Hüseyin hiLMİ IŞIK


KIZ İSTEME, SÖZ, NİŞAN VE DÜĞÜN



Yüklə 1,83 Mb.
səhifə31/68
tarix07.04.2018
ölçüsü1,83 Mb.
#47038
1   ...   27   28   29   30   31   32   33   34   ...   68

KIZ İSTEME, SÖZ, NİŞAN VE DÜĞÜN




Önce evliliğin mesuliyeti idrak edilmelidir

Evlenmek isteyen bir erkeğin, evliliğin, nikâhın önemini, nasıl yapılacağını, alacağı kızı seçerken nelere dikkat etmek lâzım olduğunu ve hanımına, çocuklarına ve akrabâsına karşı vazîfelerini, önceden öğrenmesi lâzımdır.

Erkek, hanımana karşı iyi huylu, güler yüzlü olmalı. Onun yanlış hareketlerine, akla uymayan sözlerine ve işlerine sabretmelidir. Onunla tatlı konuşmalı. Onun seviyesine ve aklına uymalıdır. Onunla şakalaşmalı, oynamalıdır. Yemede, giyinmede, gücü yettiği kadar eli açık olmalıdır. Dinde, müslümanlıkta, kadınların bilmesi farz olan şeyleri, elbette öğretmeli, İslamiyete uyan, doğru din adamlarının yazmış olduğu ilmihâl kitabı alıp, okutmalıdır.

Hanımının giyinmesinde, evden dışarı çıkmasında, çok sıkı davranmamalı ve başı boş da bırakmamalıdır. Kendini ve hanımını şüpheye, iftirâya düşürecek hâllerden sakınmaya çok önem vermelidir. Hanımını, yabancı erkeklerin bulunduğu yerlere göndermemeli, yabancıları görmesine mani olmalıdır. Ev işleri ile vakit geçirmesi, kadının zevkı olmalıdır. Ona sert davranmamalıdır. Şaka olarak da, kızgın olunca da, hiçbir zaman boşamak, ayrılmak lâfını ağza almamalı, bir defa daha evlenmek lâfı etmemelidir.
Talip olan uygun ise nazlanmamalı
Ölçülerini vermeye çalıştığımız titiz bir araştırmadan, soruşturmadan sonra seçilen gelin namzetine aile büyükleri vasıtasıyla talib olunmalıdır. Kız istemeye gitme esnasında, haram olmayan mahalli adetlere uymak iyi olur. Kız tarafı da kendi araştırmalarını yapar. İstenilen şartlara haiz bir genç ise teklife olumlu cevap vermelidir. Fazla naz yapmamalıdır: Hadis-i şerifte,

Dindar, güzel ahlaklı bir genç, kızınızı istediğinde kızınızı ona verin. Şayet böyle yapmazsanız, geri çevirirseniz o zaman fitne ve fesat yayılır”

Karşılıklı mutabakat sağlandıktan sonra söz kesilir. Sözden sonra da nişan yapılır. Gerek söz kesmede gerek nişanda dine aykırı olmayan bilhassa kadınlar arasında yapılan örf adetlere, eğlencelere mani olmamalıdır. Genç kızın veya ailesinin arzuları, özlemleri olabilir. Bunlara ne lüzumu var dememelidir.

Söz kesme, nişan merasimlerindeki adetleri sıradan şeyler olarak görmemelidir. Bunlar, yılların verdiği tecrübelere dayanmaktadır. Sık sık tekrarladığımız gibi dinimize aykırı, haram olmayan her merasim, vakit ve imkanlar müsait ise yerine getirilmelidir. İmkanlar müsait ise dedik; maddi imkanlar bu merasimlere, alış verişlere müsait değilse her iki tarafında sıkıntıya girmesi, bu yüzden birbirlerini üzmesi uygun değildir. Evlilik hazırlıklarında tarafları maddi sıkıntıya sokacak her hareketten kacınmak gerekir.

Bazı kimseler söz kestikten hemen sonra hatta söz kesme esnasında dini nikah yaptırıyorlar. Düğünün ne zaman olacağı bile belli olmadığı böyle bir durumda nikah yaptırmak çok sakıncalıdır. İleride telafisi mümkün olmayan üzüntülere sebep olmaktadır.

Dini nikah genelde, düğüne 1 veya 2 ay kala, belediye nikah dairesindeki işlemler tamamlandıktan sonra yapılır. Önceden dini nikah yapılınca, gençler nasıl olsa nikahımız var diye, ileri safhada yakınlık kuruyorlar. Daha sonra aileler arasındaki veya gençler arasındaki anlaşamamazlık gibi sebeblerle evlilik gerçekleşmediği zamanlarda aileler, bilhassa kız tarafı büyük sıkıntı yaşamaktadır. Ayrıca dini nikah yapınca kız onun hanımı hükmünde olur. Dolayısıyla onun yaptğı her işten mesuldür. İşlediği günahlar nikahlısına da yazılıdır.

Nişanlılık devresinin uzun tutulması da pek çok yönden sakıncalıdır. Nişandan sonra 3-4 ay içinde düğünün yapılması idealdir. Hayırlı işi geciktirmemelidir. Çünkü hayırlı işin manisi fazla olur. Dedikodu, fitne araya girer. Hayırlı iş kalır.
Başlık Parası
Bazı bölgelerde kızı vermek için başlık parası istenmektedir. Kızın babasının veya akrabasının nikaha veya kızı vermeye razı olmaları için damaddan istedikleri para veya mal rüşvet olur. Rüşvet ise haramdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: “Rüşvet alan da, veren de Cehennemdedir.”

Erkek de, kız da evladdır. İnsan evladının mesud olması için elinden gelen yardımı yapmalı, damaddan para almak yerine, gücünün yettiği nisbette damada yardım etmelidir! Kız evladın kıymeti büyüktür. Hadis-i şerifte, “Kimin kız çocukları olur, onların sıkıntılarına katlanır, iyi yetiştirir ve dengi ile evlendirirse, bu kız çocukları onun için Cehenneme perde olur.”

Başlık parası yüzünden evlenemiyenler, kötü yola düşenler görülmektedir. Evliliği zorlaştırmak günahtır. Başlık parası denilen kötü adetin birçok yöreden kalktığını işitiyoruz. Halen bazı bölgelerde devam eden bu adetin kaldırılmasına çalışmak gerekir.

Hazreti Fatıma’nın çeyizi

Binlerce genç, düğünde istenen takı, çeyiz ve ev eşyası yüzünden evlenememektedir. Gençler evlenemedikleri için haram işlemekle karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu hususta bize en güzel örnek Resulullah efendimizin uygulamaları olmalıdır:

Hz. Ali'nin vermiş olduğu mehrin bir kısmı ile Hz. Fatıma validemiz için alınan çeyiz ve ev eşyası on sekiz parçadan ibarettir.

Resul-i Ekrem, 400 dirhemlik mehirden Hz. Ebu Bekir'e 63 dirhem vererek, çeyiz satın almak üzere, onu çarşıya gönderdi. Bunların taşınmasına yardım etmek üzere Hz. Selman ile Hz. Bilal'i yardımcı verdi. Alınan on sekiz parça eşya şunlardır:

3 adet minder, 1 adet seccade, 1 adet içi hurma lifiyle doldurulmuş yüz yastığı, 2 adet el değirmeni, 1 adet su tulumu, 1 adet su testisi, 1 adet meşin su bardağı, 1 adet elek, 1 adet havlu, 1 adet koç postu, 1 adet alaca kilim, 1 adet sedir [divan], 2 adet Yemen işi alaca elbise, 1 adet kadife yorgan.

Hz. Ebu Bekir bunları getirdiğinde, cihanın Fahr-i Ebedisi Hz. Muhammed yaşlı gözlerle şöyle dua etti: "Ya Rabbi, senin sevmediğin israftan çekinen kimselere bu eşyayı hayırlı kıl."

İşte Hz. Fatıma, bir ev için en zaruri ihtiyaçlardan bulunan bu kadarcık bir ev eşyası ile gelin oldu.

Zamanımızda yapılan düğünlerde o derece lüks ve israfa kaçılmaktadır ki, bir yuvayı kurmak pahasına oğlan ve kızın babaları çökmektedirler. Birçok aile de istenilen eşyalarının fazlalığı yüzünden çocuklarını evlendirememektedir. Müslümanların bu konuda çok anlayışlı olması lazımdır. Eşya yüzünden ayrılan pek çok kimse vardır. Hali vakti müsait kız babaları gerekirse bütün masrafları üzerine almalıdır. İmanlı, temiz gençlere sahip çıkılmalıdır. Tabii ki yaptıklarını da daha sonra başa kakmamalıdır.

Çoğu zaman yapılan eşya ile bir tuhafiye ve konfeksiyon mağazası açmak mümkün olabilir. Bunların hepsini giymeğe bir ömür kafi gelmez. İnsan daraldığı zaman satayım dese, kıymeti üzerinden müşteri bulması mümkün değildir. Bunların çoğu sandıklarda çürür ve bozulur gider.

Bizlere ibret olması için Hz. Âişe validemizin ev eyasını da bildirelim:

1 adet sedir, 1 adet hasır, 1 adet yatak, 1 adet yastık, 2 adet çanak (un ve hurma koymak için), 1 adet su kabı, 1 adet su tası.



Nikah ve Düğün


Önce iman bilgileri öğretilmeli

Dini nikâhın geçerli olabilmesi için gençlerin zaruri iman ve ibadet bilgilerini bilmeleri gerekir. Anası babası Müslüman oldukları için Müslüman sayılan çocuklar, bâliga oldukları zaman, îmânı ve islâmı bilmezlerse, anlatamazlarsa, mürted olurlar. Belli dîni olmadığı için, milletsiz kâfir olur.

Böyle gençlere bâlig olunca, îmânı ve islâmı anlatmalı, ona da söyletmelidir. Yanî Allahü teâlânın sıfatlarını ve îmânın altı şartını (Âmentüyü) öğretmelidir. Müslüman ana babanın çocuğu âkıl bâlig olduğu zaman, yalnız (Lâ ilâhe illallah Muhammedün resûlullah) demekle Müslüman olmaz. Îmânı ve islâmı bilmesi, anlatması da lâzımdır. Îmânı anlatmak demek, inanılacak altı şeyi anlamak ve sorunca söylemek demekdir. İslâmı bilmek demek, Allahü teâlânın emirlerinin ve yasaklarının hepsini kabûl etmektir. Ben Müslümanım demekle, Müslüman olmaz. Evlenecek kadın veya erkek, alacağı kimseye îmânı, islâmı sormalı, söyletmeli veya islâm nikâhı yapan kimse, evlenecek kıza ve erkeğe, Âmentüyü ve manâlarını ve islâmı söyletmeli. Bundan sonra nikâhlarını kıymalıdır.

Îmânı, islâmı bilmiyenin islâm nikâhı kıyılamaz, yanî nikâh sahîh olmaz. Çocuklarına îmânı, islâmı öğretmiyen analar babalar, çocuklarını Müslüman olmaktan mahrûm etmiş, kâfir olmalarına sebeb olmuş olurlar. Çocukları ile birlikte, kendileri de Cehennemde bunun cezâsını, azâbını çekerler. Nemâzları, orucları ve hacca gitmeleri, kendilerini bu azâbdan kurtaramaz. Çünki, başkasının ve hele kendi yavrularının kâfir olmasına sebeb olan kimse de, kâfir olur.

Büyük âlim seyyid Abdülhakîm-i Arvâsî hazretleri “Evlâdın vâlideyni (Anne ve babası) üzerinde üç hakkı vardır: Müslüman ismi koymak, âkıl oldukta kitâbet, ilim ve islâmiyeti öğretmek, bâlig oldukta, dîni ve ahlâkı güzel bir Müslüman ile evlendirmektir” buyururdu.

Çocuklarını böyle evlendiren ana-baba ve akrabâsı, hattâ ahbâbı ve hattâ komşuları böyle evlendirince çok sevâb kazanırlar. Gençler, böyle bir saadet yuvası kurmak için, islâm bilgilerini ve islâmın güzel ahlâkını öğrenmek için çalışırlar.

Bunun için eskiden, nikahtan önce gençlere tövbe istigfar ettirilir, sonra bilinmesi gereken zaruri iman bilgileri anlatırılıdı. Bu zaruri bilgilerden bazıları kitabın sonuna konulmuştur. “ Namaz Kitabı “ ve “ İslam Ahlakı” kitapları okunup bu zaruri dini bilgiler daha geniş şekilde öğrenilmeli, bunları bilenler ise bilgilerini tazelemelidir.


Yüklə 1,83 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   27   28   29   30   31   32   33   34   ...   68




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin