I d I n I a V a 3IV1ho nin



Yüklə 8.82 Mb.
səhifə87/140
tarix30.12.2018
ölçüsü8.82 Mb.
1   ...   83   84   85   86   87   88   89   90   ...   140

ÜSKÜDAR MUSİKİ CEMİYETİ

Türk musikisi eğitim ve öğretim tarihinde önemli bir yere sahip olan amatör musiki kurumlarının en uzun soluklularından biridir. 1918'de Üsküdar'da Anadolu Musiki Cemiyeti adıyla kuruldu.

1919-1920 döneminde Darülfeyz-i Musiki Cemiyeti adıyla yeni bir yapılanmaya giren topluluk, Üsküdar Paşakapısı'nda ahşap bir evin tek odasında çalışmalarını sürdürüyordu. Bu kurumlaşmanın temeli Telgrafçı Ata Bey, Mahmut Baler'in (Bal Mahmut) babası Mabeyinci Hafız Mehmed Bey, Selahattin Pınar(->), Türkmenzade Osman Bey, Sakallı Nuri Bey ve Şair Üsküdarlı Talat Bey gibi dönemin amatör musi-kicileri tarafından atıldı.

1923'te Üsküdar Musiki Cemiyeti adını alan toplulukta 1934'e kadar yetişenler arasında Selahattin Pınar, Necati Tokyay, Müzeyyen Senar, Hafız İzzet Gerçeker gibi her biri kendi alanında isim yapmış musi-kiciler yer alıyordu. Neyzen Yusuf Paşazade Müzikali Celal Bey (İyison), Tanburi Fuat Bey (Sorguç), Selimiyeli Bestenigâr Hoca Ziya Bey, Udî Sami Bey, Ali Rifat Ça-ğatay(->), Arap Cemal Bey (Çalan) ve Le-vonHancıyan(->) gibi zamanın şöhretli musiki ustaları bu dönemde cemiyetin eğitim-öğretim ve icra kadrosunu oluşturuyordu.



ÜSKÜDAR SARAYI

350


351

ÜSKÜDAR SULARI

Üsküdar Musiki Cemiyeti Korosu bir konser sırasında. Ses, S. 32 (Ağustos 1963) /Mehmet Gûntekin arşivi

ibrahim Paşa Suyolu haritasında (1753) Doğancılar Maksemi (sağda) ve aynı maksemin bugünkü

görünümü.

TtBM, no 3336 (sağ), Çeçen, Üsküdar Sulan

1934'te bazı idari sebeplerle feshedilen cemiyet, dört yıllık bir aradan sonra 1938'de, Yeni Üsküdar Musiki Cemiyeti adıyla çalışmaya başladı. Emin Ongan'ın yönetiminde geçen bu devre 1945'e kadar sürdü. Yine idari sebeplerle feshedilen cemiyet, bir yıl sonra Üsküdar Halk Musikisi Derneği ismiyle tekrar kuruldu. Bu yeni kuruluşu gerçekleştirenler arasında cemiyetin hocası Emin Ongan'ın yanında Burhan Felek(-0 gibi musikiyle doğrudan ilgisi bulunmayan, fakat Türk musikisini seven çeşitli meslek mensupları da yer alıyordu. 1953'te tekrar Üsküdar Musiki Cemiyeti adını alan topluluk, Üsküdar Sel-man Ağa Mahallesi'nde Çıkmaz Çeşme So-kağı'ndaki 7 numaralı yerde 1987'ye kadar bu ad altında çalışmalarını sürdürdü.

Üsküdar Musiki Cemiyeti, verdiği kaliteli eğitim ve yerleştirdiği çok sayıdaki profesyonel musikicinin ortaya koyduğu ağırlıkla, Türk musikisinin yakın tarihinde _en önde gelen musiki kurumlarından biri olarak değerlendirildi. Eğitim verdiği, sayısı, binlerle ifade edilen musiki meraklıları, Türk musikisine önemli çapta, nitelikli bir dinleyici ve taraftar altyapısı oluşturdu. Türk musikisinin resmi eğitim ve öğretiminin yapılmadığı uzun yıllar içerisinde, Be-. lediye Konservatuvarı(->) ve İstanbul Üniversitesi Korosu(-») ile beraber, istanbul'un kültür ve sanat hayatında vazgeçilmez bir yeri olan Türk musikisi sacayağının önemli denge noktalarından biri oldu. Üsküdar Musiki Cemiyeti, bugünkü İstanbul'un musiki hayatında ilgi çekici bir yaygınlık gösteren, sayıları 100'ün üzerindeki musiki dernekleriyle, Anadolu'daki yüzlerce Türk musikisi cemiyetinin duayen kurumu olarak anılmaktadır.

1938'den başlayarak Üsküdar Musiki Cemiyeti'nin yetiştirdiği musikiciler arasında Vecdi Seyhun, Burhanettin Ökte, Şükrü Tunar, Arif Sami Toker, Cüneyd Orhon, İnci Atalay (Çayırlı), Nadir Hilkat Çulha, Niyazi Sayın(-»), Cahit Peksayar, Cüneyd Kosal, Hüsnü Anıl, Ekrem Erdoğru, Aka-

gündüz Kutbay, Reşat Uca, Yavuz Özüs-tün, Yücel Aşan, Hurşit Ungay, Rıdvan Ay-tan, Fikret Kutluğ, Yusuf Ömürlü, Burhan Atalay ve Orhan Kızılsavaş gibi her biri kendi alanında isim yapmış çok. sayıda ses ve saz sanatçısı yer aldı. Günümüze kadar da bu üretim faaliyeti bütün hızıyla sürmüş ve Türk musikisi dünyasında şöhret sahibi çok sayıda musikici Üsküdar Musiki Cemiyeti'nden yetişmiştir. 19401ı yıllardan günümüze kadar istanbul Radyo-su'ndan yayınlanan periyodik konserlerle sesini bütün ülkeye duyuran cemiyet, kurulduğu günden bugüne kadar verdiği çok sayıda salon konseriyle İstanbul halkına nitelikli musiki dinletme kaygısını taşıyan bellibaşlı musiki topluluklarından biri olmuştur.

Osmanlı İstanbul'unun son dönemleriyle Cumhuriyet İstanbul'u arasında önde gelen musiki kurumlarından biri olarak, önemli kültürel köprülerden birini teşkil eden Üsküdar Musiki Cemiyeti, bugün, Üsküdar'ın Doğancılar Mahallesi'nde Emin Ongan'ın adı verilen bir sokakta, 1987'de aldığı Emin Ongan Üsküdar Musiki Cemiyeti adıyla çalışmalarını sürdürmektedir. Cemiyetin genel başkanlığı ve koro şefliği, cemiyetin içinden yetişen musikicilerden biri olan Şeref Çakar tarafından yürütülmektedir.

Bibi. Radyo Haftası, S. 94 (8 Mart 1952), s. 8; H. Rit, "Üsküdar Musiki Cemiyeti", Ses, S. 32 (3 Ağustos 1963); E. Ongan, Türk Musikisi Hizmetinde 50 Yıl: Üsküdar Musiki Cemiyeti, ist., 1967; M. N. Özalp, Türk Musikisi Tarihi, I, Ankara, 1989; Öztuna, BTMA, II; 18. Uluslararası İstanbul Festivali Tanıtım Kitabı, İst., 1990.

MEHMET GÛNTEKİN



ÜSKÜDAR SARAYI

bak. KAVAK SARAYI



ÜSKÜDAR SULARI

Üsküdar 1352'de Türkler tarafından fethedilmeden önce çok küçük bir yerleşim yeri idi. Üsküdar'ın fethinden sonra şehir çok kalabalık olmadığı için, su ihtiyacı te-

peler içerisinde açılan galerilerden gelen sularla karşılanmıştır. Üsküdar'ın vakıf sularının hemen hepsi Çamlıca eteklerinde açılan galerilerden gelir. Üsküdar'ın içerisindeki cami, sebil, çeşme, imaret vb su sarf eden tesisleri besleyen bağımsız büyük isale hatlarının sayısı 18'dir. Bunlardan başka bir veya birkaç çeşmeyi besleyen 17 küçük isale hattı daha vardır.

1930'da yeni harflere çevrilen vakıf çeşmeler defterinde Üsküdar'da kayıtlı çeşmelerin sayısı 195'tir. Üsküdar, Bulgurlu ve Ümraniye'deki vakıf taşınmazları tespit eden 1924 tarihli belgenin sularla ilgili bölümünde Üsküdar'da 158 çeşme, 19 sebil, 56 kuyu, 11 maslak, 35 suterazisi kaydedilmiştir ve mahallelere göre dağılımı gösterilmiştir. Sular Müdürü Nâzım'ın 1925 tarihli kitabında ise çeşme, sebil vb su verilen yerlerin mahallelere göre dağılışı ve 82 çeşme gösterilmiş, çeşitli bölgelere verilen suların listesinde ise 126 yer verilmiştir. Nâzım, 1925'te su verilen yani akar durumda olan 46 çeşme, 3 sebil, 2 yangın havuzu bildirmektedir. Bugün hemen hepsi kurumuştur.

Üsküdar'da ilk iki büyük isale hattı Kanuni Sultan Süleyman'ın kızı Mihrimah Sultan tarafından 1547'de kendi yaptırdığı cami, imaret ve medresenin suyunu temin etmek için yaptırılmıştır. İsale hattının biri İcadiye Tepesi'nin doğu eteklerindeki membadan çıkarak Kuzguncuk sırtlarından İcadiye Caddesi boyunca, Paşa Limanı Caddesi'nden Mihrimah tesislerine ve Mihrimah Mektebi altındaki çeşmeye su verir. Diğeri Millet Bahçesi civarındaki membadan çıkarak Bağlarbaşı, Bülbülde-resi yoluyla yine Mihrimah tesislerine gelir. Birinci isale hattının uzunluğu 3.000 m, ikincisinin 1.700 m'dir. Debileri hakkında verilen değerler değişiktir, ancak 2,5 lüle yani 130 riıVgün olduğu kabul edilebilir. Vakıf defterinde Mihrimah Sultan'a ait 3 çeşme vardır. Yine 1547'de yaptırılan Solak Sinan Suyolu da Bağlarbaşı'ndaki bir membadan çıkar. Solak Sinan Mescidi ve çeşmesine su verilir. Sonradan bu çeşme Hacı Halil Efendi tarafından ihya edilmiştir. Solak Sinan veya Kabasakal Sinan Ağa Su-yolu'nun uzunluğu 2.200 m ve debisi l lüledir (52 mVgün).

Üsküdar'ın en önemli isale hatlarından biri Atik Valide Suyolu'dur. III. Murad'ın annesi, II. Selirn'in hanımı olan Nurbânu Valide Sultan, Üsküdar'da Mahpeyker (Kösem) Valide Sultan, Gülnûş Valide Sultan ve Mihrişah Valide Sultan gibi su tesisi yaptıran valide sultanların ilkidir. Bu sebepten Atik Valide Sultan diye adlandırılır. Tesisin 1582-1583'te yapıldığı kabul edilir. Atik Valide Sultan isalesi Büyükçamlıca'mn kuzeydoğu eteklerindeki 150-175 m yükseklikteki membalardan gelir. İsale hattının uzunluğu 15.300 m'dir. Eski debisinin 13 lüle (676 mVgün) olduğu ve şebeke ile beraber tesisin uzunluğunun 19.000 m olduğu anlaşılmıştır. 15 yere su verir. Gerek uzunluk gerekse debi bakımından Üsküdar'ın en büyük su tesisidir. Atik Valide Camii, bi-marhane ve çeşmelere vb küçük tesislere bu tesisten su verilmiştir.

Aziz Mahmud Hüdaî Suyolu'nun mem-baı Büyükçamlıca ve Küçükçamlıca tepeleri arasındaki vadiden çıkar. Bağlarbaşı ve Nuhkuyusu Caddesi, Tunus Bağı Caddesi, Sünbülzade Sokağı'ndan tekkeye ulaşır. İsale hattının boyu 3.000 m'dir. 6 çeşmeye ve tekkeye su verir. Vakıf defterindeki tahsise göre 6 lüle 3 masura, İsmail Remzi'ye göre l lüle suyu vardır. lölO'da yapılmıştır.

Çinili veya Mahpeyker (Kösem) Valide Sultan Suyolu ise I. Ahmed'in hanımı ve IV. Murad ile İbrahim'in annesi olan Kösem Valide Sultan tarafından yaptırılmıştır. Çinili Camii'ne ve çeşmelere su verir. Membaı Büyükçamlıca'nın doğusundadır. 9.900 m uzunluğundadır. İsale hattı camiye, çeşmeye, hamama ve külliyeye su verir. Eski debisi 3 lüledir (156 mVgün). 1642'de inşa edilmiştir. Caminin inşa tarihi 1640-1641 olduğundan isale hattının yapılış tarihi de aynı kabul edilebilir. Şebeke uzunluğu 600 m, su tesisinin toplam uzunluğu 10.500 m'dir.

Aslan Ağa Suyolu'nun membaı Bülbül-deresi'nin üst tarafında, Çamlıca Caddesi civarındadır. 850 m uzunluğunda bir isale hattı olan suyolu 1946-19.47'de IV. Meh-med'in annesi Turhan Sultan kethüdası Seydişehirli Aslan Ağa tarafından yaptırılmıştır. Şeyh Camii'nin suyu ile kendisi, hanımı ve kızı adına yapılan çeşmelere su verir ve 3 lüle (156 mVgün) suyu vardır.

Selami Ali Efendi Suyolu, Millet Bah-çesi'nin alt tarafında Nuhkuyusu, İcadiye yolunun biraz yukarısında,.Kısıklı Cadde-si'nin başındaki membadan çıkar. 700 m uzunluğundaki isale hattı lö77'de yapılmıştır. Meşhur şeyhlerden olan Selami Ali Efendi'nin tekkesi vardır. Mescidi Kısıklı'ya çıkan yolun üzerindedir. Selamsız Cadde-si'nin Tekkeci Sokağı ile birleştiği yerdeki çeşmesinin üzerindeki kitabenin tarihi 1677'dir. Bu suyolunun l lüle (52 mVgün) , suyu vardır.

Yakup Ağa Suyolu hakkındaki bilgiler kısıtlıdır. Kapı Ağası (saray ağası) Yakup

Ağa'nın Hasanbey Sokağı ile eski Toptaşı Caddesi köşesinde, Divitçiler Camii yanında bir çeşmesi vardır. Çeşme oldukça yıpranmıştır. Çeşmenin kitabesi 1678 tarihlidir, î. H. Tanışık'ta isale hattının Libade'de başlangıç noktasında bulunduğu yazılan kitabe, açılan yol dolayısıyla yok olmuştur. 13 Kasım 1990'da yaptığımız incelemelerde o civardaki bir evin bahçesinde kırılmış olan bu kitabe taşı bulunmuştur. Taştaki tarih 1766'dır. Yakup Ağa 1680'de vefat ettiğine göre taş Yakup Ağa'nın vefatından 88 yıl sonra konmuştur. Yakup Ağa Suyolu'nun isale hattı İsmail Remzi tarafından 12.000 m olarak verilmesine rağmen harita üzerinde yapılan incelemede 15.000 m bulunmuştur. Vakıf defterinde ise çeşmenin debisi l masura (6,5 mYgün) olarak verilir. Bu kadar az bir su için 15 km isale hattının yapılamayacağı düşünülür ise debisinin daha fazla olduğu ve başka yerlere de su verdiği kabul edilebilir.

Çınar veya Hacı Halil Efendi Suyolu' nün membaı Selamsız'ın üst tarafındaki mezarlığın civarındadır. Bu suyolunun isale hattı 500 m kadar olup 1707'de inşa edilmiştir. İsale hattı Selamsız Caddesi'nden aşağı doğru gelerek Hacı Halil Efendi'nin çeşmelerine su verir. Hacı Halil Efendi'nin Selamsız civarında 3, Murad'Reis Camii civarında l olmak üzere 4 çeşmesi tespit edilmiştir. Matbah emini olan Hacı Halil Efendi'nin Köprülü Fazıl Ahmet Paşa Cad-desi'ndeki 1142 tarihli çeşmesi sonradan Atik Valide Suyolu:ndan beslenmiştir.

Gülnûş Valide veya Yeni Cami Suyolu'nun membaı Büyükçamlıca'nın güney-doğusundadır. İsale hattının uzunluğu 2.900 m'dir. 1700'de III. Ahmed'in annesi Gülnûş Valide Sultan tarafından yaptırılmıştır. Tesisin asıl amacı Gülnûş Sultan'ın yaptırdığı Yeni Cami'nin ve civarının suyunu temin etmektir. İsmail Remzi'nin çizdiği haritada isale hattının İnadiye Mahal-lesi'ne kadar olan bölümü 2.300 m olarak gösterilmiştir. Debisi 2 lüle (104 mVgün)

olarak verilmiştir. Vakıf defterinde bu isa-leden beslenen 6 çeşmeye tahsis edilen debinin 8 lüle 6 masura (455 nıVgün) olduğu yazılıdır. Gülnûş Sultan'ın cami yanında yaptırdığı sebil ve çeşmeler devrinin en güzel numunelerindendir.

Tophanelioğlu Suyolu'nun membaı da Çamlıca'nın kuzeybatısındaki eteklerinde-dir. 3.900 m uzunluğundaki isale hattı 1727'de yaptırılmıştır. Kısıklı Caddesi, Bül-büldere Caddesi'nden Servili Köşk Sokağı üzerinden çeşmelere su verilir. Vakıf defterinde Tophanelioğlu adına 4 çeşme vardır, tahsis edilen toplam debi 6 lüledir (312 mVgün). İsmail Remzi'nin yaptığı haritada debisi 3 masura (19,5 mVgün) olarak görünmektedir. Tophaneliöğlu'nun meydan çeşmesinin suyu halen Millet Bahçesi içerisindeki bir çeşmeden akmaktadır. Üsküdar'da akan nadir çeşmelerden biridir.

Damat İbrahim Paşa Suyolu, Atik Valide Suyolu'ndan sonra Üsküdar'daki suyollarının en büyüklerindendir. Üsküdar'daki diğer suyollanna ait suyolu haritası olmamasına mukabil bu suyolunun Türk ve İslam Eserleri Müzesi'nde 3336 numara ile kayıtlı, ölçeksiz, şematik, 1753 tarihli bir haritası vardır. Bu harita sayesinde mevcut çeşmeleri tespit ederek, kaybolan çeşmelerin yerlerinin de tespiti mümkün olmuştur. Damat İbrahim Paşa Suyolu'ndan beslenen çeşmelerden 29 çeşme içerisinde bir tanesi Tevkiî Ali Paşa, bir tanesi Hacı Beşir Ağa olmak üzere diğer 27 çeşme ya İbrahim Paşa veya III. Ahmed veya yakınlarına aittir. Bunlara ilaveten 4 kitabesiz çeşmenin kime ait olduğu belli değildir. Bu suyo-luna ait Doğancılar'da halen harap bir maksem ile Şerefâbâd Kasrı'nda harap bir su haznesi vardır. Maksemin l m yakınına kadar bina yapılmıştır. İsale hattının uzunluğu 14.600 m, debisi ise 6 lüle (312 mVgün), vakıf defterine göre 8 lüle 5 masuradır (448,5 mVgün). İsale hattının yapımına 1718'de başlanmış ve Şerefâbâd Kas-rı'nın fıskiyesinden su akıtılmıştır. Çeşme-

ÜSKÜPLÜ CAMÜ VE HAMAMI 352

353


ÜSTÜNİDMAN, AIİ FAİK

ler daha sonra inşa edilmiştir. Çeşmelerin üzerindeki kitabelere göre bunların inşa tarihleri 1728-1730 arasındadır, ibrahim Paşa haritasında, Doğancılafdaki maksem ile Harem'e adını veren saray ilginçtir. Üsküdar çeşmeleri arasında ibrahim Paşa Su-yolu'na ait Başkadm Çeşmesi, III. Ahmed Meydan Çeşmesi, Kaptan Mustafa Paşa Çeşmesi ile Yenicami Suyolu'na ait Gülnuş Sultan Çeşmesi en güzellerindendir.

Ayazma veya III. Mustafa Suyolu, Ayazma Camii'nin suyunu sağlamak için III. Mustafa (hd 1757-1774) tarafından yaptırılmıştır. III. Mustafa'nın yaptırdığı Ayazma Camü'nin inşaatının tamamlanması 11747 1760'ta olduğuna göre bu suyolunun da o tarihlerde yapılmış olması gerekir. Isale hattının uzunluğu 1.300 m olup İsmail Remzi l lüle suyunun olduğunu yazmıştır. Ancak vakıf defterindeki tahsislere göre 4 lüle 3 masuradır (227,5 mVgün). Vakıf defterinde 4 yere su verildiği belirtilmiştir.

Selimiye Suyolu, III. Selim (hd 1789-1807) tarafından Selimiye Kışlası'nın suyunu sağlamak için yaptırılmıştır. İsale hattının uzunluğu 5.000 m olup İsmail Rem-zi'ye göre 2 lüle (104 mVgün), vakıf defterindeki tahsise göre ise 11 lüle 6 masura l hilal (614,5 mVgün) su tahsis edilmiştir. Ancak bu tahsis suyun bol olduğu devrelere ait olmalıdır. Tesisin yapılış tarihi ise 1802'dir. Vakıf defterinde İsale hattından 8 yere su dağıtılmaktadır.

Mihrişah Suyolu. III. Selim'in annesi Mihrişah Valide Sultan tarafından 1802'de yapıldığı sanılır. 2 lüle (104 mVgün) suyu vardır ve İsale hattının uzunluğu 3.800 m'dir. Mehmet Çavuş Sokağı'nın Nuhkuyu-su Caddesi'ne bitiştiği yerde Mihrişah Sul-tan'ın vefat etmiş olan kızı Fatma Sultan adına yaptırılmış bir meydan çeşmesi halen onarılmıştır. Bu çeşmenin tarihinin 1791 olması Mihrişah isalesinin de bu tarihte yapıldığını gösterir.

Altunizade Suyolu, Altunizade ismail Zühtü Paşa tarafından yaptırılmıştır. İsale hattının uzunluğu 1.600 m'dir ve İsmail Remzi'ye göre l lüle (52 mVgün), vakıf defterindeki tahsise göre tahsis edilen 2 lüle 5 masura (136,5 m'/gün) suyu vardır. İsmail Zühtü Paşa'nın camiinin kitabesi 1865'tir. Suyolunun yapılış tarihi de buna yakın olmalıdır, bazı kaynaklara göre de 1282/1862'dir.

Paşalimanı veya Çevri Kalfa Suyolu'nun Hüseyin Avni Paşa tarafından yaptırılıp yaptırılmadığı kesin değildir. Ancak Nâzım kitabında Çevri Usta veya Çevri Kalfa Suyolu ile aynı isaleyi tarif eder. Belki Hüseyin Avni Paşa bu suyolunu tamir ve tevsi etmiştir. İsale hattı 1.900 m'dir ve l lüle (52 mVgün) suyu vardır. Vakıf defterinde Hüseyin Avni Paşa adına kayıtlı bir çeşme yoktur. Ancak 1521 numarada Çevri Usta adına kayıtlı çeşmeye 2 lüle su tahsis edilmiştir. Hüseyin Avni Paşa Çeşme-si'nin kitabesinde yapılış tarihi 1291/1874 olarak yazılıdır.

Üsküdar'da devlet adamları, ileri gelen saray mensupları tarafından yapılmış ve halen mevcut olan ve sularını kaynaklardan sağlayan 11 tanesi kitabesiz 60 kadar

çeşme ile 10 tane sebil vardır. Üsküdar sularının özelliklerinden biri de 18 büyük isa-le.hattının 6 tanesinin kadınlar tarafından yaptırılmış olmasıdır.

Üsküdar'da 1924'te mevcut olan 35 su-terazisinden l tanesi yıkık, yalnız 11 su-terazisinin yeri bulunabilmiştir.



Bibi. Nirven, İstanbul Sulan; Konyalı, Üsküdar Tarihi, I-II; Nâzım, İstanbul Vilayeti Şeh-remanetine Evkaftan Devrolunan Sular, ist., 1925; 1. Remzi, Üsküdar Suları Dağıtım Şebekesi, (ÎSKİ Arşivi); Çeçen, Üsküdar.

KÂZIM ÇEÇEN



ÜSKÜPLÜ CAMÜ VE HAMAMI

Fatih llçesi'nde, Cibali'de, Haraççı Kara Mehmet Mahallesi'nde, Üsküplü Caddesi ile Bostan Hamamı Sokağı'nın kavşağında, tütün fabrikasının yakınında yer almaktadır.

II. Mehmed (Fatih) döneminde, "ni'mel-ceyşten" Çakır Ağa (ö. 1457) tarafından mescit olarak yaptırılmış, I. Süleyman (Kanuni) döneminde (1520-1566), tespit edilemeyen bir tarihte Anadolu Defterdarı Süleyman Çelebi tarafından Mimar Sinan'a onartılmış, bu arada minber koyulmak suretiyle cami haline getirilmiştir. 1291/1874' te yangın geçiren yapı yeni baştan, genişletilerek inşa edilmiştir. 1989'da yenilenen cami dikdörtgen planlı, kesme taştan ve çatılı olarak yapılmıştır. Altına bodrum eklenmiş, sağ tarafına da ikinci bir kapı açılmıştır. Fakat zeminden belli bir yere kadar kapatılıp duvar ördürülmüştür.

Yapının önüne sonradan eklenen bölümün sağ tarafında abdest alma musluklarının bulunduğu bilinmektedir. Fakat bunlar günümüzde yapının dışına taşınmıştır. Bu ön hazırlık bölümünün sol tarafı iki pencereli ufak bir oda halinde olup namaz kılınmaktadır. Daha sonra dikdörtgen şeklindeki son cemaat yerine ulaşılır. Buranın doğusunda ufak, dikdörtgen şeklinde iki tane pencere açılmış, batı tarafı kapatılarak imam odası haline getirilmiştir. Bunun yanındaki merdivenden yukarı, kadınlar mahfiline ulaşılır. Tavanı çıtalarla dikdörtgenlere ayrılmıştır.

Son cemaat yeri ile harimin ortak olan duvarında dikdörtgen giriş kapısı, iki yanında birer dikdörtgen pencere vardır. Harimin sağ tarafı müezzin mahfilidir. Gü-

Üsküplü Cami

Ertan Uca, 1994/ TETTV Arşivi

ney duvarında yer alan mihrap içten köşeli olup, sağında bir, solunda iki tane pencere bulunur. Doğuda dört, batıda da üç tane yuvarlak kemerli pencere .açılmıştır. Vaaz kürsüsü ve minberi ahşaptır. Son onarımda mihrap ve pencerelerin yarısına kadar harim duvarları bitkisel motifli Kütahya çinileri ile kaplanmıştır. Tavanda ise ortada bitkisel bezemeli ahşap bir göbek bulunmakta, bu göbekten ışınlar çıkmaktadır. Geri kalan alan, dikdörtgenlere ayrılmıştır.

Kadınlar mahfili ortada yuvarlak bir çıkıntı yapar. Söz konusu mahfil doğuda ve batıda yuvarlak kemerli ikişer pencere ile aydınlanır. Ayrıca kuzeyde de bir pencere açılmıştır. Kuzeybatı köşesinde minareye çıkış kapısı yer alır. Kaidesi Sinan devrine ait olan silindirik gövdeli, tek şe-refeli minare konik külah ile son bulur.

Hamam: Diğer adı Bostan Hamamı olan yapı, caminin yanında yer almaktaydı. Hamam, 1993'te yıkılmış, yeri otopark haline getirilmiştir. Uzun yıllar etrafı beton duvarlarla çevrilmiş, içerisi de 70 yıl kadar sabun fabrikası olarak kullanılmıştır. Yapıdan kalan hiçbir şey yoktur. Yalnız bitişiğindeki evin bahçesinde yuvarlak kemerler ve moloz taş duvarlı kalıntılar görülmektedir.

Bib. Ayvansarayî, Hadîka, I, 32; Öz, İstanbul Camileri, I, 149; Kuran, MimarSinan, 301; Ay-verdi, Fatih III, 514-515; Fatih Camileri, 221; S. Ünver, "istanbul Yedinci Tepe Hamamlarına Dair Bazı Notlar", VD, S. II (1942), 245; N. Köseoğlu, "İstanbul Hamamları", TTOK Belleteni, (Eylül 1952), 7.

N. ESRA DİŞÖREN



ÜSTÜNDAĞ, MUHİTTİN

(1884, Sakız Adası [bugün Yunanistan'da] -1 Mayıs 1953, İstanbul) Vali ve belediye başkanı (14 Ekim 1928-4 Aralık 1938).

Hukuk Mektebi'ni(->) bitirdikten sonra bir süre savcılık yaptı. 1915'te İstanbul Şehremaneti müfettişi, 1918'de Üsküdar Belediye Dairesi müdürü, 1920'de şehremaneti genel müfettişi oldu. Cumhuriyet döneminde .emniyet genel müdürlüğüne getirildi. Bu görevdeyken 14 Temmuz 1928' de İstanbul vali vekilliğine, 14 Ekim 1928' de de belediye başkanlığına atandı.

Üstündağ'ın vali ve belediye başkanı



Muhittin Üstündağ

olarak tayininden itibaren yönetime "birleşik idare" dendi. 1930'da çıkan Belediyeler Kanunu'na göre Emanet Meclisi de Mec-lis-i Umumiye-i Belediye olarak yeniden örgütlendi. Özel idare ve belediyenin birleşik olduğu yıllarda Şehir Meclisi adını aldı. Hususi idare ile belediyenin birleştirilmesi hakkındaki yasa üzerine, 1930'da İstanbul Umumi Meclis-i Daimi Encümeni, Cenıiyet-i Umumiye-i Belediye ve Encü-men-i Emanet büroları birleştirilerek istanbul Genel Meclisi Daimi Komisyonu Zabıt ve Muamele Müdürlüğü kuruldu. 19301u yıllar parti ile devletin bütünleştiği; yerel yönetimlerin merkezin yakın denetimi altına girdiği yıllardı.

1928-1938 dönemi, dünya ekonomik bunalımı ve İstanbul'un durağan yapısı nedeniyle kent hizmetlerinde köklü dönüşümlere sahne olmadı. Üstündağ, kıt olanaklarla kenti yönetti. Daha önce başlanmış olan Atatürk Bulvarı'nın(->) yapımını sürdürdü. Sütlüce'deki Karaağaç Kurumla-rı'nın ve itfaiyenin eksikliklerini giderdi. Kilyos, Büyükdere, Yalova, Florya yollarını açtı. Yoğurtçu Parkı, Bakırköy Parkı, Anadoluhisarı Parkı, Kadıköy iskelesi Parkı, Üsküdar'da Atpazarı ve Yeniçeşme bahçeleri düzenlendi. 1931'de 60 dekarlık bir arazi parçası üzerine Büyükdere Bahçe Kültürleri İstasyonu kuruldu. Belediye Veteriner İşleri Müdürlüğü bünyesinde 1928'de bir hayvan hastanesi ve gıda labo-ratuvarı kurularak resmi kuruluşlarla halkın hasta hayvanlarının muayene ve tedavisine, laboratuvarda hayvani kökenli gıda maddelerinin tahlil ve muayenesine girişil-

di. 1887'de kurulmuş olan ve Avrupa yakasına su veren su şirketi 1933'te, Elmalı Bendi'nden Anadolu yakasına su sevk e-den Üsküdar-Kadıköy ve Havalisi Su Şirketi 1937'de hükümetçe satın alınarak Sular İdaresi'ne devredildi.

Mezarlıkların belediyelere devredilmesini sağlayan Belediyeler Kanunu'nun gereği yerine getirilerek 1930'da Mezarlıklar Müdürlüğü oluştu. Mevcut mezarlıklar saptandı ve belediye 392 mezarlığı devraldı. Bu arada, Vakıflar idaresi Taksim'de Ayaspaşa Suıp Agop, Silivrikapı, Şehitlik ve Bayrampaşa mezarlıkları, Kadıköy Al-tıyol arasında bulunan metruk Rum mezarlığı gibi çok değerli bazı alanları devretmek istemediyse de mahkeme belediye lehine sonuçlandı.

Florya ve Yalova'da Atatürk köşklerinin yapımına onun zamanında başlandı. 1936'da Florya'da ve Büyükada'da Yörü-kali Plajı'nda kabinler inşa edildi. 1938'de Cumhuriyet Bayramı şenlikleri için Saray-burnu'nda ve Şemsipaşa'da ışıklı havuzlar yapıldı. Topkapı Sarayı ve Beyazıt Kulesi ışıklandırıldı. Taksim Meydanı su haznesinin önü ile eski hela yerinin tanzimi yapıldı. Aynı yıl Unkapam'ndaki meyve haline sebze pavyonu eklendi. Kızılay'ın yardımıyla Erenköy'de alınan köşkte 1932' de 40 yataklı bir sanatoryum açıldı. Aynı yıl temeli atılan ikinci bir pavyon da 1938'de 36 yataklı olarak faaliyete geçti. Bando ve şehir armonisi 1936'da sürekli tam günlü bir kadroya bağlandı.

İmar Müdürlüğü 1933'te İmar Bürosu adıyla kuruldu. İstanbul'un imarı konusunda ilk çalışmalara başlandı. İstanbul gibi, geniş bir alana yayılmış, doğal güzelliği ve tarihi bir geçmişi olan bir kentin imarrn-daki özellik ve güçlük göz önünde bulundurularak uluslararası düzeyde şehircilik alanında uzman kişilerin görüşlerine başvurma gereği duyuldu. 1936'da ünlü şehircilik uzmanı Henri Prost(-») getirildi. 1936-1937, imar düzenlemeleri açısından hazırlık devresini oluşturdu. Bu arada bazı mevzi planlar yapıldı. Prost, İstanbul ve Beyoğlu tarafının nâzım planlarını 2 yıl gibi kısa bir sürede hazırladı, ilk büyük imar hareketi olarak da 1938'de Eminönü Meyda-nı'nın genişletilmesine, Yeni Cami'nin etrafının açılmasına başlandı.

Kentin durağan yapısı güvenlik açısından sorunsuz bir dönemin geçirilmesine neden oldu. Nüfusa oranla en az zabıta

olayları bu yıllarda kaydedildi. Kentteki eğlence yerlerini Beyoğlu'nda topladı.

Üstündağ, Atatürk'ün ölümü üzerine İsmet inönü'nün cumhurbaşkanı seçilmesinden kısa bir süre sonra görevinden alındı ve yerine Lütfi Kırdar(->) atandı.

ZAFER TOPRAK



Dostları ilə paylaş:
1   ...   83   84   85   86   87   88   89   90   ...   140


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə