I d I n I a V a 3IV1ho nin



Yüklə 8.82 Mb.
səhifə119/140
tarix30.12.2018
ölçüsü8.82 Mb.
1   ...   115   116   117   118   119   120   121   122   ...   140

YENİKAPIMEVLEVÎHANESİ 484

485


YENİKÖY

lar topluluğu ufak çapta bir hünkâr kasrı teşkil ederler.

Büyük boyutları (16x14 m) ve barındırdığı kırk civarında sanduka ile Yenika-pı Mevlevîhanesi'nin türbesi İstanbul mev-levîhanelerindeki türbelerin en hacimlisi ve en "kalabalığıdır". Türbe batı yönünde kemerli açıklıklarla semahaneye bağlanmakta, böylece tarikat yapılarına has iba-dethane-türbe kaynaşması sağlanmaktadır. Mevlevîhanenin ilk postnişini Kemal Ah-med Dede'nin diğerlerinden yüksek tutulmuş olan sandukası da semahane yönünde ilk sıradadır. Güneybatı köşesindeki kapıdan semahanedeki maksurelerin güney kanadına geçilir. Hünkâr mahfili girişine komşu olan güney duvarı sağırdır. 45° pahlanmış köşelerle yapı kitlesinden dışa taşan doğu duvarında dört adet pencere sıralanır.

Türbenin kuzey yönünde, ortada, semahaneden geçilmeden doğrudan türbeye girilmesini sağlayan ve altında yer alan sarnıçtan dolayı "sarnıç odası" olarak adlandırılan dikdörtgen planlı (7x5,5 m) mekân bulunur. Zemini Malta taşı döşeli olan sarnıç odasının türbeye (güneye) ve avluya (kuzeye) açılan birer kapısı ile ikişer penceresi vardır. Dışarı açılan kapıdan önce küçük bir taşlığa (2x1,5 m) girilir, buradan iki basamakla esas zemine çıkılır. Giriş taşlığının sağında beyaz mermerden bilezik göze çarpar. Sarnıç odasının avluya bakan kuzey cephesine sonradan (muhtemelen V. Mehmed [Reşad] dönemindeki onarımda) yarım altıgen planlı, pencereli bir çıkma eklenmiş, giriş ile yanındaki pencere bu çıkma içine alınmıştır. Sarnıç odasının doğusunda, türbenin kuzeyinde dikdörtgen planlı (5,5x4,5 m) türbedar odası yer almaktadır.

Semahane ile harem kanadı arasında yer alan üçgen planlı şerbethanenin avluya açılan kuzey cephesinde, ortada bir kapı, yanlarda ikişer pencere sıralanır. Zemin katta semahaneye açılan servis kapısı, ayrıca hareme açılan servis penceresi vardır. Şerbethanenin beşi kuzeye, biri güneye bakan altı pencerenin aydınlattığı üst katı hareme ve kadınlar mahfiline açılan kapıları ile harem-semahane bağlantısını sağlar.

Yenikapı Mevlevîhanesi'nin 1817'den önceki mimarisi gibi süslemesi hakkında da pek fazla şey bilmiyoruz. Ancak Evliya Çelebi'nin anlattıklarına inanılacak olursa mevlevîhanenin duvarlarında Aşarî adında bir hattat-ressam tarafından meydana getirilmiş ayet levhaları, ayrıca kükre-yen bir aslan resmi bulunduğu kabul edilmelidir.

II. Mahmud dönemine ait olan semaha-ne-türbe kanadının cephelerinde, esas girişin üstündeki oymak alınlık ve niyaz penceresini kuşatan Kubbe-i Hadrâ çinileri dışında hiçbir süsleme göze ilişmez. Cephelerde gözlenen bu sadelik geleneksel konut mimarimiz kadar ampir üslubunun yalınlık ilkesinden de kaynaklanmaktadır. Yalınlığının yanısıra ağırbaşlı nispetleri ve değişken perspektifler sunan hareketli kitlesiyle bu kanat devasa bir ahşap konağı andırır.

Yenikapı Mevlevîhanesi'nin vaziyet planı. B. Tannkorur

Cephelerdeki sadelik mekânların içinde de devam eder. Yine de süsleme olarak kayda değer öğeler semahanede toplanmıştır. Burada duvarlar ve çubuklu tavanlar süslenmeden bırakılmış, ahşap sütunlar, korkuluklar ve mihrabı kuşatan pilastr-lar yalancı mermer boyama ile renklendirilmiştir. Mihrap nişinde ortada, II. Mahmud döneminin zevkine uygun, kaide üzerinde ampir üslubunda bir vazo ile bundan çıkan çiçek demeti, yanlarda püsküllü kordonlarla tutturulmuş dalgalı perdeler, kavsara içinde de 1865 onarımına ait olması muhtemel, Doğu etkili eklektik üslupta, dilimli bir süsleme görülüyor. Üst kat sütunları ile kubbe arasında -her sütun açıklığına bir tane isabet etmek üzere- toplam yirmi adet kartuş yerleştirilmiş, zemini koyu renk boyalı bu kartuşlar üzerine yaldızla (zerendûd tekniği ile) ve ta'lik hatla beyitler yazılmıştır. Bu yazı kuşağının 1817'de mevlevîhanenin dedegâmndan hattat Keresteci Nuri Dede'nin eseri olduğu bilinmektedir. Kubbe ile kare mekânın duvarları arasında kalan köşe üçgenlerine çeyrek göbekler çakılmış, çıtalar ile bundan hareket eden, "Sultan Mahmud güneşi" tabir edilen ışınsal süsleme uygulanmıştır. Kubbenin merkezine daha ziyade barok üslupta, ahşaptan oyma, yaldızlı nefis bir göbek oturtulmuş, kubbenin yüzeyi çıtalarla yirmi dört dilime ayrılmış, bunların içine ince uzun üçgenler, üçgenlerin altına ay-yıldız, ucuna da yıldız motifleri yerleştirilmiştir.

İki katlı olan harem dairesi 40x22 m boyutlarında bir alanı kaplar. Semahane-tür-be kanadı ile aynı malzeme ve inşaat özelliklerini paylaşan bu kanat her yönü ile bir ahşap konak niteliğindedir. Orta sofalı plan tipinin uygulandığı haremde, yapının derinliğince uzanan "zülvecheyn" sofalar ile bunlara açılan odalar bulunmaktadır. Zemin katta batıya doğru ilerleyen koridorla tek katlı, kagir duvarlı servis bölümleri kanadına (22x14 m) ulaşılır. Burada oldukça girift bir konumda hamam, buna bitişik su haznesi, fırın, hareme ait küçük

mutfak ile kiler, güneybatı köşesine de aşçıbaşı odası yerleştirilmiştir. Bu arada ilginç olan hamam külhanı ile fırının birbirine bitişik olmasıdır.

Mescidi, selamlık mekânlarını, matbah-ı şerifi, meydan-ı şerifi, dedegân hücrelerini ve diğer müştemilatı barındıran kanat, oldukça geniş bir alanı (54x40 m) kaplar. İki katlı şeyh dairesi dışında bütün diğer bölümler tek katlıdır. Yapının altında alçak bir bodrum katı vardır. Duvarlar Batı standartlarına uygun tuğlalar ile örülmüş, üstleri sıvanmıştır. Mescidin kurşun kaplı tuğla kubbesi dışında diğer bölümler Marsilya kiremidi kaplı ahşap çatılar ile örtülüdür. I. Ulusal Mimarlık Üslubu'nun gereği cephelerde görülen kapılar basık kemerler ile, şadırvan avlusuna açılan kapılar ile, şeyh dairesinin üst kat pencereleri dışındaki bütün pencereler sivri kemerler ile geçilmiştir.

Bu kanadın iç taksimatı şöyle özetlenebilir: Avlu yönündeki doğu kesiminde, esas girişin solunda matbah-ı şerif ve bununla bağlantılı meydan-ı şerif, sağında şeyh odası ile bunun müştemilatım barındıran şeyh dairesi, arkada dikdörtgen planlı (22x19 m) şadırvan avlusu etrafında dedegân hücreleri, avlunun güneydoğu köşesinde mescit ile arkada taamhane (so-mathane), hücrelerin arkasında helalar ile gusülhane yer alır.

Doğu cephesinde bulunan selamlık cümle kapısı Selçuklu ve klasik Osmanlı mimarilerindeki taç kapılardan ilham alınarak tasarlanmıştır. Cepheyi yatayda ve düşeyde yırtan kitlesi geniş bir saçakla son bulur. Kaval silme demetleri ile çerçevelenmiş olan yüzeyde basık kemerli esas giriş yüksek bir sivri kemer içine alınmıştır. Sivri kemerin üstünde, ortada yapının banisi V. Mehmed'in (Reşad) tuğrası, yanlarda 1331/1913 tarihli manzum kitabe yer alır. Şeyh dairesinin zemin katında güney ucu selamlık cümle kapısı ile, batı ucu şadırvan avlusunu kuşatan koridor ile bağlantılı, "L" planlı bir sofa görülür. Çeşitli büyüklükte mekânlar ve helalar ile çevrili

olan bu sofanın doğusunda avluya yarım sekizgen çıkma yapan büyükçe bir mekân yer alır. Burasının postnişin efendi ile "dergâh zabitânının" toplantı odası olduğu söylenmektedir. Söz konusu oda ile sofanın bu oda karşısına gelen kesimi iki katlıdır. Üst katta yine bir sofa ile cihannü-ma karakterinde, çıkmalı şeyh odası bulunur.

Şadırvan avlusu doğuda mescit ve şeyh dairesi ile, diğer yönlerde revak geleneğim sürdüren pencereli, düz ahşap tavanlı bir koridorla kuşatılmış, koridorun avluya bakan sivri kemerli pencereleri arasında kuzey ve batı kenarlarının ortasında birer kapı açılmıştır. Koridorun güneybatı ve güneydoğu köşelerinde, avlu yönünde, çeyrek daire planlı üçüz pencereli çıkmalar, bu çıkmaların arkasında da yarım piramit biçiminde çatı parçaları altında kalan sekizgen basık ahşap kubbeler vardır. Koridorun arkasında "U" konumunda üç kitle içinde toplanmış, eş büyüklükte (5,5x3,5 m) yirmi adet mekân sıralanır. Bunlardan nezr-i Mevlana'ya tekabül eden on sekizi dedegân hücreleri, ikisi de başka amaçlarla kullanılan odalar olmalıdır.

Avlunun güneydoğu köşesinde yükselen mecsidin gövdesi, kenarları dışardan 4'er m uzunluğunda olan bir sekizgen prizma biçimindedir. Basık kemerli giriş kuzey, yarım sekizgen planlı mihrap nişi güneydoğu kenarmdadır. Girişin kemeri üzerinde "Derviş İsmet" imzalı ve 1330/1912 tarihli, ta'lik hatlı bir ayet kitabesi yer alır. Sekizgenin kenarlarında göçertilmiş yüzeyler içinde altlı üstlü ikişer sivri kemerli pencere sıralanır. Girişin ve mihrabın olduğu yerlerde alttaki pencereler iptal edilmiş, minarenin bulunduğu batı kenarı da sağır bırakılmıştır. Kasnaksız bir kubbe mescidi örtmekte, klasik dönem örneklerini andıran madeni bir alem kubbeyi taçlandır-maktadır. Kare planlı kaide üzerinde yükselen silindir gövdeli minare kurşun kaplı konik bir külahla son bulur. Minarenin kaidesinde, Hıdiv İsmail Paşa tarafından mevlevîhanenin selamlık ve harem bölümleri yenilendiğinde selamlık cümle kapısı üzerine konmuş olan kitabe yer alır. Vaktiyle üzerinde Abdülaziz'in tuğrasının bulunduğu bilinmektedir. Ta'lik hatla yazılmış olan manzum metnin son mısraı eb-cedle 1281/1865 tarihini verir.

Selamlık kitlesinin cephelerinde hiçbir süsleme öğesi görülmez. Mekânlarda da aynı sadelik göze çarpar. Süslemeye yer verilmiş olan yegâne bölüm mescittir. Kubbede ve kubbeye geçişi sağlayan küçük pandantiflerde klasik üslupta kalem işleri yer alır. II. Meşrutiyet döneminde, L Ulusal Mimarlık Üslubu'nda tasarlanmış resmi binaları andıran selamlık kitabesinde, ahşap geç dönem tekkelerinin samimi ifadesinden eser yoktur. Söz konusu yapı karşısında yer alan, ahşap konak görünümlü se-mahane-türbe kanadı ile ilginç bir tezat oluşturmaktaydı.

Yenikapı Mevlevîhanesi'nin haziresi iki bölüm halindedir. Bunlardan ufak olanı hünkâr girişi, kütüphane ve muvakkithane arasında, büyük olanı da Mevlevi Tekkesi

Sokağı'nın batı yakasındadır. Küçük hazi-rede yer alan bazı mezarların çevresi ve üstü madeni şebekelerle donatılarak açık türbeler elde edilmiştir. Çoğunun köşelerinde ve tepelerinde Mevlevî sikkesi biçiminde alemler göze çarpar. Sokak aşın olan büyük nazirede mevlevîhanenin muhiplerin-den pek çok kimse gömülüdür. Bu kesim moloz taş örgülü duvarlarla kuşatılmış, duvarlara dikdörtgen açıklıklı demir parmaklıklı pencereler açılmıştır. Bu pencerelerden ikisinin üstüne Vezirazam Nailî Abdullah Paşa'mn (1698-1758) oğullarından Fey-zullah Şakir Bey ile Ebûbekir Bey'e ait 11707 1756-57 ve 1202/1787-88 tarihli ta'lik hatlı manzum kabir kitabeleri yerleştirilmiştir.

Bibi. Evliya, Seyahatname, I, 392; Ayvansa-rayî, Hadîka, l, 228-230; Çetin, Tekkeler, 587; Aynur, Saliba Sultan, 39, no. 207; Âsitâne, 9; Osman Bey, Mecmua-i Cevâmi, I, 116-117, no. 168; Münib, Mecmua-i Tekâyâ, 16; İhsaiyat II, 19; Vassaf, Sefine, V, 206-269; Zâkir, Mecmua-i Tekâyâ, 31-32; Osmanlı Müellifleri, I, 39; Mehmed Ziya, Merâkiz-i Mühimme-i Mev-leviyyeden Yenikapu Mevlevîhanesi, İst., 1329; Tühirü'l-Mevlevî (Olgun), "Yenikapı Mevlevîhanesi", Mahfel, 1342, s. 40 vd; Kumbaracılar, istanbul Sebilleri, 55; R. E. Koçu, "Yenikapı Mevlevihanesi", Yeni Musiki Mecmuası, 4 (1962), s. 59-61; Öz, İstanbul Camileri, I, 156; A. S. Ünver, "Osmanlı imparatorluğu Mevle-vîhaneleri ve Son Şeyhleri", Mevlânâ Güldestesi, Konya, 1964, s. 30-33, 39; M. Erdoğan, "Mevlevî Kuruluşları Arasında istanbul Mev-levîhaneleri", GDAAD, IV-V (1976), s. 29-32; Gölpınarlı, Mevlevîlik, 164, 248, 338; Ergun, Antoloji, II, 413, 415-420, 454, 464, 508; "Ab-dülbaki Nasır Dede", İSTA, I, 76-78; "Ahmet Dede (Kemal)", İSTA, I, 352; "Ahmed Dede (Doğani)", İSTA, I, 349-356; "Baykara (Mehmed Abdülbaki)", İSTA, IV, 2277-2278; "Cela-leddin Dede Efendi (Mehmed)", İSTA, VI, 3420; İnal, Hoş Şada, 133-170; N. Araz, Anadolu Evliyaları, İst., 1972, s. 302-306; E. Işın, "İstanbul'un Mistik Tarihinde Mevlevîhaneler", İstanbul, S. 4 (Ocak 1993), 119-131.

M. BAHA TANMAN

».X •„

Yenikapı Mevlevîhanesi'nde semahanenin girişi ve mutrıp maksuresi. Encümen Arşivi, 1940

YENİKÖY

Boğaziçi'nin Rumeli yakasında, Sarıyer İl-çesi'nde İstinye ile Tarabya arasında yer alan semt.

İdari olarak Sarıyer İlçesi'ne bağlı bir muhtarlıktır. 1990 Genel Nüfus Sayımı'na göre nüfusu 23.000'dir. Askerlik şubesi ve karakol gibi idari yapıları ve orduevi vardır. Yeniköy ve Orgenerkl Emin Alpkaya ilkokulları ile Mehmetçik Ortaokulu semtin eğitim kurumlandır. Bugün Avusturya Konsolosluğu olan eski Avusturya Elçiliği Ya'zlığı(-0 da buradadır. Yeniköy, Yeni Cami ve Bağlar mevkiinde Cevahirler Camii adında 3 camii, 3 kilisesi mevcuttur. Yeniköy İskelesi Galata Köprüsü'ne 15.674 m uzaklıktadır.

Yeniköy, İstanbul'un fethi sırasında harap bir semtken Osmanlılar tarafından 16. yy'da imar edilmiş 18. yy'dan beri de hep zengin, seçkin ve güzel bir semt olmuştur.

Eski devirlerde Köybaşı dolaylarında kayalık sahilde dalgaların Bakhalar dansını andıran hareketi nedeni ile buraya Bakha (Bakenler Kıyısı) dendiği söylenir. Kalender Koyu'na bir barbar kralının adından gelen Pitheku Limen dendiği de rivayet edilir. Bir rivayete göre de Makedonyalı Büyük İskender'in babası Filip'in komutanı Demetrios, çok sıcak bir günde Bizanslılarla yaptığı deniz savaşında burada yenilmiş, buraya Termemeria (sıcak gün) adı verilmiştir.

Fetihten sonra buraya ilk gelenler Romanya'nın Geni yöresinden Ulah aileler ve daha sonra Rumlar olmuştur. Bu sebeple Geniköy denen yer I. Süleyman'ın (Kanuni) (hd 1520-1566) buyruğuyla Yeniköy adını almıştır. Rum halkı köye Yeniköy anlamında Neohorion da derdi. Ulahlardan bir yüzyıl sonra, Doğu Karadeniz'den denizci ve tüccar büyük bir kalabalık gelmiş, yörede nüfus artmış, ticaret canlanmıştır.

17. yy'da İstanbul'u anlatan Kömürci-yan 2-3 gemi sahibi zengin işadamlarının Tuna Nehri'ne, Kefe'ye sefer yaparak odun, arpa, dan getirdiklerini, İnciciyan da çiroz balığı ticaretinin halka iyi bir gelir temin ettiğini yazar.

Bizans döneminde olduğu gibi Osmanlı döneminde de, zaman zaman Kazak ve Rusların hafif ve süratli deniz vasıtaları ile Boğaziçi'ne yaptıkları akınlardan Yeniköy zarar görmüştür. 19 Temmuz 1624'te pek çok Türk ve Rum ahali öldürülmüş, soyulmuş, bundan sonra köy bir oda kulluk tarafından korunmaya başlanmıştır. Bu akınlara karşı Boğaziçi'nin ağzında Kavak kaleleri ve Akıntı Burnu'ndaki yeni kale inşa edilmiştir.

Evliya Çelebi bu bağlı bahçeli köyün halkının Trabzonlu mahir bezirganlar olduğunu; aralarında Mısır hazinesine malik kalyon, şayka ve karamürsel türü gemilere sahip reislerin bulunduğunu; halkın 3 mahalle Müslüman ve 7 mahalle Hıristi-yandan oluştuğunu; 3 cami, l hamam, l han, bekâr odaları ve 100 kadar peksimet imalatçısı 200 dükkân bulunduğunu yazar. Karadeniz'e açılan gemilerin kaptanlarının, peksimetlerini Galata veya Yeni-

YENİKÖY

486


487

YENİKÖY

köy'den aldıkları biliniyor. Yeniköy İske-lesi'nden sonraki ilk aralık iskelenin adı Peksimet İskelesi'dir ve Yeniköy'ün peksimeti bugün de meşhurdur.



Evliya Çelebi'nin de bahsettiği camiler Güzelce Âli Paşa Camii, II. Osman döneminde (1618-1622) kaptan-ı derya ve sadrazam olan, Çelebi de denen Ali Paşa tarafından, Molla Çelebi Camii, Şeyhülislam Zenbilli Ali Efendi'nin oğlu Fazlı Efendi tarafından, Osman Reis Camii, derya reislerinden Osman Ağa (ö. 1145) tarafından yaptırılmıştır. Köyde Şeyh İsmail Efendi'nin kurduğu bir Halveti tekkesi de vardı. Tarihi hamam sahilde, Molla Çelebi Camii'ne yakındı ve Kanlıca'da-ki İskender Paşa Külliyesi'ni(->) yaptıran Magosa Fatihi İskender Paşa tarafından yaptırılmış, yakın tarihlerde yıktırılmıştır. Uzun zaman susuzluk çeken semte 1803'te III. Selim'in annesi Mihrişah Valide Sultan çeşme yaptırıp bol suya kavuşturmuştur.

Halkım heyecanlı, atak Karadeniz kökenli insanların oluşturduğu yerleşme, yoğun ticari ilişkiler nedeniyle Boğaziçi'nin mahkemesi bulunan ikinci köyü olmuştur. Hamamın yanındaki bu mahkeme Galata kadısına bağlıydı.

Inciciyan güzel evleri ve kalabalık nüfusu ile adı köy de olsa güzel bir şehir görünümünde olan bu yerin sakinlerinin, harp zamanında donanmaya asker vermekle yükümlü olduklarım, vergilerinin de diğer Boğaziçi köylerinden fazla olduğunu; Beykoz'daki Tokat Çayırı'nm otlarını padişah ahırları için biçmenin de Yeniköy-lülerin görevleri arasında bulunduğunu yazar.

İnciciyan, Kudüs patriğine bağlı Ayios Yeoryios Kilisesi, Ayios Nikolaos ve Ayia Panayia kiliseleri dışında, Ermenilerin mezarlıkları yanında Surp Asdvadzadzin isimli bir kilise ve yakınında üzerinde haç bulunan Ermeni Çeşmesi adım taşıyan bir



Bartlett'in bir gravüründe Yeniköy, 19. yy. Pardoe, Bosphorus

çeşmeden de bahseder. 3 de ayazma olduğunu kaydeder. Semtte daha sonraki devirlerde bir de sinagog yapılmıştır.

Yeniköy'ün Tarabya'ya gelmeden son koyu Kalender Koyu'dur. Sultan Ahmed Camii inşaatında emin olarak çalışan Kalender Çavuş burada, büyük bir hamamı ve müştemilatı olan bir sahilsaray yaptırmıştı. Zamanla sahilsaray harap olmuş, yalnız hamamı kalmıştır. O devirde tenha olan semtte eşkıyalık olayları artınca, buraya 10 asker ve bir zabitin bulunduğu bostancı kulluğu kurulmuştur. Lale Dev-ri'nde(-+) yıldızı parlayan bu mesire yerinde III. Ahmed (hd 1703-1730) için biniş kasrı yaptırılmış; Patrona Halil Ayak-lanması'ndan(->) sonra harabeye dönen yerde 18. yy'ın ikinci yarısında Sadrazam Koca Ragıb Paşa bir çeşme ve namazgah yaptırmıştır. Kalender'de bir de ayazma bulunduğundan, yöre Hıristiyanların da ziyaret ve gezi yeri olmuştur. III. Selim 1795'te kasrı tamir ettirmiş ve dağdan su getirmiştir.

Abdülaziz döneminde (1861-1876) Kalender Kasrı onarılmıştır. Bugün kasır orduevi olarak kullanılmaktadır. Kasrın aşağı kısmında asırlık ağaçları, set set bahçeleri ile eski Türk tarzında bir Ermeni yapısı (Tıngıroğlu Yalısı) bulunuyordu.

İnciciyan sahilde dar ve kayalık bir düzlük olan Kalender Bahçesi'nin iç kısmının yüksek tepeler ile çevrilmiş latif bir vadi olduğunu; sahilde Vaftizci Yahya adını taşıyan bir ayazma ve üç eski kilise harabesi bulunduğunu yazar.

Yeniköy sahilleri her dönemde güzel yalı örnekleri ile bezenmiştir. Başlangıçta Ermeniler evlerini siyaha, Rumlar kırmızıya boyarlarken sonraları Müslümanlara ait olan yeşil renk dışında her renge boyamalarına izin çıkmıştır.

Arnavutköy, Tarabya, Büyükdere'de olduğu gibi Yeniköy'de de, Rumeli kıyılarını tercih eden yabancıların çoğunlukta bu-



lunduğu, II. Mahmud döneminden (1808-1839) itibaren Batı zevkinin mimaride hâkim olduğu görülüyor. Ekonomik ve siyasi etkenler ile devamlı el değiştiren yalılar 19. yy'm sonlarında hemen tamamen Türklerin eline geçmiştir. II. Mahmud dönemine ait bir bostancıbaşı defterinde Yeniköy sahilinde yer alan yapılar şöyle sıralanmaktadır: Köprülü vakfı cabisi Ahmed Efendi Yalısı, Ahmed Efendi'nin diğer yalısı, Sultan kethüdası Ahmed Azmi Efendi'nin yalısı, Şehri Mustafa Efendi'nin yalısı, eski İstanbul kadısı Muhibbizade Efendi Yalısı, eski gümrük emini Mahmud Bey'in yalısı, yeniçeri efendisi Numan Efendi'nin yalısı, Numan Efendi'nin 9 adet kayıkhanesi, arada pazar kayığı iskelesi, Sarraf Zarifoğlu Yalısı, Müderris Hamdi Efendi Yalısı, arada Çarşı İskelesi, yanında Çarşı Meydanı, Eyüp Naibi Ali Efendi Yalısı, arada Ekmekçi İskelesi, yanında koyun mezbahası, yanında Yeniköy İskelesi, Kadı Rıza Efendi Yalısı, Menkecizade Ali Molla Kayıkhanesi, adı belirtilmemiş bir kişinin yalısı, mumhane ve değirmen, Ekmekçi İskelesi, Camcı Mustafa'nın yalısı, Sarraf Angeli Yalısı, Subaşı kulluğu, Kirkor Kalfa'nın değirmeni, çıkıkçı evi, Boyacı Ni-kola'nm evi, Kuyumcu Anton'un evi, Zecriye sarrafının evi, değirmen ve aralığı, Hacı Mustafa Ağa Yalısı, Hacı Lefter'in evi, Yaldızcı Anton'un evi, aralık iskele, Hacı Mardiros'un evi, Çuhacı Panayot Hanım'ın evi, Hacı Yoseb'in karısının evi, Keresteci Hacı Yenako'nun evi, Kürkçü Blaşaki'nin evi, Bezirgan İspiro'nun evi, Sarraf Avak'ın çocuklarının evi, Sarraf Vakes'in evi, Tana-şaki'nin karısının evi, Yazıcı Nikola'nın annesinin evi, Düzoğlu'nun gelininin evi, Hacı Yanako'nun evi, iskele ve kereste meydanı, Sarraf Tıngıroğlu Oseb'in kardeşinin evi, Oseb'in diğer evi, Cevahirci Hacı Yorği evi, Kürkçü Dimitraki'nin evi ve kayıkhanesi, Zecriye Sarrafı Anton'un evi, Düzoğullarının evi, Düzoğullarmm diğer evi, Terzi Tanaş'ın evi, Ali Efendi'nin kayıkhanesi, aralık iskele, Hacı Andon'un evi, Kamyanos Kalfa'nın iki evi, Hekim Dimitraki'nin mirasçılarının evi, Todoraki'nin çocuklarının evi, Patrik yazıcısı Yako'nun evi, Terzi Andonaki'nin kızının arsası, Keresteci Kosta'nın arsası, Hekim Vasilaki'nin evi, Simitçi İskelesi ve meydan, Hekim Ta-naşaki'nin kızlarının evi ve kayıkhanesi, Kürkçü Panayot'un arsası, aralık iskele, Darphane'de yazıcı Makdar'm evi, pirinç tüccarı Yorgi'nin evi, Darphane'de Sarraf Ohannes'in evi, Sarraf Tanaş'ın evi, Tanaş'ın kardeşi Mazilem'in evi, Diboğlu To-dori'nin evi, Balıkçı Foti'nin evi, dul hanımın evi, Yemenici Yorgi'nin evi, Şerbetçi Dimo'nun evi, değirmen ve ekmekçi fırını, Hıristo'nun evi, Panço Kalfa'nın evi, Kürkçü Vasil'in evi, Manolaki'nin evi, Hekim Kostaki'nin evi, Sarraf Kalcıoğlu'nun evi, Kürkçü Yorgi'nin evi, Tüccar Yorga-ki'nin iki evi, Kuyumcu Yorgi'nin evi, Kürkçü Yenaki'nin evi, Kürkçü Mergrit'in evi, Cevahirci Ostraki'nin evi. Sandalcı İst-rati'nin evi ve kayıkhanesi, Boyar Todoraki'nin evi, Kuyumcu Ligori'nin evi, Köy-başı İskelesi, Zecriye Sarrafı Andon'un evi,

Yeniköy

İstanbul Ansiklopedisi

Simkeş Artin'in evi, Balıkçı İskerlet'in evi, Hekim Dimitraki'nin evi, Mişoğlu'nun karısının evi, İzmit Despotu Nikomedya'nın evi, Kalender Bostancıları Ocağı, Kalender Bahçesi ve Kasr-ı Hümayun, ayazma, Tarabya sınırı.

II. Abdülhamid döneminden (1876-1909) itibaren Boğaz sahillerine uyan Osmanlı mimarisinin, yabancı mimarların kendi ülkelerinin sanat anlayışı ve iklimine uyan yapıları ve ananelerini buralara getirmeleri ile yavaş yavaş bozulduğu görülüyor. Daha sonraki dönemlerde ise değişme daha köklü .olmuştur.



1983'te çıkan Boğaziçi imar planı ve onu takip eden Boğaziçi Yasası(->) ile ön-görünüm bölgesinde yeni yapılaşma yasaklanmıştır. Tescilli eski eserlerin restorasyonu veya restitüsyonu dışında eski eser olmayan yapıların ancak basit tamirleri söz konusudur. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nca(->) onaylanan tüm yalıların ayrıntılı bilgileri ve eski yeni durumlarını gösteren fotoğrafları Orhan Erde-nen'in Boğaziçi Sahilhaneleri kitabında ada ve parselleri, kapı numaralan ile sıralanmıştır. Yapıların fotoğraf, tarihi belgeler ve zaman zaman da eski ve yeni hallerini gösteren belgeler derlenmiştir. Bugün ayakta olan bu yapıları bostancıbaşı def-

teri ile mukayese etmek ancak o günden bugüne yapı ve parseli değişmeden gelen yapılar için söz konusu olabilecektir. Bugün Yeniköy sahilindeki yapıları şöyle sıralayabiliriz:

Hancıoğlu Yalısı (eski Recaizade Ekrem Yalısı); Faik Bey (Pakize Hanım) Yalısı; Kemal Uzan (Ahmet Atıf Paşa, Misbah Mu-hayyeş) Yalısı; Mısırlı Ebubekir Ratib (Jak Kamhi) Yalısı; Madenci Arif Bey (Süreyya Bey) Yalısı; eski zaptiye karakolu, bugün askerlik şubesi olan yalı; Çaycı İstepan-Dr. Hulusi Behçet Yalısı; Faruk Sezer Yalısı; Üstünkaya Yalısı; Çiller Yalısı (eski Dr. Rasim Ferit Talay Yalısı); Erbilgin Yalısı (bak. Şehzade Burhaneddin Efendi Yalısı); Murat Saner (eski Saip Özden) Yalısı, Muzaffer Gazioğlu Yalısı; Beyazciyan Yalısı; Rıfat Rekiş'in kızlarının yalısı (eski Alak-sandras Karateodori Paşa Yalısı); Said Halim Paşa Yalısı(->); II. Abdülhamid'in damadı Fuad Bey'den Mısırlı İhsan Bey'e gecen yalı (daha sonra Boronkaylara, günümüzde de M. Özkan'a geçti); Ermeni Eyüb Paşa'dan Hacı Parseh İhmalyan'a geçen yalı; Yeniköy Vapur İskelesi; Faik ve Bekir Bey ikiz yalıları (Kâmil Bey'in kızı Sara Hanım tarafından yaptırılmış, bugün bir tarafı Kurdoğlu, diğer tarafı Okur ailesinin yalısı); Aleko Nikoladis Yalısı (bir ara otel

olarak kullanılmış ve M. Levi'ye ait olmuş, bugün mülkiyeti Ayia Panayia Kilisesi'ne ait); Ali Rıza Paşa Yalısı (1923-1924'te Belediye Dairesi'ne kiralanınca iki ucu ile anacaddeye bağlanan sokağa Daire Sokağı adı verilmiş); Dr. Muvaffak Gönen Yalısı (banisi II. Abdülhamid döneminde yaşayan bir baron daha sonra Hamapolas'un olmuş); II. Abdülhamid'in vezirlerinden Artin Dadyan'a ait olan yalı (bugün Adil Sezer Yalısı); Sandoz Yalısı (Mösyö Par-dea'dan Fuat ve Feriha İrel almış); Ziya Kalkavan Yalısı (önce Damatyan, sonra da II. Abdülhamid'e aitmiş); Sait İbrahim'in eşi F. Selman Kaliboy Yalısı (bu yalı Avusturya Elçiliği Yazlığı olan yalının ifrazı ile tek yalı haline gelmiş; eski fotoğraflarındaki mimari üslup ve bezeme sefaret ile aynı); Avusturya Elçiliği Yazlığı (Sarraf Mıgırdıç Cezayirliyan'ınh»] yaptırdığı yalı II. Abdülhamid döneminde Avustur-ya-Macaristan İmparatorluğu'na verilmiş); Polonya Büyükelçiliği/Sarıyer Adliyesi (Polonya Elçiliği'nin kapatılmasından sonra İlhan Özdemiroğlu'na geçen yalı önce otel sonra adliye olarak kiralandı; adliye iken yandı, bugün restore edilmiş olup konut olarak kullanımda); Mühendis Nebil Sarper Yalısı; Mr. Walker/Eczacıbaşı Yalısı; Kalender Kasrı.




Dostları ilə paylaş:
1   ...   115   116   117   118   119   120   121   122   ...   140


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə