İlgili Mahkeme karan gereği yapılan incelemede



Yüklə 3.58 Mb.
səhifə12/50
tarix12.08.2018
ölçüsü3.58 Mb.
1   ...   8   9   10   11   12   13   14   15   ...   50

1976-77 yılında Mukavmiye Teşkilatı olarak, "Ordu" içinde ERGENEKON adıyla bir "cunta" kurulduğunu, bu örgüt içinde askeri ve sivil üyelerinin olduğunu, Amerika'nın örgütleyip NATO'nun komünizmle mücadele zamanında kurmuş olduğu bu örgütün, Kıbrıs harekatından sonra bölündüğünü, Veli KÜÇÜK'ün de içinde bulunduğu ERGENEKON'un ayrı bir gurup olarak devam ettiğini, (12) kişilik bir yönetici üyeden oluştuğunu, Veli KÜÇÜK'ün bu gurubun "HÜKÜMET SÖZCÜSÜ" olduğunu,

Evinde yapılan aramada LOBİ ve ERGENEKON isimli belgelerin çıktığını, bu belgelerin ERGENEKON örgütünün yeniden yapılanmasının bir tasarımı olduğunu, Doğu PERİNÇEK in "Yeniden Yapılanma" diye bir teorisinin olduğunu, Veli KÜÇÜK' nin onu genişleterek tasan haline getirdiğini,



LOBİ çalışmalarını, Veli KÜÇÜK'ün talimatı ile Doğu PERİNÇEK, Ümit OĞUZTAN, Adnan AKFIRAT ve kendisinin de katıldığı bir ekibin yaptığını, son şeklini ise Veli KÜÇÜK'ün verdiğini,

ERGENEKON'un yeniden yapılanmasıyla ilgili tezi, Veli KÜÇÜK'ün talimatı ile, Doğu PERİNÇEK, Hasan YALÇIN, Deniz BİLGE, Emekli Albay Suphi KARAMAN ile birlikte Bilecik'te hazırladıklarını,

Lobi faaliyetleri çerçevesinde; MAFİA, MEDYA, IŞ-TICARET, BANKA, SANAT gibi kollarda faaliyet gösterilmesi, örgüte gelir temin etmek için bunlardan yararlanılması çalışmaları yapıldığım,

Veli KÜÇÜK'nın "Mustafa Kemal bu ülkeyi Çeteler le kurdu" diyerek örgütlenmesini savunduğunu, anlattığına göre; Mustafa Kemalin kurduğu örgütlerden birisinin adının karakol cemiyeti olduğu, aynca Müdafa-i Hukuk, Kuvvayı Milliye gibi başka başka örgütlerin olduğunu, bütün bu örgütlerin halen devlet içinde devam ettiğini söyleyerek "çeteler le başardı bir araya gelişi" dediğini, Veli KÜÇÜK'ün de halen bahsedilen yöntemle hareket ettiğini, Sedat PEKER gibi guruplan kontrolü altında tuttuğunu, aynca iş adamlannı örgütlediğini ve soldaki örgütleri kontrol altına almaya çalıştığını, yine birbiriyle zıt gibi görünen guruplarla ilişki içinde olduğıpu?--^.

Veli KÜÇÜKün en önemli özelliklerinden birinin, kendisine çalışan elemanlarını kontrol etmek amacıyla, özellikle gurup içinden bir şahsı kendisine bağlayarak diğerleri hakkında istihbarat aldığını,

Örgütün devamlılığının sağlanabilmesi için, uyuşturucu-silah gibi herşeyin mubah görüldüğünü, bunu Veli KÜÇÜK'le birlikte olduğu dönemde fark ettiğini,

Veli KÜÇÜK'ün hücre yapılanmasını çok iyi bildiğini ve çok temkinli olduğunu, başkaları ile paylaştıklarını kendisi ile, kendisi ile paylaştıklarını başkaları ile paylaşmadığını, Korkmaz YİĞİT gibi birinden birşey almayı düşündüğünde, mafia olarak SEDAT PEKER'i, gazeteci olarak ta kendisini şahsın üzerine saldırtarak, para koparacağı şahsı sıkıştırıp istediğini aldığını,

Veli KÜÇÜK'ün tayinle bir yere gideceği zaman kendi ekibini kaydırdığını, fakat bu olayı çok dikkatli yaptığını, bu nedenle hiç kimsenin fark etmediğini, mesela İzmit Alay dan Giresun'a giderken İzmit Alaydaki adamlarını değil de Kars'ta ki yada Ankara' da ki adamlarını kaydırdığını,

Ergenekon yapılanması içersinde Veli KÜÇÜK'ün yanında, Doğu PERİNÇEK, Ümit OĞUZTAN, Adnan AKFIRAT, Tuncay GÜNEY, Levent....? (Ülkü ocaklarında), Turan YAZGAN, Necdet SEVİNÇ (Kurultayın genel yayın yönetmeni), Zekai ÖKTE (Türk Tarih Dergisi), Timur KILIÇ, Atilla TUNÇ isimli şahısların olduğunu,

Bunların yanı sıra ERGENEKON yapılanmasının; MAFİA, MEDYA, İŞ ve TİCARET camiası, Sanat ve Şarkıcı camiası, TERÖR ÖRGÜTLERİ, UYUŞTURUCU KAÇAKÇILARI ve değişik Dernek kuruluşları ile bağlantılarının olduğu,

MAFİA grupları içersinden. Sedat PEKER, Ali YASAK (Drej Ali), Sami HOŞTAN ve Mahmut YILDIRIM (YEŞİL) ile irtibatlı olduğu,

MEDYA kuruluşları içersinden, Aydınlık Dergisi, Akşam Gazetesi, Cumhuriyet Gazetesi ve Ulusal TV ile irtibatlı olduğu,

İŞ ve TİCARET camiasından, Kemal ÖZDEN'in başkanlığını yaptığı Ulusal Saniyiciler İş Adamları Derneği (USİAD), Ali Avni BALKANER, Korkmaz YİĞİT, Adnan POLAT ile irtibatlı olduğu,

SANAT ve ŞARKICI camiasından, Seda SAYAN (Drej Aliyle tanışık), Ajda PEKKAN, İbrahim TATLISES (Veli paşayla samimidir) irtibatlı olduğu,

TERÖR ÖRGÜTLERİNDEN, HİZBULLAH, DHKP-C (Bedri YAĞAN gurubu) ile irtibatlı olduğu,

UYUŞTURUCU KAÇAKÇILIĞI olaylarında; JİTEM, Mesut BARZANİ, Amerikan CAT şirketi bağlantısı olduğu,

DERNEKLER içersinden; Kemalist hareket, Ulusal Gençlik Birliği, Atatürkçü Düşünce Derneği ile irtibatlı olduğunu beyan ettiği.

MEDYANIN ELEGEÇİRİLMESİ VE KONTROLÜ

Samanyolu Televizyonundan ayrıldıktan bir süre sonra, Veli KÜÇÜK'ün kendisine, HBB Televizyonunda Bülent ÖZTÜRKMEN ve Behiç KILIÇ ile görüşme yapmasını, Behiç KILIÇ ın oradan ayrılarak Akşam Gazetesine geçeceğini, oraya Selahattin SADIKOĞLU nu getireceklerini söyleyerek HBB TV ye gönderdiğini, orada Behiç KILIÇ ve Selahattin SADIKOĞLU ile tanıştığını, Behiç KILIÇ'm "VeJj*âSi baj^tmiştir, Akşam Gazetesine böyle bir operasyonumuz var, orda güzel bir gazete yapacağımız inancındayız" dediğini, şahısla konuşmasından sonra, Akşam gazetesinde işe başladığını,



Akşam gazetesi sahibi Mehmet Ali ILICAK'ın Veli KÜÇÜK'ün kontrolünde olduğunu, gazeteye geçtikten sonra Veli KÜÇÜKyla oturup, gazeteden kimlerin tasfiye edileceğini konuştuklarını ve bazı kişileri tasfiye ederek gazetenin kontrolünü ellerine aldıklarını, Aslan BULUT, Alev ÇUKURKAVAKLI gibi bazı gazetecilerden ekip kurduklarını, gazetede çıkacak bir çok haberde Veli KÜÇÜK'ün onayının alındığını,

Akşam gazetesinde çalıştığı dönem içersinde, kendileriyle ilgili diğer gazetelerde haberlerin çıkması üzerine, Veli KÜÇÜK ile bir toplantı yaptıklarını, Veli KÜÇÜK'ün "Doğu PERİNÇEK le ilişki kuralım Adnan AKFIRAT - Ferid İLSEVER le falan bu arkadaşlara kaynaklar çok akıyor bunlardan yönlendirirsek daha iyi olur" dediğini, bunun üzerine Doğu PERİNÇEKTe irtibat kurduğunu, Ferid İLSEVER, Adnan AKFIRAT ile görüştüğünü, Aydınlık gazetesinden ve diğer yerlerden aldıkları tüm bilgileri yayınlamadan önce Veli KÜÇÜK'e gönderip onaylattığını,

Yine Adnan AKFIRAT'm kendilerine yazılar hazırladığını ve bazı belgelerle birlikte verdiğini, CİA mn güneydoğuda faaliyetleriyle ilgili bazı bilgileri bu şahıstan aldığını, Veli KÜÇÜK'nın bu şekilde basında örgütlendiğini,

Doğu PERİNÇEK ile Veli KÜÇÜK'ün görüşmediklerini, ancak Adnan

AKFIRAT Ferid İLSEVER Ankara da Hasan YALÇIN Paris te Özcan isimli

şahısların, Akşam gazetesinin mutemet elemanları gibi olduğunu, bu şahısların Doğu PERİNÇEK le birlikte hareket ettiklerini, Hasan YALÇIN İstihbarat Genel başkan yardımcısı, Ferid İLSEVEN'in Aydınlığın ve Ulusal TV nin genel yayın yönetmeni, Adnan AKFIRAT m partinin... disiplin kurulu üyesi olduğunu. Doğu PERİNÇEK'in, Gülay GÖKTÜRK, Nuri ÇOLAKOĞLU, Faik BULUT, Cengiz ÇANDAR gibi şahısları gazetecilikte yetiştirdiğini, Tuncay ÖZKAN'ın Doğu PERİNÇEK in adamı olduğunu ve bu şahsı Doğu PERİNÇEK'in yönlendirdiğini,



Veli KÜÇÜK ve ekibinin Doğu PERİNÇEK'i rahatlıkla kullandığını, Doğu PERİNÇEK'in Hukuk profesörü olduğunu ve ailesinde siyasetçi, askerlerin bulunduğunu, babası Sadık PERİNÇEK'in Adalet Partisi kurucularından olduğunu, görünenin aksine Doğu PERİNÇEK'in Türkiye nin içindeki Nato örgütünde askerlerin bir numaralı adamı olduğunu, Türkiye deki askerlerin içindeki Amerikancı kesimle beraber hareket ettiğine inandığını, bir dönem Doğu PERİNÇEK'in İsraille anlaştığı şeklinde haberlerin çıktığını, Doğu PERİNÇEK'in Amerikan düşmanı olmadığını, İsraile bölgesel hizmet ettiğine inandığını,

Kendisinin Doğu PERİNÇEK ile halen birlikte olduğunu, ancak hücre yapılanması olduğu için haber kaynaklarını bilemediğini, bu konuda tek yetkilinin Adnan AKFIRAT -Ferid İLSEVER olduğunu.

Bir dönem Aydınlık Dergisinin İngiltere muhabiri, Hasan YALÇIN'ın danışmanı ve tercümanı Doğan DUYAR ile K. Irak'a gittiklerini, ancak Habur gümrükteki polis kontrolünde pasaportunda sorun çıktığını, bunun üzerine Silopi Tugay komutanı Tuğgeneral Nejat MÜLDÜR ün bu konuyla bilfiil ilgilenerek yanına bir yüzbaşı verdiğini, daha sonra K.Irakta Komünist Parti başkanı ile görüştüklerini,

Susurluk olayından sonra, Radikal Gazetesinin, Veli KÜÇÜK hakkında "Nerede Faili Meçhul Orda Veli KÜÇÜK" diye manşet attığını, bunun üzerine Veli KÜÇÜK'ün "Doğu PERİNÇEK gitsin Aydın DOĞAN ile görüşsün" dediğini, Doğu PERİNÇEK'in Aydın DOĞAN ile bu konuda görüştüğünü. Aydın DOĞAN'ın bundan sonra Milliyet Gazetesinde falan haber yapmamaya gayrete edeceğini, Radikali de damadıyla görüşüp etkileyeceğini" anlatarak "Veli KÜÇÜK'ya söyleyin Hürriyet Gazetesi her ne kadar bende görünse de Hürriyet Gazetesi benim değil KOÇ' UN'u^îgîftk



Bu gelişmeler üzerine Veli KÜÇÜK'ün, Marmara Denizinde bulunan KOÇ'UN adasını taciz etmeye başladığını, adanın fotoğraflarının çekildiğini, bunu Behiç KILIÇ'm organize ettiğini, bu gelişmeler üzerine Rahmi KOÇ'un, Mesut YILMAZ'm danışmanı vasıtasıyla Veli KÜÇÜKyla yemek yiyelim diye haber gönderdiğini,

Veli KÜÇÜK'ün Number One TV ve radyosu sahipleri Ömer KARACAN a destek verdiğini ve bir gazete çıkarma teorilerinin olduğunu, Ali KARACAN'ın bir gazette kurması konusu gündeme geldiği, ancak Veli KÜÇÜK'ün daha sonra bu şahsa desteği kestiğini,

CUMHURİYET GAZETESİNİN ALINMAYA ÇALIŞILMASI;

Basında kuvvetli bir şekilde yer alabilmek için Cumhuriyet gazetesinin alınmasını düşündüklerini, Özdemir SABANCI suikasti sonrasında Veli KÜÇÜK'ün Şevket SABANCI'ya olaylar hakkında bilgi vermesi nedeniyle bir güven oluştuğunu, bu nedenle Cumhuriyet Gazetesininin Gürbüz ÇAPAN'm elinden alınması için, Şevket SABANCI'mn Mete AKYOL aracılığı ile Veli KÜÇÜK'e teklif yaptığını. Sabancıların bu iş için 5 milyon dollar vereceklerini söylediklerini,

Veli KÜÇÜKnm Cumhuriyeti almak için Gürbüt ÇAPAN la görüşmesi talimatı verdiğini ve "yukarının emri var dersiniz" dediğini, bunun üzerine Doğu PERİNÇEK'e giderek "Hüseyin KIVRIKOGLU nun emri olduğunu, Veli KÜÇÜKnm böyle söylediğini" anlatarak Gürbüz ÇAPANLA bu konuyu görüşmesini söylediğini, ilerleyen günlerde İlhan SELÇUK'un da "ekarte edilmesi"nin konuşulduğunu, gazetenin alınması için Ulusal Sanayiciler İş Adamları Derneği başkanı Kemal ÖZDEN isimli şahıstan 3 Milyon Dollar para alınmasını görüştüklerini, konuların Gürbüz ÇAPAN ve Kemal ÖZDEN ile görüşüldüğünü,

Başkanlığını Kemal ÖZDEN'in yaptığı Ulusal Saniyiciler İş Adamları Derneğinin çırağan sarayında, kapalı kapılar ardında bir toplantı yaptığını, bu toplantıya 10 kişilik elit iş adamının katıldığını, toplantıda Veli KÜÇÜK'ün "arkadaşlar grup örgütlenmesine gitmeliyiz, yani iş adamları örgütlenmesine gitmeliyiz" diyerek LOBİ'nin özetini anlattığını, bu lobi içinde "bir gazete bir tanede televizyon lazım" dediğini, televizyonu organize edebileceklerini, çünkü Doğu PERİNÇEK'in elindeki televizyonu alacaklarını ve normal televizyon hattına çevireceklerini, ancak bir gazeteye de ihtiyaç olduğunu anlattığını, bunun üzerine Kemal ÖZDEN "Cumhuriyet'i düşünüyoruz" dediğini, öbür iş adamlarının da bunu desteklediğini, Veli KÜÇÜKnm "mutlaka basın olmalı basma girmeliyiz güçlenmek için basın olmalı en büyük eksiklik şimdi basın" dediğini,

Bu gurup için Cumhuriyet Gazetesinin alınmasının çok önemli olduğunu, çünkü Cumhuriyet Gazetesinin kaynaklan ve ilişkileri bakımından çok iyi olduğunu, bu ilişkinin "Cumhuriyet demek derin devlet demek, İttihat Terakki çiler demek, Alman devletinden para almak demek" şeklinde özetlenebileceğini,

Konuyla ilgili ENKA tesislerinde general Veli KÜÇÜK, Gürbüz ÇAPAN, Ferid İLSEVER, Kemal ÖZDEN ve Gürbüz ÇAPAN'ın Esenyurtta bloklarını yapan Müteahhit Ümit ÜLGEN in birlikte yemek yediklerini ve hisseler konusunda görüşüldüğünü, görüşmeler sonunda Cumhuriyet gazetesinin başına Mete AKYOL, gelirler giderler müdürlüğüne Ümit ÜLGEN ve Kemal ÖZDEN'in getirileceği, içerdeki kadrolaşmayı da Doğu PERİNÇEK ile Mete AKYOL'un yapacağının kararlaştınldığı,

Bu dönem içersinde Doğu PERİNÇEK'in Ulusal TV için Avprupadan 500


Milyar para getirdiğini, bu paranın bulunabilmesi için Doğu PERİNÇEK, Ferid İLSEVER,
Haluk ŞAHİN (ARENA programından) gibi şahıslann, Almanya -Fransa gibi ülkelere iki
kere tur yaptığını, Avrupada PKK ve İslami kesimig^paıa. toplayabileceğini ancak Doğu
PERİNÇEK'in toplayamayacağmı, bu parayı nastf^topla^ıÖatnnı bilmediğini, bu şekilde
Ulusal TV nin deneme yayınlarına başladığını, tf^ \

l\ * m i d n " $ _______



ticari faaliyetler

Veli KÜÇÜK'ün lobi faaliyetleri çerçevesinde, Kemal ÖZDEN, Ali balkaner, Korkmaz YİĞİT, Adnan POLAT gibi işadamları ve yöneticilerden yararlandığını, Ulusal İş Adamları Derneği (USİAD)'ı, TÜSİAD gibi yapmak için çalıştığını, bu nedenle USİAD la periyodik olarak sık sık toplantılar yaptıklarını,

USİAD içersinde Kemal ÖZDEN, Ümit ÜLGEN, Musa tanrı kulu, Adnan POLAT , amcaoğlu Zeki POLAT gibi şahısların olduğunu, ancak Doğu perinçek ve Veli küçük'ün sitem etmeleri sonrasında, Başkan yardımcısı ve yönetim kurulu üyesi olan Zeki POLAT'ın USİAD dan atıldığını, Veli KÜÇÜK'ün Zeki POLAT hakkında MİT ten olduğunu söylediğini,

MAFİA BAĞLANTILARI

SEDAT PEKER;

Sedat PEKER'in 23 yaşında, Ali İhsan USKOL vasıtasıyla Veli küçük ile tanıştığını, Sedat PEKER'in ilk dönemler sokak kabadayısı olduğunu, Veli KÜÇÜK ile tanışmasından sonra, örgütlenmeye başladığını, Sedat PEKER in örgütlenmesinin öbür mafya gruplarına benzemediğini, her kurumda ve farklı konumlarda adamlarının olduğunu ve çevreye yüklü miktarlarda para dağıttığını,

Veli küçük'ün "mafia" yapılanması olarak ilk sıraya Sedat PEKER'i koyduğunu, çünkü Sedat PEKER'in laftan çıkmayıp söz dinleyen, Veli KÜÇÜKnm bir dediğini iki yapmayan, oğlu gibi sevdiği bir kişi olduğunu,

Sedat PEKER'in adamı olan Mecnun ODYAKMAZ'm örgütü elinde tuttuğunu, Veli KÜÇÜK ile Balmumcu Merkez Komutan İlgındaki evinde çalışma odasında otururlarken, SİMTEL (SİMENS de olabilir)'i Sedat PEKER'e aldıklarını, orada iyi bir organizasyon gerçekleştireceklerini anlattığını,

Sedat PEKER'in "deprem zedelere yardım etmesi gibi" halka bazı yardımlarda bulunmasının, Veli küçük'ün teorisi olduğunu, Sedat PEKER'in de bu teori üzerinden hareket ettiğini,

Veli KÜÇÜK'ün Sedat PEKER gibi bir çocuğu yirmi üç yaşından beri yürüttüğünü, kendisinin Veli KÜÇÜK'le birlikte olduğu dönemde Ergenekon - Lobi yi çözdüğünü, ancak mafyada ki insanları yönetirken nasıl kendini kamufüle edebildiğini çözemediğini,

SAMİ HOŞTAN;

Veli KÜÇÜK ve JİTEM'in yaptığı uyuşturucu trafiğinde yer aldığını, ALİ YASAK (DREJ ALİ);



Ali YASAK susurluk kazasında, Veli KÜÇÜK tarafından kullanıldığını, Susurluk kazası sonrası olay yerine ilk giden kişilerden olduğunu ve kaza yapan araçtaki çantayı drej Ali'nin aldığını, ayrıca cenazeleri de Drej Ali'nin aldığını,

mahmut yıldırım (YEŞİL);

1993 yılında Silopi Haç Konaklama tesislerine yakın Botaş'da bulunduğu bir sırada, Ali yıldız ve Yüzbaşı Sebahattin....? (Zahoda Kızılay Hilal Akmerde Tim görevlisi) isimli şahıslarla sohbet ettiğini, YEŞİL den bahsedildiğini, bu şahsın itirafçı olduğu, JİTEM'in içinde görevli olduğu, memur statüsünde olmadığı, YEŞIL'in Veli KÜÇÜK'ün adamı olduğunun anlatıldığını,

Sebahattin Yüzbaşının İzmit'te Veli KÜÇÜK'ün yanma gelip gittiğini, yine İzmit Jandarma Alay Komutanlığında ve Giresun'da Veli KÜÇÜK le beraber olan Yüzbaşı



Mustafa ? nin kendisine anlattığına göre; 1998 yılında Veli KÜÇÜK'ün Giresun'da

Tugay Komutanı olduğu dönemde, YEŞİL'in gelip gittiğini anlattığını, kendisinin bu konuyu Veli KÜÇÜK'e sorduğunda, "YEŞİL'in kendi elemanı olduğunu, örgüte kendisinin aldığını, bir dönem birlikte çalıştıklarını, Mehmet EYMÜR'üjps^YEİ^^le çalıştığını, ancak YEŞİL ile çalışmak için kendisine yetki verildiğini" söyledj^ihî, *^^%

"v il \\ _____ı_

Veli KÜÇÜK'ün, YEŞİL'in karıştığı olaylarla ilgili MİT-Mehmet EYMÜR'ü suçladığını, MİT'in YEŞİL'i yanlış kullandığını anlattığını, SEMİH TUFAN GÜLALTAY;

PKK'nın K.Irakta Celal TALABANİ ile uyuşturucu işi yaptığım, PKK nm yanında yer alan Akın BİRDAL'ın vurulması emrini (YEŞİL) Mahmut YILDIRIM'in verdiğini, Yeşil'in Veli KÜÇÜK'ün adamı olduğunu, Yeşilin adamının da Cengiz Astsubay olduğunu, Semih Tufan GÜLALTAY'ın Akın BİRAL'ı vurmaktan yakalanıp ceza evine konulduğunu,

Bir dönem Semih Tufan'ın kardeşi Emre GÜLALTAY'ın Korkmaz YİĞİT'i

sıkıştırdığını, bunun üzerine Veli KÜÇÜK'ün Emre yi yanma çağırdığını, Emre GÜLALTAY'ın Veli KÜÇÜK'ün karşısında "iki büklüm oturarak" bir emri olup olmadığını sorduğunu,

Bunların haricinde, Veli KÜÇÜK ile ilişkili mafia gurupları olarak; altıncı filodaki Havacı OĞUZ'un olduğunu, aynca Şenol ACAR'ın olduğunu, Şenol ACAR'm Sedat PEKER'e düşmanmış gibi bir hava vermesine rağmen böyle olmadığını, yine Veli KÜÇÜK'ün Ali İhsan USKOL'un oğlu, Levent USKOL aracılığı ile Kürşat YILMAZ'la

görüştüğünü,



UYUŞTURUCU KAÇAKÇILIĞI VE BAĞLANTILARI;

Veli KÜÇÜK'ün İranla arasının çok iyi olduğunu, İran da MOD isminde bir örgüt olduğunu, bu örgütün İran'ın Gladyosu olduğunu, MİT yada Polis'in uyuşturucu işi yapamayacağını ancak JİTEM'in çok rahatlıkla uyuşturucu işi yaptığını,

CAK (CAT) isminde bir Amerikan Şirketinin bulunduğunu, bu şirketle ilgili geniş bir araştırma yapıldığını, Doğu PERİNÇEK'in şirketle ilgili bilgileri Veli KÜÇÜK'e verdiğini, CAK şirketinin uyuşturucu işi yaptığını,

Mesut BARZANİ'nin de uyuşturucu işi yaptığını, ancak BARZANİ'nin aldığı uyuşturucuyu İsrail-Türkiye paralelinde CAK firmasına verdiğini,

Celal TALABANİ'nin de o bölgede uyuşturucu ticareti yaptığını, TALABANİ'nin uyuşturucuyu Afaganistan'dan alarak Fransa-Almanya-Hollanda üçgenine verdiğini, bu ticareti Kürt iş adamları vasıtası ile yaptığını, PKK terör örgütünün de TA LA BANİ'ye uyuşturucu verdiğini, Celal TALABANİ'nin ayn örgütlerle uyuşturucu işi yapmasından dolayı sevilmediğini,

İlerleyen dönem içersinde CAK firması, uyuşturucu kaçakçılığı konusunda Türkiye'yi yani askerleri ekarte ederek uyuşturucuyu kaynağından almaya başladığını, Afganistan'dan ek olarak uyuşturucu alınması, Burhanettin RABBANİ ile anlaşılması için, İran'ın onayının gerektiği, İran olmadan bu çalışmanın yapılamayacağını, bu yüzden CAK firmasının bu şekilde anlaşma yaparak Türkiye'de ki uyuşturucu bağlantısını aradan çıkardığını, bu yüzden Askerlerin CAK firmasıyla uyuşturucu konusunda sürtüştüğü (anlaşamadıklan), Veli KÜÇÜK'ün CAK firmasıyla ilgili aynntıya girmeden haber yapılmasını söylediğini, kendisinin de Akşam gazetesinde "kısır" aynntıya girmeden bir haber yaptığını,



Ayrıca Çekiç Güç subaylarının Adana'dan yönlendirilmesiyle ilgili
fotoğrafların kendilerine geldiğini, bu fotoğraflarda, Amerikan askerlerinin, KJrak ta
sözde Peşmergeler için ev-kamp yaptığı, ancak bu kampları PKK terör örgütünün
kullandığının yer aldığı, bu haberi Akşam Gazetesinde yayınladığını, Veli KÜÇÜK'ün
bu haberleri yayınlatmasının sebebinin ise, Amerikan CAK firmasıyla ilgili Uyuşturucu
dan kaynaklanan sorunlar olduğunu, ana meselenin bu olduğunu, Veli KÜÇÜK'ün
bu
şekilde basın yoluyla Amerikalılara saldırarak uyuşturucudan gelen gelirin tamamını
kaybetmemeye çalıştığını, bu olay sonrasında Amepfefh'feEr^^fganistarı'dai1 İran'dan mal
aklıkları için, Türkiye ile de iyi geçinmek zoranda^aüıklaA^ uyuşturucudan gelen gelirin,
eskisi kadar olmasa da devam ettiğini, /* ^<^. C^* \,

I»- va$r *y% İT c—r-

Hüsamettin TÜRKMEN'in Kerküklü olduğunu ve Veli KÜÇÜK ile beraber çalıştığını, Kuzey Irak da yaşadığını, geçmişte İstihbaratlada çalıştığını, bunların içinde A meri kaya yerleşen Aziz.... isimli bir şahsında bulunduğunu, Veli KÜÇÜKnın bunları kullandığını,

Hüseyin TÜRKMEN ile yaptığı sohbetlerde, K.Iraktan toplanan uyuşturucuyu İskenderunda serbest bölge limanıma götürdükleri sırada Polis tarafından durdurulduğu, bunun üzerine Veli KÜÇÜK'ü aradığı, onunda Diyarbakırdan Eşref HATİBOĞLU olabilir, bazı subayları göndererek "malı" aldırıp İskenderun'a götürdüğünü, uyuşturucunun miktarını bilmediğini ancak uyuşturucunun Sami HOŞTAN'a ait olduğunu,

Doğu PERİNÇEK'den Sami HOŞTAN'm HAP işi yaptığını öğrendiğini, Doğu PERİNÇEK'in isteği üzerine bu konuyu Veli KÜÇÜK'e anlattığını, onunda "ben herzaman bunun dosyasını temizleyemem, Sami'yi Ömer Lütfü TOPAL' ın yerine koyarak biz hata yaptık' dediğini,

Veli KÜÇÜK'ün bilgisi dahilinde, Sami HOŞTANLA ilgili olarak, Fransız İstihbaratı (OJD) Türkiye sorumlusu ile görüştüğünü, görüşme talebinin OJD den geldiğini, Doğu PERİNÇEK, Doğan DUYAR (Hasan YALÇIN'ın yardımcısı ve Paris muhabiri) vasıtası ile Palas Otelinde bir görüşme yaptıklarını, Fransız İstihbarat sorumlusunun, "Sami HOŞTAN'm uyuşturucu işi yaptığı, Veli KÜÇÜK'ün de uzun zamandır buna sahip çıktığı, askerlerin uyuşturucu işine yıllardır yol verdiği, JİTEM'in uyuşturucu trafiğinde yer aldığını' anlatarak Sami HOŞTAN ile görüşmek istediğini, kendisinin de Sami HOŞTAN'm telefonundan aradığını, fakat Sami HOŞTAN'm kendisine kızarak "Veli abiye sor eğer bir şey varsa Veli abi açıklasın' dediğini, bu görüşmeden sonra şahısların yanından ayrılarak Drej Ali'nin Bakırköydeki bürosunda Sami HOŞTAN ile buluştuklarını ve konuyu anlattığını, bu arada Veli KÜÇÜK'e bilgi verdiğini, Veli KÜÇÜK'ün de "Sami HOŞTAN'a görüşme yapmamasını' söylediğini, kendisine de "Doğuya söyle fransız istihbaratından gelenleri yönlendirsin(oyalasm), askerlik yapmıyor desin' dediğini,

Güneydoğudayken, Veli KÜÇÜK'den sonraki yetkili kişinin, Diyarbakır'da alay komutanı Eşref HATİPOĞLU, Tunceli bölgesinde Halil İbrahim AKAR olduğunu, uyuşturucu temasında işlenen bütün yolların Eşref HATİPOĞLU na yansıdığını, hatta Diyarbakır da bazı ihalelere Drej Alinin girmesi için, Eşref HATİPOĞLU tarafından ihaleye fesat karıştırıldığını, HATİPOĞLU'nun bir kaç defa ihaleleri iptal ettiğini,

Veli KÜÇÜK'ün Karadeniz Bölge Komutanı olmasından sonra, bütün uluslar arası uyuşturucu merkezleri- istihbaratları, trafiğin Karadeniz'e geçtiğini, buradaki işaretin Veli KÜÇÜK olduğunu, Veli KÜÇÜK'ün dört-beş tane dil bildiğim, Fransız istihbaratı OJD'nin bir çok defa Jitem uyuşturucu yapıyor diye belgeler (rapor) yayınladığını,

Yine Nejat TAŞ ve JİTEM'in ortak olduğu uyuşturucunun Kısmetim-1 isimli

gemide olduğu, Askerlerden de yüzbaşı Mustafa nm Nejat TAŞ'm yanında olduğu,

ancak polisin bu gemiye operasyon yaptığını, bunun üzerine Nejat TAŞ'm Vali Hayri KOZAKÇTOĞLU ve Emniyet Müdürü Necdet MENZİR ile anlaşarak bu mala ortak olduklarını. Kısmeti m-1 de bulunan uyuşturucunun yerine ulaştırıldığını, fakat geminin batırılmış gibi yapıldığını, oysa batan geminin içinde uyuşturucu olmadığını, o süreçte Nejat TAŞ, vali Hayri KOZAKÇTOĞLL, Necdet MENZİR ve yüzbaşının oturup anlaştıklarını, bu yüzden Hayri KOZAKÇIOĞLU, Necdet MENZİR'in JİTEM ile aralarının bozulduğunu,

Veli KÜÇÜK'ün anlatımlarından, Necdet MENZİR ile aralarının açık olduğunu

anladığını, Veli KÜÇÜK'ün bu konulardan bahsederken yanında yüzbaşı Mustafa nmda

olduğunu, Nejat TAŞ ile yüzbaşı Mustafa çok sık görüştüğünü, bankaları kumarhaneleri olan

Sedat ÇOLAK'ın da Nejat TAŞ la arasının iyi olduğunu, ^_



SİLAH KAÇAKÇILIĞI VE BAĞLANTIJJ^^rT^^.


Dostları ilə paylaş:
1   ...   8   9   10   11   12   13   14   15   ...   50


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə