9. Bölüm DİKİLEN AVRUPA
1. AZİZLER ADASI
İrlanda Mesih'in adını ilk kez belli belirsiz duyduğunda Hıristiyanlık inananın kabulü Kieran'da başlamıştı. Ana babası ve bütün herkes onun işlerinin erdemine hayret ediyordu. Kieran'a gebe kalmadan önce annesi bir rüya gördü. Ağzına bir yıldız düşüyordu. Rüyasını büyücülere ve zamanın öteki bilicilerine yorumlara. Ona, 'Ünü ve erdemi dünyanın sonuna kadar sürecek bir oğul doğuracaksın' dediler. Bundan sonra oğul kutsal Kieran doğdu, Clare adasına getirildi ve orada bakıldı. Gerçekten Tanrı onu anasının rahmine düşmeden seçmişti. Yapısı yumuşak ve sohbeti tatlıydı, nitelikleri ikballe elde edilebilirdi, öğütleri bilgi vericiydi ve bir azize ait her şeye sahipti.
Bir gün, Clare'de bulunduğu çocukluk günlerinde, mucizeleri başladı. Yukarıdan sağından süzülerek bir uçurtma geldi ve yüzüne doğru dalarak yuvasında Oturan bir kuş getirdi." Küçük kuşu seven Kieran onun böyle kötü durumda kalmasını doğru bulmadı, uçurtma geri döndü ve Kieran'ın önünde yan ölü kuşu bıraktı. Fakat Kieran kuşun kalkmasını ve canlanmasını istedi ve kuş kalktı, Tanrının yardımıyla tekrar yuvasına canlı uçtu.
Kieran vaftiz olmadan yıllar önce İrlanda'da hem gövde, hem ruh olarak kutsal ye mükemmel bir yaşam sürdü. O zaman İrlanda Hıristiyan değildi, fakat Ruhul Kudüs kulunda, Kieran'da yerleşti çünkü o bağımlılık ve mükemmellik içinde yaşıyordu, o zaman o Hıristiyanlık dininin Roma'da bulunduğunu duydu ve İrlanda'dan ayrılarak oraya gitti ve Katolik eğitimi gördü. Yirmi yıl orada kalıp Kutsal Kitabı okudu, kitapları inceledi, Kilisenin kurallarını öğrendi. Romalılar Kieran'ın aklım ve becerisini, bağlılığım ve inancım gö-
381
rünce Kilise'de papazlığa alındı. Sonra gene irlanda'ya geldi. Fakat yolda onu İtalya Patriği gördü ve rastlaştıklarında (Tanrının kullan) çok gönendiler ve mutlu oldular.
O zaman Patrik daha piskopos değildi, daha sonra oldu. Papa Ce-letinus(*) onu piskopos yaptı ve İrlandalılara vazetmesi için gönderdi; gerçi Patrikten önce İrlanda'da azizler vardı ama, Tanrı o gelene kadar bu görevi ve önemliliği korumuştu. Onun yardımı olana kadar krallar ve lordlar dine girmemişlerdi.
Patrik Kieran'a, 'Benden önce İrlanda'ya gideceksin ve kuzeyle güneyin birleştiği yerde, merkezinde bir kuyu bulacaksın, bu kuyuda (şimdi adı Uaran) manastırını inşa et, senin kutsal yerin ve dirilişin orada olacak' dedi.
Kieran yanıt verdi ve 'Kuyunun olduğu yeri bana bildir' dedi.
Patrik ona, 'Rabbin seninle olacak' dedi, 'Sen git, senin önünden, gidecek. Yanma benim küçük zilimi al, kuyuya varana kadar sessiz kalacak, ama ona vardığında küçük zil açık seçik bir melodiyle konuşacak, sen de kuyunun yerini bileceksin. Dokuz yıl kadar sonra da seni orada bulacağım'.
Birbirlerini kutsadılar ve öptüler. Kieran yoluna, İrlanda'ya gitti, Patrik İtalya'da kaldı. Kieran'ın zili Patrikin dediği kuyuya galene kadar sessiz kaldı, yani Uaran'a, Kieran İrlanda'ya gelince Tann ona kılavuzluk etti, o da doğrudan kuyuyu buldu ve küçük zil parlak açık bir sesle konuştu: harcan Ciarâin dedi; Kieran'ın papazlık bölgesini ve görevini belirledi...
Ve sözünü ettiğimiz kuyuya dokunarak, İrlanda'nın tam ortasında, güneyinin Munster ve kuzeyinin Ulster olduğu, fakat gene de Munster'de Elly denilen yerde kaldı. Burada Kieran münzevi olarak yaşamaya başadı (o zaman buralar büyük ormanlarla kaplıydı) ve -başlangıç olarak dayanıksız bir çalışma yeri inşa etti (daha sonra burada bir manastır inşa etti ve şimdi Saighir Ckiarâin olarak bilinen metropolis! kurdu).
Kieran buraya ilk geldiğinde bir ağacm gölgesine oturdu, fakat ağacın öbür tarafından vahşi kaim kürklü bir domuz çıktı, Kieranı görünce kaçtı ve uysal bir hizmetçi olarak döndü. Tann tarafından ev-ciUeştirilmişti. Bu domuz Kieran'ın ilk keşişiydi, daha sonra hücrenin yapılması için dişleriyle dal ve saz toplamak için ormana gitti
(•) Papa Celestiıms, 422-432, bkz. sayfa 343. 382
(Kieranla'la birlikte hiç bir insan yoktu ve inzivasında müritlerinden uzaktı). Ve bulundukları ormanın dört bucağından Kieran'a çeşitli hayvanlar geldi; bir tilki, bir brock,(*) bir kurt ve bir geyik. Hepsi ona sadıktı ve keşişler gibi onun öğrettikleriyle uğraştılar ve onu memnun edecek herşeyi yaptılar.
Fakat bir gün tilki (iştahı çoktu, kurnaz ve kötülük doluydu) Kie-ran'ın kunduralarını çaldı ve cemaatten sakınarak kendi eski inine gitti, orada kunduraları yemek için büyük bir istek duydu. Kieran olay kendisine gösterilince keşişler ailesinden başka bir keşişi' (yani brocku) tilkiyi alıp hepsinin olduğu yere getirmek üzere gönderdi. Brock buna göre tilkinin yerine gitti ve onu tam kunduralan yerken (kulak ve bağlarını çoktan yemişti) yakaladı. Brock onunla manastıra gelmesi için ısrar etti, .'akşamüstü Kieran'a ulaştılar, kunduralan da getirdiler. Kieran tilkiye, "Kardeş, bir keşişle uyuşmayan bu işi neden yaptın?' dedi, 'Bu suçu işlemene gerek yoktu, çünkü bizim ortak, kimsenin karışmadığı suyumuz ve aynı şekilde etimiz var. Ama yapın seni, senin çıkarın için böyle yapmaya zorladıysa, Tanrı senin deri yemen için bu ağaçların kabuklarını öyle yapardı'. Kieran'dan günahlarının cezasının azaltılmasını isteyen tilki bundan sonra Kieran'ı ter-kedene kadar kefaret olsun diye et yemedi ve bundan sonra ötekiler kadar doğru oldu.(**)W
İrlandaya Patrik gelmesi geleneksel olarak İ.S. 432 yılında gösteriliyor. Faka bu tarih kuşkuludur. Özellikle 60'la çarpılınca (Eski Sümer altılı sistemi soss) ortaya 25.920 rakamı çıkıyor. Bü da tam 'Büyük' veya 'Platonik yıl' denilen yılların toplamı. Yani, gün-gece eşitliği zamanının gerilemesinin bir zodyak dönüşümünü tamamlaması için gereken yılların toplamı. Bu ilginç hesabı Doğıı Mitolojisinde tartıştım. @) Germen ilahı Odin'in savaş salonunda 540 kapının bulunduğu ve her birinden 800 savaşçının 'Kurtla Savaş'a uğurlandığı, kozmik eonun sonunda gönderildikleri ortaya çıktı. 540 x 800 = 432.00, bu da Hindistan'da kozmik eon'un toplam yıllarının sayısı. Bu sayının en
(*) Brock: Kelt, kökenli, İrce ve Galce sözcük, Avrupa türü porsuk'un adıdır (çev. notu).
(**) British Museum Egerton MS 112'den 1780-82'de Cork'lu Maurice O'Conor tarafından yazılmış, muhtemelen öğrencisi Blerney yakınındaki Raheenagh'lı John Mur-phy'den (şimdi Royal Irish Academy'de) çıkarılmış kopyadan. Standish O'Grady, 'metin, çağdaş İrce'nin (yani XVII. yüzyıl) güzel bir örneği. Dil ve imlası düzgün. Fakat Latince'den doğrudan çeviri (Codex Kilkenniensis, İrlanda Fransisken rahip John Colgan tarafından 1645'de Acta Sanctorum Hibemiae: Lbuvain'de basılmış)
üslup olarak 'streng irisch' diyor. Kieran'ın kronolojisi tamamiyle karışık.' '■-
383
eski ortaya çıktığı yerlerden biriyse Babilli kahin Berossosün yazılan; Î.Ö. 280de, Sümer şehirlerine kralların inişi' efsanesiyle mitsel tufan arasında on kralın 432.000 yıl hüküm sürdüğü belirtiliyor. Tekvin'de, Adem'in yaradılışından Nuh'un tufanına kadar on kral bulunduğunu ve 1656 yıllık bir dönem olduğunu göstermiştim. Fakat 1656 yılda 86.400 yedi-gün (yani Hellenist-İbrani) hafta varken, Babil yılları gün olarak hesaplanırsa 432.000 gün 86.400 beş-gün yapar (yani Sümer-Babil haftası). Ve son olarak, 86.400 : 2 = 43.200:. hepsi 432 sayısı ile eon'un yenilenişi arasında bir ilişki gösteriyor. Ve böyle bir yenilenme, İrlanda'ya Patrikin gelişinde pagan eon'dan Hıristiyan eon'a geçişi gösteriyor.
Patrik İ.S. 389-461 yıllarında yaşamış görünüyor. (*)' Onu atadığı varsayılan Papa Celestine I'iri gerçekten 432 yılında öldüğünü gördük. Böylece, Patriğin yaşadığı dönem, bir yandan, Theodosius I'in (h. 379-395) Klasik paganisme son verdiği dönem, öte yândan Germen kabilelerinin dağılıp Avrupa'nın büyük bölümüne yayıldıkları dönem. Fakat İrlanda bu dönemde işgal edilmemişti, orada Hıristiyanlığın uzak bir kolonisi bozulmadan kaldı. Roma'yla bağıntısı kesildi. İngiltere ve kıta ise savaşan Germen kabilelerinin kurbanı olmuştu. Ve elbette Patrik'in yaşamı mucizelerle doludur. Biyografisini Jski İrce biçiminden okuyoruz:
'Doğar doğmaz vaftiz edilmek üzere kör, geniş yüzlü Gornias adlı bir çocuğa getirilmişti. Fakat Gornias'ın vaftiz etmek için orda suyu yoktu. Onun'için bebeğin eliyle toprağın üstüne haç işareti yaptı ve oradan su fışktırdı. Gornias kendi yüzünü yıkadı ve hemen iyileşti, daha önce hiç görmemiş olduğu alfabenin harflerini de anladı. Yani orada, Tann hemen Patrik için üç mucize gerçekleştirdi, topraktan suyun fışkırması, kör gencin gözünün açılması ve daha önceden harfleri bilmezken vaftiz etmek için yüksek sesle okuyabilir hale gelmesi. Patrik böyle vaftiz edildi.'4' .
Patrik İrlanda'ya başpiskoposluğa gelirken yirmi dört kişiydiler ve İngiltere'de yolculuğa hazır hafif bir tekne buldu.
"Ama gemiye gelindiğinde cüzzamlınm biri ondan yer istedi ve hiç boş yer de yoktu. O zaman o da denize her zaman yanında taşıyıp sunaklar sunduğu taşı koydu, Sed tarnen, Tann orda- bir mucize yarattı,
(*) Efsaneye göre ise, Patrik 492 veya 493 yılında öldü (Musa gibi) 120 yaşında. Whitley Stokes, The Tripartite Life of Patrick with Other Documents Relating to'That Saint (Londra: Eyre and Spottiswoode, 1887), Cilt I, sayfa, cxxvi. .
384
yani, taş batıp dibe gitmedi, onların arkasında da kalmadı, fakat onlarla birlikte, cüzzamlı üstünde İrlanda'ya kadar yüzdü.
Sonra Patrik İrlanda çevresinde yoğun bir cinler halkası gördü, yani, her yandan altı günlük bir yolculuk vardı.5
O günlerde İrlanda'nın dinsiz kralı, Niall'ın (h. 428-463) oğlu Lae-ghaire (Leary) idi, ve vaki oldu ki, Patrik'in vazetmek için orda bulunduğu zamanda. Paskalya arifesinde gemisini Boyne ırmağındaki koya getirmişti. Tara da kralın kaldığı yerde festival hazırlanıyordu ve bu dönem boyunca ateş yakmak yasaklanmıştı. Bu arada Patrik gemiden indi ve yürüyüp Slane'e gitti, orda çadırını kurdu ve bir Paskalya ateşi yaktı. Ateş bütün Mag Breg'i aydınlattı, Tara halkı çok uzaktan ateşi gördüler.
Kral, 'Bu bizim kanunumuzun yasağının kınlmasıdır dedi, 'gidip kim olduğunu öğrenin'. Büyücüleri de 'Ateşi biz de gördük. Dahası, yakıldığı gece söndürülmezse kıyamet gününe kadar sönmeyeceğini de biliyoruz, onu kimin yaktığını da biliyoruz, eğer durdurulmazsa sonunda İrlanda krallığını ele geçirecektir' dediler.
Kral bunu duyunca çok rahatsız oldu, 'Bu olmamalı' dedi. Gidip onu öldüreceğiz. Arabaları ve atlan koşuldu, o ve adamları gecenin sonuna kadar ateşe doğru ilerlediler.
Büyücüleri- krala, 'Ona gitme, bu onun için şeref olabilir, bırak o sana gelsin, ve kimse ona kalkmasın, senin huzurunda görüşelim' dediler. Ve böyle yapıldı. Ve Patrik arabalarının ve atların çözüldüğünü görünce söylendi: 'Bazıları arabalara, bazıları atlara güvenir, ama biz Ulu Rabbimiz Tanrının adına güveniriz'.
Hepsi huzurda kalkanlarının kenarları çenelerine dayalı oturuyorlardı ve hiç biri kalkmadı. Fakat yalnız biri, onda Tanrıdan bir şey vardı, adı Erc'di, sonraki piskopos Ere, Slane'da çok sayılan. Patrik ona kutsanmayı bağışladı, ve o da Tanrıya inandı, Katolik inanca bağlandı ve vaftiz edildi. Patrik ona, 'Senin şehrin dünyada yükselecek ve soylu olacak' dedi.
Sonra Patrik ve Laeghaire birbirlerine haberleri sordular, büyücülerden biri yani Lochru çok kız"dı ve gürültüyle kavga ederek Patrik'e sorular sordu, Üçlü'ye küfrederek kötü yola girdi. Patrik ona gazapla baktı ve yüksek bir sesle Tanrıya seslendi ve: Rabbim, her şeyi yapmaya gücün yeter ve her şeye sana dayanır, vazetmek için, senin adını anmak için bizi buralara dinsizlere sen gönderdin, bu tanrısız senin adına küfreden adamı kaldır ve herkesin gözü önünde yok et' dedi.
385
Bu konuşmadan daha çabuk bir şekilde cinler büyücüyü kaldırdılar ve tekrar yere bıraktılar, başı bir taşa çarptı ve beyni dağıldı ve herkesin gözü önünde toz ve kül oldu. Tartışan dinsiz ev sahipleri korkuya kapıldılar.
Kral Laeghaire Patrik'e çok öfkelendi ve onu hemen Öldürmek iste
di. Bunu öbürlerine dedi: 'Papazı kesin! 'Patrik dinsizlerin üstüne gel
diğini kavrayınca yine yüksek sesle bağırdı: 'Tanrı yücelsin ve onun
düşmanları dağılsın; ondan nefret edenler ondan kaçsınlar. Duman
gibi kaybolsunlar. Mumun ateşin önünde eridiği gibi tanrısızlar
Tanrının önünde erisin!' Aniden güneşin önünü karanlık kapladı,
büyük bir deprem oldu, her yer sallandı, gök yerin üstüne düşmüş
gibi oldu, atlar korkuyla kaçtılar ve rüzgar arabalan tarlalara fırlattı.
Orada bulunan herşey birbirine karıştı, herkes birbirini kesiyordu ve
kralla birlikte dört kişiden başka kimse kalmadı, yani kral, kraliçe ve
büyücü kahinlerinden ikisi * v.
Ve kraliçe, Liathan oğlu Tassach/in kızı Angas korkuyla Patrik'e geldi, ona, 'adil ve güçlü adam, kralı yok etate. O sana gelecek ve isteğini yapacak, diz çöküp Tanrıya inanacak' dedi. Böylece Laeghaire geldi ve Patrik'e diz çöktü, onunla sahte bir barış yaptı. Bir zaman sonra ona, 'Gel, rahip, Tara'ya gidelim, seni İrlanda halkuan önünde de tanıyayım' dedi. Her yolda bir tuzak kurmuştu.
Fakat Patrik, uşağı Benân'le birlikte sekiz arkadaş bütün bu tuzak
ları geyik şeklinde aştılar. Arkalarından omuzunda beyaz bir kuşla
bir geyik yavrusu koşuyordu, bu da Benân'le sırtındaki Patrikin ya-
zılarıydı/6) ~mt#
Patrik'in en büyük değişikliği, Mag Slecht tepesinde Cenn veya Cromm Cruach, 'Baş' veya 'Dağın Gagası' olarak bilinen hepsi taştan on iki idolu değiştirmesidir. Halloween'de (Samhain) İrlandalıların üçüncü çocuklarını bu tanrıya sundukları söyleniyor. Bu tanrı herhalde Tuatha De Danann'm Dağda sidir. Dagda'nın kazanı hiç yemeksiz kalmaz, ağaçlan hep meyvayla dolar ve domuzları (biri canlı, öteki hep pişirilmeye hazır) sidhe'sinin ölümsüzlerinin ziyafetinde tükenmezdi^*) Efsane Patrik'in Mag Slecht'e, İrlanda'nın altın ve gümüşle çevrili ana İdoluyla onun çevresindeki on iki tunç idolun bulunduğu yere su yoluyla gittiğini söylüyor. Sudan bunlan gördüğünde
{*) Bkz. Sayfa 252-254. Sidhe: İrlanda edebiyat ve folklprunda sakinleriyle birlikte perili tepeler (çev. notu).
386
ve yakınlaştığında, elini kaldırıp değneğiyle vurmak istedi fakat değneği kısa geldi, gene de kenarını sıyırttı. Değneğin izi hâlâ sol yanda vardır, gene de değnek Patrik'in elinden düşmemiştir. Aynı anda toprak öteki on ikisini başlarına kadar yuttu, bunlar da halen mucizenin işareti olarak dururlar. Cine lanet etti ve onu cehenneme sürdü, sonra orda bir kilise kurdu, Domnach Maige Slecht; akrabası ve kahin Mabran'ı orada yerleştirdi. Birçoklarının vaftiz olduğu Patrik'in kuyusu da oradadır.™
Fakat İrlanda'nın hıristiyanlaşmasıyla ilgili bizim için önemli olan yön, peri kalelerinin gizemliliği ile Roma Katolik Kilisesinin çelişkisi değil nihai uyumudur. Kral Laeghaire'nin büyücüsü Patrik'in yüce tanrısı tarafından altedilmişti ve ada azizin yaşamı sırasında bile, Hıristiyanlığa dönmüştü; gerekli olan bütün manastırları, kiliseleri, emanetleri ve çan sesleriyle. Fakat bugün kültür tarihçisinin kuşkusuz pagan kralın ve onu izleyenlerin vaftiz olmasıyla kitle halinde din deştirmenin nasıl olduğunu sormaya hakkı var. Ve soru, yeni dinin öğretileri 2 bin mil ötede halen toplantılarda şekillenme sürecindey-ken sorulmaktadır.
Daha önce,-ilkin monark Constantine'in (h. 324-337), daha sonra aziz Patrik'in Kuzey Afrikalı çağdaşı Aziz Augustine'in (354-430) mücadele ettikleri sapık Dortatistlerden söz etme şansımız zaten olmuş-tu.(*) Tartışma, kutsallığın, onu taşıyan kimsenin ruhsal durumunun değeriyle mi ifade edileceği sorusuna dönüşmüştü ve ortodoks yanıt hayır olmuştu: Kilise (Augustine'in selefi Mileumlu Optarus'un sözleriyle) 'kutsallığı ayinlerle beliren bir kurumdur, kişilerin onuru ile hesaplanmaz... ayinler kendiliklerinden kutsaldır, insanlar aracılığıyla değil'.'8) Öğreti için yeterli! Fakat bunu alan Keltik uluslardan ne haber? Elbette şunu sormak affedilebilir (gerçekten böyle bir çalışma için de gereklidir): Bu Levanten kurum, desteklendiği mitoslarla, yalan zamanda pagan olan ve öte dünyadaki saadeti büyü olan Hy-perborean(**) halk tarafından tam olarak nasıl anlaşılmış ve uygulanmıştı?
Kuzeyin eğilimi için önemli bir ipucu Patrik'in çağdaşı iki İrlandalı olabilir, Pelagius ve baş rijüridi Caelestius. Özgür iradeye ve doğuştan tanrısal yapıya dayanan temelde Stoik öğretileriyle insanın
(*) Bkz. sayfa 324-330.
(**) Hyberborean: Kuzey rüzgarlarının ötesinde ebedi ışık ve bolluk ülkesinde yaşadığı kabul edilen toplumun üyesi (çev. notu).
387
günahla bozulmadığını yalnızca biçimlendiğini savunarak büyük rakipleri Augustine'le taban tabana zıt bir görüşe sahiptiler. Augustine için (Kilise için olduğu gibi) insan yapısı iyi olarak yaratıldıysa da Adem'in günahı ile bozulduğu için merhamet olmadan erdeme kavuşamaz. Kerem de yalnızca İsa Mesihin erdemiyle düzenlenen ayinlerle elde edilebilir. Kerem olmadan insanın özgür iradesi ancak kötülükleri ister ve cehenneme gider. Sonuç olarak (düşen) insan kendisini kurtaramaz, fakat ancak Augustine'in Donatistlere karşı yiğitçe savunduğu bozulmaz Levanten bakımevinin erdemiyle kurtulabilir. Bu da, insanın günahı Kiliseyi bozamaz demektir, ne de insanın yalnızca insanca olan erdemleri insanı kurtarabilir. Pelagius' un Kuzey Afrika Maniheizmi olarak kötülediği inanca karşı, İrlandalı sapkınlar da kendilerini resmen mahkum ettiren aşağıdaki altı noktalık öğretilerini ilan etmişlerdi:
-
Adem günah işlemese de ölecekti,
-
Adem'in günahı yalnızca kendisini yaraladı insanoğlunu de-
m
-
Yani doğan çocuklar Adem'in Düşüş'den önceki durumundadırlar, bunun sonucu olarak bebekler vaftiz edilmeseler de sonsuz yaşama sahiptirler,
-
insan ırkı Adem'in ölümünden veya günahından dolayı ölmez ne de tekrar Mesih'in dirilişi ile kıyam edecektir,
-
Yeni Ahidin İncili kadar eski Ahidin Şeriati de cennete götürür, ve
-
Mesihin gelmesinden önce de günahdan tamamen temiz insanlar vardı.
Bu sapkınlığa göre, Tanrının iyiliğinden ve doğruluğundan dolayı onun yarattığı her şey iyidir. İnsan yapısı bozulmaz biçimde iyidir ve yalnız kazayla değişebilir. Günah, doğruluğun yasakladığı bir şeyi bilerek istemeyi içerir, böyle bir değişmedir: daima anlık bir karar verme isteğidir ve hiç bir zaman kötü bir yapı yaratacak biçimde etkinlik kazanamaz. Bu olmazsa kötülük de kalıtımsal olamaz. Dahası, bozulmaz olan irade daima kendiliğinden iyiye yöneliktir. Mesih de bu ilkeyle hareket eder, ayinler bir güç olarak değil bilgi olarak işlev görürler. Bunların bütün hepsi de Doğulu ve Stoik öğretinin bir biçimini oluştururlar, kendine güvenme (Japonca, jiriki 'kişinin kendi kuweti'(*)) veya Pelagliuscu sözleriyle: homo libero arbitrio emancipatus
(*) Doğu Mitolojisi, sayfa 315, 502 ve bkz. sayfa 213.
388
a deo, insan özgür yaratılmıştır. Tanrıdan, Kiliseden ve Mesihin Yaşayan Gövdesinden tamamiyle bağımsızdır, fakat Mesih, Kilise ve ayinlerden çok fazla öğrenir ve yardım görür 9
Kuzeyin anlayışım ilişkin ikinci ip ucu Profesör Adolph Harnack' in 'çağının en bilgili ve akıllı adamı' diye nitelediği^0) Neoplatonik filozof Johannes Scotus Erigena (İ.S. 815-877) da görülüyor. Otuz iki yaşındayken Karolenj saray okulunu düzenlemesi için Kel Charles tarafından Fransa'ya davet edilmişti. Temel eseri De divisione naturae (865-870) yapıyı Tanrının dört açıdan görünümü olarak açıklar. Bunlar Tanrının formları değil, bizim düşüncelerimizin formlarıdır: 1. Yaratılmamış Yaratılış, 2. Yaratılmış Yaratılış, 3. Yaratılmış Yaratılmamış ve 4. Yaratılmamış Yaratılmamış. Birincisinde Tanrı her şeyin kaynağı olarak kavranılır. İkincisi iradenin değişmez kutsal eylemlerinin yapısıdır, başlangıçta bulunan temel düşünce ve arketiplerdir, formların formlarıdır. Sonraki yapının zaman ve mekan içindeki bireysel durumu ve formlarıdır. Ve dördüncüsü Tanrının her şeyin sonu olarak kavranılmasıdır. Hiç bir Schopenhauer öğrencisi bunları anlamakta zorluk çekmez. Tanrıyı olduğu gibi bilmek olanaksızdır. Aynı önerme Tanrı için hem savunulabilir hem de reddedilebilir. Fakat savunu mecazi iken (Tanrı iyidir), red gerçektir (Tanrı iyi değildir). Çünkü Tanrı bütün önermelerin, kategorilerin ve karşı çıkmaların ötesindedir.^*) Dahası Tanrı ne olduğunu bilmez çünkü O ne değildir: bu kutsal cehalet bütün bilgiyi egemenliği altına alır ve gerçek teoloji bu nedenle olumsuz olmalıdır. Tanrı kötüyü de bilmez, eğer bilseydi kötü var olurdu, oysa kötü bizim kendi bilgisizliğimizin sonucudur (Yaratılmış Yaratılmamış). Bütün zaman ye mekan, nitelik ve nicelik, doğum ve ölüm, erkek ve dişi, vb, bu bilgisizliğin sonucudur. Tanrının yarattığı her şey ise, öte yandan, ölümsüzdür, ve bozulmayan gövde, bizim tanrı yaradılışlı formumuz, yapımızın gizli bölgeleri olarak saklanmıştır; bu ölümlülük zihnimizden çıktığında yeniden görünecektir. Günah yanlış yönlendirilmiş iradedir ve yanlış yargılarının boşuna olduğunu bularak cezalandırılır. Cehennem günahkar iradenin iç durumudur. Ve Cennet ve Tekvih'deki Düşüş zihnin alegorik durumlarıdır, tarihöncesi geçmişin episodları olarak anlaşılmamalıdır. Zihnin doğruluğu felsefe (akıl yürütme) ve din (yetke) tarafından sağlanır fakat ikincisinin ölçüsü birincisidir, birincininki ikinci
(*) Bkz. sayfa 8.
389
değil. Yani Mesih'in Yaşayan Gövdesi Kilise değildir, dünyadır, çünkü Tanrı her yerde mevcuttur, bu nedenle her şey hem tanrısaldır hem değildir.
Söylemeye gerek yok, Erigena'nın Neoplatonist felsefesi Roma tarafından mahkum edildi, dahası, muhtemelen doğru olan (büyük bir öğretmenin basma gelmeyecek) bir öykü vardır, öğrencileri onun kalemleriyle öldürmüşlerdir/11)
Kuzeyin düşüncesine ilişkin son ipucu olarak trlanda Kells Kitabının garip aydınlatmalarının üstünde durayım. Kitap, Scotus Erigena dönemiyle(*) 30. şekildeki(**) Tunc-sayfası diye bilmen Matta'ya göre İncil'in 'onunla beraber iki haydut, biri sağında biri solunda olarak haça gerildi' (Tunc cru/cifixerant/XPI cum eo du/os la/trones) sözlerini taşıyan sayfanın zamanı arasında yer alır/12'
Dostları ilə paylaş: |