4. HAK ANA
irlanda'nın Batının ilk gelişimine katkılarındaki özel güç ve nitelik, paleolitik dönem boyunca adanın boş kalmış olmasına karşılık, Batı Tunç Çağının tam başlangıcında, LÖ. 2500'de, birdenbire -ve iyi bir nedenle- Batı manzarasının en verimli pınarlarından biri durumuna gelmesi gerçeğidir. Britanya, paleolitik zamanlarda anakaranın bir parçası olmuş, İrlanda olmamıştır. Adaya, yalnız, son paleolitik dönemin tehlikeli mors, ayıbalığı ve balina avı macerasmda erişilebilmiş-tir. O zaman da kalıcı bir yerleşim olmamıştır.
Bu uzak zamandan kalıntılar, daha önce de söylendiği pibi, mezoli-uk döneme aittir ve Kuzeydoğu Antrim kıyısında, 'yüksek sahillerde' (şimdi denizden 25 fit yüksek) Lorne, Kilroot, Porstrush ve Magee Adasmda bulundular. Gene garip olan, ilk üç yerin sanatları Baltık ve Kuzey Denizinin etkisini taşırken, Lorne'dan görünebilen Magee Adası Kuzey İspanya sanatı ile bağıntılıdır. Bu ters ilişkiler adanm yazgısına yardım ediyorlardı. İlk mezoliuk ziyaretçiler bu yazgının hiç bir anlamda kurucuları değillerdir. Kimdiler, onları İrlanda'ya ne zaman ne getirdi veya nasıl oldu, bilmiyoruz. Yıllarca İrlanda Kraliyet Akademisi'nin ve İrlanda Eski Eserler Kraliyet Derneği'nin başkanlığım yapan Dublin Üniversitesi Profesörü R.A.S. Macalister'in sözleriyle, yok oldular: Yaşamları, aşkları, nefretleri, konuşmaları, davranışları, adetleri ve toplum düzenleri, ölümleri, tanrıları, düş gibi gitti'/38) Kısa ömürlü yerleşme zamanlarının, bulunmuş olan kalıntılardan, kuzeybatıdaki buzul devirleri ile {7800) ilk Bakır ve Tunç çağlan arasında (2500) olduğu bulanık biçimde kestirilebiliyor. Yalnız İrlanda'nın değil, tüm Kuzeybatı Avrupa'nın tarihi de bu dönemde başlıyor.
Hızlı Tunç Çağı gelişimindeki etkin gücü Profesör Macalister varılması güç olan yerde kolonizasyonun bilinçli ve bilinçsiz nedenlerine
34
bağlıyor. Kölonizasyonun bilinçli olduğu kadar bilinçsiz nedenleri de vardır. Dış nedenler ana ülkeyi geçici veya kalıcı olarak oturulmaz yapan nedenlerdir, düşman saldırılarının baskısı, değişen iklim koşullan, vb. Çekici nedenler ise, yeni ülkeyi çekici yapan nedenlerdir ve kuşkusuz İrlanda'nın çok büyük miktarda olduğu anlaşılan altın kaynaklan işgalciler ve yerleşenler için bu ülkeyi çekici yapan ana neden-dir.*39) Amerika'run vahşi batısında toprak yüzünden aktığı gibi İrlanda'da altın, ırmak yataklarında panldıyordu. Profesör Maca lister, 'Ulusal Müzedeki altın süsler, ırmak çakıllanndaki altının, zanaatkarlar eliyle toplandığım bize gösteriyor' diye devam ediyor, 'gerçekten, altm varlığım, Tunç Çağındaki madencilerin tükettikleri anlaşılıyor'. (4°) Adanm bir çok yerinde bakır kaynaklan da vardı ve bu metal de ölçülemez değerde idi. Tuncun öteki alaşımı, teneke ise, önceleri bulunamadı. En yakın kaynağı Britanya Cornwall' daydı. Bu da îrlan-dalılarca bulundu ve işletildi. Yani Babil'in geliştiği, Mısır Orta Krallık, Truva, Minos Giriti döneminde, yarımay şeklinde altm süs eşyaları, özel bir tür düz bakır balta, daha sonra teneke bulunduğu zaman tunç teber ihraç eden en uzak batının el değmemiş öte yakasında, ikinci bir uzak yürek atıyordu.
Fakat mitoloji öğrencisi için önemli olan nokta ve İrlanda'nın Avrupa'nın mitos ve efsane öykülerinde önemini sürdüren gücü, adanın kültürel stilinin kuruluş döneminin, Avrupa'run paleolitik döneminin alaca karanlığı ile, Aryan, Kelt, Romalı ve Germenlerin ataerkil devirlerinin şafağı arasmda yer almasıdır. İrlanda kültürü, arasmda yükseldiği iki kültürden de kökten ayndır. Dinsel öykü ustası demir taşıyan Kelt kabileleri geldiğinde, l.Ö. 2500'den 500-200'e uzanan bu dönem henüz tam belirginleşmemişti. Mitolojik ve ahlak düzeni Tunç Çağındakiydi. Ana tanrıça ve yüce ana ve sonraki ataerkil Keltik düzenle olan ilişkileri ise, eski Girit-Ege düzeninin klasik Yunan Olimpos düzeni ile olan ilişkilerine benziyordu.
Gerçekten, bu dönemin geleneklerini yansıtan pirinçten kadınlarda, Hıristiyanlığa kadar gelen Keltik efsanelerin şaşırtıcı özellikleri görülmektedir. Bunlar, hiç bir anlamda, ataerkil biçimde eşlerin anlamım taşımazlar. Hatta Keltik kahramanlar döneminin doruğunda bile (İ.Ö. 200-Î.S. 450) dikkat çeken bir çok trlandah soylu kadın Kelt öncesine aittir, kendilerini geçmiş zamanlann anaerkil egemen davranışlarında gösterirler.
Örnek olarak, 'Cooley Sürü Yağması' olarak bilinen, Connaughtlu
35
Kraliçe Meave ile Kelt eşi Leinsterli Ailill'in yastık konuşması var.
Cruachan Kalesinde, barış içinde yaşarken ve kraliyet divanına henüz uzanmışken, Ailill, 'Kadın' der, 'gerçekten iyi adamın karısı iyidir deyişi doğru'. Kadın: 'Evet ama, seninle ne ilgisi var?' 'Çünkü sen şimdi seninle evlendiğim günden daha iyi bir kadınsın'. 'Ben, sen görmeden önce de iyiydim' diye yanıt verir kadın. Erkek, 'O zaman garip' der, 'Bu tür bir şeyi hiç duymadık. Yalnız kadınlarınızın hilelerine güvendiğinizi ve düşmanlarınızın sizin yağmalarınızı ve avlarınızı sınırlarınızda serbestçe yağmaladıklarını duyduk'.
O zaman Meave, gerçek bir anaerkil kraliçenin sitemiyle karşılık verdi. Bir erkeğin aldığı kadın olarak değil, kendisinin sahibi olarak. Ataerkil düzende yalnız erkeklere ait olan bütün haklara karşılık, kralın da sahibesiydi:
'Senin iddia ettiğin gibi değilim' dedi, 'Babam İrlanda Kralı Eoch-aid'le birlikte yaşıyordum. Altı kızı vardı ve hepimizin en soylusu en saygı duyulanı bendim. Genişlik, savaş, çatışma ve uğraşıda da gene en iyi bendim. Önümde, çervemde, onbeş yüzün iki katıyla asker, her-birinin on adamıyla başkanların oğullan, her adamın sekiz ve her birinin yedi ve her birinin altı ve her birinin beş ve her birinin dört ve her birinin üç ve her birinin iki ve her birinin bir adamı vardı. 3unlar benim malikanemdeydi; çünkü babam bana İrlanda'nın bir eyaletini, şimdi bulunduğumuz Cruachan'ı vermişti, ben de bu adla Cruachardı Meave olarak bilinirim.'
Kraliçe Meave yalnız kendi şatosunun değil İrlanda söz sanatının da sahibesiydi! Profesör Macalister'in belirlediği gibi, maiyeti 40.478.703.000'e varıyor, yani 'İrlanda'nın her mil karesine dağılacak, modern Dublin'in üç katından fazla insan.'^ Kraliçe böyle diyerek devam etti:
'Bundan sonra' dedi eşine, 'Leinster Kralı Finn mac Rosa Rua'dan
beni istemeye bir elçi geldi, Tara Kralından, Cairpre Niafer mac Rosa'
dan bir başkası, Ulidia Kralı Conachar mac Fachtna'dan biri, Eochu
Beg'den bir başkası. Ama ben onları reddettim, çünkü ben Erirdi hiç
bir erkekten istenmemiş bir düğün armağanı isteyen birisiydim. Yani
benim kocam hiç cimri olmayan, kıskanmayan ve korkusuz bir erkek
olmalıydı.' E»j *$&,.-':
'Çünkü benim alacağım adam cimri olsaydı yetmezdi ben onu cömertlikte geçerdim, ürkek olsaydı olmazdı ben tek basma savaşlarda zafer kazanırdım, yarışlarda, kavgalarda. Kıskanç olsa bu da iyi
36
olmayacaktı. Ben birinin gölgesinde iken bir başkası ile hiç olmadım Ve kendime tam böyle bir koca aldım, gerçekten, yani seni, Leinsterli Ailill mac Rosa Rua. Çünkü sen cimri, kıskanç ve korkak değilsin. Üstelik sana kadın olarak en değerli evlenme armağanları verdim. Yani, oniki adamın üstbaşı için kumaş, üç kere yedi cariye değerinde savaş arabası, yüzünün genişliğinde san altın, sol kolun ağırlığında beyaz tunç. Öyle ki biri seni küçük düşürse, sakatlasa veya aldatsa, senin bozulmuş onurunun hiç bir güvencesi veya ödeşmesi olamaz, çünkü sen yalnızca bir kısa eteklinin uşağısın. Ama benimki ne olur.'
(42)
19. yüzyıl sonu Keltik araştırmalarının öncülerinden Profesör H. Zimmer(*) Kraliçe Meave'nin tiradım değerlendirirken., Britanya Adaları Keltleri arasında, bir gelinin, 'sabah armağanı'*43^ ile kocası tarafından "bozulan onuru' ödeşilirdi ve bir kral için bu 'yüz genişliğinde bir tabaka altındı' -herhalde utandırmak için olmalı, diye yazı-yor.^44) Sonuç olarak, Meave'nin sözlerinin keskinliği Hak Baba düzeninin koşullarının tam başaşağı edilmesinde yerini buluyor.
'Meave, kendine bir eş alıyor, ataerkil düzende bir kadının kabul ettiği gibi koca kabul etmiyor. Hem, kocası da bir şeye yaramıyor... Fakat o da bir kralın oğlu, kralların kardeşi, mülkü gerçekte kendisininkinden az olmayan biri. Meave şart koşulmuş evlilik armağanlarım sayıyor. Sabah armağanı olarak verilenleri Preitıım Virginitatis olarak alıyor. Ataerkil düzende erkeğin odalık alma hakkım saklı tutması gibi, Meave de kendi hakkından söz ediyor. Evlilik bağıtı koşullarına göre 'ev-arkadaşları'ndan bahsediyor; birinin gölgesinde bir başka adam. Sözleri tartışmanın kızgınlığı içinde söylenenlerin abartısını taşımıyor. Ayakları yere basan, açıkça anlaşılmış, Ailill tarafından onaylanmış ve eylemlerinde ortaya çıkan şeyleri belirliyor.'^45' Şimdi göreceğimiz gibi:
Ailill böyle aşağılanınca, mülklerinin karşılaştırılmasını istedi. İkisinin gözleri önünden geçirildiler. Önce bardaklar ve fıçılar, demir kaplar, kavanozlar, kadehler, tekneler ve kasalar, yüzük ve bilezikler, çeşitli takılar, elbiseler, lacivert, mavi, siyah ve yeşil, san, damalı ve kahverengi, açık renkli, koyu ve çizgililer. Sonra sayısız koyun sürüleri çayırlardan, çimenlerden ve kırlardan getirildi. Eşit çıktı ve götürüldü. Aynı biçimde atlan ve homurdanan domuzlan eşit geldi. Fakat
(*) H. Zimmer (1851-1910) oğlu tanınmış Sanskrit uzmanı Heinrich Zimmer'le (1890-1943) karıştırılmamalı.
37
sığırlar sallanıp geçerken, anlaşıldı ki, sayıları aynı ise de, aralarında Beyaz Boynuzlu adı verilen bir kralları vardı; Meave'nin sürüsünde bir tosunken bir kadın tarafından yönetilmeyi kabul etmeyip kralın sürüsüne katılmıştı. Onun büyüklüğü ve şahaneliği, kadının sürüsü içindeki boğa krallar ile karşılaştırılamazdı. Bu eşitsizlik ortaya çıktığında, kraliçe bir çakıl taşı değerinde bile bir şeye sahip değilmiş gibi hissetti.
Kraliçe Meave teşrifatçısı Mac Roth'u çağırıp, İrlanda'nın bir yerinde Beyaz Boynuzlu'ya eş bir boğa var mıdır' diye soruşturdu. 'Onun iki katı ve daha iyisini biliyorum' dedi adam, 'Cooley'de Daire mc Farhtna'nın sürüsünde, Kahverengi Cooleyf.
'Koş' diye emretti Meave, 'Daire'ye benim için yalvar, bu boğayı bir yıl ödünç versin, yum sonunda ödünç verme ücreti Kahverengi Cooley'in kendisi ile birlikte elli düve alsın. Eğer ülkede bu çok değerli şeyden bir zaman için bile ayrılmayı yanlış sayan varsa, Daire boğası ile birlikte gelsin. Onu şimdiki ülkesi ile eşit bir mülke oturtacağım, yanında üç kere yedi cariye değerinde bir araba ile ek olarak kendi uyluklarımdan yukarılarının arkadaşlığını vereceğim.'
Mac Roth ile dokuz elçi, adayı, Connaught'tan Cooley'e, batıdan kuzeydoğuya geçtiler. Daire, boğası ile birlikte geldiğinde kendisine Cooley'dekine eş bir mülk, yirmi bir cariye değerinde araba ve üstelik Meave'nin kendi uyluklarının yukarılarının arkadaşlığı verileceğini öğrendiğinde öyle hoşlandı ki, okuyoruz, 'kendini öyle attı ki, altındaki yatağın dikişleri parçalandı.'^
Masalın gerisi bekleyebilir. Şimdi üstünde durulacak nokta, İrlanda arkeolojisinin ve eski edebiyatının, İ.Ö. üç dört yüzyıl egemenlik kurmuş olan ataerkil, demir-taşıyan Kelelerin, eski Tunç Çağı uygarlığına üstün geldikleri fakat Hak Anayı yok edemediklerini göstermesidir. Bu koşullar, demir-taşıyan Dorlann, Tunç Çağı Girit-Ege uygarlığına egemen olmalarını, mitosların ve ritlerinse buna karşm yaşayıp gitmesini andırıyor. Harrison'un çalışmasından gösterdiğimiz gibi, çok iyi bilinen Homeros mitoslarının büyük bölümü de Ho-meros öncesi mitosların yorumlanmış parçalarıdır. Kır festivallerinde, kadın ritlerinde ve gizemli kültlerde, klasik dünyanın alhndan(hat-ta bundan da öte) eski rit ve gelenekler tabakası yaşamış, güneşli Olimpos yüzlerinin ardında bizleri dehşete düşürecek derecede parlamıştır. Aynı biçimde, eski İrlanda epiklerinde, Keltik krallar ve parlak arabalı savaşçılar, peri kalelerinde görülen manzaralarda yaşar-
38 $*':'•■
larken, daha eski bir mitolojik dönemin varlıkları ile yanyanaydılar: Tanrıça Dana yenildiğinde, kötülüğün çam tepelerine çekilmiş, çocukları harika Tuatha De Danann buralarda yaşamışlardır. İşte bunlar, bugünkü İrlanda köylülüğünün, sidhe veya Shee halkları, Peri Evsahi-bi, Peri Süvarisi'dirler.
Yeats 'Kimdir onlar?'diye soruyor. Ve üçlü yarat veriyor 'Köylülere göre, korunacak kadar iyi, yitirilecek kadar kötü olmayan meleklerdir. Armagh Kitabına göre, toprağın tanrılarıdırlar. Antika meraklılarına göre, pagan İrlanda'nın tanrılarıdırlar. Tautha De Danan, artık tapmılmaymca ve sunaklarla beslenmeyince, halkm hayalinden yitip gittiler; şimdi yalnızca bir kaç karış yukandalar. Ve ekliyor: 'Perilerin her zaman küçük olduklarını sanmaym. Onların her şeyleri, boylan da isteklerine göredir.'**7'
39
Dostları ilə paylaş: |