İlgili Mahkeme karan gereği yapılan incelemede



Yüklə 3.58 Mb.
səhifə15/50
tarix12.08.2018
ölçüsü3.58 Mb.
1   ...   11   12   13   14   15   16   17   18   ...   50

15-Yakup Kürşat YILMAZ' alınan ifadesinde;

VELİ KÜÇÜK' ü tanımadığını, VELİ KÜÇÜK ' ü ALİ BALKANER' in oğlunun cenazesinde gördüğünü kendisine geçmiş olsun demek istediğini ilettiklerini bunu kabul etmediğini, onun deyip demediğini de bilmediğini beyan etmiştir.



16-m eh met ÖZCAN ın alman ifadesinde; VELİ KÜÇÜK' ü gıyaben tanıdığını, İzmitte Alay komutanlığı yaptığını, kendisi ile 1996 yılında bir olay sebebiyle arandığı için teslim olmak sebebiyle birkaç sefer telefon görüşmesinin olduğunu, ancak hiçbir zaman yüz yüze bir görüşmesinin olmadığını beyan etmiştir.

17-S. Tufan GÜNALTAY ın alınan ifadesinde; VELİ KÜÇÜK' ü basından tanıdığını, kendisi ile ne yüzyüze ne de telefonla görüşmüşlüğünün olmadığını, ancak Türk Dünyası Araştırmalar Vakfı' nin bir toplantısında karşılaştığını, ancak kendisi ile konuşmadığını, kardeşi olan EMRE GÜLAYTAY' ın kendisi ile bir tanışıklığı olduğunu bilmediğini, hatta böyle bir şey olduğunu bilse kendisine uzak durmasını telkin edeceğini, çünkü VELİ KÜÇÜK' ün Kocaeli' nde alay komutanlığı yaptığı dönemde bir kısım kişiler ile ilişkilerde bulunduğunu, bu nedenle kendi dönem arkadaşlan içerisinde dahi kabul görmediğini, bunlan kendisinin dönem arkadaşı olan bir askerden duyduğunu, Veli KÜÇÜK' ün ajandasında kendi ismimin geçtiğini şu anda öğrendiğini, ne şekilde geçtiği konusunda bilgi sahibi olmadığını, kendisinin Veli KÜÇÜK' ü tasvip etmediğini herkesin bildiğini,

Tuncay GÜNEY' in Yozgat Cezaevinde iken kendisini ziyarete geldiğini, Kendisini binbaşı olarak tanıttığını, Özel Harp Dairesinde görev yaptığını söylediğini, hatta kendisinin VELİ KÜÇÜK' ün emrinde çalışan istihbarat görevlisi olduğunu söylediğini,

Kendisinin MEHMET FİKRİ KARADAĞ' ı Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı' nin bir toplantısında VELİ KÜÇÜK ile yanyana ve samimi bir şekilde gördüğünü, şu anda anlatamayacağı şekilde o dönemde lideri bulunduğu partiyi ele geçirme veya kontrol atlına alma çabalarının olduğunu, kendisinin onlara fırsat vermediğini, aynı dönemde VELİ KÜÇÜK' ün kendisinin de tanımış olduğu bir kısım siyasetçilere kendisi için bir suç örgütü lideri olduğu yönünde ve siyasi kimliğinin olmadığı şeklinde beyanlarda bulunduğunu duyduğunu, bütün bunlardan, lideri olduğu siyasi hareketi ele geçirilemeyince yanma gönderilen ESRA FERİDE GÖKÇİMEN ve kocası MUZAFFER GÖKÇİMEN' in iftiralan ile tutuklattınldığım düşündüğünü beyan etmiştir.

18- Sedat PEKER in alınan ifadesinde;

VELİ KÜÇÜK' ü babasının arkadaşı olması nedeniyle tanıdığını, 1992 yıllanndan beri kendisi ile tanışıp zaman zaman görüştüğünü, kendisi ile ALBAYLIK ve PAŞALIK dönemi de dahil hem telefonla hem de yüz yüze görüşmelerinin olduğunu, Kocaeli'nde Alay'a zaman zaman gittiğini, VELİ KÜÇÜK'le ir^attennm bundan ibaret olduğunu, bunun dışında VELİ KÜÇÜK'le arasında herhangi bfr^Ğşki olmadığını, kendisinin





çürük raporu almasında VELİ KÜÇÜK'ün herhangi bir etkisi olmadığını, VELİ KÜÇÜK'e ayrı bir sempatisi olduğunu, kendisinin Devlet hizmetinde bulunmuş, küçük çocuğunun da Ermeni ASALA örgütü tarafından da öldürüldüğünü bildiği için kendisine daha fazla saygı duyduğunu, Devlet için çalışan birisi olarak bildiğini, bu sebeple kendisine saygı duyduğunu,

VELİ KÜÇÜK ile arasında para alış verişi, şirket bazında bir birlikteliğinin olmadığını,

EMİN CANER YİĞİT'i tanımadığını, arkadaşı BOĞAÇ KAAN MURATHAN ve YENER KESKİN' in tanıdığı olarak bildiğini, o dönem itibariyle VELİ KÜÇÜK lojmandan çıkarıldığı için ve koruması kaldırıldığı için, bu nedenle kendisine kiralık ev bulması için yardımcı olduğunu, kendisine yardımcı olunsun diye BOĞAÇ KAAN ve birkaç kişiye söylediğini, ancak CANER'i bizzat tanımadığını, ancak geçmiş tarih olduğu için maaş verilip verilmediğini hatırlayamadığım,

VELİ KÜÇÜK İzmit Alayında iken altına özel araç tahsis etmediğini, cep telefonlarını ödemediğini, ancak öyle bir şey teklif etmiş olsaydı ödeyeceğini, geçmiş tarihli olduğu için tam olarak hatırlamadığı, ancak VELİ PAŞA'nm arkadaşı olduğunu bildiği ve maddi durumu iyi olmayan birine borçlarını ödemesi için o dönem 75 bin dolar para yardımında bulunduğunu ve bu parayı da şahsın durumu müsait olmadığı için geri almadığını,

VELİ KÜÇÜK ile irtibatlı olduğu dönemde ERGENEKON ve mafyanın yapılanması hakkında herhangi bir şey duymadığını, o dönem itibariyle VELİ KÜÇÜK' ün SAMİ HOŞTAN ile tanıştığını bildiğini,

VELİ KÜÇÜK' te bulunan mafyanın yeniden yapılanması ve tekelde toplanması ile alakalı dokümanlardan haberi olmadığını, böyle bir faaliyet içinde bulunmadığını,

VOLKAN GEZMİŞ' i tanıdığını, VELİ KÜÇÜK, EMİN CANER YİĞİT ve MUSTAFA OK' un ailesine maaş ödenmesi konusunu hatırlamadığını, söylemiş olabileceğini, ancak CANER YİĞİT'e maaş gidip gitmediğini hatırlamadığım,

04 Eylül 2003 tarihinde GÜLER KÖMÜRCÜ ile yaptığı görüşmede polisler hakkında şikayetçi olduğu konusunu konuştuğunu, polis yetkilileri hakkında dava açtığını, "VELİ ABİ' ye söylersin" demesindeki kastın VELİ KÜÇÜK'ün de olayı bilmesini istemesinden dolayı olduğunu, çünkü kendisinin baba dostu olduğunu,

03/08/2004 tarihinde VELİ KÜÇÜK' le yapmış olduğu görüşmeyi kabul ettiğini, kendisine ÜMİT ÖZDAĞ' la yeni bir oluşum yaptıklarını Erzurum' dan YILMA DURAK' m Yeniçağ gazetesinden HAYRİ KÖKLÜ, Ortadoğu gazetesinden ZEKİ SARAÇOĞLU, GÜVEN SAZAK ve MERAL AKŞENER ile VELİ KÜÇÜK görüştüğünü söylediğini, bu oluşum MHP'ye karşı veya MHP' ye alternatif bir oluşum olursa kamuoyunda yanlış anlaşılabilir şeklinde fikir beyan ettiğini, zaten böyle bir oluşumun gerçekleşmediğini, VELİ PAŞA ile bu tür şeyleri paylaştığını, normal muhabbet konulan olduğunu ve aynca ÜMİT ÖZDAĞ' m MHP Genel Başkanlığına aday olup olmadığı konusunu bilmediğini,

MİLLİ YOL' u KORKUT EKEN' in başkanlığında kurmayı düşündükleri bir oluşum


olarak duyduğunu, hatta dergide çıkanldığını, 21/07/2004 tarihinde GÜLER KÖMÜRCÜ ile
yaptığı görüşmede bahsettiği olayın bu olduğunu, bu konuşmada geçen 22 yaşında iken VELİ
KÜÇÜK ile KORKUT EKEN'i banştırma çabalannı YAVUZ ATAÇ'm da gayret sarfettiğini
anlattığını, olayın anlattığı gibi olduğunu,

VELİ KÜÇÜK' ü babasının dostu olması nedeniyle tanıdığı sevdiği görüştüğü, KORKUT EKEN'i de Emniyet Genel Müdürlüğü Danışmanlığı yaptığı dönemde tanıyıp sevdiğini, YAVUZ ATAÇi da MİT'te görev yaptığı sırada tanıdığını, sevdiği insanlar oldukları için kendilerinin küs olmalarını istemediği için banştırma çabalarında bulunduğunu,

FERİDUN ÖNCEL' in Şanlıurfa MHP Eski İl Başkanı olduğunu, 21/07/2004 tarihinde yapmış olduğu görüşmede VELİ PAŞA' nin kendisine KORKUT EKEN'e dikkat et deyip demediğini hatırlamadığını, eski bir konuşma olduğunu beyan etmiştir.

19-Yaşar ÖZ alınan ifadesinde; VELİ KÜÇÜK'ü ilk defa SUSURLUK olayından sonra medyada ismi çıkınca duyduğunu ve kendisi ile sadece bir defa 2005 yılında PARK PLAZA'da kendi ofisinin 7-8 kat üzerinde onun sahibi olduğu güvenlik şirketinin şubesi biçiminde faaliyet göstermekte olan yerde bir nedenle uğradığında otururken uzaktan gördüğünü ve kendisi ile herhangi bir görüşmesinin olmadığını, merhabalaşmasının bile olmadığını, daha sonra gördüğü o kişinin VELİ KÜÇÜK olduğunu ZİYA BANDIRMALIOĞLU' nun söylemesiyle anladığını, VELİ KÜÇÜK' ü başkada bir yerde görmediğini ve karşılaşmadığını beyan etmiştir.

20- Şüpheli Sevgi ERENEROL'un alman ifadesinde ;

2005 yılında Beyazıt Meydanında yapmış olduklan basın açıklamalannda tanıştıklannı, çok sık görüşmese de Türk Ortodoks Patrikhanesinde yapmış olduğu bayram törenlerine katıldığını,

21-Şüpheli Kemal ŞAHİN'in alman ifadesinde ;

Ankara Emniyet Müdürlüğünün yapılan çalışmalarda ele geçen el mahsulü dokümanın içeriğinde "17.08.2002 tarihinde istanbul ilinde yapıldığı belirtilen bir toplantıya ilişkin olarak düzenlendiği anlaşılan A4 ebadına el yazısı ile şematik bir biçimde düzenlenmiş evrak içeriğinde; askeri personel Kazım BANAT, israilli general Gabriel Libraider (mossad), Ali Erkan, Batmanlı Ömer isimli şahısların bir toplantı yaptıkları, bu toplantı içeriğinde Şahinbey kod adlı Ahmet Cinali, Emekli General Veli KÜÇÜK, Sedat PEKER, hoca kod adlı Kemal ŞAHIN ve tacikistan Genel Kurmay Başkanı ile ticaret bakanı Mehmet EMİNOF'A suikast veya eylem planı yaptıkları belirtilmiş, toplantıya katılan şahıslardan askeri personel Kazım BANAT'ın ve Hizbullah'ın E.Orgeneral Çevik BİR 'in kontrolünde olduğu belirtilen bir işaretleme yapılmış, ERGENEKON'un org. Murat Hoca ile görüştüğü botaş'ta görevli Refik NUHOGLU'nun Şahin beyin (ahmet cinali) nerede olduğunu araştırdığına ilişkin notlar ayrıca Murat hoca isimli şahsın 0533 523 20 07 ve Refik NUHOĞLU isimli şahsın kullandığı 0505 602 26 86 numaralı telefonlara ilişkin bilgiler yer aldığı anlaşılmıştır." Konu sorulduğunda; daha önceden polis memuru Birol ABANOZ vasıtası ile tanıdığı Ahmet Cinali'ye telefon açarak görüşmek istediğini, bu şahısla buluştuklannda yanlanna gelen Ali... isimli şahsın, eski istihbaratçı olduğunu, Almanya'da T.C. hükümeti adına çalışırken Alman İstihbaratı tarafından yakalanarak işkence gördüğünü, 7 yıl cezaevinde yattığını, bu şahsın İsviçre'de cezavinde olduğunu öğrendiğini, bu şahsın Ahmet Cinali'ye İstanbul'da Ahmet CİNALİ, Emekli Tuğ General Veli KÜÇÜK, Tacikistan Genel Kurmay Başkanı ve Ticaret Bakanı, Kemal hoca isimli bir kişiden bahsederek bu şahıslara karşı Mordzat Generali Gabriel Libraider komutasında CIA destekli suikast düzenleneceğini anlattığını beyan etmiştir.

g) tanık beyanları



25.02.2008 günü Tanık Zihni ÇAKIR' m alman ifadesinde özetle; 1995 yılında Ankara da Milliyetçi Sanayici İş adamiârı ve~^ö,neticileri Derneğinin Basın müşavirliği yaptığını, Taner ÜNAL' ı derneğe^tyc yapma¥,ıc^3 davet etmeye gittiğinde











tanıdığını, kendisinin demeğe üye olmadığını, farklı bir dernek de lider olma düşüncesinde olduğunu, TÜRKELİ gazetesini yayınlamaya başladığını, gazetenin 3. sayısından sonra yazı işleri müdürlüğü görevine başladığını, bu şekilde TANER ÜNAL ile sıkı bir diyoloğa girdiğini,

Veli KÜÇÜK, Muzaffer TEKİN, Taner ÜNAL, Ahmet CİNALİ, Fuat TURGUT, Halit BOZKURT, Nihat GÜRKAN ve Sevgi ERENEROL'u tanıdığını

GİRDAP operasyonuna konu olan. Veli KÜÇÜK' ü, Muzaffer TEKİN' i TÜRKELİ gazetesinin sahibi Taner ÜNAL yakın görüşmelerinden dolayı tanıdığını,

Taner ÜNAL ile 1998 ılında TURAN YAPI Ave TÜRKELİ Aisimli şirketleri kurduklarını, kendisiyle 5 yıl birlikteliklerinin, 2 yıl da ortaklıklarının olduğunu,

Ahmet CİNALİ' nin Taner ÜNAL' ın çok yakın dostu olduğunu, hemen hemen her gün üçü birlikte görüştüklerini, kendisinin TÜRKELİ gazetesinin İstanbul dağıtımını organize ettiğini, karanlık bir kişi olduğunu, 1997 yılında Ortadoğu gazetesinin bir sorunu ile ilgili Ankara'dan İstanbul'a geldiklerini, geri dönerken kendisi, Taner ÜNAL ve Ahmet CİNALİ' nin korumalığını yapan ismini Cem olarak bildiği kişi ile Ahmet CİNALİ' nin kullandığı beyaz renkli Mercedes marka plakasını hatırlamadığı otoyu Bolu gişelerinde polisin durduğunu, kimlik sorup arama yapmak istediklerini, Ahmet CİNALİ' nin kendi fotoğrafının yapışık olduğu Jandarma amblemi bulunan bir kimlik gösterdiğini, bu kimliğin JİTEM kimliği olduğunu söylediğini, polisin bagajı açıp kapattığını, çünkü bagajda muhtelif marka ve çapta silahlar ile el bombaları olduğunu görünce şok olduklarını, kendisinin gazeteye emekli askerleri getirip Taner ve kenisiyle tanıştırdığını, Ahmet CİNALİ' nin askerlik yıllarında Hasan KUNDAKÇI' nin terörle mücadele ekibi içersinde yer aldığını anlattığını, bu görev sırasında Şahin YÜKSEL (ŞAHİN BEY) (KOD ADI) kullandığını, Veli KÜÇÜK ile irtibatının askerlikten sonra Hasan KUNDAKÇI vasıtasıyla başladığını, Veli KÜÇÜK ile Giresun da görevli olduğu döneme denk geldiğinden bahsettiğini, Giresun da birçok eylem yaşandığını, yanındaki adamların çatışmaya katıldığını, bu adamların teslim olmadan kaçıp Ankara'da gizlendiğini, başkalarının bu olayın faili olarak verildiğini duyduğunu, Veli KÜÇÜK' ün bölge de görev yaptığını öğrendikten sonra ilişkilerinin sadece bir JANDARMA görevlisi ve haber elemanı çerçevesinde kaldığını tahmin ettiğini, Ahmet CİNALİ' nin zaman zaman yaptığı telefon görüşmelerinden sonra Veli KÜÇÜK ile görüşmeye gideceğini söylediğini,

Fuat TURGUT' u 1996-1997 yıllarında Taner ÜNAL vasıtası ile tanıdığın, Taner ÜNAL' ın çok yakın arkadaşım diyerek TURAN YAPI Ave OSMANLI YAPI A'ye ait büroda görüştüklerini, kendisini avukat olarak tanıdığını, o dönemde ideolojik nedenlerden dolayı İzmir barosundan atmaya çalışıldığından bahsettiğini, operasyon yapıldıktan sonra ERGENEKON ile bağlantısının olduğunu öğrendiğini,

Nihat GÜRKAN' ın Taner ÜNAL' ın TÜRKELİ gazetesinin bütün faaliyetlerinde yer olan birisi olduğunu, hatta Ahmet CİNALİ ile birlikte gazetenin İstanbul dağıtımında etkili birisi olduğunu, Ülkü ocakları ve MHP'nin gazeteye olan tepkisini ortadan kaldırmak için partide ve ocakta sürekli LOBİ çalışmalın yapan bir kişi olduğunu, Taner ÜNAL' ı askerler ve bazı üst düzey yargı mensuplanyla tanıştıranlardan biri olduğunu, Nusret DEMİRAL'in Taner ÜNAL ile tanıştıranların Ahmet CİNALİ ve Nihat GÜRKAN olduğunu, aynı zamanda Nihat GÜRKAN' m dernek çalışmasında da etkili olduğunu,

Sevgi ERENEROL' u Taner ÜNAL vasıtasıyla tanıdığını, Sevgi ERENEROL' un bazı konularda kendisinin görüşünün alınarak gazetede yazılmasını istediğini, özellikle Ermeni meseli, terör konuları ve ekümelik konularında telefon açarak bilgi aldıklarını, yada Ahmet CİNALİ' nin İstanbul'a geldiğinde kendisinden gazete de yayınlanmak üzere yazılar getirdiğini, kendilerinin de Sevgi ERENEROL' un demeç vermiş gibi

Yine soruşturma da ismi geçmeyen, ancak yapılanma içersinde olduğunu düşündüğü avukat İbrahim GÜL' ün ülkü ocaklarının bir çok çek senet tahsilatına yönelik olaylarda yer aldığını, 1997 yılı bahar aylarında BİR NUMARANIN ve Taner ÜNAL' ın yanında çalışan Mustafa'nın ülkü ocaklarının yönetiminde olduklarını, ülkü ocaklarının yönetim kurulu toplantısını teybe kaydettirdiği süreçten sonra BİR NUMARA ile sık sık gördüğü kişi olduğunu, Mustafa'nın toplantıyı kayda alması durumunda BİR NUMARANIN yardımı ile üniversiteden mezun olacağını, toplantının kayda alındıktan sonra BİR NUMARANIN Taner ÜNAL' a "İŞTE ŞİMDİ OCAĞI KUCAĞIMA ALDIM" ifadesini kullandığını, bu olaydan birkaç gün sonra Taner ÜNAL ile BİR NUMARAYI Ankara Kızılay Mediha Eldem sokaktaki otelde ziyaret ettiklerini, bu ziyarette İbrahim GÜL' ü Danıştay saldırısından sonra gözaltına alınan dönemin ülkü ocakları yönetiminde bulunan avukat Tarkan TOPERİ ile toplantı halinde gördüğünü,

Girdap operasyonu kapsamında Koray ÇETİNKAYA' yı da Türkeli gazetesine başlamadan yaklaşık 2 ay sonra tanıdığını, bazı ticari sıkıntılarından ve alacak verecek davalarından dolayı Hadi ÖZCAN ile Taner ÜNAL' ın karşı karşıya geldiğini, burada Koray ÇETİNKAYA' nm devreye girerek ikili arasındaki çatışmayı sonlandırdığım,

TÜRKELİ gazetesine gelen ve emekli tuğgeneral olarak tanıtılan Ahmet CİNALİ, Taner ÜNAL ve adını hatırlamadığı bazı astsubayların direk BİR NUMARA diye hitap ettiklerini, bazı görüşmelerde DOĞU BEY, HAYRETTİN BEY ve SADULLAH BEY gibi isimler kullanan şahıslar vasıtasıyla Taner ÜNAL' ın gazeteciliğinin yanında bir vakıf yada dernek kurması görüşünün ağırlık kazandığını, BİR NUMARA ve Ahmet CİNALİ' nin etkinlerini ve nerelere nüfuz edebildiklerini özellikle 28 Şubat sürecinde çok iyi gördüğünü, BİR NUMARANIN kendisine bilgisayar ortamında yazdırdığı ve kendi el yazısından çıkma bazı metinlerin o dönem yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantılarında görüşülmüş konular olarak bildiri metnin de yer aldığını, BİR NUMARANIN 60-65 yaşlarında, sarı saçlı, göçmen tipli, saçları seyrek, sert mizaçlı, bıyıksız, sakalsız,nizami her gün traş olan birisi olduğunu, kendilerinin KOMUTANIM diye hitap ettiklerini, hiçbir gazete de resmini görmediğini, telefon kullandığını, ancak kendilerine telefon numarasını vermediğini, telefon makinelerini Taner ÜNAL' ın alıp verdiğini, Muzaffer TEKİN' e benzediğini, ancak Muzaffer TEKİN' den daha zayıf olduğunu, 2 kızının olduğunu, 1997 yılında kızlarının birinin üniversite de okuduğunu, ancak hangi bölümde olduğunu bilmediğini, diğer kızının ise Dikmen'de lise 2. sınıf da okudğunu, Dikmen Öveçler'de birapartmanın giriş katında oturduğunu, 1998 yılı Şubat veya Mart ayında evini taşıyacağından dolayı hamal olarak 3 kişiyi araba ile götürüp bıraktığı için bildiğini, evini il dışına taşıyacağını söylediğini,

Yine 1997 yılı Ocak ayında BİR NUMARAYI Ankara Bahçelievler 7. cadde girişindeki benzin istasyonuna götürdüğünü, 3-5 dakikalık beklemeden sonra telefonundaki sim kartını değiştirip bir telefon açarak "BEKLİYORUZ PAŞAM" deyip telefonu kapattığını, kısa bir süre sonra spor giyimli birisinin otoya yaklaştığını, BİR NUMARANIN hızlı bir şekilde otodan inip karşıladığını, BİR NUMARANIN daha önce kendisine yolda bazı şeyleri duymaması gerektiğini, ulusal basında çok iyi bir yere gelebileceğini, bunun için çok büyük bir destek verebileceğini, yapmamış olduğu askerlik mükellefiyetinde yardımcı olabileceğini, devletin asker istihbaratında görevli gibi gösterip dışarıda işlerini yürütmesini sağlayacağını, kışlaya gitmeden terhis olabileceğini söylediğini, otoda PAŞAM diye hitap ettiği şahsa önceden hazırlamış olduğu bir dosya teslim ettiğini, bu dosyanın TAKUNYALILARIN önüne atıldığında bütün dirençlerinin kırılacağını söylediğini, daha sonra bu olaylardan aslında gazetecilik değil Taner ÜNAL ve Ahmet CİNALİ'nin ilişkileri ile o dönem ordu'nun istihbarat değerlendirme birimi gibi çalışan Batı Çalışma Grubuna raportörlük yaptıklarını, BİR NUMARANIN görüştüğü kişinin ise DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANygÜVEN^ERKAYA olduğunu, vermiş olduğu dosyayı ise daha önceden okuduğunu, içersinde; .>,"_





Dönemin iktidar mensubu olduğu siyasi partinin il ve ilçe teşkilatlarının bazı faaliyetleri ve Milli Gençlik Vakfının muhtelif il ve ilçelerde yaptığı panel ve rapor niteliğinde iktidara atfen kaleme alınmış irticai faaliyet olarak yer aldığını, Ergün POYRAZ' ın bazı gazetelerdeki yazılarının yer aldığını, ayrıca o dönem ulusal ve lokal basında iktidar aleyhinde yapılan haber yorumları ve söyleşilerin yer aldığını, bu konuşmaların oto içersinde gerçekleştiğini, Kızılay Bakanlık kavşağına geldiklerinde sola dönmesini istediklerini, Meşrutiyet Caddesi dönüşünü geçer geçmez BİR NUMARA ve Güven ERKAYA' yı indirip gazeteye döndüğünü,

1998 yılında Taner GÜNAL' ın kendisiyle ortağı olduğu şirketlerdekimi zaman ekonomik kriz baş gösterdiğini, ancak krizlerin Ahmet CİNALİ ve BİR NUMARA' nin girişimleriyle bertaraf edildiğini, BİR NUMARANIN direktifleri doğrultusunda hareket edilmesi durumunda devletin örtülü ödeneğinden para alınabileceğinin konuşulduğunu, ancak örtülü ödenekten para alınılmasını hiç görmediğini, tanık da olmadığını, ancak Almanya'dan ismini şuanda hatırlamadığı ancak belgesini sunabileceği bir vakıf kanalıyla 1997 yılı Mayıs ayında 10.000 markın üzerinde para yardımı altında Taner ÜNAL' a İstanbul'daki bir bağlantı vasıtasıyla gönderildiğini, hatta dekont da Taner ÜNAL yerine Tamer ÜNAL yazılı olduğunu gördüğünü, bir fotokopisinin de kendisinde mevcut olduğunu,

Ekonomik kriz sürecinde BİR NUMARA' nin ve Ahmet CİNALİ' nin de bulunduğu Taner ÜNAL' ın özel olarak götürüldüğü AYMA OTEL deki bazı toplantılar da Veli KÜÇÜK' ün özellikle sıkıntıları ortadan kaldırmak için dernek yada vakıf adı altında yapılanmaya gidilmesi gerektiğini, MHP de aktif bir şekilde siyaset yapılması zorunlu olduğunu dile getirdiğini, 1998-1999 Mayıs ayındaki Türkçülük Bayramına katıldığını, bu toplantıya Veli KÜÇÜK, Ahmet CİNALİ, Taner ÜNAL ve BABA diye hitap ettikleri Nusret DEMİRAL ile birlikte 9-10 kişinin katıldığını, ancak BİR NUMARA' nin toplantıya katılmadığını, bunun sebebinin ise hepsinin üzerinde olmasından dolayı olduğunu, herkesin onun elini öptüğünü, mayıs ayından sonra Haziran ayında da İstanbul da toplantı yapıldığını, Veli KÜÇÜK' ü Taner ÜNAL ile birlikte 20'den fazla gördüğünü, Muzaffer TEKİN' i ise 5-6 defa gördüğünü, hatta Taner ÜNAL' ın Dikmen caddesindeki Şekerbank Şubesinin olduğu apartmanda yer alan bürosunda samimi olarak gördüğünü,

AYMA OTEL' in sahibinin Ahmet CİNALİ' nin çok yakın dostu olduğunu, toplantıların gündüz hafta sonları ve öğleden sonra gündüz yapıldığını, genelde otelin lobisinde bir araya geldiklerini, otelde geceleyip gecelemediklerini bilmediğini,

2003 yılı Nisan ayında Dikmendeki bürosuna yakın bir caddedeki sokak da bir dükkan kiralayıp Türkeli dergisini bu ofiste çıkaracağını söylediğini, ofisin alt tarafında yer alan depo halindeki kapalı alan bir anfiye dönüştürüldüğünü, dinleyici ve konuşmacı yerlerinin sabitlendiğini, bu mekanda bir oluşuma başvurduklarını, Taner ÜNAL' ın kendisinden bu oluşum içinde yer alması gerektiğini söylediğini, oluşum içersinde HASAN KUNDAKÇI, VELİ KÜÇÜK, DOĞU PERİNÇEK, HİKMET ÇİÇEK' in destek verdiklerini, maddi hiçbir sıkıntılarının olmayacağını, istediği kadar maaş verebileceklerini söylediğini, Hasan KUNDAKÇI, Veli KÜÇÜK'ün de yer aldığını, Ahmet CİNALİ' nin bu ikiliye yakın resimlerinin olduğunu, hatta Muzaffer TEKİN' in de resimlerinin olduğunu gördüğünü,



GİRDAP ve ERGENEKON operasyonlarında ortaya çıkan bulguları bir araya getirdiğinde, bir üst yapılanma olan ERGENEKON örgütünün alt kollarından Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi ile bu yapının içinde bulunduğunu düşündüğünü, Taner ÜNAL' ın bu şekilde bir yapılanmaya gitmesi için etkileyenlerin sadece Ahmet CİNALİ ve Veli KÜÇÜK değil, ordu içersinde görev aldığını bildiği isimlerini anımsayamadığı bir çok subay ve astsubayın olduğunu, Taner ÜNAL' in 12 Eylül 1980



askeri müdahalesine zemin oluşturan terör ve anarşi ortamını sık sık anlattığını, Adana Çukurova Üniversitesi Mühendislik Fakültesi öğrencisi iken katıldığı birçok eylemi iştahla anlattığını, hatta dönemin Emniyet Müdürlerinden Cevat YURDAKUL' u ortadan kaldıran süikastin hazırlanmasında yer aldığını söylediğini,

Taner ÜNAL ile yaklaşık 5 yıl birlikte çalıştığını, 1998 Kasım aymda ortak olarak inşaatını yürüttükleri bir kooperatiften doğan alacakları düzenli tahsil edemedikleri için kendisinin keşide ettiği çeklerin Savcılığa intikal ettiğini, çek bedelleri ödenmeyince karşılıksız çek keşide etmek suçundan 6 ay tutuklu kaldığını, bu nedenle Taner ÜNAL ile irtibatının koptuğunu, bir süre sonra Girdap operasyonunda tutuklanan Yasin ALPARSLAN ile karşılaştığını, Taner ÜNAL' m kendisiyle mutlaka görüşmek istediğini söylediğini, kendisinin görüşmek istemediğini söylediğini, Yasin' in Taner'in ekonomik olarak rahatladığını, onun için nerede ne varsa ödemek istediğini, bu nedenle kendisiyle görüşmek istediğini söylediğini, kendisinin de ödenmeyen çeklerden dolayı vicdan azabı çektiğinden dolayı kabul ettiğini, Taner ÜNAL ile Kızılay Fevzi Çakmak 1. sokak da yer alan ofis de ve Dikmen deki ofis de müteakip kereler görüştüğünü, bu görüşmelerde Taner ÜNAL' ın bir yapılanma içersinde olduğuna tanık olduğunu,

08.02.2008 günü eski Genel Kurmay Başkanı Org. Hüseyin KIVRIKOĞLU' nun Kıbrıs da düzenlenen süikastin ERGENEKON'un SOL KANADI tarafından planlandığı yönünde haberler yayınlandığını, 1998 yılında BİR NUMARA' nin kendisine ORDU İÇERSİNDE BİR MEZHEP YAPILANMASINDAN söz ettiğini, 1997 yılı Ocak ayında TSK' da mezhep yapılanması başlıklı 40 sayfalık rapor getirdiğini, bu raporda tek tek isimlerin yer aldığını, belgeye göre en tepede DOĞU AKTULGA'nın yer aldığını, 1997 yılı Haziran ayında Marmaris AKSAZ Deniz Üs Komutanlığında bir toplantı yapıldığını, bu toplantıya Ordu da komuta kademesi ve istihbarat birimlerinde yer alan bazı isimlerin katıldığını, Güven ERKAYA ve Doğu AKTULGA ile bir tartışmanın yaşandığını BİR NUMARA' nin söylediğini, bu tartışmadan sonra Ankara Çayyolu semtinde bir evde 1998 yılı Ağustos ayında şekillenecek olan komuta kademesini etkileyecek bazı kararlar alındığını, bu kararların 05.11.1997 tarihinde yapılan TOROS-2 tatbikatında uygulanmak istendiğini söyleyerek, Albay Vural BERKAY' a isabet eden kurşunun asıl hedefinin Hüseyin KIVRIKOĞLU olduğunu, amacının KIVRIKOĞLU' nun yerine aynı mezhepten ve aynı kanada bağlı bir ismin Genelkurmay Başkanı yapılması olduğunu anlattığını, tatbikatta seken kurşun olarak anlatılan merminin bir M-16 dan çıkmış olsa bile etkili menzilinin 500 metre olduğunu, tatbikat alanı ile izleyici çadırlarının ise 1.500 metre olması nedeniyle söz konusu merminin ancak bir suikast silahından çıkmış olabileceğini,



Dostları ilə paylaş:
1   ...   11   12   13   14   15   16   17   18   ...   50


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə