yaptırdığı yemin töreni, Derneğin Teşkilat Başkanı Hüseyin GÖRÜM'ün başında bordo bere ile kıydığı Kuvva Nikahı ve sağma ve soluna alıp temsili olarak İsa ile Musa Peygamber olarak tanıttığı kişiler ile birlikte yaptığı basın açıklaması görüntülerinin basında yer alıp vatandaşlardan tepki alması, yukanda silah ve örgütsel dokümanlar ile yakalandığı anlatılan Murat ÇAĞLAR'dan sonra Dernek yapılanması hakkında soruşturma başlatılması olaylanndan sonra işlevsiz kaldığını düşündüğü Derneğin legal yapılanmasını tasfiye etme düşüncesinden ve Hüseyin GÖRÜM'ün buna karşı çıkmasından kaynaklandığı görüntülü konuşmanın tümünün incelenmesinden anlaşılmaktadır. Yukanda özetlenen telefon görüşmelerinden de anlaşılacağı gibi neredeyse askeri bir itaatle bağlı örgüt üyelerinin kendisine bu tartışmada olduğu gibi karşı çıktıklan görülmemiştir. Bu nedenle de olaylann gelişiminin kavranması açısından önem verilen bu konuşmada Hüseyin GÖRÜM'ün Mehmet Fikri KARADAĞ'a ; Muzaffer TEKİN tarafından tanıştmldıklannı, VKGB'nin kuruluşu aşamasında kendisinin Maltepe semtindeki meşhur barakasına gelip gittiğini, Hendek ilçesinde anlaşmayı bozanın kanının diğerine helal olduğuna dair bir anlaşma yaptıklannı, buna karşılık kendisinin eroin kaçakçısı olarak gösterilip VKGB oluşumundan uzaklaştınldığmı, kutsal bir dava olarak gördüğü Kuvayı Milliye Derneğinin kuruluşunda kendisinin büyük emeği olduğunu, ancak Mehmet Fikri KARADAĞ'm derneğe gelen kişilere grup kurun, yer altına inin, şunu vur, bunu vur, kıralım, keselim,para bulalım dediğini, bütün eylemlerde arka planda durup kendisini öne çıkardığını, Ankara'da kurulan Kuvva-i Milliye Derneğinin arkasında da Muzaffer TEKİN'in olduğunu, başkanı olan Bekir ÖZTÜRK'ün kendisi gibi kukla olduğunu, telkinlerine uyan birisinin suç işlemesi halinde kendisine yükleneceğini, nitekim Danıştay saldmsı ve Hrant DİNK'in öldürülmesi olaylanndan sonra ortadan kaybolduğunu, bütün bu olaylardan sonra işin iç yüzünü anladığını söylediği anlaşılmaktadır.

Yukandaki konuşmalardan da anlaşılacağı gibi ülkemizde meydana gelen sansasyonel eylemlerden sonra Mehmet Fikri KARADAĞ'm derneğe gelmeyişi, Hüseyin GÖRÜM'ün Danıştay saldınsmda adının geçmesi üzerine Mehmet Fikri KARADAĞ ve diğer dernek üyelerinin kendisiyle irtibatlannı kesmesi, Mehmet Fikri KARADAĞ'm danışacağım yerler var diyerek Beşiktaş'taki bir yere gitmesi , burada da Veli KÜCÜK'ün bürosunun bulunduğunun bilinmesi , Mehmet Fikri KARADAĞ ile Veli KÜCÜK'ün örgütsel irtibat halinde bulunduklan yönünde değerlendirilmesi gereken diğer bir durumdur. Danıştay eylemi sonrası Veli KÜÇÜK- Muzaffer TEKİN örneğinde olduğu gibi, deşifre olan örgüt üyesi Hüseyin GÖRÜM ile irtibatın kopanlmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır.

Murat ÇAĞLAR'm "kendilerine, vatanın elden gittiğini, bir an evvel halkın ayaklandmlması gerektiğini, aynca Kuvvayi Milliye Derneğinin mevcut orduya alternatif yeni bir ordu kurma yetkisinin olduğunu, bunun için maddi güç kazanmalan gerektiğini, bu nedenle sık sık yardım toplandığını, mevcut ordunun içinde bölünmeler olduğunu, vatan hainlerinin olduğunu anlattıklannı, bu çerçevede kendisinin de çok defa bu yardım toplama faaliyetlerine katıldığı" şeklinde dernek yöneticilerince yönlendirildikleri hususu Kuvayı Milliye Derneği ile bağlantılı olan şüphelilerin ilgili bölümlerde genişçe özetlenen,ancak bu bölüme yazılamayacak kadar çok olan telefon görüşmeleri içeriğinden de açıkça anlaşılmakadır.

Mehmet Fikri KARADAĞ ve diğer şüphelilerin "vatanın elden gittiği, memleket topraklannın düşmana satıldığı" şeklindeki görüş ve düşünceleri^ suç isnadına konu edilmemiştir. İfade hürriyeti çerçevesinde herkesin bu türlü düşüncelerini açıklama, bu

eylemleri gerçekleştirdikleri iddia edilen yönetime karşı demokratik yollardan tepki gösterme,en nihayetinde yine demokratik siyasi yollardan yönetimde bulunan kişilerin tekrar seçilmemesi, kendi düşüncelerinde olan kişilerin veya bizzat kendilerinin yönetime gelmesi için çalışma hak ve hürriyetleri vardır.Burada suç isnadına konu edilen eylem, meşru yoldan yönetime gelmiş kişiler aleyhine, yukarıdaki dokümanda da yazılı olduğu şekilde halkın silahlı ayaklanması için tahrik edilmesidir.

Diğer birçok şüpheliden de ele geçen bir CD içerisindeki görüntüde ; Mersin ilinde bulunan bir yerel televizyona Kuvayi Milliye Derneği Başkanı Hüseyin GÖRÜM, Kuvayi Milliye Derneği yöneticilerinden Fikri KARADAĞ konuk olarak katılarak Kuvayi milliye Derneği ve Hareketinin yapılanmasının ve amacının anlatıldığı, aynca hükümetin devleti 500 Milyar Dolar borca soktuğunu ve devleti iyi yönetemediğini bunun karşısında Genelkurmayın ve askerin bir şeyler yapmasını ve görev almasını anlattığı, tespit edilmiştir.

Aşağıda özetlenen;

27.04.2007 tarihinde Ahmet SAYAR ile görüşmesinde özetle; Ahmet'in televizyonlarda Genel Kurmay'm Muhtıra açıkladığının söylendiğini anlattığı, Mehmet Fikri'nin "Oh ne güzel, demek ki Kuvayi Milliye hedefine ulaştı" dediği , Ahmet'in "O zaman Anayasa Mahkemesi de yann bu işi aynen bağlar" dediği,Mehmet Fikri'nin

" Köpek gibi bağlıycaklar" , "Ne mutlu Türküm diyemeyen ... ne işi var Atatürk'ün

köşkünde" , "O zaman generallerin kafasını keserdi bu genç subaylar" , "Hadi bakalım başanya ulaştık, bu bizimdir" , "O yemin var ya o yemin", "Bizim Mersin'deki konuşmalann da hepsi gitti, bunlar da bi bok yapamaz falan dedik" dediği, Ahmet'in "Hainlerin, azınlıkların bu ülkeye hükmettiği ne zaman görülmüş, nereye kadar hükmedebilirler" dediği, Mehmet Fikri'nin "Anayasa Mahkemesi iptal edecek ve erken seçime gidilecek başka çare yok" , "Bu olmazsa .... kan akar o zaman bu memlekette, çok tehlikeli olur" , "Oraya, o Atatürk düşmanı, Türk düşmanı, devlet düşmanı, müslüman olmayanlar çıkmayacak" dediği,

27.04.2007 tarihinde Kemal CANAY ile görüşmesinde özetle; Kemal'in Genel Kurmay'm açıklamasını sorduğu, Mehmet Fikri'nin "..bizim ateş orayı sarmış, belli oldu" dediği, Kemal'in "Muhtıra gibi şey vardı, açıklama yaptı" "Ne Mutlu Türküm diyemiyen herkes düşmanımızdır dedi" dediği, Mehmet Fikri'nin "Ne kadar güzel, aşağıdan gelen baskı da bu" , "Benim yiğitlerimin baskısı da bu" dediği,

Ve benzer içerikli birçok telefon görüşmesindeki sözlerinin , görüşme tarihlerinde gerçekleşen bu olayı Ergenekon Terör Örgütünün amaçlan doğrultusunda ve kendisine göre muhtıra şeklinde yorumlayarak , örgütün amaç ve ilkelerine aykın davrandıklannı düşündükleri yönetimi askeri bir müdahalenin sağlanmasını temin edip hukuk dışı yoldan yönetimden uzaklaştırabilmek yönündeki çabalannı gösterdiği değerlendirilmiştir.


Diğer şüphelilerden Kahraman ŞAHİN'den , Bayrampaşa Kapalı Cezaevinden Deniz YILDIRIM isimli cinayet hükümlüsünün gönderdiği mektuplar ele geçmiştir. Deniz YILDIRIM'm cezaevinden Kuvayi Milliye Derneğinin Kadıköy'deki adresini yazarak Kahraman ŞAHİN ve Hüseyin GÖRÜM'e gönderdiği mektup içeriklerinde "Gönlümden geçen tek hareket Darbeyle içimizdeki dış güçlere hizmet eden şerefsizleri infaz etmek" , "Paşama,Hüseyin Abi'ye,Soran herkese selam olsun,Yolumuz açık olsun", "Tam aktif zamanımızda başımıza bu iş geldi, lanet olsun", "İçerde de olsak dışanda da olsak fark etmez, her türlü yaşam şartına alışkmız„ben savaşımı burada veriyorum", "Ben silahımı ülkenin bölünmez bütünlüğünü bölmeye çalışana çalışanlara çekmeye and içtim, bizler bu ülkenin direnişçileriyiz" , "Toplu giydirme zamanı yaklaşıyor ! , farkındayım, beni unutmayın buralarda.Bizler bu millet için topraklar için vanz,zırhımızı giymeden sokağa çıkmak yok" , sözlerinin yazılı bulunduğu anlaşılmıştır.

olan kişilerin infaz edilmesi gerektiği şeklindeki örgüt propagandası yaptığını gösterdiği, esasen Ergenekon Terör Örgütünün yönetici konumunda bulunan üyelerinden, bu mektupları kaleme alan cezaevinde cinayet suçundan tutuklu olarak yatan bir ilgilisine kadar bir askeri müdahale söyleminin bulunduğu soruşturma evrakı genelinden de anlaşılmaktadır.

Ankara C.başsavcılığının Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Derneği (VKGB) ile ilgili yürüttüğü soruşturmada usulünce alınmış Mahkeme kararlan uyannca yapılan iletişimin dinlenilmesinde tespit edilen telefon görüşmelerinde bu soruşturmamızı aydınlatabilecek konuşmalar da bulunmaktadır. Ankara C.başsavcılığmdan temin edilen buna ilişkin soruşturma evraklan C.başsavcılığımızm soruşturmasında CMK 138/2 maddesi kapsamında tesadüfen elde edilen deliller niteliğindedir. C.başsavcılığımızm soruşturma konusunun da CMK 135/6 maddesinde sayılan suçlan kapsadığı dikkate alındığında söz konusu telefon konuşmalannın delil olarak kullanılabileceği değerlendirildiğinden, sözü edilen telefon görüşmelerinin konumuza ilişkin bölümleri aşağıya alınmıştır.


Yüklə 3,45 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   9   10   11   12   13   14   15   16   ...   59




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin