İÇİndekiler öNSÖz piri Aşk İçin Söylenen Bir Kaside 4


ALİMLER İLE ÜNİVERSİTELİLERİN ARA. SINDA VAHDETİN ÖNEMİ



Yüklə 1,17 Mb.
səhifə34/40
tarix21.08.2018
ölçüsü1,17 Mb.
#74085
1   ...   30   31   32   33   34   35   36   37   ...   40

ALİMLER İLE ÜNİVERSİTELİLERİN ARA. SINDA VAHDETİN ÖNEMİ


Büyük sömürgeci güçlerin uzun yıllardır uygulamakta oldukları ve İran’da Rıza han zamanında daha geniş boyutlara varan, Muhammed Rıza zamanında da çeşitli yöntemlerle sürdürülen şeytani planlardan biri de Ulemanın inzivaya çektirilmesi komplosudur. Bu iş, Rıza Han zamanında baskı, işkence, hapis, sürgün, saygısızlık, alimlerin, giysilerinin (aba, cübbe ve sarığın) yasaklanması, idam ve benzeri şeylerle yürütüldüğü gibi Muhammed Rıza’nın zamanında da plan üzerine ve daha başka yöntemlerle sürdürüldü.

Bu yöntemlerden biri, üniversitelelilerle alimler arasında düşmanlık vücuda getirmek idi. Bu konuda geniş propagandalar yapıldı ve maalesef her iki sınıfın, süper güçlerin şeytani komplolarından habersiz olmaları sebebiyle de gözalıcı bir netice alındı. Bir taraftan ilkokuldan üniversitelere kadar tüm öğretim merkezleri için Batı ve doğu hayranı ve İslam ve sair dinlerden sapmış öğretmen, hoca, üstad ve rektörler seçmeye ve iş başına getirmeye çalıştılar; dine bağlı müminleri ise azınlıkta bırakarak gelecekte hükümeti eline alacak olan müessir tabakayı daha küçük yaşlardayken dinlerden özellikle de İslamdan ve din mensublarından bilhasa alim ve davetçilerden nefret edecek bir şekilde terbiye etmeye koyuldular. Bunlar (alimler) ilk zamanlarda ingiliz uşakları tarafından, ondan sonra sermayedarlar ve feodaller taraftarlarınca, mürteciler (gericiler) medeniyet ve yenilik düşmanı kimseler olarak tanıtılıyorlardı.

Diğer taraftan da kasıtlı propagandalarıyla alimleri, davetçileri ve dindarları üniversite ve üniversitelilerden korkutuyor ve hepsini dinsizik, başı boşluk ve İslam ve diğer dinlerin muhalifi olmakla suçluyorlardı. Neticede de devlet adamları İslam, ilahi dinler, alimler ve dindarların düşmanı olurken, din ve alimlere alaka duyan halk kitleleri de devlet.hükümet ve hükümete bağlı olan her şeyin muhalifi oluverdiler. devlet ile millet ve üniversiteli ile alimler arasında meydana gelen bu derin ayrılık neticesinde ülkenin tüm işleri yağmacıların kudreti altına milletin tüm zenginlik kaynakları da onların cebine girdi. Nitekim gördünüz ki bu mazlum milletin başına neler geldi. Daha da neler gelecekti, Allah bilir. Alimi ve üniversitelisinden, esnafı, işçisi, çiftçisi ve diğer halk tabakalarına kadar bütün milletin gayret ve çabası neticesinde Allah’ın izniyle esaret zincirlerinin parçalandığı ve süper güçlerin seddinin yıkıldığı şu anda şimdiki ve gelecekteki tüm nesillere gaflete düşmemelerini tavsiye ediyorum.

Üniversiteliler ve kahraman aziz gençleriniz de alim ve İslami ilimler tahsil eden genç talebelerle var olan dostluk ve anlaşma bağlarını daha da bir güçlendirmeye, muhkem kılmaya çalışsınlar. Gaddar düşmanın komplo ve düzenlerinden gaflet etmesinler. Konuşma ve hareketleriyle aranıza nifak tohumu ekmeye çalışan birini gördüğünüzde kendisine nasihatta bulunup irşad etmeye çalışsın. Eğer bunun faydası olmazsa o zaman da onlardan yüz çevirip, onları kendi hallerine bırakınız. Bu komploların daha da bir kökleşmesine firsat tanımayın. İşler daha başındayken oldukça kolay kontrol edilebilir. Özellikle de üstad ve hocalardan birinin herhangi bir sapıklık icat etmek istediği görülürse hemen onu irşad ediniz. Fayda vermezse o zaman da onu kendi sınıflarınızdan dışarı atınız. Bu tavsiyemin muhatabı daha çok alimler ve dini ilimler tahsil eden talebelerdir, üniversitelerde komplolar daha özel ve derin bir boyuta sahiptir. Toplumun düşünen beyinleri olan her iki kesim de bu komplo ve düzenlere dikkat etmelidirler.



BATILILAŞMA TEHLİKESİ


Bütün ülkelerde, ezcümle bizim aziz ülkemizde de maalesef büyük bir etkisi olan ve bıraktığı eserlerin bir çoğu hala da mevcut olan komplalardan biri de sömürülmüş ülkelerin kendine yabancılaştırıp batılılaştarılması ya da doğululaştırılmasıdır. Öyle ki artık kendileri ve kendi güç ve kültürlerin hiçe sayarak, iki güçlü doğu ve batı kutbunu en üstün ırk, onların kültürlerini en yüce kültür ve bu iki gücü, bütün dünyanın kıblesi olarak kabul edip, bu iki kutuptan birine bağımlı olmayı kaçınılmaz bir fariza olarak tanıttılar. Bu üzücü meselenin macerası uzun olmakla beraber geçmişte ve hala ondan yediğimiz darbeler ise yıkıcı ve öldürücüdür.

Daha üzücü olanı ise bunların, sultaları altındaki mazlum milletleri her yönden geri kalmış sırf tüketici ülkeler haline getirmiş olmalarıdır. Bunlar, bizleri kendi gelişmeleri ve şeytani güçlerinden öylesine bir korkutmuşlardır ki artık hiç bir yaratıcı, olumlu teşebbüse cesaret edemiyoruz; öyle ki, artık her şeyimizi onlara teslim etmiş, kendimiz ve ülkelerimizin kaderini onların eline bırakmış ve gözü kulağı kapalı onların emirlerine itaat etmekteyiz. İşte bu empoze edilmiş kof kafalılık ve beyinsizlik, hiçbir şeyde kendi fikir ve bilgimize güvenmememize ve körükörüne doğu ve batıya uymamıza yol açmıştır.

Kültürsüz Batı ve Doğu hayranı yazarlar ve konuşmacılar, bir yandan kültürümüzü, edebiyatımızı ve mevcut teknoloji ve yapıca gücümüzü eleştiri ve alay yağmuruna tutup, yerli öz düşünce gücümüzü yok etmeğe çalışarak halkı ümitsizliğe düşürdü ve düşürmektedirler: Öte yandan da ecnebilerin gelenek ve göreneklerini her ne kadar mübtezel de olsa amelleri, sözleri ve yazılarıyla yaymaya çalıştılar, övgülerle, onları halklara aşıladılar ve hala da aşılamaktadırlar. Örneğin bir kitap, bir yazı veya herhangi bir konuşmada birkaç batılı terim bulunursa muhtevasına dikkat etmeden hemen onu hayret ve şaşkınlıkla karşılayıp yazar veya konuşmacıyı bilgin ve aydın bir kişi saymaktalar. Beşikten mezara kadar batılı sözcüklerle isimlendirilen her şey iyi ve medeniyet ve gelişmişlik mazharı; yerli öz sözcüklerle isimlendirilen şeyler ise menfur (nefret edilen), eski ve gericilik alameti olarak bilinmektedir. Çocuklarımız batılı bir isim taşırlarsa iftihar ediyor, yerli öz bir isim taşıdıklarında ise utanç duyuyar ve aşağılık kompleksine kapılıyorlar. Caddeler, sokaklar, mağazalar, şirketler, eczaneler, kütüphaneler, parçalar vs. mallar yerli bile olsa, halkın rağbet ve rızasını kazanabilmesi için illa da batılı bir isim taşımaları gerekiyor.

Evet, onlara göre davranışlarda, muaşeretlerde ve hayatın bütün alanlarında tepeden tırnağa batıcılık övünç, şeref, medeniyet ve ilericilik vesilesi, bunun karşısında yerli öz gelenek ve göreneklere bağlılıklarınızı ise gericiliktir. Her küçük hastalıkta her ne kadar ülke içinde tedavisi mümkün se de mutlaka dışarı gitmek gerekir. Doktor, hekim ve bilginlerimizi kınamak icab eder. İngiltere, Fransa ve Moskova’ya gitmek çok değerli bir kıvanç vesilesi, ama hacca ve diğer kutsal mekanları ziyarete gitmek ise gericiliktir. Din ve maneviyat ile ilgili değerlere karşı ilgisizlik ilericilik ve medeniyet göstergesi, buna karşılık bu tür değerlere bağlılık gericilik göstergesidir……. yağmalamak, sömürü bağlarına esir edip bağımlılık ziletine düçar etmek ve millet ve ülkenizi tüketiciliğe sürüklemekten başka birşey istememektedirler. Evet bu ve benzeri vesilelerle sizleri geri ve kendi deyişleriyle yarı vahşi bir halde bırakmak istiyorlar.




Yüklə 1,17 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   30   31   32   33   34   35   36   37   ...   40




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin