I d I n I a V a 3IV1ho nin



Yüklə 8.82 Mb.
səhifə72/140
tarix30.12.2018
ölçüsü8.82 Mb.
1   ...   68   69   70   71   72   73   74   75   ...   140

Toplukonut Alanları

Bölge Adı

Yüzölçümü (ha)

200


1. Batıköy (Mimarsinan)

161


2. Çatı (Yakuplu, B.Çekmece)

78

3. Atakent (Üsküdar-Ümraniye)



4. Isotaş (Okent) (Küçükbakkalköy) 120

300


5. Beylikdüzü (Büyükçekmece)

600


6. Kurtköy (Kartal)

170


7. Ordo (Kavaklı Köyü B.Çekmece)

871


8. Halkalı

TOPLUTAŞIMACILIK

294


295

TOPUZLU BENT

İstanbul'da başlıca toplutaşıma araçları otobüs(-»), tramvay(->), artık kalkmış olan troleybüs(->), banliyö trenleri(-0, şehir hatları vapurları (bak. deniz ulaşımı), dolmuş motorları(-»), minibüs ve dolmuşlardır(-0.

İstanbul'da ilk toplutaşımamn kayıklarla yapıldığı söylenebilir (bak. kayıkçılık; kayıklar). Kayıklar bugünkü dolmuş motorları gibi, belli iskelelerden dolunca kalkar ve kent içi deniz ulaşımını sağlardı. 1837'de Boğaziçi iskeleleri arasında ilk vapurlar işlemeye başladı.

Kara toplutaşımacılığının ilk türü olan atlı tramvay seferleri İstanbul'da 1871'de başladı. 1911'de elektrikli tramvaylar devreye girdi ve İstanbul'un her iki yakasına yayıldı.

1872'de Sirkeci-Hadımköy arasında banliyö trenleri çalışmaya başladı. 1873'te Haydarpaşa-Gebze hattı devreye girdi. Ocak 1875'te Karaköy'ü Beyoğlu'na bağlayan Tünel(->) açıldı.

İstanbul sokaklarında ilk otobüs 1926'da görüldüyse de, otobüs taşımacı-



1950'lerde kent içi ulaşımı sağlayan tramvay ve otobüsler. Ara Güler

Soyak Göztepe Sitesi'nin inşaat halindeyken havadan görünümü.

TETTVArşivi

rak ele alınmıştır. Halen birinci ve ikinci aşama tamamlanmış ve kullanıma açılmıştır. Toplu Konut Kanunu ile kredilerin öncelikle kooperatiflere verilmesi, kooperatif yoluyla konut edinme oranım hızla artırırken, proje büyüklüklerinde de önemli sıçramalara olanak sağlamıştır (bak. konut kooperatifleri).

Özel sektörün toplukonut konusuna ilgi göstermesi 1980'li yıllarda gözlenen bir olgudur. Soyak Göztepe Sitesi ve STFA Kozyatağı Sitesi bu alandaki ilginç örneklerdir. Birinci örnek 1.536 konut birimini, ikinci örnek ise 440 konut birimini içermektedir. Her iki yerleşmede de çeşitli kentsel fonksiyonlar için yeterli donanım yer almaktadır.

Yukarıda sözü edilen her üç kesimin projelerindeki ortak nitelik, konut yerleşmelerinde gerekli tüm sosyal altyapının bulunmasıdır. Bu açıdan toplukonut projeleri olumlu bir gelişme gösterirken, konut fiyatları açısından benzer bir değerlendirme yapmak mümkün görülememektedir. İdare tarafından verilen konut kredisinin toplam bedel içindeki payı giderek azalmaktadır.

Toplukonut yapımı alanındaki önemli bir kurum olan Emlak Bankası 1950'li yılların başından bu yana istanbul'da birçok toplukonut yerleşim alanım planlamış ve gerçekleştirmiştir. Son yıllarda özellikle Ataköy'de süren bu üretim, bir yanıyla bir toplukonut uygulaması olarak görünürse de, gerek standartlar, gerekse konutların yüksek satış fiyatları açısından toplukonut kavramı kapsamına girdiğini söylemek kolay değildir. Ancak sayısal bakımdan Ataköy 7, 8, 9 ve 10. mahalleri, Sinanoba ve Mimaroba yerleşimleri, bankanın 1980 sonrasında yaptığı bu türden önemli uygulamalardır.

YILDIZ ŞEY



TOPLUTAŞEMACILIK

Kent içinde ve metropoliten alanda, çok sayıda yolcunun çoğunlukla kamu kuruluşlarına, bazen de özel kuruluşlara ait büyük ulaşım araçlarıyla belli güzergâhlar ve duraklar arasında taşınması.

lığına belli güzergâhlar boyunca 1926'da başlandı. 1930'larda ilk dolmuşlar görüldü. 1945'ten sonra dolmuş, 1950'den sonra da minibüs taşımacılığı çok hızlı bir gelişme gösterdi.

1960'larda tramvay taşımacılığı gerilerken 196l'de troleybüsler(->) devreye girdi. 1960'ların ortalarından itibaren raylı sistemler bilinçli olarak geriye itildi, otobüsler, özel otomobiller öne geçti. Deniz toplu-taşımacılığı da ikinci planda kaldı, hattâ Boğaziçi hattında ve Haliç'te 1980'lerden sonra yer yer bütünüyle iptal edildi.

Hızlı tramvay(-0 Aksaray-Ferhatpaşa arasında 1989'da işletilmeye başlandı. 1990'ların başında Sirkeci-Aksaray arasında Çağdaş Tramvay adı verilen sistem devreye girdi.

Günümüzde İstanbul'un en büyük top-lutaşımacılık projesi, halen Taksim-4. Levent bölümünün inşası süren metrodur^).

İstanbul'da özel otomobillerin^) sayısının 1980 ortalarından itibaren olağanüstü artışı kara toplutaşımacılığım da olumsuz etkiledi. Günümüzde kentte en yaygın toplutaşıma aracı olan özel ve belediye otobüslerinin kapasitesi ihtiyacın altında kalmakta ve toplutaşımacılığın zaafları kent ulaşımı ve trafiğini olumsuz etkilemektedir.

İSTANBUL


TOPOİ

Bugünkü Cankurtaran(->) bölgesinde bulunan bir yere, orta Bizans döneminde verilen ad.

Topoi "yerler" anlamına gelmekte olup, kökeni ve bu bölgeye ad olarak verilişinin nedeni pek anlaşılamaz. Daha sonraki dönemlerde ortaya çıkan bir rivayete göre, meşru imparator Zenon'a (hd 474-475, 476-491) karşı başkaldırarak tahtı gasp eden Basiliskos (hd 475-476), Zenon tarafından alaşağı edildikten sonra, 476'da burada yargılanmış, mahkemeyi takiben, Basiliskos ve ailesi Kapadokya bölgesindeki Limnai'ye (Gölcük) sürülmüş, bir süre sonra da orada açlıktan ölmüşlerdi.

Topoi, imparatorların ikametgâhı olarak uzun süre kullanılan Büyük Saray'ın(-0 hemen arkasındaki kıyı şeridinde, İmparator Arkadios(-0 (hd 395-408) tarafından yaptırılan büyük bir hamamın da bulunduğu Arkadianai denen yerde idi. Bu hamam I. İustinianos döneminde (527-565) onarılmış ve denize bakan yakasına bir açık avlu eklenmişti. Muhtemelen bu avlu bir duruşma oturumuna uygundu ve daha sonraki kaynaklarda Topoi diye anılan yer burasıydı.

Topoi civarında, Başmelek MihaePe adanmış bir kilise vardı. 5. yy yapısı olan bu kilise, I. İustinianos döneminde, Tzi-ros (Ciros) adlı bir kişi tarafından yeniden inşa ettirilmişti. Bu kişi büyük olasılıkla imparatorun gayrimeşru oğlu Teodoros Tzi-ros olmalıdır. 870 depremini takiben I. Ba-sileios döneminde (867-886) yapılan ikinci restorasyon sırasında bu kiliseye, Başmelek Cebrail'e adanmış ikinci bir kilise

daha eklendi. İleriki yıllarda Tziros'un bir kişi adı olduğu unutuldu ve burada şifa bulduğu ileri sürülen kısır bir kadına atfen, "steiros" (kısır) sözcüğünden geldiği sanıldı.

Topoi bölgesinde VI. Leon(->) zamanında (886-912) inşa edilmiş St. Lazaros'a adanmış bir kilise daha vardı. Konstantino-polis'in Osmanlılarca alınmasına dek (1453) bu binanın varlığını koruduğu bilinmektedir.

Bibi. Janin, Constantinople byzantine, 430-431, 435; R. Janin, La Geographie ecdesiasti-que de l'empire byzantin, I 3, Paris, 1969, s. 66, 298-300, 340, 345-346; A. Berger, Untersuchun-gen zu den Patria Konstantinupoleos, Bonn, 1988, s. 381-389.

ALBRECHT BERGER



TOPTAŞI BİMARHAJMESİ

Üsküdar İlçesi'nde, Atik Valide Külliye-si'nde(->) yer alır. Valide-i Atik Bimarhane-si, Toplası Nurbânu Valide Sultan Darüşşi-fası adlarıyla da bilinir.

II. Selim'in başkadım ve III. Murad'ın annesi Nurbânu Sultan tarafından yaptırılan külliyenin, Nisan 1582 tarihli vakfiyesinde, her nevi hastaların tedavileri için yapılmış bir hayır kurumu olduğu belirtilmiş, ayrıca burada 2 tabip, 2 kehhal, 2 cerrah, l vekilharç, l kâtip, 4 hastabakıcı, 2 eczacı, 2 aşçı, 2 çamaşırcı, 2 edviye dövücü; l fer-raş, l külhancı, l kâsekeş, 2 şişe bakıcısı (idrar dökücü), l kilerci, l imam ve l müezzinin tayin edilmesi şart koşulmuştur.

Hastaların başvurduğu genel bir hastane olan Toptaşı Bimarhanesi 1807'de Ni-zam-ı Cedid Ocağı'na, 1834'te ise Asâkir-i Mansure-i Muhammediye'ye(->) verilmiştir. Bu dönemlerde askeri hastane olarak kullanılmış, onarılarak bir de köşk yaptırılmıştır. 1865'te İstanbul'da görülen kolera salgınında, salgın süresince hastane olarak kullanılan bina, sonra askeri depoya dönüştürülmüştür. Ancak 1873'te Süley-maniye Darüşşifası'nda ortaya çıkan bulaşıcı bir hastalık nedeniyle buradaki akıl hastalarının başka bir yere nakli gerekince mekân olarak Toptaşı seçilmiş ve aynı yıl bütün akıl hastaları buraya taşınmıştır. Bu tarihten sonra bir akıl hastalıkları has-

tanesi olmuş ve artık Toptaşı Bimarhanesi adı kullanılmaya başlanmıştır. 1877 ve 1893'te onarım gören bina II. Meşruti-yet'ten sonra Müessesât-ı Hayriye-i Sıhhiye Müdüriyeti'ne devredilmiştir. Bu dönemde bina esaslı bir onarıma alınmış, 1910'daki kolera salgım sırasında, kadın ve erkek hastalar için ayrı tecrit yerleri, ameliyathane, kışlık gezinti yerleri, çamaşırhane ve bir etüv yeri, başvuran hastaların muayene edildiği bir muayenehane yaptırılmıştır. Ayrıca bimarhane görevlilerine, hastabakı-cılık hakkında gece dersleri verilmiştir.

1927'de Mazhar Osman'ın (Usman)(->) girişimiyle buradaki hastalar Bakırköy'e nakledilince bina 1935'te Gümrük ve Tekel Bakanlığı tarafından tütün bakım atölyesi olarak kullanılmaya başlanmış, 1976'da bu atölyenin başka bir yere taşınmasıyla da Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne geçmiştir. Bugün darüşşifa, aşhane, tabhane ve kervansaray bölümleri meslek lisesi olarak kullanılmaktadır.



Bibi. Osman Nuri (Ergin), Müessesât-ı Hayriye-i Sıhhiye Müdüriyeti, İst., 1327, s. 44-50; O. Bolak, Hastanelerimiz, ist., 1950; S. Kumbaracılar, "İstanbul'da Askeri Hastanelerin Kuruluşu", Dirim, c. 26, S. 5-6 (1951), s. 101-106; Konyalı, Üsküdar Tarihi, I; B. N. Şehsu-varoğlu-A. D. Erdemir-G. Güreşsever, Türk Tıp Tarihi, Bursa, 1984, s. 80-82; N. Sarı, "Toptaşı Nurbânu Valide Sultan Darüşşifası", /. Türk Tıp Tarihi Kongresi-Bildiriler, Ankara, 1992, s. 169-177; G. Cantay, Anadolu Selçuklu ve Osmanlı Darüşşifalan, Ankara, 1992, s. 102-105. NURAN YILDIRIM

TOPUZLU BENT

Sarıyer İlçesi'nde Bahçeköy'deki Acıelma Deresi'nin Eskibağlar kolu üzerindedir. 1750'de I. Mahmud (hd 1730-1754) tarafından yaptırılmıştır. I. Mahmud Bendi olarak da bilinir.

Bendin üzerine konan mermer sütunların üstünde yine mermerden yapılmış küreler vardır. 25,5 cm çapındaki kürelerin arası zincirlerle bağlanarak süslenmiş, ancak zincirler paslanınca kaldırılmıştır. Sütunların üzerindeki mermer küreler dolayısıyla I. Mahmud Bendi'ne Topuzlu Bent denmeye başlanmıştır. Eski kayıtlara göre bent yapıldığında 10,61 m yüksekliğindey-

Toptaşı


Bimarhanesi'nin avlusunda hastalar. Osman Nuri, Müessesât-ı Hayriye-i Sıhhiye Müdüriyeti, ist., 1911

Topuzlu Bent

Kâzım Çeçen, 1992

di, Gazi Hasan Paşa 1786'da 3,03 m ekleterek bendi 13,64 m'ye yükseltmiştir. Topuzlu Bent iki büyük payanda arasında, kırık hatlı kagir kemer-ağırlık barajıdır. Hava tarafının eğimi 100/17'dir. Bendin su tarafında, tepe noktasından 2,23 m, aşağıdaki bölgeden itibaren duvar kalınlığı, kademe şeklinde 60 cm genişletilmiştir. Bu konstrüksiyon modern barajlarda gölde su alçaklığı zamanki gerilmeleri azaltmak için yapılan sürekli genişleme şekline uygundur. Topuzlu Bent'in mansap tarafındaki talvegden su tarafındaki mermer plakların üstüne kadar olan yüksekliği 14 m'dir. Bent gövdesinin tabandaki kalınlığı 7 m, tepede ise 5,47 m'dir. Bent kemer-ağırlık barajı tipinde olduğu ve kalın payandalara dayandığı için duvar kalınlığı nispeten ince yapılmıştır. İki sahil arasındaki tepe uzunluğu 80,65 m'dir. Topuzlu Bent'in kitabesinin tarih beyti, inşa tarihi olarak Il63/1750'yi vermektedir.

Topuzlu Bent'in hidrolojik bölgesi 0,920 km2, göl hacmi 160.000 m3, göl alanı 0,026 km2'dir. Sol sahilde 1,25x0,40 m boyutlarında bir dolu savak vardır. 100 mm çapındaki boru vasıtasıyla su alınır. Bendin cephesindeki I. Mahmud'un tuğrasının altındaki hacimde debi ölçme sandığı ve lüleler yardımı ile debi ölçülür, l lüle debi, ekseni 96 mm su yükü altında olan 26 mm çapındaki kısa borunun akıttığı su miktarı ve 36 It/dak. veya 52 mVgü-ne eşittir. Ölçme sandığının üzerinde 2 adet l'lik lüle, l adet 2'lik lüle, 2 adet 5'lik lüle ve l adet 10'luk lüle vardır. Toplam 6 orifisten 24 lüle veya 1.248 mVgün su alınabilir. Topuzlu Bent 1750'de tamamlandıktan sonra Gazi Hasan Paşa Bendi 3,03 m yükseltince kendisine 22 masura (143 mVgün) su tahsis edilmiş ve bu su Kasım-paşa'daki Hasan Paşa'nın yaptırdığı Bahriye tesislerine ve hayratına verilmiştir.



TOPUZLU, CEMİL

296

297


TRAFİK

m£moıres


DU BARON DE TOTT,

Bibi. Yüngül, Taksim Suyu; Çeçen, Taksim-Hamidiye.

KÂZIM ÇEÇEN



TOPUZLU, CEMİL

(6Man 1866, İstanbul - 24 Ocak 1958, istanbul) Hekim ve şehremini.

Şûra-yı Devlet Bidayet Mahkemesi Başkam Yusuf Ziya Paşa'nın oğlu, II. Abdülha-mid dönemi şeyhülislamlarından Cemaled-din Efendi'nin damadıdır. Paşakapısı Askeri Rüştiyesi'nden sonra bir süre Mekteb-i Sultani'ye (Galatasaray Lisesi) devam etti, babasının görevle Şam'a gitmesi üzerine 1880'de buradaki askeri rüştiyeyi bitirdi. 2 sene Kuleli'deki Tıbbiye Idadisi'nde okuduktan sonra 1882'de Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne'ye(->) girerek 1886'da yüzbaşı rütbesiyle mezun oldu ve Humbarahane Has-tanesi'ne tayin edildi. 1887'de cerrahi alanında uzmanlık eğitimi görmek üzere Fransa'ya gönderildi. 1890'da istanbul'a döndüğünde Haydarpaşa Askeri Hastane-si(->) operatörlüğü ile görevlendirildi. 1891'de Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne'nin se-ririyat-ı hariciye (cerrahi kliniği) muallim muavinliğine, 1894'te ise Aristidi Paşa'nın yerine aynı kliniğin muallimliğine atandı. Aynı yıl, Avrupa'da emsallerine uygun olarak yeniden inşa edilen, 30 yataklı cerrahi kliniğinde, l sene içinde 400'den fazla önemli ameliyat gerçekleştirdi. Ameliyatlarında asepsi antisepsiyi uyguladı ve klinikte otoklav ve etüv kullanımı başlattı.

Paris'teyken 1890'da sol kolağası, aynı yıl sağ kolağası, İstanbul'da ise 1891'de binbaşı, 1896'da mirliva, 1898'de ferik, 1904'te birinci ferik ve 190Ş'te ise müşir rütbelerine yükseldi. II. Meşrutiyet'in ilanından sonra rütbesi miralaylığa indirilince askerlik mesleğinden çekildi. Bundan sonra da kendisine mirmiranlık rütbesi verilmiştir.

1897 Osmanlı-Yunan Savaşı sırasında, Yıldız Askeri Hastanesi'nde, Tesalya'dan getirtilen yaralıları, Esad Feyzi ve Rıfat Osman'ın çektiği röntgen filmleri ile ameliyat etmiş ve röntgen ışınlarını savaş cerrahisinde kullanan ilk cerrah olmuştur.

1909'da Sivil ve Askeri tıbbiyelerin birleştirilerek Tıp Fakültesi'nin kurulmasında büyük emeği geçmiştir. Tıp Fakültesi'nin ilk reisi (dekan) seçilen Topuzlu 1911 'de bu görevinden ve daha sonra da seririyat-ı hariciye muallimliğinden çekilmiş, Ağustos 1912'de istanbul şehreminli-ğine tayin edilmiştir. 19l4'te bu görevinden istifa ederek İsviçre'ye gitmiş, burada 4 sene kaldıktan sonra, Mayıs 1919-Şubat 1920 arasında ikinci kez şerireminliği yapmıştır.

2 Nisan 1920'de Damat Ferid Paşa kabinesinde nafıa nazırlığı görevini kabul etmiş, birkaç gün sonra galip devletlerin teklif ettiği barış antlaşmasını incelemek üzere murahhas üye sıfatıyla eski sadrazam Tevfik Paşa ile birlikte Paris'e gitmiş, bu sırada Ferid Paşa'nın, Kuva-yı Milliye'yi ezmek için 2 ay önce dağıtılmış olan Kuva-yı İnzibatiye'yi yeniden canlandırmaya çalıştığını duyunca derhal İstanbul'a dönerek 20 Temmuz 1920'de nazırlıktan

istifa etmiştir. Ferid Paşa'nın kendisini di-van-ı harbe vereceği söylentileri üzerine ailesi ile birlikte 22 Eylül 1920'de Nice'e gitmiştir. Temmuz 1924'te İstanbul'a dönmüş, ancak ertesi yıl oğlunun öğrenimi için tekrar Paris'e gitmiş, orada cerrahlık alanındaki son gelişmeleri incelemiş ve Temmuz 1929'da İstanbul'a dönerek muayenehane açıp çalışmaya başlamış ve resmi görev kabul etmemiştir.

Topuzlu bir çok cerrahi aletin tasarımını yapmış, çok sayıda inceleme ve çeşitli kitaplar yazmıştır. Bir meme karsinomu ameliyatında, kaza eseri yırtılan arteri dikme başarısını göstermiştir. Bu tıp literatüründe, bilinen ilk başarılı atardamar dikişidir. Bu vakayı 1897'de Moskova'da toplanan Uluslararası Tıp Kongresi'ne sunmuştur. Fransız tıp kitaplarında bu ameliye "arter yaralanmalarının Cemil Paşa yöntemiyle dikilmesi" başlığı ile yer almıştır. Ayrıca asil tendonunun uzatılmasında, adıyla anılan bir yöntem geliştirmiştir. Ünü ülkenin sınırları dışına taşmış, Hindistan, İran, Mısır ve Bulgaristan'dan gelen hastaları olmuştur.

Bibi. C. Topuzlu, 80 Yıllık Hatıralarım, ist., 1951; K. î. Gürkan, "Ord. Prof. Cemil Topuzlu", İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Mecmuası, S. l (1958), s. 194-203; F. Frik, "Politik Görevlerde Doktorlar", Dirim, S. 5-6 (1968), s. 146; B. N. Şehsuvaroğlu, "Şehremini Operatör Cemil (Topuzlu) Paşa 1868-1968", Göztepe, İst., 1969, s. 90-94; H. Hatemi-A. Kazan-cıgil, "Cemil Topuzlu ve Modern Cerrahi Eğitiminin Yüzüncü Yılı", Bilim 'Tarihi, S. 6 (Nisan 1992), s. 3-9; M. Değer, "Dr. Cemil Topuzlu ve Yüz Yıl Önce Yaptığı Beyin Ameliyatı", ae, S. 6 (Nisan 1992), s. 10-15.

NURAN YILDIRIM



Şehreminliği

21 Ağustos 1912-21 Kasım 1914 arasındaki ilk şehreminliği sırasında kentte ilk kez park gereği duyan Cemil Topuzlu oldu. Topkapı Sarayı'nın bahçesinin Sarayburnu ile Ayasofya arasındaki bölümünü Gülha-ne Parkı'na dönüştürdü. Kadınların parka



Cemil Topuzlu

Cengiz


Kahraman

arşivi


girmesine izin vermesi tepki uyandırdı. Bu nedenle tutucu kesimlerce parka "Cemil Paşa Umumhanesi" dendi. Gerek bahçeleri, gerek ağaçlan korumak için ilk kez bahçıvanlık kadrosu kuruldu.

Kentin temizlik işlerine önem verdi. Sokaklar, Avrupa'da olduğu gibi süpürülerek sulanmaya başladı. Avrupa'dan ilk kez sulama ve süpürme arabaları getirildi. Eski çöp arabalarının içine çinko döşendi ve kapak yaptırıldı. Amele için sıhhi koğuşlar ve çöp arabaları, hayvanları için ahırlar yapıldı. Emekli maaşı ya da bir tazminat ödeneği bulunmayan ameleye hastalıklarında ve ölümlerinden sonra ailelerin perişan olmaması için "tasarruf sandığı" kuruldu.

Yeni yollar yapıldı, eskileri onarım gördü. Çırçır, Beyazıt, Aksaray gibi yangın yerleri düzenlendi. Taksim Meydam-Şehit Muhtar Bey Caddesi genişletildi. Voyvoda Caddesi ve Ayasofya'dan Gülhane Parkı önüne giden Alemdar Caddesi genişletildi. Ayasofya ile Sultanahmet arasında büyük bir meydan açıldı ve bahçe yapılmasına başlandı. Bu imar hareketleri sırasında tarihi eserleri dikkate almaması sonradan sert tenkitlere uğramıştır.

Şişli'de hazineden 35 dönüm kadar yer alarak üzerinde Mehmed Han-ı Hamiş Hastanesi'ni kurmayı düşündü, planlarını hazırlattı. Tophane Tephirhanesi genişletildi. Akıl hastalan için yeni bir bina inşa edilmek üzere planlar hazırlandı.

Cemil Topuzlu'nun 5 Mayıs 1919-26 Şubat 1920 arasındaki ikinci şehreminliği sırasında Sütlüce Mezbahası'nın(~0 temeli atıldı. Toptan sebze ve meyve satışına çekidüzen getirmek için Eminönü'nde düzenlemelere gidildi. Keresteciler civarında hal oluşturmak için girişimde bulunuldu. Kapalıçarşı'daki Sandal Bedesteni'nde mezat idaresini açarak satıcıları komisyoncuların, sarrafların eline düşmekten kurtardı; belediyeye gelir sağladı. Belediye mevzuatında düzenlemelere giderek belediye gelirlerini artırmayı başardı. Belediye zabıtasını belediyeye bağlayarak düzene koydu.

Bibi. (Ergin), Şehreminleri; C. Topuzlu, 32 Se-ne Evvelki, Bugünkü, Yarınki istanbul, İst., 1944; ay, İstibdat-Mesrutiyet-Cumhuriyet Devirlerinde 80 Yıllık Hatıralarım, ist., 1982; S. Alaçam, Eski Şehremini Cemil Topuzlu'nun Başından Geçenler, ist., 1939; Ziyaoğlu, Belediye Reisleri.

ZAFER TOPRAK



TOTT, FRANÇOIS BARON DE

(l 733, Champigny -1793, Tarcsa, Macaristan) Macar asıllı Fransız asilzadesi.

Topçu mühendisi olarak eğitim gördükten sonra, İstanbul elçiliğine atanan Comte de Vergennes'in yanında l Nisan 1755'te Marsilya'dan gemiye binerek 21 Mayısta Osmanlı başkentine varır. Burada 8 yıl kalacak olan Tott, Levanten bir ailenin kızı ile evlenir ve Türkçe öğrenerek elçiliğin tercümanlığını yapar. Bu süre içinde tanık olduğu birçok olaydan, kentten ve halkın örf ve âdetlerinden hatıralarında söz eder.

Denizyoluyla İstanbul'a varan Tott'u



E^LES TAB.TARES, TROISIEM& PAR.TIE,

Tott'un


Memoires

adlı


kitabının

kapağı.


Librairie de

Pera, X.

A AMSMSDAM.

Antika


Kitap

Müzayedesi



M.DCC. I.XXXIV.

Katalogu, ist.,

1992

önce deniz trafiğinin hareketliliği çarpar. Boğaziçi'nde oturup kentte çalışanların günlük geliş gidişleri, ticaret ve geçit trafiğine eklenerek büyük bir yoğunluğa erişir. Diğer ziyaretçiler gibi kente denizden hayran olan gezgin karaya ayağım basınca hayal kırıklığına uğrar, sokakların darlığını, ev saçaklarının neden olduğu loşluğu, kaldırımların bozukluğunu ve pisliğini eleştirir.



Gelişinden birkaç ay sonra meydana gelen ve kent merkezinin büyük bir kısmını harap eden Hocapaşa yangını, Tott için bu düzensizliğin doğal bir sonucudur. Bu yangından sonra III. Osman, yolları genişletmeye çalışır ama mülk sahiplerinin muhalefeti ile karşılaşınca durum eskisi gibi kalır. Hocapaşa yangınında, Babıâli binaları yanınca sadrazamın makamı Kadır-ga'da, eskiden Sokollu Mehmed Paşa'ya ait olan ve o dönemde III. Ahmed'in kızı Esma Sultan'ın oturduğu saraya taşınmıştır. Bu fırsatla Tott bu saray hakkında kısaca bilgi verir.

Eşinin hanımlara yaptığı ziyaretlerden faydalanan yazar, ondan aldığı bilgilerle Türk ve Rum konaklarının içlerini, ailelerin yaşayış biçimlerini anlatır. 1757'de III. Mustafa'nın tahta çıkışında Eyüp'teki kılıç kuşanma merasimi de anlatılır. İstanbul yaşayışının hiçbir yönünü ihmal etmeyen Tott, saraydaki bir doğum münasebetiyle Büyükdere'de yapılan şenliklerden, Süley-maniye'deki Tiryaki Çarşısı'ndan ya da Ra-gıb Paşa'nın kurduğu kütüphaneden de söz eder. İlginç bir bilgi de III. Mustafa tarafından yaptırılan Laleli Külliyesi'yle ilgilidir. Oradaki mülkleri istimlak etmek için padişah Yenikapı önünde denizi doldurur, orasını ifraz ederek parselleri külliyenin yapıldığı yerde mülk sahibi olanlara verir.

1763'te Fransa'ya dönen Tott, 1767'de Fransız hükümeti tarafından Kırım hanının yanına gönderilir. Burada 1768-1774 Os-manlı-Rus Savaşı'nın ilk safhalarına katılan yazar, 1769 baharında İstanbul'a döner. 1770 Çeşme bozgunundan sonra Çanakkale Boğazı'm tahkim etmekle görevlendirilir. Bir mühendislik okulunun açılması için mühendislik bilgilerinden faydalanmak isteyen Osmanlı sarayının bu girişimi, geleneksel eğitimden gelen hendesecilerin mukavemetiyle karşılaşır. Hendesecilerin ileri gelenleri ile düzenlenen bir sınavda Tott "Üçgen açılarının toplamı ne kadar-

dır" diye sorunca onlar da "Üçgene göre değişir" diye yanıt verirler. Böylece bilgisizlikleri anlaşılır ve Mühendishane-i Ber-ri-i Hümayun'un öncüsü olan Hendese-hane'nin açılmasına karar verilir. Savaş ilerleyince, görülen ihtiyaç üzerine Tott, top dökümü ile de ilgilenir ve Osmanlı ordusu için toplar döker.

1774'te Küçük Kaynarca Antlaşması'nın imzalanmasından sonra, Rusya'nın isteği üzerine Fransız hükümeti Tott'u geri çağırır. Geri döndükten sonra bir ara Douai valiliğine atanan ve Doğu Akdeniz iskelelerinin teftişi ile de görevlendirilen Tott, Fransız devriminin ardından önce İsviçre'ye, sonra da anavatanı Macaristan'a çekilir.

Türkiye ve Kırım hatıraları, ilk defa Memoires sur leş Turcs et leş Tartares adıyla 1784'te Amsterdam'da basılır, ikinci baskısı Paris 1785, üçüncüsü ise Maastricht 1786 tarihlidir.

STEFANOS YERASİMOS



TOURNEFORT, JOSEPH PLTTON DE

(5 Haziran 1656, Aix-en-Provence - 28 Aralık 1708, Paris) Fransız doğabilimci.

Montpellier Üniversitesi çerçevesinde botanikte uzmanlaşarak 1683'te Paris Kraliyet Botanik Bahçesi'ne profesör atanır. l699'da, Karlofça Antlaşması'ndan sonra Fransız hükümeti tarafından botanik araştırmaları yapmak ve bitkiler toplamak üzere doğu seyahatine gönderilir.

Bu gezinin ilk bölümü Ege adalarında yapılır. 23 Mayıs 1700'de bir hekim ve bir ressamla birlikte Marsilya'dan hareket eden Tournefort önce Girit'e gider, oradan da Ege adalarının büyük bir bölümünü gezdikten sonra Mart 1701 sonunda istanbul'a varır. Tournefort için Osmanlı başkenti ilginç bir yer değildir, onun için burada ancak 15-20 gün kalınarak Karadeniz yoluyla Doğu Anadolu ve Kafkasya'ya doğru yola çıkılır.

İstanbul'u daha çok Yunan ve Bizans yazarlarına ya da Pierre Gilles'e(->) dayanarak anlatan Tournefort gene de kendi gözlemlerine yer verir. Kentin konumundan ve boyutlarından hayranlıkla söz eder ve Avrupa'nın en büyük kenti olduğunu yazar. Ancak dönemin tüm gezginleri gi-



Dostları ilə paylaş:
1   ...   68   69   70   71   72   73   74   75   ...   140


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə