İntes-aylik yemekli toplanti



Yüklə 59 Kb.
tarix14.08.2018
ölçüsü59 Kb.




24 Ekim 2003

İNTES-AYLIK YEMEKLİ TOPLANTI


--------o--------

TAKDİM - Hepiniz hoşgeldiniz.

Açılış konuşmasını yapmak üzere, Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın Şükrü Koçoğlu’nu kürsüye davet ediyorum.

Buyurun efendim.


İNTES BAŞKANI M. ŞÜKRÜ KOÇOĞLU – Sayın Bakanım, değerli meslektaşlarımız, değerli misafirler, değerli basın mensupları; hoşgeldiniz.


Bugün Sayın Bakanımızın da yoğun programı nedeniyle biraz öne aldık ve bu yoğun program içerisinde Sayın Bakanımızın teşrif etmesinden dolayı ben tekrar teşekkürlerimi arz ediyorum.

Bildiğiniz gibi, Haziran ayında İş Yasası çıktı ve yanılmıyorsam Aralık ayı sonuna kadar da bununla ilgili 30’a yakın yönetmelik çıkacak. Tabiî, kanun ne kadar önemliyse, yönetmelikler de belki daha önemli. Çünkü direkt uygulamaya yönelik olduğu için. Bu konuda öncelikle ben Sayın Bakanımıza tekrar teşekkür ediyorum. İşçi ve işveren konsensüsünü kendi şahsiyetiyle çözdü. Bunu yürekten söylüyorum; belki çok büyük tartışmalar oldu gibi görünüyor ama, neticede ciddî bir konsensüs sağlandı ve sektörümüz adına da İş Güvencesi Yasasıyla gösterdiği ilgiye ve yakınlığa da tekrar teşekkürlerimizi ve şükranlarımızı sunuyorum.

Tabiî, bu arada yönetmelik çalışmalarıyla ilgili galiba Sayın Bakanımız bilgi verecektir. Çünkü, bu alt detaylar ciddî bir şekilde önemli. Ben konuşmamı çok kısa tutmak istiyorum, vakti iyi değerlendirmek için.

Bildiğiniz gibi, bu sene SSK gelirleri de azalacak. Niye azalacak? Yatırım ödenekleri artık dibe vurdu. 2004 bütçesindeki yatırımlar 2003’e göre nominal değerde de azaldı, reel olarak da enflasyonu düşünürseniz, yaklaşık yüzde 40 civarında 2004’te bir küçülme var. Zaten 2003’te de yüzde 30-35 gibi bir küçülmemiz vardı, ama hep ileriye, güzel hayallerle yelken açıyoruz. Fakat bu düşüş böyle giderse, tabiî ne yelkeni kalacak ne suyu kalacak ne de oturacak bir şeyimiz kalacak. Hatta dün çıktı, bildiğiniz gibi yüzde 18 –bilmeyen arkadaşlar için tekrar iletiyorum- KDV tahsil ediyorduk, şimdi yüzde 12’ye düştü bu. Yüzde 6’yı Kurum yatıracak ve mahsup da ortadan kalkmış oluyor. Tabiî, bu özel iş yapanların aleyhine veya yüksek kırımlı işlerde aleyhine. Normalde de yüzde 12 zaten sınır yüzde 12’nin üzerinde oluyordu bizim KDV pozisyonumuz. Yani, Sayın Bakanım, sizden de bizleri çok iyi anlayan birisi olarak ben size bunu söylüyorum. Yani, yakında Sayın Maliye Bakanımız: “Yahu, bu hava da devletin, bu havadan da vergi alacağım” derse ben pek şaşırmayacağım.

Efendim, bir de, biliyorsunuz yurtdışı işçiliklerde Türk işçilerinin sosyal güvenliklerine uygulanacak mevzuat konusu var. Geçtiğimiz dönemde uygulanan topluluk sigortası, itirazlara yol açtı ve yabancı işverenler karşısında firmalarımız haksız rekabete sürüklenmiştir. Sosyal Sigortalar Kurumunda yapılan son değişiklikle bu işçilerimize isteğe bağlı sigorta uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Bu değişikliğin gerçekleşmesinden dolayı size tekrar teşekkür ediyorum.

Ben, notlarımı çok özet özet size arz etmeye çalışıyorum. Tabiî, bir de, bildiğiniz gibi inşaat işverenin muhatap olduğu asgari işçilik oranları var. Bu konu son SSK değişikliklerinde de ele alınmış, oranları belirlenmiş. Komisyon, bu çalışma usulleri hakkında yönetmelik çıkarılacağı belirtilmiştir. Biz de, bildiğiniz gibi, İNTES olarak bu konuyla çok uzun yıllardan beri çalışıyoruz. Bunu, bu uygulamayı kapsayacak şekilde değiştirilmesi ve bu oranların güncelleştirilmesi konusuna hız verilmesini rica ediyoruz. Zira, yine tekrar söylüyorum, zaten işçi çalıştırma sayısal olarak azalacağı için –bizim sektörde- zaten SSK tahsilatı da otomatik olarak az olacaktır.

Bir de, Sayın Bakanım size bir nebze bahsettim, biz Türkiye'de İNTES olarak bir ilki gerçekleştirdik. Bunu, üyelerimiz biliyor, ama sayın misafirlerimizin de bilmesini arzu ediyorum. Yol-İş Sendikası ile birlikte nitelikli işgücü ihtiyacını karşılayabilmek amacıyla İNTES-Yol-İş, iki sendika Ankara-Sincan’daki Birinci Organize Sanayi Bölgesinde yaklaşık 8 500-9 000 metrekareye yakın bir bina yapımına yakın zamanda başlayacak. İnşallah Sayın Bakanımızın da girişimleriyle Sayın Başbakanımıza attıracağız bu temeli. Ve burada işçi eğitimi yapılacak. Bu eğitim, teorik de var ama, daha çok pratiğe yönelik eğitim olacak. Bunun bütün hazırlıklarını –projeler dahil- Almanya’dan getirttik. Ve bu, bu şekilde ilk defa bir sertifikasyon sistemini Türkiye'de getirmiş olacağız ve sürekli 1 000 kişiye eğitim verilecek. Bunları yatıracağız, yedireceğiz ve eğiteceğiz. Bu, ciddî bir başarıdır. Ayrıca, bunun ikinci iyi yanı da, işveren sendikası ile işçi sendikasının işçi eğitimiyle ilgili böyle bir konuda birlikte örnek bir uygulama yapmaları. Ben bunun detayına girmiyorum, bunu üyelerimize zaten duyurduk; temel atma merasiminden evvel de bununla ilgili bir dokümanları size arz edeceğiz.

Sayın Bakanım, sizin konuşmanızı bir an evvel dinlemek istiyoruz. Ama ben bundan evvel bugünkü yemeğimizin sahibi Erk İnşaat Ticaret ve Sanayii Anonim Şirketinin Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Profesör Doktor Vural Erbilgin. Şimdi kendileri hitap edeceklerdir ve kendilerine de çok teşekkür ediyorum biraz sonra yiyeceğimiz güzel yemek için.



Prof. Dr. VURAL ERBİLGİN (Erk İnşaat Ticaret ve Sanayi AŞ) – Sayın Bakanım, Sayın Başkan, sayın misafirler; bugünkü yemek için lütfettiniz, zahmet ettiniz, vakit ayırdınız ve buraya kadar teşrif ettiniz. Hepinize çok teşekkür ediyorum efendim.

Afiyet olsun.

TAKDİM – Şimdi, konuşmalarını yapmak üzere, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Sayın Murat Başesgioğlu’nu kürsüye davet ediyorum.

Arz ederim; buyurun efendim.



ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU – Evet, ben Değerli Başkan konuşurken bu arada yemeğimi yerim diye düşünüyordum; ama, konuşmalarının bu kadar uzun süreceğini tahmin etmemiştim!

İNTES'in değerli yöneticileri, inşaat sektörümüzün, iş dünyamızın değerli temsilcileri; hepinizi, sözlerimin başında şahsım ve Hükümetimiz adına saygıyla, sevgiyle selamlıyorum, afiyet olsun diyorum. Böyle bir nezih toplantıda sizlerle bulunmaktan dolayı memnun olduğumu, mutlu olduğumu ifade etmek istiyorum.

Evet, öncelikle genel manada birkaç konudaki görüşlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bunlardan birisi, yasa çalışmalarıdır; Sayın Başkanın da ifade ettiği gibi. Geçtiğimiz yasama yılında çalışma hayatımızı ilgilendiren çok önemli yasalar çıkarma imkânını bulduk. Bunlardan birisi de İş Yasasıdır. Yeni İş Yasamız, hem çalışanı koruyan hem de işsiz kalana, iş arayana o kanalları, o imkânları açan bir anlayış içerisinde hazırlanmıştır ve elbette ki dünyadaki çağdaş gelişmelere uygun, dünyadaki yeni çalışma biçimlerini, sözleşme türlerini kendi bünyesi içerisinde barındıran bir anlayışla çıkarılmış bir kanundur. Bu kanundan önemli beklentilerimiz var; özellikle istihdamın artırılması konusunda, işsizliğin azaltılması konusunda ve en önemlisi, işletmelerimizin rekabet edebilme imkânlarını geliştirme konusunda bu yasadan önemli beklentilerimiz var. Umarım, önümüzdeki dönemde bu olumlu beklentiyi, sektör olarak ve çalışma hayatı olarak hep birlikte karşılarız, hep birlikte kavuşuruz. Çünkü değerli katılımcılar, artık dünyadaki bu hızlı gelişmeler karşısında işletmelerimizin rekabet edebilmeleri için katı kurallar değil, ulusal ve uluslararası piyasalardaki gelişmelere anında tepki verebilecek mekanizmalara ve yasal zeminlere ihtiyaç var. Bu sebeple de, bu esnekliği içinde barındıran bir İş Kanununun, Türk çalışma hayatına kazandırılmasını son derece önemli buluyorum.

Bunun yanında, İşkur Kanunumuz da geçtiğimiz yasama yılında Parlamentomuzun desteğiyle geçti ve Sayın Cumhurbaşkanımızın onayıyla yürürlüğe girdi. Bu kanundan da önemli beklentilerimiz var. Yıllardır iş ve işe aracılık eden eski İşçi Bulma Kurumumuzu, önemli bir istihdam kurumu haline getirip, hem klasik hizmetlerinin devam etmesini hem de artık hepimizin ihtiyaç duyduğu nitelikli işgücüne ulaşma konusundaki fonksiyonunu yerine getirmesini sağlayacak mekanizmalarla donatılmış bulunmaktadır. Önümüzdeki dönemde uygulayacağımız aktif iş politikalarıyla ve meslekî gelişim kurslarıyla İşkur’da işgücümüzün nitelikli hale gelmesi konusunda önemli fonksiyonlar ifa edecektir.

Bunun dışında, Bağ-Kur Kanunumuz, Sosyal Sigortalar Kanunumuz ve Sosyal Güvenlik Kuruluşları Kanunumuzla birlikte 6 yasamız Parlamentodan geçti. Şu anda Sayın Başkanın da söylediği gibi, bunların tüzük ve yönetmelik çalışmalarını yapıyoruz. Sayısı bir hayli fazla bu tüzük ve yönetmeliklerimizin. Ama bu çalışmaları yaparken, mutlaka ve mutlaka sektörle, sivil toplumla bu yönetmeliklerin kurgulanmasını ve düzenlenmesini birlikte gerçekleştirmek istiyoruz. Çünkü, uygulamadaki sorunları hep birlikte karşılayacağız veyahut da göğüsleyeceğiz. Onun için de, olabildiğince katılımcı bir anlayışla bu tüzük ve yönetmelikleri değerlendirmek istiyoruz.

Evet, onun dışında sektörümüzü ilgilendiren birkaç konuyu da satırbaşlarıyla ifade etmek istiyorum. Bunlardan birisi, ihalelere iştirak edecek firmalarımız için Sosyal Sigortalar Kurumundan talep ettikleri “İlişiksiz Belgesi” dediğimiz, “Borcu Yoktur Belgesi” dediğimiz belgede bazı sorunlar yaşandı. Arkadaşlarımız şu anda bu konudaki, en azından zaman kaybını önlemek için büyük bir gayret içerisindeler. Şu andaki çalışmaları son aşamaya gelmiş durumdadır. Yani, bu ilişiksiz belgesi verilmesi konusundaki zaman israfını, zaman geçmesini, en asgariye indirecek bir formülasyona yaklaşmış bulunmakta arkadaşlarımız. İnşallah bundan sonra firmalarımız bu ilişiksiz belgesi alma konusunda, geçmişte olduğu gibi, büyük ölçüde sıkıntı yaşamayacaklardır.

İkincisi, yurt dışına götürdüğümüz işçi kardeşlerimizin sosyal güvenlik haklarıyla ilgili olan sigorta kısmıdır. Bundan önceki dönemde topluluk sigortası adı altında bu kardeşlerimizin sosyal güvenlik haklarını korumak ve muhafaza etmek söz konusuydu. Ama bunun bazı sıkıntıları, bazı zorlukları vardı. Yeni çıkarmış olduğumuz yasada, bu yurt dışındaki işçi kardeşlerimizin istedikleri takdirde isteğe bağlı sigortalı olarak sigortalılıklarını devam ettirme imkânı getirilmiştir. Ki, bu hem firmalarımızı hem de işçi kardeşlerimizi rahatlatan bir durumdur.

Diğer bir durum, asgari işçilik konusudur. Bu da, sektörümüzü yakından ilgilendiren ve çok tartışılan bir konudur. Sosyal Sigortalar Kurumunun yasasının uzun yıllardır olmayışı nedeniyle yasal bir boşluk da ortaya çıkmıştır. Ancak son yapmış olduğumuz yasal düzenlemede bunu da yeniden düzenledik. Burada da bu işçilik tespitlerinin çok zaman aldığını, dolayısıyla buna bağlı olarak işlemlerin çözülmediği, istihkakların, bir sürü hakedişlerin hep askıda kaldığı bir süreci yaşıyorduk. Burada da bu zaman gecikmesine karşı arkadaşlarımız önemli bir çalışma yaptılar. Şu anda 400 işkolunda asgari işçilik tespit oranı tespit edilmiş bulunmakta. Bunu daha yaygınlaştırıp, yeniden bu asgari işçilik tespiti için geçecek zamanı da en asgariye indirmeyi amaçlıyoruz.

Evet, yine Sayın Başkanın bahsettiği bu işgücünü nitelikli hale getirme projesi. Bizim de çok önemsediğimiz bir projedir. Bakanlık olarak bu projeye en ileri şekilde destek vermeyi arzu ediyoruz. İnşallah buranın inşasında ve eğitiminde bu konuda Bakanlık olarak bize düşecek görevleri de paylaşmak istiyoruz. Şunun için çok önemli: Malum, beşerî sermaye rekabet unsurları içerisinde en önemli sermaye. Diğer unsurları belki temin edebilirsiniz ama, beşerî sermaye rekabet açısından önemli bir avantaj. Çoğu yerde söyledim, burada da bir kez daha söyleyeceğim. Bugün Avrupa ülkeleri en çok nüfuslarının yaşlanmasından yakınmaktadırlar. Katıldığımız uluslararası toplantılarda gündemin 1 inci maddesi, Avrupa nüfusunun yaşlanmasıdır. Bu sebeple de işgücündeki çalışanlarını daha fazla süreyle çalışma hayatında tutmak için birtakım teşvikler, tedbirler almaktalar. Örneğin, emeklilik yaşını 65’ten 67’ye yükseltiyorlar. Çalışma sürelerini ve prim ödeme sürelerini uzatıyorlar. Uzun süreli çalışanlara çeşitli teşvik tedbirleri veriyorlar. Dolayısıyla bunların bütün gayesi, bu işgücü yaşlanmış olmasına rağmen, olabildiğince çalışma hayatında uzun süreli tutabilmek ve yabancı işgücüne olan ihtiyaçlarını olabildiğince ötelemektir. Ama biz de diyoruz ki: Doğayı fazla zorlamanın hiç gereği yok. Eğer Avrupa, tam istihdama ulaşmak istiyorsa, üst seviyede bir rekabetçi ekonomiye ulaşmak istiyorsa, bunu gerçekleştirmek için mutlaka genç ve dinamik bir işgücüne ihtiyacı var. Bu işgücünün de nerelerden, hangi bölgelerde bulunduğu malum. Yani, değerli katılımcılar, açıkça şunu ifade etmek istiyorum ki, bizim genç nüfusumuz Türkiye'nin en büyük avantajı. Bazıları bu nüfusumuzu ve nüfusumuzun fazlalığını ileri sürerek bizim Avrupa Birliğine girmemizin önündeki en büyük engel olarak görüyorlar. Oysa, bizim her şeyi bir tarafa bırakın, bu genç nüfusumuz bile bizim Avrupa Birliğine girmemiz için en büyük avantajdır, en büyük tercih sebebidir.

Ha, bunu şu anda hiç kimse açık açık telaffuz etmiyor. Ama dediğim gibi, işgücü konusunda bu ihtiyaç, önümüzdeki 10’lu yıllarda kaçınılmaz bir şekilde ortaya çıkacaktır. O halde bizim yapmamız gereken, şu andaki genç işgücümüzü nitelikli hale getirmek ve belli meslekî standartlara ulaştırmaktır. Bu bizim önümüzdeki en büyük hedeflerimizden birisidir. Bu sebeple, bu çerçeve içerisinde yapılabilecek her türlü faaliyeti, projeyi canı gönülden destekliyoruz.

Meslek Standartları Kanun Taslağımız şu anda Başbakanlıkta. O kanun taslağını bu yasama yılında Parlamentodan geçirmeyi amaçlıyoruz. Bu, biliyorum ki sektör için de önemli bir referans olacaktır. Özellikle yurt içinde ve yurt dışındaki işlerimizde belli standarttaki işçi kardeşlerimizin bu standartlarını belgelemeleri, son derece önemlidir.

Evet, hülasa, Bakanlık olarak ve Hükümet olarak sektörün önündeki engelleri kaldırmak, sektörün gelişmesine yardımcı olmak ve sektörün uluslararası pazarlarda daha iyi rekabet edebilmesi için biz Bakanlık olarak bu arz ettiğim çerçeve içerisinde sizlerle her türlü bilgiyi paylaşmaktan, size her türlü yardımı yapmaktan mutlu olacağımızı ifade etmek istiyorum. Çünkü, Türk inşaat sektörü, başarısını tescillemiş, hiç onu açık etmeye, malumu ilan etmeye gerek olmayan bir sektör; yurt içinde yurt dışında yapmış olduğunuz başarılı eserler, başarılı çalışmalar yerli yabancı herkes tarafından takdir edilmektedir. Ama hepimizin arzusu şudur ki, bu başarılarımız katlayacak şekilde devam etsin, yeni gelişen pazarlarda Türk müteahhidi, Türk inşaat sektörü hak ettiği yeri en iyi şekilde alabilsin. Bu manada, biz Bakanlık olarak size yardımcı olmak, sizin yolunuzu açmak için elimizden gelen gayreti göstereceğiz.

Belki bugün Katma Değer’den dolayı biraz durgunuz; inşallah onlar da masaya yatırılır ve gerçeği neyse o çerçeve içerisinde değerlendirilir. Hepinize başarılar diliyorum; çalışmalarınızda hem ülkemize hem kendi firmalarınıza yararlı olmasını diliyor, hepinize afiyet olsun diyor, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Sayın Murat Başesgioğlu’na, bizi yalnız bırakmadığı ve yaptığı konuşmadan dolayı teşekkürlerimizi sunuyorum.

Bu arada, ilişiksiz belgesiyle ilgili bir noktayı da hatırlatmak istiyorum. Bildiğiniz gibi, her işte bu ilişiksiz belgesi alınıyordu. Ama en azından bu geçici süreç içerisinde -yani iyileştirme sürecinden bahsediyorum- daha evvel Sayın Bakanımıza bunu arz etmiştik, şu anda üç aylık alabiliyoruz. Yani, üç ay içerisindeki ihalelere, isterseniz 50 tane ihaleye girin, üç aylık alabiliyorsunuz. En azından bu geçiş devresinde bu ciddî bir rahatlık sağlamıştır. Bu da kendileri döneminde yapıldığı için tekrar teşekkürlerimizi sunuyorum.

Sayın Bakanım, siz yemek yerken ben bir iki şey söyleyeyim: İnşaat sektörü gerçekten –siz de vurguladınız- Türkiye'nin lokomotif bir sektörü. Ancak, nedense bu son zamanlarda inşaat sektörü ve müteahhitlerle ilgili olumsuz birtakım haberler yazılıyor veya bu Hükümetimizde acaba –siz içindesiniz, bunu çok yakınen bilmeniz gerekir, mutlaka da biliyorsunuzdur- müteahhitler aleyhine... Yani, bizim toplumun kesiti... Her sektörde, Meclise bakın, tıp alanına bakın, mühendisliğe bakın, müteahhitliğe bakın, yani her yerde mutlaka çürük de olacak, sağlam da olacak. Elbette bizim sektörde de bu vardır. Yani, bizim insanımız aynı insan neticede. Müteahhitler farklı bölgeden yetişen insan değil. Ama, herkese hırsız gözüyle bakılıyor gibi bir intiba var. Bu, son derece yanlış. İleride bu sektöre vurulacak en büyük, hatta Türkiye kendine vuracağı bir darbe. Siz biraz evvel –tabiî teşekkür ediyoruz- bunun tersini söylediniz, inşaat sektörünün ne kadar önemli olduğunu, yurt içinde ve yurt dışında neler yaptığını söylediniz. Elbette herkes para kazanmayı ister, para kazanmak için çalışıyor. Düşünün, dağda, bayırda, yolu olmayan yerde ilk giren hep inşaatçılardır. İnşaatçılar yaptıktan sonra üretimciler girer; bunu bir fabrika veya bir üretim tesisi olarak ele alın. Bunun meşakkatini önce hep müteahhitler çekmektedir. Ama, her zaman müteahhitlik kesiminde, ki bu son zamanlarda daha dün de bir toplantıda bir Sayın Bakanımız tarafından da bu şekilde dile geldi. Müteahhitlere hırsız gözüyle bakılmasının son derece yanlış olduğunu siz de biliyorsunuz, biz de bunu tekrar dile getiriyoruz. Yani, bu konuda acaba böyle bir temayül var mı Hükümetimizde? Bunu da lütfen sizden öğrenmek istiyorum.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU – Evet, böyle bir temayül olması hiç mümkün değil. Yani, onun ne aklî ne vicdanî hiçbir tarafı olmaz. Biz Hükümet olarak da benim kürsüde ifade etmeye çalıştığım gibi, yani sektörün zorluklarını aşma konusunda sektöre yardımcı olmak için bir gayret, bir arayış içerisinde. Onun dışında, kesinlikle yani ne müteahhitlerimize ne de başka bir gruba bu şekilde bir yaklaşım kesinlikle mümkün değil. Hiç kimsenin de bu hakkı olan bir şey değil. Onu ben hem şahsım adına hem de Hükümet adına mümkün değil diye düşünüyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim; bunu sizin ağzınızdan duymak için özellikle söylemiştim. Bunların münferit olduğunu da biz tahmin ediyoruz zaten ve Hükümetin de buna çok önem verdiğini biliyorum. Ama buna rağmen böyle münferiden bazı laflar da var. Bunu ben sırf teyit etmek ve sizden bu bilgiyi almak için söylemiştim.

Teşekkür ederim efendim.

Evet, şimdi toplantımızın soru-cevap kısmına geçiyoruz.

Soru sormak isteyenler işaret buyursunlar...

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU – Bir arkadaşımız, SSK ve Bağ-Kur’daki borç yapılandırmamızla ilgili bilgiler arz ediyor.

Malum, çeşitli vesilelerle ifade edildiği gibi, Bağ-Kur ve SSK’nın toplam alacağı 14 civarında Bağ-Kur, 4,2 de SSK olmak üzere, 18 katrilyon civarında bir alacağı söz konusu. SSK için bir şey demiyorum da, Bağ-Kur’un bu miktardaki alacağını tabiî gözden geçirmek lazım. Bunların bir kısmı belki fiktif diyebileceğimiz kâğıt üzerindeki alacaklar. Bir tarihte Bağ-Kur’a üye olmuş, ama ondan sonra sistemle hiç alakası kalmamış, o ayrı bir konu. Evet, netice itibariyle bizim borç yapılandırma programından 800 bini aşkın mükellefimiz borç yapılandırma programına başvurdu. Yaklaşık da bunların borç yapılanma taahhüdü 4,7 katrilyon civarında bir rakam. Tabiî, tahsilatın hangi düzeyde seyredeceği önümüzdeki dönemde belli olacak.

Burada zaman darlığı nedeniyle bahsetmedim, sigorta primleri ve primlerin işgücü maliyetlerine oranının çok tartışıldığını da biliyorum. O konuda da çalışmalar var; ama, bir taraftan da kurumların içinde bulunduğu ekonomik durum var. İkisini bir denge içerisinde sağlayıp, özellikle SSK primlerinin ve Gelir Vergisinin işgücü maliyetine olan oranlarının azaltılması, tabiî işletmelerimizi daha rahat bir yapıya kavuşturacak. Bu sebeple geçmişte 4325 sayılı Kanunun uygulamasını yeniden ihya etmeyi düşünüyoruz. Millî geliri 1 500 doların altında olan illerde bu uygulama tekrar başlatılacak.

Onun dışında, ilave istihdamı teşvik edecek yine bir çalışmamız söz konusu. Tabiî, bütün bu maliyetlerin birlikte masaya yatırılıp, yani sigorta primleri, Gelir Vergisi, enerji ve diğer maliyet unsurlarını hep birlikte mütalaa edip, hangi kesim, hangi sektör ne kadar gelirinden vazgeçebilecekse, bunun toplamını alıp işletmelerimizi o şekilde rahatlatmak lazım. Mesela, geçen gün bir haber okudum, Halk Bankası ilave istihdam için kredi faizlerinde 1 puan düşüreceğim dedi. Bu, bilmiyorum sizce de algılandığını zannetmiyorum. Yani böyle parça parça, bölük pörçük tedbirlerin istihdamı artırma konusunda fazla etkisi olacağı kanaatinde değilim. Yani, bunların mutlaka bir bütünlük içerisinde yapılmasında fayda var.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakanım.

Buyurun Sayın ...

BİR KATILIMCI – Önce hepinize afiyet olsun diyorum, bunu düzenleyenlere de teşekkürlerimi sunuyorum.

Yurt dışında müteahhitlik hizmeti yapan bir firmamız var. Bundan dolayı da topluluk sigortasından borcumuz bulunmaktadır. Bu ödeme kolaylığı kapsamında çıkan yasadan dolayı, bu borcun ödeme kolaylığı kapsamına alınıp alınmadığı konusunda bir tereddüt vardı. Sigorta primi sayılıyor mu sayılmıyor mu diye bir muallakta beklemektedir. Bu kapsamda değerlendirilecek mi, yoksa ayrıyeten bir şey mi çıkacak ona? Değerlendirilmeyecekse, neden değerlendirilmediğini de anlayamadık; çünkü, bu da Sigorta Kanununa göre, yine aynı sigorta priminde işte emekliliğe esas olmak üzere ... bir primden oluşmaktadır. Ayrılmasının anlamını da anlayamadık veya ayrı bir düzenleme mi gerekecektir? Bu konuda bir bilgi istiyorum.

Teşekkür ediyorum.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU – Evet, şu anda topluluk sigortasıyla ilgili dediğiniz gibi bir muallaklık söz konusu, yani açık olmayan bir durum var. Avukat arkadaşların da bu şekilde bir talepleri oldu. Yasanın yorumundan, bu topluluk sigortasının bu borç yapılandırma programı içerisine dahil olmadığı konusunda bir yorum söz konusu şu anda. Ancak arkadaşlarımız bu noktada çalışıyorlar; ama, bugün geldikleri nokta itibariyle çıkardığımız kanundan topluluk sigortasına tabi mükelleflerin yararlanma imkânının olmadığı noktasında şu andaki görüş. Ha, bunu ileride yeni bir yasayla tekrar yararlanma imkânına gider miyiz veyahut da bu yorumu biraz daha derinleştirir miyiz önümüzdeki günlerde belli olacak. Şu anda net bir durum yok bu konuda.

Evet, “Taksitlendirilmiş SSK borcu olan şirketler, başka borcu yok ise ilişiksiz belgesi alabiliyor mu?” diye sorulmuş. Bu biraz teknik bir soru.

Sait Bey, alabiliyorlar mı? Hacizler konusunda kolaylık var da, bu taksit konusunda sağlam bilgi almamız lazım.

SAİT . . . – Sayın Bakanım, bu konuda borçlarını taksitlendirdiklerini belirten bir yazı veriyoruz. Bu da ihaleye girmelerine mani değil efendim.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU – Yani, ilişiksiz belgesi yerine geçiyor?

SAİT . . . – İlişiksiz belgesi değil de efendim, ihaleye girebiliyorlar, ancak biz “borçları ödenmiş değil de, sadece borçları takside bağlanmıştır” diye yazı yazıyoruz.

BAŞKAN – Onu idarelerin kabul edeceğinden emin değilim. Çünkü, idare “ilişiksizlik belgesi” diyor. Taksitlendirme belgesi farklı.

O işin uzmanı aramızda... İzin verir misiniz Sayın Bakanım...

SAİT . . . – Sayın Bakanım, ihalelere girmelerine bir mani yok. Kamu İhale Kurumu bunu kabul ediyor. Şu ana kadarki uygulamalar bu şekilde.

MUHSİN ALTUN – Daha önce bu Kamu İhale Kanunu değişiklik çalışmalarında bulunmuştum. Oradan hatırladığım kadarıyla söyleyeyim: SSK prim borçlarını ve vergi borçlarını taksitlendirmiş ise, kanunun tanıdığı haklardan yararlanarak, bu taksitlendirdiğini gösteren belgeler de idareler tarafından vergi borcu ve prim borcu olmadığına dair belge şeklinde kabul edilmek zorunda. Uygulama yönetmeliklerinde de bu yönde...

BAŞKAN – Evet, demek ki taksitlendirme belgesi olunca, ilişiksizlik belgesi yerine geçtiği de bu şekilde ortaya çıkmış oldu.

Sayın Kızılot, buyurun, son soruyu size veriyorum.

Prof. Dr. ŞÜKRÜ KIZILOT – Sayın Bakan, ben kayıtdışı istihdamla ilgili sormak istiyorum. Türkiye'de, bildiğiniz gibi, yaklaşık 5 milyon civarında kayıtdışı istihdam edilen işçi var ve bu Türkiye ekonomisinin de, Sosyal Sigortalar Kurumunun da en önemli sorunlarının başında geliyor.

Diğer taraftan, bakıyoruz, asgari ücret şu anda brüt 306 milyon lira, eline 226 milyon lira geçiyor. Eline geçen net tutarın yüzde 89’u ila 95’i oranında da toplam kesinti var. Bu kesinti, işçiden ve işverenden yapılan kesintiler oluyor. Her ne kadar kâğıt üzerinde işçiden sigorta primi, işsizlik sigortası yardımı, Gelir Vergisi kesintisi gibi kesintilerin yapıldığı gözüküyorsa da -buradakilerin çoğu işveren- bunu artık herkes biliyor ki işçi eline geçen net ücret üzerinden anlaşıyor ve bunu işveren ödüyor. Dolayısıyla işveren, yüzde 90 civarındaki bir prim ve vergi yükünden dolayı, yüksek orandan dolayı kayıtdışı olayına daha da yatkın gözüküyor. Çünkü, yıllardır tartışılıyor, asgari ücret 306 milyon lira, ama SSK primine esas kazancın alt sınırı 458 milyon lira. Şimdi, asgari ücretin yeniden belirlenmesi söz konusu ve buna bağlı olarak da SSK primine esas kazancın alt sınırında yükselmesi ve makasın biraz daha aşılması söz konusu. Bu da, kayıtdışını daha da artırabilecek unsurlardan birisi.

Yabancı ülkelerle ilgili yaptığımız araştırmalarda, ki bu Forbıs Global Dergisinde yayımlandı, hemen hemen hepsinde vergi oranlarının ve SSK oranlarının düşürüldüğünü, buna karşılık gelirlerde bir artış olduğunu görüyoruz. Ülkemizde yıllardır gelir artırmak için oran artırmanın geçerli olduğu düşüncesi var. Oysa, çoğunluğun düşüncesi, oranları düşürüp kayıtdışılığı engellemek, tabana yaymak olayı. Sizin bu konudaki düşünceleriniz ne, onu arz edecektim.

Teşekkür ederim.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU – Evet, ben teşekkür ederim; gerçekten çok önemli bir noktaya temas ettiniz.

Kayıtdışılık konusundaki rakamlar, maalesef ürkütücü boyutta. Bu da tabiî, hem Maliyeyi hem de SSK’yı belli bir gelirden yoksun tutuyor. Şu ana kadarki yapılan çalışmalar da göstermiş ki, cebri unsurlarla, cebri tedbirlerle kayıtdışını önleme konusunda pek başarılı olamamışız. Mutlaka burada teşvik edici, cezbedici tedbirlere ihtiyaç var. Bu konuda tedbir alınması gerekiyor. Bunun da yolu, sizin de ifade ettiğiniz gibi, SSK primlerinin ve Gelir Vergisi oranlarının makul seviyelere indirilmesidir, çekilmesidir.

Buradaki zorluğumuz şu açıkçası, demin de bir nebze ifade etmeye çalıştım, Sosyal Sigortalar Kurumu, işte aktüeryal dengesi, malî yapısındaki bozukluk nedeniyle çok hassas bir durumda. Örneğin, Sosyal Sigortalarda işveren hissesindeki 1 puanlık düşüşün Kurumda yarattığı gelir kaybı yılda yaklaşık 406 trilyon lira civarında. Ki, bu işletmelerimizde çalıştırdıkları her işçi başına da 3 200 000 lira gibi çok cüzi bir indirim öngörüyor. Yani, 1 puanlık düşüşün Kurumda yarattığı gelir kaybındaki büyüklüğün karşılığında sigortalıdaki düşüş az. Yani, diyelim en az bir 5 puanlık iniş olacak ki, belki işletmelerimizin üzerindeki bu yükü hafifletebilsin. Benim burada temas etmek istediğim, sadece Sosyal Sigortalar Kurumunda prim oranlarındaki bir düşüş kafi değil. Bunun yanına Gelir Vergisi, bunun yanına enerji, bunun yanına diğer maliyet unsurlarını katarak bu işletmelerimiz üzerindeki istihdam vergilerini veyahut da diğer işgücüne etki eden maliyetleri indirmemiz gerekiyor. Bu anlayıştan uzak mıyız? Değiliz. Yani, tamamen katılıyorum, olması gereken budur Türkiye'de. Bunu yaptığımız zaman, nasıl bir tabloyla karşılaşacağız; onun da bir garantisi yok. Yani, bu indirimleri yaptığımız zaman, benim aktif sigortalı sayımda birdenbire 1 milyon kişi artacak mı artmayacak mı? Yoksa, sektör veyahut da çalışma hayatı yine eski stabilize halini devam ettirecek mi? Örneğin, büyüme oranlarımız iki yıldır Allah’a şükür iyi çıkıyor. Geçen yıl 7,3 çıktı, bu yıl ilk çeyreğinde yine büyük çıktı. Ama bu büyüme oranlarına rağmen, işsizlikte bir azalmamız yok. Yani, rakamlar yine aynı seviyede gidiyor. Bunun da tabiî çeşitli nedenleri var. Bunu düşünüyoruz, planlamasını yapıyoruz; ama, hangi oranda, ne olur... Tabiî, buna işsizlik sigortasını da dahil ederek konuşmak lazım. Bu 4325 sayılı Yasanın uygulanması buna ne derece bir yol gösterir? Önümüzdeki günlerde bunu daha net bir şekilde görme imkânına kavuşacağız.

Asgari ücretle ilgili komisyonu toplantıya çağırdık, 4 Kasımda ilk toplantısını komisyonumuz yapacak. Komisyonun teşekkülü, biliyorsunuz bütün kurumlardan, işçi, işveren temsilcilerimizden oluşuyor. Orada da alt tavanla, alt sınırla asgari ücret arasında da bir fark olduğu malum. Tabiî, onu gidermek de zor. Yani, asgari ücreti asgari kazanca eşitleseniz, 400 küsur milyon lira yapıyor. Alt kazancı asgari ücrete indirirseniz, 306 milyona indirirseniz bu sefer Kurumun dengelerinde büyük bir açık söz konusu olacak. Dolayısıyla bu aradaki makası kısa zamanda kapatmak biraz pek mümkün gözükmüyor, gerçekçi olursak. Yani, asgari ücreti o miktarda artırmak mümkün olmadığına göre, öbürünü de o derece aşağıya indirmek mümkün olmadığı için belki buna başka bir formül üretmek zorundayız.

Tabiî, kayıtdışılık tüm ekonominin sorunu. Bütün kurumlar bu konuda tedbir ve müeyyide geliştirmek durumundalar. Ki, 2004 yılı bu konuda Hükümet olarak hassas olacağımız bir nokta olacak diye düşünüyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakanım.

Sayın Kızılot’un sorusu gerçekten çok önemli; soru için size gerçekten teşekkür ederim.

Efendim, son bir iki dakikanızı daha alacağım. Her mevzuatta önce devletle iş yapan -mesela bizler, yoğunlukla ve çoğunlukla devlete iş yapıyoruz- sürekli devlete direkt iş yapanların yakasına yapışılıyor. Bu, vergi mevzuatında, sigorta mevzuatında... Ama bu çok büyük bir haksızlık. Yani, ben 300 lira veriyorum ama, “Yok, bunun sigortası 400 lira olacak” Bu, tabiî sizden evvel gelen bir uygulama. Siz de bunu kucağınızda buldunuz tabiî, bunu biliyoruz. Ama hakikaten yanlış. Bu yanlışlar, göz göre göre olan yanlışlar, neticede insanları biraz da isyankârlığa filan sevk ediyor Sayın Bakanım. Çünkü, adaletsizlik, bir taraftan vergi, bir taraftan SSK, bir taraftan diğer uygulamalar... Yani, buna bir yerde dur demek lazım. Evet, bütçe açığını kapatmak için sürekli aynı insanların yaka... Yapışacak yaka da kalmadı, yani hep aynı insanlara yapışılıyor. İnanın bu böyle giderse, bırakın yakayı, zaten alacağınız insan da kalmayacak. Bunu siz de farklı düşünmediğinizi biliyorum ama, lütfen bunu Hükümette bizim, en azından temsilcimiz olarak kabul edin lütfen, bu konuda lütfen savunmayı sizler yapın. Yani, iş Maliyeye kaldığı zaman, Maliye tabiî kayıtsızlığın üzerine gidemiyor, gidemediği için hep bizim taraftan gidiyor. Bu da, ileride, bana göre –bunu üzülerek söylüyorum- çok büyük bir sosyal bozukluğa sebebiyet verebilir diye korkuyorum.

Teşekkür ederim Sayın Bakanım.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU – Tabii, kayıtdışılık hep birlikte mücadele etmemiz gereken bir husus. Bu, devletin gelir kaybının yanı sıra, işletmelerimiz arasında haksız rekabete de yol açan, adil olmayan bir durum. Tabiî, bazı yasal düzenlemeler bunun için önemli. Örneğin, İş Kanunu, kayıtdışılığı önleme konusunda önemli bir fonksiyon ifa edecek, öyle düşünüyorum. Maliye Bakanlığımızın çıkarmış olduğu yeni yasalar, yeni düzenlemeler, keza kayıtdışılığı önleme konusunda önemli görevler ifa edecek. Mutlaka hem Gelir Vergisini hem SSK tabanını yaygınlaştırmak zorunda Türkiye.



BAŞKAN – Sayın Bakanımıza, bugünün anısına olması amacıyla bir plaket takdim etmek istiyorum...

----------o----------

Dostları ilə paylaş:


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə